4281.
sevgiyi bulmak, umuda sarılmak, hayatın döngüsünde umutsuzluğa kapılmak.. ancak her an, hayatın dokusunda devam eder umut yeşerir. ya yeşermez ise? umut solarsa? dünya gri gökyüzüne bürünür. gözlerdeki parıltı kaybolur, kalp sessizliğe gömülür. ancak hatırla, umut solsa da yeniden filizlenme şansına her an sahibiz, sahip olacaz.
devamını gör...
4282.
psikolojisi bozuk yazarlara bedava psikolojik destek verilir. seans 50 dakika sürmektedir.
devamını gör...
4283.
değildi nurten abla bu değildi. hiç kimseye güvenemeyecek kadar ihanet görmek değildi istediğim. evet biliyorum söylemiştim tecrübe iyidir demiştim ama bu değildi.. güvenebilmek istiyorum abla çok mu? geçenlerde sabri abi söylemişti laf arasında hani, hemingway demişti, birine güvenip güvenmeyeceğini anlamanın tek yolu ona güvenmektir der diye.. tam da öyle işte. istiyorum ama allah kahretmesin ki istemek işte bu sadece ve en iyi sen bilirsin abla istemek de her şey gibi bir gün yarı yolda bırakacaktır insanı. neyse abla bırakalım bunları kafanı şişirdik yine affola. ne anlatacağım sana diniyorsun değil mi? bak bugün yoldan çıktım ormana girdim, hava nasıl kokuyor bilsen tam ciğerlerine doldurmalık, yağmurun bir tek ıslaklığı kalmış otların üstünde ama aldırmadım, ayaklarım ıslanana kadar renk renk laleler topladım bugünün kırgınlıkları üzerine.. senin yaptığın gibi.. o sırada hep sesin yankılandı kulaklarımda. sanki yine bana, bu hayatta yaşadığın gördüğün her şey olabilir, asla yargılama hep şahitlik et ve eğer olabilir gözüyle bakabilirsen alışırsın ki alışmak sıradanlaştırmaktır yormaz insanı, diyordun.. âh nurten abla âhh.. masadaki laleler tekrar ediyorlar şimdi sözlerini, unutmam merak etme. sen yorgun gözlerini dinlendir
devamını gör...
4284.
iyi akşamlar hanımefendi, durağın kenarında hani akşamın da bir vakti, sigaranızı yakarken sizi seyre tuttuğum için çokhüzgünüm. neylersiniz durduramadım kendimi zira siz bana birini android. gözleriniz, hafızamın derinlerine işlemiş bir çift turnanın ah verişinin kötü birer replikası. saçlarınız korkunç betimlemeler yapılası ekspresyonist bir isyan gibi, sözlerim aşırı yeteneksiz bir şairin dandik dizeleri. biraz alkollüyüm mazur görün, susmuyor benim koca kafam, altmış iki santimlik başım saçlar sakallar içinde.

- iyi replika yoktur.

oğlum bi dur. yoktur. canısı bi susacak mısın. var mı? yok. iyi yapılmış bir replika yoktur, kavramsal olarak mümkün değil. kerterizin her çakma versiyonu, kötü bir versiyondur. bir şey gibi, bir şey gibi kötü…

babamın ölüsü de böyleydi, her ne kadar o orijinine daha çok benziyor olsa da, yeteri kadar aynı; aynı olamayacak kadar farklının mide bulantısıydı. sizin hiç babanız öldü mü? benim bir kere öldü, kör oldum. bir şey gibiydi bir şey gibi kötü.

ikame allah’a mahsus, ben bir ateistim. yerine koyamam, sevemem. olmuyor değil, olmaz; denemedim değil tenezzül etmem; unique. ama tekin değil. iki sigaram kaldı bu gece için. yüzyıl yetecek çocukluğum, biraz da ateşim var.

- madem ki ateşin var, ne duruyorsun karanlıkta? hadi koş hayata. hey bre karacaahmet, kara mezarlık, ne bok yemeye duruyon şehrin ortasında?*

iki kendim varmış güzel hanf, biri benmişim biri mutsuz. ve sen, kafamdan geçenleri duymuyor gibisin ki bazen ben de duymuyorum ama, kötü bir replika olmasan sen bi şekilde duyardın. leman sam halt ededursun, bazı şeyler dürtüklemeden de anlaşılabilir.

kendine iyi bak, ve ben ölürsem güzel hanf, dünyanın bütün sokaklarına bir roket at.
devamını gör...
4285.
her birey toplumun bir parçasıdır. toplum mudur bireyi şekillendiren yoksa birey midir toplumsal kaide ve kuralları oluşturan hep bir muammadır. bu düşünceler akil bir insan olarak aklını hep kurcalamıştı. en büyük problemi de aslında buydu. düşünce çöplüğünde boğuluyor hiçbir zaman kendini cehaletin getirdiği mutluluk havuzuna bırakamıyordu.

genç sayılabilecek bir yaştaydı. toplum tarafından sevildiğini varsayıyor ve yine toplumu oluşturan o bireylere karşı herhangi bir kötü niyet beslemeden yaşamanın gerekliliğine inanıyordu. fakat son zamanlarda bir sorun vardı. düşünceler arasında boğuşuyor, ‘’ çöp ‘’ diye tabir edilen o düşüncelerin arasında boğulup kalıyordu. bunun sonucunda da kendini toplumdan soyutluyor beyniyle mücadele içine giriyordu. mücadele etmenin bir faydası olmadığının onları yok saymak gerektiğinin idrakine zaman zaman varsa da bu düşünceler onu yıpratıyordu.

ailesi de durumun farkındaydı. genç adam için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar fakat onun kapanık ruh hali ve eski neşesinin olmadığını görmeleri onları çok üzüyordu. zaman zaman ‘’ sen mücadele etmiyorsun ‘’ diyerek net yargılarla genç adamı eleştirseler de desteklerini asla esirgemiyorlardı. genç adamın yaşadığı kötü süreç neticesinde gerçekleşmişti her şey. belki bir akıl tutulması, belki bir iyi niyetin suistimal edilişi onu sonu gelmez bir çıkmaza sürüklemişti.

majör depresif bozukluk ya da obsesyon olarak tanımlanan çağımızın vebasını yaşıyor, sık sık düşük ruh halinde bulunuyordu. hastalığın getirdiği düşük ruh hali durumuna, sıklıkla, düşük benlik saygısı, önceden keyif alınan aktivitelerdeki haz yitimi, düşük enerji ve sebebi belirsiz acı duyma hissi eşlik ediyordu.

zaman zaman yanlış inançlara ya da sonradan farkına vardığı yanlış inanışlara kapılabiliyordu. güçlü de bir hafızası vardı fakat bu hafıza iyi yanları nadiren hatırlıyor kötü yanları beynine mıh gibi kazıyordu. ailesi desteğini esirgemese de onun bu durumun‘’ amansız bir hastalık ‘’ olarak nitelendiriyor fakat o ‘’ ama ‘’ sız bir hayat için mücadelesini sürdürüyordu.

zaman zaman avazı çıktığınca ağlamak istiyordu fakat toplum tarafından ‘’erkekler ağlamaz’’ sözüne öyle inandırılmıştı ki ağlamanın da gülmek, kızmak ya da mutsuz olmak gibi insani bir duygu, bir dışavurum olduğunu unutuyordu. genç adam doğarken insan beyninin başlangıçta bomboş bir levha gibi olduğuna, yaşanılan deneyimler ve anılar ile bedene ve beyne karakterin yerleştiğine inanırdı.

gen faktörünü de atlamadan herkesin eşit şartta doğmayacağını düşünürdü ve ona göre herkes doğarken masumdu. bu yüzden doğuştan erdem yoktu kazanılmış erdem vardı. bir bebeği şair eden de katil eden bu kazanılmış olan olumlu ya da olumsuz tecrübelerdi. aynı şekilde yine bir beyni hasta eden de iyi eden de kişinin verdiği mücadele ile beraber hayatına giren ya da çıkan ve asla sebepsiz bir giriş çıkış neticesi barındırmayan insanların varlığıydı.

son olarak her gün güneş doğar, her gün yeni bir başlangıçtır ve sadece ihtiyaç olan şey zamandır. nasıl unuttuysan çocukken kırılan en sevdiğin oyuncağını, kırılan kalbini, yaşadığın kötü günleri de öyle unutacaksın genç adam. şunu da unutma asla ‘’ her gün güneş doğması için hayatına, her '' gün'' e '' eş '' olabilecek bir kadın girmeli hayatına...
devamını gör...
4286.
iki gün önce saçımı yaparken parmağım maşaya yapıştı. biraz sızladıktan sonra su topladı. kocaman bir baloncuk oluştu sonra kendiliğinden patladı. ilk başta çok panik yapmadım. biraz krem sürdüm, sonra aloe vera koydum falan. böyle bembeyaz içi su dolu bir bölge haline geldi. bir yandan da parmağım sızlıyor baştan başa. işte sabah duşa girerken saçım değmesin canım acır falan diye yaranın üstünü su geçirmez yara bandıyla kapattım. banyodan çıkınca da çıkardım ama yara bandı o oluşan minnacık tabakayı da söktü aldı. şu an derimle bakışıyoruz.

velhasıl kelam, 2 gündür söylüyorum canımın yandığını. kimse de iplemiyor ne hikmetse. evde ne batikon var ne sargı bezi var ne başka bir şey var. istedim ki biraz nazlanayım, biraz insanlar endişelensin falan. tık yok kimsede. hastaneye gitsek mi diye sordum, geçer ya telaş yapma falan dediler. e dedim bari eczaneden bir şeyler alalım, nöbetçi eczaneyi nereden bulalım bulalım bu saatte dediler. ben de zaten biraz melankolik bir havadayım birkaç gündür, başım da çok ağrıyor. ağlamak üzereyim yani. odama da kapandım öyle uzandım, dizi izliyorum. parmağımdaki yarayla bakışıyoruz. arada gözlerim doluyor falan. daha demin biraz cips yemek için çıktım sonra yatağıma geri döndüm. bir yandan canım acıyor, bir yandan da kalbim kırıldı. niyeyse gelip yazmak istedim. bazen kendimi o kadar yalnız hissediyorum ki. birine en ihtiyaç duyduğum anda yanımda kimsenin olmaması kalbimi çok kırıyor.
devamını gör...
4287.
ben buraya sadece çok çaresiz ve yalnız hissettiğimde yazıyorum. yine öyle bir gece oluyor işte.
bizim evde 9 aydır bir erkek yaşamıyor. annem, kız kardeşim ve ben varız. hatta ben yurtta olduğumda sadece annem ve kardeşim var. daha önce de 3 sene babaannem annem ve kardeşimle yaşamıştık ama bu sefer başka. kadınlar güçlüdür evet. tek başlarına da yaşayabilirler. ama bu ülkede bu o kadar zorki. bir kesim var sadece erkeği ciddiye alıyor. geçen hafta senelerdir apartmanın merdiven boşluğunda duran odunumuzu çalmış üst komşumuz. annem suç üstü yakalamış tesadüfen. bahaneleri de 'ödünç alıyoruz abla'. biz o odunu çok zor şartlar altında bulup getiriyoruz. hiç cekinmeleri utanmaları yok. az önce de aşağıda bi grup tartışıyorlardı sesli bir şekilde. müdahale dahi etmedik çünkü kimin kime ne yapacağı belli değil şu şehirde. balkona taş fırlattılar. hangi seviyedir bu hangi akılla böyle şeyler yapıyorlar anlamıyorum. bir de kaçıyorlar hani. farkındalar yanlışlarının da arkasında duracak g*tleri yok. annem bizi düşünerek çekimser kalıyor çünkü ondan başka kimsemiz yok. biz de onu düşünerek atılamıyoruz her şeye çünkü onun da bizden başka kimsesi yok. zor oluyor böyle yaşamak önceden sırtımızı dayayabileceğimiz birisi varmış hiç fark etmemişim..
devamını gör...
4288.
2021'de gördüğüm bir rüya.

donmuş eski şeylerin çıkartıldığı buzullarla kaplı bir yerdeyiz. burası arkeolojik kazıların yapıldığı bir çalışma alanına benziyor. tek farkı her yerde buz olması. bu buzların derinliği çok fazla. tahmini on metreye kadar ulaşıyor. kazı yapan ekipler bir şey keşfediyor. bir süre sonra nesli tükenmiş bir hayvan çıkartılıyor. hayvan kaplana benziyor fakat tek sorun hayvanın buzunun çözüldükçe canlanıyor olması. canlanan hayvan herkese saldırıp öldürüyor. biz de saklanacak bir yer bulmak için binaya kaçıyoruz. orada bir odaya saklanıyoruz. devamı yok.
devamını gör...
4289.
rastgele yürürken birden aklına geleyim sızlasın için!
boğazın düğüm düğüm olsun.
ama ağlama,
ağlayamayacak kadar yansın için…
devamını gör...
4290.
hayatına giren, girecek olan herkes sana beni hatırlatsın ama hiç birinin ben olamayacağını yüreğinde hisset. hiç kimse tarafından benim gibi sevilemeyeceğinin acısını bir ömür kalbinden atama. her sevilmeyişinde aklına ben geliym.
devamını gör...
4291.
muhtemelen on beş yıl kadar evveldi. insan ruhu ile pişen kavurucu sıcaklarla geçen yaz günlerinden biriydi. güneş dersaadet’i boğaz'ın tam üzerinden ince parlak bir çizgi ile ayırıyor ve martılar bu eşsiz anın güzelliğiyle dans edercesine coşkuyla kanat çırpıyordu. vapur üzerinde genç bir adam rüzgar saçlarının prangalarını kırarken, akıp giden büyülü tabloyu izlemek yerine gözlerini kapatmış hayallere dalıyordu. aynı anda kara kedilerden biri dikiltaştan beşiktaş'a doğru aheste adımlarla ilerlerken genç aşıkları kesip gün içerisinde yapacağı serseriliklerin planlarını kuruyor, yüzündeki çizgiler tarih kitaplarından daha fazla hikaye barındıran bir babaanne torununa en sevdiği yemeği pişiriyor, bilmem kaç sevgili birbirinden ayrılıp gözyaşı dökerken bazıları yeni aşklara yelken açacakları cümlelerin girizgahını kuruyor, yeni evli çiftlerden biri bebeklerinin altını değiştirirken iğrenmek nedir unutuyor, kırk yıllık evli olanlar kırk bininci kez el ele tutuşup konuşmadan birbirlerine aşk ile sesleniyor, belki aynı saniyede aynı sebeple yüzlerce bebek ağlıyor, yorgun ağaçlar mazide şahit oldukları güzel anılara yenilerini eklemenin umudu ile köklerini toprağa daha da sıkı tutturuyorken onlarca kalp eksik hikayeleri ile hayata veda ediyor, daracık sokaklarda oğlan çocukları top peşinde koşarken birbirlerine bildikleri en afili küfürleri savuruyor, oyuna alınmayan şanslı çocuklardan biri okul duvarının üzerinde uzanıp gökyüzünü seyrederken bulutlarla resimler çiziyor, ilk gençliğe adım atmaya başlayan kızlar gözyaşı tedirginlik ve heyecan ile kalplerini pamuklara sarmaya çalışıyor, şehrin bir ucunda eski mahallelerde insanlar her gün aynı güzel tiyatro oyununu aynı şevk ve istekle hiç aksatmadan oynayıp bağlarını pekiştiriyorken başka bir ucunda arşa selam gönderen dev mezar taşlarında yaşayan insanlar birbirlerine tebessüm etmekten dahi çekindikleri bir günü yaşıyor, gelecek güzel günler kayıp günlerin üstünü örtüp tozlanmış hüzün sandığını rengarenk boyayacağı ümidiyle doğru zamanı bekleyen birileri bronşlarına oksijenle karışık yaşama sevincini dolduruyordu.

ya da bunların hiçbiri olmayabilirdi. tam bu anlarda akrep ve yelkovan gibi birbiri ile yakın fakat bir olamayan iki kalp ayn salisede aynı noktada aynı ritimle atıp kısacık bir an yanyana bulunmuşken iki adım sonrası onca sene demekti. beklemeye değer miydi, bilemeyeceklerdi.
devamını gör...
4292.
hayatımda ilk kez duygularımı sadece yazıyla değil sözlü bir şekilde de söyleyebiliyorum. gözlerinin içine bakıp dilimden dökülenlere döküldükten ve derin bir nefes aldıktan sonra şaşırıyorum. hayatımda ilk kez şiirler üretiliyor bu ağzımda hemde düşünmeden ve hepside aslında benim değil o gözlerinin üretimi. gözlerin birer şair ve kalem olarak da dilimi kullanıyor. tek dileğim kalem olarak bir ömür beni kullanman. tek dileğim ömrüm boyunca karşımda öyle durup, tam olarak öyle bakman.
devamını gör...
4293.
öyle bi üşüttüm ki gözlerim içi bile ağrıyor sözlük. öldürmüyor ama süründürüyor.
devamını gör...
4294.
ıssız bir sokakta metruk bir ev, evde kapısı açık karanlık tek bir oda, odada toza bulanmış eski yeşil bir masa, masada kırık bir şişe ve şişede üzerinde pek de okunaklı olmayan el yazısı ile yazılmış bir not:

hey sen kadim dostum nihayet. hoşgeldin! ama yeter, yetmiyor mu? artık şu elini boğazından çek. moraran yüzüne kan gelsin; kurtul artık şu lanet renkten! gözlerini aç, oksijeni ciğerlerine davet et, içeride dans etmelerine izin ver ve impulsların harekete geçsin. biliyorsun, faydası yok! sen, susarak anlatmaktan yana olsan da, o konuşarak seni anlamamaya devam edecek... daha fazla, daha fazla, daha fazla. hayat hep daha fazlasının peşinden sürüklenmekten ibaret.
devamını gör...
4295.
gecenin bağrını delip geçen havlamaların arasından sızan ince sessizlikler ikliminde üşüyorum. havanın yıldızları göstermeyen kapalılığında sanki yukarılardan düşüyorum.
devamını gör...
4296.
bugün çok sesli, bir bıkkınsa benmişim. baktım ki sıradandı, bense bulanık gördüm. geleceğe baktım, hep bir buğu gördüm. adımıma da baktım; elbet, kuyu gördüm. yakınıma, ki baktım; hadi uyu, gördüm.
devamını gör...
4297.
düşünmeyecek kadar yoğun bir günü daha bitiriyoruz galiba nurten abla. insanın düşünmekten başının ağrımasıyla çalışmaktan kemiklerinin ağrıması arasında anlamlı bir fark vardır demiştin onun gibi düşün. bugün dönüp dönüp o hayran olduğun dağlara baktım senin için.. kar yağmıştı dağlara.. bilirsin, tabî muhteşem her zamanki gibi. kar dedik buz diyelim ve buz dağının şâirinden anlatayım sana. nerden geldi aklıma ondan gireyim, raftan bütün eserleri, şiirler 2. basımı indirdim.. dem sahaf sağ olsun orda bulmuştum. açtım biraz okuyayım dedim bulduk tabî kendimize göre bir şeyler, aslında kendimize göre demeyelim de bizi anlatan bir dize diyelim. şöyle diyor bir şiirin içinde, "sana verildi emanetim ateşim zehrim / benimle çok put kır çiçeğim" öyle abla işte.. biliyor musun sabri abi alınmasın ama seninle şiir anlamakta bir başka güzel şimdi. üniversiteye hazırlanırken bir edebiyat öğretmeni, kadınların şiir yazmaması gerektiğini ve şiirin erkeklere yakıştığını zırvalamıştı. öyle yani sen anlarsın beni, zırvalamıştı deyişimden. neyse,, ben yine yorgunum ablacığım.. ama uykuya teslimiyetten önce senden, tangöze'nin kalmak türküsünü bulana kadar radyonun kanalları karıştırmanı ve bulunca da 'söyleyecek sözü olan anlatsın' kısmında eşlik etmeye başlamanı rica ediyorum. şimdi ellerimiz havada, teslimiz
devamını gör...
4298.
sana bakarken sanki burada değilmişim gibi düşünüyorum. seni tanıyor muyum? belli ki, hayır; belli ki, evet. belki hiç yoksun, belki de darmadağın bir yalnızlığın içinde oturuyorsun ve benim hep gülümsediğim şeyler merak ederek büyüyorsun. o rengarenk merakların, hepsi ne kadar gereksiz ve ne kadar düğümlenmiş kilitler aslında. tek amacımız bu olsa. bize bir hayat verilse ve tek yapmamız gereken merak ettiğin her şeyi o külüstür mavi karavanla aramak olsa. sahi, adı ne olacak onun?.. senin için siyahı fazla olan bir griyim, değil mi? sen bana göre çok fazla beyaz olabilirsin. ama ben artık, sen çok iyisin deyip türk filmlerindeki arkasını dönüp gidenlerden olmak yerine bu iyiliğe bulaşmayı istesem senden? evet iyisin, dedim ya, buz gibi bir kalbin arkasında, sıcacık bir denizin var; yürek denilen. ben o denize girmek istiyorum. ya ben boğulurum, ya senin sularını tüketirim, nefessiz bırakırım değil mi? ama ya bana yüzmeyi öğretirsen?.. üşüyerek sabaha kadar seni dinlemek istiyorum. konuş, sus, yine konuş, sonra yine sus belki bir yerden sonra, yine, sen, eskiden olduğu gibi, sıfıra yakın yerden değil de, çok ağaçlı bir meydandan bakabilirsin bana?.. eğer bir gün sonsuz yalnızlığa mahkum olursak, ya da çoktan olmuşsak ve elimizde tek atımlık bir kurşun varsa, beynimize değil, kalbimize sıkardık bence... istanbul'u yaşasak ve sen bana ilk defa söylüyormuş gibi, 1901'de prag'da doğmadığını söylesen ve ben buna çok şaşırsam, kocaman şaşkın bir ifadeyle açsam gözlerimi. vapurda, bir güne başlasak ve bitirsek o günü. elini tutsam sonra, uyandırabilir miyim seni? o mahur beste çalsa ve ağlaşsak sonra seninle. bilmiyorum belki de uzun uzun anlamsızca güleriz...
devamını gör...
4299.
bu gece keyfim yerinde.
devamını gör...
4300.
yaz, oku, öğren, öğret.
bakıyorum da hayat bana kendi yolumu çizmemi emrediyor. öğretmen olmam gerekiyordu oldum. öğrenmem gerekiyordu öğrendim öğreniyorum. yazı yazmam gerekiyordu bol bol yazdım yazıyorum. okumadan adam olamazdım okudum okuyorum. benim kendime çizdiğim bu küçük dörtgende hayat nasıl da büyük kocaman ve görkemli. içimdense bir ses isyan et ve boz bu çizgiyi risk al diyor. belki de rutinde gerçekten hayat vardır ve ben o sesi susturmaliyim.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim