3781.
#2569005

meja'ya katılıyorum.
çok tatlı ya.
karalamam bu kadar.
devamını gör...
3782.
hala yaşadıklarım yeterli gelmiyor.

yaşlanmayı düşünmüyorum.
devamını gör...
3783.
bugün onu kıskandım.
devamını gör...
3784.
bir gün siyasetçi bir babanın çocuğunun oynadığı top komşularının bahçesine kaçmış çocuk da babasına durumu anlatmış ve gidip topu almasını rica etmiş. ardından babası siyasetçi kimliğini belli edecek bir yol bulmaya çalışmış. öyle bir yol bulmalıyım ki bu diğer ülkelerce ayakta alkışlanmalı diye düşünmüş. üç gün üç gece gözlerine uyku girmemiş. bir çıkar yol bulmaya çalışmış. hem üstünlüğün onda olduğunu gösterecek hem de zavallı oğlunun kaçan topunu geri kazandıracak bir yol aramış durmuş sürekli. etraflıca düşünüp bir karar almış ve komşunun evinin yolunu tutmuş. ön bahçeyi ağır ağır geçip kapıyı çalmış. komşusu kapıyı açmış ve buyrun demiş siyasetçi komşusuna. siyasetçi baba da net, kendinden emin ve gür bir ses tonuyla konuşmaya başlamış: "oğlum birkaç gün önce bahçede oynarken topunu elem bir hata sonucu sizin bahçeye kaçırıvermiş, rica etsem oğlumun topunu geri alabilir miyim?" komşusu da bir dakika bekleteceğini söyleyerek içeri girmiş ve ardından elinde topla geri dönmüş. buyrun demiş sanırım aradığınız top bu diyerek elindeki topu siyasetçi komşusuna uzatmış. ne kadar siyasetçi de olsa neticede baba olan adam hem komşusuyla diplomatik bir uzlaşım sağladığı hem de biricik oğlunun topunu geri aldığı için sevinçle evinin yolunu tutmuş.
bomboş hikaye yazdım yine.
devamını gör...
3785.
o büyük adam da bir gün çocuktu. çocuk adam. hiç dinmeyen bir yük. sanırsın yaşından çok büyük. hey dur bir saniye, fikrimizi sormadan kim biçti bu rolleri bize? bu ceket sanki bana bol. taşıyorsun öyleyse. itirazın yok. evler çiziyoruz. bir ev inşa edebilir miyiz? belki bir gün. belki hiç. önce birkaç istasyon geçmek gerek. ama benim görmek istediğim durak burası değil! şansına küs... yollar çok uzun, yolculuğu ertele. ayakların içe bükük. boynun dik. kağıtlar üzerinde minik dünyalar. kalemin onlarca orduyu dize getirebilecek kuvvette. birkaç yaprak da benim için iz bırak. belki hiç unutmam, belki hep hatırlanırım bak! ben her yere adını yazıyorum. adımlar gölge gibi takipte. buğulu camlara üç harf. üç vakte kadar doluyormuş mektuplar, oysa ki nasıl da ince görünüyor kapatılmayı bekleyen şu mağrur zarf. sahil kenarında eski bir köşk. istanbul kazan, tayfa seyyah, kime bu dile gelmeyen aşk? şair de oluruz biz aslında, bilmesini isteyene. dalga seslerine aşina dalgın, dalgasını geçiyor biraz da yılgın. sebat diyor, mühim mesele. bahçelerde yapraklar dökülmüş. renklerin içerisinde tek bir renk, hep bir ahenk arıyor. gülüyorsa anla halinden, sen arkanı döndüğünde dalında koparılmayacak bir anlam bulmuş desene...
devamını gör...
3786.
bazen birinden alacağınız dersler biter. bazı insanlar aşkı değil acısını severler. depresif şarkıları dinleyerek üzgün üzgün takılmayı sever. bazıları mutsuz ve depresif olmaya aşıktır, günahı inancım yok cümlesine atar. her şey çok güzel başlamışken bir taraf okuyup kendini geliştirerek bakış açısını genişletirse diğer tarafla arasında sorunlar başlar. bunun sebebi kıskançlık, uyumsuzluk, hedef ve bakış açısı farklılığı gibi gözükse de asıl sebep birinin yerinde sayıp ötekinin ruhsal ve hedefsel gelişimler yaşamasıdır. toksiklik farklı yönlere bakmakla gelişir. bir tablo hayal ettim yan yana duran ama farklı yönlere bakan iki insan. ne çok benzerdik. bazı insanların artık size verebileceği ve sizi şaşırtabileceği bir şeyleri kalmaz, yoktur. mutsuz depresif bir insanı o halde bırakın derler. o halde birinin yanında o toksiklikle kariyerde gelişmen mümkün değil. biri seni kıskanıp boğarken ya da ben o açıdan bakmıyorum diye bomboş sebeplerle kavga ederken başka hiçbir şeye enerjiniz kalmaz ki. bu hikaye bitti. sen burada büyüdün. herkes kendisine uygun frekanslardaki insanlarla etkileşime geçiş yapmalı. insanın önceliği kendisi olmalı. birini iyileştirmeye çalışmak değil. kolay bozulan psikolojisini toplamak hiç değil. varsa enerjiniz kendinize harcayın, mutsuzluktan beslenen birine değil. gelişim ve değişim böyle mümkün. bazı ilişkiler seni büyütür sen de enerji ve frekans olarak değiştiğin için farklı ilişkilere geçiş yaparsın. önemli olan birlikte büyüyebilmek ve gelişebilmek. özellikle zihin ve yapı olarak. bir ilişki bitiyorsa biri yerinde sayıyor diğeri gelişiyordur. mesela dönün bakın yıllar evvel ilişkinizin koptuğu birine. hala iki laf edemiyorsanız görüyorsunuz ki o hala yerinde sayıyor. hala aklında tutunduğu kötü anılar ve sorgulamalar var. hala kurban rolünde, aşamıyor bir türlü. geniş bakamıyor ki. senin açından, o zaman açısından veya kendini bile görmüyor ki. sadece yaşanan olayların etkisinde. ya da şöyle oluyor karşınızdaki insan değişime uğruyor siz ondan sürekli eskisi gibi olmasını beklediğiniz için ilişki yine bitiyor. gelişime değişime farklı bakış açıları kazanmaya ne kadar normal bakıp kendimizi de o serüvene sürükleyebilirsek ilişkiler devam ediyor. insan birine değiştiği için kızarken bunu suçlanacak bir şey olarak görürken, bu değişime ve gelişime destek olmayı unutuyor aynı zaman diliminde kendinin de aslında farklılaşmaya uğradığını göremiyor. en acısı da bu.
devamını gör...
3787.
sözlükcüğüm, bir konu hakkında risk almam gerektiğini fark ettim. eğer her şey olursa*parkta çocuklara şeker dağıtacağım .
devamını gör...
3788.
en son ne zaman gülmüştük?
ne zaman korkmadan bakmıştık birbirimize?
ne zaman tüm kaygımız işlerimizdi?
ne zaman sevdiklerimizin bir gün gideceğini düşünmüştük şimdiyse hepsinin tasarrufunu yapmadan tek nefes aldığımız yok. belki bir gün tüm bunlar geride kalır fakat biz eskiden olduğumuz insanlar olamayacağız çünkü bizim şehrimiz yıkıldı insanlarımız öldü çünkü biz cesetler gördük çünkü biz acı çığlıklar duyduk çünkü biz günlerce dışarda soğukta aç susuz oturduk çünkü biz ölümün soğuk nefesini ensemizde hissettik. geceleri uyuyamadık gündüzleri oturamadık. biz sürekli canımızın orucunu tuttuk. bir daha gülebilir miyim bilmiyorum. sanki bir avuç diken yutmuş gibiyim nefes alamıyorum, yutkunamıyorum. sanki ölen herkesle öldüm ama kalanlarla da yas tutuyorum.
(7 şubat'da yazmışım oyları yüzünden gönderilen yardımların zehir zıkkım edildiği depremzedelerin hislerinin özeti belki de budur.)
devamını gör...
3789.
boşluk...
ne kadar çok kötü bir duygu, tüm gözler mi üstünde?

bazen günler, aylar, yıllar bulamadığımız cevapların sorularını kaybeder.
sonra o hikayesi kaybolan durum bitmez ama aşina olursun, bu durum hep böyledir hikayelerimiz kaybolmadan önce de kaybolduktan sonra da pasifsindir, kendini olmak istediğin değil olduğun gibi ol.
sonra gözlerini aç!
ve asıl olayı bil, kaybetme çünkü sen bunu kafanda yaparsın. kayboldun sandığın an kalk, ve kendini ara.
kaybetmediğin kendini,kendinden çal:)


hikâyeden çıkan ders bu, bebeğim.
devamını gör...
3790.
hayatından kesitler unutuluşun içinde yok olup giderken, insan sevmediği şeylerden kurtulur, kendini daha hafif, daha özgür hisseder.

hem sesleniyor hem korkak,
duyulur diye seslenişleri,
bir başkasında boğulmak
onun kaderi.
devamını gör...
3791.
deniz kıyısında büyüdüm. boyumdan büyük zıpkın ile balık vurmaya giderdim. kocaman paletler, yüzümü komple kapatan gözlük, şnorkelim, bir tane kare havlu ( nereden buldu isek!!!), kıytırık terliklerim ve lacivert mayo... bu mayo çok önemli çünkü mayısta giydim mi, ekime kadar çıkmazdı üstümden, tüm yazı aynı mayo ile geçirirdim, yedeği yok. ekim ayında banyoda vücudum direk siyah ve beyaz olarak kesin sınırları olan bir zebraya benzerdi.
günlük sabah ve akşam balık avlama merakım vardı. aslında avlamaktan ziyade suda gezmek, aynı yere balık geldi mi görmek, su içinde ne kadar kalırım hesabı yapmak, bazen kalamamak filan...
denizden balıkla çıktığımda etrafın toplanması, ilginin balıktan dolayı bende olması çok hoşuma gidiyordu. bazen tatlı ablalar, aa çocuk üşümüş donmuş!!! diye kederlenirken , bazı çakal abiler ise, bu balık sana büyük, yiyemezsin, bizim olsun mu? yada yarın daha büyüğünü tutarsın !! filan diye vurduklarıma çökmeye çalışırdı.
aslında bu iş ilgi toplayarak beni mutlu etse de arkadaş ortamından uzaklaştırıyordu. yaşıtlarım oynarken orada birlikte, elinde dalış malzemesi ile gezen bir başka çocuk.
bir gün ahtapot vurdum. ama çok korktum... ölmüyor, tutamıyorum... kendimi tüfeği çeke çeke attım kıyıya. bu sefer o takılan çocuk grubu da geldi. havalar bin fit bende ama, bunun eve götürmesi de var.
annem zaten yılmış; hergün eve küçüklü büyüklü balık getiren bi çocuk... temizlicem, yicem bunları deyip duruyor....
o gun bir milat oldu ve çocuklar benim yanıma gelmeye başladılar, sormaya başladılar. hala görüştüğüm güzel dostlukların başlamasına sebeptir o ahtapot....
ne mi oldu o ahtapota:
sevinçle eve geldim ve ,
- götür onu buradan, yeter artıkkkk, baban gelsin, kaldıracam o tüfeği...
devamını gör...
3792.
yine biz çavdar ekmeği ve yazar birey kişisi, 46'lık raporu almaya çok yaklaşıyoruz ama hep kıyısından dönüyoruz galiba doktorumuz bize gıcık ondan dolayı vermiyor yeni bir doktor arayışına mı girsem onu düşünüyorum....

dün gece alkolün verdiği yetki ile olur olmadık saçmalıklara imza atmaya çalıştık, eski manitalara mesaj olur olmadık kişilerin hikayelerine alev emojleri sapık çavdar ekmeği sayesinde yoksa ben yazar birey kişisi akıllı uslu bir bireyim ama bu çavdar ekmeği beni bozuyor.

sivri sinek olarak hayatımız gayet güzel gidiyor güzel kızları ısırmak için bir hamama gidelim dedik erkekler hamamı çıktı karşımıza bir kan içmeden gerisin geriye kanat çırparak son sürat kaçtık hamamdan...

saçma rüyalar serimiz vol.666568812 çavdar ekmeği ve ben yazar birey kişisi bu sefer yumurcak adam gibi absürt bir süper kahraman olmuştuk, bir de atımız vardı dıgıdıg dıgıdıg giderken karşımıza sert ilkokul öğretmenleri çetesi çıktı anne ve babamızı çağırıp bizim yumurcak adamlığımızı şikayet ettiler sonra bu rüyada ki en yakın arkadaşımız olan jokeri batmana teslim ettiler zalımsınız sert ilkokul öğretmenleri çetesi...

tek haneli iq sahibi ofis canlıları ile mücadelemiz son sürat devam ediyor , hayır stok bölümü ile fiyat bölümünü karıştırabilecek tarzda manyaklar ile çaışmanın verdiği yetki ile yakında eksi hanelere düşecek iq'ya geriledik bu işe başladığımızda ise üç haneli artı tarafta iq sahibiydik halbuki....

çavdar ekmeği ve ben yazar birey kişisinin kafasında bu saate burak kut-heycanlıyım çalıyor bugün dlimize dolandı bu parça nedensizce , heycanlıyım daha yolun başındayım...... hayır arkadaş sıradan monoton bir hayatım var ne heyecanı dante'nin bahsettiği yolun yarısını geçeli 5 yıl olacak neredeyse, demek ki burak kut'un olduğu gibi zamanında genç kızların sevgilisi olamamak gibi absürt durumlar içerisindeysek......

zaman makinemiz bizi bu sefer bizi m.ö 2654 senesine ışınladı bir yavru tyrannosaurus rex öldürünce biz babası mı annesi mi ne tek lokmada bizi yuttu hayır arkadaş bir zaman makinesi maceramızdan ölmeden kurtulalım.....
devamını gör...
3793.
buraya dört ay önce heyecandan, aşktan uyuyamadığımı yazmıştım. detayları elbette yazmayacağım ama çok şey yaşadım, yaşadık. bende bir şey var, aniden içime doğan bir his. o ne zaman ben geldim dese, kendimi karşımdaki insanla aynı sayfada, anlamda mıyız diye sorguluyorum. bir iki kaçamak cevap sonrası ağzımın/sorumun cevabını aldım, değilmişiz. olanı söylemek varken, kaçak yollara başvurmaya ne gerek var ki? insan bir gecede karar verebilir mi ki bazı şeylere? yoksa üzerinde sayısız geceler düşünüp, tek bir geceye mi yükler tüm sorumluluğu? peki ya gündüzler? gecenin yarım alınmış kararlarıyla, aydınlık bir gökyüzünün altında, o insanla hâlâ yan yana, sımsıkı ellerle yürüyebilmek ilginç bir kalp gerektiyor doğrusu... sorun olup olmaması değil, oluyor gibi olup olmaması hiç değil. sanırım tanımış olduğum o insan değilsin artık ama hâlâ herkes gibi de değilsin. bugün o kaçak göçek oyunlarından birini daha oynadın bana, belgesellerde bile bu kadarı yok. bunu sana kim öğretti, çocukluktan gelen toksik bir aktarım mı bilmiyorum ama herkes gibi olmaya bir adım daha yaklaşıyorsun...
devamını gör...
3794.
çok ütopik hayallerim var. çocukken cb olmak istiyordum. meslek seçimim bile hep zirveydi. sıradan hayallerim yok. hala derim neden olmasın. bir gün herkese özellikle kriz anlarında fırsatların geleceğine inanırım. ömrü de bir sayıdan ibaret görüyorum. bana bir adam iki katlı evimiz olsun içinde sen dolan dediğinde bakakalmıştım. ne boş ne saçma hayaller. evlilik ev araba çocuk gibi olağan hayallerim yok. yükselme göstersem de belirli bir seviyeyi geçemeyecek iş alanına sahibim. akademik kariyerim de pek iyi sayılmaz. bu yüzden hayat bana sürprizli. sağlam bir öngörüm yok. finans eğitimi alabilirim, çoğu insanın sıkıcı bulduğu anlamadığı alanlar ilgimi çeker. bence farklı alanlarda farklı eğitimler alıp günün birinde çok sivrilebilirim. herhangi bir alanda çalışmakla sıyırmak isteyebilirim. duygusal ihtiyaçlarım en son sırada kalıyor benim için. hayatımda başarı veya faydalı olma konusunda tatmini çoktan sağlamış olsam bile hayatı yaşama şeklim hep farklı olacak.
devamını gör...
3795.
sen istediğin kadar olma
şu sıkış tepiş hayatımda
adını yazarım kağıda,
yoktan var ederim
seni.
devamını gör...
3796.
bu sıralar insanlarla mesajlaşırken acayip uzun uzun boş boş konuşuyorum. insanlar ne anlatıyor bu değişik diyordur eminim... konuşmaya mı ihtiyacım vardır nedir çözemedim kendimi.
devamını gör...
3797.
düşmanım olduğunu belli eden insanlar var ama bir karar aldım sözlük ortamlarında olumsuz yorum yapan kimseye dönüş yapmayacağım. çünkü zaten küfür de etsem hakaret de etsem pek bir etkisi olmayacak. ama bir gün olur da elime bir fırsat geçerse o kişileri gerçekten etkileyebilecek bir olayın fırsatı bu, hiç acıyacağımı düşünmüyorum çünkü konuşmaya veya yazmaya benzemiyor bazı şeyler. daha fazlasını yapabileceğimde en kısa yoldan yapacağımın garantisini veririm. bu böyle olmalı çünkü internette klavye ve ekran arkasından her şeyi yazabilir birisi. bu kolaydır ve kimse anonimliğin verdiği rahatlığa karşı koyamaz kolay kolay. nereden mi biliyorum? çünkü bende zamanında insanları sanaldan çok fazla rahatsız ettim veya sataştım. ama bıraktım o işleri. artık sadece hiçler'in yoluna gidiyorum kimseyi görmeden. normal sözlük'te olan bir diğer şey daha ise çok az kişinin yazısını okumam. genelde geliyorum, başlığı okuyorum ve fıtı fıtı yazıp bir diğer başlığa geçiyorum. neden böyle bilmiyorum ama çok nadir ilgimi çekiyor yazılanlar.
devamını gör...
3798.
tekrar merhaba deme vakti gelmiş olabilir sanırım.
uzunca zamandır buralara yazmadım, son bir aydır ofiste sıkılınca bir gündeme bakıp çıkıyordum,
bugün bir yazasım geldi, yarın aklıma gelir mi burası, sıkılacak boş zamanım olur mu bilmiyorum. yine de neyse, hoşbuldum.
devamını gör...
3799.
artık yanılmaktan, bir şeylerin olacak gibi görünüp olmamasından, heyecanlanıp heyecanlanıp hayal kırıklığına uğramaktan o kadar sıkıldım ki, bunu açıklayacak kelime ve cümle bile bulamıyorum.
devamını gör...
3800.
nefret çok güçlü bir duygu da ben üşeniyorum ya.
ona da bir enerji sarfiyatı gerekiyor.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim