normal sözlük yazarlarının karalama defteri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
başlık "makedonyalı" tarafından 08.11.2020 16:43 tarihinde açılmıştır.
5361.
hayat şaşırtır bazen.
bir umut işte.
bir umut işte.
devamını gör...
5362.
sabah ilginç bir rüyayla uyandım. uzun zamandır böyle bir şey görmemiştim. kötü manada değil iyi bir rüyaydı.
devamını gör...
5363.
değeceğini bilsem çok güzel entryler girerdim ama kendi entrymizi bile buraya getirsek hemen uyarı alıyoruz. o yüzden değmeyen yere mesai harcamıyorum pek. gerçi okunan biri de değilim ki sanmıyorum okunacağını da.
devamını gör...
5364.
çevremdeki bazı insanların beni tanımasını o kadar isterdim ki. öyle 1 günlük vakitle, sağdan soldan duydukları ile değil ama. o vakit geçirdiğimiz günlerin öncesinde, sırasında ve sonrasında neler yaşandığını da bilmiyorlar çünkü. yalnızca beni yanlarında gördükleri veya beni çevreden duydukları kadarım aslında onlar için. uzun uzadıya yaşadıklarımı, çevremi, etkilendiklerimi, rahatsız olduklarımı, neler yaşadığımı bilmelerini isterdim. benim neler yaşadığımı ve uzun zamandır nasıl insanlarla ve nelerle mücadele ettiğimi siz biliyor musunuz? bana “gerçekte” nasıl davranıldığını, dengelerimle nasıl oynandığını bilmediğiniz için de şu an bunları yazmak mecburiyetindeyim. çünkü yakın çevremde benden bunları dinlemeye tahammül edecek, bu gerçekleri duymak isteyecek kimse yoktur eminim. bunlar şu an oturup tanımadığım insanlara anlatabileceğim şeyler de değiller. ama çevremdkiler öğrenmek isteseydi de kendimi kapatmazdım. çevremde yakın gördüğüm ne kadar insan varsa öyle şeylerine şahit oluyorum ki hepsinin. ve bu hâlâ maalesef devam ediyor. hâlâ en yakınımdaki insanlara hayretle bakıyor ama bazı konularda tepki veremeyecek durumda oluyorum. neden biliyor musunuz? yaş farklarımızdan dolayı. çevrem ne yazık ki hep yaşımın çok daha üstündeki insanlardan oluştuğu için her türlü doğru ve yanlışlarını benimle paylaşabiliyorlar ama benim tek “görevim” onların bu doğrularını alkışlayıp “örnek almak” ve yanlışlarını yargılamayacak şekilde sadece dinlemek ve “teselli vermek”. daha fazlasını yapmaya bile iznim yok. onların yanlışlarında gördüğüm hataları onlara söylemeye hakkım yok. ama buna rağmen her türlü hatalarında yargılamadan yalnızca ellerinden tutmamı bekliyorlar. sessizce ellerinden tutmamı bekledikleri noktada yaş farkımızın onlar için önemi olmuyor. ben de insanım, benim de duygularım ve kendime göre değer yargılarım var. doğrularım ve yanlışlarım var. çevremde “yakın” diyebildiğim her insana da bu fikirlerimi sunmaya ihtiyacım var. sunduğum noktada ben bu yakınlarımla kavga etmek veya direkt kaybetmek istemiyorum. gerçekten ciddi bir samimiyete ulaştığım herkese kendim ile alakalı onun gözünde büyük büyük bir sır olarak görülebilecek bilgiler veririm. bunlar da genelde yanlış bilgiler olur. tepkilerine, bununla ne kadar ilgilendiklerine veya daha önemlisi bunu ilerleyen zamanda nerede ve nasıl kullandıklarına bakarım. bu bilgilerin kullanılma durumu tek bir kişide beni hayrete düşürdü beni ve yıllar boyunca bunu hiçbir koşulda hiçbir şekilde kullanmadığını gördüm. fakat maalesef hayatımdaki insan ilişkileri karmaşasında bu kişiyi de önemsiz bir mevzudan dolayı belki de kendi hatalarım (kırgınlık ile erken davranıp mesafe koymam) sebebiyle kaybettim. araya koca 1 yıl girdi ve her ne kadar yüz yüze ayrı, mesaj dilinde ayrı ifade etsem de kendimi, toparlayamıyorum bir türlü ve şimdi zamanında kendi örmüş olduğum bir duvarı karşı tarafta görüyor ve yıkamıyorum. çevremde her türlü yakınımdan gördüğüm samimiyet ihanetini koşarak güvendiğim o tek insana anlatmak isterken gün geçtikçe bu yaptığım pişmanlık duvarı daha da büyüyor fakat ben hâlâ o kişinin gönlüne erişemiyorum. mesafe koyan bendim, kırıldığım için. bu devam etmiyor mu, ediyor. fakat burada bir gönül ilişkisi olmadığından dolayı gurur yapacak veya ondan kaçmamı sağlayacak bir konumda değilim. o benim kalben arkadaşım, ailem gibiydi. ve ne yazık ki o uzun mesafeden sonra kimse hayatımda onun gibi özel bir yer edinemedi.
devamını gör...
5365.
zihnimin karmaşasından kaçabilirsem birkaç şey yazıp çizeceğim. ancak kaçmak isterken iyice içine çekiyor beni korkutucu bir girdap gibi.
içerinin karanlığı yüreğimi sıkıştırıyor ve bir çıkış yolu ararken duvardan duvara tosluyorum. her yer zifiri… ve pesimist ama nostaljik bir koku…
geçmişe gidiyorum bazen. her geçen günün bir diğerinden bedbaht geçiyor oluşu yüzüme sillesini vuruyor. acaba demiyorum, kesinlikle eskiden daha mutluydum. hatta dün bile. hatta bir saat önce bile. derin bir çukura hizalanmış mutsuzluğa giden bir ivmenin üzerindeyim. dönüşü olmayan bir yolmuş gibi. hatta tek yol buymuş gibi.
kendi kendimi cezalandırmaktan ne zaman vazgeçerim bilmiyorum ancak vazgeçsem bile her şey için çok geç olacak. acıları yüklenmiş, her bir adımda heybesine biraz daha keder yükleyen biri oldum. dursam mı acaba? belki de devam ediyor olduğum için bütün olumsuzluklar biriktikçe birikiyor. belki de evet. durmalıyım. bu duruş bir dinlenme mi olmalı yoksa pes ediş mi, bilemiyorum.
içerinin karanlığı yüreğimi sıkıştırıyor ve bir çıkış yolu ararken duvardan duvara tosluyorum. her yer zifiri… ve pesimist ama nostaljik bir koku…
geçmişe gidiyorum bazen. her geçen günün bir diğerinden bedbaht geçiyor oluşu yüzüme sillesini vuruyor. acaba demiyorum, kesinlikle eskiden daha mutluydum. hatta dün bile. hatta bir saat önce bile. derin bir çukura hizalanmış mutsuzluğa giden bir ivmenin üzerindeyim. dönüşü olmayan bir yolmuş gibi. hatta tek yol buymuş gibi.
kendi kendimi cezalandırmaktan ne zaman vazgeçerim bilmiyorum ancak vazgeçsem bile her şey için çok geç olacak. acıları yüklenmiş, her bir adımda heybesine biraz daha keder yükleyen biri oldum. dursam mı acaba? belki de devam ediyor olduğum için bütün olumsuzluklar biriktikçe birikiyor. belki de evet. durmalıyım. bu duruş bir dinlenme mi olmalı yoksa pes ediş mi, bilemiyorum.
devamını gör...
5366.
altı ay arayla dişçiye gittim. "dişim ağrıyor." diyorum. "bir şey yok." diyor çocuk. bu sefer film de istedim. ı ıh. yok. tamam yeter ki olmasın da o hâlde bu ağrı nedir?
diş sıkmaya bağlı olabilir dedi.
aha dedim.
bırakın geceyi (onu bilmiyorum zaten.) gündüz bile dişlerim sımsıkı geziyorum. arada kendimi dişlerimi parçalayacak kadar bastırırken buluyorum. çenem ağrıyor kasılmaktan.
bu nereden çıktı şimdi? hiçbir derdim yok gibi bir de kendime zulmediyorum.
diş sıkmaya bağlı olabilir dedi.
aha dedim.
bırakın geceyi (onu bilmiyorum zaten.) gündüz bile dişlerim sımsıkı geziyorum. arada kendimi dişlerimi parçalayacak kadar bastırırken buluyorum. çenem ağrıyor kasılmaktan.
bu nereden çıktı şimdi? hiçbir derdim yok gibi bir de kendime zulmediyorum.
devamını gör...
5367.
karanlığım genişledikçe her şeyden uzaklaşıyorum.
devamını gör...
5368.
ne karalasam, ne yazsam bilmiyorum
kırklı yaşların 2.yarısını yaşayan saçları henüz ağırmamış *bir adam olarak ne yaptım bu zamana kadar dönüp baksam, sadece sessizlik derim bir sesçinin sessizlik demesi ne kadar ironik değil mi?
20'li yaşlarda başladım bu işlere ama hiç bir çalıştığım dizi tutmadı rekorum 17 bölüm ama gündüz kuşağı işler ve reklamlarda ise hep şanslı olmuşumdur.
aslında beni çok gördünüz gündüz kuşağı izleyenler programlarda ama kulağımda kulaklık ile genelde, ha arkadaşların hasta olduğu cenazesi olduğu benim boş olduğum zamanlarda diye gittiğim bazı çekimlerde ise figüran olarak mesela arka sokaklarda 2 kere vuruldum.
bir kere nişanlandım olmadı. bizim rahmetliler çok isterdi evleneyim çoluk çocuğa karışayım olmadı kısmet değilmiş ha bilmediğim bir yerden çocuğum çıkar karışmam ben o işe.....
kırklı yaşların 2.yarısını yaşayan saçları henüz ağırmamış *bir adam olarak ne yaptım bu zamana kadar dönüp baksam, sadece sessizlik derim bir sesçinin sessizlik demesi ne kadar ironik değil mi?
20'li yaşlarda başladım bu işlere ama hiç bir çalıştığım dizi tutmadı rekorum 17 bölüm ama gündüz kuşağı işler ve reklamlarda ise hep şanslı olmuşumdur.
aslında beni çok gördünüz gündüz kuşağı izleyenler programlarda ama kulağımda kulaklık ile genelde, ha arkadaşların hasta olduğu cenazesi olduğu benim boş olduğum zamanlarda diye gittiğim bazı çekimlerde ise figüran olarak mesela arka sokaklarda 2 kere vuruldum.
bir kere nişanlandım olmadı. bizim rahmetliler çok isterdi evleneyim çoluk çocuğa karışayım olmadı kısmet değilmiş ha bilmediğim bir yerden çocuğum çıkar karışmam ben o işe.....
devamını gör...
5369.
günler, bozuk muskultan damlayan sular gibi akıp geçiyor..
devamını gör...
5370.
yaradan bana bu dünyada sevip sevilmeyi nasip etmedi.
bi sevda alacaklıyım.
bi sevda alacaklıyım.
devamını gör...
5371.
kalemi keskin şairin, bezgin ruh hali.
yazarken üzerinden geçiyorum bitap halimin.
silgiler silemez içimdeki serseri şairi.
suçluluk duygusuna bürünür aklıselim zalim.
yıldızlara konuşuyorum, sanırım ben bir kâhinim.
her gün ödüyorum bulutların bahşişini.
insan bozuk plak misali,
bir olamadık, arar olduk tahin pekmezi.
şair, ustaca diziyor kelimelerini.
varsa, tanrı'ya gönderiyor iyi dileklerini.
dilimin kemiğini yontuyorum artık, daha keskin.
yaşam, ölümle aynı çizgide giden bir çizgiydi.
cümleler aratmıyor, içimde gezen gezgini.
beğen beğenebiliyorsan seçtiğin gezegeni.
dalga geçiyorum harflerin zarifliğiyle.
kalbimin derinlerinde geziniyor tebessümlerim de.
mıntıka bitti, kapatıyoruz kepenkleri de.
yazarken üzerinden geçiyorum bitap halimin.
silgiler silemez içimdeki serseri şairi.
suçluluk duygusuna bürünür aklıselim zalim.
yıldızlara konuşuyorum, sanırım ben bir kâhinim.
her gün ödüyorum bulutların bahşişini.
insan bozuk plak misali,
bir olamadık, arar olduk tahin pekmezi.
şair, ustaca diziyor kelimelerini.
varsa, tanrı'ya gönderiyor iyi dileklerini.
dilimin kemiğini yontuyorum artık, daha keskin.
yaşam, ölümle aynı çizgide giden bir çizgiydi.
cümleler aratmıyor, içimde gezen gezgini.
beğen beğenebiliyorsan seçtiğin gezegeni.
dalga geçiyorum harflerin zarifliğiyle.
kalbimin derinlerinde geziniyor tebessümlerim de.
mıntıka bitti, kapatıyoruz kepenkleri de.
devamını gör...
5372.
merhaba konuşacak kimse kalmayınca sarıldığımız yere geldik maalesef… aylardır yüzüne bakmadığımız sözlük kimsemiz kalmayınca bize kucak açıyor. aslında bilir misiniz ? ayrılık sonrası , kişi çaresiz kalınca ne yapacağını bilemez , artık beyin sürekli aynı günlük rutinlere bağlı kaldığı için ne yapacağını bilemez hep bir boşluk vardır. bu durumu en son sigarayı bırakma evresinde yaşamıştım evet sigara krizim yoktu ama parmağımın ve dudağımın arasında bir şeyler eksikti.. kişinin hissettikleri çok insani ve inanın bana içinden geçtiği o yazma krizi veya iletişimde olma isteği aslında beyinin kişiye oynadığı biyolojik bir oyun. ayrılık sonrası beyin, tıpkı bir bağımlılıkta olduğu gibi ödül yani onun mesajı veya sesi (dopamin) bekler. o ödül gelmeyince de huzursuzluk ve yoğun bir yazma isteği baş gösterir.
bu süreci kazasız atlatman için uygulayabileceğin en mantıklı şey spora başlamak ben spora başladım. ancak bazı şeylerden taviz vermen gerekiyor. (ders,sosyal hayat vs )
bu süreci kazasız atlatman için uygulayabileceğin en mantıklı şey spora başlamak ben spora başladım. ancak bazı şeylerden taviz vermen gerekiyor. (ders,sosyal hayat vs )
devamını gör...
5373.
az önce biri "kuramda işini rica ile yaptıran tek insan." dedi benim için.
beni kurumda kimse sevmiyor.
bu kibarlığım, inceliğim, insancıllığım beni öldürecek.
rica etmeyeceğiz de ne yapacağız onu bile bilmiyorum ben.
bu dünya bana göre değil. burada benim ağzıma ederler. küçük çocuk da değilim artık.
ne yapacağım hiç bilmiyorum.
beni kurumda kimse sevmiyor.
bu kibarlığım, inceliğim, insancıllığım beni öldürecek.
rica etmeyeceğiz de ne yapacağız onu bile bilmiyorum ben.
bu dünya bana göre değil. burada benim ağzıma ederler. küçük çocuk da değilim artık.
ne yapacağım hiç bilmiyorum.
devamını gör...
5374.
yaşamaya dair uzun uzadıya düşünmeliyiz seninle. neydi bizi içerisinde hapseden bu dünyanın varoluş amacı? nerden gelmiştik, nereye gidiyorduk ? yollarımızı kesiştiren ilahi irade bize ne anlatmaya çalışıyordu ? birlikte yaşayabilseydik, çözerdik belki tüm bu bilmeceleri. kelimelerini kelimelerime ekler ulaşırdık cevaba. yaşamayı bir bilseydik, tüm bu olanları da çözebilirdik.
devamını gör...
5375.
güneş, pasifik’in ufkunda ilk sancağını dikerken,
ben uyandım, and dağları’nın dumanlı nefesinde.
ruhum, bir göçmen kuş gibi kanat çırptı erkenden,
dünya bir han, ben ise ebedi bir misafirim geçen zamanda.
ipek yolu’nun tozuna karıştım kervanlarla,
semerkant’ın çinilerinde mavi bir rüya gibiydin inançsız dualarda.
mezopotamya’da su içtim kadim fermanlarla,
insanlığın ilk hecesini fırat’ın akışına ördüm,sen kördün.
sibirya’nın ayazında dondu en içten sözlerim,
baykal gölü’nün derinliğinde sakladım sırları.
sonra akdeniz’in turkuazında dindi sızılarım,
zeytin ağaçlarına anlattım o bitmez kışları.
new york’un beton ormanında kayboldum bir ara,
ganj nehri’nde yıkadım ruhumun paslı kirini.
victoria şelaleleri fısıldadı sonsuz bir nara,
öğrendim doğanın o en vahşi, en berrak şiirini.
izlanda’nın ateşli toprağı buzla kucaklaşırken,
büyük set resifi’nde renkler birbirine karıştı.
paris’in loş ışıkları yağmurla vedalaşırken,
yüreğim, patagonya’nın rüzgârıyla yarıştı.
atina’nın mermer sütunlarında sorguladım hayatı,
kahire’nin piramitlerinde zamanın kibrini sezdim.
tokyo’nun neonlarında aradım o eski hattı,
maçu piçu’nun sislerinde bulutlarla el ele gezdim.
sonra kaçırdım aklımı.
ben uyandım, and dağları’nın dumanlı nefesinde.
ruhum, bir göçmen kuş gibi kanat çırptı erkenden,
dünya bir han, ben ise ebedi bir misafirim geçen zamanda.
ipek yolu’nun tozuna karıştım kervanlarla,
semerkant’ın çinilerinde mavi bir rüya gibiydin inançsız dualarda.
mezopotamya’da su içtim kadim fermanlarla,
insanlığın ilk hecesini fırat’ın akışına ördüm,sen kördün.
sibirya’nın ayazında dondu en içten sözlerim,
baykal gölü’nün derinliğinde sakladım sırları.
sonra akdeniz’in turkuazında dindi sızılarım,
zeytin ağaçlarına anlattım o bitmez kışları.
new york’un beton ormanında kayboldum bir ara,
ganj nehri’nde yıkadım ruhumun paslı kirini.
victoria şelaleleri fısıldadı sonsuz bir nara,
öğrendim doğanın o en vahşi, en berrak şiirini.
izlanda’nın ateşli toprağı buzla kucaklaşırken,
büyük set resifi’nde renkler birbirine karıştı.
paris’in loş ışıkları yağmurla vedalaşırken,
yüreğim, patagonya’nın rüzgârıyla yarıştı.
atina’nın mermer sütunlarında sorguladım hayatı,
kahire’nin piramitlerinde zamanın kibrini sezdim.
tokyo’nun neonlarında aradım o eski hattı,
maçu piçu’nun sislerinde bulutlarla el ele gezdim.
sonra kaçırdım aklımı.
devamını gör...
5376.
bu gece; içip duyguları taşırıp biraz ağlayıp yalnızlığı kutsama gecesi. vakit 80'lerin ağır poplarıyla başlayıp sezen'e gelip tam da bu şarkıyla müslüm arabeskine geçme vaktidir.
acıyasım var kendime çok
anlatasım var elin adamına
hadi be koy bacım bir müslüm baba
ağlayasım var yana yana
haydi beybiler bize!
acıyasım var kendime çok
anlatasım var elin adamına
hadi be koy bacım bir müslüm baba
ağlayasım var yana yana
haydi beybiler bize!
devamını gör...
5377.
yıllar oldu. dünya değişti, teknoloji değişti, kısmen ben değiştim, şehirlerim değişti, ülkeler değişti, hatta kıtalar değişti.
yıllar oldu. neyse.
yıllar oldu. neyse.
devamını gör...
5378.
hayatımda hiç dümdüz minnoş ilişkim olmadı ya hep uçlarda, hep uçurum kenarında öpüşmek gibi. 6 aylık birliktelik içinde sabah uyanıp, akşama ben mi terk ederim acaba o mu diye düşündüğüm çok oldu. akşam güzel geçince oha iyi gidiyo galiba diye düşündüğüm de oldu.
devamını gör...
5379.
çöküyorum.bu alelade bir çöküş değil. olduğum yerde değil, olduğum yer ile çöküyorum. bir mezar kazılmış altımda belki daga küçükçe bir kuyu. içine giriyorum metrelerce, sonra etrafımdaki her şey beni takip ediyor. eziliyorum, sıkışıyorum. artık çıkamıyorum. hayatım kötü olduğundan mı?
hayır. zaten her şey orada başlıyor. çocukken hayalini kurduğum her şeye sahibim. ve hatta bir yetişkinin sahip olmak istediği her şeye. maddi bir sıkıntun yok, ailem sağ ve sağlıklı. özlediğim birisi yok. yeteneklerim var. iyi bir vücudum var. insanlar bana ilgi gösteriyor, saygı duyuyorlar. henüz 27 yaşındayım. çok bilinidk, güçlü bir şirkette sorumluluk sahibi bir yöneticiyim. 12 ülke gezdim. yabancı diller konuşuyor, müzik yapabiliyor, insanlarla iyi derecede iletişim kurabiliyorum.
fakat ben çöküyorum. nefes alamıyorum.
sonra güzel bir gün batımına denk geliyorum. adını bilmediğim renklerle bezenmiş bir gökyüzü. içim umut doluyor. mutlu hissediyorum. sonra istemsizce soruyorum. bu mutluluk mu? yoksa sadece kendimi avutmaya mı çalışıyorum? kendime plastik çiçekler edinip solmadıkları için seviniyor muyum? hatta bunu hayat zannedip onlarla yaşamak mı istiyorum? yine de merak ediyorum. neden bu kadar güzeldi? güzellik hep böyle mi düşündürür? güzel olanı gören herkes böyle mi düşünür?
hiç sanmıyorum. sonra yine soruyorum. bu soruları soranlar ve hiç görmeden geçip gidenler. biz aynı şey için mi yaratıldık? bu gökyüzü herkes için mi böyle boyandı? öyleyse benim amacım ne bu dünyada? amacı olmayanlar mı paylaşmak burayı?
boş. boşlar boşu. güneş altında didinip emek verdiği onca işten insanın ne kazancı var?
bir nesil gidiyori bir nesil geliyor. yer yüzü sonsuza dek duruyor.
sonra orada tanrıyı görüyorum. günb atımında gizli. söz'ü işitmek istiyorum, mucizeler sıralanıyor. körler yeniden baharlar görüyor, sağırlar kuş cıvıltılarına uyanıyorlar. ölmüş olanlar ciğerlerini yeniden dolduruyor, tertemiz hava ile, nefes yaşam veriyor neredeyse çürüyecek bedenlerine.
bir daha olsun istiyorum. tanıklık edeyim söz'ün mucizesine. tek bir açılmış mezar göremiyorum. tekrar kan ile dolmuş bir beden yok etrafa. peki ya sonra ne oluyor? kendime bakıyorum. ölmüş ruhum bir gün batımı ile yeniden canlanıyor. umut ediyorum. mutlu oluyorum.
ben çöküyorum.
ama kurtuluyorum. ben her güzel şeyde kurtuluş ile müjdeleniyorum. aklıma geliyor o defalarca sorduğum soru. ne ki benim amacım burada? neden yaratıldım bunca şeyin arasında. sonra belirli belirsiz bir şimşek çakıyor. 'çökmeye rağmen mutlu olmak.' sıkıştığım yerde nefes alabilmek. önce öğrenmek, sonra yapmak, sonra yapmayı öğretmek. tüm sıkışanlara umut olabilmek için.
peki nereden geliyor bana vermek, paylaşmak istediğim bu umut?
söyledim ya. ben tanrı'yı görüyorum. bir gün batımında, bir bulutta, sonsuz yıldızlarda ve de yemyeşil ormanlarda. konuşuyorum onunla. sonra o'nu duyuyorum. üstelik kendi sesimde. fark ediyorum, ben değilim konuşan. bir sohbete dönüyor sonra.
ben çöküyorum. tanrı beni kurtarıyor her seferinde.
tanrı ışığımdır, kurtarıcımdır. beni kim korkutabilir?
tanrı yaşamımın hisarıdır. beni kim dehşete düşürebilir?
yüreğime korku düşmez.
bana karşı savaş açılsa, güvenim asla eksilmez.
benden yüz çevirme, beni kovma.
beni bırakma, beni terk etme.
bana ümit bağla.
hayır. zaten her şey orada başlıyor. çocukken hayalini kurduğum her şeye sahibim. ve hatta bir yetişkinin sahip olmak istediği her şeye. maddi bir sıkıntun yok, ailem sağ ve sağlıklı. özlediğim birisi yok. yeteneklerim var. iyi bir vücudum var. insanlar bana ilgi gösteriyor, saygı duyuyorlar. henüz 27 yaşındayım. çok bilinidk, güçlü bir şirkette sorumluluk sahibi bir yöneticiyim. 12 ülke gezdim. yabancı diller konuşuyor, müzik yapabiliyor, insanlarla iyi derecede iletişim kurabiliyorum.
fakat ben çöküyorum. nefes alamıyorum.
sonra güzel bir gün batımına denk geliyorum. adını bilmediğim renklerle bezenmiş bir gökyüzü. içim umut doluyor. mutlu hissediyorum. sonra istemsizce soruyorum. bu mutluluk mu? yoksa sadece kendimi avutmaya mı çalışıyorum? kendime plastik çiçekler edinip solmadıkları için seviniyor muyum? hatta bunu hayat zannedip onlarla yaşamak mı istiyorum? yine de merak ediyorum. neden bu kadar güzeldi? güzellik hep böyle mi düşündürür? güzel olanı gören herkes böyle mi düşünür?
hiç sanmıyorum. sonra yine soruyorum. bu soruları soranlar ve hiç görmeden geçip gidenler. biz aynı şey için mi yaratıldık? bu gökyüzü herkes için mi böyle boyandı? öyleyse benim amacım ne bu dünyada? amacı olmayanlar mı paylaşmak burayı?
boş. boşlar boşu. güneş altında didinip emek verdiği onca işten insanın ne kazancı var?
bir nesil gidiyori bir nesil geliyor. yer yüzü sonsuza dek duruyor.
sonra orada tanrıyı görüyorum. günb atımında gizli. söz'ü işitmek istiyorum, mucizeler sıralanıyor. körler yeniden baharlar görüyor, sağırlar kuş cıvıltılarına uyanıyorlar. ölmüş olanlar ciğerlerini yeniden dolduruyor, tertemiz hava ile, nefes yaşam veriyor neredeyse çürüyecek bedenlerine.
bir daha olsun istiyorum. tanıklık edeyim söz'ün mucizesine. tek bir açılmış mezar göremiyorum. tekrar kan ile dolmuş bir beden yok etrafa. peki ya sonra ne oluyor? kendime bakıyorum. ölmüş ruhum bir gün batımı ile yeniden canlanıyor. umut ediyorum. mutlu oluyorum.
ben çöküyorum.
ama kurtuluyorum. ben her güzel şeyde kurtuluş ile müjdeleniyorum. aklıma geliyor o defalarca sorduğum soru. ne ki benim amacım burada? neden yaratıldım bunca şeyin arasında. sonra belirli belirsiz bir şimşek çakıyor. 'çökmeye rağmen mutlu olmak.' sıkıştığım yerde nefes alabilmek. önce öğrenmek, sonra yapmak, sonra yapmayı öğretmek. tüm sıkışanlara umut olabilmek için.
peki nereden geliyor bana vermek, paylaşmak istediğim bu umut?
söyledim ya. ben tanrı'yı görüyorum. bir gün batımında, bir bulutta, sonsuz yıldızlarda ve de yemyeşil ormanlarda. konuşuyorum onunla. sonra o'nu duyuyorum. üstelik kendi sesimde. fark ediyorum, ben değilim konuşan. bir sohbete dönüyor sonra.
ben çöküyorum. tanrı beni kurtarıyor her seferinde.
tanrı ışığımdır, kurtarıcımdır. beni kim korkutabilir?
tanrı yaşamımın hisarıdır. beni kim dehşete düşürebilir?
yüreğime korku düşmez.
bana karşı savaş açılsa, güvenim asla eksilmez.
benden yüz çevirme, beni kovma.
beni bırakma, beni terk etme.
bana ümit bağla.
devamını gör...
5380.
kendi kendime konuşmaktan kafam şişti yemin ederim.
aklımı kaçıracağım burada.
aklımı kaçıracağım burada.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar
karalama
2