4481.
"yüzüne ay kırıkları çarpıp uyansın sevdiğim."
devamını gör...
4482.
inan söze nereden başlayacağımı bilmiyorum. zira ne söyleyeceğimi bilmiyorum. sadece yazmak istedim ve yazmaya başladım. içimde kağıda dökmek hatta haykırmak istediğim çok şey var. mamafih hiç birini kelimelere sığdıramıyorum. sığdıramadıkça da yutmak zorunda kalıyorum. bu o kadar da kolay değil elbette. neden biliyor musun? zira her biri birer jilet maiyetinde de ondan. yuttukça keserek akıyor boğazımdan aşağı. buna daha ne kadar böyle katlanabilirim bilmiyorum. susuyorum, sustukça boğuluyorum. haykırmak istiyorum, bu kez de jiletlerin hışmına uğruyorum. bir çıkmazın içindeyim ama sanki bu çıkmazı ben yaratıyorum. nereye kadar böyle sürecek bu? daha ne kadar bu kendi yarattığım çıkmazda kalacağım? bile bile kendime bu acıyı çektirmekten ne zaman vazgeçeceğim? bütün bu sorular kafamda yankılanıp duruyor. çözüm mü ? bunun asla beni mutlu edecek bir çözümü olmadığını çok iyi biliyorum. bu soruların cevabının da bende olması gerektiğinin farkındayım. zaten ben de bu cevapları başkasında aramıyorum. mamafih hali hazırda kendi kendime de bulamıyorum. bazen sadece çekip gitmek istiyorum. en çok da hayattan. sanki ben olmasam hayatına dokunduğum insanlar daha mutlu olacaklarmış gibi hissediyorum. yani hayat yaşanılmaz değilmiş de onu yaşanılmaz kılan, zorlaştıran benmişim gibi geliyor. şunu inkar edemem elbette varlığımla insanlara kattığım bir çok şey oldu. mamafih düşünüyorum da varlığımda kazandırdıklarım yokluğumda bir kayıp olur muydu acaba? nedense hiç sanmıyorum. zira diyorum ya, ekseriyetle kendi hayatım da dahil olmak üzere çevremdeki insanların hayatında bir sorun olduğumu hissediyorum. yine de tüm bunlara rağmen çekip gidemiyorum bu hayattan. canım çok tatlı olduğu için mi? hayır. yaşamayı ya da hayatı çok sevdiğim için mi? asla. sadece arkamda bırakacaklarımı düşünüyorum. her şeyden öte ailemi böyle bir acıyla baş başa bırakarak gitmeye hakkım olmadığını biliyorum. zira benim dahi kendimden vazgeçtiğim noktada onların benden vazgeçmeyeceğinin farkındayım. diğer taraftan beni seven ve her daim destekleyen dostlarım var. böyle bir gidiş onlara da haksızlık olurdu kanımca. son olarak da şu an tam sol tarafımda kocaman gözlerle bana bakan patili oğlum var. işte tüm bunları düşününce dur durduğun yerde diyorum kendi kendime. sadece işin nihayetinde, ola ki bir gün tüm bunları düşünmekten vazgeçerek terki diyar edersem buralardan, tek bir cümle bırakmak istiyorum ardımda yadigar; “bunca zaman başkaları için yaşadı, bir gün kendi için öldü.” .
devamını gör...
4483.
işbu 4593. tanım. biri silmezse ya da bir tanım silinmezse...

harika bir gün olmuyor mu ya bugün?
valla harika bir gün oluyor.
hani bazı günler daha uyanırken harika bir gün olacağı bellidir ya... hah. işte aynen öyle...
harika bir gün oluyor.
peki bundan sözlüğe ne? niye? her şeyi burada paylaşmıyor muyduk? içimizi dökmeler falan... benim hiç mutsuz olduğumda bunu anlattığımı gördünüz mü? peki canım sıkkın olduğunda?..
hayır. canım sıkkındır ve köşeme çekilir, geçmesini beklerim. çünkü hüzünler paylaşınca çoğalır. aynı şekilde mutluluklar da paylaştıkça çoğalır. işte o yüzden, harika bir gün oluyor bugün.

insanın kendisiyle ilgili bir şeylerin ayırdına varması ne güzel.
sevgili 8 haziran, harika geldin teşekkür ederim. *
devamını gör...
4484.
daha demin marmaray'da fantastik bir olay yaşadım. oturacağım yere kızın biri oturdu, okay olabilir. ama şöyle bir şey var ki, ben tüm konuşmalarını görebiliyorum.

baran'la canım, aşkım, sevgilim diye konuşuyor ama yanda başka bir elemanla daha konuşuyor. baran'a anneme geçiyorum diyor, diğer çocuğa da yarım saate oradayım falan yazıyor.

baran'a da şey yazıyor, "konuşamıyoruz, üzülüyorum, rahatsız hissediyorum.".

neyse işte. aynı durakta indik. diğer çocuğun arabaya atladı gitti kız. baran kardeşim, kusura bakma. kızın hesabını falan bulup oradan sana ulaşacaktım ama olmadı. aldatıldığınla kaldın. zaten yakında öğrenirsin bir şekilde.
devamını gör...
4485.
taksim'de bir iki pasaj gezesim var. bir kaç aksesuar almak istiyorum ne zamandır. bir iki gümüş yüzük, zincir, bileklik vs.

şu sıcaklardan acayip hoşnutsuzum ya. sadece akşam çıkılır gibi. cuma da bitsin izne ayrılayım, kafama göre çıkarım artık.
devamını gör...
4486.
galiba gençliğin getirisi olacaktır ki enerjim asla bitmiyor. vücudumu ne kadar yorsam da bir makineye benzer gibi işliyor. tek arıza çıkardığı zamanlar aniden sızdığım durumlar. o da gözlerimin yorulması ve artık savaşmaktan vazgeçmesinden mütevellit. * *

bazen oturup "artık uyuyalım lütfen" diye yalvardığım oluyor sana. bu sistemin ipleri bende mi yoksa sende mi diye soramadan edemiyorum. ama ben bu makineyi seviyorum. lütfen uzun süre benimle kal. kal ki, bu makineyi geliştireyim. ama en önemlisi ne biliyor musun? "mens sana in corpore sano" yani sağlıklı bir vücutta sağlıklı bir zihin. bu ikisine sahip olduğumuz an... işte o zaman başlıyor tüm güzellikler.
devamını gör...
4487.
üzgün olma ritüeli vardır; üzgünken seni daha da üzen müzikler dinlersin. arada çıkan neşeli şarkıları duyduğun zaman kalbin acır sanki o an varolan üzüntüne ihanet ediyormuşsun gibi gelir. ve durur düşünürsün içinde bulunduğun durumu nasıl iyileştirebilirsin ya da iyileştirebilir misin?
bu duygu genelde olumsuz düşüncelerle son bulur ve içinde bulunduğun durum sanki senin hiçbir şey yapamayacağını sürekli kafana vurur ve her ne kadar olumlu düşünmek istesende bir kere kapılmışsındır. o anı atlatasaya ( bu genellikle sokaktaysan bir sokak hayvanını severek, değilsen başka şeyler bularak) kurtulamazsın pençesinden.
devamını gör...
4488.
millet uzun uzun yazmış emenike. helal olsun.biz de anca bu kadar yazalım.*
devamını gör...
4489.
kedim pirelendi arkadaşlar dış parazit aşısını yaptırdım veteriner iyi geleceğini söyledi 2 hafta oldu yattığım odayı alamıyorum çünkü yatağa çıkıp pirelerini döküyor şu an kapıyı kapattım kapının dışında ağlıyor kıyamadım açtım şu an dibimde kaşınıp pirelerini döküyor atsan atılmaz satsan satılmaz belamı buldum neyse bir ilaç gördüm tamamen temizliyor dediler kargoyu bekliyorum.
devamını gör...
4490.
eğer aklımla olan savaşımı kaybedersem... savaştığımı bil. denediğimi bil. ve şunu bil ki seninle vakit geçirebildiğim için minnettarım.
devamını gör...
4491.
şimdi buraya gerçek anlamda karaladığı defterini atan var mıdır diye bakmak istedim ama 4640 tane tanım var. varsa bile ben bulamam.
ben atsam mı diye düşündüm defter yanımda değil.

kötü espriydi zaten kalsın en iyisi.
devamını gör...
4492.
kaptanın seyir defterine ek
yıldız tarihi tam da şu an

ne kadar değişti hayatım son yıllarda. her yılı farklı bir evrende gibiydi sanki. olumsuzluklar nasılda taşıdı beni yepyeni güzel bir başlangıca.

birde eskisi kadar düşünmüyorum artık ...
gerçi tamda bu satırları yazmak da çelişmek ama olsun. o kadar da olsun. kolay değil bunca yılı unutmaya çalışmak asla unutulmayacak olsa da.

gemi biraz sola çekiyor. kalbe trim veremiyorum ondandır.
devamını gör...
4493.
ben artık kafa olarak yerleşik hayata geçmek istiyorum.
devamını gör...
4494.
yorgunum be sözlük.
lennie'nin dediğine #3041170 ek olarak ben hem kafa hemde fiziksel olarak yerleşik bir hayata geçmek istiyorum artık.
eskiden de yazmıştım sanırım buraya. evimi bulmak istiyorum artık. 22 yılı aşkın bir süredir hep dışarıdayım. gurbet denilen şeyi, iliklerime kadar yaşadım. ordan oraya savrulup gitmekten hiç gocunmadım, hatta zevk bile aldım zibilyon kere yeniden başlamaya hayata.
"sil baştan başlamak gerek bazen" sözünün cılkını çıkarmış biri olarak hem fiziksel, hemde mental olarak yorulduğumu gözlemlemeye başladım. tahammülsüzlük ve bazende aşırı sinir hali gibi şeyler kendini göstermeye başladı.
öfkeliyim sanırım.
çünkü nereye gidersem gideyim -ki maddi olarak asla sıkıntı çekmediğim, hiçbir zorlukla karşılaşmadığım halde, ortama derhal ayak uydurdurup çok çabuk sevilip kabul gördüğüm halde yok.
yok olmuyor.
fiziksel olarak tamam ama, zihinsel olarak huzur anlamında yok kesinlikle olmuyor. gittiğim hiçbir yere ait değilim. benim evim orası değil, burası da değil,izne gittiğimde kaldığım anne-babamın evinde de aynı hislerim bâki.
ben evimi bulamıyorum.
burası benim, bende buraya aitim diyemiyorum. gidecek birçok yer olmasına rağmen (yurt dışı da dahil - ki oraya da gittim) kendimi yorgun hissettiğimden ötürü istemiyorum.
çünkü sıkıldım!
yeniden başlamaktan, yeniden birileri ile tanışıp kaynaşmaktan, kendimi ispat etmekten, yeni bir eve, mahalleye ortama yerleşmekten....
ya hu ben çok sıkıldım.
..............
velhasılı sözlük...
boşa koyuyorum dolmuyor doluya koyuyorum almıyor diyenin hesabı, ben bir türlü bunu başaramıyorum.
devamını gör...
4495.
dün itibari ile 47 yaşıma girdim. 50 lere yaklaşıyorum. 20 lerimdeyken 41 yaşımda öleceğimi düşünürdüm. ölmeyi mi çektim bilmiyorum ama 40 ta ölümcül bir kaza yaptım. benim kontrolsüz (öfkeden dolayı) çıktığım yola yandan başka bir araba bana hızla vurdu. hatanın çoğu karşı taraftaydi onu da ekleyeyim.
sonrasında öleceğim dediğim yaşta tekrar doğdum. meditasyona başladım. sakinledim. yazı yazdım kendi çapımda ama olsun.
değiştim. ileriye doğru gittim. mesela para biriktiremezdim kenara atmaya başladım. mesela çok öfkeliyim arada yine yoklasa da daha duruldum.
sevdiğimle ilişkimi oturtum.
bakalım 50lerde ne olacak.
20lwrde dediğim gibi 50lerdede de rock and roll


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu da dün geceden
devamını gör...
4496.
iyi tanımadığın insanlarla konuşacak çok şey vardır gerçek duygular konuşacak bir şeyin olmadığında ortaya çıkar.
devamını gör...
4497.
unutmuştum ve başlamıştım bu sefer şiirlere küstürdüler.
herşeyin boş geldiği noktada kulağıma gelen müzik vızıltısı mı kalbe iyi gelecek?

sadece

çok daraldım.
devamını gör...
4498.


şöyle insanın içinde bir yerler sıkışır ya, kamançanın yaylarına değdikçe mahir eller benim yüreğimde çaldı bu müthiş şarkı. halim budur, öyle kıyıldı içim.

anlam vermek istiyorum, anlatmak istiyorum; katmerlenmiş bir hüzün doldu göğsüm. bi özlemin ayak sesleri, derinlerde eskitilen prangaların takırtısı. bu nece bir duygu seli, bu nasıl bir varlık kuşatması, bu nasıl esaslı bi yitiriliş, bu ne çetin bir yas.

olmayacakların, elden gelmezlerin, çıkmazların, beklemeklerin çığlaşıp patır patır yolları kapaması; ne ileri ne geri: dikilip kalakalmaklar

"ne olur?" dedim, "kim içinsen, onun vaktini beklemek lazım." dediler. beklemekleşmek, duraksadıkça yolda kalmaklar hatta bazen yoldan çıkmaklar, gerisin geriye dönmekler. ne çetin.
devamını gör...
4499.
bu gün denize girdim ılık ve kokusuzdu. deniz kokmuyordu yani. ama tuzu kaldı tenimde yaladım. evet tuzluydu. çocukluğumun denizi değil bu. zaten kıyıda denizdikeni kalmamış. soyu kurumuş denizdikenlerinin. bu deniz öldü demekmiş. üzünç
devamını gör...
4500.
çok derin hislerle yazmıştım ama neyden bahsettiğimi ben de anlamadım

uçsuz bucaksız böyle amansız sonsuzluk içinde. çevrelenmişliğin içinde sonsuz , sonsuz olabildiğince sonsuz . değişken , bilinmezlerin içinde belli ama olmayan , olduğu kadar yok olan . hep bilinen ama hala keşfedilmemiş. kaybedilmişse keşfedilmiş. sanki tek tek iğnelenmiş. bazen yokluğun içinde sonsuz bazen sonsuzluğun içinde yok olmuş ama bitmemiş. bilinmeyen uzaklardan gelen başucumdaki , sakin ve sessiz beni dinler . bazen hisseder bazen hissettirir , ama bilinmez . öyle sessizce dinler gider ağır adımlarla. herşeyini alıp gitmez öyle de vefalı. bazen yalancı tabi yalancılığı da tartışmalı, mağdur belki bu yüzden . sınırları kadar hak edilmiş, hakedildiği kadarıyla sınırlandırılmış . olması gereken sonsuzluk içinde yaşamak , yaşamak bile sınırlıyken mümkün mü bulmak ?
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim