normal sözlük yazarlarının karalama defteri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
başlık "makedonyalı" tarafından 08.11.2020 16:43 tarihinde açılmıştır.
5361.
eski neşemi, enerjimi o kadar çok özlüyorum ki. yapmak istediklerimi yapamadım, her konuda başarısız olmaya başladım, her şeyi kaybetmeye başladım. çürümek gibi. oysa yapmak istediğim o kadar çok şey vardı ki. hayatımın kontrolünü kendi elimde tutabilmek isterdim mümkün olduğunca, ortalama bir insan gibi mesela ama dış faktörler o kadar çok etkili oldu ki. ve hep yenildim; emeklerim, çabam hiç oldu. yine de biliyorum umutsuzluk en kötü şey, en zor geceler umudun en az olduğu geceler oluyor. bunları yaşadıktan sonra bu bataklıktan çıkabilirsem çok farklı olacağım hissediyorum.
devamını gör...
5362.
yenı kanunlar ve idari kararlar çok sıkıntılı.piyasayı boğdular.
devamını gör...
5363.
içim şişiyor arkadaşlar. uyku uyuyamıyorum ve bu beni gün içinde çok etkiliyor. bokumla kavga edecek kadar sinirli hale geliyorum ve sigarayı bıraktığımdan beri kendimi iyi hissetmiyorum. gözlerimden uyku akıyor. özellikle trafikte sinir kat sayım artıyor. bir de kalıcı bir amaç eksikliği var sanırım hayatımda. öyle laylaylom yaşamaktansa biraz daha amaca hizmet etmek daha anlamlı olmalı değil mi? düzenli zamanlarımı özledim sanırım. çok fazla hareket de etmiyorum. iyice ev adamı oldum sanırım. neyse kendinizce iyi bakın.
devamını gör...
5364.
insan gerçekten inandığı yerden kırılıyormuş..
inanmak dünyanın en kolay şeyi olması gerekiyorken bu kadar zor olmasına sebep olan hayatımı her geçen gün zorlaştıran şöyle bir geçerken ooo yapma inanma diyen herkese teşekkür ediyorum..
ama ben bu saf çocukla inanmaya devam edeceğim galiba.. sonra yine kırılıp sonra yine inanmaya devam edeceğim.. üzgünüm..
canım kendim... sana sımsıkı sarılıyorum.. yanındayım..
inanmak dünyanın en kolay şeyi olması gerekiyorken bu kadar zor olmasına sebep olan hayatımı her geçen gün zorlaştıran şöyle bir geçerken ooo yapma inanma diyen herkese teşekkür ediyorum..
ama ben bu saf çocukla inanmaya devam edeceğim galiba.. sonra yine kırılıp sonra yine inanmaya devam edeceğim.. üzgünüm..
canım kendim... sana sımsıkı sarılıyorum.. yanındayım..
devamını gör...
5365.
aman efendim aman kimler gelmiş?
yine mi buradayız?
bir şey anlatmayacağım geçerken buradakilere selam vereyim dedim.
bakın buradakiler çok içli insanlar sakın dokunmayın onlara..
kızgınlık, kırgınlık, uykusuzluk, kaos her şey var burada..
dokunsalar ağlayacağız..
dokunmasalar da ağlayacağız..
bizi kim delirtti ulenn? *
yine mi buradayız?
bir şey anlatmayacağım geçerken buradakilere selam vereyim dedim.
bakın buradakiler çok içli insanlar sakın dokunmayın onlara..
kızgınlık, kırgınlık, uykusuzluk, kaos her şey var burada..
dokunsalar ağlayacağız..
dokunmasalar da ağlayacağız..
bizi kim delirtti ulenn? *
devamını gör...
5366.
bir gülüşün içinden bile sızar eski bir yara.
devamını gör...
5367.
rüya avcısı
boşa giden bir deneme daha. çok az kalmıştı, bu sefer uyandığında gördüklerini eksiksiz biçimde kâğıda dökebilecektim.
hangimiz rüyasında gördüklerini eksiksiz bir biçimde tasvir edebilir. birçok insan bunu yapabildiğini iddia edebilir. rüyasında uçup da konamayanlar, kaçıp da saklanamayanlar, türlü cisim canavarla boğuşup da yenişemeyenler bir şekilde uyanıp “rüyaymış yahu” derler. derler ama rüyanın konusu akılda kalsa da boş bir kâğıda tüm detaylarıyla aktarmak kolay iş değildir.
yazsam da ne yazsam derdiyle kederlendiğim bugünlerde birbirinden orijinal rüyalarım bana bir umut olmuştu. ilk başlarda çok önemsemesem de bir süre sonra rüyalarımın gerçekten de etkileyici hikâyeler barındırdığını fark ettim.
birkaç kez gecenin ortasında uyanıp kalem kâğıt aradım etrafımda. sonra üşendim, uykuya devam ettim. bir süre sonra bu durum huzursuz etmeye başladı. heba olan onca hikâye. hem de bu orijinal içerik kıtlığında.
keşke bir kayıt cihazı olsa rüyaları kayıt etse ve sabahları tekrar açıp izleme şansımız olsa. adı da benim için rüya avcısı olurdu.
boşa giden bir deneme daha. çok az kalmıştı, bu sefer uyandığında gördüklerini eksiksiz biçimde kâğıda dökebilecektim.
hangimiz rüyasında gördüklerini eksiksiz bir biçimde tasvir edebilir. birçok insan bunu yapabildiğini iddia edebilir. rüyasında uçup da konamayanlar, kaçıp da saklanamayanlar, türlü cisim canavarla boğuşup da yenişemeyenler bir şekilde uyanıp “rüyaymış yahu” derler. derler ama rüyanın konusu akılda kalsa da boş bir kâğıda tüm detaylarıyla aktarmak kolay iş değildir.
yazsam da ne yazsam derdiyle kederlendiğim bugünlerde birbirinden orijinal rüyalarım bana bir umut olmuştu. ilk başlarda çok önemsemesem de bir süre sonra rüyalarımın gerçekten de etkileyici hikâyeler barındırdığını fark ettim.
birkaç kez gecenin ortasında uyanıp kalem kâğıt aradım etrafımda. sonra üşendim, uykuya devam ettim. bir süre sonra bu durum huzursuz etmeye başladı. heba olan onca hikâye. hem de bu orijinal içerik kıtlığında.
keşke bir kayıt cihazı olsa rüyaları kayıt etse ve sabahları tekrar açıp izleme şansımız olsa. adı da benim için rüya avcısı olurdu.
devamını gör...
5368.
insan enerjisini gereksiz insanlar için harcamamalı. hayat bu müsriflik için çok kısa. her fırsatta bunu yerine kendime fayda sağlayacak ne tür uğraşlara yönelebilirim diye düşünmeli. insanın kendine yapabileceği en büyük iyiliklerden biri olur bunu benimsemesi. yaş aldıkça sona ne kadar yaklaştığının, günlerin hatta saatlerin ne kadar kıymetlendiğinin farkına varmalı. altmışında, yetmisinde geri dönüp baktığında keşkelerin yerine, iyikilerin ağır bastığı bir kapanış için gereken budur. gereksiz insanlar çöp gibidir aslında, kaldıkça koku yapacağı için atıp kurtulmak gerekir tez elden. bugün kendim için bunu yapmış olayım. yarınlar temiz olsun.
devamını gör...
5369.
insansızlaşmak nedir bilir misin? kendinsizleşmekle başlayan hani...
senin kendini uçurumdan ittiğin bir an vardı hani, sevilmedin diye nefret etmiştin kendinden.
hep aynı yerde dolanıp duruyorsun: bir incinmişliğe bin anlam yüklüyorsun. bedeller ödeterek daha kötüsüyle can yakarak öğretiyorsun hakkının teslim edilmesini.
söylesene, sen hangi yolun yokuşu, hangi kıymetlinin darağacısın?
içinde öfkeyi, sertliği, büyütüyor dışarıda seni kıran ne varsa içine alıyor özümsüyorsun.
insan insanın yurdudur derler, peki ya öyle değilse? insan tabii olarak özgürlüğe doğmuşsa? her can yangını sana "özdeşleşme, hiçbir şey senin yurdun değil" diyorsa?
benimsemediklerinle bir ömür.
mümkün mü?
benimseyip kırıldıkça, katı bir kalp taşıyacaksın.
benimseyip kırılmadığında, kaybetme korkusu ve kırılma tehlikesi kollayacak seni.
öyleyse her akış, her kişi, her olay, her iyi, her kötü o olayı gerçekleştiren varlıktan bağımsız bir etkileşim ve dolayısıyla anlam içermekte.
yani, o kırıldıklarınla özdeşleşme.
o karanlıkları içinde büyütme.
çünkü dengeler değişkendir. kendinin anlamını dahi bilemiyorken, başkalarını zaten bilmiyor durumdasın.
ne kendine, ne de başkasına, ne de mevzulara ve eşyalara anlam yükleme.
zor olabilir ama bir kere başardığında ve alıştığında daha sağlıklı olacaksın.
sevgilerle, kendim.
senin kendini uçurumdan ittiğin bir an vardı hani, sevilmedin diye nefret etmiştin kendinden.
hep aynı yerde dolanıp duruyorsun: bir incinmişliğe bin anlam yüklüyorsun. bedeller ödeterek daha kötüsüyle can yakarak öğretiyorsun hakkının teslim edilmesini.
söylesene, sen hangi yolun yokuşu, hangi kıymetlinin darağacısın?
içinde öfkeyi, sertliği, büyütüyor dışarıda seni kıran ne varsa içine alıyor özümsüyorsun.
insan insanın yurdudur derler, peki ya öyle değilse? insan tabii olarak özgürlüğe doğmuşsa? her can yangını sana "özdeşleşme, hiçbir şey senin yurdun değil" diyorsa?
benimsemediklerinle bir ömür.
mümkün mü?
benimseyip kırıldıkça, katı bir kalp taşıyacaksın.
benimseyip kırılmadığında, kaybetme korkusu ve kırılma tehlikesi kollayacak seni.
öyleyse her akış, her kişi, her olay, her iyi, her kötü o olayı gerçekleştiren varlıktan bağımsız bir etkileşim ve dolayısıyla anlam içermekte.
yani, o kırıldıklarınla özdeşleşme.
o karanlıkları içinde büyütme.
çünkü dengeler değişkendir. kendinin anlamını dahi bilemiyorken, başkalarını zaten bilmiyor durumdasın.
ne kendine, ne de başkasına, ne de mevzulara ve eşyalara anlam yükleme.
zor olabilir ama bir kere başardığında ve alıştığında daha sağlıklı olacaksın.
sevgilerle, kendim.
devamını gör...
5370.
çok yoruldum...
düşünmekten çok yorulduğum için tekrardan babamın küçük prensesi olmak istiyorum.
düşünmekten çok yorulduğum için tekrardan babamın küçük prensesi olmak istiyorum.
devamını gör...
5371.
bugün şekib avdagiç'den daha fazla vergi ödediğimi öğrendim. 3 yıldır kendime 5 yaşında bir araba almak için uğraşıyorum ama 2 yıl daha alabileceğimi sanmıyorum.
yayın ve yapımda emeği geçenler için temennim ektedir.
yayın ve yapımda emeği geçenler için temennim ektedir.
devamını gör...
5372.
beni dibe çeken şey bir düşünce değil, sahip olduğum yetenekleri o zaman zarfı içerisinde kullanamıyor olmak. sonrasında gelen öldüm-bittim düşüncesi sönüp yiten becerilerin yasından kaynaklanıyor. bu durumun sadece o döneme ait ve geçici olduğunu o zaman diliminde idrak edemiyorum. yine aynı zaman zarfında ne bu durumu ifade edebilecek cümleler kurabiliyorum, ne de içinden çıkabilecek gücü kendimde bulabiliyorum. sanki bundan önceki hayatında hiçbir şey öğrenmemiş, deneyimlememişsin. bomboş bir defter sayfası gibisin. kalemin var ama yazacak bir şeyin yok.
devamını gör...
5373.
hava çok soğuk. ellerim, ayaklarım buz yürüyorum yüzüm karıncalanmaya başladı soğuktan. göğsümde zerre üşüme yok, aldığım nefes zerre üşütmüyor beni. senin yangınından olduğunu fark ettim. solum seninle dolu hiçbir şey kar etmeyen alevlerinle.
devamını gör...
5374.
sosyal hayat olsun, iş hayatı olsun, belirsizlikle yaşamaya devam etmenin güçlüğü zaman içerisinde kendine olan güvenini tüketir. insanlardan ve toplumdan uzak kalmak bir tercihtir. ama bu tercihi istemli bir şekilde yapmazsın. buna mecbur kalırsın. normal hayat düzeni içerisinde var olmaya devam etmeyi güçlük olarak görürsün. bu güçlükle mücadele etmek bazen mümkündür. evet, o bazı anlarda aklına bunların tekrarlanacağına dair olumsuz düşünceler belirmez. hayatın normal akışı içerisinde senin üzerine düşen rolü oynarken zihninin karanlık tarafının sesini duymazsın. yeni işlere atılırsın. hayata karışırsın. tekrar içine çekileceğin girdabı düşünmeden hareket edersin. ve gün olur yine her şey tersine döner.
devamını gör...
5375.
hayat şaşırtır bazen.
bir umut işte.
bir umut işte.
devamını gör...
5376.
sabah ilginç bir rüyayla uyandım. uzun zamandır böyle bir şey görmemiştim. kötü manada değil iyi bir rüyaydı.
devamını gör...
5377.
değeceğini bilsem çok güzel entryler girerdim ama kendi entrymizi bile buraya getirsek hemen uyarı alıyoruz. o yüzden değmeyen yere mesai harcamıyorum pek. gerçi okunan biri de değilim ki sanmıyorum okunacağını da.
devamını gör...
5378.
çevremdeki bazı insanların beni tanımasını o kadar isterdim ki. öyle 1 günlük vakitle, sağdan soldan duydukları ile değil ama. o vakit geçirdiğimiz günlerin öncesinde, sırasında ve sonrasında neler yaşandığını da bilmiyorlar çünkü. yalnızca beni yanlarında gördükleri veya beni çevreden duydukları kadarım aslında onlar için. uzun uzadıya yaşadıklarımı, çevremi, etkilendiklerimi, rahatsız olduklarımı, neler yaşadığımı bilmelerini isterdim. benim neler yaşadığımı ve uzun zamandır nasıl insanlarla ve nelerle mücadele ettiğimi siz biliyor musunuz? bana “gerçekte” nasıl davranıldığını, dengelerimle nasıl oynandığını bilmediğiniz için de şu an bunları yazmak mecburiyetindeyim. çünkü yakın çevremde benden bunları dinlemeye tahammül edecek, bu gerçekleri duymak isteyecek kimse yoktur eminim. bunlar şu an oturup tanımadığım insanlara anlatabileceğim şeyler de değiller. ama çevremdkiler öğrenmek isteseydi de kendimi kapatmazdım. çevremde yakın gördüğüm ne kadar insan varsa öyle şeylerine şahit oluyorum ki hepsinin. ve bu hâlâ maalesef devam ediyor. hâlâ en yakınımdaki insanlara hayretle bakıyor ama bazı konularda tepki veremeyecek durumda oluyorum. neden biliyor musunuz? yaş farklarımızdan dolayı. çevrem ne yazık ki hep yaşımın çok daha üstündeki insanlardan oluştuğu için her türlü doğru ve yanlışlarını benimle paylaşabiliyorlar ama benim tek “görevim” onların bu doğrularını alkışlayıp “örnek almak” ve yanlışlarını yargılamayacak şekilde sadece dinlemek ve “teselli vermek”. daha fazlasını yapmaya bile iznim yok. onların yanlışlarında gördüğüm hataları onlara söylemeye hakkım yok. ama buna rağmen her türlü hatalarında yargılamadan yalnızca ellerinden tutmamı bekliyorlar. sessizce ellerinden tutmamı bekledikleri noktada yaş farkımızın onlar için önemi olmuyor. ben de insanım, benim de duygularım ve kendime göre değer yargılarım var. doğrularım ve yanlışlarım var. çevremde “yakın” diyebildiğim her insana da bu fikirlerimi sunmaya ihtiyacım var. sunduğum noktada ben bu yakınlarımla kavga etmek veya direkt kaybetmek istemiyorum. gerçekten ciddi bir samimiyete ulaştığım herkese kendim ile alakalı onun gözünde büyük büyük bir sır olarak görülebilecek bilgiler veririm. bunlar da genelde yanlış bilgiler olur. tepkilerine, bununla ne kadar ilgilendiklerine veya daha önemlisi bunu ilerleyen zamanda nerede ve nasıl kullandıklarına bakarım. bu bilgilerin kullanılma durumu tek bir kişide beni hayrete düşürdü beni ve yıllar boyunca bunu hiçbir koşulda hiçbir şekilde kullanmadığını gördüm. fakat maalesef hayatımdaki insan ilişkileri karmaşasında bu kişiyi de önemsiz bir mevzudan dolayı belki de kendi hatalarım (kırgınlık ile erken davranıp mesafe koymam) sebebiyle kaybettim. araya koca 1 yıl girdi ve her ne kadar yüz yüze ayrı, mesaj dilinde ayrı ifade etsem de kendimi, toparlayamıyorum bir türlü ve şimdi zamanında kendi örmüş olduğum bir duvarı karşı tarafta görüyor ve yıkamıyorum. çevremde her türlü yakınımdan gördüğüm samimiyet ihanetini koşarak güvendiğim o tek insana anlatmak isterken gün geçtikçe bu yaptığım pişmanlık duvarı daha da büyüyor fakat ben hâlâ o kişinin gönlüne erişemiyorum. mesafe koyan bendim, kırıldığım için. bu devam etmiyor mu, ediyor. fakat burada bir gönül ilişkisi olmadığından dolayı gurur yapacak veya ondan kaçmamı sağlayacak bir konumda değilim. o benim kalben arkadaşım, ailem gibiydi. ve ne yazık ki o uzun mesafeden sonra kimse hayatımda onun gibi özel bir yer edinemedi.
devamını gör...
5379.
zihnimin karmaşasından kaçabilirsem birkaç şey yazıp çizeceğim. ancak kaçmak isterken iyice içine çekiyor beni korkutucu bir girdap gibi.
içerinin karanlığı yüreğimi sıkıştırıyor ve bir çıkış yolu ararken duvardan duvara tosluyorum. her yer zifiri… ve pesimist ama nostaljik bir koku…
geçmişe gidiyorum bazen. her geçen günün bir diğerinden bedbaht geçiyor oluşu yüzüme sillesini vuruyor. acaba demiyorum, kesinlikle eskiden daha mutluydum. hatta dün bile. hatta bir saat önce bile. derin bir çukura hizalanmış mutsuzluğa giden bir ivmenin üzerindeyim. dönüşü olmayan bir yolmuş gibi. hatta tek yol buymuş gibi.
kendi kendimi cezalandırmaktan ne zaman vazgeçerim bilmiyorum ancak vazgeçsem bile her şey için çok geç olacak. acıları yüklenmiş, her bir adımda heybesine biraz daha keder yükleyen biri oldum. dursam mı acaba? belki de devam ediyor olduğum için bütün olumsuzluklar biriktikçe birikiyor. belki de evet. durmalıyım. bu duruş bir dinlenme mi olmalı yoksa pes ediş mi, bilemiyorum.
içerinin karanlığı yüreğimi sıkıştırıyor ve bir çıkış yolu ararken duvardan duvara tosluyorum. her yer zifiri… ve pesimist ama nostaljik bir koku…
geçmişe gidiyorum bazen. her geçen günün bir diğerinden bedbaht geçiyor oluşu yüzüme sillesini vuruyor. acaba demiyorum, kesinlikle eskiden daha mutluydum. hatta dün bile. hatta bir saat önce bile. derin bir çukura hizalanmış mutsuzluğa giden bir ivmenin üzerindeyim. dönüşü olmayan bir yolmuş gibi. hatta tek yol buymuş gibi.
kendi kendimi cezalandırmaktan ne zaman vazgeçerim bilmiyorum ancak vazgeçsem bile her şey için çok geç olacak. acıları yüklenmiş, her bir adımda heybesine biraz daha keder yükleyen biri oldum. dursam mı acaba? belki de devam ediyor olduğum için bütün olumsuzluklar biriktikçe birikiyor. belki de evet. durmalıyım. bu duruş bir dinlenme mi olmalı yoksa pes ediş mi, bilemiyorum.
devamını gör...
5380.
altı ay arayla dişçiye gittim. "dişim ağrıyor." diyorum. "bir şey yok." diyor çocuk. bu sefer film de istedim. ı ıh. yok. tamam yeter ki olmasın da o hâlde bu ağrı nedir?
diş sıkmaya bağlı olabilir dedi.
aha dedim.
bırakın geceyi (onu bilmiyorum zaten.) gündüz bile dişlerim sımsıkı geziyorum. arada kendimi dişlerimi parçalayacak kadar bastırırken buluyorum. çenem ağrıyor kasılmaktan.
bu nereden çıktı şimdi? hiçbir derdim yok gibi bir de kendime zulmediyorum.
diş sıkmaya bağlı olabilir dedi.
aha dedim.
bırakın geceyi (onu bilmiyorum zaten.) gündüz bile dişlerim sımsıkı geziyorum. arada kendimi dişlerimi parçalayacak kadar bastırırken buluyorum. çenem ağrıyor kasılmaktan.
bu nereden çıktı şimdi? hiçbir derdim yok gibi bir de kendime zulmediyorum.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar
karalama
2