normal sözlük yazarlarının karalama defteri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
başlık "makedonyalı" tarafından 08.11.2020 16:43 tarihinde açılmıştır.
4361.
#2879869
buna benzer binlerce yaşanmışlıklar var. okuyoruz , duyuyoruz, görüyoruz.
bunu okuyan sebep olanlar acaba utanıyor mu?
asıl soru bu.
cevap mı? buyurun siz verin.
buna benzer binlerce yaşanmışlıklar var. okuyoruz , duyuyoruz, görüyoruz.
bunu okuyan sebep olanlar acaba utanıyor mu?
asıl soru bu.
cevap mı? buyurun siz verin.
devamını gör...
4362.
en çok da, hiç umrunda olmadığımızı bildiğimiz insanlar için ağlıyoruz ya, ona üzülüyorum.
elimizden bir şey gelmiyor ya, ona üzülüyorum.
gerçekten sevdik ya, ona üzülüyorum.
hiçbir şeyi hak etmediğini bildiğimiz halde, ondan nefret ettiğimiz halde, kalbimizin acısını dindiremiyoruz ya, ona üzülüyorum!
bütün bunlar geçecek......
elimizden bir şey gelmiyor ya, ona üzülüyorum.
gerçekten sevdik ya, ona üzülüyorum.
hiçbir şeyi hak etmediğini bildiğimiz halde, ondan nefret ettiğimiz halde, kalbimizin acısını dindiremiyoruz ya, ona üzülüyorum!
bütün bunlar geçecek......
devamını gör...
4363.
hava puslu, ay 13'lük ama aydınlatıyor elimdeki kitabı nurten abla.. okuyorum şöyle diyor "..sabahleyin çürümüş bir bataklık doğurur sizi ve siz şafağa kadar dolaşırsınız, fakat düşünmeden iradeniz olmadan, hayatın heyecanı olmadan yapılan bir dolaşmadır bu.." böyle söylüyor işte abla.. ama bir dakika burada bir yanlış var, sabahleyin değil.. geceleyin. bilirsin gece işte apaçık gece, şu dağın başında ve yolun tam ortasında benimle birlikte gece, buz gibi rüzgar ve titreten soğukluğuyla bir kaç düşünce.. merak etme abla fazla durmayacağım bu soğukta, omzumdaki tüfek artık yormaya başladı beni. içindeki tek kurşun eşlik etti ve bitti gitti, farkındayım kurşun bana kırgın gitti. arkasına bakmadan gitsin, "yolumuz uzun" demiştin yıllar yıllar önce seninle bu yolda yürürken bir şafak vakti, "yolumuz uzun yolumuz dikenli, ayaklarımızın çıplak oluşu söndürmesin kandili.."
devamını gör...
4364.
bu noktaya kadar gelebilmek her açıdan tesadüf. bazen bu tesadüfe lanet ederek yok olup gitmeyi çok istedim ama biliyorum ki dünyadan temelli gittikten sonrada çözülüp çözelememesi belirsiz bir sona adım atacağım.
olabildiğince neşeli gözükmeye çalışıyorum ama bazı anlarda ister istemez içim dışıma yansıyor. kendimi baştan sonra tanıdığım herkese anlatamam bu sebeple de bir şeylerin sürecini sadece ben biliyorum -maalasef ki-.
camın arkasından baktığın sürece önündeki görüntü buğulanır ve sen bunu elinle silerek düzeltebileceğine inanırsın. halbuki elinle dokuna dokuna anasını skmiş olursun camın.
dışardan bi insan için yorum yapmak biraz böyle bi durumdur. o yüzden burnunuzu cama dayamadan bir şeyleri görmeye çalışırsanız silmenizi gerektirecek buğu da bırakmazsınız. eğer cam kirliyse ve içeriyi seçemiyorsanız evren size bakmak için kendinizi zorlamamanız gerektiğini hatırlatıyordur. boş verin geçip devam edin yolunuza. çünkü bazen bir şeyleri görseniz de camın arkasından buna müdahale edemezsiniz.
olabildiğince neşeli gözükmeye çalışıyorum ama bazı anlarda ister istemez içim dışıma yansıyor. kendimi baştan sonra tanıdığım herkese anlatamam bu sebeple de bir şeylerin sürecini sadece ben biliyorum -maalasef ki-.
camın arkasından baktığın sürece önündeki görüntü buğulanır ve sen bunu elinle silerek düzeltebileceğine inanırsın. halbuki elinle dokuna dokuna anasını skmiş olursun camın.
dışardan bi insan için yorum yapmak biraz böyle bi durumdur. o yüzden burnunuzu cama dayamadan bir şeyleri görmeye çalışırsanız silmenizi gerektirecek buğu da bırakmazsınız. eğer cam kirliyse ve içeriyi seçemiyorsanız evren size bakmak için kendinizi zorlamamanız gerektiğini hatırlatıyordur. boş verin geçip devam edin yolunuza. çünkü bazen bir şeyleri görseniz de camın arkasından buna müdahale edemezsiniz.
devamını gör...
4365.
karalayamayacak kadar içinde tutmak zorunda olmak. puh, lanet olsun böyle hayata.
devamını gör...
4366.
yazıyorum ki uyuyabileyim, yoksa deliricem birazdan.
bu evi de ateşe verip kendimi kesicem.
söylemesi kolay, yapması da bir o kadar.
hatıralarımı ver bana ve eski arkadaşlar...
bu evi de ateşe verip kendimi kesicem.
söylemesi kolay, yapması da bir o kadar.
hatıralarımı ver bana ve eski arkadaşlar...
devamını gör...
4367.
ışıksızdın, belki yurtsuz, görünmeyen demir parmaklıklar ardında, demir alacak bir limansız; onca insan arasında yapayalnız. karanlık, kirli ve dar sokaklarda köşeleri tuttun önceleri; sırtın açıkta kalmamalıydı. ağır yaralı haldeyken acıların seni olgunlaştırmasını bekledin; seninle beraber olgunlaştıklarını fark etmeden acıları... sığındığın her köşe kapanın oldu, sığındığın herkes yaralarını gösterdi. yaralarına ayna tuttukça acı arsızı oldun. usanmadın. her halini bildin, her halini öğrendin. sayamadığın, es geçtiğin, hortlayan milyonlarca saniyeni seyrine kattın. ahvalinden sual etmedin; yarım yamalak olanlardan su katılmamış, pirüpak olanlara dek. sonuçsuz bekleyişlerle gerildin, kırık hayallerle yoğruldun. boşluğa düştün her gece; gölgelendi düşlerin, incindi gerçeklerin. her yeni gelenin giderken yaprak yaprak söküp aldıklarıyla eksildi paçavraya dönmüş ruhun...
ellerinde tuttuğun küçük puslu mavi küre, kör bir pandomim; sadece sözler sığınak, sözler ele verir, sözler çizebilir bizi. rengârenk gözlerden yansıyan ışıklara aldanmamak gerek. hiçbirimiz sandığımız kadar masum değiliz; ben ve sen dahil...
ellerinde tuttuğun küçük puslu mavi küre, kör bir pandomim; sadece sözler sığınak, sözler ele verir, sözler çizebilir bizi. rengârenk gözlerden yansıyan ışıklara aldanmamak gerek. hiçbirimiz sandığımız kadar masum değiliz; ben ve sen dahil...
devamını gör...
4368.
bizi kıskanan avrupa’nın salça tenekesi yaptığı 20-25 yaşındaki arabalardan birini alabilmem için iki tane kredi çekmem ve iki sene boyunca maaşımın neredeyse yarısını ipotek etmem gerekiyor. şimdiki telefonumu da 4 taksitle almıştım zaten görece kaliteli bir marka olduğu için. ev konusunu hayal bile etmiyorum.
siz bu ülkenin insanına zulümden başka bir halt yapmadınız. ama tarih zulm ile abad olanın ahirinin hep berbat olduğunu yazar. sizi de yazacak.
siz bu ülkenin insanına zulümden başka bir halt yapmadınız. ama tarih zulm ile abad olanın ahirinin hep berbat olduğunu yazar. sizi de yazacak.
devamını gör...
4369.
iyi bir roman hayatımızı değiştirebilirdi eğer akıllı denen telefonlar icat edilmeseydi.
aklımızı aldı bu telefonlar ve okumayı bıraktık.
pagan büyücülügünde kullanılan sihirbaz değnekleri gibi elimizden düşürmediğimiz bu telefonlar bizi transa geçirip kontrol etti.
benliğimizi kaybedip iyice cahilleştik...
aklımızı aldı bu telefonlar ve okumayı bıraktık.
pagan büyücülügünde kullanılan sihirbaz değnekleri gibi elimizden düşürmediğimiz bu telefonlar bizi transa geçirip kontrol etti.
benliğimizi kaybedip iyice cahilleştik...
devamını gör...
4370.
patronumdan nefret ediyorum. çalışma düzenlerinden nefret ediyorum. işleyiş süreçlerinin saçma olmasından nefret ediyorum. hiçbir şey bilmeyip herşeyi biliyormuş gibi davranmalarindan nefret ediyorum. bir süreliğine de olsa kendimi burada çalışmak zorunda bıraktığım için kendime çok kızıyorum.
devamını gör...
4371.
merhaba sözlük.
sevgi üzerine düşündüm biraz bu gece. ne çok tüketiyoruz değil mi sevgiyi? kimi zaman da tüketmemek adına kendimizden çalıyoruz. seviyoruz sevmeyi de bazen harcıyoruz. bazen harcanıyoruz.
kimileri öyle şiddetli seviyor ki, hırpalıyor severken. canını yakıyor sevdiğinin, yoruyor, çıkmaza sokuyor. tabii buna sevgi de denir mi, bilmiyorum.
kimileri de yoruluyor. sevgisini göstermek için sarfettiği efor, verdiği emek ziyan oluyor.
nadiren de olsa ne yoruyor, ne de yoruluyoruz severken. öylece seviyoruz. basit gibi gözüküyor değil mi? halbuki bence en güzeli bu. uzaktan, kırmadan, yaralamadan, yara almadan, düşünürken kendimizi hırpalamadan... iyiliğini isteyerek, gocunmadan kendinden önce onu düşünerek, yetinerek, gülümseyerek, dokunmadan geçmiş yaralarına, dokundurmadan, hatalarını kabullenerek, şartları görmezden gelerek, o’nun da senin kadar iyiliğini istediğini bilerek…
böylesini bulunca da kaçmıyoruz haliyle. teslim oluyoruz. sevgimizi teslim edemediğimiz, teslim alamadığımız onca yaşanmışlığa, onca yaraya rağmen üstelik. keşke herkes bilse güzel sevmeyi. keşke her sevgi bu kadar basit olabilse… o zaman eminim, çok daha anlamlı olurdu sevilmek.
sevgi üzerine düşündüm biraz bu gece. ne çok tüketiyoruz değil mi sevgiyi? kimi zaman da tüketmemek adına kendimizden çalıyoruz. seviyoruz sevmeyi de bazen harcıyoruz. bazen harcanıyoruz.
kimileri öyle şiddetli seviyor ki, hırpalıyor severken. canını yakıyor sevdiğinin, yoruyor, çıkmaza sokuyor. tabii buna sevgi de denir mi, bilmiyorum.
kimileri de yoruluyor. sevgisini göstermek için sarfettiği efor, verdiği emek ziyan oluyor.
nadiren de olsa ne yoruyor, ne de yoruluyoruz severken. öylece seviyoruz. basit gibi gözüküyor değil mi? halbuki bence en güzeli bu. uzaktan, kırmadan, yaralamadan, yara almadan, düşünürken kendimizi hırpalamadan... iyiliğini isteyerek, gocunmadan kendinden önce onu düşünerek, yetinerek, gülümseyerek, dokunmadan geçmiş yaralarına, dokundurmadan, hatalarını kabullenerek, şartları görmezden gelerek, o’nun da senin kadar iyiliğini istediğini bilerek…
böylesini bulunca da kaçmıyoruz haliyle. teslim oluyoruz. sevgimizi teslim edemediğimiz, teslim alamadığımız onca yaşanmışlığa, onca yaraya rağmen üstelik. keşke herkes bilse güzel sevmeyi. keşke her sevgi bu kadar basit olabilse… o zaman eminim, çok daha anlamlı olurdu sevilmek.
devamını gör...
4372.
sorumsuzca yatıp kalkıp, ardından dünyaya getirdiğiniz çocuğa bir aile sağlayamayan
bu sorumsuzluğunuzdan ve bencilliğinizden iğreniyorum.
bu sorumsuzluğunuzdan ve bencilliğinizden iğreniyorum.
devamını gör...
4373.
şöyle bi başlıkları okudum, erasmus yapan kızlara giydiren vasatlar, "türban"lının denize girmesine karışan sığırlar. sözlük yine rengarenk, biri lacivert biri mor ama hepsinden gelen koku aynı.
ne leş zihniyetler var, insan gerçekten hayret ediyor.
ne leş zihniyetler var, insan gerçekten hayret ediyor.
devamını gör...
4374.
* insanın hayatında "ya la' kalk git çişini yap, kıvranıp duruyon, tembel misin, mal mısın" diyecek bir arkadaşı mutlaka olmalı.
* 31 mart seçimleri sonrası kurulması planlanan "düğmeye basma" bakanlığı, kuruluş sonrası ilk icraatini açıkladı: "uzaya mekik değil mekiğe uzay göndereceğiz"
* başka hiçbir makas kesemeyeceği için süper makas olmasaydı superman'ın saçları topuklarına kadar, hadi olmadı beline kadar inecekti. benzer şekilde sakalı da "supersinekkaydıtraşbıçağı" tarafından kesilmektedir. el ve ayak tırnakları hakkındaki bilgi bana ulaşır ulaşmaz aktaracağım kamuoyuna...
bir yüzeye tutkal sürdüğünüzde çok sayıda minicik elli yaratığı oraya aktardığınızı, o yaratıkların bir elleriyle o yüzeye tutunduklarını, yapıştırılacak nesne yüzeye temas ettiğinde diğer elleriyle de bu nesneyi tuttuklarını, ortamda nem varsa elleri kaydığı için tutunamadıklarını biliyor muydunuz? ayrıca ne kadar çok yaratık varsa o kadar sağlam, kuvvetli yapıştırıcıdır o.
*
ingilişçe şiyir
fountain head twisted twisted
darling darling darling aman,
when summer comes my crane sings
leylim leylim leylim amman
ı found you in the meadow
ı won't give you to strangers
let me take you to myself
let me cuddle you in my bosom
* rahmetli anneannem, namaz kılarken karşısında duruyoruz diye namazı yarıda bırakıp, namazgahının yanında duran terliği "ağzına davun çıkasıcalar" diye ablamla bana savurmuş, biz kaçınca da "nerede kalmıştık allahım" diyerek namazına devam etmişti.
sonuçta allah anneannemi ciddiye almamış olacak ki, ne benim, ne ablamın ağzında davun çıkmamıştı.
(not davun= taun=vebanın ordu dilinde söylenişi)
* asırlardır giysilerin kırışıklıklarını düzeltmede başarıyla kullanılan ütünün, insan yüzündeki kırışıklıkları düzeltmede hiç kullanılmıyor oluşu, bu işe uygun bir ütü masasının icat edilmemiş olmasıyla açıklanamaz. başka sebepleri olmalı.
* 31 mart seçimleri sonrası kurulması planlanan "düğmeye basma" bakanlığı, kuruluş sonrası ilk icraatini açıkladı: "uzaya mekik değil mekiğe uzay göndereceğiz"
* başka hiçbir makas kesemeyeceği için süper makas olmasaydı superman'ın saçları topuklarına kadar, hadi olmadı beline kadar inecekti. benzer şekilde sakalı da "supersinekkaydıtraşbıçağı" tarafından kesilmektedir. el ve ayak tırnakları hakkındaki bilgi bana ulaşır ulaşmaz aktaracağım kamuoyuna...
bir yüzeye tutkal sürdüğünüzde çok sayıda minicik elli yaratığı oraya aktardığınızı, o yaratıkların bir elleriyle o yüzeye tutunduklarını, yapıştırılacak nesne yüzeye temas ettiğinde diğer elleriyle de bu nesneyi tuttuklarını, ortamda nem varsa elleri kaydığı için tutunamadıklarını biliyor muydunuz? ayrıca ne kadar çok yaratık varsa o kadar sağlam, kuvvetli yapıştırıcıdır o.
*
ingilişçe şiyir
fountain head twisted twisted
darling darling darling aman,
when summer comes my crane sings
leylim leylim leylim amman
ı found you in the meadow
ı won't give you to strangers
let me take you to myself
let me cuddle you in my bosom
* rahmetli anneannem, namaz kılarken karşısında duruyoruz diye namazı yarıda bırakıp, namazgahının yanında duran terliği "ağzına davun çıkasıcalar" diye ablamla bana savurmuş, biz kaçınca da "nerede kalmıştık allahım" diyerek namazına devam etmişti.
sonuçta allah anneannemi ciddiye almamış olacak ki, ne benim, ne ablamın ağzında davun çıkmamıştı.
(not davun= taun=vebanın ordu dilinde söylenişi)
* asırlardır giysilerin kırışıklıklarını düzeltmede başarıyla kullanılan ütünün, insan yüzündeki kırışıklıkları düzeltmede hiç kullanılmıyor oluşu, bu işe uygun bir ütü masasının icat edilmemiş olmasıyla açıklanamaz. başka sebepleri olmalı.
devamını gör...
4375.
gece çoktan çöktü...
rutubetli ve karanlık bir sorgu odasında, patlayan dudağından akıp da dişlerinin arasından sızarak paslı bir demir tadını andıran kendi kanını yutkunan, gözleri siyah bir bant çekilerek görüşü kasten kısıtlandırılmış bir mahkumun sorgu masasını aydınlattığı kadar aydınlatıyor geceyi dolunay...
zaman mefhumu günler öncesinde terk edip gitmiş gibi beni...
her gün pazartesi artık...
ya da perşembe... ne farkı olabilir benim için bundan sonra artık inan bilmiyorum...
ağzının her milimetre karesi, uzun zamandır su yüzü görmemiş bir kültablasından daha fazla sigara kokan, kaderin cilvesinden yeterince nasibini aldığını kollarına en az 2 kere kullanılmış bir jiletle çizgi çizgi kazımış, kendisinden beklenenden kat kat daha fazla cilveli zenci bir kadının çıplak vücudunu görüyorum elimle kavradığım şu bira şişesinin kızıla kaçan kahverengisinde... az önce gelişmiş spontane bir sevişmenin terli izlerini taşıdığını düşünürken buluyorum kendimi önce, şişenin ağzından dibine doğru sızan damlalara bakarak... sonra aniden beliren kusma isteğine hiç direnmeden boyun eğiyor, oturduğum kaldırımın kenarına kusuyorum içimde kalan ne varsa...
kusarak içimden çıkarmayı beceremediklerimi ise,
belki bunları da okumazsın ümidiyle yazıyorum...
rutubetli ve karanlık bir sorgu odasında, patlayan dudağından akıp da dişlerinin arasından sızarak paslı bir demir tadını andıran kendi kanını yutkunan, gözleri siyah bir bant çekilerek görüşü kasten kısıtlandırılmış bir mahkumun sorgu masasını aydınlattığı kadar aydınlatıyor geceyi dolunay...
zaman mefhumu günler öncesinde terk edip gitmiş gibi beni...
her gün pazartesi artık...
ya da perşembe... ne farkı olabilir benim için bundan sonra artık inan bilmiyorum...
ağzının her milimetre karesi, uzun zamandır su yüzü görmemiş bir kültablasından daha fazla sigara kokan, kaderin cilvesinden yeterince nasibini aldığını kollarına en az 2 kere kullanılmış bir jiletle çizgi çizgi kazımış, kendisinden beklenenden kat kat daha fazla cilveli zenci bir kadının çıplak vücudunu görüyorum elimle kavradığım şu bira şişesinin kızıla kaçan kahverengisinde... az önce gelişmiş spontane bir sevişmenin terli izlerini taşıdığını düşünürken buluyorum kendimi önce, şişenin ağzından dibine doğru sızan damlalara bakarak... sonra aniden beliren kusma isteğine hiç direnmeden boyun eğiyor, oturduğum kaldırımın kenarına kusuyorum içimde kalan ne varsa...
kusarak içimden çıkarmayı beceremediklerimi ise,
belki bunları da okumazsın ümidiyle yazıyorum...
devamını gör...
4376.
artık günyüzüne çıkmayacağım,
yok mu bu karanşıklarda ellerimden tutacak?
sanma ki ışıklar içinde geldiğini göreceğim,
baktığım her yeri gölgeler saracak.
bu son sessizliktir odamın içinde,
bu hıçkırıklarla bezenmiş zoraki ayrılık.
bir sen varsın beni yatağımdan kaldıracak,
yoksa bu evden ölü bir beden çıkacak...
yok mu bu karanşıklarda ellerimden tutacak?
sanma ki ışıklar içinde geldiğini göreceğim,
baktığım her yeri gölgeler saracak.
bu son sessizliktir odamın içinde,
bu hıçkırıklarla bezenmiş zoraki ayrılık.
bir sen varsın beni yatağımdan kaldıracak,
yoksa bu evden ölü bir beden çıkacak...
devamını gör...
4377.
bazen herhangi bir kurali, yasayi, ahlaki boyutu dusunmeden sadece yasamak istiyorum.
devamını gör...
4378.
yaptıktan sonra pişman olacaksaniz yaptiginizin ne anlami kaliyor ki?
devamını gör...
4379.
4380.
bu hayat bana hep çıkmaz sokak.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar
karalama
2