3801.
kafam t...k gibi maalesef. çok maalesef pek fazla maalesef ne yazık ki maalesef. el salvador'a gitmeyi planlıyorum. son zamanlarda suç oranı da azalmış hem. ya memleket afganistan'a döneceğim ya da gidebildiğim kadar batı olan el salvador'a. beleşe aldığım tr vatandaşlığım da var miss, bakalım, kısmet.
devamını gör...
3802.
son zamanlarda bir işe yaramiyorum
işten de çıktım vaktimi boşa geçiriyorum .
insan hayal bile kuramıyor mk
devamını gör...
3803.
çocukken veya ileriki yaşlarda şiddet görmüş şiddet ortamının içinde bulunmuş tüm yaralı ruhlardan kaçmak, arınmak gibi. bazıları saklasa da normal karşılasa da türk aile yapısı diye iğrenç bir yapının arkasına sığınsa da öğrenir öğrenmez uzaklaşmak istiyorum. sevgi dilini bilmeyen biriyle anlaşamıyorum. asla başka bir yol göremiyorum başka bir çözüm bulamıyorum. çünkü böyle büyüyen, zorbalıklara ve kısıtlamalara maruz kalan insanın zihni düşünceleri gelişemiyor. kafasında hep kalıplar sınırlar olduğu gibi ruhsal birçok sıkıntısı da oluyor. sevgisizlik değersizlik ve özgüvensizlik fazla çalışıyor. bağımlılık da geliştirebiliyor. kişilere veya olumsuzluğa bağımlılık... acılardan beslenen kendine acıyan insan numara mı yapıyor dram mı seviyor anlamıyorum. yalan alışkanlığı da oluyor anlamayabiliyorsun. hep kurban rolünde olabiliyor. üzülmeyi hak ettiği durumlarda bile kendini bembeyaz gösterebiliyor. içinde biriktirdiği öfkeyi ve acizliği sana yansıtabiliyor. herkesin hayatında dramatik durumlar var. evet hiçbir şeyi seçemiyoruz. fakat hayat bu yükü de taşımak istemeyeceğim kadar travmatik. çocukken oğlunu şiddetle eğiten birinin torununu sevgiyle karşılaması bana sahte geliyor. hak etmiyor bence. oğlu olsam onu asla çocuğumla muhatap etmezdim. iyi ki dövdün adam olduk diye el öpmek bir fantezi. beyin hücresi şiddetle tükenmiş. eşine siddet gösteren birini işe de almazdım. okulda birbirini hırpalayan sürekli küfür eden çocuk görmek midemi bulandırıyor. toplumsal yapı böyle bir şeyse bu cehalet ve ahlaksızlık çok canımı sıkıyor. el kaldıran birini sevmeyi bırak saygı dahi duyamazdım. öfke problemi olan tüm insanlardan uzak durmayı seçiyorum. bu iğrenç zihniyeti algılamak ve bu tip bir aileyle görüşmek istemiyorum. geçmişte olmuş olsa dahi benim kırmızı çizgim. çocukken oldu vs demek de bir aldatmaca. sevgisiz aileleri ve üyelerini sevemiyorum. yüksek ses ve şiddet olan yerde sevgi göremiyorum.
devamını gör...
3804.
tüm korkularım, endişelerim geçsin; bir şey güzel gidince "acaba şimdi nerede patlayacağız" diye düşünmeyeyim artık. istediğim anları yaşıyorum ve böyle sürüp gitsin lütfen!
devamını gör...
3805.
30 lu yaşlarda sigarayı bırakanların ömrü 10 sene uzuyormuş. buyur burdan yak başımıza yine iş aldık 10 yıl daha fazladan bu işkence çekilir mi gel de sigara içme şimdi.
devamını gör...
3806.
joji ve varoluşa karşı duyulan öfke

insanoğlu varolma kavramı üzerine çok uzun süredir kafa patlatıyor. ancak modern medeniyetimizi borçlu olduğumuz manada varoluş tanımı ancak 17. yüzyıl'a dayandırılabilir. o zamandan beri sürekli gelişen toplumumuz çok enteresan anti kavramlar icat etti: nihilizm, varoluşçuluk, postmodernizm, sürrealizm... hepsinin tek bir ortak yönü var: gerçeklik acıdır. hatta, gerçeklik diye nitelendirdiğimiz hiçbir şey gerçek sayılmamalıdır, veya ilk olarak gerçek her neyse ondan sıyrılmalıyızdır.

insanlığın böylesine radikal denebilecek akımlara yönelmesinin altında yatan pek çok sebepten bahsedilebilir: yaşanan dünya savaşları, salgın hastalıklar, teknolojinin çok hızlı gelişmesi, kilise otoritesinin kısa sürede yıkılması, evrenin aslında zannettiğimizden tamamen farklı olduğunu fark etmemiz, evren içerisindeki çözülemeyen yalnızlığımız... joji de bu tür derin konulara şarkılarında epey bir yer veriyor. herhangi bir aşk şarkısı dinlediğinizi düşünüyorsunuz ancak adam aslında bambaşka bir şeyden bahsediyor. mesela dissolve şöyle başlar:


ıt's so hard just being me sometimes
ı wish ı could escape out my mind
got too many situations
complicating things, ı ran out of time


sadece kendim olmak bazen gerçekten çok zor, keşke kafamın içindekilerden sıyrılabilsem. çok fazla şey var, karışık şeyler, ömrümü tükettim. işte, tipik bir postmodernist çığlığı. aslında şarkıya bu perspektiften bakınca konuşan kişinin aşık olduğunu iddia ettiği kişiye beslediği bir duygu yoğunluğu yok. tek bir beklentisi var, o da kafasını uyuşturabilmek.


are we counting sheep until we dissolve?


joji'nin seslendirdiği adam uyumak istiyor. uyumak ve daha fazla acı çekmemek. insanlar sonsuza dek yaşamanın iyi bir şey olduğunu düşünürlerdi. hatta bu yüzden simyacılar yüzyıllarca ölümsüzlük iksirinin peşinde koştu. ama şimdi dönüp bakıyoruz da, aslında dünyada sonsuza dek hayatta kalmak bir insana verilebilecek en büyük ceza. en fazla yüzyıl yaşayıp ölmek cidden tanrı'nın büyük bir lütfu.


you know you can make it
but you can't make it alone


yalnızlık. gelişen teknoloji bizi olabildiğince bağımsız hale getirdi. sosyal hayvanlar olan insanlar için bunun doğurduğu yükün ağırlığı tahmin bile edilemez. 1 am freestyle'da joji de bundan bahsediyor, bir insan tek başına bile pek çok şeyi yapabilmeye kadirdir ancak yalnızlık onu eninde sonunda delirtecektir, hedefine ulaşmasına engel olacaktır. yine aynı şarkının sonuna doğru bu durumdan sitem ediyor:


and ı'm tired of this madness
tired of being stranded
ı don't wanna be alone


i don't wanna be alone, yalnız kalmak istemiyorum. bu bir insanın en az açlık kadar, susuzluk kadar büyük bir problemidir ve epey ürkütücü bir sitemdir. çoğunlukla gece 1'de uyuyamadığımızda overthinking dediğimiz şeye gömülürüz ve yatağın ortasında ne yapacağımızı bilemeden öylece kalırız.* yanımızda birisi olsa dahi fark etmez, çünkü ortada anlatacak bir şey yoktur. çare çok basittir ama günümüzde ulaşması da bir o kadar zordur.

insan, ne kadar varolmaktan tiksinse de o zehir kanına bir kere girmiştir, artık cellatından kurtuluşu yoktur. ölüm de onun için en az yaşamak kadar korkutucu bir durumdur. joji, yukon şarkısında iki cümlede bu duruma değiniyor:


ı might be forever gone
(...)
ı can't be forever young


öleceğiz ve bu gerçekten de bir o kadar korkuyor ve rahatsızlık duyuyoruz. insan gerçekten anlaması çok zor bir makine, bilinç düzeyi arttıkça da durum gittikçe karmaşıklaşıyor. bilmiyorum, optimistik nihilizm ne kadar bir sjw ürünü olsa da yaşıyor olmak ve ölüm gibi kavramların üzerine düşünmemek* daha sağlıklı bir davranış gibi görünüyor. tabii, o da becerebilirseniz.
devamını gör...
3807.
olan biteni anlamak, kavramak veya başarı uğruna zihni en üst seviyede kullanmak için bu kadar çaba gösteren insan, neden zihnini bulandıracak alkol ve uyuşturucuya meyleder?
keyif almak için uyuşturulmaz zihin, uyuştuğu için keyif alır insan çünkü bilmemeyi ister, düşünmemeyi ister, unutmayı ister.
“her şeyin farkında olmak hastalıktır.” demiş dostoyevski, farkında olmamak ister, her şeyin farkında olan insan, doğası gereği mutlu olamayacaktır zira.
sokrates‘in dediği, thomas gray‘in şiirinde alıntıladığı “cehalet mutluluktur.” yargısını doğrularcasına, cehalete ihtiyaç duyduğu için uyuşturur kendi zihnini insan, yani mutluluğa.
devamını gör...
3808.
insanlara zarar vermeyi düşünüyorum sık sık. kötü planlarım var. bir kalitesi olan tüm kötüleri seviyorum. bazen itachi gibi mi olacağım diye merak ediyorum ya da sevdiğini elleriyle öldüren anakin skywalker filan gibi. ben çok tehlikeli ve riskli birisiyim bunu fark ettim. o kadar anonim düşünüyorum ki bazen bazı planlarımdan benim bile haberim olmuyor. düşüncelerimi uyguladıktan sonra fark ediyorum.
devamını gör...
3809.
retro varmış sağ olsun, arkasına bile bakmadan gidenleri geri döndürdü de içimizde kalan ne varsa döktük de bi rahatladık be valla o neymiş öyle şiş şiş ödem yapmış hep.
devamını gör...
3810.
kendime değil de başkalarına ikna olduğum anlara kırgınım. hislerimi dinleyip kendime daha çok "evet" diyeceğim. yoluma kuş konmasına izin veriyorum.
devamını gör...
3811.
ne istediğimi bilmiyorum. bilmediğim için de harekete geçemiyorum. bildiğim ve bilmediğim bu şeyin arasında sıkışmış hissediyorum. sanki ruhum kabzediliyor öyle bir sıkışmışlık. bağıra çağıra küfredesim var kendime yakıştıramıyorum. her şeyden uzaklaşıp kabuğuma çekilmek istiyorum içimden bir şeyler izin vermiyor. neyse öyle işte.
devamını gör...
3812.
bugün uzun zamandır kızdığım ve uzak durduğum bir arkadaşımı bir anda anladım.

arkadaşımda hem bağlanma hem de ayrılamama sorunu vardı, benle ilgili sanıyordum, değilmiş. bağlandığı şeyden, birisi onu kovana kadar ayrılamıyor ve bu yüzden de kendini kovdurana kadar uğraşıyor, kovulunca da kovan tarafı suçlayıp kendini aklıyor ve rahatlıyor. çok tuhaf. yoluna gidebilmek çok kıymetli bir şey.
artık kızmıyorum ona ama üzülüyorum. hayatı boyunca bunun farkında olmadan yaşayacağı için. bunu ona söyleyecek bir fesleğen de yok artık.
devamını gör...
3813.
her zaman olduğu gibi olumlu tek bir cümle ve düşüncenin olmadığı başlık. arkadaşlar karalamak eylemi gerçek manada bir kara çalma eylemi değil. yani her şeyi karalamaya mecbur değilsiniz yahu. hiç mi hayat ve gelecek hakkında bir planınız, hedefiniz yok? sizi heyecanlandıran bir şeyler vs? sıkıntı geldi vallahi sizin bu iç karartıcı yazılarınızdan ve boğucu zihin yapılarınızdan.
devamını gör...
3814.
bir başkasının gözlerine dahi bakamıyorken ona kimler dokunuyor diye düşünmek insanı delirtiyor biliyor musunuz? kötü mü kötü bir his bu. ama elinizden bir şey gelmez. hiçbir şey zorla olmuyor.
devamını gör...
3815.
anadolumun bir köyünde bir kadın bilirim
gel gör, 60 yıl aynı duvarı izleyerek öldü
ne bir hediye, ne bir şehir, ne ilçe gördü
bu kadar sert dalgalarla keskinleşir bir kaya
gülüm, isterdim daha naif bir insan olmayı
gidin, karanlıkla boğuşana pembeyi sormayın
bana tanrıdan bahsetmeyin ve her şeyi yok sayın…
mehmet toksoy-öğretilmiş doğrunun reddi
devamını gör...
3816.
günlük ve aylık burç yorumlarına gram inanmasam da burçların karaktere etkisi olduğuna inanırım.
ve burcumun bir ozelligi olarak girdiğim ortamda göze batmayi, dikkat çekmeyi, kiskanilmayi severim.
ama iş yerinde kıskanılmak acayip canımı sıkıyor. bir cekememezlik, cirkeflik aman aman anlatamam arkadaş.
amirlerimle aram o kadar iyi ki mola da yanıma gelip sigara uzatirlar, sigaraları kalmasa gelir sadece benden isterler direkt paketi veririm, ofisin dibindeki ambarda herkes sağ olsun beni çok sever. ise dalıp birini görmesem illaki seslenip selam verirler, laf atarlar. iş desen işimi yaparım, güzel çalışırım işi sıkı takip ederim, kaytaracağım zamanı bilirim iş aksamaz vs.

ofiste karakterini sevmediğim için iş dışında muhatap olmadığım bir bayan bir de erkek var. insanın yüzüne gülüp arkasından sallayan tipler işte. bugün bir şey dediler çok zoruma gitti lan. bu erkek olan amirle arası bozuk işi desen orada yıllardır çalışmasına rağmen beceremiyor gelmiş bizim amirden izin alamadı diye ofis boşken ve ben varken imali imali ben de yalasam izin verir diyor. onlarin gözünde yalakayim yani.
abi yalaka olsam ne yazar olmasam ne ? orada iş için en çok koşturan üç kişiden biriyim. adamlar beni seviyor diye tüm gün sen otur bu itler çalışsın mı diyor ? yoo.

gülüp eğlenerek çalışmak varken bir insan neden bulunduğu ortamı gerer ? pislik yapar ? vallahi aklım mantığım almıyor.
lan bunlar bir de biri 9 diğeri 3 yıllık eleman daha ofisin dibindeki bölümde çalışan adamları tanımıyorlar.

vallahi bunlara bakıp kendimle gurur duyuyorum. canımı siksanız da kudurun a***** koyim.
devamını gör...
3817.
bu aralar kendim gibi hissetmiyorum, sevdiğim birkaç insanın saçma sapan hareketlerle kalbini kırdım ve panik modunda ara düzeltme çabalarındayım. duygularımı kontrol etmede sıkıntılar yaşayabiliyorum ama bunun etrafıma etkilerinin hiç bu kadar farkına varmamıştım. vicdan azabından bir topum bu aralar. karalayınca da kendimi daha iyi hissetmedim. niye böyle oldu ki.
devamını gör...
3818.
defterde karalanmadık yer bırakmamışsınız, neredeyse 5000 tanım var burada.
devamını gör...
3819.
aklının almayacağı boşlukta dans ederken düşüyorum. ruhumun huzur bulacağı karanlığı ve baş edilemeyecek acıyı yaşıyorum, yaşatıyorum. çıplağım. o koca yatakta tek başıma yatıyorum. plak boş dönüyor. aynalar kırık. kırılmayı hak ettiler. ben de mi hak ettim anneanne? ne diyor rüzgar bana? ne duymak istiyorum?
devamını gör...
3820.
mayısın soğuğunu yaşıyor memleketim
gördükçe halkımın durumunu hançer saplanıyor dualarıma,bundandır hüzün sebebim.
konuştukça üşüyor dilim
hevesi nefessiz kalıyor dirimin.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim