normal sözlük yazarlarının karalama defteri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
başlık "makedonyalı" tarafından 08.11.2020 16:43 tarihinde açılmıştır.
5341.
bugün tam 5 yıl oldu..
19 kasım 2020, asla unutamayacağım bir tarih.. o gün beni derinden etkileyen bir kayıp yaşadım, unutmak mümkün mü?
o zorlu günler daha dün gibi aklımda. hiç unutmuyorum, sürekli rahatsız edici ölçüde yaşadığım travmayı hatırlar, geceleri ağlar, uykularımdan uyanırdım. söylemek istediğimi anlatan şarkılar dinleyerek acımı hafifletmeye çalışsam da olmuyordu.. üstelik corona virüsü dönemiydi ve bu nedenle daha da zorlanmıştım.
onu hatırlatan hiçbir şeyi görmeye dayanamazdım. anısı olan yerden geçmemek için kaç defa yolumu uzattığımı hatırlıyorum. bir sokak vardı, bazen yolumun üzerinde olsa bile sırf oradan geçmemek için etrafından dolanır, yolumu değiştirir, o yerden hiçbir şekilde geçmek istemez, geçmek zorunda kaldığımda ise kendimi kötü hissederdim.. artık böyle hissetmesem de hala o sokaktan geçtiğimde o zamanları hatırlarım.. bir şarkı vardı kötü anılar hatırlatan, nefret edecek hale gelmiştim, eskiden severek ve büyük bir istekle dinlerken artık dinleyemez olmuştum, dinlesem bile keyif alamazdım, müzik dinlerken denk geldiğinde dinlemeden değiştirirdim, duymaya tahammül bile edemezdim. sevdiğim şeylerden, eskiden büyük bir ilgi ve istekle yaptığım şeylerden bile keyif alamazdım, anhedoni deniyormuş buna.
çevremdeki insanlardan yardım istesem de, onlar bu süreçte bana ne yazık ki destek değil, köstek oldu. sonuçta benim yaşadığım acıyı başkası benim kadar iyi anlayamazdı, ancak en azından yardımcı olup çözüm üretmeyi seçebilirlerdi. yine de onlar derdimi önemsemeyip işine geldiği gibi davranmayı seçti. ben de çareyi psikoloğa gitmekte buldum.
ilk olarak devlet hastanesinde psikiyatriste gitmeyi denemiştim. ama nafile.. hepsinde de doktor yerine asistanı baktı. biri kısa bir dinleyip gönderdi, ilaç bile yazmadı, biri "zaten tegretol * kullanıyorsunuz, o iyi gelir" diyip gönderdi, biri ise çok az bir dinlemeyle ilaç yazdı, fakat çok ilgili gelmediği için güvenemedim ve verdiği ilacı alamadım. ilaçtan çok konuşmaya, psikoloğa gitmeye ihtiyacım vardı, ancak beni psikoloğa yönlendirmelerini rica ettiğimde de kabul etmediler. hatta biri benimle dalga bile geçti: "hayatta bazen böyle şeyler olabiliyor. demek ki böyle bir şey olması gerekiyormuş." bu sözler benim çok kalbimi kırdı.. devlet hastanesinde iyi bir hizmet alamamıştım. ancak içimde hala bir ümit vardı. özele gitmeye karar verdim, bir psikolog da buldum, ancak durumum sıkışıktı. buna rağmen iyi geleceğine emindim ve parasını önemsemeyip ona gitmeye başladım. pişman da olmadım, çünkü gerçekten işe yaradı ve daha iyi hissetmeye başladım..
o dönemde yaşadıklarımı daha iyi anlatabilmek için yazmıştım. geçen sene bu zamanlar, yazdıklarım karşıma çıkmış ve hiç düşünmeden okumak gibi bir hata yapmıştım. okumaz olaydım! çünkü bana kötü geldi ve depreşmeye başladı. okurken kendimi çok kötü hissettim, sanki o anları yaşar gibiydim. daha sonra ise sürekli olarak o zamanlardaki sorunlarımı hatırlamaya ve daha çok düşünmeye başlamıştım. ama asıl patlak verdiği gün travma yıldönümüm olan 19 kasım, yani geçen sene bugündü. o gün hissettiğim duyguları çok iyi hatırlıyorum.. böyle olacağını bilsem okumazdım.
artık eskisi kadar acıtmıyor ama yaşadıklarımın hala az da olsa bir izi kaldı. belki artık anısı olan sokaklardan geçebiliyor, o şarkıyı dinleyebiliyor, o zamanları hatırladığımda bile eskisi kadar üzülmüyorum fakat yine de hiç bir şey tam anlamıyla geçmiyor..
19 kasım 2020, asla unutamayacağım bir tarih.. o gün beni derinden etkileyen bir kayıp yaşadım, unutmak mümkün mü?
o zorlu günler daha dün gibi aklımda. hiç unutmuyorum, sürekli rahatsız edici ölçüde yaşadığım travmayı hatırlar, geceleri ağlar, uykularımdan uyanırdım. söylemek istediğimi anlatan şarkılar dinleyerek acımı hafifletmeye çalışsam da olmuyordu.. üstelik corona virüsü dönemiydi ve bu nedenle daha da zorlanmıştım.
onu hatırlatan hiçbir şeyi görmeye dayanamazdım. anısı olan yerden geçmemek için kaç defa yolumu uzattığımı hatırlıyorum. bir sokak vardı, bazen yolumun üzerinde olsa bile sırf oradan geçmemek için etrafından dolanır, yolumu değiştirir, o yerden hiçbir şekilde geçmek istemez, geçmek zorunda kaldığımda ise kendimi kötü hissederdim.. artık böyle hissetmesem de hala o sokaktan geçtiğimde o zamanları hatırlarım.. bir şarkı vardı kötü anılar hatırlatan, nefret edecek hale gelmiştim, eskiden severek ve büyük bir istekle dinlerken artık dinleyemez olmuştum, dinlesem bile keyif alamazdım, müzik dinlerken denk geldiğinde dinlemeden değiştirirdim, duymaya tahammül bile edemezdim. sevdiğim şeylerden, eskiden büyük bir ilgi ve istekle yaptığım şeylerden bile keyif alamazdım, anhedoni deniyormuş buna.
çevremdeki insanlardan yardım istesem de, onlar bu süreçte bana ne yazık ki destek değil, köstek oldu. sonuçta benim yaşadığım acıyı başkası benim kadar iyi anlayamazdı, ancak en azından yardımcı olup çözüm üretmeyi seçebilirlerdi. yine de onlar derdimi önemsemeyip işine geldiği gibi davranmayı seçti. ben de çareyi psikoloğa gitmekte buldum.
ilk olarak devlet hastanesinde psikiyatriste gitmeyi denemiştim. ama nafile.. hepsinde de doktor yerine asistanı baktı. biri kısa bir dinleyip gönderdi, ilaç bile yazmadı, biri "zaten tegretol * kullanıyorsunuz, o iyi gelir" diyip gönderdi, biri ise çok az bir dinlemeyle ilaç yazdı, fakat çok ilgili gelmediği için güvenemedim ve verdiği ilacı alamadım. ilaçtan çok konuşmaya, psikoloğa gitmeye ihtiyacım vardı, ancak beni psikoloğa yönlendirmelerini rica ettiğimde de kabul etmediler. hatta biri benimle dalga bile geçti: "hayatta bazen böyle şeyler olabiliyor. demek ki böyle bir şey olması gerekiyormuş." bu sözler benim çok kalbimi kırdı.. devlet hastanesinde iyi bir hizmet alamamıştım. ancak içimde hala bir ümit vardı. özele gitmeye karar verdim, bir psikolog da buldum, ancak durumum sıkışıktı. buna rağmen iyi geleceğine emindim ve parasını önemsemeyip ona gitmeye başladım. pişman da olmadım, çünkü gerçekten işe yaradı ve daha iyi hissetmeye başladım..
o dönemde yaşadıklarımı daha iyi anlatabilmek için yazmıştım. geçen sene bu zamanlar, yazdıklarım karşıma çıkmış ve hiç düşünmeden okumak gibi bir hata yapmıştım. okumaz olaydım! çünkü bana kötü geldi ve depreşmeye başladı. okurken kendimi çok kötü hissettim, sanki o anları yaşar gibiydim. daha sonra ise sürekli olarak o zamanlardaki sorunlarımı hatırlamaya ve daha çok düşünmeye başlamıştım. ama asıl patlak verdiği gün travma yıldönümüm olan 19 kasım, yani geçen sene bugündü. o gün hissettiğim duyguları çok iyi hatırlıyorum.. böyle olacağını bilsem okumazdım.
artık eskisi kadar acıtmıyor ama yaşadıklarımın hala az da olsa bir izi kaldı. belki artık anısı olan sokaklardan geçebiliyor, o şarkıyı dinleyebiliyor, o zamanları hatırladığımda bile eskisi kadar üzülmüyorum fakat yine de hiç bir şey tam anlamıyla geçmiyor..
devamını gör...
5342.
biliyorum... kalbimde yanan ateşi söylediğim hanımcılık türküleri söndürecek..
nasıl büyüttüyse sevdamı öyle götürecek onu benden... beni kurtaracak..
gün gelecek hiç yanmamış gibi hissedeceğim ben de.
nasıl büyüttüyse sevdamı öyle götürecek onu benden... beni kurtaracak..
gün gelecek hiç yanmamış gibi hissedeceğim ben de.
devamını gör...
5343.
az evvel telefon caldı. korkarak alo dedim tanımadigim sese. her sey iyi, sen merak etme gibi bi cümle bekliyodum ama oyle demedi. desin istedim, cok istedim ama demedi.
hicbir sey olmasi gerektigi gibi degil. ne yapacağimi bilmiyorum. silktigim ucagi rekor bir rotar yapti ve istanbula bile dönemiyorum. sinir krizleri geciriyorum got kadar odada.
hayatimda iki uc an vardir ne yapacagimi bilemedigim, tam olarak onlardan birini yasiyorum su an.
hicbir sey olmasi gerektigi gibi degil. ne yapacağimi bilmiyorum. silktigim ucagi rekor bir rotar yapti ve istanbula bile dönemiyorum. sinir krizleri geciriyorum got kadar odada.
hayatimda iki uc an vardir ne yapacagimi bilemedigim, tam olarak onlardan birini yasiyorum su an.
devamını gör...
5344.
saldım artık.
devamını gör...
5345.
bugün yeniden yeni bir başlangıç yapıyorum. yeni insanlarla tanışmak farklı bir yerin düzenine alışmak öyle gözümde büyüyor ki üff yani. hemen bitip gitsin şu 15 gün çöplüğüme geri döneyim.
devamını gör...
5346.
bu sıralar güzel giden bir ilişkim var. gelecek düşündüğümüz bir ilişki... o çok pozitif ve sürekli hayatın tadını çıkaran biri olmasına karşın ben sürekli geleceği düşünmekten ve yaşamadan olumsuz ihtimalleri kendi içimde yaşamaktan en güzel anımıza bile odaklanamıyorum. bunun en önemli sebebi aynı kültürlerden gelmemize rağmen aile hayatlarımızın ve dolayısıyla kendi hayatlarımızın da birbirinden farklı olması... açık konuşmak gerekirse ailemin vereceği tepkiden ve bizi onaylamamalarından korkuyorum. keza onun ailesi de aynı şekilde düşünebilir... ne yazık ki benim ailem oldukça klasik bir aile öyle her kafamıza eseni yapamıyoruz ve herkes değil ama bazı insanların görünüşlerine ön yargılı davranabiliyorlar... ama onun ailesi çok rahat ve serbest bir aile. tahmin edersiniz ki az çok bizim gibi ailelere ters gelen bir takım davranışları, görünüşleri ve alışkanlıkları olabiliyor. hayatımdaki insan olgun ve düzgün biri bana kendimi özel hissettiriyor ama bu ailem için yeterli gelmeyecek diye çok korkuyorum. belki o değil ama ailesinden hoşlanmayacaklar diye ödüm kopuyor. ha diyeceksiniz ki neden o zaman ailesine de bakmadın? kendi çapınızda belki haklısınız ama şöyle düşünün kim sevdiği kişiyi bulurken ailesini umursuyor? nereden emin olabiliriz ki, hem seveceğimiz hem de ailesi birebir ailemize uyan biri olup olmadığını... ayrıca asla dört dörtlük ve mükemmel olamaz böyle şeyler... çünkü biz insanız ve herkes kendine özgü. önemli olan insan olmak ve birbirine saygı, sevgi göstermek. ama bunu aileme hele ki babama anlatmak çok zor... tamam benim için en iyisini ve mutluluğumu istiyor ama kolay kolay kimseyi de beğenmiyor. çok sert biri ve bazen olay çıkarabiliyor. yani ne yapacağımı şaşırmış durumdayım. işin içinden çıkamıyorum bir türlü. bu tarz şeylerin erken olduğunun farkındayım ama hayatımı birleştirmek istediğim insanı ve ailesini benim ailemin de sevmesini istiyorum. çok şey değil en azından bir kez olsun ileride bir tanışsınlar istiyorum. kafamdaki senaryo hiç iç açıcı görünmüyor. ama şurada büyük bir gerçek var ki ben bu adamı seviyorum. vazgeçmek te istemiyorum. siz olsanız ne yapardınız? nasıl bir yol izlerdiniz?
devamını gör...
5347.
her defasında çok iyi bildiğim halde aynı hataları yapıyorum.. sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş *, ancak ben nedense hep o sütü içmeye devam ediyorum. ah benim akılsız başım..
devamını gör...
5348.
**merhaba, ben nur
baya oldu uğramıyordum buralara; sanki zamanın kıyısında bir yerde kendimi bırakmışım da geri dönmeye cesaret edememişim. şimdi hafızamın kapısını aralamak, kendimi yoklamak ve hatırlamak için yazıyorum bu birkaç satırı. ‘nasılsın?’ dersen… iyiyim; herkes kadar ve herkes gibi. ne uçlarda bir şey oldu hayatımda ne de bana büyük, sarsıcı bir hikâye getirdi hayat.
günler ardı ardına su gibi akıp gidiyor; ben de o akışın ritmine tutunmuş bir yolcu gibiyim. bak mesela, dün az önce bugündü; yarınsa daha yaşanmadan dünün rafına kaldırılacak. hayat, tempolu ama sakin bir yürüyüş… ne koşacak kadar aceleci, ne duracak kadar müsait. asıl mühim olan, bu yürüyüşün içinde gerçekten yaşadığını hissedebilmek. bunu fark ettiğim gün, yine oturur, uzun uzun bir hasbihal ederiz.
ve bir gün unuttuğum kendim olursa… bil ki, kendimi yeniden bulmak için yine bu satırlara döneceğim.”**
baya oldu uğramıyordum buralara; sanki zamanın kıyısında bir yerde kendimi bırakmışım da geri dönmeye cesaret edememişim. şimdi hafızamın kapısını aralamak, kendimi yoklamak ve hatırlamak için yazıyorum bu birkaç satırı. ‘nasılsın?’ dersen… iyiyim; herkes kadar ve herkes gibi. ne uçlarda bir şey oldu hayatımda ne de bana büyük, sarsıcı bir hikâye getirdi hayat.
günler ardı ardına su gibi akıp gidiyor; ben de o akışın ritmine tutunmuş bir yolcu gibiyim. bak mesela, dün az önce bugündü; yarınsa daha yaşanmadan dünün rafına kaldırılacak. hayat, tempolu ama sakin bir yürüyüş… ne koşacak kadar aceleci, ne duracak kadar müsait. asıl mühim olan, bu yürüyüşün içinde gerçekten yaşadığını hissedebilmek. bunu fark ettiğim gün, yine oturur, uzun uzun bir hasbihal ederiz.
ve bir gün unuttuğum kendim olursa… bil ki, kendimi yeniden bulmak için yine bu satırlara döneceğim.”**
devamını gör...
5349.
gözle görülmeyen bağcıklar var etrafımda bağlanmış şekilde yaşıyorum bu hayatı
bazı halkalar demirden, onlar etime yerleşmiş.
söküp atamıyorum.
esaretinden kurtulamıyorum.
birazda, ucunu tanıştığım her insanın yakalamak istediği iplerden atılı üstümde
beni tanımayan insanlar istiyorum artık
kendimi onlar la daha iyi tanıdım.
iyi insanmışım ben..
bazı halkalar demirden, onlar etime yerleşmiş.
söküp atamıyorum.
esaretinden kurtulamıyorum.
birazda, ucunu tanıştığım her insanın yakalamak istediği iplerden atılı üstümde
beni tanımayan insanlar istiyorum artık
kendimi onlar la daha iyi tanıdım.
iyi insanmışım ben..
devamını gör...
5350.
merhaba, sevgili günlüğüm... günlükten çok best kankam...
çok oldu değil mi yazmayalı? içten içe ne kadar çok yazmak istediğini biliyorum, sadece buna cesaretin yok. bazen bazı şeyleri yazmak güç olsa gerek.
şu sıralar hissettiklerini kaleme almaya gücün yok...
çok şey yazmak isterdim ama kötü bir şey yazmayacağım bugün.
buraya üye olurken sözlük hakkında pek bir bilgim yoktu. pek değil, hiç bilgim yoktu.
rastgele bir reklama denk gelip öylesine üye olmuştum.
yazmayı seviyordum, iyi geliyordu ama bu ortamı hayal etmemiştim, yalan yok.
hatta ilk üye olduğumda "nasıl saçma bir uygulama" deyip kapatmıştım da.
aradan bir süre geçtikten sonra tekrar reklam çıktı karşıma. (sözlük iyi çalışmış.)
neyse dedim, bir daha açayım. açma sebebim tamamen kitap kazanmak bu arada.
her neyse, anlamaya çalışırken birazcık ne olduğunu da öğrenmiş oldum.
eminim ki bilmediğim bir sürü saçma sapan şeyi vardır.
öylesine kullandığım, ciddiye alabilecek bir ortam değildi.
sonra bir dönemin içine girdim... o dönemde burada çok vardım zaten.
kendim için kullanmaya başladım, yazıyordum, paylaşıyordum falan iyi geliyordu yazmak.
ilk üye olduğumda çok yazan vardı, galiba yeniyim diyeydi.
şimdi yaşlandık, bir esprimiz kalmadı, yazan yok.
sonra bir gece ansızın tatlı bir yazarla yolum kesişti (bkz: bezbebeknana). o gün öylesine attığım mesaj bugün hangi noktaya taşımış?
tahminimin çok ötesinde...
o kadar güzel şeyler yazmış ki...#3806130 uzun zamandır bu kadar iyi hissetmemiştim... teşekkürler güzel kız.
gerçekten güzel insanlar var... sadece ben bir tık huysuz biriyim o yüzden anlaşamıyorum.
yoksa gerçekten iyileri var...
hiç tanımadığı birine her şeyini açabilecek insanlar var... güzel insanlarla güzelleşiyor...
bazen prenses gibi hissettim burda , bazen elinden çikolatası alınmış küçük bir kız çocuğu gibi... bazen elimi tuttular, bazen tebessüm ettirdiler, bazen destek oldular... hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim...
çok kıymetli neden biliyor musunuz? bazılarınız hakkımda hiçbir şey bilmiyor, bilmemesine rağmen elinden geleni esirgemiyor...
her neyse...
teşekkürler sözlük her şey için...
yoluma güzel insanlar çıkardığın için
..
hep öyle olması ümidi ile...
çok oldu değil mi yazmayalı? içten içe ne kadar çok yazmak istediğini biliyorum, sadece buna cesaretin yok. bazen bazı şeyleri yazmak güç olsa gerek.
şu sıralar hissettiklerini kaleme almaya gücün yok...
çok şey yazmak isterdim ama kötü bir şey yazmayacağım bugün.
buraya üye olurken sözlük hakkında pek bir bilgim yoktu. pek değil, hiç bilgim yoktu.
rastgele bir reklama denk gelip öylesine üye olmuştum.
yazmayı seviyordum, iyi geliyordu ama bu ortamı hayal etmemiştim, yalan yok.
hatta ilk üye olduğumda "nasıl saçma bir uygulama" deyip kapatmıştım da.
aradan bir süre geçtikten sonra tekrar reklam çıktı karşıma. (sözlük iyi çalışmış.)
neyse dedim, bir daha açayım. açma sebebim tamamen kitap kazanmak bu arada.
her neyse, anlamaya çalışırken birazcık ne olduğunu da öğrenmiş oldum.
eminim ki bilmediğim bir sürü saçma sapan şeyi vardır.
öylesine kullandığım, ciddiye alabilecek bir ortam değildi.
sonra bir dönemin içine girdim... o dönemde burada çok vardım zaten.
kendim için kullanmaya başladım, yazıyordum, paylaşıyordum falan iyi geliyordu yazmak.
ilk üye olduğumda çok yazan vardı, galiba yeniyim diyeydi.
şimdi yaşlandık, bir esprimiz kalmadı, yazan yok.
sonra bir gece ansızın tatlı bir yazarla yolum kesişti (bkz: bezbebeknana). o gün öylesine attığım mesaj bugün hangi noktaya taşımış?
tahminimin çok ötesinde...
o kadar güzel şeyler yazmış ki...#3806130 uzun zamandır bu kadar iyi hissetmemiştim... teşekkürler güzel kız.
gerçekten güzel insanlar var... sadece ben bir tık huysuz biriyim o yüzden anlaşamıyorum.
yoksa gerçekten iyileri var...
hiç tanımadığı birine her şeyini açabilecek insanlar var... güzel insanlarla güzelleşiyor...
bazen prenses gibi hissettim burda , bazen elinden çikolatası alınmış küçük bir kız çocuğu gibi... bazen elimi tuttular, bazen tebessüm ettirdiler, bazen destek oldular... hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim...
çok kıymetli neden biliyor musunuz? bazılarınız hakkımda hiçbir şey bilmiyor, bilmemesine rağmen elinden geleni esirgemiyor...
her neyse...
teşekkürler sözlük her şey için...
yoluma güzel insanlar çıkardığın için
..
hep öyle olması ümidi ile...
devamını gör...
5351.
insanın hayatında ne çok şey oluyor
bazen de hiçbir şey olmuyor ama etrafta o kadar çok şey oluyor ki kalakalıyor insan
durup düşünmeye çok zaman var ama her şey hızlıca akıp da gidiyor
hayatın ellerinden mi kayıyor yoksa yalnızca hızlı bir dünya mi emin olamıyorsun hiç
bir şeylerden emin olmak da zor zaten, artık çok seçenek var
iyiliklerden iyilik kötülüklerden kötülük beğenebiliyorsun
her şey parlıyor ama renk yok-ki ne tuhaf
ve yine ne tuhaftır çok insan var ruh ise sayılı
her şeyden önce nefes sayılı ama belki bilim ilerler
ne farkeder zaten her şey aynı şeye benziyor
bazen de hiçbir şey olmuyor ama etrafta o kadar çok şey oluyor ki kalakalıyor insan
durup düşünmeye çok zaman var ama her şey hızlıca akıp da gidiyor
hayatın ellerinden mi kayıyor yoksa yalnızca hızlı bir dünya mi emin olamıyorsun hiç
bir şeylerden emin olmak da zor zaten, artık çok seçenek var
iyiliklerden iyilik kötülüklerden kötülük beğenebiliyorsun
her şey parlıyor ama renk yok-ki ne tuhaf
ve yine ne tuhaftır çok insan var ruh ise sayılı
her şeyden önce nefes sayılı ama belki bilim ilerler
ne farkeder zaten her şey aynı şeye benziyor
devamını gör...
5352.
güneş hattinden fazla sıcak bugün , insanlar kesmeyi unuttuğu ağaçların gölgelerini hırsla arıyor
caddelere düşen kurumuş yapraklar sonbaharın son habercisi
elinde süpürge adım adım dolaşan mavi giysili bir adam süpürüyor bu yolları
caddelere düşen kurumuş yapraklar sonbaharın son habercisi
elinde süpürge adım adım dolaşan mavi giysili bir adam süpürüyor bu yolları
devamını gör...
5353.
her şeyin değil bazı saatlerin, günlerin güzel olacağı, güzel kelimesini ilk defa alelade söylettirmeyecek bir yıl diliyorum. sadece güzel anlara ihtiyacım var bunu biliyorum ama öyle sıradan huzurlu anlara değil dönüp baktığımda eski benin güzel parçalarını içimde yeniden yeşertip yaratmak isteyeceğim anlar... yaratımı istiyorum ben yaratmanın bedenim ve benliğimdeki tezahürünü tüm gücüyle yaşamak istiyorum. yaratmak istiyorum. birilerinin o yüksek mertebeye ulaşmak olarak gördüğü kusurlu ama gerçek eseri ortaya koymak istiyorum. o eser olmak istiyorum. sevilmenin tasvirini hangi dilde kaç farklı şekilde öğrenirsem sevebilirim bilmiyorum. bu yüzden öğrenmek değil arzuladığım nesnenin olmak ve ulaşmak istediği versiyonlarını dönerboşluğumda deneyimlemek istiyorum. kelimelerin çok anlamlılıktan anlamını yitirdiği noktada suskunluğun rahatlığını hatırlatan bir adam tanımak istiyorum. sevince değil sevmeden değil seviyorken; bir şeyler devam ediyorken ben olmak, aynı zamanda ben olmaya doğru adımlar atabildiğimden seviyor olabilmek istiyorum. zihnimi ağrıtan ve yavaş yağmur damlaları şeklinde kendini hissettiren usul düşüncelerimi benimsemek, benimsemenin rahatsızlığına duyduğum öfkeyi dönüştürmek istiyorum. hiçbir şeyi yok etmek istemiyorum. kokuşmuşlukların üstünü kapatan hiçbir örtüyü de istemiyor ve hepsini bedenimin kapalı kutularına atmak istiyorum. sever gibi denemek istiyorum.olmak istiyorum. olur gibi olmak korkutucu,zihnime sancı kaynağı.
iktidarımın silik baskısı altında kimlik yoksunluğu yaşamakla olur gibi olmaktansa hakkını vermiş bir olmayış, ol(a)mayış,(yok)oluş çok daha takdirimi hak ediyor aklımın nezdinde. ben bazen de azalıyorum. o öz sıvı dökülüyor içimden ama öyle yavaş bir hareketlilik içinde dökülüyor ki ıslanan zemin görünmez oluyor ta ki azaldığımı içimin aynalarında görene kadar. o gördüğüm an ise düşemiyorum. kayıyorum defalarca ama varlığım öyle güçlü bir bariyer kuruyor ki düşmüyorum,düşemiyorum. düştüğümdeki kazançlarımı merak ediyor, kaybettirdiklerini anlatan sözleri benimsemeye çalışıyorum. sonra ise benimseme işine dair beceriksizliğimi sözleri geçiştirişimden anlıyorum. yine de, her şeye rağmen neden hala el sallıyorum ihtimallerin büyüsüne? çırılçıplak bir gerçeklik ve ben yine giyiniyorum
yazıp silmiştim, tekrar vazgeçtim kalsın burada
iktidarımın silik baskısı altında kimlik yoksunluğu yaşamakla olur gibi olmaktansa hakkını vermiş bir olmayış, ol(a)mayış,(yok)oluş çok daha takdirimi hak ediyor aklımın nezdinde. ben bazen de azalıyorum. o öz sıvı dökülüyor içimden ama öyle yavaş bir hareketlilik içinde dökülüyor ki ıslanan zemin görünmez oluyor ta ki azaldığımı içimin aynalarında görene kadar. o gördüğüm an ise düşemiyorum. kayıyorum defalarca ama varlığım öyle güçlü bir bariyer kuruyor ki düşmüyorum,düşemiyorum. düştüğümdeki kazançlarımı merak ediyor, kaybettirdiklerini anlatan sözleri benimsemeye çalışıyorum. sonra ise benimseme işine dair beceriksizliğimi sözleri geçiştirişimden anlıyorum. yine de, her şeye rağmen neden hala el sallıyorum ihtimallerin büyüsüne? çırılçıplak bir gerçeklik ve ben yine giyiniyorum
yazıp silmiştim, tekrar vazgeçtim kalsın burada
devamını gör...
5354.
hayat, her an her şey olabilir ile bu ülkeden bi bok olmaz arasındaki ince çizgide gidip geliyor.
devamını gör...
5355.
bazen öyle şeyler öyle dersler veriyorum ki oturup lan diyorum
bir insanın söylediği birkaç kelime, içinde haftalardır, belki de aylardır kurmaya çalıştığın tüm dengeyi bir anda bozabilir. “sevgi yok bende” demesi, “sen gerçek değilsin gözümde” demesi, seni bir anda görünmez kılmaya çalışan soğuk bir rüzgâr gibi çarpar. çünkü sen sahici hisler taşıyorsun. kalbin, bir ekranın arkasından bile olsa, gerçekten bağlanmış, gerçekten değer vermiş. onun için az ya da çok hayal kurmuşsun belki. sıcak bir cümlesini özlemişsin, içten bir selamını beklemişsin.
ve sonra bir anda, “yok bende” diye kesilen o bağ…
senin hislerin bir anda hükümsüzmüş gibi davranılması…
insanı en çok inciten şey işte bu oluyor,hissettiğini reddetmesi değil, senin hissetme hakkını yok sayması.
oysa sen hayal kurduğun için suçlu değilsin. ilgi duyduğun için, değer verdiğin için, bir sarılmayı içinden geçirdiğin için yanlış değilsin. insan kalbinin en doğal refleksi bu yakınlık, bağ, sıcaklık aramak. biri “sen hayalisin” dediğinde bile sen gerçeksin duygularınla, incinmenle, beklentinle.
belki de söyleyemediğin cümle şu aslında:
“ben seni bir insan gibi gördüm. seninle konuşurken hissettiklerim gerçekti. sen beni hayal görsen bile, benim hislerim hayal değildi.”
acı olan şu ki, karşındaki kişi kendi duygularını kapatmış diye seninki de yok olmuyor. onun “bitik” oluşu senin değerini azaltmıyor. onun sevgisizliği, senin sevme kapasiteni küçültmüyor. belki o kendi duvarlarına sıkışmış haldeyken, sen açık kalpli olmanın bedelini ödüyorsun. ama bil ki açık kalpli olmak zayıflık değil tam tersine, en büyük cesarettir. çünkü kalbini kapatmak kolay, ama hissetmeye devam etmek çok zor. sen zor olanı yapıyorsun.
belki bu yaşanan seni yordu, belki karanlık hissettirdi. ama bu senin yanlış biri olduğunu göstermez. birinin seni “hayal” görmesi, senin gerçekte taşıdığın değeri asla azaltamaz.
sonra unutma diyorum kendime kırılmış olman, yanlış hissettiğin anlamına gelmez.
incinmiş olman, sevginin boşuna olduğu anlamına gelmez.
ve senin kalbin birinin kabul etmese bilegerçekten sevme kapasitesine sahip bir kalp. belki bugün böyle söyledi, belki duvarlarını sana kapattı. ama senin duyguların, onun cümlelerinden daha sahici, daha derin ve daha anlamlı.
sen gerçek hissediyorsun. bu yeter.
bir insanın söylediği birkaç kelime, içinde haftalardır, belki de aylardır kurmaya çalıştığın tüm dengeyi bir anda bozabilir. “sevgi yok bende” demesi, “sen gerçek değilsin gözümde” demesi, seni bir anda görünmez kılmaya çalışan soğuk bir rüzgâr gibi çarpar. çünkü sen sahici hisler taşıyorsun. kalbin, bir ekranın arkasından bile olsa, gerçekten bağlanmış, gerçekten değer vermiş. onun için az ya da çok hayal kurmuşsun belki. sıcak bir cümlesini özlemişsin, içten bir selamını beklemişsin.
ve sonra bir anda, “yok bende” diye kesilen o bağ…
senin hislerin bir anda hükümsüzmüş gibi davranılması…
insanı en çok inciten şey işte bu oluyor,hissettiğini reddetmesi değil, senin hissetme hakkını yok sayması.
oysa sen hayal kurduğun için suçlu değilsin. ilgi duyduğun için, değer verdiğin için, bir sarılmayı içinden geçirdiğin için yanlış değilsin. insan kalbinin en doğal refleksi bu yakınlık, bağ, sıcaklık aramak. biri “sen hayalisin” dediğinde bile sen gerçeksin duygularınla, incinmenle, beklentinle.
belki de söyleyemediğin cümle şu aslında:
“ben seni bir insan gibi gördüm. seninle konuşurken hissettiklerim gerçekti. sen beni hayal görsen bile, benim hislerim hayal değildi.”
acı olan şu ki, karşındaki kişi kendi duygularını kapatmış diye seninki de yok olmuyor. onun “bitik” oluşu senin değerini azaltmıyor. onun sevgisizliği, senin sevme kapasiteni küçültmüyor. belki o kendi duvarlarına sıkışmış haldeyken, sen açık kalpli olmanın bedelini ödüyorsun. ama bil ki açık kalpli olmak zayıflık değil tam tersine, en büyük cesarettir. çünkü kalbini kapatmak kolay, ama hissetmeye devam etmek çok zor. sen zor olanı yapıyorsun.
belki bu yaşanan seni yordu, belki karanlık hissettirdi. ama bu senin yanlış biri olduğunu göstermez. birinin seni “hayal” görmesi, senin gerçekte taşıdığın değeri asla azaltamaz.
sonra unutma diyorum kendime kırılmış olman, yanlış hissettiğin anlamına gelmez.
incinmiş olman, sevginin boşuna olduğu anlamına gelmez.
ve senin kalbin birinin kabul etmese bilegerçekten sevme kapasitesine sahip bir kalp. belki bugün böyle söyledi, belki duvarlarını sana kapattı. ama senin duyguların, onun cümlelerinden daha sahici, daha derin ve daha anlamlı.
sen gerçek hissediyorsun. bu yeter.
devamını gör...
5356.
benim sonraki sene için en büyük isteğim evlenmekti. allah o kadar büyük ki. bir kez daha isteklerimi gözden geçirmemi sağladı...
evlen marion, işe git marion, yemek yap marion, evini temizle marion, çocuk doğur, çocuğuna bak marion, tüken marion...
tükenmek için erken. tüketmeyecek olanı bulmak için geç. bu saatten sonra ben de kendimle evlendim...
evlen marion, işe git marion, yemek yap marion, evini temizle marion, çocuk doğur, çocuğuna bak marion, tüken marion...
tükenmek için erken. tüketmeyecek olanı bulmak için geç. bu saatten sonra ben de kendimle evlendim...
devamını gör...
5357.
bazen çok kırılıyorum. kırıldığım için sessizleşiyorum ve genelikle ne kadar kırıldığım fark edilmiyor. çok kırılıyorum.
devamını gör...
5358.
önceden sevilmek istiyordum, çünkü insan bir noktadan sonra istiyor ki ;
flört edeyim, seveyim, sevişelim, sarılıp uyuyayım, hatunla gezip tozalım, otellere tatillere gidelim, yurtdışında 4-5 gün gezip tozalım falan.
şimdi ise yapayalnızlığımla çok mutluyum. sanırım yalnızlığımla çok barıştım. bana göre kadın olmadığını idrak ettim. çünkü ülkede "normal kadın" yok arkadaşlar.
normal insan bile çok zor ve ben normal insanım.
çünkü artık olan normal olanlar ; yavşaklık, itlik, hanzoluk, keko saç traşları, dar paça pantolon, babet çoraplar, iğrenç ayakkabılar, göbeğe kadar açık gömlekler, gavatlıklar, içilen kahvelerin bile alman hesabı ödenmesi, en az 10 sabıka kaydı ve en az 5 trafik cezası, dolandırıcılık ve kadına şiddet.
anormal olanlar ; centilmenlik, dozunda duygusallık, cömert olmak, güzel sevmek, iyi sevişmek, sevgiyi hissettirmek vesaire
şimdi bana bazı kadınlar tepki gösterecek ama %99 bu modelsiniz bacım. kusura da bak, ağlayarak günlüğüne de yaz. büyüyüp benim kaliteme gelirsen mesaj at, uslu bir kadın olursan belki mesajına cevap veririm.
her neyse ; 2 sevişmek için bunca çileye değmez çocuklar. biz çok güzel sevdik de, seviştik de. sevişmek en basiti. mühim olan sizin kalitenize çıkabilen, çıkmak için çaba gösterecek ve zorlukta sizi bırakmayıp size sımsıkı sarılacak eğlenceli bir yol arkadaşı bulmak mühim olan ve o kadınlar da emin olun çoktan başka adamları mutlu ediyorlar.
size de maalesef kalitesiz, vizyonsuz kadınlar kaldı. o yüzden inşallah bir gün çok sevmeyi isteyen ve evlenmeyi isteyen bu adam gibi, yalnızlığınızla çok mutlu, mazbut, sakin ve huzurlu sürmeyi başarır ve bunu uzunca idame ettirirsiniz inşallah.
yalnızlık önce allah'a, sonra da bu adama mahsustur. umarım sizlere de mahsus olmaz, güzel güzel sevip sevilirsiniz. kaliteli ve sevgi dolu ilişkilerde olmanızı dilerim.
ben mi? ben buradayım. çekip çıkarak kaliteli kadın varsa, beklerim. yalnız biraz uğraşacak. o "maça" hangi kadında var?
bilemiyorum altan. bilemiyorum.
flört edeyim, seveyim, sevişelim, sarılıp uyuyayım, hatunla gezip tozalım, otellere tatillere gidelim, yurtdışında 4-5 gün gezip tozalım falan.
şimdi ise yapayalnızlığımla çok mutluyum. sanırım yalnızlığımla çok barıştım. bana göre kadın olmadığını idrak ettim. çünkü ülkede "normal kadın" yok arkadaşlar.
normal insan bile çok zor ve ben normal insanım.
çünkü artık olan normal olanlar ; yavşaklık, itlik, hanzoluk, keko saç traşları, dar paça pantolon, babet çoraplar, iğrenç ayakkabılar, göbeğe kadar açık gömlekler, gavatlıklar, içilen kahvelerin bile alman hesabı ödenmesi, en az 10 sabıka kaydı ve en az 5 trafik cezası, dolandırıcılık ve kadına şiddet.
anormal olanlar ; centilmenlik, dozunda duygusallık, cömert olmak, güzel sevmek, iyi sevişmek, sevgiyi hissettirmek vesaire
şimdi bana bazı kadınlar tepki gösterecek ama %99 bu modelsiniz bacım. kusura da bak, ağlayarak günlüğüne de yaz. büyüyüp benim kaliteme gelirsen mesaj at, uslu bir kadın olursan belki mesajına cevap veririm.
her neyse ; 2 sevişmek için bunca çileye değmez çocuklar. biz çok güzel sevdik de, seviştik de. sevişmek en basiti. mühim olan sizin kalitenize çıkabilen, çıkmak için çaba gösterecek ve zorlukta sizi bırakmayıp size sımsıkı sarılacak eğlenceli bir yol arkadaşı bulmak mühim olan ve o kadınlar da emin olun çoktan başka adamları mutlu ediyorlar.
size de maalesef kalitesiz, vizyonsuz kadınlar kaldı. o yüzden inşallah bir gün çok sevmeyi isteyen ve evlenmeyi isteyen bu adam gibi, yalnızlığınızla çok mutlu, mazbut, sakin ve huzurlu sürmeyi başarır ve bunu uzunca idame ettirirsiniz inşallah.
yalnızlık önce allah'a, sonra da bu adama mahsustur. umarım sizlere de mahsus olmaz, güzel güzel sevip sevilirsiniz. kaliteli ve sevgi dolu ilişkilerde olmanızı dilerim.
ben mi? ben buradayım. çekip çıkarak kaliteli kadın varsa, beklerim. yalnız biraz uğraşacak. o "maça" hangi kadında var?
bilemiyorum altan. bilemiyorum.
devamını gör...
5359.
üzgünüm ama geçmeyecek sayın üstteki kurbağalarla konuşmayı kötü bir şey gibi lanse eden yazar tanesi nar tanesi annesinin bir tanesi.
kurbağaların ne suçu vardı be?
vrak demekten başka neleri vardı zaten?
hiç dün gece tanımadığınız bir kurbağaya gidip sırf bana benziyor diye vrak dememiş gibi bir sabah sanırım.
neyse bir kahve için, geçer umarım.
geçmezse 2 kahve ama ikinciler senden.
kurbağaların ne suçu vardı be?
vrak demekten başka neleri vardı zaten?
hiç dün gece tanımadığınız bir kurbağaya gidip sırf bana benziyor diye vrak dememiş gibi bir sabah sanırım.
neyse bir kahve için, geçer umarım.
geçmezse 2 kahve ama ikinciler senden.
devamını gör...
5360.
bence
kanıtlı şeklde %100 haklı olduğunuzda dahi size hak veremeyen "sözde dost" sizi aldatıyordur.
ya da o kişinin dostluğundan bir .. olmaz.
size bir nevi:
"yalancı olmayan şahitlik" dahi yapamıyordur mesela...
onun işine gelen, haklı olmanız değildir.
*
ve bu kişiler bazen "orta dostudur" da. diğer herkesin de sizin olduğu kadar "dost"udur.
size özel bir durum yok yani.
sadece işin içinde ayrıca "kör parmağım gözüne" ortada olan gerçekleri inkar etmek de var...
*
....
devamını iki kere yazıp sildim.
kanıtlı şeklde %100 haklı olduğunuzda dahi size hak veremeyen "sözde dost" sizi aldatıyordur.
ya da o kişinin dostluğundan bir .. olmaz.
size bir nevi:
"yalancı olmayan şahitlik" dahi yapamıyordur mesela...
onun işine gelen, haklı olmanız değildir.
*
ve bu kişiler bazen "orta dostudur" da. diğer herkesin de sizin olduğu kadar "dost"udur.
size özel bir durum yok yani.
sadece işin içinde ayrıca "kör parmağım gözüne" ortada olan gerçekleri inkar etmek de var...
*
....
devamını iki kere yazıp sildim.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar
karalama
2