2521.
naber defter? 10 gündür yazmıyorum diye yok oldum sandın di mi? ben de bunu istiyorum ara sıra çaktırma. yok olmak. buharlaşmak. hiç var olmamış olmak.

bensiz bir evren nasıl olurdu merak ediyorum. kedisever satanist hiç doğmamış olsun, ben o dünyaya gideyim ve birkaç x hızda izleyeyim o evreni. o dünyayı. sevdiklerim bensiz daha mı mutlu imiş, sevmediklerim bensiz ne haldeler. kimlerin hayatını nasıl etkiledim? bu soruları merak ediyorum ve cevabını bulmanın tek yolu bu.

''bu soruların cevabını neden merak ediyorum'' sorusuna bir cevap bulmak bu dünyada elimden gelen tek şey ama bunun için de bir çözümüm yok. bilmiyorum sözlük. yaşamaktan korkmak mı bu bilmiyorum ama insanların hayatındaki etkim minimum düzeyde olsun istiyorum. hatta olmasın istiyorum. takılıyorum işte öyle. bir yandan da insanlar bana dokunsun, hayatıma etki etsinler istiyorum.

şebo güzel özetlemişti aslında. sözü ona bırakayım noktayı koyarken;


sevilmek istiyorsan önce sevmeyi bileceksin
uçmayı seviyorsan düşmeyi de bileceksin
korkarak yaşıyorsan yalnızca hayatı seyredersin
devamını gör...
2522.
hiç telaşımız bitmiyor.
bazı insanlar kıpırdamadan durmak istiyor.
herkesten kopmak, uçsuz bucaksız bir yerde saklanmak istiyor.
kafasını boşaltmak, arınmak istiyor.
tüm yaşadığı telaşlardan kısa süre feragat etmek istiyor.
bir şarkıda söylenildiği gibi dünyadan uzak bir yer bulmak istiyor.

işte öyle bir güne bu hissiyatla uyanmak varmış.
günaydın karalama defteri bugün vişneler benden...
devamını gör...
2523.
dün dedem gece uyuyamamış çok ağırsı varmış.
meğersem apandisitmiş.

tamam küçük bir şey diyorsunuz da adam gelmiş 80 yaşına, hiç bir şey küçük değil artık onun için.

hastaneye giderken ağlayarak annanneme hakkını helal et demiş, bu da çok dokunmuş tabi.

ağlamış hep annannem.

üzüldüm, canım sıkıldı.

bu aralar bana bir şeyler oluyor.
her şey yolunda ama aynı zamanda değil.

içim huzursuz, mutlu değilim.
devamını gör...
2524.
soluksuz bir gece gibiydi günler. koşuşturan çocuk gibi. belki de beyaz bir bulut gibi. bilmiyorum... yalnızlıklar içinde bir hiç gibi. bağırmak istiyorum. delice haykırmak... buz gibi soğukta düşeceğimi bile bile koşmak istiyor, dilimin bağları çözülsün istiyorum. kaybolmak, uçmak istiyorum!
devamını gör...
2525.
anlamsız bir savaşın icindeyim ve ya ölürüm ya kazanırım bilmiyorum ama bir basimayim.
kazanirsam semerkand gibi bir yer insa edecegim hayatimda, kaybedersem bir kafeste ölüp gidecegim.
devamını gör...
2526.
naber sözlük? çok sıcak di mi ya. neyse, konumuza dönelim. konumuz ''hayatın dönüm noktaları''.

nedir sözlük bir hayatın dönüm noktası? daha doğrusu genel olarak dönüm noktası nedir? bir şeyin o ana kadar olan gidişatını değiştiren şey di mi? peki bunu nasıl algılıyoruz toplum olarak konu insan hayatı olunca?

okulu bitirmek, askerliği bitirmek, evlenmek vs. peki bunlar insanın gerçekten hayatını mı değiştiriyor? pek sanmıyorum. hayata nasıl baktığımıza bağlı ya da. hayatın gidişatını değiştiriyor bunlar ama peki ya bireyin kendi gidişatı nolacak? birey kendisini değiştirmeden hayatını değiştiremez.

günümüzdeki mutsuz evliliklerin temel sebebi de bu sanırım. toplum tarafından kendisine büyüdüğü söylenen yaşı geçkin ergenler. ''mezun oldun, büyü artık''. ''iş güç sahibi oldun, büyü artık''. ''evlendin, çoluk çocuğa karıştın büyü artık''. bırakın büyümesin ya, büyümek böyle bir şey değil.

hayatın dönüm noktaları büyütmez insanı sözlük. acılar büyütür. acı çekmeyen insanı büyüdün diye gaza getirmeyin zira büyümemiştir o. hayatın dönüm noktalarını bir kenara bırakalım, bireyin dönüm noktaları önemlidir ve bu dönüm noktaları sadece acılardır. bir acıdan beslenmeli insan büyümek için.

insan aşık olunca büyür. sevdiğiyle birlikte olamadığında büyür. bir yakınını kaybettiğinde büyür. kedisi öldüğünde büyür. bir çocuk oyuncağı kaybolunca büyür.

eey anneler! 20li yaşlarına gelene kadar hiç bir acı çekmemiş çocuklarınızı okulunu bitirdi diye ''büyüdün artık'' diye gaza getirmeyin artık!

leyla ile mecnun'da ismail abi'nin çocuk bakıcılığı yaptığı bir bölümde çocuğun ebeveynlerine attığı tiradla bitireyim mi? bitireyim çünkü neden bitirmeyeyim?


yazık be! insan çocuğunu merak eder, çıkar dışarı bi merak eder. çalışma masasına oturtmuşsunuz çocuğu. oturtmayın çocuğu çalışma masasına be! bırakın biraz dışarı çıksın, gezsin, oynasın, dolaşsın.

düşsün. dizi yara olsun, yarasının kabuğuyla ilgilensin. bugün yarasıyla kendi başına uğraşmazsa yarın kim onun yaralarını saracak? bırakın birazcık gezsin dolaşsın da kendi kendine yetebilmeyi öğrensin. hayatı öğrensin.

bir de pamuk şekerin pamuktan yapılmadığını söylemeyin. çok üzülür.
devamını gör...
2527.
deniz kabukları topladım bu sabah, sen de mor çiçekler getir benim için. o gün için...
devamını gör...
2528.

havinmohul

bir ayrılığın hüznü var sanki tam şu an içimi kavuran, ılık ılık tüm bedenime yayılan.nefes almakta zorluk çekiyorum artık, aldığım her nefes boğazımda takılıp kalıyor.yüreğim bir gurbet ülkesi gibi sanki.bir göçebeyim ben gittiğim her yerden ayrılırım zamanı geldiğinde,bir sevda türküsüyle.ardımda bıraktığım özlemlerle geldiğim gibi giderim.bazen sessiz sedasızdır gidişlerim bazen gürültülü.gün olur ben giderim bir rüzgar eser sonra,hafif ılık yüzüne değip saçlarını okşarsa eğer bilki ben oradayım.gün olur giderim ben,bir yağmur yağar tenine değer ıslatırsa seni ,bilki ben oradayım.sonra gece çöker ay gelir süsler gökyüzünü, yıldızlar serilir etrafına bilki ben oradayım, kaldır başını bak gökyüzüne o en güzel gülüşünden gönder,senden bir armağan olsun bana.yaşadığın her an aldığın her nefes.bir göçebeyim ben gelir ve giderim.sonea ardım sıra gelirsin belki ,beni arar beni sorarsın.yüreğine sor o bilir neredeyim.kim bilir belki uçan bir kuşun kanadında ,renkli renkli açan çiçeklerin kokusunda saklıyımdır.kim bilir belki de çocukların özgürce attığı kahkalarinda saklıyımdır.gün olur giderim ben sen sakın ağlama,bekle beni elbet bir gün çıkar gelirim sana.belki sen gelirsin bana,arar bulursun beni.yüreğin alır getirir seni bana.gözlerin değer yine gözlerime,sesin bir müziğin melodisi gibi sarar bedenimi,kokun karışır ruhuma alır yine götürür beni buralardan.gün olur giderim ben ama bilki nereye gidersem seninleyim.bir gün kuş olur gelirim sana ,bir gün rüzgar olur eserim saçlarında, yağmur olur sararim tenini.ay olur aydınlatırsın geçeni,gökyüzüne bakıp gülümse sen,o en güzel gülüşünle serilir tüm yıldızlar etrafıma.karanlık gece olur sararım seni.bir göçebeyim ben , gün olur giderim.yüreğine sor beni,yüreğinin götürdüğü yere.

havinmohul
devamını gör...
2529.
yirmi beş bin kere de düşsem kapına, bir gün yolunu unutacağım
devamını gör...
2530.
gözlerimi kapattığımda, derin bir nefes aldığımda ya da, dikkat dağıtıcı tüm unsurlardan izole olup sadece kendimle kaldığımda demek istiyorum, anlıyorsundur; sadece ve içinde olduğum anın “her zamanında” biliyorum ki içinde olduğum illa ki başka anlar olacaktır ama şimdiden söz ediyorum işte; tek bir yerde olmak istiyorum.

bu sadece benimle ilgili bir şey, bunu da biliyorum ve bu çok güzel. bunu benden kimse, evet kimse, alamaz! çünkü sadece bana verilenler geri alınabilir benden.
devamını gör...
2531.
toplamıştım zaten sevgilim.
devamını gör...
2532.
neden böyleyim bir türlü anlam veremiyorum. içimde sürekli bir şüphe var ve bunun içinde insanlara güvenemiyorum. nedense çok samimi oluyorum birden insanlarla ama içimde büyük bir şüphe ile. bu şüpheden nasıl kurtulacağım bilmiyorum... çıkarsız ikili ilişki kurmak mümkün mü acaba?
devamını gör...
2533.
bugün bir şeyler karalamasam
eksik kalır

zaten ne gelse dilime
o dakika çıkacak
o dakika söylenecek
nerede görülmüş sakladığım
gizlediğim

hadi diyelim biraz sakladım
az ötede deyiveririm

bazen de dilime gelmeden
yolculuk yapar söyleyeceklerim

genelde kapalı olur luna park
boş caddelerde
karanlık gecelerde
aylak aylak gezerler
sıcak bir yer ararlar
tatlı bir nefes

yolculuk sona erer elbet
dilime gelmeden
söze dökülmeden diyeceklerim

sarı yapraklı bir deftere yazmışım gibi
en güzel övgüyü almışlar gibi

sonra beyaz bir sürprizi olur bu satırların bembeyaz
kar tanesi gibi
dikkatim dağılır


bir tebessüme dönüştü
tüm diyeceklerim

keşke bir tebessüm olsa her şey...

*

*
devamını gör...
2534.
ne kadar sürer
vücudun açlığa alışması?
ruhun karanlığa
zihinlerin binbir çeşit duvarlarına
yokluk mudur varlığı yaratan
yoksa yokluk mu bitirir
düşüncelerin azametli kudretini
bir dükkanın led ışıklı
tabelası mıdır bizi yansıtan
şehrin karanlık sularına
kaldırımların bulanık taşları
yavaş yavaş mı soğurur
candan olan düşüncelerin
bakkalın kara kaplı defterine
yazılmış aciz ve silik kaderini

sessizlik en büyük kudrettir dediler
çığlıklarla bağıran insanların arasında
kimse duymadı ötekini
ve kimse alçaltmadı
sesininin arsız desibelini
yavaş yavaş yok oldu
karanlığın içindeki berrak ruhlar
herkesin bağırdığı
dinleme sırasının gelmediği
kimsenin kimseyi haklı bulmadığı
arsız bir yer burası dünya
utan insanlardan !
seni kirleten bu
pis çıplak ayaklılardan
kapat gözlerini
duyma hiçbirinin çirkinliğini
bir gün…
biliyorum sen de isyan edeceksin
kanlar kaplayacak o gün
kara toprak ve
sularla dolup taşan o gövdeni!
devamını gör...
2535.
içine kapanan yürekler kendi derinliklerini kazmaya başlarlar, duygularını boşaltamayınca kazdığı çukuru daha da derinleştirir. hayaller, varsayımlar, tahminler, taslağı çizilmiş romanlar, arzu edilen maceralar, fantastik kurgular; tutkuların parmaklıklı kapılarını izin verdiği anda hemen içeri girdiği o kasvetli ve gizemli konaklarinda, ruhun iç karanlığında şekillenen düşünceler bundan kaynaklanır
devamını gör...
2536.
gene her zaman ki gibi yatağıma yatıp şarkı dinlemeye başlamıştım tavanı izleyerek. aslında izlediğim tavan değilde yaşadığım güzel anıların tekrarıydı. bir şarkı çaldı ve şöyle bir söze denk geldim "bir kadın gelir değiştirir seni, alıştığın o sert kararlı şeklini" tam da böyle olmuştu bir kadın gelmişti ve değiştirmeye başlamıştı beni. girdiği gibi her şeyi düzeltmesi, güzelleştirmesi, beni yeniden doğmuşum gibi değiştirebilmesi, hayatımı renklendirmesi, tüm kötü özelliklerimi iyiye çevirmesi. onunla sıfırdan başladım her şeye. her şeye bir anlam yükler hale geldim. bu bankta oturduk, burada sarıldı bana, burada öptü ilk defa. kıytırık bir banka, birbirinden farkı olmayan yollara bile anlam yüklemiştim. huzuru kıytırık bir bankta bulacağımı tahmin dahi edemezdim oysa ki bir kaç ay öncesine kadar. sahi huzur bulduğum kıytırık bank değildi aslında. yanımda onun oluşuydu. daha doğrusu hayatımda. bazen şarkı dinliyorum gözlerimi kapatıyorum ve o şarkının klibini yaşadığımız anılara uyarlıyorum. sonra o şarkı bitiyor başka bir şarkı çalıyor. başka bir klip daha çekiyorum. bir bakıyorum gün doğmuş. kaç şarkı çalmış bitmiş farkında bile olmuyorum. sözlerini dinlemiyorum bile sadece fon müziğini duyuyorum. ne demişler mutluyken müziği dinlersiniz, mutsuzken sözlerini. ben sadece müziği duyuyorum. hatırladığım başka bir şey kalmıyor.
devamını gör...
2537.

çoğu kişi örümcekten korkar, onlardan nefret eder. ama ben onları son derece büyüleyici buluyordum. benim gibi onlar da yalnız yaşayan canlılar ve çok yanlış anlaşılıyorlar. onlar dünyamızın tanrıları. bütün yırtıcıların en önemlileri. zayıfları etkisiz hale getirip yiyorlar. dengesiz bir ekosistemin dengeli ve düzenli olmasını sağlıyorlar. ama insanların dünyası bu ahengi bozuyordu. çünkü insanlar benzersiz bir haşere türü. çoğalıyorlar ve dünyamızı zehirliyorlar, zorla kendi sistemlerini dayatıyorlar.

bu acımasız, baskıcı dünya uydurma kurallarla yönetiliyor. saniyeler, dakikalar, saatler, günler, haftalar, aylar, yıllar, on yıllar... her hayat bir öncekinin daha silik, daha kötü bir kopyası. uyan, yemek ye, çalış, uyu, üre, öl. herkes sürekli bekliyor. her şeyin sona ermesini bekliyorlar. bu sırada aptalca, berbat bir oyunda rol yapıyorlar günbegün. bunu yapamadım. zihnimi susturup bu deliliğe dahil olamadım.
devamını gör...
2538.
işte şimdi ellerin yaratıldı...
şimdi kolların.
yürüyor bacakların, minik minik parmakların...
yürüyor fikrin efkanı alada...

dur, gözlerin oluşuyor şimdi...
bakma şimdi masivaya.

ne eksik kaldı? kalmasın birşey geri..
tut şimdi leblerini. bal-ı leblerini..
eksik işte eksik bir şey var.
kalp mi?
kalp evet... yürek,
işte kapakçıkları hazır.
ve damarları....
atardamar, toplardamar...
atıyor mu?
atıyor...
evet, işte tamam her şey.... bir fikir iki lob, beyni de tamam ettik..
yürü şimdi arştan arza... tamam her şey...
....
devamını gör...
2539.
bazen kafanda soru işaretlerle keşkelerle dolanıp duruyorsun bir çare düşünmek hiç yol kat etmeden kaçmayı deniyoruz insan oğlu var oluşculuğuyla yaşayış tarzını vb. gibi yaşanmış ve yaşanabilecek olaylardan nasıl bir çözüm yolu bulabiliriz düşüncesiyle değilde nasıl kaçabiliriz sorusuyla geliyorlar şöyle bir şey yapalım sizinle keşkelerimizi bi kenara bırakıp kaçmayı değilde savaşmayı denesek keşke yapabilirim demeyi bırakıp yaparım demeyi denesek nasıl olur ...
devamını gör...
2540.
ne hale gelmiş memleketteki insanlık?
şaşıp kalıyorum, pes diyorum.
nedir bu paronayaklık, dolandırıcılık, yalancılık, kibir ve sayıp da daha da moralimi bozamayacağım kadar kötü şey.
para için onurunu, gururunu, insanlığını mı satan dersin kendini mi satan dersin içimden besmele çektim cidden.
insan birini sevmeye cesaret edemez mi?
birisi de tüm yüreğiyle sevmeye cesaret edemez mi?
artık edemiyor.
bizim kendi içimizde yaşatılan çok sorunumuz var.
sevmeyen insan ölüdür yahu.
sevmek kadar güzel bir şey var mı?
kediyi, köpeği, anneyi, babayı daha birçok şeyi.
insanın ruhu kıyım kıyım kıyıldığında onun yüzünü mutlu edecek, varlığı ile huzur verecek biri olmaz mı?
bu kadar zorlaştı artık sevmek.
biz kendimizi mi sevmeye layık görmüyoruz yoksa birini sevip de elalem ne der diye mi kibirden mi sevmiyoruz bilmiyorum.
sevilmeyecek kadar ne yaptık da bu hale düştük?
bu kadar pis karakterli, terbiyesiz, ahlaksız, bir sevginin güzel bir gücü olduğunu bilmeyecek kadar beyinsiz mi olduk?
ondan mı sevmiyoruz, sevilmiyoruz.
bu kadar insanın burda işi ne ki?
arada girer, kafasına göre takılır, çıkar.
gün boyu burda olan çok, akşam, gece günün her saatinde.
sevin, sevelim, sevilelim, kötü değiliz, kötüysek de bunu düzeltelim yaa.
insan bazen platonik de olsa birini sevmek ister. ben istedim.
platonik de karşılıklı da sevdim. ne güzelmiş be!
şimdi bi bakıyorum etrafa, çıkarcı çok
yalancı çok
kibirli çok, çok da çok.
bu nedir ne hale getirmişler bizi? şaşıyorum.
mutsuz olmamızın sebeblerinden en büyüğü bence bu.
şimdi bi sevdiğim olsa arasam naber bir tanem desem, konuşsa, gülse keyiflenirim, bakın varlığı bile güzel.
onca kötü şey olur ama kalpteki sevgi bizim tutancak dalımızdır, sıcacık sobamızdır, yaz gününde içimizi ferahlatacak dondurmamız gibidir.
sevmeyi mi bilmiyoruz biz ya da neden böyle hiç bilmiyorum.
herkes kaçıyor birbirinden. herkes şüpheci, kim bilir neyin nesi diyor, kadın olsa kesin piçtir bu erkek der, erkek olsa bu kullanır beni der, dur bismillah olmayan şeyi ne türetiyorsun?
zamanla ne olacağı belli olur. ona göre dersin. kötü ön yargı çok.
illa güzel illa yakışıklı mı mesele?
abicim, ablacım hele bi geçin yahu!
insan olamamışsa beş para etmez neyin davası bu.
gözdür onu güzel, yakışıklı yapan.
kalptir onu seven, eşsiz yapan.
sevelim, sevilelim, azcık yüzümüz gülsün bizim de hakkımız.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim