normal sözlük yazarlarının karalama defteri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
başlık "makedonyalı" tarafından 08.11.2020 16:43 tarihinde açılmıştır.
5221.
herkes bana aynı şeyi söylüyor ama kimse nasıl yapacağımı söylemiyor.
şimdi yine bi arkadaş bi video gönderip "sen de yapsana böyle." demiş.
yapayım da nasıl yapayım? bi kere bende öyle bi teknik bilgi yok. onu al buaraya kurgula yok müzik koy vay efendim açılış yap yok kapanış yap.
ikincisi ne anlatayım? özgün içerik kalmadı ki. herkes her şeyi yaptı/ anlattı.
üçüncüsü nereye gidiyorum ne biliyorum ki? gezemiyorum. kimseyi benimle konuşmaya ikna edemiyorum. uzmanlığım zaten yok ben ne anlatayım?
ve sosyal medya için en kritik soru:
beni kim izlesin?
denedim. yaptım zaten. kimse izlemedi. arkadaşlarım bile paylaşmadı. hâlâ da öyle bu. arkadaşlarım benim paylaşımlarımı paylaşmaz. benimle fotoğraf bile paylaşmaz. eeee nasıl büyüyeceğiz? yoksa hesabım zaten içerik üreticisi mi neyse öyle hesap. açık da. ama gelen giden yok. arada reels yapsam da.
he bir de nedense unutulan bir şey...
ben utanırım.
şimdi yine bi arkadaş bi video gönderip "sen de yapsana böyle." demiş.
yapayım da nasıl yapayım? bi kere bende öyle bi teknik bilgi yok. onu al buaraya kurgula yok müzik koy vay efendim açılış yap yok kapanış yap.
ikincisi ne anlatayım? özgün içerik kalmadı ki. herkes her şeyi yaptı/ anlattı.
üçüncüsü nereye gidiyorum ne biliyorum ki? gezemiyorum. kimseyi benimle konuşmaya ikna edemiyorum. uzmanlığım zaten yok ben ne anlatayım?
ve sosyal medya için en kritik soru:
beni kim izlesin?
denedim. yaptım zaten. kimse izlemedi. arkadaşlarım bile paylaşmadı. hâlâ da öyle bu. arkadaşlarım benim paylaşımlarımı paylaşmaz. benimle fotoğraf bile paylaşmaz. eeee nasıl büyüyeceğiz? yoksa hesabım zaten içerik üreticisi mi neyse öyle hesap. açık da. ama gelen giden yok. arada reels yapsam da.
he bir de nedense unutulan bir şey...
ben utanırım.
devamını gör...
5222.
2 yerden daha iş teklifi geldi. hatta çağıran yerlerden biri benim hakkımda bu çocuk şimdiden benden daha iyi demiş. bı taraflarim kalkmadı değil.
borçsuz duruma gelmem için 2 ayım kaldı. bu noktadan sonra tekrar şehir değiştirmekle beraber iş düzenimi de değiştireceğim sanırım.
ülkemin ve milletimin içerisinde bulunduğu durum dışında canımı sıkan bir şey yok. ve bu konu hariç her şey iyiye gidiyor. bir süre daha günde iki iş yapmaya devam edeceğim. yorucu ama sanıyorum ki sonuçları pekala güzel olacaktır.
borçsuz duruma gelmem için 2 ayım kaldı. bu noktadan sonra tekrar şehir değiştirmekle beraber iş düzenimi de değiştireceğim sanırım.
ülkemin ve milletimin içerisinde bulunduğu durum dışında canımı sıkan bir şey yok. ve bu konu hariç her şey iyiye gidiyor. bir süre daha günde iki iş yapmaya devam edeceğim. yorucu ama sanıyorum ki sonuçları pekala güzel olacaktır.
devamını gör...
5223.
geçen sene idi. burada ilk günlerim. boş boş yürürken bi teyze gördüm. boyu kadar bir şeyleri taşımaya çalışıyordu. yardım ettim. "adın ne?" dedi. söyledim. "maşallah." demişti. "adınla yaşa."
bugün, dün de gördüğüm bi teyzenin yanına gittim. selam verdim. oturdum banka. "adın ne?" dedi. söyledim. "güzel güzel." dedi. "adınla yaşa."
yaşıyorum zaten teyzeler.
bazen çağlayarak, sıklıkla ağlayarak.
bugün, dün de gördüğüm bi teyzenin yanına gittim. selam verdim. oturdum banka. "adın ne?" dedi. söyledim. "güzel güzel." dedi. "adınla yaşa."
yaşıyorum zaten teyzeler.
bazen çağlayarak, sıklıkla ağlayarak.
devamını gör...
5224.
tam bir yıldır elimde bir iş var. ve artık bitmek zorunda. ama olmuyor. yapamıyorum. elimdeki en basit iş olabilir. ama bi türlü odaklanamadım ve sündü de sündü. sündükçe soğudum. şeyi çıktı yani baya mal bir şey oldu. ne yapacağımı bilmiyorum.
o orada dursun
geçen gün bir sebepten 10 yıldır görmediğim, dersini aldığım zamanlarda da özel bir diyalog geliştirmeidğim için beni de tanıdığını hiç sanmadığım bir hocama mail yazdım.
o zamanlar çalıştığını söylediği bi konu aklımda kalmış. şimdi bi iş için benzer bir konuda çalışma yürütüyorduk ve bu konuda çalışmış birileri gerekiyor denince hoca aklıma geldi. öylesine bir mail yazdım. zamanında öğrencisi olduğumu ve şimdi bu konuda uzman görüşüne başvurmak istediğimizi yazdım. okursa ve uygunsa ne âlâ dedim gönderdim. açıkçası yoğunluktan maili de unuttum.
az önce cevap geldi.
öyle gurur dolu bir mail yazmış ki mutluluktan ağlattı beni. her şey bir yana
"dilerim yaşattığın mutluluğu sen de yaşarsın." demiş.
sadece bir zamanlar öğrencisi olan biri şimdi bir hoca olarak ona ulaştı diye.
iyi ki geldi aklıma hoca ve iyi ki yazdım o maili.
böyle dilekler sayesinde var olabiliyorum ve ancak böyle ince insanların varlığı bana güç veriyor.
allah herkesin karşısına onunla sevinecek insanlar çıkarsın.
şimdi oturalım ve bitirelim şu yazıyı bakalım.
bana çalışmaktan ve üretmekten fayda var.
yaz kızım. yaz.
o orada dursun
geçen gün bir sebepten 10 yıldır görmediğim, dersini aldığım zamanlarda da özel bir diyalog geliştirmeidğim için beni de tanıdığını hiç sanmadığım bir hocama mail yazdım.
o zamanlar çalıştığını söylediği bi konu aklımda kalmış. şimdi bi iş için benzer bir konuda çalışma yürütüyorduk ve bu konuda çalışmış birileri gerekiyor denince hoca aklıma geldi. öylesine bir mail yazdım. zamanında öğrencisi olduğumu ve şimdi bu konuda uzman görüşüne başvurmak istediğimizi yazdım. okursa ve uygunsa ne âlâ dedim gönderdim. açıkçası yoğunluktan maili de unuttum.
az önce cevap geldi.
öyle gurur dolu bir mail yazmış ki mutluluktan ağlattı beni. her şey bir yana
"dilerim yaşattığın mutluluğu sen de yaşarsın." demiş.
sadece bir zamanlar öğrencisi olan biri şimdi bir hoca olarak ona ulaştı diye.
iyi ki geldi aklıma hoca ve iyi ki yazdım o maili.
böyle dilekler sayesinde var olabiliyorum ve ancak böyle ince insanların varlığı bana güç veriyor.
allah herkesin karşısına onunla sevinecek insanlar çıkarsın.
şimdi oturalım ve bitirelim şu yazıyı bakalım.
bana çalışmaktan ve üretmekten fayda var.
yaz kızım. yaz.
devamını gör...
5225.
yav kardeşim kaç gündür yoktum. neden. çünkü telefonum bozuldu. internete girmiyor. girip çıkıyordu. böyle bir bozulmak yok yani. wifi ile çalışıyor ama kendi mobil ağ çalışmıyor. evet evet her şeyi denedik. 5 tane telefoncuya götürdüm.
içine su kaçmış dedi en mantıklı konuşan.
telefonuma format attıydım o sinirle. fabrika ayarlarına döndüm.
bir tane daha telefonum var onunda pili mı bozulmuş bataryası. o da sürekli şarj yiyor açılıp kapanıyor. elimde patlar diye attım .
sonra ne yaptım bugün. iphone 16 pro max 512 gb siyah aldım. sipariş verdim yani cumartesi geliyor.
yani bende kapitalist popüler kültür uşağı biri oldum aha bu telefon yüzünden. yani dayanamadım yeter dedim sürekli telefonlarım bozuluyor. belki bu sefer iphone iyi çıkar.
şimdi dedim bir internete girim belki düzelmiştir.
aha çekiyor telefon düzelmiş.
yav kardeşim böyle bir şey olabilir mi.
parasını da verdim.
keşke arayıp satmıyoruz parasını geri al falan deseler. yok kalmamış elimizde yok deseler. ne bilim bir şey olsa bari.
gerçi pazarlık yaptım kılıf cam şarj cihazı dahil her şey içinde diye. bari bundan caysalar bahanem olurdu.
kurtlar vadisi iplikçi nedim gibi gitti canim paraciklar . ıhlamur var mı.
içine su kaçmış dedi en mantıklı konuşan.
telefonuma format attıydım o sinirle. fabrika ayarlarına döndüm.
bir tane daha telefonum var onunda pili mı bozulmuş bataryası. o da sürekli şarj yiyor açılıp kapanıyor. elimde patlar diye attım .
sonra ne yaptım bugün. iphone 16 pro max 512 gb siyah aldım. sipariş verdim yani cumartesi geliyor.
yani bende kapitalist popüler kültür uşağı biri oldum aha bu telefon yüzünden. yani dayanamadım yeter dedim sürekli telefonlarım bozuluyor. belki bu sefer iphone iyi çıkar.
şimdi dedim bir internete girim belki düzelmiştir.
aha çekiyor telefon düzelmiş.
yav kardeşim böyle bir şey olabilir mi.
parasını da verdim.
keşke arayıp satmıyoruz parasını geri al falan deseler. yok kalmamış elimizde yok deseler. ne bilim bir şey olsa bari.
gerçi pazarlık yaptım kılıf cam şarj cihazı dahil her şey içinde diye. bari bundan caysalar bahanem olurdu.
kurtlar vadisi iplikçi nedim gibi gitti canim paraciklar . ıhlamur var mı.
devamını gör...
5226.
200 kg leg press ve 100 kg deadlift yaptım
devamını gör...
5227.
buralarda ağlanmayı normalde çok sevmiyorum.
ama biraz ihtiyacım var. yirmilik dişimin alınması gerektiği haberiyle birlikte içine düştüğüm kaygı girdabı beni bir hayli depresif yaptı. biliyorsunuz kaygı başka kaygıları tetikler.
biraz yalnız ve kaybolmuş hissediyorum, hissetmiyorum diyemem. makalemde de kaybolmuş hissediyorum.
hayatta böyle bazen öyle anlar da oluyor ki bazı insanları istemeye istemeye de olsa geride bırakmak zorunda hissediyorsunuz, herkesin selameti için. bir süredir iç dünyamda herkesle ufak ufak vedalaşıp defterleri kapatıyorum. sıra da ex eniştenize geldi gibi hissediyorum.
ex eniştenizin hayatımda çok büyük ve önemli bir yeri var. tanıştığımız günden bu güne böyle oldu bu. enteresan bir şekilde onun bana karşı kendi tarzında bi özeni vardı hep. müthiş garip geliyor herkese ama en hararetli ve cevval toksisitemiz içinde bile beni sevdiğini hep hissettim.
eşşek kadar olmuş olmamızın da getirisiyle artık çok korktuğum bir yerde duruyorum. sanırım ikimizin de birbirimizden istediği şey değişti. benim her şeyden önce dostum olmayı becerebilmiş ve beni çoğunlukla anlamayı da becerebilmiş birini geride bırakmam hiç kolay değil ama herhalde bazı döngüleri bir noktada kırmak gerekiyor.
bence biz birbirimiz için çapa gibi bir şeydik. kaygan bir zeminde bocalarken dönüp tutunduğumuz, tutunamadığımızda da var olmasıyla güvende hissettiğimiz çapalar. ben istiyorum ki sonsuza dek orada dursun bir sabit olarak. ama artık çok da emin olamıyorum bu çapa olma hali biraz haksızlık mı oluyor. hiçbir zaman doğru cevapları veremeyen ama her zaman doğru soruları soran birisiydi benim için. onun soruları olmadan da iyice kaybolurum gibi geliyor. hayatımda olmadığı bir senaryo benim için çok güvensiz.
bu işler nasıl olacak hiç bilmiyorum.
ama biraz ihtiyacım var. yirmilik dişimin alınması gerektiği haberiyle birlikte içine düştüğüm kaygı girdabı beni bir hayli depresif yaptı. biliyorsunuz kaygı başka kaygıları tetikler.
biraz yalnız ve kaybolmuş hissediyorum, hissetmiyorum diyemem. makalemde de kaybolmuş hissediyorum.
hayatta böyle bazen öyle anlar da oluyor ki bazı insanları istemeye istemeye de olsa geride bırakmak zorunda hissediyorsunuz, herkesin selameti için. bir süredir iç dünyamda herkesle ufak ufak vedalaşıp defterleri kapatıyorum. sıra da ex eniştenize geldi gibi hissediyorum.
ex eniştenizin hayatımda çok büyük ve önemli bir yeri var. tanıştığımız günden bu güne böyle oldu bu. enteresan bir şekilde onun bana karşı kendi tarzında bi özeni vardı hep. müthiş garip geliyor herkese ama en hararetli ve cevval toksisitemiz içinde bile beni sevdiğini hep hissettim.
eşşek kadar olmuş olmamızın da getirisiyle artık çok korktuğum bir yerde duruyorum. sanırım ikimizin de birbirimizden istediği şey değişti. benim her şeyden önce dostum olmayı becerebilmiş ve beni çoğunlukla anlamayı da becerebilmiş birini geride bırakmam hiç kolay değil ama herhalde bazı döngüleri bir noktada kırmak gerekiyor.
bence biz birbirimiz için çapa gibi bir şeydik. kaygan bir zeminde bocalarken dönüp tutunduğumuz, tutunamadığımızda da var olmasıyla güvende hissettiğimiz çapalar. ben istiyorum ki sonsuza dek orada dursun bir sabit olarak. ama artık çok da emin olamıyorum bu çapa olma hali biraz haksızlık mı oluyor. hiçbir zaman doğru cevapları veremeyen ama her zaman doğru soruları soran birisiydi benim için. onun soruları olmadan da iyice kaybolurum gibi geliyor. hayatımda olmadığı bir senaryo benim için çok güvensiz.
bu işler nasıl olacak hiç bilmiyorum.
devamını gör...
5228.
td öğreniyorum, çok mutluyum. uzun zamandır kafamı çalıştırabileceğim bir alan bulamamıştım. program beni acayip heyecanlandırdı. hedef iki ay sonra bir şeyler üretmeye başlamak. kim bilir yol nereye götürür.
devamını gör...
5229.
peyami safa'nın fatih harbiye kitabı çok hoşuma gitti ama okumaya kıyamıyorum. çok sıkıldığım bir andan okuyup o anımı güzelleştirsin istiyorum.
devamını gör...
5230.
5231.
ben bugün kendimden tiksindim. iğrendim. bittim.
devamını gör...
5232.
insan ne zaman ölür?
insan ne zaman doğar?
ölüm ve doğum nedir?
bizden, yani zihnimizin kavrama kabiliyetinden bağımsız birer doğa olayı mı?
yoksa bizlere ait birer kavram mı?
kavramların, yani öğrendiğimiz olguları kavrayışlarımızın bir senfoniye dönüşüşü sayesinde farkındalıklara kavuşuruz!
bize göre ölüm nedir ve ne zaman olur?
özgür hissettiğimizde, doğduğumuzu zannederiz. öğretilmiş olarak!
peki, bize göre ve/yani aslında nasıl doğarız??
insan ne zaman doğar?
ölüm ve doğum nedir?
bizden, yani zihnimizin kavrama kabiliyetinden bağımsız birer doğa olayı mı?
yoksa bizlere ait birer kavram mı?
kavramların, yani öğrendiğimiz olguları kavrayışlarımızın bir senfoniye dönüşüşü sayesinde farkındalıklara kavuşuruz!
bize göre ölüm nedir ve ne zaman olur?
özgür hissettiğimizde, doğduğumuzu zannederiz. öğretilmiş olarak!
peki, bize göre ve/yani aslında nasıl doğarız??
devamını gör...
5233.
5234.
yalnızlığın kitabını yazdığım bu sessiz akşamın sonunda, hakedilmiş pulitzer ödülümü alacak olmanın gururu içindeyim.
kimsesiz kalmış gibi, sesler ve nefeslerden bile uzağım bu hüzün dolu akşamda. saatler sanki ağlıyor, halime acıyorlar…
bazen karmaşık düşünce girdabımdan bir parça koparıyorum. belki kopardıkça azalır, azaldıkça biter diye ümit ederek.. bitirmeye çalıştığım her şey gibi aksine çoğalan ve istenmeyen tüy gibi biten düşüncelerle boğuşuyorum yeniden. sanırım, ben, çok sıkıldım.
bazen birine bir şey anlatınca; “kimin kimsen yok mu? yakın arkadaşın falan?” sorusunu alıyorum. insanların yalnızlığa yüklediği anlam bu kadar göreceli olmamalı. elbette var. sevdiklerim ve beni seven insanlarım, elbette var. zannettiğiniz üzere bir yalnızlık değil bu. bu başka türlüsünden. kimim kimsem yok değil ama paylaşmak için o an seni seçtim belki. neyse. anlatmaktan da vazgeçtim artık zaten. sadece sıkılıyorum ve içimdeki daraltıyı nasıl atarım ona kafa yoruyorum şu an.
iyi olsun akşamınız ve akşamlarınız. sevgiyle…
kimsesiz kalmış gibi, sesler ve nefeslerden bile uzağım bu hüzün dolu akşamda. saatler sanki ağlıyor, halime acıyorlar…
bazen karmaşık düşünce girdabımdan bir parça koparıyorum. belki kopardıkça azalır, azaldıkça biter diye ümit ederek.. bitirmeye çalıştığım her şey gibi aksine çoğalan ve istenmeyen tüy gibi biten düşüncelerle boğuşuyorum yeniden. sanırım, ben, çok sıkıldım.
bazen birine bir şey anlatınca; “kimin kimsen yok mu? yakın arkadaşın falan?” sorusunu alıyorum. insanların yalnızlığa yüklediği anlam bu kadar göreceli olmamalı. elbette var. sevdiklerim ve beni seven insanlarım, elbette var. zannettiğiniz üzere bir yalnızlık değil bu. bu başka türlüsünden. kimim kimsem yok değil ama paylaşmak için o an seni seçtim belki. neyse. anlatmaktan da vazgeçtim artık zaten. sadece sıkılıyorum ve içimdeki daraltıyı nasıl atarım ona kafa yoruyorum şu an.
iyi olsun akşamınız ve akşamlarınız. sevgiyle…
devamını gör...
5235.
çelişki gibi görünür ama aslında aşk; yanlız başına da mutlu olabilen insanların yaşayabildikleri bir ilişki türüdür.
devamını gör...
5236.
karma o kadar saçma sapan bir hal aldı son dönemlerde benim için abdestsiz değilim üstüne üstlük.
07.08.2025 tarihinde sokaktan geçen çöp kamyonu arabamın sol tarafını çizdi ve aynayı kırdı.
11.08.2025 tarihinde ise 5 yıllık ilişkimi 3 yıldır sürekli aldatıldığımı öğrenmem sebebi ile bitirdim.
17.08.2025 tarihinde ise bir anda apandist ameliyatı oldum apar topar.
26.08.2025 tarihinde kafama saksı düştü evet yolda yürürken bir apartmanın 3.katından kafama saksı düştü 2 gün hastanede kaldım.
02.09.2025 tarihinde sokak köpekleri kovaladı tam 1 km koştum en son askerde koşmuştum.
07.09.2025 tarihinde ise patronun şımarık kızını reddettiğim için işten kovuldum.
11.09.2025 tarihinde bu sefer arabama park edeceğim derken 15 yaşında çocuk arkadan bindirdi.
17.09.2025 tarihinde ise evime hırsız girip en sevdiğim montumu ve ayakkabımı çaldı evde ne para ne telefon ne bilgisayar...vs bulamayınca.
23.09.2025 tarihinde ise hiç alakam olmayan bir sokak kavgasının ortasında kaldım iki kadın saç baş yoluyorlardı polis tanık olarak beni aldı.
01.10.2025 tarihinde ise bu sefer ütü yaparken daldım en güzel gömleğimi yaktım.
10.10.2025 tarihinde bu sefer karşı komşum eşi şehir dışanda diye sevgilisini eve getirmiş kadın bunları basınca benim kapının önünde duran ayakkabılığı kırdı ayakkabılarımı 6 kat aşağıdan topladım.
bu aralar gıcık kaptığınız kim varsa el vermeye hazırım.
07.08.2025 tarihinde sokaktan geçen çöp kamyonu arabamın sol tarafını çizdi ve aynayı kırdı.
11.08.2025 tarihinde ise 5 yıllık ilişkimi 3 yıldır sürekli aldatıldığımı öğrenmem sebebi ile bitirdim.
17.08.2025 tarihinde ise bir anda apandist ameliyatı oldum apar topar.
26.08.2025 tarihinde kafama saksı düştü evet yolda yürürken bir apartmanın 3.katından kafama saksı düştü 2 gün hastanede kaldım.
02.09.2025 tarihinde sokak köpekleri kovaladı tam 1 km koştum en son askerde koşmuştum.
07.09.2025 tarihinde ise patronun şımarık kızını reddettiğim için işten kovuldum.
11.09.2025 tarihinde bu sefer arabama park edeceğim derken 15 yaşında çocuk arkadan bindirdi.
17.09.2025 tarihinde ise evime hırsız girip en sevdiğim montumu ve ayakkabımı çaldı evde ne para ne telefon ne bilgisayar...vs bulamayınca.
23.09.2025 tarihinde ise hiç alakam olmayan bir sokak kavgasının ortasında kaldım iki kadın saç baş yoluyorlardı polis tanık olarak beni aldı.
01.10.2025 tarihinde ise bu sefer ütü yaparken daldım en güzel gömleğimi yaktım.
10.10.2025 tarihinde bu sefer karşı komşum eşi şehir dışanda diye sevgilisini eve getirmiş kadın bunları basınca benim kapının önünde duran ayakkabılığı kırdı ayakkabılarımı 6 kat aşağıdan topladım.
bu aralar gıcık kaptığınız kim varsa el vermeye hazırım.
devamını gör...
5237.
düğününe tam 1 hafta kalmıştı. kel, göbekli, sakar ama bir o kadar da ben bu kez her şeyi doğru yapacağım ve güzel olacak kararlılığıyla dolu şerruh, sabah erkenden kalkıp aynanın karşısına geçti.
bir hafta sonra evleniyorum lan... kim derdi? dedi kendi yansımasına gülümseyerek.
aynadaki göbek ise sanki onunla alay edercesine evleniyorsun ama hala ben buradayım diyordu.
o sırada bilindik bir mağazadan alınan kargo geldi. büyük bir kutu.
üzerinde kocaman harflerle yazıyordu:
damatlık şerruh bey’in dikkatine tam ölçümler yapılmamıştı...
ama şerruh’un içinde merak adlı o küçük şeytan hemen fısıldadı:
bir dene, ne olacak ki? belki tam üstüne oturur, belki de film sahnesi gibi ayna karşısında prova yaparsın.
şerruh da dayanamayıp kutuyu açtı.
içinden ışıl ışıl bir damatlık çıktı:
parlak kumaş, jilet gibi ütü…
elini sürdü “ooo” dedi, ben bununla yürüsem, düğün değil moda haftası olur..
şişman modellerin moda haftası
ve işte o an...
kader tamam, eğlence başlasın dedi. biliyordu bizim hıyarı....
pantolonu giymeye çalışırken sağ ayağını geçirip sol ayağını da sokmak isterken dengesini kaybetti.
bir çat sesiyle yere düştü. totosu incindi...
damatlığın pantolonu ortadan yırtıldı.
kumaş değil, sanki gururu yırtılmıştı şerruh’un.
ama durmadı, üst kısmını giydi, neyse, üstüm güzel dedi.
ceket düğmelerini iliklemek isterken göbeği dur orada dedi.
bir pıt sesiyle düğme fırladı, odanın öbür ucundaki aynayı çat diye kırdı.
ayna da son darbeyi vurdu:
yedi yıl uğursuzluk, damat bey ama uğursuzluk aynaya seninle muhattap olduğu için....
telaşla ceketi çıkarırken kollar sıkıştı, koltuk altı yırtıldı.
şerruh ter içinde kalmıştı.
o an kapı çaldı.
kapıda nişanlısı vardı.
şerruh, damatlığı denedin mi? dedi merakla.
şerruh, panikle elbisesinin arkasını saklayarak yok, yok denemedim, sadece kutusuna baktım dedi.
tam o sırada yırtık pantolonun arkasından bir iplik sarktı,
ama nişanlısı fark etti.
gülmemek için dudağını ısırdı ama başaramadı.
sen damat değil, felaket mümessilisin dedi kahkahayla.
şerruh da çaresiz gülümsedi totosunda geçmeyen sızı ile ben sadece prova yaptım… kıyafet değil, sabrımı denedim.
sonra bir sessizlik oldu.
nişanlısı yarı sevinç yarı keder gözyaşlarını silerken, bir hafta kaldı, lütfen başka bir şey deneme yapma ,sadece nefes al, yeter dedi.
şerruh başını salladı.
ama içinden bir ses hala fısıldıyordu:
damatlığın yedek parçası olsa iyi olur.
bir hafta sonra evleniyorum lan... kim derdi? dedi kendi yansımasına gülümseyerek.
aynadaki göbek ise sanki onunla alay edercesine evleniyorsun ama hala ben buradayım diyordu.
o sırada bilindik bir mağazadan alınan kargo geldi. büyük bir kutu.
üzerinde kocaman harflerle yazıyordu:
damatlık şerruh bey’in dikkatine tam ölçümler yapılmamıştı...
ama şerruh’un içinde merak adlı o küçük şeytan hemen fısıldadı:
bir dene, ne olacak ki? belki tam üstüne oturur, belki de film sahnesi gibi ayna karşısında prova yaparsın.
şerruh da dayanamayıp kutuyu açtı.
içinden ışıl ışıl bir damatlık çıktı:
parlak kumaş, jilet gibi ütü…
elini sürdü “ooo” dedi, ben bununla yürüsem, düğün değil moda haftası olur..
şişman modellerin moda haftası
ve işte o an...
kader tamam, eğlence başlasın dedi. biliyordu bizim hıyarı....
pantolonu giymeye çalışırken sağ ayağını geçirip sol ayağını da sokmak isterken dengesini kaybetti.
bir çat sesiyle yere düştü. totosu incindi...
damatlığın pantolonu ortadan yırtıldı.
kumaş değil, sanki gururu yırtılmıştı şerruh’un.
ama durmadı, üst kısmını giydi, neyse, üstüm güzel dedi.
ceket düğmelerini iliklemek isterken göbeği dur orada dedi.
bir pıt sesiyle düğme fırladı, odanın öbür ucundaki aynayı çat diye kırdı.
ayna da son darbeyi vurdu:
yedi yıl uğursuzluk, damat bey ama uğursuzluk aynaya seninle muhattap olduğu için....
telaşla ceketi çıkarırken kollar sıkıştı, koltuk altı yırtıldı.
şerruh ter içinde kalmıştı.
o an kapı çaldı.
kapıda nişanlısı vardı.
şerruh, damatlığı denedin mi? dedi merakla.
şerruh, panikle elbisesinin arkasını saklayarak yok, yok denemedim, sadece kutusuna baktım dedi.
tam o sırada yırtık pantolonun arkasından bir iplik sarktı,
ama nişanlısı fark etti.
gülmemek için dudağını ısırdı ama başaramadı.
sen damat değil, felaket mümessilisin dedi kahkahayla.
şerruh da çaresiz gülümsedi totosunda geçmeyen sızı ile ben sadece prova yaptım… kıyafet değil, sabrımı denedim.
sonra bir sessizlik oldu.
nişanlısı yarı sevinç yarı keder gözyaşlarını silerken, bir hafta kaldı, lütfen başka bir şey deneme yapma ,sadece nefes al, yeter dedi.
şerruh başını salladı.
ama içinden bir ses hala fısıldıyordu:
damatlığın yedek parçası olsa iyi olur.
devamını gör...
5238.
bu leş düzenin içinde temiz kalabilmiş bir avuç insanın hatrına;
dönme artık kaypak dünya.
dönme ki dökülsün kirlerin, temizlensin her köşen. nefes olsun bitkilere, yuva olsun hayvanlara.
saltanatını ebedi sananlara, garibin lokmasında gözü olanlara; ibretlik bir ders olsun diye;
dönme artık kaypak dünya.
dönme artık kaypak dünya.
dönme ki dökülsün kirlerin, temizlensin her köşen. nefes olsun bitkilere, yuva olsun hayvanlara.
saltanatını ebedi sananlara, garibin lokmasında gözü olanlara; ibretlik bir ders olsun diye;
dönme artık kaypak dünya.
devamını gör...
5239.
24 yaşındayım ve bir kız çocuğum var hayatım hiç bu kadar anlamlı olmamıştı
her gün şükür ediyorum rabbim onu bana nasip etti diye
sanki içimdeki boşluk dolmuş yaralarım iyileşmiş ve ben bambaşka bir insan olmuşum
yaşamak için bir nedenim var ve ona güzel bir hayat borçluyum....:)
her gün şükür ediyorum rabbim onu bana nasip etti diye
sanki içimdeki boşluk dolmuş yaralarım iyileşmiş ve ben bambaşka bir insan olmuşum
yaşamak için bir nedenim var ve ona güzel bir hayat borçluyum....:)
devamını gör...
5240.
benim adım... önemli değil. zaten kimse hikayenin sonunu merak etmedi.
hep nasılsın? dediler, ama tamamlandın mı? diyen çıkmadı.
ben, yarım hikayelerin koleksiyoncusuyum.
biri bakarız deyip kayboldu, diğeri daha hazır değilim deyip başkasıyla evlendi.
ben de bir köşede oturup tamam dedim ama içimden lan keşke bitseydik geçirdim.
bir kadına roman yazmak istedim, o bana hikaye bile fazla dedi.
bir işe girdim, üç ay sonra şirket küçülmeye gitti bahanesiyle beni büyüttüler:
büyüyen şey sadece travmam oldu.
artık neye başlasam acaba yine yarım mı kalacak? diye düşünüyorum.
geçen gün çay demledim, o bile ılık kaldı.
kettle bile tamamlayamadı beni.
içimde bir roman var diyorum, kader bana öykücü ol, fazla derine inme diyor.
her cümlenin sonunda bir virgül koymuşum sanki, bitiremiyorum.
yarım kalan ilişkiler, ertelenen hayaller, gönderilmeyen mesajlar…
hepsi içimde taslaklar klasöründe bekliyor.
ama ben pes etmiyorum!
artık yarım kalanları sahipleniyorum.
eksik kalan duygularımı çerçeveletip duvara astım;
altına da yazdım: bitmemişlik de bir sanattır.
ve şimdi, sayın hayat:
ya beni tam öldür, ya da şu hikayeyi adam gibi bitir.
çünkü devamı gelecek yazısı görmeye doydum.
hep nasılsın? dediler, ama tamamlandın mı? diyen çıkmadı.
ben, yarım hikayelerin koleksiyoncusuyum.
biri bakarız deyip kayboldu, diğeri daha hazır değilim deyip başkasıyla evlendi.
ben de bir köşede oturup tamam dedim ama içimden lan keşke bitseydik geçirdim.
bir kadına roman yazmak istedim, o bana hikaye bile fazla dedi.
bir işe girdim, üç ay sonra şirket küçülmeye gitti bahanesiyle beni büyüttüler:
büyüyen şey sadece travmam oldu.
artık neye başlasam acaba yine yarım mı kalacak? diye düşünüyorum.
geçen gün çay demledim, o bile ılık kaldı.
kettle bile tamamlayamadı beni.
içimde bir roman var diyorum, kader bana öykücü ol, fazla derine inme diyor.
her cümlenin sonunda bir virgül koymuşum sanki, bitiremiyorum.
yarım kalan ilişkiler, ertelenen hayaller, gönderilmeyen mesajlar…
hepsi içimde taslaklar klasöründe bekliyor.
ama ben pes etmiyorum!
artık yarım kalanları sahipleniyorum.
eksik kalan duygularımı çerçeveletip duvara astım;
altına da yazdım: bitmemişlik de bir sanattır.
ve şimdi, sayın hayat:
ya beni tam öldür, ya da şu hikayeyi adam gibi bitir.
çünkü devamı gelecek yazısı görmeye doydum.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar
karalama
4

