normal sözlük yazarlarının karalama defteri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
başlık "makedonyalı" tarafından 08.11.2020 16:43 tarihinde açılmıştır.
501.
yıllar geçti, ben hala aynı şarkıda aynı sözde, aynı gözlerde kaldım..
devamını gör...
502.
keşke buraya aşk acılarımı falan yazabilseydim. ama yazılmaya değecek kadar önemsiz diğer konulara nazaran. hayatımdaki hiçbir şey düzgün gitmiyor. ne gibi? dediğini duyar gibiyim. iş, aşk, sağlık. o kadar tükenmiş, o kadar yalnız, o kadar bıkkın, öfkeli, halsiz hissediyorum ki. yeni bir gün. bu cümle kadar anlamsız bir şey yok benim için. çünkü yeni bir gün yok. hep kendini tekrarlayan ve günün hiçbir vaktinde hiçbir şey yapmadığım boş beleş rutin işler var. hani bazı insanlar var bir şeylerden zevk alıyor. müzik dışında hayatımda hiçbir şeyden zevk almıyorum. o da biraz biraz beni yansıttığı için. şu an yazmıyorum, kusuyorum. çünkü içi zınka zınk dolmuş bir bardak gibiyim. içindeki dökülse de hala dolu olan bir bardak gibi. normal insanın yaşamındakiler benim hayalim. basit şeyler aslında. evet, tamam benim de hatalarım var. hiçbir hareket göstermeden, çabalamadan bir şeyler beni bulsun istiyorum. evet bu yanlış. ama denemedim de demiyorum. denedim. ve benden gram daha iyi olmayan insanların istediğim yere basitçe çıkabildiğini gördüm. adalet? o yok. hem de hiçbir yerde. hayatımın büyük bölümünü bir hiç olarak geçirdim. korkum hepsinin hiç olması. en büyük korkum bu.
devamını gör...
503.
ilk şiirimi veremle savaş haftasında yazmıştım ödülüm ise pastel boya setiydi baya renkli renkli. bütün hayatım bu ikisi arasında şekillendi. melankolik yapıma bir sürü insan sığdırmaya çalıştım bazı renkli bazı sevimli. her defasında aynı hayal kırıklığıyla melankolimi besledim ama asla boğulmadım oysa ki yaşantım kocaman bir bataklık misali. şimdi dönüp bakıyorum yazı tarihime, değer verdiğim insanlara... hep masumane bir hevesle kendimi avutmuşum, bu dünya denen karanlık çukurda huzura sadece şiirle kavuşmuşum. varsın olsun en azından hala diyebiliyorum aynalara karşı ''ben buymuşum '' .
devamını gör...
504.
bir ben var benden içeri. anlatsam kimse inanmaz. hey gidi günler be...
devamını gör...
505.
içimizi hunharca döktüğümüz başlık.

kapasite meselesi bazı şeyler!
herkesin kendi kalıbı, kendi içinde şekillendiği bir kabı var... sen oturdun dünyanın en muaazzam kelimeleriyle en can alıcı cümlelerini kurdun mesela yine de karşındakinin anladığının ötesine geçebilir misin? fikri kadar anlar seni! sonra diyoruz ki neden çıktı bu anlaşmazlıklar? çünkü kendi ringinde oynamadın. kendi seviyende seçmedin rakibini de, eşini de, dostunu da, arkadaşını da... ahlar vahlar boşa dostlar en başından belirleyecektiniz kime ne kadar yakınlaşıp kimle ne denli bağlar kurabileceğinizi... iletişim tabi güzel.herkesle selamlaşmak hemen bağ kurmak, herkesle arkadaş olmak... ama devamında hazırsan hırpalanmaya, hayal kırıklığına uğramaya,... gerçeği tüm çıplaklığıyla görüp yahu ben kimlerle muhattap olmuştu mu kısa sürede sindirebileceksen aç hayatının kapılarını tüm insanlığa! yani uzatmadan şunu demek isteyeceğim muhattabın her kimse hayatının en derin yerlerine kabul etmeden bir ölç tart bakalım seninle yarı yolda nefes nefese kalıp seni yarı yolda yüzüstü bırakabilir mi? herkimse irtibat kuracağın kişi seni senin vasıflarınla kaldırabilecek mi? tabi bazı yol ayrımları olacak ama yolun ayrıldığında kendini daha değersiz hissediyorsan orada bir düşün derim!
yahu banuca şu fotoya bakıp bunlar mı geldi alklına diyebilirsiniz. vallahi geldi. gece gece idare edi verin artık.
herkeslere iyi geceler.

kapasite meselesi bazı şeyler!
herkesin kendi kalıbı, kendi içinde şekillendiği bir kabı var... sen oturdun dünyanın en muaazzam kelimeleriyle en can alıcı cümlelerini kurdun mesela yine de karşındakinin anladığının ötesine geçebilir misin? fikri kadar anlar seni! sonra diyoruz ki neden çıktı bu anlaşmazlıklar? çünkü kendi ringinde oynamadın. kendi seviyende seçmedin rakibini de, eşini de, dostunu da, arkadaşını da... ahlar vahlar boşa dostlar en başından belirleyecektiniz kime ne kadar yakınlaşıp kimle ne denli bağlar kurabileceğinizi... iletişim tabi güzel.herkesle selamlaşmak hemen bağ kurmak, herkesle arkadaş olmak... ama devamında hazırsan hırpalanmaya, hayal kırıklığına uğramaya,... gerçeği tüm çıplaklığıyla görüp yahu ben kimlerle muhattap olmuştu mu kısa sürede sindirebileceksen aç hayatının kapılarını tüm insanlığa! yani uzatmadan şunu demek isteyeceğim muhattabın her kimse hayatının en derin yerlerine kabul etmeden bir ölç tart bakalım seninle yarı yolda nefes nefese kalıp seni yarı yolda yüzüstü bırakabilir mi? herkimse irtibat kuracağın kişi seni senin vasıflarınla kaldırabilecek mi? tabi bazı yol ayrımları olacak ama yolun ayrıldığında kendini daha değersiz hissediyorsan orada bir düşün derim!
yahu banuca şu fotoya bakıp bunlar mı geldi alklına diyebilirsiniz. vallahi geldi. gece gece idare edi verin artık.
herkeslere iyi geceler.
devamını gör...
506.
kendimi yaşıyor saymıyorum. üretmiyor, araştırmıyorum artık. kimselerle görüşmüyorum, eskisi gibi gülmüyorum. kimsenin uğramadığı bi ev gibi hissediyorum. varken yok. orda ayakta ama hayat yok, içinde bir soluk, sıcaklık yok. çabalamaktan ve hep olmamasından hem sıkıldım hem yoruldum. başkasının yükünü taşımaktan, onlar yerine de düşünmek zorunda olmaktan yıldım. benim hayatım varsa sadece ben yaşamak istiyorum. söz sahibi ben olayım. düşüncelerini ifade edebilen, -mış gibi yapmayan ben olmak istiyorum. şimdilerde ben hiç ben gibi değil. tanımadığım birine dönüştüm. tuhaf, garip ve oldukça yabancıyım..
devamını gör...
507.
simsiyah bir gecenin puslu karanlığında ilerlemeye çaba gösterirken, tutunacak kupkuru bir dal bile bulamayacak kadar uzaklara itilmenin acısıyla ilerliyorum.
bir çok zaman aynı yolu defalarca tekrar edip, yürümekten yoruluyorum, içten içe ise korkarak kendi kendimin düş gelgitlerinin sarpa sarmış o karanlık noktasında bir ışık arıyorum.
odamda ki karanlıkta parlayan sigaramdan derin bir nefes çekerken ki o kıvılcım parıltısı bir kaç saniyede olsa yüzüme ışık saçtı ve o ışık usulce kendini ebediyete teslim etti.
acıları ve öfkesi terk etmiyordu yanlış yapmaktan defalarca harap olmuş ruhunu, odanın içinde uzandığı soğuk zeminde ansızın göğsüne saplanan ağrıları belki de kaldıramayacağı bir yükün felaket habercisiydi
genel'de hep kaçtı, her koşulda, her zorlukta, ipini koparmış, esaretin acısını sırtına yüklemiş halde nefes nefese deli bir tay gibi hep kaçtı, sonunda ise dipsiz bir yolun içlerine doğru çekildi.
cevaplarını bulamayacağı karmaşık döngülere girmekten hoşlanırdı, sorularına yanıt bulamasa bile ısrarla bunu tekrarlardı, ama o farkına varamadığı bir döngüde sürekli bir şekilde ezilecekti.
karakterinin ve yaşantısının getirdiği tecrübenin eseriyle birlikte içinde ki kuruntular tek bir toz taneciğinden kasırgalar yaratacak ve kasvetle sıkıntıya mahkum bir hale gelecekti.
bir çok zaman aynı yolu defalarca tekrar edip, yürümekten yoruluyorum, içten içe ise korkarak kendi kendimin düş gelgitlerinin sarpa sarmış o karanlık noktasında bir ışık arıyorum.
odamda ki karanlıkta parlayan sigaramdan derin bir nefes çekerken ki o kıvılcım parıltısı bir kaç saniyede olsa yüzüme ışık saçtı ve o ışık usulce kendini ebediyete teslim etti.
acıları ve öfkesi terk etmiyordu yanlış yapmaktan defalarca harap olmuş ruhunu, odanın içinde uzandığı soğuk zeminde ansızın göğsüne saplanan ağrıları belki de kaldıramayacağı bir yükün felaket habercisiydi
genel'de hep kaçtı, her koşulda, her zorlukta, ipini koparmış, esaretin acısını sırtına yüklemiş halde nefes nefese deli bir tay gibi hep kaçtı, sonunda ise dipsiz bir yolun içlerine doğru çekildi.
cevaplarını bulamayacağı karmaşık döngülere girmekten hoşlanırdı, sorularına yanıt bulamasa bile ısrarla bunu tekrarlardı, ama o farkına varamadığı bir döngüde sürekli bir şekilde ezilecekti.
karakterinin ve yaşantısının getirdiği tecrübenin eseriyle birlikte içinde ki kuruntular tek bir toz taneciğinden kasırgalar yaratacak ve kasvetle sıkıntıya mahkum bir hale gelecekti.
devamını gör...
508.
bizim gibi insanlar için kurtuluş yoludur. bazen insan gidebilmek, herhangi bir yerde umutla ve sıkıca bir nedene tutunabilmenin düşüyle ömür geçirir, ve belkide hayatında asla dolmayacak ruhsal boşluğunu bir çok neden ve sebeple doldurmaya çaba gösterir.
işin gerçek boyutuna geldiğimiz zaman ise farkettim ki ben de daha önceki yaşamını sonlandıran bir çok insanla aynıyım, hayatımın yarısını veya daha fazlasını geçirmiş biri olarak bu zamana kadar öyle dolu dolu zevk almış, ağız dolusu kahkaha atmış, doya doya yaşamış hissetmedim hiç. bırakın coşku duymayı, doyumdan bile uzak bir yaşam, neredeyse tatsız ve zevksiz...
yaptığım öz eleştirilen sonucunun en yüksek mertebesindeyim, tüm yaşantımı gözler önüne sererek son yapacağım son bir öz eleştiri ile uzaklaşacağım, belki son günüm bugün belki bir gün daha yaşayacağım ama fark edecek bir durum söz konusu olacak mı ?
yıllar süren hesaplaşmaların neticesi olarak bu acı dinecek.
işin gerçek boyutuna geldiğimiz zaman ise farkettim ki ben de daha önceki yaşamını sonlandıran bir çok insanla aynıyım, hayatımın yarısını veya daha fazlasını geçirmiş biri olarak bu zamana kadar öyle dolu dolu zevk almış, ağız dolusu kahkaha atmış, doya doya yaşamış hissetmedim hiç. bırakın coşku duymayı, doyumdan bile uzak bir yaşam, neredeyse tatsız ve zevksiz...
yaptığım öz eleştirilen sonucunun en yüksek mertebesindeyim, tüm yaşantımı gözler önüne sererek son yapacağım son bir öz eleştiri ile uzaklaşacağım, belki son günüm bugün belki bir gün daha yaşayacağım ama fark edecek bir durum söz konusu olacak mı ?
yıllar süren hesaplaşmaların neticesi olarak bu acı dinecek.
devamını gör...
509.
aralık 28'ine kavuşur,ben doğarım..
yüzüm gözüm dünya içi nefes.
ışığın seyrinde dönen toz zerresi bi ufaklık,
şavkına gözlerimi kısarak baktığım.
el ayasından oval bir tınısı var bu gülüşün,
dudaklarım suyun ve göğün öğesi..
şimdi yeşil kokuyorum her rengin ezgisinde,
hem..kanatları var bu kuşun..
alaimisemanın penceresinde..
d.b
yüzüm gözüm dünya içi nefes.
ışığın seyrinde dönen toz zerresi bi ufaklık,
şavkına gözlerimi kısarak baktığım.
el ayasından oval bir tınısı var bu gülüşün,
dudaklarım suyun ve göğün öğesi..
şimdi yeşil kokuyorum her rengin ezgisinde,
hem..kanatları var bu kuşun..
alaimisemanın penceresinde..
d.b

devamını gör...
510.
7 sene geçti.
devamını gör...
511.
ağlamaktan başka eylemde bulunamayan bi insana dönüştüm, ağlayınca hastanelik olan ama başka çaresi de olmayan bi insan. neden yaşıyorum diye sorguladığım bi gece daha.
devamını gör...
512.
513.
çocukluğuma ait bi dolu saçma anı var. saçma diyerek haksızlık ediyorum belki ama biri var ki, yeri gelmişken yıllar önce "ki" bağlacını sıklıkla kullanmanın samimiyetsizlik göstergesi olduğunu okumuştum bir yerde ve yazık ki kimin düşüncesiydi hatırlamıyorum. bu zehirli düşünce, yazarken arka planda çalışan engellerimden biri oldu. demek ki evet, "ki" bağlacını yine kullandım, söz, güçlü bir silaha dõnüşebiliyor, şeklindeki klişe ifadeyi tam olarak bu noktada kullanırsam, yazıma bir esneme payı verip okuyanı "bir çay kahve içsem iyi olur"seçeneğine yönlendirebilirim. yazarların mı yoksa cerrahların mı daha çok tanrı' yı oynadığını bilemem. bir zamandan sonra yazmamı onlara sınırlı-sınırsız hayatlar vermemi bekleyen kurgu ya da gerçek kişilerin beni bu konuda sıkıştırdıklarını hissediyorum. hiçbirinin bunu yapmakla ilgili baskısı yok aslında. bir önceki cümlemle ondan da öncekini çürütmüş oldum. sözcükler, dört nala bana doğru koşarken birilerini yakalıyorum. rakamlar da görünür hale gelmiyor değil. onları şimdilik saati sorduğumda, bir de tekrarlarda, ha bir de maaş günlerinde yakalıyorum. bir ki ses.
bir süredir ters çevrilmiş bir fincan benzetmesine sığındığım üzerime kapanan dünya vardı. bir ara vermiştim ya da koşullar gereğiydi. sözcükler geliniz ve göğümü çözünüz demek istiyorum.
çocukluk anım mı? sanıyorum dört-beş yaşlarımdaydım. başına patates bağlayan annemin şiddetli bu ağrı karşısında kıvrandığını görünce yüzümü tükürüklerim ile kaplamışım. yaptığımın farkında değildim, inanılmaz ilkel ve o oranda doğaldı. yüzümün o halini görünce dehşete düşen komşu teyze bu kadar tepki vermeseydi belki acı karşısında hissizleşen yanıma bir katkı yapmazdı. en azından mide bulandırıcı bile olsa bir çabam söz konusuydu. bunun gibi daha nice kendimi keşfetme öyküleri yazmalıyım. bunun için zehiri azaltmam gerek. başkaları ne düşünür zehirini, evet onu azaltmalıyım.
sakin ol küçük kız geçecek. yakıştı yüzüne hani, hala güzelsin.
bir süredir ters çevrilmiş bir fincan benzetmesine sığındığım üzerime kapanan dünya vardı. bir ara vermiştim ya da koşullar gereğiydi. sözcükler geliniz ve göğümü çözünüz demek istiyorum.
çocukluk anım mı? sanıyorum dört-beş yaşlarımdaydım. başına patates bağlayan annemin şiddetli bu ağrı karşısında kıvrandığını görünce yüzümü tükürüklerim ile kaplamışım. yaptığımın farkında değildim, inanılmaz ilkel ve o oranda doğaldı. yüzümün o halini görünce dehşete düşen komşu teyze bu kadar tepki vermeseydi belki acı karşısında hissizleşen yanıma bir katkı yapmazdı. en azından mide bulandırıcı bile olsa bir çabam söz konusuydu. bunun gibi daha nice kendimi keşfetme öyküleri yazmalıyım. bunun için zehiri azaltmam gerek. başkaları ne düşünür zehirini, evet onu azaltmalıyım.
sakin ol küçük kız geçecek. yakıştı yüzüne hani, hala güzelsin.
devamını gör...
514.
doğumumda üstüme 3. sınıf bir terzinin elinden çıkmış karanlık bir elbise giydirmişlerdi, herkeste aynısı vardı, benim de herkes olmam bekleniyordu.
13 yaşıma kadar dayandım, sonra parçalayıp attım üstümden bir daha da ne onunla ne de başka rengiyle işim olmadı. şimdilerde bozkırın en alaboz yerinden mavi bir elbise giymiş biri geliyor yanıma, inadına hanımeli kokuyor, arkada pavane çalmaya başlıyor, benim tüm ezberlerim bir kez daha bozuluyor, üstüne üstlük hoşuma da gidiyor iyi mi? puh ve şükür!
avgoustos ağustos'a evrildi, arada temmuz var sıra onunla bir anlaşma yapmama bakar.
o elbiseyi lütfen çıkarma üzerinden, belli mi olur senin rengine yakışan rüzgar kıvamında bişi giyer öyle gelirim yanına.
sahi, hâlâ duruyor mu kurtuluş parkının karşısındaki o pastane? yolumuz uzun, bişiler alalım, yolda acıkırsın.
13 yaşıma kadar dayandım, sonra parçalayıp attım üstümden bir daha da ne onunla ne de başka rengiyle işim olmadı. şimdilerde bozkırın en alaboz yerinden mavi bir elbise giymiş biri geliyor yanıma, inadına hanımeli kokuyor, arkada pavane çalmaya başlıyor, benim tüm ezberlerim bir kez daha bozuluyor, üstüne üstlük hoşuma da gidiyor iyi mi? puh ve şükür!
avgoustos ağustos'a evrildi, arada temmuz var sıra onunla bir anlaşma yapmama bakar.
o elbiseyi lütfen çıkarma üzerinden, belli mi olur senin rengine yakışan rüzgar kıvamında bişi giyer öyle gelirim yanına.
sahi, hâlâ duruyor mu kurtuluş parkının karşısındaki o pastane? yolumuz uzun, bişiler alalım, yolda acıkırsın.
devamını gör...
515.
' eve gitmek istiyorum ama evim neresi bilmiyorum.' dedi kadın.
burası ona ' ev ' olsun.
pervaza konan kuşlarda olsun ama...
kapısına da şey yazalım 'içeride kalp kırmak yasaktır!'
bence oldu.
çiçekli perdeleri asıp, çayı da demledik mi tamam...
burası ona ' ev ' olsun.
pervaza konan kuşlarda olsun ama...
kapısına da şey yazalım 'içeride kalp kırmak yasaktır!'
bence oldu.
çiçekli perdeleri asıp, çayı da demledik mi tamam...
devamını gör...
516.
sevgili defter, zor bir dönemden geçiyorum. gerçekten sınandığımı düşündüğüm bir dönem. bir yerden aşağıya düşüyorum ama daha yere çarpmadım. düşüşüm sürmekte. bakalım ne zama çakılacağım yere. korkmuyor değilim. zaten ben yaşamaktan dahi korkan biriyim. * )
devamını gör...
517.
//uyumlulara uyumsuz notlar _2_
şimdilerin somut kısaltılmış maddeleri halinde kelimeler,
konuşurken boş bakan gözlerin arkasında neyin dolu olduğunu ve neden vites küçülterek hayatını devam ettirme çabası içinde kaldığını merak ediyoruz.
çocukları daha çok seviyoruz bu sebepten,
cumlelerin en yerleşik ikazlarını olduğu gibi anlatıyorlar dilleri masum düşünceler yaşanmışlıklardan muaf.
takdir görmek isteyerek uyanıyor gözümüz her gün ve her gün ve yine her gün.
uzun bacaklı şımartılmış egolarını tatmin ettikten sonra insan hallerinin,
iş dönüş yolunda düşünüyoruz..ait olduğum yerde miyim?
yoksa olduğum yer mi bana emanet edilmiş?
çoğu insanın elleri terler duygularını dile getirirken,
küçük görülme yada anlaşılmama daha kötüsü yanlış anlaşılma damlaları diyebiliriz ter damlalarının adına.
bunun için sürekliliği kalmıyor empati kurmanın,
bunun için eksik kalıyor cümlelerimiz,
bunun için duygusuz hale geliyor yüreklerimiz..
ve..günün sonu,
taç giydiriyoruz en sevdiğimiz şarkı ile mutlu sandığımız gülümsemekten yoksun gözlerimize...bunun adı ise..
günü şerefiyelendirme..
d.b
şimdilerin somut kısaltılmış maddeleri halinde kelimeler,
konuşurken boş bakan gözlerin arkasında neyin dolu olduğunu ve neden vites küçülterek hayatını devam ettirme çabası içinde kaldığını merak ediyoruz.
çocukları daha çok seviyoruz bu sebepten,
cumlelerin en yerleşik ikazlarını olduğu gibi anlatıyorlar dilleri masum düşünceler yaşanmışlıklardan muaf.
takdir görmek isteyerek uyanıyor gözümüz her gün ve her gün ve yine her gün.
uzun bacaklı şımartılmış egolarını tatmin ettikten sonra insan hallerinin,
iş dönüş yolunda düşünüyoruz..ait olduğum yerde miyim?
yoksa olduğum yer mi bana emanet edilmiş?
çoğu insanın elleri terler duygularını dile getirirken,
küçük görülme yada anlaşılmama daha kötüsü yanlış anlaşılma damlaları diyebiliriz ter damlalarının adına.
bunun için sürekliliği kalmıyor empati kurmanın,
bunun için eksik kalıyor cümlelerimiz,
bunun için duygusuz hale geliyor yüreklerimiz..
ve..günün sonu,
taç giydiriyoruz en sevdiğimiz şarkı ile mutlu sandığımız gülümsemekten yoksun gözlerimize...bunun adı ise..
günü şerefiyelendirme..
d.b
devamını gör...
518.
"ben onun gülümsediği bir dakika için şükür ediyorum."
bu akşam canım çok yandı. gözlerimden yaşlar döküldü. silip, kurulayıp gülümsediğim birçok an.
bir adam, nikah şahidi olduğum. ortaokuldan beri tanıdığım. canım yandığında telefona sarılıp gözyaşımı döküp acıma ortak ettiğim. bir adam. yanındayken gülüp konuşmak zorunda kaldığım. morali yüksek olsun ki bedeninle savaşırken güçlü olsun diye, havadan sudan konuştuğum bir adam. henüz doğmayan çocuğunun doğmasını, büyümesini görmesini istediğim.
bir kadın hamilelik şımarıklığana düşmek yerine, o iyi olsun da ben her şeyin bir çaresine bakarım diyen. yaşadığı her normal ana şükür ediyorum. yanında eskisi gibi olun sadece diyen.
salgın var diye sarıp sarmalayamadığım, uzaktan her şey geçecek diyen bir ben. bugünler geçecek diyen, buna inanmak isteyen. iyi olsun lütfen, iyi olsun demekten başka elinden bir şey gelmeyen bir ben.
gözüm yaşlı, kalbim kırık hayat. bugün sitemliyim sana.
bu akşam canım çok yandı. gözlerimden yaşlar döküldü. silip, kurulayıp gülümsediğim birçok an.
bir adam, nikah şahidi olduğum. ortaokuldan beri tanıdığım. canım yandığında telefona sarılıp gözyaşımı döküp acıma ortak ettiğim. bir adam. yanındayken gülüp konuşmak zorunda kaldığım. morali yüksek olsun ki bedeninle savaşırken güçlü olsun diye, havadan sudan konuştuğum bir adam. henüz doğmayan çocuğunun doğmasını, büyümesini görmesini istediğim.
bir kadın hamilelik şımarıklığana düşmek yerine, o iyi olsun da ben her şeyin bir çaresine bakarım diyen. yaşadığı her normal ana şükür ediyorum. yanında eskisi gibi olun sadece diyen.
salgın var diye sarıp sarmalayamadığım, uzaktan her şey geçecek diyen bir ben. bugünler geçecek diyen, buna inanmak isteyen. iyi olsun lütfen, iyi olsun demekten başka elinden bir şey gelmeyen bir ben.
gözüm yaşlı, kalbim kırık hayat. bugün sitemliyim sana.
devamını gör...
519.
selam dünlük;
günlük değil öyle olsa her gün yazardım. biriktirip aylık olarakta tanımlayamam. dünden kalanlar diyebilirim ama. nedenini sorma, iç karartabilir, okuma. enerjinden gitsin istemem, içimi dökmek isterim. bakma kusura kapat gözünü.
kadir ezildi’ye meze olabilecek kadar bok götürüyor her yeri. içimi, dışımı, evimi, hayatımı. yaşamıyorum, yaşayamıyorum ulan gene mi boğuldun? gene mi aynı isyanın laciverti? napam, evet boğuldum da geldi ilham perisi. ihtimal olanı güzel ama bak, dinle tavsiye ederim. zalim bi tip bu, mutsuzluktan besleniyor zaar. doğaçlama ancak mutsuzken yazabiliyorum.
şu hayatta kendimi bildim bileli (göreceli kavramın danası) huzur istedim. bir de aşk. lüks bir şey sanırım. henüz aynı anda ikisine denk gelmedim. geçenlerde bir flört girişiminde bulundum. hele hele. ya hahah… ya gerizekalı senin bir hayatın mı var da?? aptalım. gerçekten sinirlerim bozuluyor düşündükçe. neye ne diye girişiyosun? sen önce bir bok götüren evi temizle demezler mi adama? sen önce bir düşüncelerini derle, topla demezler mi?
huzur temizlikte değil. temizlik kokusunda da değil. bir sonra ki temizliğe kadar geçen süreçteki ferahlıktır. kime göre? bana tabiki. şu halimde bir de senin görecelerini mi ele alacaktım? hey allahım…
aşka gelince;
bir rüya.
koşuyorum koşuyorum, geçemiyorum,
yanıyorum içemiyorum sıcak şarabı.
çalıyorum çalıyorum açılmıyor kapı.
ya ben çok uykusuzum, ya balkonumdaki dolunayın ışığı çok fazla. bilemiyorum. tedirginim. iş hayatı, kariyer, evin bakımı, bitmeyen sorumluluklar, yeni eklenen sorunlar, arkadaşlıklar fazlasıyla yordu beni.
ha ama çok karanlıkta da değilim, arafta da. eeee o zaman nalet kadın neredesin? inan ki cennet bahçesinde değilim.
günlük değil öyle olsa her gün yazardım. biriktirip aylık olarakta tanımlayamam. dünden kalanlar diyebilirim ama. nedenini sorma, iç karartabilir, okuma. enerjinden gitsin istemem, içimi dökmek isterim. bakma kusura kapat gözünü.
kadir ezildi’ye meze olabilecek kadar bok götürüyor her yeri. içimi, dışımı, evimi, hayatımı. yaşamıyorum, yaşayamıyorum ulan gene mi boğuldun? gene mi aynı isyanın laciverti? napam, evet boğuldum da geldi ilham perisi. ihtimal olanı güzel ama bak, dinle tavsiye ederim. zalim bi tip bu, mutsuzluktan besleniyor zaar. doğaçlama ancak mutsuzken yazabiliyorum.
şu hayatta kendimi bildim bileli (göreceli kavramın danası) huzur istedim. bir de aşk. lüks bir şey sanırım. henüz aynı anda ikisine denk gelmedim. geçenlerde bir flört girişiminde bulundum. hele hele. ya hahah… ya gerizekalı senin bir hayatın mı var da?? aptalım. gerçekten sinirlerim bozuluyor düşündükçe. neye ne diye girişiyosun? sen önce bir bok götüren evi temizle demezler mi adama? sen önce bir düşüncelerini derle, topla demezler mi?
huzur temizlikte değil. temizlik kokusunda da değil. bir sonra ki temizliğe kadar geçen süreçteki ferahlıktır. kime göre? bana tabiki. şu halimde bir de senin görecelerini mi ele alacaktım? hey allahım…
aşka gelince;
bir rüya.
koşuyorum koşuyorum, geçemiyorum,
yanıyorum içemiyorum sıcak şarabı.
çalıyorum çalıyorum açılmıyor kapı.
ya ben çok uykusuzum, ya balkonumdaki dolunayın ışığı çok fazla. bilemiyorum. tedirginim. iş hayatı, kariyer, evin bakımı, bitmeyen sorumluluklar, yeni eklenen sorunlar, arkadaşlıklar fazlasıyla yordu beni.
ha ama çok karanlıkta da değilim, arafta da. eeee o zaman nalet kadın neredesin? inan ki cennet bahçesinde değilim.
devamını gör...
520.

9 kapı, biri banyo wc.
onu sayma.
6 sı dolu, sadece 2 türk varız bu katta, o en başta ben en sondaki odadayım. ikimiz sabit, ara odalar somali'lere ait, daha büyük o odalar, onlar da daha kalabalık zaten.
şu saat, kimse uyumamış, buranın saatine göre öğleden sonra / akşam kıvamı, her odadan sesler geliyor, somalice öğreniyorum yavaş yavaş, bunlardan önce salavatladığımız mali'lilerden de fransızca kapmıştım biraz.
şeytan diyor çal rastgele bir kapıyı, selam sabah vermeden gir içeri, boş bir yatağa vur kafayı ve uyu. onlar ben yokmuşum, hiç olmamışım gibi konuşma ve hayallerine devam etsinler, son durak ve son hayalleri belçika bu tayfanın, geçen gün oradan haber geldi ama, bazıları başarmış.yey!
sezen'in gülümse dediği zamanlar da az önce önümden geçti sanırım, o kadar da dikkatli dinliyordum oysa, tuhaf?
tanrım, ya güneşi hiç söndürme ya da bırak hep kapalı kalsın, arada kalınca olamıyorum ben.
canım patates salatası istiyor ve deli gibi koşarak koridorun sonundaki pencereden uçarak çıkmak şu an hiç de mantıksız gelmiyor.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar
karalama
2