normal sözlük yazarlarının karalama defteri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
başlık "makedonyalı" tarafından 08.11.2020 16:43 tarihinde açılmıştır.
4021.
üniversite son sınıftaydım. benden 2 yaş küçük olan kız kardeşimin doğum günü yemeği vardı 15-20 kişilik homojen bir ortamdı. kız kardeşimle iyi bir bağımız vardır. arkadaşlarını hatta sıkıntılarını her şeyini de bilirim. onun çevresinden bir erkek ve o erkeğin sevgilisi de yemekteydi. kızı gördüm ama nasıl bir güzellik. ben ortalama bir tipe sahibim . kardeşimin arkadaşı olan erkek oldukça yakışıklı ve karizmatik de bir çocuktu. öncesinden zaten tanıdığım bir şanslı piçti. düzgün de karakterlidir. neyse kız da tam karşıma denk geldi. bakmaya kıyamazsın yani öyle bir güzellik. mavi göz altın sarısı saç tam boşnak güzeli dediklerimizden. gece güxzeldi. eğlendik, güzel bir buluşma oldu.
asmalı mescit' te faces diye bir bar vardı. sahibi büyük ağabeyimin iyi arkadaşıydı. pandemide kapandı daha da açılmadı zaten. biz yakın bir kaç arkadaş haftada 4-5 gün faces' a gidip genelde sigara içinler için sokağa koydukları yüksek bar masalarının etrafında elde içki takılıp hem sigara içip hem de içeriden gelen müzikle havamızı bulurduk. kardeşimin doğum günü yemeğinden 5 ay sonra civarı hafta sonu faces ' da iken içeriden yanında kız arkadaşı ile işte o boşnak güzeli kız çıktı. şimdi ben o çocukla ayrıldığını duymuştum da , yani kalkıp kızın peşine düşecek halimiz yok bir samimiyet var yani eski erkek arkadaşı ile. tanıdı beni selamlaştık yüksek masaya yanımıza geldiler sohbet etmeye başladık sigarası bitti, içeri dönmüyor. asjkhkjh. bilirsiniz biz erkekler buluttan nem kaparız. oh dedim muhabbet sardı kızı , ulan acaba mı? hay şom ağzıma, bir tip çıktı içeriden. çocuk direkt yanımıza geldi. tanıştırayım dedi herif şak diye attı elini omuzuna tabii. dedim ki olm bu kızın boşta kalması cumhurbaşkanı' ndan randevu almandan daha uzak ihtimal zaten. sorun özgüvenimde değil de, kız çok güzel sürekli tam saha pres altındadır erkeklerden yani.
içeri döndüler. yaklaşık 45 dakika sonra kız içeriden bir hışımla çıktı bir sağa gitti bir sola ama inanılmaz çökük bir yüzle. o sırada çocuk ta çıktı peşine 3-4 kişi daha ki sanırım geldikleri arkadaş grubundaki herkes çıkmaya başladı. tartışıyorlardı , belli oldu ki çocuk içeride başka bir kıza bakma işini abartmış ve boşnak güzeli bu durumun üzerine gidince olay büyümüş. beddua tanrıları benden yanaydı galiba. yaşasın kötülük. pera yönündeki meyhanelere doğru hep beraber gittiler kız en önde çocuk yanında etme eyleme modunda , peşlerinde de diğerleri.
3 hafta sonra yine aynı mekan ve ben aynı konumumda iken 2 kız fark ettim sokağın başından bizim yöne yaklaşan. aha, baya baya boşnak güzeli geliyor. önceki karşılaşmamızda demiştim ben hep buralarda olurum mekan tanıdık yer. yaklaştı. ooo selam felan. tahmin ettiğim gibi buradasın. biz de arkadaşımla balıkçıdaydık, bir bakalım faces da tanıdık bir ''face'' vardır belki diye esprisini de yaptı.
hahaha 1.5 ay sürdü ilişkimiz, zaten tanıştığımızda son sınıfta idi peşine okulunu da bitirmişti , babasının işi dolayısı ile ingiltere 'ye gitti. bir süre görüştük yazıştık sonra kesildi irtibatımız.
çok sevdiği şarkıyı da bırakmayı çekti canım şimdi ha. arabaya binerdik hemen açar başlardı söylemeye. iyi de bir kızdı ya. mutludur umarım.
taylor swift / blank space
asmalı mescit' te faces diye bir bar vardı. sahibi büyük ağabeyimin iyi arkadaşıydı. pandemide kapandı daha da açılmadı zaten. biz yakın bir kaç arkadaş haftada 4-5 gün faces' a gidip genelde sigara içinler için sokağa koydukları yüksek bar masalarının etrafında elde içki takılıp hem sigara içip hem de içeriden gelen müzikle havamızı bulurduk. kardeşimin doğum günü yemeğinden 5 ay sonra civarı hafta sonu faces ' da iken içeriden yanında kız arkadaşı ile işte o boşnak güzeli kız çıktı. şimdi ben o çocukla ayrıldığını duymuştum da , yani kalkıp kızın peşine düşecek halimiz yok bir samimiyet var yani eski erkek arkadaşı ile. tanıdı beni selamlaştık yüksek masaya yanımıza geldiler sohbet etmeye başladık sigarası bitti, içeri dönmüyor. asjkhkjh. bilirsiniz biz erkekler buluttan nem kaparız. oh dedim muhabbet sardı kızı , ulan acaba mı? hay şom ağzıma, bir tip çıktı içeriden. çocuk direkt yanımıza geldi. tanıştırayım dedi herif şak diye attı elini omuzuna tabii. dedim ki olm bu kızın boşta kalması cumhurbaşkanı' ndan randevu almandan daha uzak ihtimal zaten. sorun özgüvenimde değil de, kız çok güzel sürekli tam saha pres altındadır erkeklerden yani.
içeri döndüler. yaklaşık 45 dakika sonra kız içeriden bir hışımla çıktı bir sağa gitti bir sola ama inanılmaz çökük bir yüzle. o sırada çocuk ta çıktı peşine 3-4 kişi daha ki sanırım geldikleri arkadaş grubundaki herkes çıkmaya başladı. tartışıyorlardı , belli oldu ki çocuk içeride başka bir kıza bakma işini abartmış ve boşnak güzeli bu durumun üzerine gidince olay büyümüş. beddua tanrıları benden yanaydı galiba. yaşasın kötülük. pera yönündeki meyhanelere doğru hep beraber gittiler kız en önde çocuk yanında etme eyleme modunda , peşlerinde de diğerleri.
3 hafta sonra yine aynı mekan ve ben aynı konumumda iken 2 kız fark ettim sokağın başından bizim yöne yaklaşan. aha, baya baya boşnak güzeli geliyor. önceki karşılaşmamızda demiştim ben hep buralarda olurum mekan tanıdık yer. yaklaştı. ooo selam felan. tahmin ettiğim gibi buradasın. biz de arkadaşımla balıkçıdaydık, bir bakalım faces da tanıdık bir ''face'' vardır belki diye esprisini de yaptı.
hahaha 1.5 ay sürdü ilişkimiz, zaten tanıştığımızda son sınıfta idi peşine okulunu da bitirmişti , babasının işi dolayısı ile ingiltere 'ye gitti. bir süre görüştük yazıştık sonra kesildi irtibatımız.
çok sevdiği şarkıyı da bırakmayı çekti canım şimdi ha. arabaya binerdik hemen açar başlardı söylemeye. iyi de bir kızdı ya. mutludur umarım.
taylor swift / blank space
devamını gör...
4022.
nasıl anlatmalıyım bilmiyorum. anlatırken gözümün önünde sadece anılar canlanıyor, kelimeler eksik kalıyor. niye hayatlarımızda belirli bir insanın bu kadar önemi var mesela? 'sen gidersen ben kötü olurum' gibi söylenimlerin karşı tarafta nasıl bir etki bıraktığını biliyor musunuz? ne hissettiriyor, biliyor musunuz? bağlılık ne demek size göre? 'ömrümü seninle geçirmek istiyorum' demek ve karşıdan hemen cevap beklemek kadar deli bir şey yok bana göre. daha ben o kelimelerin şokundayken... o kadar çok gözümü korkutuyor ki bu durum. o kadar zıt düşüyorum ki kendimle. aklıma yatmıyorsa ilk başta benden zor 'evet' gelir.
bazen öyle şeyler yaşıyorum ki, boğuluyorum gibi hissediyorum. insanların bana bu kadar bağımlı olmasına ve kopmak istememesine dayanamıyorum. zor geliyor. evet, herkesin bir kopamadığı vardır ama niye ben? evindeymişim gibi hissettirdiğim için mi?
bazen öyle şeyler yaşıyorum ki, boğuluyorum gibi hissediyorum. insanların bana bu kadar bağımlı olmasına ve kopmak istememesine dayanamıyorum. zor geliyor. evet, herkesin bir kopamadığı vardır ama niye ben? evindeymişim gibi hissettirdiğim için mi?
devamını gör...
4023.
bu yaşıma kadar neden ertelemişim hayatı? neden kendimi bir kabuğa kapatıp ben böyle mutluyum yalanını oynamışım? neden kendimi hep baskılamışım? neden iyi olduğum şeylerde bile ben bilmiyorum onu ya diyerek kenara çekilmişim? neden bu boktan hayatı bu zamana kadar kendime zindan etmişim? neden bu kadar aptalağım acaba?
son iki haftadır kafamda dönüp duran sorular bunlar.
son iki haftadır kafamda dönüp duran sorular bunlar.
devamını gör...
4024.
silahının farkındayım, vursun şimdi vurabilirse.
devamını gör...
4025.
hayat en masum insanları bile p#ç yapmış vay be.
devamını gör...
4026.
oley
bugün ben doğmuşum
bugün ben doğmuşum
devamını gör...
4027.
ne bi ortama yetebildim ne bi sevgide kalabildim ne iş buldum ne kendimi hayatımın merkezine koydum ne bir şeyleri yoluna soktum hiçbir bk beceremedim aksine kendimi tekeri patlak araba gibi yokuş aşağı iteliyorum bu arada doktor olanınız var mı birkaç şey sormak istiyorum.
bir de antakyamı memleketimi eski neşemi çok özledim.
dün böyle yazmıştım ama bugün artık böyle düşünmemem gerektiğine karar verdim. guten nacht
bir de antakyamı memleketimi eski neşemi çok özledim.
dün böyle yazmıştım ama bugün artık böyle düşünmemem gerektiğine karar verdim. guten nacht
devamını gör...
4028.
serviste bir kıza yer tutması için ceketimi verdim akşam aradı ceketlerimiz karışmış diye. yoo doğru desem de şimdi fark ettim ki harbiden karışmış a..koyim. sabah bakalım ne diyecek ehehehe.
devamını gör...
4029.
günaydın sözlük.
arada sırada aklıma geliyor….
arada sırada aklıma geliyor….
devamını gör...
4030.
güneş de bugün ne kadar tembel! oldukça da utangaç. yahu hem henüz balkona düşmedi, hem de bulutların arkasına saklanıp duruyor. hey gidi güneşim... sen böyle miydin? sabah kalkardım da eşiği çıkmadan karşılardın beni. mısır koçanı üzerinde misali dizilmişiz sokaklara. yollara güneş vurana değin öğlen oluyor.
devamını gör...
4031.
kışlık kıyafetlerimi ararken eskiden tuttuğum günlüğü buldum kahve yaptım kendime içerken geçmişe bir göz gezdirdim. burada takılı kaldım.
kendimi 45'lik plak gibi hissediyorum.
fonda erol evgin'den “işte öyle bir şey” çalıyor. sonra gözüm çıkış tarihine takılıyor '1976' ve dönüveriyor ekrandaki yansımaya gözlerim.
“hey gidi, dile kolay 45 yılı geride bıraktın.” diyor içimdeki ses ve ekliyor derin bir nefes alarak
“işte.. bir yaş daha aldın.”
yaş almanın asla ihtiyarlık olmadığını daha net öğretmişti 40'lı yaşlarım bana. “hadi sallan” diye bağırdı içimdeki çocuk boş salıncak gördüğünde.
kimi zaman aklımı gönlümün değerleriyle yönettim, çoğu zaman gönlüm aklımın kontrolünde kaldı. o yüzdendir ki genelde akıl alan değil de, akıl danışılan oldum. kelin merhemi misali bir kendime veremedim o aklı. verdiğim reçete hep yaşanmışlıklarımdı. bilmediğin yarayı nasıl iyileştirmeye çalışabilirsin ki?
olana sevindim, olmayana kahretmektense.
sevdim, sevildim.
sevmedim, sevilmedim.
aşk oldum, aşık oldum.
hak edenlerle yoldaş oldum.
deli dolu bir evlat ve kardeş, 2 muhteşem yüreğe baba oldum.
kendimce doğrularım oldu.
düştüm, kalktım.
yanlışlarım da oldu, yalnızlıklarım da.
“asla yapmam” dediğim şeyleri yapmışlıklarım da oldu.
kalbimden ve kendimden emin olduğum için pek de umursamadım başkalarının düşüncesini.
gerçeklerim oldu, hayallerim de ve o hayaller içinde kayboluşlarım hatta yok oluşluklarım oldu.
2. şans verdiklerimin 3. şansı isteyecek kadar yüzsüzleştiği oldu.
duvarlar ördüm etrafıma ve içeri aldığım her kişi için anahtarı olmayan ayrı kapı yaptım. dışarı çıkmak isteyenlere kapattım kapısını sessizce ve açmamacasına.
elalem ne der diye düşünmedim hiç
kimisine kılıçtan keskin oldu dilim, kimisine baldan tatlı.
kimisine yıldırım oldu bakışlarım, kimisine bahar yağmuru.
tek damla gözyaşı dökmeden gözlerimin yaşardığı da, sesimi duymadan attığım kahkahalarımda.
sessiz çığlığımın arkasında saklıydı fırtına sonrası açan güneşim.
umutlarımla kardeşti umutsuzluklarım.
can kattıklarım oldu canlarını sıktıklarım kadar.
ne düğünüme, ne cenazeme insan biriktirme derdinde olmadım hiç.
can dediklerim olmalıydı yanımda iyi günümde de, kötü günümde de.
işte öyle bir şey fonda hala dönerken, boynumun eğrisiyle, yoğurdumun ekşisiyle hoş geldin 45. yaşım.
kendimi 45'lik plak gibi hissediyorum.
fonda erol evgin'den “işte öyle bir şey” çalıyor. sonra gözüm çıkış tarihine takılıyor '1976' ve dönüveriyor ekrandaki yansımaya gözlerim.
“hey gidi, dile kolay 45 yılı geride bıraktın.” diyor içimdeki ses ve ekliyor derin bir nefes alarak
“işte.. bir yaş daha aldın.”
yaş almanın asla ihtiyarlık olmadığını daha net öğretmişti 40'lı yaşlarım bana. “hadi sallan” diye bağırdı içimdeki çocuk boş salıncak gördüğünde.
kimi zaman aklımı gönlümün değerleriyle yönettim, çoğu zaman gönlüm aklımın kontrolünde kaldı. o yüzdendir ki genelde akıl alan değil de, akıl danışılan oldum. kelin merhemi misali bir kendime veremedim o aklı. verdiğim reçete hep yaşanmışlıklarımdı. bilmediğin yarayı nasıl iyileştirmeye çalışabilirsin ki?
olana sevindim, olmayana kahretmektense.
sevdim, sevildim.
sevmedim, sevilmedim.
aşk oldum, aşık oldum.
hak edenlerle yoldaş oldum.
deli dolu bir evlat ve kardeş, 2 muhteşem yüreğe baba oldum.
kendimce doğrularım oldu.
düştüm, kalktım.
yanlışlarım da oldu, yalnızlıklarım da.
“asla yapmam” dediğim şeyleri yapmışlıklarım da oldu.
kalbimden ve kendimden emin olduğum için pek de umursamadım başkalarının düşüncesini.
gerçeklerim oldu, hayallerim de ve o hayaller içinde kayboluşlarım hatta yok oluşluklarım oldu.
2. şans verdiklerimin 3. şansı isteyecek kadar yüzsüzleştiği oldu.
duvarlar ördüm etrafıma ve içeri aldığım her kişi için anahtarı olmayan ayrı kapı yaptım. dışarı çıkmak isteyenlere kapattım kapısını sessizce ve açmamacasına.
elalem ne der diye düşünmedim hiç
kimisine kılıçtan keskin oldu dilim, kimisine baldan tatlı.
kimisine yıldırım oldu bakışlarım, kimisine bahar yağmuru.
tek damla gözyaşı dökmeden gözlerimin yaşardığı da, sesimi duymadan attığım kahkahalarımda.
sessiz çığlığımın arkasında saklıydı fırtına sonrası açan güneşim.
umutlarımla kardeşti umutsuzluklarım.
can kattıklarım oldu canlarını sıktıklarım kadar.
ne düğünüme, ne cenazeme insan biriktirme derdinde olmadım hiç.
can dediklerim olmalıydı yanımda iyi günümde de, kötü günümde de.
işte öyle bir şey fonda hala dönerken, boynumun eğrisiyle, yoğurdumun ekşisiyle hoş geldin 45. yaşım.
devamını gör...
4032.
500 tnin arka koltuğundayim. cama kafamızı bile yaslayamiyoruz ya neyse.. ane brun dinliyorum sakinleşmek,dinginlesmek için. aynı anda karşımda oturup bağırarak telefonda konuşan teyzeyi nasıl susturabilirim diye düşünüyorum. yorgunum. çok yorgunum. son paylaşımından bu yana çok büyüdüm çok değiştim ayakları havada kendimle sessiz bir tören eşliğinde vedalaştım anne oldum. hayatımda ilk defa tam zamanlı ev hanımı oldum. kırıldım güçlendim bilendim sivrildim. büyüyorum yeniden. onunla birlikte...
devamını gör...
4033.
sırf evde ses olsun diye açılmış bir tv kanalı. saçma sapan haber dinlemekten ise müzik kanalı açılmış ama dinleyen yok. birden tanıdık mısralar duyunca kulak kesiliyorum. kumandayı bulup sesini açıyorum...
''deli gönül, neyi özler durursun?
acınacak dostun, cananın mı var?
dünya yansa yorganın yok içinde,
harap olmuş evin, dükkânın mı var?”
kuan
neyzen tevfik dizileri.
nasıl dinlememişim bu güne kadar..
hiçbir gönüle çarpmadan sağsalim sıyrılabilmek isterdim dünyadan..
velhâsıl yorgunum..
''deli gönül, neyi özler durursun?
acınacak dostun, cananın mı var?
dünya yansa yorganın yok içinde,
harap olmuş evin, dükkânın mı var?”
kuan
neyzen tevfik dizileri.
nasıl dinlememişim bu güne kadar..
hiçbir gönüle çarpmadan sağsalim sıyrılabilmek isterdim dünyadan..
velhâsıl yorgunum..
devamını gör...
4034.
alıngan, ürkek, kolay dağılan biri olmak mı zayıflık?
gülüp güldürüp dramdan ödü patlamak mı zayıflık?
zayıf olmaktan kaçmak mı,
salsan nasıl olur?
ölsen demiyorum korkma,
salsan diyorum.
şehrin en güzel yerine gitsen
ağaçların altında otursan.
bir salsan baksak ne olacak?
karşındaki ışıl ışıl havuza baksan,
eline sarı yaprakları alsan,
minik minik parçalar koparsan onlardan.
telefonda, gülümse çalsa.
sağda solda biri var mı diye baksan,
sonra izin versen gözyaşlarına,
bir sağdan bir soldan yavaş yavaş aksalar.
olur aslında, sende yapabilirsin.
sezen aksu gibi dersin soranlara.
tut ki karnım acıktı
anneme küstüm
tüm şehir bana küstü
bazen olur
tüm şehir küser insana,
neyse
canım sezen aksu.
edit: birazda acılı adana edebiyatı yapayım, bana yakışır bence, güzelim çünkü, bana her şey yakışır.
gülüp güldürüp dramdan ödü patlamak mı zayıflık?
zayıf olmaktan kaçmak mı,
salsan nasıl olur?
ölsen demiyorum korkma,
salsan diyorum.
şehrin en güzel yerine gitsen
ağaçların altında otursan.
bir salsan baksak ne olacak?
karşındaki ışıl ışıl havuza baksan,
eline sarı yaprakları alsan,
minik minik parçalar koparsan onlardan.
telefonda, gülümse çalsa.
sağda solda biri var mı diye baksan,
sonra izin versen gözyaşlarına,
bir sağdan bir soldan yavaş yavaş aksalar.
olur aslında, sende yapabilirsin.
sezen aksu gibi dersin soranlara.
tut ki karnım acıktı
anneme küstüm
tüm şehir bana küstü
bazen olur
tüm şehir küser insana,
neyse
canım sezen aksu.
edit: birazda acılı adana edebiyatı yapayım, bana yakışır bence, güzelim çünkü, bana her şey yakışır.
devamını gör...
4035.
kimisi yol arkadaşın olur seninle yolun sonuna kadar gelir, kimisi için sadece bir duraksındır. sende soluklanır başka yerden devam eder. kimisini ile de bir yere kadar ilerlersin ya senin yolun bitmiştir ya da onun...
devamını gör...
4036.
* milyonluk arabasının arka camına "alın teri değil miras" yazdırmış adama,"helal olsun senin gibi doğrucu davut'a" dedim.
"grafikçinin hatası, arka cam sipariş ettim, gelsin, sonra bu camı grafikerin uygun yerine takacağım" dedi
* sinemada herkes "bu koltuk kolu benim mi, yanımdakinin mi" diye gerilirken ben "bu kol benim mi yanımdakinin mi" gerilimi yaşamaktayım; o
kadar hassasım
* şarkı sözü
(şarkı zühal olcay'dan)
ben çok mükemmel biriyim,
hatta olağanüstüyüm bile diyebilirim
işin aslı sevgilim
ben sana fazla iyiyim.
* sayıyorum, sayıyorum; her defasında 870 nur çıkıyor. neden binnur demisler ki kadına?
"grafikçinin hatası, arka cam sipariş ettim, gelsin, sonra bu camı grafikerin uygun yerine takacağım" dedi
* sinemada herkes "bu koltuk kolu benim mi, yanımdakinin mi" diye gerilirken ben "bu kol benim mi yanımdakinin mi" gerilimi yaşamaktayım; o
kadar hassasım
* şarkı sözü
(şarkı zühal olcay'dan)
ben çok mükemmel biriyim,
hatta olağanüstüyüm bile diyebilirim
işin aslı sevgilim
ben sana fazla iyiyim.
* sayıyorum, sayıyorum; her defasında 870 nur çıkıyor. neden binnur demisler ki kadına?
devamını gör...
4037.
firma reklamları için dizi, film çekilebilmeli, reklamlar için her çeşidinden sanat eseri yapılabilmeli.
ben en azından, içimden geldiğinde, kimin eserine tükürebileceğimi bilmek istiyorum.
seni seviyorum
yeşil gözlü
güzel kadın.
" her nerede
yaşıyor
ya da
yaşatılıyorsan."
artık..
ben en azından, içimden geldiğinde, kimin eserine tükürebileceğimi bilmek istiyorum.
seni seviyorum
yeşil gözlü
güzel kadın.
" her nerede
yaşıyor
ya da
yaşatılıyorsan."
artık..
devamını gör...
4038.
kaldı 12 gün...
yani nasıl olacak, ne olacak, nasıl bitecek gerçekten merak ediyorum. bir korku, bie çekincem asla yok. ilk defa bu kadar meraka düştüm. hayırlısı olsun.
en çok kafama taktığım bir şey var o da varsa hayatıma dokunanlarla olacak hesaplaşmalarım.
başka ne var diye düşünüyorum.
bakarım çıkar bir şeyler herhalde.
yani gerçekten ilginç hissediyorum, bir tuhaflık var ruhumda. hiç böyle olmamıştı.
neyse diyecek, çok da fazla meşgul edecek değilim.
ölümden öte köy yok...
yani nasıl olacak, ne olacak, nasıl bitecek gerçekten merak ediyorum. bir korku, bie çekincem asla yok. ilk defa bu kadar meraka düştüm. hayırlısı olsun.
en çok kafama taktığım bir şey var o da varsa hayatıma dokunanlarla olacak hesaplaşmalarım.
başka ne var diye düşünüyorum.
bakarım çıkar bir şeyler herhalde.
yani gerçekten ilginç hissediyorum, bir tuhaflık var ruhumda. hiç böyle olmamıştı.
neyse diyecek, çok da fazla meşgul edecek değilim.
ölümden öte köy yok...
devamını gör...
4039.
yorgun olmak istemiyorum. ancak hep yorgunum hep yorgunum. tembellik yapmak istemiyorum. o kadar çok iş o kadar kısa zamanım var ki anlatamam.
şöyle bir benzetme yapsam uygun olur diye düşünüyorum: okullu bir çocuğu annesi okuldan almaya gelir. çocuk akşama kadar ders ve koşturmacadan yorulmuştur. annesi elinden tutar ve eve hızlıca yürümeye başlarlar. ancak çocuk hep geri kalır ve bir süre sonra annesine yetişmeye çalışmaktan hem kolu hem bacağı ağrımaya başlar.
ben kendime yetişmeye çalışıyorum. bir yanım (çocuk olan) sakin ve yavaş bir hayat istiyor. bir yanım (anne olan) hızlıca ilerlemek ve eve varmak istiyor. buradaki ev benim için huzuru bulduğum yer. çünkü tüm bu kovalamacam huzursuzluğumdan geliyor.
şöyle bir benzetme yapsam uygun olur diye düşünüyorum: okullu bir çocuğu annesi okuldan almaya gelir. çocuk akşama kadar ders ve koşturmacadan yorulmuştur. annesi elinden tutar ve eve hızlıca yürümeye başlarlar. ancak çocuk hep geri kalır ve bir süre sonra annesine yetişmeye çalışmaktan hem kolu hem bacağı ağrımaya başlar.
ben kendime yetişmeye çalışıyorum. bir yanım (çocuk olan) sakin ve yavaş bir hayat istiyor. bir yanım (anne olan) hızlıca ilerlemek ve eve varmak istiyor. buradaki ev benim için huzuru bulduğum yer. çünkü tüm bu kovalamacam huzursuzluğumdan geliyor.
devamını gör...
4040.
çok yorgunum canımın içi çok
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar
karalama
2