3861.
ne güzel dertleriniz var sizin ya. benim hayatım stresli maalesef. sit sen hariç.
devamını gör...
3862.
üstü kapalı laf gönderme yapabilmek için asgari düzeyde dile hakim olmanın birinci şart olduğunu bile bilmeyenle aynı ortamda olmak... umarım çok yoktur böylesi. her ne kadar moral bozucu olsa da, ne yapıyoruz krizantemcim , iyi niyetimizi koruyoruz değil mi? ilk günün günahı olmazmış diyelim ve ikinci gün için istiareye yatalım bakalım haydi hayırlısı.
devamını gör...
3863.
insanlar hakkındaki ilk izlenimin hep doğru çıkıyor farkında mısın hiç yanilmadin geç de olsa ortaya çıkıyor ve sen hiç yanilmadin ilk ne hissettiysen öyle de devam etti peki sen neden buna rağmen hayatına aldın ki neden tanıma vakit geçirme fırsatı verdin iyi olma ihtimallerini mı düşünüp şans veriyorsun insanoğlu nefsine düşkün derlerdi evet ama bu denli şahit olacagimi bu kadar yakınimda olduklarını hiç düşünmezdim
insanoglu nankör insanoğlu nefsine düşkün insanoğlu doyumsuz insanoğlu insanoğlu...ne eksik onlarda ya da ne fazlalari var bizden benden senden dümdüz iyilikle ahlakli bir şekilde etik kurallarla yaşamak isteyenden
tamamen sevgi eksikligi tamamen ilgi doyumsuzlugu açlığı geldiği nokta öyle bir hal aldi ki hiç ummadığın insanlarin neler yapabileceklerini tahmin bile edemezsin
ruhun sevgi eksikliginin bedenen yansımalarinin nelere dönüşebileceğini gördükçe acıyorum üzülüyorum
sevmek sevilmek döngüsü dengelenmedigi sürece ki bu önce kendinden başlamalı insanoğlu birbirini kırıp dökmeye acitmaya devam edecektir
keşke herkese yetecek kadar sevgi duygusu olsa keske insanların sevgiden haberi olsa azizim ne yetmesi
yetmek ne kelime henüz sevginin ne olduğunu bilmeyen tatmayan eksik bırakılan var ve onun yarattığı etkiler var sonuç muamma
sonuç sevgi eksikligi ile yaşayan insanoglunun ruhunu dünyevi zevklerin doyumsuzluguyla karıştırması
devamını gör...
3864.
köpeksiz köy bulup değneksiz gezmek ne güzel dimi.
devamını gör...
3865.
uzun zamandır böylesine bir istek doğmamıştı içime. yapmam gereken bir şey var. herkes yapma diyor. yapmak istiyorum. ne kadar mantıksız gelse de, ne kadar saçma olsa da. saçmalamak istiyorum. kimseye söyleyemiyorum. 1 kişi bulsam bana destek olan. sadece 1 tane yetecek tüm olumsuz düşünceleri karşıma almaya. yapmazsam 'acaba' soruları kafamdan hiç bir zaman çıkmayacak biliyorum.
devamını gör...
3866.
beni kurtaracak bir ruh eşine ihtiyacım var. ne olur bul ve kurtar beni…
devamını gör...
3867.
ah be baba. keşke bu kadar sorumsuz olmasaydın. keşke bu kadar hatalar yapmasaydın.
keşke seni sevebilseydim.
devamını gör...
3868.
ben şimdi size bir şeyler anlatacağım.
çünkü buraya yazdıklarım sanki daha kalıcı tatmin edici ve beni tanıyan kimsenin okumadığı ve bu yüzden dileklerimin gerçekleştiği bir yer gibi.

bir sene önce buraya atanmış ol yazmışım atandım kızım atandım ama babamın evine yine ;)
lütfen bu kadar af bilmem ne gelmişken 3 artı 1 saçmalığı da kalksın bir seferlik. kendi ayağıma sıktım ben mutsuzum boğmak istediğim insanlar oldu bu bir sene içinde.

tabi bunlar kötü yanları ama iyiyim be sözlük ev haricinde yapmak istediğim her şey çok olumlu ilerliyor en basiti ingilizce kursuna yazıldım

ama bir şey var aynı günde aynı zamanda kalan kalbimde. herkes her şey geçiyor kalbimden sözlük bir bu kalıyor.

lütfen sözlük ilerleyeyim. bir yanış bir yakarış bu!!
devamını gör...
3869.
üç bira içtim, sarhoş olmam için yeter de artar bile! birkaç da sigara! yakacak ne çok ağıt var! ne çok dert var, gözyaşı dökecek!

ne derdin, camilla? bu acınası halimi görsen, benden daha fazla nefret eder miydin? hiçbir şeyi çözememiş bir çaylak! gözyaşı döken bir aciz! mi derdin? çok çalıştım biliyor musun? bir yaşamı oldurabilmek için; sürüp gitsin diye, öylece, yürüsün; diğerleri gibi! tanrının şanslı kulları gibi olabilmek için çok çalıştım!

o kısık sesle gelen fısıldamayı hiç duydun mu? en yakınından, ağabeyinden, tüm acziyetiyle "tavuk döner yedim, söylemesi ayıptır." deyişini? sesindeki yorgunlukla, o nezaketini, tüm kaybedişine rağmen, yaşamayı beceremeyişine rağmen, kaybetmediği o nezaketiyle, "söylemesi ayıptır" deyişini hiç duydun mu? bu cümlelerin altında ezilişimi gördün mü? yaktığım ağıdı dinledin mi hiç? hiçbir şey bilmiyorsun camilla! sevdiğin adamla birlikteyken, onun gözlerine bakarken kendinden geçiyorken; çektiğim acıları bilmiyorsun!

yaşamak neden bu kadar zor biliyor musun camilla? bir ömrü hakkıyla yaşayamamak, ne orada ne burada olabilmek, ne sevdiklerinle ne de onlarsız olabilmek, arafta kalmak ne demek biliyor musun? bilmiyorsun, anlamıyorsun; hiç anlama dilerim! yaşanılan bu çaresizliğe uzaktan baksan yeter! bir ömre, ne kadar acı sığdırabilirsem o kadar sığdırdım. belki daha fazlası kapıdadır! tanrının planlarını kim bilebilir? hala bana acıyor musun camilla? benden nefret ediyor musun? "bir erkek," "böyle zayıf olur mu hiç?" diyor musun? acıma bana camilla! nefret etme acziyetimden! o çok sevdiğin güçlü, kuvvetli erkekler gibi; kolundan
çekip seni öpücüklere boğacak olanlardan olmadığım için benden nefret etme! masumum camilla, elimde değil anlıyor musun?

sakallarımdaki beyazların sayısı ne çok arttı! 30'uma bile gelmedim halbuki! her bir tanesinin bir hikayesi var biliyor musun? seni kendime çekip, o kollarımla, öpemeyeceğimi biliyorum; sen de biliyorsun bunu ve tiksiniyorsun benden! o geçip giden ömrünü, bir başka acizle yitirdiğini düşündüğün gibi! "yine mi aynı hikaye?" diyor musun?

ah! yüküm çok fazla biliyor musun? beni biraz olsun anlayabilsen keşke! omzuna yaslanıp, sessizce huzura erebilsem, kendimi asmadan önce!
devamını gör...
3870.
kendimi bildim bileli hayatımın içine eden bazı şeyler var. biri benim zaten. bir de stres dediğimiz o iğrenç duygu var. her seferinde midemi bulandıran, kafamı allak bullak edip sağlıklı düşünmemi engelleyen , hayatımdaki birçok mutluluğuma engel olan ve beni birnevi boğan o iğrenç duygu. korku var bir de. yaşamamı engelleyen, hayal kurmamı bile kısıtlayan , beni kendi içine hapsedip benimle resmen dalga geçen o korku duygusu. kaygı var, o kadar fazla var ki ben kaygıdan ibaretim. hatta öyle değil, kaygı benden ibaret.
fakat asıl sorun bu duyguların üstesinden gelmeyi bir türlü başaramamış olan bende. duygu bu sonuçta, nasıl olur da benden ,fikirlerimden daha güçlü olabilir diye düşünüyorum hep. nasıl olur da her seferinde aynı duygulara aynı konularda yenilebilirim? çok da güzel yenildim. bir kenara geçip hayatımın içine etmelerini izledim, yaşamak dedim buna yıllarca. o derece bir yenilmeydi.
hep dediğim gibi halleceğim. fakat bu sefer inanarak söylüyorum bunu. gerçekten halledeceğim bu sorunu. gerek stresi gerekse korkuyu korkutacak duruma gelmem imkansız değildir. sadece bazı bağımlı olduğum düşünceleri değiştirmem gerekecektir.
işte o zaman hiçbir düşüncenin ve duygunun kurbanı olmadan hayatıma devam edebileceğim. olması gerektiği gibi.
devamını gör...
3871.
sevmek, nefret etmek ve hiç duygu beslememek en çok şaşırtığım üç durum. insan garip bir yaratık.

baş parmağının arkaya kıvrılma derecesini, alâkasız iki konuyu birbirine bağlamasını, attığını unutup aynı videoyu üçüncü kez atışını sevebiliyorsunuz. etinizle, tırnağınızla o insanı seviyorsunuz.

bir de nefret duygusu var. o daha da garip. sevgim ve merhametim ne denli uzun ömürlüyse, tersine, hiçbir nefretim uzun ömürlü olmadı. ben nefret nedir pek bilmiyorum da galiba. kalbimi alev alev yakan bir nefret duygusu hissettiğim oldu. kızdım. çok kızdım. patlamak üzere olduğum oldu, patladığım oldu, söndüğüm oldu, tekrar tutuşturanlar oldu. fakat en sonunda nefretimin vardığı kapı duygusuzluk oldu en kötü.
bir sonraki cümlesinde ne diyeceğini bileceğiniz kadar tanıdığınız insana karşı artık ne sevinme, ne üzülme, ne kızma, ne merhamet, ne kin, ne öfke, ne koruma, ne düşünceli olma, ne incelik, ne nezaket, ne de intikam gelmiyor içinizden.

insanın gönlünün, aklının ve vicdanının çalışma şekli de çok garip.
insana, insanın beynine, psikolojisine, duygularına... ne bileyim.. insana dair her şey... allahın şu akıllı yarattığı canlıya dair her şey aslında çok ilginç.
gecenin dördünde duvara baktırıyor.
devamını gör...
3872.
kendimi bok gibi hissediyorum
devamını gör...
3873.
arkadaşlar korkunç bir espri yapacağım. kemerlerinizi bağlayın!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
3874.
otoban kenarında gece 3'te verilen molada hafif üşüyor hâlde dandik anahtarlıklara, bilekliklere bakarken adını arayacağım. isminle bile mutlu olacağım. arkamdan ettiğin duayla allaha emanet olacağım. dönünce anlatacak fıkralar biriktireceğim.
seni özleyeceğim.
devamını gör...
3875.
ne ara bu kadar mutsuz, umutsuz oldum? sebebini biliyorum aslında ama yakıştıramıyorum kendime. hayat işte diyorum. ben ne zaman hedef koysam kendime hayat gidip o hedefi daha uzağa koyuyor. arabesk bir ruhum yok. daima kahkaha atmayı sevdim. hala kahkaha atıyorum. önceden mutluydum şimdi mutlu rolü yapıyorum. rol yapmak daha kolaymış diyorum bazen. mutlu olmak daha zor. mutlu hissetmek en zoru. herkese her şeye yabancılaştım. bunu yadırgamıyorum da. en çok kendime yabancılaşmayı yadırgıyorum. en çok kendimi severdim ben. en çok kendime yabancılaştım. barışamıyorum. klavyenin tuşlarına basan parmakları bile tanıyamıyorum. tanımak da istemiyorum artık.
devamını gör...
3876.
t: aşkım bana yazı yaz
j:ruh-u ayn'ımm
gülümsedim bu mesajını okuduğum an. çünkü hala küçük oğlum olduğunu hissettim bir kez daha. küçükken olurdu ya annemizin bizi övdüğü anlar öyle çok yücelirdik ki hissedebiliyorum neler hissedebilceğini...
evet sevgilim seni, sana olan sevgimi sonsuz kere haykırmak istiyorum yüce dağlara, masmavi göklere...
insan sevince çok değişirmiş, aşk insanı insan kılarmış.
eğer bu bendeki aşk ise böyle kutsal böyle yüce olan
ben neydim ki senden önce?..
söylesene sevgilim ev çatısız olur mu?..
yağmur bulutsuz, ben sensiz..
bu dünyada ne varsa aşk ile yetişiyor biliyorum, sen ile nefesin ile..
aşk var diye dönüyor dünya...
bugün yanında başımı omuzlarına koyup sıcak bir kahve ile hafif esintinin kemanıyla gökyüzünü izlemek isterdim beraberinde hayallerimizi anlatmak... bir yıldızımız olurdu belki de biri kayardı.
o halde bugün bir dilek dile sevgilim. ömür adansın bu dileğine varsın uğruna öleyim ancak biz olalım içinde. huzurumuz, mutluluğumuz...
sana söz yüzündeki tebessümü kaybettirmeyeceğim sevgilim.
sen gülümserken dudağının az kenarında yeşeren benim. emin ol düşürmeyeceğim yüzünden aciz zatımı.
bir ben olacağım gülüşlerinde, bir ben olacağım merhem yaralarına, bir ben olacağım uğruna ölebileceğim yüreğine...

bugün de sev beni sevgilim her zamankinden...
devamını gör...
3877.
bugün saçlarımı kestim.
bir sebebi yoktu, üzgün değildim, umutsuz değildim.
bugün saçlarımı kestim.
günlerden 18 ağustos değildi.*
iki santim fazla kesilince ağladığım saçlarımı bugün ikinci kez bağlanmayacak kadar küt yaptım.
saçlarımı kestim.
ve bir nedeni yoktu..
sadece keserken bir damla yaş süzüldü gönlümden. ah dedim ah!..
bir müddet aynadan izledim simamı. sonra sildim gönlümün gözyaşlarını. ağlamak niyeydi ki şimdi? biri mi öldü? yo. kötü bir şey mi oldu? hayır. ee ne bu tantana diyip hayatıma biraz renk katması amacıyla saçlarımı boyadım. şuan ne kadar güzel olduğumu tahmin bile edemezsiniz.*
devamını gör...
3878.
ayaklarına kapanıp, af dilemek istiyordum; güzelliğine öylece bakabilmekten! beş kuruş vermeden, bedava! sana bakmak, bir mucizeyi anlamaktı, camilla.

bir hamamböceği olmak; öylesine, oradan sana bakan bir sırtlan yavrusuna gösterdiğin merhametin karşısında küçülmemek mümkün değildi. ne yüce gönüllüydün! tüm bunlara bir vazgeçişin eşlik edeceğini biliyordum o zamanlar; hatta bazen, yüzümü senden çevirdiğim kısa anlarda, o vazgeçişin gerçekleşeceği anın, bir anda, olup bitivereceğini görebiliyordum. çünkü böyle olmalıydı, hastalığı bir anda kesip atmalısındır camilla! sen bilmezsin, belki de bilirsin; sen de hiç hastalandın mı? birinden öylece kalkıp gittin mi? bir hastalığı kesip attın mı?

cevabını duymak istemezdim. onunla konuşamazdım; ne olursa olsun, yalnızca iç sesimdeki ateşli tartışmalardı bunlar. canları cehenneme! yakışıklılar ve zenginler ve güçlüler ve onun ilgisini çeken herkes! hepsinin ölmesini isterdim. camilla'm, yalnızca benimle kalsaydı. böyle olsaydı muhteşem olurdu, iki kere iki dört eder! tam onikiden vururdum! ona sarılırdım, başını göğsüme yaslardım ve "üzülme camilla, seni sevecek biri her zaman olacak. yani ben! seni hep koruyacağım, bir de seveceğim, işte tarih dediğin böyle anlara şahit olmalıdır." derdim.

sabahları birlikte uyanırdık, sonra ben seni seyrederdim, her an uyanırsın diye korkuyla! çünkü sırtlan yavrusu, sırtlan yavrusudur camilla! o zaman da benden nefret edecektin, içten içe, orada çaresizce dikildiğimi bilecektin. umrumda olmazdı biliyor musun? çünkü sen, artık benim olurdun. çünkü kimse yoktu. zenginler yoktu, güçlü erkekler, altlarında son model arabalarla sana kur yapan tüm canavarları bir tuşla yok etmiştim bile!

iki hafta oldu, seni seyretmeye gelmeyeli. iyi bir diyet ödüyorum, daha fazla küçülerek, kaybolmamak için. beni anlıyor musun camilla? hiç, merak ettiğin oluyor mu, "bu küçük sırtlan yavrusu, bu dört göz nerede acaba?" dediğin oluyor mu? özür dilerim camilla! özür dilerim!
devamını gör...
3879.
ben bugün 42 yaşımda ilk defa bir paket sigara aldım ve balkonda saklanarak 1 dal içtim. evde tek yasarken saklanmak iyi bir psikoloji degil.
devamını gör...
3880.
sevgili defter, bugün çok sevdiğim koyunumu yediler.kendine iyi bak.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim