normal sözlük yazarlarının karalama defteri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
başlık "makedonyalı" tarafından 08.11.2020 16:43 tarihinde açılmıştır.
3961.
hayatımın en rezil, en boktan dönemini yaşıyorum.
hayatımda 3. defa iğrenç bir tedavi sürecindeyim ve kemoterapi içimden geçti, motorumu değiştirmek zorunda kaldım ve yeni motorun sorunları bitmedi. ekonomik olarak o kadar çöktüm ki cebimde 15 hesabımda 25 tl kaldı. hastane işleri çok yoruyor ve hep yalnız gitmek zorundayım, çünkü birisi beni oradaki zayıf halimle görürse bir daha onun yüzüne bakamam.
ağrılarım ve depresifliğim o kadar arttı ki bugün tam 4 defa kendimi vurmamak için sebepleri sıralayıp kendi kendimi ikna etmeye çalıştım.
kimseye derdimi anlatamıyorum çünkü kimsenin bana acır gözler ile bakmasına katlanamam. her şeyle tek uğraşmak çok yoruyor beni. bazen ailesi olan insanları çok kıskanıyorum.
hayatımda 3. defa iğrenç bir tedavi sürecindeyim ve kemoterapi içimden geçti, motorumu değiştirmek zorunda kaldım ve yeni motorun sorunları bitmedi. ekonomik olarak o kadar çöktüm ki cebimde 15 hesabımda 25 tl kaldı. hastane işleri çok yoruyor ve hep yalnız gitmek zorundayım, çünkü birisi beni oradaki zayıf halimle görürse bir daha onun yüzüne bakamam.
ağrılarım ve depresifliğim o kadar arttı ki bugün tam 4 defa kendimi vurmamak için sebepleri sıralayıp kendi kendimi ikna etmeye çalıştım.
kimseye derdimi anlatamıyorum çünkü kimsenin bana acır gözler ile bakmasına katlanamam. her şeyle tek uğraşmak çok yoruyor beni. bazen ailesi olan insanları çok kıskanıyorum.
devamını gör...
3962.
21 yaşından beri psikolojik savaş içindeyim. osursam rahatlarım sandım da olmuyo.
devamını gör...
3963.
- tam buğday ekmeğini ortadan ikiye böldüğümüz zaman yarım buğday ekmeği mi oluyor?
- "cızbız köftenin sadece cızlarını yedim bızlarını tabakta bıraktım" diye bir espri yapacaktım, baktım çok kötü bir şey olacak yapmamaya karar verdim.
- "en önemli şeyler, söylemesi en zor olan şeylerdir. bunları söylerken utanırsınız. çünkü kelimeler küçültür onları. kafanızın içindeyken sonsuz gibi, kocaman görünen şeyleri kelimeler hayat boyuna indirger. ama hepsi bu kadarla da kalmıyor, öyle değil mi? en önemli şeyler, gizli yüreğiniz nereye gömülüyse oraya pek fazla yakındır. düşmanlarınızın çalmaya can attığı bir hazinenin işaret taşları gibi. sırrınızı açıklamak size çok pahalıya mal olurken karşımızdaki insanlar size garip garip bakarlar, ne dediğinizi hiç anlamazlar ya da bunun nesini bu kadar önemli bulup yarı ağlar gibi söylediğinize bir anlam veremezler. en kötüsü de bu bence. sırrın kilitli kalması, söyleyen bulunmadığından değil de, anlayışlı bir kulak bulunmadığından olunca." stephen king/body
- neden sadece "çekmece" diyoruz? çekip öyle bırakıyor muyuz? hayır. içiyle işimiz bitince itip kapattığımıza göre pekala "itmece" de diyebilirdik. buradaki sorunu çözmek için "çekitmece" sözcüğünü öneriyorum.
örnek cümle : temiz iç çamaşırını birinci çekitmece'ye koydum.
- "cızbız köftenin sadece cızlarını yedim bızlarını tabakta bıraktım" diye bir espri yapacaktım, baktım çok kötü bir şey olacak yapmamaya karar verdim.
- "en önemli şeyler, söylemesi en zor olan şeylerdir. bunları söylerken utanırsınız. çünkü kelimeler küçültür onları. kafanızın içindeyken sonsuz gibi, kocaman görünen şeyleri kelimeler hayat boyuna indirger. ama hepsi bu kadarla da kalmıyor, öyle değil mi? en önemli şeyler, gizli yüreğiniz nereye gömülüyse oraya pek fazla yakındır. düşmanlarınızın çalmaya can attığı bir hazinenin işaret taşları gibi. sırrınızı açıklamak size çok pahalıya mal olurken karşımızdaki insanlar size garip garip bakarlar, ne dediğinizi hiç anlamazlar ya da bunun nesini bu kadar önemli bulup yarı ağlar gibi söylediğinize bir anlam veremezler. en kötüsü de bu bence. sırrın kilitli kalması, söyleyen bulunmadığından değil de, anlayışlı bir kulak bulunmadığından olunca." stephen king/body
- neden sadece "çekmece" diyoruz? çekip öyle bırakıyor muyuz? hayır. içiyle işimiz bitince itip kapattığımıza göre pekala "itmece" de diyebilirdik. buradaki sorunu çözmek için "çekitmece" sözcüğünü öneriyorum.
örnek cümle : temiz iç çamaşırını birinci çekitmece'ye koydum.
devamını gör...
3964.
iş yerinde arkamdan konuşan, insanları dolduruşa getiren, iftira atan, insanların yüzüne gülüp arkasından söven bir tip var. normalde böylesini iş çıkışı arabayla takip edip döverim de bu biraz farklı. ne bileyim benden 10 yaş büyük olmasına rağmen tuhaf biri. hani böyle büyüyememiş tipler olur ya bakınca ya da biraz muhatap olunca dersin bu mal bir tip. olgunlaşmamış biri işte.
yemin ederim ben bu halimle ondan daha olgunumdur öyle söyleyeyim.
neyse. yaptıklarına sadece iç çekip allah bildiği gibi yapsın deyip geçerdim. bir yandan sinir oluyor bir yandan da haline aciyordum. dedim ya çocuk gibi buyuyememis bir tip.
efenim bu birkaç gündür ise gelmiyordu. çocuğu olacaktı. ve bugün gelmesi gerekiyordu. dedim ki tüm kırgınlıklara rağmen elini sıkıp bir hayırlı olsun diyeyim. ilk defa baba olmuş en nihayetinde. güzel bir his olmalı. sonra yine birbirimize karşı tavır alırız diye düşündüm. ama gelmedi.
tüm haftayı izne bağlamış. amirlere sebebini sordum; çocuğunun doğumunda kusur varmış. bir bacağı mı ne kisaymis.
gerçekten üzüldüm. bileydim allah'a da havale etmezdim. vicdani bir sorumluluk hissediyorum.
yemin ederim ben bu halimle ondan daha olgunumdur öyle söyleyeyim.
neyse. yaptıklarına sadece iç çekip allah bildiği gibi yapsın deyip geçerdim. bir yandan sinir oluyor bir yandan da haline aciyordum. dedim ya çocuk gibi buyuyememis bir tip.
efenim bu birkaç gündür ise gelmiyordu. çocuğu olacaktı. ve bugün gelmesi gerekiyordu. dedim ki tüm kırgınlıklara rağmen elini sıkıp bir hayırlı olsun diyeyim. ilk defa baba olmuş en nihayetinde. güzel bir his olmalı. sonra yine birbirimize karşı tavır alırız diye düşündüm. ama gelmedi.
tüm haftayı izne bağlamış. amirlere sebebini sordum; çocuğunun doğumunda kusur varmış. bir bacağı mı ne kisaymis.
gerçekten üzüldüm. bileydim allah'a da havale etmezdim. vicdani bir sorumluluk hissediyorum.
devamını gör...
3965.
hayat türlü oyunlarla dolu, kısa bir bulmacadan ibaret olabiliyormuş çoğu zaman. insanın yaşadığı yahut yaşayacağı süre öylesine kısıtlı oluyormuş ki, bu süreyi sadece ah ederek geçirebiliyormuş. oysa hayat, tesadüfleri severmiş.
olmaz olasıca olasılıkları, o olasılıklarla oyunlar kurmayı da...
bu kısacık dilimde, bir şarkı dostu olabilirmiş insanın, bir şarkıda kendini bulabilir, eskileri yad edebilirmiş.
bazen tek bir melodi yetermiş, özlemleri sonlandırmaya. tek bir cümle özetlermiş, tüm yaşanılanları.
uzakta aramamak gerekmiş bazı şeyleri, gözün gördüğü de çok uzakta olabilirmiş aslında.
dokunmak yetmezmiş çoğu zaman, hissetmek sadece dokunmak değilmiş meğerse.
tesadüflere inanmak o kadar da kötü olmayabilirmiş, insanın hayatına mucizeler de değermiş.
aşk, bir nergis kokusunda, kömür karası gözlerde, kuzguni saçlarda da saklanırmış, görmeyi bilen için mevzu kalpte başlarmış.
ve en çok yaşamalıymış insan çünkü yaşamak kalple beynin işiymiş. biri olmadan diğeri bir hiçmiş aslında.
17.05.23
olmaz olasıca olasılıkları, o olasılıklarla oyunlar kurmayı da...
bu kısacık dilimde, bir şarkı dostu olabilirmiş insanın, bir şarkıda kendini bulabilir, eskileri yad edebilirmiş.
bazen tek bir melodi yetermiş, özlemleri sonlandırmaya. tek bir cümle özetlermiş, tüm yaşanılanları.
uzakta aramamak gerekmiş bazı şeyleri, gözün gördüğü de çok uzakta olabilirmiş aslında.
dokunmak yetmezmiş çoğu zaman, hissetmek sadece dokunmak değilmiş meğerse.
tesadüflere inanmak o kadar da kötü olmayabilirmiş, insanın hayatına mucizeler de değermiş.
aşk, bir nergis kokusunda, kömür karası gözlerde, kuzguni saçlarda da saklanırmış, görmeyi bilen için mevzu kalpte başlarmış.
ve en çok yaşamalıymış insan çünkü yaşamak kalple beynin işiymiş. biri olmadan diğeri bir hiçmiş aslında.
17.05.23
devamını gör...
3966.
ne yapıyoruz ?
“dünyanın kendisi bile büyük bir aldatmaca. birbirimizi fikir gibi maskelediğimiz saçmalıklara doldurmaktan, sosyal medyada samimiyet taklidi yapmaktan başka ne yapıyoruz.”
“dünyanın kendisi bile büyük bir aldatmaca. birbirimizi fikir gibi maskelediğimiz saçmalıklara doldurmaktan, sosyal medyada samimiyet taklidi yapmaktan başka ne yapıyoruz.”
devamını gör...
3967.
dördüncü altılık. hoş geldin altı dakikam. bu yazımı sana adıyorum. zamanın akışını en iyi sen gösteriyorsun bana çünkü. işte bu diyorum. bir akış esnasında yazıyor olmak muhteşem değil mi? kediliğinden akan cümlelerin bana eşlik ve hatta yazıldıktan sonra beni dönüştürüyor olması bir çeşit mucize değil mi? ve sen zaman, zihnimde bir ileri bir geri giderken ve hatta bir sevişme gibiyken senden nefret edeceğimi sanman büyük aptallık. bu yüzden bana getirdiğin ve hediye ettiğin yaşımı da kutluyorum. dört ay sonra bir yaş daha hediye edeceksin bana. teşekkür ederim şimdiden. seni çoğu zaman anlamasam da bana yaptıklarından mutluyum diyebilirim ve aslında bir çok insan senden nefret etmesine anlam verememekle birlikte artık bu cümlenin sonuyla sana olan borcumu şimdilik ödemiş bulunuyorum. bunun hayrını gör ama sen öyle bir şeysin ki bana verdiklerinin karşılığında aslında mutlaka bir şey alıp götürüyorsun. yani yeni yaşımı bana verirken eski yaşlarımı benden alıyorsun. bilmediğin tek şey benim zihinim içinden bunları çalamayacağın. ta ki alzheimer olana kadar. o zaman çok pis oluyorsun biliyorum. o zaman geçmişimi ve geleceğimi de alacaksın benden. anın boşluğu içerisinde beni cıscıbıldak bırakacaksın. kınıyorum seni.
devamını gör...
3968.
bundan 13 sene evvel her gün ağlayarak şarkılarını dinledigim biri vardı. yıllarca bu böyle sürdü ve kendime bir söz vermistim. konserine illaki gidecektim. eşim sevmiyordu onu, yollarımız ayrıldı.
o konsere gitme istegi bu yıla kadar hep siddetle vardı. ben yarın o konsere gidecegim, sorun ki icinde gram heves merak heyecan var mı. dinlerken o duyguları hissedecek miyim. bilmiyorum.kendimi duvar gibi hissediyorum. bir görevi gerceklestirecegim. ıcimdeki tüm güzel duyguları heyecanı öldüren hepinizin allah belasını versin.
o konsere gitme istegi bu yıla kadar hep siddetle vardı. ben yarın o konsere gidecegim, sorun ki icinde gram heves merak heyecan var mı. dinlerken o duyguları hissedecek miyim. bilmiyorum.kendimi duvar gibi hissediyorum. bir görevi gerceklestirecegim. ıcimdeki tüm güzel duyguları heyecanı öldüren hepinizin allah belasını versin.
devamını gör...
3969.
isteseydin her gece sana bir şeyler okurdum.
devamını gör...
3970.
bugün senin doğum günün ve ben sana iyi ki doğdun bile diyemedim bunun kırgınlığını aşamıyorum...
devamını gör...
3971.
geceye dair
yüreğine söyle sevgili
yarınlarımıza sözüm var
bir sonbahar akşamında
veyahut bir temmuz akşamında
hayallerimiz var bizim
mavi dünyamızın sonsuz maviliğinde
bu can bu tende olduğu sürece hep sevecek seni
yüreğine söyle sevgili
yarınlarımıza sözüm var
bir sonbahar akşamında
veyahut bir temmuz akşamında
hayallerimiz var bizim
mavi dünyamızın sonsuz maviliğinde
bu can bu tende olduğu sürece hep sevecek seni
devamını gör...
3972.
ben artık çok yoruldum. pes ediyorum. yarışmacı arkadaşlara başarılar
devamını gör...
3973.
içmeyi insanın canı isteyecek. bugün canım istemiyor. muhabbeti insanın canı çekecek. arkadaşlarımla da çıkmak istemedim.
öyle kukumav kuşu gibi oturasım var.
öyle kukumav kuşu gibi oturasım var.
devamını gör...
3974.
kara günler yaşarken karalamayanlardan olup, hayatı biraz olsun düzene girince yıllar sonra karalamaya karar veren sabile'nin ortama girişi.
hayatımın son 16 yılının en güzel senesini geçiyorum. aslında öyle acılar yaşadım ki bu sene, tüm hayatımda bu acıların ne olduğunu bile bilmiyordum. olabilecek en acı kayıplar, var olan düzenin 180 derece değişimi, fiziksel yorgunluk vs.
normalde bir ömürde yaşanacak bir çok şeyi 6 ayda yaşadım.
fakat çok tuhaf bir şekilde en mutlu, huzurlu, rahat olduğum bir dönemdeyim.
başta kafayı sıyırdım sandım da, sanırım büyümüşüm. ya da başka bir şey. garip bir şey.
sözlük de baya değişti yalnız bu sene. o da garip.
değişim yılı mıdır nedir?
hatta büyük değişim yılı olsa
#tanımsilmesınırıkalksın
(bkz: aslında bu yoktu öyle bir içimden geldi)
hayatımın son 16 yılının en güzel senesini geçiyorum. aslında öyle acılar yaşadım ki bu sene, tüm hayatımda bu acıların ne olduğunu bile bilmiyordum. olabilecek en acı kayıplar, var olan düzenin 180 derece değişimi, fiziksel yorgunluk vs.
normalde bir ömürde yaşanacak bir çok şeyi 6 ayda yaşadım.
fakat çok tuhaf bir şekilde en mutlu, huzurlu, rahat olduğum bir dönemdeyim.
başta kafayı sıyırdım sandım da, sanırım büyümüşüm. ya da başka bir şey. garip bir şey.
sözlük de baya değişti yalnız bu sene. o da garip.
değişim yılı mıdır nedir?
hatta büyük değişim yılı olsa
#tanımsilmesınırıkalksın
(bkz: aslında bu yoktu öyle bir içimden geldi)
devamını gör...
3975.
ömür boyu bir şeylerin peşinden koşuyoruz ama yetişebildiğimiz sadece nasibimizdir. gayret bizden takdir allah'tan.
devamını gör...
3976.
yüzündeki deliklerde balıklar
balıkların hafızasını avlar
ava çıkarken tulumunda patikalar
patikalarda koşmayı yasaklar
yasaklara yürümek serbest
serbest akış ruhuna ters
yüzündeki balıklarda delikler
deliklerin içerisinde örümcekler
örümceklerin kralına çıplak
çıplaklığı kendine kaçak
kaçak ava giderken mutlu
mutluluğu avının ağzında
ağzını büzüp bakar sokağa
sokağın köpekleri ters
balıkların delikleri yüzünde
yüzünde nefesi
nefesi derisinde
derisinin kırgınlığı sadece kendine
balıkların hafızasını avlar
ava çıkarken tulumunda patikalar
patikalarda koşmayı yasaklar
yasaklara yürümek serbest
serbest akış ruhuna ters
yüzündeki balıklarda delikler
deliklerin içerisinde örümcekler
örümceklerin kralına çıplak
çıplaklığı kendine kaçak
kaçak ava giderken mutlu
mutluluğu avının ağzında
ağzını büzüp bakar sokağa
sokağın köpekleri ters
balıkların delikleri yüzünde
yüzünde nefesi
nefesi derisinde
derisinin kırgınlığı sadece kendine
devamını gör...
3977.
iflah olmaz bir kırtasiye düşkünü olmama rağmen (bkz: notability)dir efenim
devamını gör...
3978.
#2676677 şu entry de bahsettiğim şekilde bugün hastaneye gittim. doktorlar grevde olduğu için akan sümüklü burnumla geri döndüm. ama bu durum beni amirimi arayıp abi böyle böyle rapor alamadım izin yazar mısın deyip ofisteki insan görünümlü yılanlardan birkaç gün uzakta kalmamı engelleyemedi. şu an hasta olsam da kafam rahat bir sekilde ada çayımı içerken kedimle ilgilenmek tedavimin bir parçası.

fotoğraftaki yavrucagin adı sezar. o bir erkek. eve çiftleşmesi için dişi cins kedi getirmemize rağmen hala patisine mahkum olduğu gerçeğiyle ne kadar erkek olduğu da sorgulanır ama neyse.
ben ufak bir deney yaptım arkadaslar. kedilerin de müzik zevki varmış. fotoğrafta bir elimle airpods kulaklığı tutup kulağına yasladım. daha önce de farklı tür müziklerle de denemiştim.
anladığım kadarıyla sezar kadın şarkıcıları daha çok seviyor ve kulağına gelen sesten rahatsız olmuyor. en sevdiği müzik türleri country ve arabesk. anlamsız bir şekilde devran çağlar hastası. rock müzikten ise şebnem ferah'ın bu aşk fazla sana ve bugün şarkısı haricinde nefret ediyor.
şu an aslında az önce dinlettigim ve gözlerinin yumulmasına sebep olan şarkı da tash sultana'nın söylediği trough the valley şarkısı.
neyse şu burun akıntısı geçsin de yarım kalan portremi tamamlayıp ınstagram üzerinden hatun kovalamaya devam edeyim.
+beni de çizer misin ?
-ucretsiz çizim yapmıyorum ama bira ismarlarsan neden olmasın ehehe.
+neden olmasın
ve gece film kopar...
dua edin de bir an önce iyileseyim lan. burnumu bıçakla kesicem az kaldı a.koyim.

fotoğraftaki yavrucagin adı sezar. o bir erkek. eve çiftleşmesi için dişi cins kedi getirmemize rağmen hala patisine mahkum olduğu gerçeğiyle ne kadar erkek olduğu da sorgulanır ama neyse.
ben ufak bir deney yaptım arkadaslar. kedilerin de müzik zevki varmış. fotoğrafta bir elimle airpods kulaklığı tutup kulağına yasladım. daha önce de farklı tür müziklerle de denemiştim.
anladığım kadarıyla sezar kadın şarkıcıları daha çok seviyor ve kulağına gelen sesten rahatsız olmuyor. en sevdiği müzik türleri country ve arabesk. anlamsız bir şekilde devran çağlar hastası. rock müzikten ise şebnem ferah'ın bu aşk fazla sana ve bugün şarkısı haricinde nefret ediyor.
şu an aslında az önce dinlettigim ve gözlerinin yumulmasına sebep olan şarkı da tash sultana'nın söylediği trough the valley şarkısı.
neyse şu burun akıntısı geçsin de yarım kalan portremi tamamlayıp ınstagram üzerinden hatun kovalamaya devam edeyim.
+beni de çizer misin ?
-ucretsiz çizim yapmıyorum ama bira ismarlarsan neden olmasın ehehe.
+neden olmasın
ve gece film kopar...
dua edin de bir an önce iyileseyim lan. burnumu bıçakla kesicem az kaldı a.koyim.
devamını gör...
3979.
beş yaşındaki oğlum abdullah'a çok pahalı bir ayakkabı aldım. ben bir ayakkabıya, hele çocuk ayakkabısına o kadar para vermezdim. saçmalık...
bundan daha saçma olan şey de benim beş yaşında bir oğlumun olmuş olması. bu çocuğa bir de abdullah gibi bir ad koymam tüy dikiyor mevzuya.
silkindim. meğer rüyaymış.
derin bir oh çektim. düşün beş yaşında bir abdullah var evde. okula gönder, peşinden koş. yeteri kadar uğraşmışlığım var zaten.
kahvaltımı yaptım. üstümü giydim. ayakkabılarımı almak için dolabı açınca baktım çok pahalı bir çift çocuk ayakkabısı duruyor. eşime seslendim, "kimin bu ayakkabılar?"
"abdullah'ın" dedi.
burnumu sıkma mandalını burnuma takarak "hanna hannaaa" dedim kendi kendime. (bu allah allah dememek için bulduğum bir yol. )
ben eminim benim böyle bir çocuğum yok. komşularda da yok böyle bir çocuk.
"kim bu abdullah" dedim "ve nerede?" eşim sigarasını söndürdü, tuhaf tuhaf bana baktı. "ee çocuk işte" dedi. (eşim de yok bu arada, demiş miydim?)
odaları gezdim, bir göreyim dünya gözüyle şu abdullah'ı diye. hiçbir odada böyle bir çocuk yok. kendi odama girdim baktım benim yatakta koca bir herif devirmiş mabadını yatıyor. tekmeyi attım bacağına, sıçrayarak uyandı. bir baktım benmişim.
meğer rüya içinde rüya görüyormuşum. insepşın diyeni vuracağım, haberiniz olsun.
şimdi akşam oldu, iş yerim kaynıyor, klima bile fayda etmiyor. tam masamın karşısındaki dolapların üstünde, üstünde "abdullah" yazılı pahalı bir çift çocuk ayakkabısıyla karşılıklı bakışıyoruz.
gülüyor da namussuz.
bundan daha saçma olan şey de benim beş yaşında bir oğlumun olmuş olması. bu çocuğa bir de abdullah gibi bir ad koymam tüy dikiyor mevzuya.
silkindim. meğer rüyaymış.
derin bir oh çektim. düşün beş yaşında bir abdullah var evde. okula gönder, peşinden koş. yeteri kadar uğraşmışlığım var zaten.
kahvaltımı yaptım. üstümü giydim. ayakkabılarımı almak için dolabı açınca baktım çok pahalı bir çift çocuk ayakkabısı duruyor. eşime seslendim, "kimin bu ayakkabılar?"
"abdullah'ın" dedi.
burnumu sıkma mandalını burnuma takarak "hanna hannaaa" dedim kendi kendime. (bu allah allah dememek için bulduğum bir yol. )
ben eminim benim böyle bir çocuğum yok. komşularda da yok böyle bir çocuk.
"kim bu abdullah" dedim "ve nerede?" eşim sigarasını söndürdü, tuhaf tuhaf bana baktı. "ee çocuk işte" dedi. (eşim de yok bu arada, demiş miydim?)
odaları gezdim, bir göreyim dünya gözüyle şu abdullah'ı diye. hiçbir odada böyle bir çocuk yok. kendi odama girdim baktım benim yatakta koca bir herif devirmiş mabadını yatıyor. tekmeyi attım bacağına, sıçrayarak uyandı. bir baktım benmişim.
meğer rüya içinde rüya görüyormuşum. insepşın diyeni vuracağım, haberiniz olsun.
şimdi akşam oldu, iş yerim kaynıyor, klima bile fayda etmiyor. tam masamın karşısındaki dolapların üstünde, üstünde "abdullah" yazılı pahalı bir çift çocuk ayakkabısıyla karşılıklı bakışıyoruz.
gülüyor da namussuz.
devamını gör...
3980.
sanki içimde yarım kalmış her türlü şeyin parçaları kala kala bana yer bırakmamış gibi. kursakta kalan hevesler, her yanı keskin ve sivri hayal kırıklıkları, nedenler, acabalar, en çok da annemin babamın karşısına geçip onca konuşmalarıma rağmen sıfır dikkatlerinin nedenlerini bir türlü bulamamak derken kendime nefes alacak yer bırakmamışım. içim dolmuş da ben onu boş zannetmişim. benim içim meğerse doluymuş da çevremdeki insanların çoğunun içi anlayış bakımından boşmuş.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar
karalama
2