normal sözlük yazarlarının karalama defteri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
başlık "makedonyalı" tarafından 08.11.2020 16:43 tarihinde açılmıştır.
4561.
sigara icince havali olmuyorsunuz, sigara icmek havali degildir.
yilda 1.6 milyon insan akciger kanserinden gidiyor. ben de iciyorum, ama sunu havali addetmekten vazgeciniz sayin yazar kardesler.
ısin gorselinde degilim bu arada, dileyen amuda kalksin. lakin dusunce yapisi olarak, sunu havali addeden varsa 1 zahmet gidip evinin camindan atlasin.
yilda 1.6 milyon insan akciger kanserinden gidiyor. ben de iciyorum, ama sunu havali addetmekten vazgeciniz sayin yazar kardesler.
ısin gorselinde degilim bu arada, dileyen amuda kalksin. lakin dusunce yapisi olarak, sunu havali addeden varsa 1 zahmet gidip evinin camindan atlasin.
devamını gör...
4562.
bir insan, bir kalp, o kalbi kırmak o kadar kolay, tamir etmesi belki bir ömür
güzel bir ev, araba, tonla para, bunlara ulaşmak birçok farklı yol, elde etmek belki uzun, kaybetmekse bir an
hasta yatağında kafanı çevirdiğinde ne görmek istersin? senin elini sımsıkı tutan bir el, seninle konuşan dudaklar, seni seven bir kalp? ya da artık sayamayaz olduğun para, kullanamadığın arabanın anahtarı, mirasını bırakabilecek kimsenin olmadığı, hatta hiç kimsenin olmadığı, koca bir yalnızlık?
bugün tercih ettiklerin yarın geleceğin olacak. anılar, insanlar mı biriktirmek istersin? yalnızlıklar mı doldurmak istersin o kısa ömrüne?
güzel bir ev, araba, tonla para, bunlara ulaşmak birçok farklı yol, elde etmek belki uzun, kaybetmekse bir an
hasta yatağında kafanı çevirdiğinde ne görmek istersin? senin elini sımsıkı tutan bir el, seninle konuşan dudaklar, seni seven bir kalp? ya da artık sayamayaz olduğun para, kullanamadığın arabanın anahtarı, mirasını bırakabilecek kimsenin olmadığı, hatta hiç kimsenin olmadığı, koca bir yalnızlık?
bugün tercih ettiklerin yarın geleceğin olacak. anılar, insanlar mı biriktirmek istersin? yalnızlıklar mı doldurmak istersin o kısa ömrüne?
devamını gör...
4563.
bütün sokaklarda o şarkıların yeniden çalması,
adeta geçmişin bana ve benim gibi geçmişe bakanlara
bir jestti, bir selamdı resmen,
bir an için bile olsa yeniden o günleri hissetmek,
bir an için bile olsa o günlerde olmak,
hayatın bütün dert, tasa ve sıkıntılarını unutturdu,
mutluluk aslında bu kadar basit,
masrafa gerek yok, dairelere milyorlar yatırmak,
popolara estetik yaptırmak, bilmem ne marka
elbiselere bürünmek, veya güzel kadınlara sahip olmak.
bunların hiçbiri büyülemiyor beni.
ve büyülememenin sebebini söylememe rağmen anlamıyorlar.
o günlerde her yerde müzik çalardı,
yufkacısından, plaj malzemesi satana,
çiçekçisinden, marketine her yerde,
o günlerde çalardı dün çalan şarkılar,
hayata yeni başlamış olmanın heyecanı dipdiri idi,
her şey bir heyecan, bir keşif ve bir büyüye sahipti,
en büyük zenginliğin ne olduğunun farkında olmadan,
en büyük zenginliğin hemen üstünde durarak yaşamak,
işte buydu olay, sonrasındaki yoksulluk, maddi değil,
tam da buydu, ama kimseye anlatmak mümkün olmamıştı.
kırar market'in orada da çalardı o günlerde burak kut,
bazen mirkelam'ın her gece şarkısı,
bazen kaya gazinosunun orada,
bazen nba şapkası satan o tuhaf dükkanın orada.
her şey istediğim gibiydi o günlerde,
olması gerektiği gibi, ideal bu idi,
beyaz bahçenin bozuk ses sisteminde de duyardım,
şafak pastanesinin orada da.
aslında içinde hiçbir şey olmayan bu mekanlarda
aidiyet ve huzur hissetmek
benimsemek ve azla yetinip mutlu olmaktı mesele.
neredeyse otuz yıla varıyor artık o günlerin üstünden geçen zaman,
bir ömür, kimine göre yolun yarısı,
benim içinse bir şey ifade etmeyen bir rakam.
takvimlerde gittikçe büyüyen rakamların benim için önemi yok,
istanbul'un imkanının da, semtlerinin de,
hiçbir şey beni büyülemiyor o günler gibi,
yeniden diriltmiyor, canlandırmıyor,
ve bu hep böyle olacakmış gibi gözüküyor.
adeta geçmişin bana ve benim gibi geçmişe bakanlara
bir jestti, bir selamdı resmen,
bir an için bile olsa yeniden o günleri hissetmek,
bir an için bile olsa o günlerde olmak,
hayatın bütün dert, tasa ve sıkıntılarını unutturdu,
mutluluk aslında bu kadar basit,
masrafa gerek yok, dairelere milyorlar yatırmak,
popolara estetik yaptırmak, bilmem ne marka
elbiselere bürünmek, veya güzel kadınlara sahip olmak.
bunların hiçbiri büyülemiyor beni.
ve büyülememenin sebebini söylememe rağmen anlamıyorlar.
o günlerde her yerde müzik çalardı,
yufkacısından, plaj malzemesi satana,
çiçekçisinden, marketine her yerde,
o günlerde çalardı dün çalan şarkılar,
hayata yeni başlamış olmanın heyecanı dipdiri idi,
her şey bir heyecan, bir keşif ve bir büyüye sahipti,
en büyük zenginliğin ne olduğunun farkında olmadan,
en büyük zenginliğin hemen üstünde durarak yaşamak,
işte buydu olay, sonrasındaki yoksulluk, maddi değil,
tam da buydu, ama kimseye anlatmak mümkün olmamıştı.
kırar market'in orada da çalardı o günlerde burak kut,
bazen mirkelam'ın her gece şarkısı,
bazen kaya gazinosunun orada,
bazen nba şapkası satan o tuhaf dükkanın orada.
her şey istediğim gibiydi o günlerde,
olması gerektiği gibi, ideal bu idi,
beyaz bahçenin bozuk ses sisteminde de duyardım,
şafak pastanesinin orada da.
aslında içinde hiçbir şey olmayan bu mekanlarda
aidiyet ve huzur hissetmek
benimsemek ve azla yetinip mutlu olmaktı mesele.
neredeyse otuz yıla varıyor artık o günlerin üstünden geçen zaman,
bir ömür, kimine göre yolun yarısı,
benim içinse bir şey ifade etmeyen bir rakam.
takvimlerde gittikçe büyüyen rakamların benim için önemi yok,
istanbul'un imkanının da, semtlerinin de,
hiçbir şey beni büyülemiyor o günler gibi,
yeniden diriltmiyor, canlandırmıyor,
ve bu hep böyle olacakmış gibi gözüküyor.
devamını gör...
4564.
allah zekat verdi ben de sarki yaptim okey?
enes alper. az once dinledim.
devamını gör...
4565.
ruh halime göre profil güncellemesi aldım.
bunu da buraya karalayasım geldi.
çünkü gezdim eğlendim bundan sonra da ders çalışmalıyım.
evet.
küçük prens mod:on.
sad story. *
bunu da buraya karalayasım geldi.
çünkü gezdim eğlendim bundan sonra da ders çalışmalıyım.
evet.
küçük prens mod:on.
sad story. *
devamını gör...
4566.
uyumaya giderken kendime takıldım düştüm, güldüm üstelik bir de halime, sonra ayağa kalktım yerde yatan ben'i ayağa kaldırmaya çalıştım, o geçen haftadan kalma sarhoş benmiş, uyanmadı pis sarhoş, üstüne bir örtü attım, sonra o en son çalan şarkıya bir daha sordum, 'ne zaman?' diye, şarkı da sallamadı beni, gittim yattım uyudum.
devamını gör...
4567.
tut ki o gündür.
tamam, yarımada olmayıversin bu sefer ama illa ki yasemin ve badem ağacı yetişsin, bahçe dileğin de kabul olsun ama bahçe duvarları ille yığma taş olsun, bahçede köpeğin de olsun ama kedilerimle iyi geçinsin, kocaman ahşap bir masa olsun, üstünde senin türk benim filtre kahvem fincanları birbirine aşina olsun, dışarıdan en büyüğü cırcır böceği sesi olan ova sesleri duyulsun, denize varmak için on dakika yürüyebilirim ama mümkünse geceleri serinliği yüzüme vursun, beni sana sorduklarında "balıkta, akşam gelir" diyebilesin, seni bana sorduklarında "bahçede, çiçeklerine tapıyor" diyebileyim. mutfak iki kişi için dar ama bizim için tam kıvamında olsun, evin adı yuva konsun.
/ - doğru ya adam, ben şimdi sana ne diyeceğim? /
tamam, yarımada olmayıversin bu sefer ama illa ki yasemin ve badem ağacı yetişsin, bahçe dileğin de kabul olsun ama bahçe duvarları ille yığma taş olsun, bahçede köpeğin de olsun ama kedilerimle iyi geçinsin, kocaman ahşap bir masa olsun, üstünde senin türk benim filtre kahvem fincanları birbirine aşina olsun, dışarıdan en büyüğü cırcır böceği sesi olan ova sesleri duyulsun, denize varmak için on dakika yürüyebilirim ama mümkünse geceleri serinliği yüzüme vursun, beni sana sorduklarında "balıkta, akşam gelir" diyebilesin, seni bana sorduklarında "bahçede, çiçeklerine tapıyor" diyebileyim. mutfak iki kişi için dar ama bizim için tam kıvamında olsun, evin adı yuva konsun.
/ - doğru ya adam, ben şimdi sana ne diyeceğim? /
devamını gör...
4568.
buraya bi ton şey yazdım sildim. ben bazı şeyleri söylemeye utanırken birisinin onları yapması ona nasıl hissettiriyordur acaba?
devamını gör...
4569.
yel değirmenlerine karşı savaşmanız bittiğinde, kazanacaksınız.
devamını gör...
4570.
keşke antiloplar ve ceylanlar bir an önce zıbarsa da kendime geç saate kadar içme emri verdiğim canım kendim, gönlüme göre saçmalayabilsem.
sabaha süpürürdüm yazdıklarımı. gönlümde yazıp çizip karaladıktan sonra siliyorum, sözlükte dağıtmışım çok mu.
değil.
durdukça algı eşiğim değişiyor. ister istemez cıvıtıyorum başlıklarda.
oysa sadece saçmalayacaktım gecenin başında.
sabaha süpürürdüm yazdıklarımı. gönlümde yazıp çizip karaladıktan sonra siliyorum, sözlükte dağıtmışım çok mu.
değil.
durdukça algı eşiğim değişiyor. ister istemez cıvıtıyorum başlıklarda.
oysa sadece saçmalayacaktım gecenin başında.
devamını gör...
4571.
kazma bir adamım ben, çok kibar olduğum söylenemez ismim unisex bir isim olduğuna herkes beni naif kırılgan bir insan sanıyor ama bildiğin yontulmamış bir kütük modundayım.
bu zamana kadar hayatıma giren her kadın beni yontmaya çalışmaya başladığı dakika daha daha kütükleştim yahu beni bu kütük halimle beğenmişssin ne oldu birden gepetto ustalığın mı kabarıyor.
neymiş çiçek almıyormuşum yahu onun yerine doğalgazını ödedim, birisinin telefonu bozuldu aldım, öbürüne deli gibi kpss dersleri verdim eee yine kütüklüğümle kaldım.
bu zamana kadar hayatıma giren her kadın beni yontmaya çalışmaya başladığı dakika daha daha kütükleştim yahu beni bu kütük halimle beğenmişssin ne oldu birden gepetto ustalığın mı kabarıyor.
neymiş çiçek almıyormuşum yahu onun yerine doğalgazını ödedim, birisinin telefonu bozuldu aldım, öbürüne deli gibi kpss dersleri verdim eee yine kütüklüğümle kaldım.
devamını gör...
4572.
lise son sınıf aşkıma burdan sesleniyorum.benim sayemde tarihi sevdin.en basit soruları dahi yapamıyordun ve iq düzeyin ayakkabı numaranı geçmezdi.he ayakların küçük ve güzeldi orası ayrı konu neyse.benim sana öğrettiğim tarih bilgileri ile tarih okuyorsun ve kitap çıkarmışsın.daha haritada hindistanın yerini bilmezdin len.kötü bir şekilde kanlı bıçaklı(gerçekten bıçaklanarak) ayrılmasaydık bunu yapmazdım ama çıkardığın kitabı alıp her bi sayfasına işeyeceğim.yine aklıma geldin beni bu raddeye getirdin.
devamını gör...
4573.
bir buluta yüklenmiş acılar sağanak halinde serpiliyor.
yorgun, yoksun, ezilmiş insanlığımızın üstüne.
sığınacak bir çatı, tutunacak bir dost eli bulamadan kimsesiz bekliyoruz.
bir rüzgarla savrulmuş umutlarımız, fırtınaya gebe hayal kırıklıkları.
elimizde kalanlara sarılmışız sıkı sıkı.
titreyen alev lambada sahipsizce, ısıtmıyor, aydınlatmıyor.
elin elime değdi değeli, lambada alev üşüyor.
yorgun, yoksun, ezilmiş insanlığımızın üstüne.
sığınacak bir çatı, tutunacak bir dost eli bulamadan kimsesiz bekliyoruz.
bir rüzgarla savrulmuş umutlarımız, fırtınaya gebe hayal kırıklıkları.
elimizde kalanlara sarılmışız sıkı sıkı.
titreyen alev lambada sahipsizce, ısıtmıyor, aydınlatmıyor.
elin elime değdi değeli, lambada alev üşüyor.
devamını gör...
4574.
1 entry girdim, entrylere tas cikartan.
1000 insan tanidim, volkan konaga dikkat etmeyen.
1000 insan tanidim, volkan konaga dikkat etmeyen.
devamını gör...
4575.
devamını gör...
4576.
önce verilen “söz” unutulur, sonra yürek titreten “ses”, ve nihayetinde “yüz” unutulur. “geç” kalınmıştır artık “anı”lara, yaşanmış ve yaşanmayacaklara. tüm bu üç harflileri unutmak üç gün alır. hepi topu üç gün. ilk gün dündü, ikinci gün bu gece biter, üçüncü gün, üç gün sürer. hepi topu üç gün…
devamını gör...
4577.
yukarıdakiler yüzünden ustumu basimi parcaladim, killarimi yolarak kopardim.
aga bu aciyi cekemezsiniz ya.
bu acilari cekiyorsaniz ya aptalsiniz ya numara yapiyorsunuz.
aga bu aciyi cekemezsiniz ya.
bu acilari cekiyorsaniz ya aptalsiniz ya numara yapiyorsunuz.
devamını gör...
4578.
hayatın dalgalarıyla boğuşurken birini atlatıp diğerine yenik düşüyorum. yok mu bunun bir yolu ? gardımı daha sıkı almalıyım herhalde. çünkü sularda yitip gitmeyecek kadar çok seviyorum hayatı.
devamını gör...
4579.
birgün, birgün senden vazgeçeceğim...
bu vazgeçiş 1 gün, 1 ay belki de 1 yıl sürebilir
işte o zaman aklım, ruhum özgür kalacak...
aslında korkuyorum senden vazgeçmeye.
ya senden tam vazgeçecekken gelirsen??
bu vazgeçiş 1 gün, 1 ay belki de 1 yıl sürebilir
işte o zaman aklım, ruhum özgür kalacak...
aslında korkuyorum senden vazgeçmeye.
ya senden tam vazgeçecekken gelirsen??
devamını gör...
4580.
namāg ü şehname
türk-iran 'linguakültürel' ilişkileri ilen ilgili iran perspektifli önemli bir kaynak firdevsi'nin (940-
1019 veya 1025) şehnamesidir. şehname’nin arka planında avesta ve irani dil ve kültürün
önemli bir yerinin olduğu biliniyor. şehname, islami döneme ait olmasına karşın, islam öncesi
türk-iran ilişkileri ile ilgili kayda değer veriler sunan en önemli kaynaktır. şehname'den
hareketle, türk-iran ilişkilerinde anahtar kavram turan'dır. turan; aniran'ı, yani bizans gibi,
iran/irani olmayan bir bölgeyi ve halkı, yani türkleri ifade eder. ilk olarak avesta
metinlerinde karşılaşılan bu kavramın bir irani topluluğu ifade ettiği ileri sürülmekle birlikte
şehname'de ve türkçe kaynaklardan kutadgu bilig, divanü lugâti't-türk vb.de türklerin
öncülü olarak kabul edildiği görülmektedir. turanlılar, pourshariati deyimiyle, iranlıların
ulusal geleneklerindeki can düşmanları, daha sonraları türklerle özdeşleştirilmiştir. şehname'nin içerik bakımdan önemli diğer bir özelliği, destanda yararlandığı varsayılan
temel kaynakların sasani-zerdüşt geleneğine dayalı olmasıdır. başta sasani-zerdüşt geleneği olmak üzere orta iran dillerinden özellikle pehlevi diliyle yazılmış birçok eser yeni farsçaya, türkçeye, arapçaya vb. dillere çevrilmiştir. part hanedanı döneminde başlayan ve halefleri sasaniler döneminde derlenen aday namāg (hüda name) yunanca ve arapçaya da çevrilen sasani tarihini ele alan bir eserdir. bu eser,
şehname’nin öncülü olarak kabul edilir. şehname’nin yeni farsçanın
öncü eserlerinden biri olmasına karşılık, firdevsi’nin o dönemlerde çok az bilgin tarafından
bilindiği ifade edilen ve neredeyse unutulmuş olan pehlevi dili ve kısmen arapça bildiği
anlaşılıyor. bu durumda, islam öncesi persçe kaynaklardan
yararlandığı bilinen firdevsi’nin eserlerindeki türklerle ilgili hususlar, türkler-iranlılar,
türkçe-persçe arasındaki ilişkiler konusunda bir fikir verebilir. nitekim bosworth, iran-turantürk bağlantılarına ilişkin olarak önemli değerlendirmelerde bulunmaktadır. örneğin,
şehname’de iran ve turan dünyalarından söz edilirken dilbilimsel farklılıklardan söz edilmekte, persler ve türklerin birbirleriyle tercüman aracılığıyla anlaştığı defalarca dile getirilmektedir.
mēnōg- ī xrad: kū anērīh ī hrōmāyīgān ud turkān-iz abāg ērānagān
yazarı belli olmayan dini pehlevi kitaplarından biri olan ‘pārsīg’ dādestān ī mēnōg xrad’dır
(dānāg ud mēnōg xrad), (dînâî maînōg-î xirad). soru cevap şeklindeki kitap, türkçeye 'bilge
ve manevi bilgelik' veya ‘bilgelik ruhun görüşleri’ şeklinde çevrilebilir. mēnōg- ī xrad'da
bizanslılar ve türklerle mücadelelerden söz edilmektedir: '...kū anērīh ī
hrōmāyīgān ud turkān -iz abāg ērānagān bun az ān kēn būd ī-şān pad ōzadan ī ērac kişt... ıı.'
yazdegerd'in bizans imparatoru ıı. theodosius ile ve 'istilacı' hunlarla savaştığı bilinmektedir.
türk-iran 'linguakültürel' ilişkileri ilen ilgili iran perspektifli önemli bir kaynak firdevsi'nin (940-
1019 veya 1025) şehnamesidir. şehname’nin arka planında avesta ve irani dil ve kültürün
önemli bir yerinin olduğu biliniyor. şehname, islami döneme ait olmasına karşın, islam öncesi
türk-iran ilişkileri ile ilgili kayda değer veriler sunan en önemli kaynaktır. şehname'den
hareketle, türk-iran ilişkilerinde anahtar kavram turan'dır. turan; aniran'ı, yani bizans gibi,
iran/irani olmayan bir bölgeyi ve halkı, yani türkleri ifade eder. ilk olarak avesta
metinlerinde karşılaşılan bu kavramın bir irani topluluğu ifade ettiği ileri sürülmekle birlikte
şehname'de ve türkçe kaynaklardan kutadgu bilig, divanü lugâti't-türk vb.de türklerin
öncülü olarak kabul edildiği görülmektedir. turanlılar, pourshariati deyimiyle, iranlıların
ulusal geleneklerindeki can düşmanları, daha sonraları türklerle özdeşleştirilmiştir. şehname'nin içerik bakımdan önemli diğer bir özelliği, destanda yararlandığı varsayılan
temel kaynakların sasani-zerdüşt geleneğine dayalı olmasıdır. başta sasani-zerdüşt geleneği olmak üzere orta iran dillerinden özellikle pehlevi diliyle yazılmış birçok eser yeni farsçaya, türkçeye, arapçaya vb. dillere çevrilmiştir. part hanedanı döneminde başlayan ve halefleri sasaniler döneminde derlenen aday namāg (hüda name) yunanca ve arapçaya da çevrilen sasani tarihini ele alan bir eserdir. bu eser,
şehname’nin öncülü olarak kabul edilir. şehname’nin yeni farsçanın
öncü eserlerinden biri olmasına karşılık, firdevsi’nin o dönemlerde çok az bilgin tarafından
bilindiği ifade edilen ve neredeyse unutulmuş olan pehlevi dili ve kısmen arapça bildiği
anlaşılıyor. bu durumda, islam öncesi persçe kaynaklardan
yararlandığı bilinen firdevsi’nin eserlerindeki türklerle ilgili hususlar, türkler-iranlılar,
türkçe-persçe arasındaki ilişkiler konusunda bir fikir verebilir. nitekim bosworth, iran-turantürk bağlantılarına ilişkin olarak önemli değerlendirmelerde bulunmaktadır. örneğin,
şehname’de iran ve turan dünyalarından söz edilirken dilbilimsel farklılıklardan söz edilmekte, persler ve türklerin birbirleriyle tercüman aracılığıyla anlaştığı defalarca dile getirilmektedir.
mēnōg- ī xrad: kū anērīh ī hrōmāyīgān ud turkān-iz abāg ērānagān
yazarı belli olmayan dini pehlevi kitaplarından biri olan ‘pārsīg’ dādestān ī mēnōg xrad’dır
(dānāg ud mēnōg xrad), (dînâî maînōg-î xirad). soru cevap şeklindeki kitap, türkçeye 'bilge
ve manevi bilgelik' veya ‘bilgelik ruhun görüşleri’ şeklinde çevrilebilir. mēnōg- ī xrad'da
bizanslılar ve türklerle mücadelelerden söz edilmektedir: '...kū anērīh ī
hrōmāyīgān ud turkān -iz abāg ērānagān bun az ān kēn būd ī-şān pad ōzadan ī ērac kişt... ıı.'
yazdegerd'in bizans imparatoru ıı. theodosius ile ve 'istilacı' hunlarla savaştığı bilinmektedir.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar
karalama
2
