2201.
sabah bi kalktım yastık yatağa doksan derece çakılmış vaziyette ve ne güzel uyumuşum lan modunda uyanmışım tabi bi tuhaflık da hissetmiyo değilim yastığı görünce anladım boku yediğimi evet şimdi sağa sola yukarı aşağı bakarken hayatım bi film şeridi gibi gözümün önünden geçiyo özellikle yukarı bakmaya karar verdiğimde film biraz komikleşiyo sanırım çünkü istemsizce kahkaha atasım geliyo zavallı 1 physical reductionistim şu an..
devamını gör...
2202.
baş ağrısından ölmek üzereyim. sabahtan beri hatta dünden beri ders çalışmaya çalışıyorum. hocanın paylaştığı sunusunu ezberlemeye çalışıyorum maalesef. fakat mal gibi ders kaydına bakmadığım için 12 sunudan da sorumluymuşuz gibi aldım başımı gittim. meğer 5. sunuya kadar sorumluymuşuz. gözlerimi ekrana bakarak mahvettim, başımı mahvettim. boşu boşuna zamanımı çöpe atmışım. üstüne açlıktan bayılmak üzereyim siparişi biraz daha zaman geçsin diye beklettiğim mekan kapanmış (umarım geçici olaraktır). evde yapacak bir şey yok kaldım öyle. sonraa bugün ayakkabı aldım. çok ihtiyacım vardı fakat bir ihtiyaçtan da bu kadar batılmaz. kyk bursu hiçbir şeye yetmiyor. krediden borç var. durmadan hesap kitap yapıyorum alacağım her şeye. pek iyi değilim. her şeyden bıktım. ama yine de elimden geldiği kadar pozitif basıyorum. güzel günler görmek dileğimle.
devamını gör...
2203.
hayatım boyunca gerçekliklerden kopmuş , hayal aleminde yaşayan , kendini haklarını bilmeyen , kendini kısıtlatan ama susan ve daha kötüsü etrafındaki gelişmelere polyanna gibi yaklaşan , umursamayan insanlardan irrite oldum. gerçeklerden kopuk insanlar , er ya da geç hayatın da ne olduğunu anlar ama iş işten geçer. birileri zevk-i sefa içinde yaşarken birileri de soğan cücüğü yaşar ama mutludur. futbolculara sövüp maç izlemek gibi bir örnek doğru olur sanırım. sen akşam evine otobüs ile gidersin futbolcuda ferrari ile. farkındalığın acı verici bir durum olduğu gerçek fakat fark edemeyenler de çok. kıyıda köşede ölene kadar pişpirik oynayabilecek nice insan var. pek tadı kalmadı artık. gökyüzü pembe değil maalesef.
devamını gör...
2204.
/içimde zor, karmaşık ve belki de benim bile daha ne olduğunu bilmediğim sorular var. birçok düşünce, birçok serzeniş, kıskançlık, özlem, çok fazla özlem, öfke, heyecan, sevgi… en çok sevgi var sanırım. dimağımdaki birçok şeyi silip atmaya yetebilecek bir sevgi bu. tüm sözcükleri unutturan bir duygu… bazen sevgi demek bile gelmiyor içimden. değil çünkü. bir laleye, güle, çocuğa, kediye, köpeğe, dostlarıma, şarkılara, kitaplara duyduğum gibi bir şey değil bu. başka hiçkimsede tesiri ve anlamı olmayan bir his.
hem elzem bir ihtiyaç gibi hem de içimde çözemediğim fırtınaları adım adım yaratıyor sanki. lüzumsuz saçmalamalarıma sebep olan bir şey. diyorum ya anlatması güç. zaten illa anlatmam lazım mı? bazen aniden söylediğim iki kelimeye sıkıştırıyorum, bazen heyecanlı ses tonuma. anlıyordur diye umuyorum. mecnun leyla’yı anlıyor ya, o da anlamalı/anlasın.
sıkıldım içimin kışından. bitmek bilmiyor sanki. hep bir soğuk içim, hep bir beyaz. içime baharları getirecek leylakları dikmek istiyorum. sonra diyor ki bunlar nergis
.* ne bileyim ben ya? ayrıca ne önemi var? hiçbir zaman da bir önemi olmadı. şu söylediklerim bile o kadar yetersiz geliyor ki. lanet bir duygu bu. hem bağıra çağıra ağlayarak anlatmak hissi, hem de sonsuza kadar susma ihtiyacı gibi. tek keşkem var sadece. şu hayattan istediğim tek bir şey sanırım. o da bana kalsın. belki de bize, herneyse…/
devamını gör...
2205.
sabahtan beri bugündeyim.
yıllar yıllar önce, çok güzel bir gündü bu gün benim için.
çiseli bir nisan günüydü.
az yağmurlu günleri çok severim.
omuza düşen, yanağa düşen iki yağmur tanesi ne tatlıdır.
üzerime düşen her yağmur tanesinin ayrı bir bereketi olduğuna inanırım.
öyle bir gündü.
yağmura sevinmemi anlayamıyordun.
küçük sevinçlerimi hiç anlayamadım zaten.
aslında,
çok telaşlıydım ama hiç çaktırmıyordum.
hep öyle yaparım, içimin canı çıkar, dışıma çaktırmam.
sense çok sinirliydin.
neye kızacağını sen bile kestiremiyordun.
hep böyle idin.
sevincinin ve öfkenin dozunu ayarlayamazdın.
aslında hiç bana göre değildin ama hayat işte.
seni ve beni biz yaptı.
bu günü de bizim yaptı.
yıllarca bu günü kutladık.
sonra bu gün eskidi
sonra biz eskidik.
o kadar çok eskidik ki parçalanmaya başladık.
eski bir kağıt gibi.
gün aynı gündü, yağmurlar aynı idi, biz değildik.
günü unutamadık, ama bizi unuttuk.
en sonunda da sen gittin.
yavaş yavaş gittin o çok uzaklara.
sana kızamayacağım çok uzaklara.
sana kızamayacağım, seni affedeceğim çok uzaklara.
teyzemin kızı ile seni andık bu akşam.
seni o bile unutamamış
ne garip değil mi?
trabzonspor berabere kaldı.
sen olsan sayar söverdin bende sana kızardım sövme diye.
sonra da burdan kavga çıkarırdık.
fikir çatışması çirkin bir kavgaya dönerdi.
şu an tebessüm ettiğim bir kavgaya.
hayat insana bazı anları cehennem eder.
hani kavga edersin, kavga büyür nerden başladığını unutursun.
öyle günlere gebe bir 3 nisandı.
birazdan bitecek bir 3 nisan.
boşluğa yazdığımı saydığım, kimseden bir yorum ya da soru istemediğim bir karalama bu.
ayrı bir evrende olduğumun düşünülmesini istediğim, sessizlik istediğim bir karalama.
içimden hüzünlü bir şarkı söylemek gibi olanından.
devamını gör...
2206.
canın sıkılıyor birisiyle konuşmak istiyorsun ama sonra aklına kimine konuşursan konuş seni anlayamayacağı geliyor.
devamını gör...
2207.
içimdeki boşluk neyle dolacak bilmiyorum.
acaba içime biraz sen mi kaçsan..
devamını gör...
2208.
hiçbir şey olmadıysa bile kesinlikle bir şeyler oldu, 4 yıl sonra topu topu nereden baksan kocaman 3 saat 45 dakika yan yanaydık ve sen hala çok güzelsin
devamını gör...
2209.
yine ve yine yazacağım. daha önce de bunun gibi bir şey yazmıştım sanırım. hayatımın en yalnız hissettiğim dönemlerindeyim. çevremdeki üç beş insan yetmiyor. evet insan sosyal bir varlık, birbirimize ihtiyacımız var. yeri geldiğinde kendine yetebilmeli insan fakat sanırım kendimi kandırmaktan başka bir şey yapmıyorum. kendimle iyi geçinmeye, iyi hissedeceğim şeyler yapmaya çalışıyorum fakat günün sonunda yine o his geliyor. belki de hiç gitmiyor? nasıl baş edeceğimi bilmiyorum fakat çabalıyorum... ama olmuyor işte, olamıyor. birilerine ihtiyaç duyuyorum. çok doğal bir şey olduğunun farkındayım veya tam tersi hep insanlarla beraber olamayacağımızın. bilemiyorum. bu genç yaşımda aşırı yalnızlık hissi çok bunaltıyor sadece. ve kafamı meşgul etmesi gereken şey bu olmamalı. umarım aşabilirim.

how to fight loneliness?
just smile all the time.
buradan
devamını gör...
2210.
bugün fazla uyudum ve uyandığımda öğle sonuydu. hayatıma baktım o kafanın berraklığıyla, sonra ülkeyi düşündüm. bazen böyle bir dönemi yaşadığımıza inanamıyorum, bi rüyada gibiyiz, her şey ama her şeyin içi boşalmış, bir karanlık film senaryosu gibi. ramazan ayındayız mesela şu an, nerde o atmosfer, nerde o kalabalık masalar, nerede o huzur. kıyamet koptu çoktan ve biz masumiyetimizi yitirdik, ölüm insan için bir ödül, en büyük dileğim elden ayaktan düşmeden acısız bir ölümdür. yaşamak ise ağlaya ağlaya acı biber yemek gibi birşey.
devamını gör...
2211.
soyunsam mı acaba.
devamını gör...
2212.
bana bir şeyler oldu sözlük. aslında bugün keyfim gayet yerindeydi ama nedenini anlayamadığım bir şekilde birden moralim bozuldu. ders çalışıyım belki düzelir düzelmezse de vakit geçer düşüncesiyle ders çalışmaya başladım. derste geçen bi konudan etkilenip vasiyet yazmaya karar verdim. yazarken arkadaşımı aradım "bak ben böyle bir şey yapıyorum. yeri de burası haberin olsun." dedim. başta garipsedi ama "ne olacağımız belli değil" diyerek ikna ettim "tamam" demek zorunda kaldı. ben az önce vasiyetimi yazdım sözlük. yazarken ağlamadım da bitirdikten sonra hıçkıra hıçkıra ağladım. ölümün her an farkında olarak yaşıyorum zaten. özellikle son yılımı böyle yaşadım ama vasiyet yazmak bana biraz ağır geldi sanırım. en azından içimde kalması yerine kağıda döktüğüm için mutluyum. buraya yazmak biraz daha iyi geldi. teşekkür ederim sözlük, çok kalp.
devamını gör...
2213.
içimdeki bu boşluk bile güzel ifade edilmeli
öyle alelade yazmamalıyım

şimdi duruyor bütün saatler
sen, ben
her şey
ve bitmesin istiyorum
bomboş sokaklarda
tabii ki gecenin bir vakti
tek tük geçenleri merak ediyorum
mümkünse ne bir rüzgar
ne bir hışırtı

bir yalnızlığı özlüyorum sen gibi
yaklaştıkça sesler
kulak verdikçe
tanımadığım kapılar açılıyor
içim soğuyor ev sahibine
kanım donuyor yavaş yavaş
ölmüyorum ölüler evinde
öldürmüyoruz birbirimizi
kimse ölmüyor
ama kimse yaşamak da istemiyor

sadece akmasın istiyorum zaman
dursun öylece...
devamını gör...
2214.
yine bir şeyler olacak gibi olup olmadı. kısır döngü içinde yaşıyormuş gibi hissediyorum bazen. insanların kocaman yaralar açıp ardına bile bakmadan çekip gitmesi ve o yaraları iyileştirmeyle cebelleşmekten yoruldum. kalbim un ufak olmuş gibi. nasıl anlatılır, ne zaman geçer, nasılır aşılır, biri ses etsin..
devamını gör...
2215.
artık yataktan çıkabiliyorum. en azından biraz da olsa hayatıma bakmaya başladım. hala buruğum, hala zamanlaması kötü olan ağlama krizlerim oluyor.
bugün 2 gündür ağlamamış olduğum için sevindim. insanın buna sevinmesi ne kadar acınası diye düşündüm. sonrasında kaseye koyduğum toz şekeri görünce ağladım. bazı şeylerden kaçmaya çalıştıkça onların esiri olmak ne kadar kötü değil mi yavrucum?
devamını gör...
2216.
bir çok sebepten sabah olmasını istemeyebiliyor insan. bazen zor bir güne başlayacak olmanın stresi, bazen hüzünlü bir ayrılık yaşanacağı gerçeği bazen başka bir şey. bilemiyorum. duruma ana göre değişebiliyor ama sanırım bir doğaüstü yetenek seçme şansım olsa zamanı yönetebilmeyi isterdim en çok. zamansız bir göt olmaktan da kurtulurdum belki o zaman kim bilir…

yönetebilseydim zamanı, sadece sabah olmasını engellemekle kalmazdım bu gece. uzun ve sıcak bir araba yolculuğundan sonra varılan yazlık evin bembeyaz odalarına, akranım olan kuzenlerimle kıkırdamaktan uyuyamadığımız, ebeveynlerimizin şşşş’lerine maruz kalıp daha çok gülüştüğümüz o gecelerden birine dönerdim. tatilin ilk sabahına uyanılacak olan ve ilk uyananın diğerlerini uyandıracağı anlaşması yapılan o uzun gecelerden birine. sabah olması için sabırsızlandığımız gecelere…

çocuk olmayı özledim. babamı özledim.
devamını gör...
2217.
hayat kısa... ve tabi ki kuşlar uçuyor. kuş bu uçar tabi. ne bekliyoruz ki zaten kuştan? ağzıyla kuş tutsa kuş yine kuş. altın kafese koysan kafes kuştan önce uçacak. altın bu. seviyor yüksekleri. yapacak bir şey yok. neyse boşverin şimdi kuşları kafesleri bizim derdimiz hayatla. ne diyorduk... heh hayat kısa. kuşlar mı? kuşları s**tir edin. hatta elinizden geliyorsa hayatı da s**tir edin. elinizden gelmiyor dimi? biliyorum. nerden mi? g*tümden uydurdum. edebiyat kasmadan yazamıyorum çünkü. ama tek ben değil cemal süreya da öyle. kimse de çıkıp demiyor ki ulan kuşların kısa olmasının hayatın uçmasıyla ne ilgisi var? cemal süreya dediyse paylaşılıyor dimi öyle ya da böyle? halbuki ben desem o sözü "ne deyyu bu hergele gene saçma sepan konuşayyo bakele" derdiniz. biliyorum iç sesiniz bir köylü. ziyanı yok. edebiyat şair avuntusudur demişti biri. kim mi demiş? sana ne olum kim demişse demiş beni dinlesene sen. ya da dinleme boş konuşuyorum ben. ama bu senin yeni bir higgs parçacığı bulmaya yönelik mühim çalışmaların olduğunu göstermez. buraya kadar okudunsa en az benim kadar boşsun. ki zaten boşluğun hacmi kıyaslanmaz. boşsan boşsundur. onu bunu bırak da neden uyumuyorsun bu saatte bunu okuyan işsiz? yat zıbar ulan ne derdin var? varoluş sancısı mı çekiyorsun? gemilerin mi battı? hasta mısın, yorgun musun neyin var sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar? ben mi? beni sorma. sorma dedim ya!
devamını gör...
2218.
yaşamak ve beklemek üzerine:

ebedi bir bekleyişe dönüşüyor artık yaşamak. neyi beklediğini bilmeden. yarım bir ömür diyorum buna ben, tamamlanması gerekir bir şekilde. ama bunu başaracak ne heves ne de umut kaldı. önce heveslerim amaç, sonra amaçlarım umut, umutlarım ise solup düşen bir yaprak oldu.

gerçeklerden kaçmak en büyük sığınağım. bir dakika bile kendimle baş başa kalmamalıyım. bütün meşguliyetim kendimden kaçacak bir delik aramak.

yüzleşmeliyim diyorum bazen. üstüne üstüne gitmeliyim bu canavarın. ne var ki savaşmak çözüme kavuşturmuyor hiçbir şeyi. diyalog yoluna gitmek geliyor aklıma ama şeytanla da müzakere masasına oturulmuyor.

evet yarım bir ömür ama tamamlanması gerekir bir şekilde. tekrar ebedi bir bekleyişe dönüşüyor yaşamak. yaşamak, bir bekleyiş.
devamını gör...
2219.
kargaların hafif esen rüzgar sesine karışan kahkahaları günlük dozda delirmem için zorluyor beynimi.
randevu evinde yapılan baskında fahişelerin suçunu red etmemesinden çıkan tiz bir fuhuş senfonisi.
yarı tanrı yarı felçliği anımsatan bir yüz şizoid nöbetlerinde kesiyor bileklerini, özgürlüğe kavuşan kanın sevinç çığlıkları dolduruyor beynimin odalarını.
birileri sevişiyor kanlı odada diğerinde bir müptezelin son doz ayini.
bir melek siyaha boyuyor kendini.
hayatımı gözlemleyebilirsiniz peki ya kafamın içindekileri ?
devamını gör...
2220.
bendeki de hayal.zaten iyi insan mı olur.insan dediğin kötü olur.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim