normal sözlük yazarlarının karalama defteri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
başlık "makedonyalı" tarafından 08.11.2020 16:43 tarihinde açılmıştır.
5041.
insanı insana bağlayan aşk mıdır yoksa varlığını dahi bilmediği zanlar ya da korkular mı?..
insanı insana bağlayan aşksa kutludur o insan.. yok başka bir benlik algısıysa ya o insan imtihanı olur ya da o, o insana imtihan..
peki ya insan aşksa ve aşklar, aşıklar zaten bir birine bağlıysa ve diğerleri (hangi diğer?) sadece o aşkı pekiştiren o aşka götüren bir araçsa? insan insanda bulur kendini ve kaybeder ve kaybolur.. insan insanda yok olur, yoldaş olur, yol olur, insan insanla aşk olur, bir olur...
insanı insana bağlayan aşktır? adını dahi bilmediği bir insana hissettiği duygun seni aşka götüren klavuzdur. ya da yanıp tutuştuğun geceleri seni uyutmayan hücrelerine kadar tanıdığın ama elini dahi tutamadığın uğrunda delireceğini hissettiğin o insana duyduğun his seni sana hatırlatandır? sana aşkı hatırlatandır? sana yoldur? sana klavuzdur? hem o insan hem o duygu sana rehberdir seni aşka taşıyan?
neden kavuşulduğunda aşkın ortadan kalktığına ya da 'sevgi' ye dönüştüğüne dair bir inanç var hiç düşündün mü?
düşünme, düşünmeyle anlayamazsın zaten. akıl çıkacak ki aradan yalnızca aşk kalsın. akılla kavuştuğun o sevgili zaten sana fersah fersah uzaktır.
işte o vakit aşk biter yahut sevgiye dönüşür. tamahkarlar aşkı bitirir, belki yeni rota oluşturur. kanaatkarlar bir liman bulmuştur.
aşk o limanı yakar, aşk o şehri yakar, aşk içinde ne sen bırakır ne ben.. aşk olma halidir derler, aşık olma değil. aşık olmayla başlar lakin aşk olmayla bitirir. kimini veli eder kimini deli kimini yolsuz yönsüz bırakır. kimini yol eder, yön eder..
yolda olanlara selam olsun. ve dahi yol olanlara..
insanı insana bağlayan aşksa kutludur o insan.. yok başka bir benlik algısıysa ya o insan imtihanı olur ya da o, o insana imtihan..
peki ya insan aşksa ve aşklar, aşıklar zaten bir birine bağlıysa ve diğerleri (hangi diğer?) sadece o aşkı pekiştiren o aşka götüren bir araçsa? insan insanda bulur kendini ve kaybeder ve kaybolur.. insan insanda yok olur, yoldaş olur, yol olur, insan insanla aşk olur, bir olur...
insanı insana bağlayan aşktır? adını dahi bilmediği bir insana hissettiği duygun seni aşka götüren klavuzdur. ya da yanıp tutuştuğun geceleri seni uyutmayan hücrelerine kadar tanıdığın ama elini dahi tutamadığın uğrunda delireceğini hissettiğin o insana duyduğun his seni sana hatırlatandır? sana aşkı hatırlatandır? sana yoldur? sana klavuzdur? hem o insan hem o duygu sana rehberdir seni aşka taşıyan?
neden kavuşulduğunda aşkın ortadan kalktığına ya da 'sevgi' ye dönüştüğüne dair bir inanç var hiç düşündün mü?
düşünme, düşünmeyle anlayamazsın zaten. akıl çıkacak ki aradan yalnızca aşk kalsın. akılla kavuştuğun o sevgili zaten sana fersah fersah uzaktır.
işte o vakit aşk biter yahut sevgiye dönüşür. tamahkarlar aşkı bitirir, belki yeni rota oluşturur. kanaatkarlar bir liman bulmuştur.
aşk o limanı yakar, aşk o şehri yakar, aşk içinde ne sen bırakır ne ben.. aşk olma halidir derler, aşık olma değil. aşık olmayla başlar lakin aşk olmayla bitirir. kimini veli eder kimini deli kimini yolsuz yönsüz bırakır. kimini yol eder, yön eder..
yolda olanlara selam olsun. ve dahi yol olanlara..
devamını gör...
5042.
bir yanda umutla atan kalbin, diğer yanda arızalı asansör gibi inip çıkan ruh hâlin. bir bakmışsın kahkaha atıyorsun, bir bakmışsın eski bir şarkının tam ortasında gözlerin dolmuş. hayat da tam olarak böyle değil mi zaten? mutlulukla hüzün kol kola, mizah arkalardan ben de buradayım be! diye bağırıyor.
her sabah bir ihtimaldir. belki de bugün o büyük değişim başlamaz, ama kahven biraz daha güzel olur, otobüs tam zamanında gelir ya da gülümseyişin bir yabancının gününü güzelleştirir.
ve her şey bir nefesle başlar. derin bir nefes…
haydi bakalım. bugün de geldik. yaşıyoruz. güzel mi olacak? kim bilir. ama kesinlikle ilginç olacak.
her sabah bir ihtimaldir. belki de bugün o büyük değişim başlamaz, ama kahven biraz daha güzel olur, otobüs tam zamanında gelir ya da gülümseyişin bir yabancının gününü güzelleştirir.
ve her şey bir nefesle başlar. derin bir nefes…
haydi bakalım. bugün de geldik. yaşıyoruz. güzel mi olacak? kim bilir. ama kesinlikle ilginç olacak.
devamını gör...
5043.
müzik olmasaydı yaşayamazdım. çok emin bir şekilde söylüyorum bunu. çünkü uykusuzluktan ölürken sabah 8.30daki sınava gece boyunca çalışmam gerekliliğinin yükü ve ağır bir dersin sınavı olmasının stresiyle ders çalışmak için debelenip duruyordum geçen. okuduğumu anlamıyordum ve gözümün önünde hep yatağımın hayali vardı. deniz manzaralı bir kafede olmama rağmen hiç güzel bir manzara yoktu. hava kapalı, deniz gri. sonra son çare müzikle çalışmayı deneyeyim diye kulaklık taktım. sonra ne oldu biliyor musunuz? müziğin başlamasıyla uzaklarda kayaya çarpan dalgalara gitti gözüm, bu görüntünün tam arkasında koyu yağmur bulutlarının arasında günbatımından renkler gördüm. bulutların arasında ufacık bir açıklıkta sarı, pembe, kırmızı renkler.
dünyanın, dertlerin, uğraşların arasında kaybolurken bir filmin başrolü hissetmeye ihtiyacım varmış. uzun zamandır yaşamamıştım bu duyguyu. insanın kendini dünyadan üç beş dakika da olsa soyutlayabilmesinin bence en güzel yolu bu. güzel bir fon müziği eşliğinde tüm bu dünya benim üzerimden yazılmış çizilmişçesine önemli hissetmek. narsistçe ama etkili.*
sonuç olarak bir kez daha söylüyorum ki müzik olmadan ve hatta sanat olmadan yaşayamazdım. yaşayamazdık. tanrıya ya da big bang i ateşleyen her neyse ona sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. hatta bir de sesleniyorum buradan. bir şarkı aç ve eserinle gurur duy!!
bahsi geçen anda çalan ve yazımda yayımda emeği geçen şarkı ektedir.*
buradan
dünyanın, dertlerin, uğraşların arasında kaybolurken bir filmin başrolü hissetmeye ihtiyacım varmış. uzun zamandır yaşamamıştım bu duyguyu. insanın kendini dünyadan üç beş dakika da olsa soyutlayabilmesinin bence en güzel yolu bu. güzel bir fon müziği eşliğinde tüm bu dünya benim üzerimden yazılmış çizilmişçesine önemli hissetmek. narsistçe ama etkili.*
sonuç olarak bir kez daha söylüyorum ki müzik olmadan ve hatta sanat olmadan yaşayamazdım. yaşayamazdık. tanrıya ya da big bang i ateşleyen her neyse ona sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. hatta bir de sesleniyorum buradan. bir şarkı aç ve eserinle gurur duy!!
bahsi geçen anda çalan ve yazımda yayımda emeği geçen şarkı ektedir.*
buradan
devamını gör...
5044.
bazen veledi zinaların hepsini annelerinin vajinalarına sokmak gerekiyor.
her kuşu kalkan çocuk yapmasın.
her kuşu kalkan çocuk yapmasın.
devamını gör...
5045.
zengin bir iş insanının yazlığında ahşap işlerini yapıyoruz. motor testereyi avazı çıktığı kadar bağırtıyoruz iş yetişsin diye. insanın kulaklarını cırmalıyor. hakikaten insanı rahatsız ediyor gürültü. yan komşu rahatsız olmuş sinirli bir şekilde geldi ve bu ne gürültü kardeşim, şuraya kafa dinlemeye geldik şu yaptığınıza bak dedi. adam haklıydı ve gerçekten bu durumu savunacak bir mazeretim yoktu. gülümsedim ve abi taze çay demledik çay içermisin dedim. içmem saol dedi. kusura bakmayın haklısınız ama burayı bir şekilde bitirmemiz lazım dedim. adam biraz yumuşadı. tamam kardeşim ama zincirmi kesmiyor zinciri değiştirin motorun sesi çok yüksek çıkıyor dedi. zincir yeni dedim ve zincirin dişlerini gösterdim. bu testere böyle ses yapar ama işimiz çok az kaldı en iyisi biz bi çay molası verelim dedim. gülümsedi ve kolay gelsin diyerek gitti. öfkeli bir insan öfkesinin kolay kolay dinmeyeceğini umdu ama karşısında samimi ve iyi niyetli bir muhatap bulduğu için sakinleşti. insan böyledir, mayasında iyilik var. bulup çıkarabilene. kaynayan su katı olan patatesi haşlayıp yumuşatırken sıvı olan yumurtayı sertleştirir. aslında senin ne olduğun içinde bulunduğun şartlardan ziyade neyden yapıldığınla alakalıdır. bu bağlamda tanrı insanı sevgiden yarattı. özünde sevgi kabuğunda yaman bir nefis vardır. ne mutlu kabuğunu kırıp özüne dönene, dönebilene.
devamını gör...
5046.
of ulan of. neden ben değil diye hırpalamadım mı kendimi yeterince? niye hala kapısına dayanıyorum. niye bu kadar laftan anlamazım. ama neden değer veriyor halen öyleyse. anlayamıyorum. belki renksizim sevimsizim. halden hale şekilden şekle giremem biçimsizim. kaskatıyım bir beton yığınıyım. yeter misiz miyim? yetemiyor muyum ona? of sözlük of ben kimim neyim. bilemiyorum. belki insan suretinde geçmiş zaman hayaletiyim. kendimin berbat replikasıyım artık. keşke bu kızı da tanımasaydım. artık arsızım yüzsüzüm. saçmayım idin ta kendisiyim. süper ego yok oldu. kendimle başbaşayım.
devamını gör...
5047.
kadın adama şarkı listesini yollamıştı 3 asır önce, 4 asır sonra adam baktı listeye, o arada dünyanın herhangi bir yerinde sanki bir halkın çalıyordu, adam "bitince memleketsiz" dlye fısıldadı, kadın duydu, gereğinden fazla alkol kullananlara saygı olarak şarkıyı açtı, bir kez daha.
mesafeler bitmişti, dünya zamanında bunun süresi belli değildi, geçmiş gelecek için savaşıyordu, yarın ise bugünü işgal ediyordu.
sonra anıl konuştu; "olsun!"
mesafeler bitmişti, dünya zamanında bunun süresi belli değildi, geçmiş gelecek için savaşıyordu, yarın ise bugünü işgal ediyordu.
sonra anıl konuştu; "olsun!"
devamını gör...
5048.
kaptan logar bir cisim yaklaşıyor.
ama ne? göreceğiz.
ama ne? göreceğiz.
devamını gör...
5049.
5050.
niye yeni bir gün başlıyor? neden gece kaldığı yerden devam etmiyor?
ne zaman bitecek bu eziyet?
ne zaman bitecek bu eziyet?
devamını gör...
5051.
5052.
“kıyılarda yüzemeyen yeterince gezemeyen
kaç kere kaybolmuş bir geminin dümencisiyim
kararınca sevemeyen gerekince gidemeyen
kendinden çileli bir yüreğin efendisiyim”
kaç kere kaybolmuş bir geminin dümencisiyim
kararınca sevemeyen gerekince gidemeyen
kendinden çileli bir yüreğin efendisiyim”
devamını gör...
5053.
zaman ileri akar, ama bazı ruhlar geride kalır.
ben… yaşım genç, yüzüm taze belki. ama içimde eski zamanların tozu var. bir türlü çıkmayan, silinse de izi kalan bir toz bu. çocukluğumun sokaklarında hala ayak izlerim var. o izler büyümedi. o izler ileriye gitmedi.
ben kaldım.
eskide kaldım.
insanlar bakıyor bana, daha yolun başındasın diyorlar. oysa ben yolun sonuna çoktan vardım, içimde. belki hiç başlamadım bile.
birileri geçmişe özlemle bakar, ben geçmişte mahsur kaldım.
yeni bir sabaha uyanmak her günkü yenilgim.
gözlerimi açıyorum, ama içimdeki perde hep kapalı.
isyan mı?
elbette.
ama çığlık atmıyorum.
kimsenin duymadığı bir frekansta haykırıyorum içimden.
bir şeyleri yıkmak istiyorum, ama ellerim bağlı değil, istemiyor sanki.
sanki kendi zindanımın gardiyanı ben olmuşum.
konuşsam kim anlar ki?
geçmişi bırak, derler.
oysa bazı geçmişler, bırakmaz seni.
sen bırakmak istesen bile, tutar bileğinden.
gençliğini esir eder.
ben genç bir adamım.
ama içimde bir ihtiyar oturuyor.
sürekli geçmişi anlatan, susmayan, küskün bir ihtiyar.
her sabah o uyanıyor önce.
ben sonra uyanıyorum.
ama artık hangimiz daha çok yaşıyor, bilmiyorum.
bu bir isyan.
ama sessiz.
kimse duymuyor.
kimse bakmıyor.
belki ben bile.
ben… yaşım genç, yüzüm taze belki. ama içimde eski zamanların tozu var. bir türlü çıkmayan, silinse de izi kalan bir toz bu. çocukluğumun sokaklarında hala ayak izlerim var. o izler büyümedi. o izler ileriye gitmedi.
ben kaldım.
eskide kaldım.
insanlar bakıyor bana, daha yolun başındasın diyorlar. oysa ben yolun sonuna çoktan vardım, içimde. belki hiç başlamadım bile.
birileri geçmişe özlemle bakar, ben geçmişte mahsur kaldım.
yeni bir sabaha uyanmak her günkü yenilgim.
gözlerimi açıyorum, ama içimdeki perde hep kapalı.
isyan mı?
elbette.
ama çığlık atmıyorum.
kimsenin duymadığı bir frekansta haykırıyorum içimden.
bir şeyleri yıkmak istiyorum, ama ellerim bağlı değil, istemiyor sanki.
sanki kendi zindanımın gardiyanı ben olmuşum.
konuşsam kim anlar ki?
geçmişi bırak, derler.
oysa bazı geçmişler, bırakmaz seni.
sen bırakmak istesen bile, tutar bileğinden.
gençliğini esir eder.
ben genç bir adamım.
ama içimde bir ihtiyar oturuyor.
sürekli geçmişi anlatan, susmayan, küskün bir ihtiyar.
her sabah o uyanıyor önce.
ben sonra uyanıyorum.
ama artık hangimiz daha çok yaşıyor, bilmiyorum.
bu bir isyan.
ama sessiz.
kimse duymuyor.
kimse bakmıyor.
belki ben bile.
devamını gör...
5054.
iyileşmek için yazıyorum,
çünkü içimdeki zehri başka türlü nasıl akıtacağımı bilmiyorum. şairin,
"benim kalbim bir ıslahevidir doktor,
yetim bir çocuk durmadan azarlanır içinde" mısralarını anlayabiliyorum, yaşadığım için. bunu anlayabiliyor olmak da üzücü...
neyim var, neden böyleyim, neden böyle oluyor ben de bilmiyorum ama kendimden razı değilim. hiç değilim hem de. allahla başbaşa kaldığımızda ona "yeryüzünde kendinden razı olmayan bir kul görüyor musun, işte o, benim işte." diyorum. kendimin kendime rızası yok çünkü, olamıyor.
kimseye yük olmak istemiyorum bir sancı gibi. biraz paylaşacak olsa biri benimle hayatı, hemen sımsıkı tutunuyorum ne varsa sanki. sonra minicik bir söz, ulaşamama hâli paramparça ediyor beni. yapayalnız kalıyorum. çünkü kendimden razı değilim, kendimle kalmak demek bir hapse girmek gibi, cezaevi gibi işkence gibi, içimdeki o boşluğu, sevgisizliği, değersizliği hiçbir şeyle dolduramıyorum. neyim var bilmiyorum ama baş edemiyorum işte. baş edemediğimde farkındalığım usulca uzatıyor başını ve perçinliyor her şeyi: sen bir enkazsın. işte durmadan azarlıyorum içimde kendimi, durmadan.
yazıyorum çünkü bu gün baş edemedim ve ilacımı aldım sakinleşeyim diye. kimsenin bir suçu, hatası olmadığını ve meselenin bende başlayıp bende bittiğini görebiliyorum çünkü kendimde hapsolmadığım anlar oluyor ilaç alınca.
sadece,
yazmak istedim. deftere yazıp da onu yakmaya uğraşmak yerine buraya yazıp iyileşince silmek istiyorum.
|3.6.25
çünkü içimdeki zehri başka türlü nasıl akıtacağımı bilmiyorum. şairin,
"benim kalbim bir ıslahevidir doktor,
yetim bir çocuk durmadan azarlanır içinde" mısralarını anlayabiliyorum, yaşadığım için. bunu anlayabiliyor olmak da üzücü...
neyim var, neden böyleyim, neden böyle oluyor ben de bilmiyorum ama kendimden razı değilim. hiç değilim hem de. allahla başbaşa kaldığımızda ona "yeryüzünde kendinden razı olmayan bir kul görüyor musun, işte o, benim işte." diyorum. kendimin kendime rızası yok çünkü, olamıyor.
kimseye yük olmak istemiyorum bir sancı gibi. biraz paylaşacak olsa biri benimle hayatı, hemen sımsıkı tutunuyorum ne varsa sanki. sonra minicik bir söz, ulaşamama hâli paramparça ediyor beni. yapayalnız kalıyorum. çünkü kendimden razı değilim, kendimle kalmak demek bir hapse girmek gibi, cezaevi gibi işkence gibi, içimdeki o boşluğu, sevgisizliği, değersizliği hiçbir şeyle dolduramıyorum. neyim var bilmiyorum ama baş edemiyorum işte. baş edemediğimde farkındalığım usulca uzatıyor başını ve perçinliyor her şeyi: sen bir enkazsın. işte durmadan azarlıyorum içimde kendimi, durmadan.
yazıyorum çünkü bu gün baş edemedim ve ilacımı aldım sakinleşeyim diye. kimsenin bir suçu, hatası olmadığını ve meselenin bende başlayıp bende bittiğini görebiliyorum çünkü kendimde hapsolmadığım anlar oluyor ilaç alınca.
sadece,
yazmak istedim. deftere yazıp da onu yakmaya uğraşmak yerine buraya yazıp iyileşince silmek istiyorum.
|3.6.25
devamını gör...
5055.
ben, ayrı yazılan de’yim.
evet, o çok bilmiş da-de ailesinin dışlanan evladı.
bir virgül kadar değersiz, bir boşluk kadar görünmezim.
ama yanlış yazıldığımda bile herkesten önce fark edilirim.
yani düşün…
bu kadar görünmez olup da bu kadar fark edilmek ne garip bir çelişki.
insanlar beni genelde kardeşimle karıştırır.
bitişik yazılan de.
hani şu evde, okulda, bende gezen...
onunla aynı evi paylaşıyoruz ama ayrı dünyaların insanlarıyız.
ben gittiğim her yerde ayrı yazılmak zorundayım,
yoksa türkçe öğretmenlerinin tansiyonu düşüyor.
geçen gün bir cümlede yerim vardı:
ali sinemaya gitti, ayşe de evde kaldı.
yemin ederim, tam anlam bulmuştum ki…
beni dede gibi bitişik yazmışlar.
ayşe evde kalmamış, yaşlanmış resmen.
bazıları beni o kadar yanlış anlıyor ki
ben de seni seviyorum yerine
ben de seni sevmiyorum yazıyorlar.
hayatım boyunca bu kadar yanlış bir boşlukla karşılaşmadım.
ama yine de küsmedim.
çünkü biliyorum…
ben olmadan bir şeyler eksik kalıyor.
cümle tamam, anlam yarım.
ne tam bir bağlaç olabiliyorum,
ne de duygulardan azadeyim.
bir aşk mektubunda beni unuturlarsa,
kalp kırılıyor.
bir ayrılık mesajında fazla yazılırsam,
anlamsız oluyorum.
ben, ayrı yazılan de’yim.
biraz melankolik, biraz alıngan,
ama yerim belli senin yanındayım.
yeter ki beni anlamak için bir boşluk bırak.
evet, o çok bilmiş da-de ailesinin dışlanan evladı.
bir virgül kadar değersiz, bir boşluk kadar görünmezim.
ama yanlış yazıldığımda bile herkesten önce fark edilirim.
yani düşün…
bu kadar görünmez olup da bu kadar fark edilmek ne garip bir çelişki.
insanlar beni genelde kardeşimle karıştırır.
bitişik yazılan de.
hani şu evde, okulda, bende gezen...
onunla aynı evi paylaşıyoruz ama ayrı dünyaların insanlarıyız.
ben gittiğim her yerde ayrı yazılmak zorundayım,
yoksa türkçe öğretmenlerinin tansiyonu düşüyor.
geçen gün bir cümlede yerim vardı:
ali sinemaya gitti, ayşe de evde kaldı.
yemin ederim, tam anlam bulmuştum ki…
beni dede gibi bitişik yazmışlar.
ayşe evde kalmamış, yaşlanmış resmen.
bazıları beni o kadar yanlış anlıyor ki
ben de seni seviyorum yerine
ben de seni sevmiyorum yazıyorlar.
hayatım boyunca bu kadar yanlış bir boşlukla karşılaşmadım.
ama yine de küsmedim.
çünkü biliyorum…
ben olmadan bir şeyler eksik kalıyor.
cümle tamam, anlam yarım.
ne tam bir bağlaç olabiliyorum,
ne de duygulardan azadeyim.
bir aşk mektubunda beni unuturlarsa,
kalp kırılıyor.
bir ayrılık mesajında fazla yazılırsam,
anlamsız oluyorum.
ben, ayrı yazılan de’yim.
biraz melankolik, biraz alıngan,
ama yerim belli senin yanındayım.
yeter ki beni anlamak için bir boşluk bırak.
devamını gör...
5056.
hani bazen bir sürü şey vardır. birbiriyle bağlantılı gibi görünür ama hepsi ayrı ayrı kendi başına vardır. hangisinden başlasan diğeri yarım kalır
devamını gör...
5057.
dün gece kaçta uyudun diye adama sordu kadın. adam sanki rakamlar gözünün önünden geçerken doğru zamanı yakalayacak gibi bir düşündü, başa çıkmayınca gün ağarıyordu dedi.
neden diye sordu kadın, sorun neydi? ben? sen? biz?
hepsi dedi adam ama galiba en çok biz, üstü başı silme haksızlık kaplı olan biz.
kadın onaylamadı ama reddetmedi de, odadaki fili o da görüyordu çünkü.
en sakin yerine seslendi adamın, bu gece ben uyutacağım seni ve şarkımız da açık olacak dedi.
adam gülümsedi, gerçekten gülümsedi; yanımda, orada kal yeter dedi.
yeterdi de..
neden diye sordu kadın, sorun neydi? ben? sen? biz?
hepsi dedi adam ama galiba en çok biz, üstü başı silme haksızlık kaplı olan biz.
kadın onaylamadı ama reddetmedi de, odadaki fili o da görüyordu çünkü.
en sakin yerine seslendi adamın, bu gece ben uyutacağım seni ve şarkımız da açık olacak dedi.
adam gülümsedi, gerçekten gülümsedi; yanımda, orada kal yeter dedi.
yeterdi de..
devamını gör...
5058.
kafayı yemek üzereyim sözlük. uçbeyiyim sancak beyiyim ne derseniz oyum. ama akıllı değilim. kendimi tanıyamıyorum. iyi gibiyim. mutluyum. umutluyum. her şey yolunda ben hariç her şey yolunda. ettiğim şımarıklık rahat ardıma batıyor. kağıt üstünde her şey güzel. ama kağıda kan ve gözyaşı damlıyor. hiçbir şey kağıdın üstünde durduğu kadar güzel değil. bense çok çirkinim. ama daha fazla bu adam olamayacağım. boşver be. yazın tatile gideyim arkadaşımın evine kalmaya. belki bir güzele aşık olurum plajda. takmam kafaya bunları. ona açılmanın derdiyle dertlenirim. bak o tatlı olur sözlük. kader kısmet işte. kadersizlik de bize kısmet herhalde.
devamını gör...
5059.
doğduğumdan beri, çocukluğumda, gençliğimde ve şimdiye kadar tek gerçeğim var oldu hep.
kalbimden gelen sesi, hissettiklerimi hiç bir zaman yalan çıkarmadığınız için teşekkürler.
bu yaşıma yalnız gelmeyi bir şekilde başardım. görünen o ki ölene dek de yalnız kalmaya mahkum edilmişim.
hiç olmadı seven bir kalp, hiç olmadı sıcacık bir el. ömrümce görmedim bana güzel bakan bir çift göz. bir annenin dünyaya getirmek bile istemediği birinden de ne beklenir ki zaten?
siz mutlu olun, sizler hep kalabalık olun, siz hep sevin sevilin. ben sizleri görüyorum.
ben mi? merak etmeyin, karanlıkta bir şey görülmez, ışık tutan da olmayacağına göre endişe etmeyin.
teşekkürler kader.
kalbimden gelen sesi, hissettiklerimi hiç bir zaman yalan çıkarmadığınız için teşekkürler.
bu yaşıma yalnız gelmeyi bir şekilde başardım. görünen o ki ölene dek de yalnız kalmaya mahkum edilmişim.
hiç olmadı seven bir kalp, hiç olmadı sıcacık bir el. ömrümce görmedim bana güzel bakan bir çift göz. bir annenin dünyaya getirmek bile istemediği birinden de ne beklenir ki zaten?
siz mutlu olun, sizler hep kalabalık olun, siz hep sevin sevilin. ben sizleri görüyorum.
ben mi? merak etmeyin, karanlıkta bir şey görülmez, ışık tutan da olmayacağına göre endişe etmeyin.
teşekkürler kader.
devamını gör...
5060.
'ilişkiler yumağı matrixim' dağıldı sözlük. nasıl dağılmasın ki?
kendimi bilmeden hemde hiç tanımadan kurduğum ilişkiler mekanizmam, kendimi hiç hiç ve hiç bilmemeye başlayınca gümledi.
evet, eskiden kendimi bilmiyordum. sonra bir gün kendimi bilmeye talip oldum ipin ucu kaçtı. ne ben kaldı ortada ne de benim ilmek ilmek işlediğim yaşam ağım.
hadi ben ara ara kendime yabancı gelirdim de şimdi tüm dünya bir olmuş yabana bulanmış gibi.
ne o ses tanıdık, ne o bakış, ne kelimeler, ne gülüşmeler... tümden yabancı oldu tüm bilinenler.. ne bir doğru kaldı geride ne bir yanlış.. ne bir ben ne bir sen...
şimdi ben bile bana yabancı. ben bile bana ıssız. ne sesim ne sözüm ne de anlamım kaldı... hangi arayışın kayboluşu bu?
kendimi bilmeden hemde hiç tanımadan kurduğum ilişkiler mekanizmam, kendimi hiç hiç ve hiç bilmemeye başlayınca gümledi.
evet, eskiden kendimi bilmiyordum. sonra bir gün kendimi bilmeye talip oldum ipin ucu kaçtı. ne ben kaldı ortada ne de benim ilmek ilmek işlediğim yaşam ağım.
hadi ben ara ara kendime yabancı gelirdim de şimdi tüm dünya bir olmuş yabana bulanmış gibi.
ne o ses tanıdık, ne o bakış, ne kelimeler, ne gülüşmeler... tümden yabancı oldu tüm bilinenler.. ne bir doğru kaldı geride ne bir yanlış.. ne bir ben ne bir sen...
şimdi ben bile bana yabancı. ben bile bana ıssız. ne sesim ne sözüm ne de anlamım kaldı... hangi arayışın kayboluşu bu?
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar
karalama
2

