4001.
özgür falan değiliz, sadece kendimizi kandırıyoruz.
devamını gör...
4002.
sonuç ve sürece dair:


"hayat çözülmesi gereken bir problem değil” diyor soren kierkegaard ve ekliyor “ hayat, yaşanması gereken bir hakikattir.”

ya da bizde cemal süreya diyor benzerini: “zaman mı? değil zaman; akan zaman değil, mesafelerdir.“

bir yarış atı gibi geldim bu yaşıma. zaman hızla akıp geçti. her şey ve herkes o kadar hızlıydı ki onlara yetişebilmek için çabaladım durdum. kime, neye, n’için? sormadım aklıma gelen her neyse?

her şeyi denemek lazımdı, hayat kısaydı. birileri toplu ölse ben de ölümü merak ederdim ya da ismet özel’in dediği gibi:

“bu yaşa erdirdin beni, gençtim almadın canımı
ölmedim genç olarak, ölmedim beni leylak
büklümlerinin içten ve dışardan
sarmaladığı günlerde… ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.
” diye dövünürdüm herhalde.

iyi ki de saklı kalmış.

bu defa ölümle olmasa da hayatla paslanmış buldum sesimi.

elimde karneler, elimde diplomalar, sertifikalar, öğrenilmiş bilgiler, anlatılmış hikayeler… yani kocaman bir sıfır.



bir zaman geldi ki sonucun hiçbir mühim yanının olmadığını anladım. nihayete varmak değil, yolcu olmaktı elde kalan.

hayata değer katan şey sonuç değil süreçti.
devamını gör...
4003.
silktir git gerizekalı. sarhoş olmak benim hayatımı sadece güzelleştirir standardım değişmez. sen debelenmeye dewamke.
devamını gör...
4004.
yine girdik karmaşık durumlara duygusal olarak. kafam çok karışık ve bana karşı hisleri olan bir insanı hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum. zamansız oldu biraz daha doğrusu ohm'un çok benzeri birisi olması bu karara sebep oldu. ohm ile başarısız olduk ama benzer birisi ile birlikte olmak ne kadar doğru ki? kendi kendime konuşuyorum işte. kalbim de fay hattı ah benim hayatım.
devamını gör...
4005.
gecenin 3.ü. üst katima goril yerleştirmişler. önce kapıları zorluyorlar sandım. bütün yurekliligimle evin bütün ışıklarını sırayla açıp kapının deliğinden baktım sonrada pat diye kapıyı açtım çünkü dedem japon uzak doğu sporları benden sorulur tövbe tövbe. neyse bir şey yok. kalktim artik 2 lokma bir şey yiyeyim dedim tikirtilar bitmiyor bu sefer pencereleri zorluyorlar sandım doğru pencereye jet hızıyla. baktım bir şey yok ama üst katın penceresi açık duyuyorum bir kadın kahkaha mi atıyor ağlıyor mu belli değil telefonu elime aldım sesi dinliyorum anlamaya çalışıyorum polisi aricam. allah belalarını versin s.visiyorlar mi evin şeklini mi değiştiriyorlar gece gece anlamadim. kadında yanındaki lavukta gülüyor kadın ağlama sesiyle gülüyor ama. nasıl öğrendiyse artık. ben varya bu ülkede her gün taciz tecavüz adam öldürme haberlerini bok var gibi çırılçıplak ortaya seren medyaninda bir tane caydırıcı cezası olmayan adaletinde böyle boktan bir çağda doğduğum için annemin yumurtasına kopa kopa sarılan kendi varligiminda icine edeyim. kesin delirerek ölücem ya da delirdim sadece ölmeyi bekliyorum. bu da bugünün karalaması olsun. vasiyetime mezar taşıma topunuzdan bıkmıştı burada bari rahat bırakın yazdırın diye ekleme yapayim bari. eşyalarımı da sokak çocuklarına versinler a.k yakıp ısınırlar en azından. bir de uyuşturucu kullanan bir kadın varmış kedilerime bağırdı bahcede bir sefer durduk yere. saçına yapısacaktım tam kavga alevleniyor annem durdurdu. yapma etme pislik bulaşır diyor. elin kadını içsin rahatlasın benim bir kere yaşamadığım rahatlığı her gün kendi kafasina yaşatsın ben ondan cekineyim niye uyuşturucu kullanıyor diye. şaka gibi gerçekten ya. zıkkım için. g.tunuzden çıksın. binaları bulanlarinda ağzına esek s.csin.
devamını gör...
4006.
malum yazarımızın yazılarını okumaya geldim ama yokmuş ben gidiyorum
devamını gör...
4007.
her şeyi düzeltmeye kalkışmanın yok ettiği... var mı daha açığı?
devamını gör...
4008.
bugün bir şeye çok heyecanlandım ama kursağımda kaldı resmen. neyse önümüzdeki maçlara bakalım...
devamını gör...
4009.
evet..
olmayacağını bile bile denedik belki de
hani çoğu şey emekten ibaretti
emek değil de ne kazandı mesela şuan
devamını gör...
4010.
bilmiyorum sanırım dünyaya insan evini bulmak için gelmiş...
devamını gör...
4011.
dün gece elimde şişe, gözümün gördüğü kadar bir boşluk ve yalnızlık.
belki olur diye bekledim, ama olmadı. olmayacağı belliydi, çünkü bekleyen bendim...
devamını gör...
4012.
geçen gün ömer hayyam okuyup dün makyavelli agayı biraz dinledikten sonra sanırım dinginliği sahiplendim.
ben beni yoracak, durumu riske atacak hareketlerde bulunmasam bile hayat önüme aksilik çıkardığında bile dur bi dakika bu bir sorun değil ki deyip alternatife yöneldim

hem de neredeyse hiç düşünmeden otomatik olarak çözüm buldu ve uyguladı beynim.
halbuki ben çok düşüncelerle yorup aynı zamanda pek de cimnastik yaptırmıyordum.
sanırım her gün yeni bir şey öğrenmesem her gün sesli kitap dinleyip tarihi ya da kişisel gelişim sayfalarını çevirmesem çoktan aptallaşırdım!

nitekim hayat devam ediyor. alternatif yollar bulsak da ona rağmen aksilikler devam edebilir ki ben şanslı bir insan değilim
hiç yaver gittiğini görmedim..
çok mutlu ve huzurluyum diyemem fakat keyfim yerinde.

kahvem ve sigaram
müziğim ve sevgilim
uzun yolun iç daraltması beni yıldıramaz.
eskilerin öğretilerine dikkat kesildim bu ara.
belki de geleceğe o kadar dönük yaşıyoruz ki kadim bilgileri unutuyoruz.
geleceği şekillendiren geçmiştir.
ders çıkarıp öğretileri kulağa küpe yapmalı yeniden.
insan olmak ne denli ikilem.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
4013.
5 adet entry girdim ama hala yazar olamamisim. sanirim burada mod admin falan yok.
devamını gör...
4014.
bugün dünya için muhteşem bir gündü.
benim için ise karmaşık hüzünç ve sevinç dolu.
bugün senin doğum günündü.
bugün bensiz geçirdiğin 3.doğum günündü.
bugün hayattaki 28 yılını geride bırakıp 29. yılına başladığın gündü.
bugün n’güzel gündür.

çok isterdim kutlayabilmeyi; ömrünün kalanını benimle geçirmen dilekleriyle. eskisi kadar kötü olmuyor benim için böyle günler mesela yıl dönümümüz aklıma daha çok canonun doğum günü olarak geliyor. biz önemsemez miydik bu günleri yoksa zihnim artık silmeye mi başladı anılarımızı bilmiyorum. zaten sen de beni hatırlamak bile istemiyorsun. ben istiyorum her şeye inat. eylüle isyan gibi doğan iki kalbi birleştiren her zerreyi. ben bu dünyada en çok seni seven kalbimi, senin beni sevmeni sağlayan varoluşumu sevdim. ben yoruldum galiba ama sevgim yorulmasa da. çünkü sen gidince kendimi sevecek sebebim kalmamıştı, zaten kırılmış bir kızdım ben. olsun ben başka sebepler buldum sen üzülme sevecek kendimde yavaşça.

bilesin göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün.
yani ya bu eller öpülür ya sen öldürülürsün.
haydi iç de çay koyayım.

doğum günün kutlu olsun mutlu ol senelerce
sana boncuktan kuş yaptım konacak pencerene…

devamını gör...
4015.
karanlığın ortasında bir ışık gibi hissediyorum. ben etrafı aydınlatmaya çalışıp mutlu olsam da sanki karanlığın gözleri kamaşıyor.
devamını gör...
4016.
bu hayatta çok bi şey istemiyorum. sadece iki şey. ve bi de bu ikisinin aynı anda olması (bu üçüncü bi istek mi emin değilim. üç yapalım bizim istekleri o zaman usta). birincisi profesyonel olmak. yaptığın işte kendinden emin olmak ve işi çok iyi yapmak ve insanlara güven vermek (benim işin tanımı da asgari bunu gerektiriyo zaten. ama o başka entrynin konusu..). ikinci istediğim ise. buna erişmek için hiçbir bedel ödememek... tembellik yapmak ve konfor ve rahatlık ve yüzmek ve uzun yürüyüşlere filan çıkmak ve yürüyüşten gelince de duş alıp uyumak sadece. ve evde oturup sakin sakin kapuçino filan yudumlamak... ikinciyi olduracak olsam birinci hepten elden kaçıyo. birinciyi oldurmak zaten kafadan bi kırk sene alır. kırk seneye de kim öle kim kala usta. uzun yürüyüş filan hak getire iki adım atarsın tıkanır kalırsın o zamana... sonuç olarak benim hayattan bu üç istek de gerçekleşmeyince. ben hem hayata bozuk oluyorum hem sevdiğim herhangi bi şey yapamadığım için salak salak ekran başında vakit geçiren birine dönüşüyorum. tutarlı şeyler istemek çok önemli velhasılıkelam..
devamını gör...
4017.
bugün gecenin beşinde kalkıp hazırlanacağım ve bir buçuk saatlik zorlu bir yola çıkacağım.
zorlu diyorum çünkü istanbul'daki belediye otobüslerinde tutunacak bir dal bulabilmek bile fazlasıyla zorlu oluyor. bir de dengesiz biri olduğum için tutunmadan denge kuramıyor, genellikle birilerinin üzerine doğru düşüyorum. ha bir de bu sıcaklarda deodorant kullanmayan , yetmiyormuş gibi duş almaktan bihaber insanımsı canlılar bulunuyor, bunlarla birlikte nefes almak bile zor oluyor. ve bu insanımsı canlılar özellikle benim yaşadığım bölgede nadir görülen bir tür de değil.
neyse ya konu otobüs çilem falan değil. o çok ayrı bir konu. bugün bu zorlu mücadeleye rağmen neden o işe gittiğimden bahsedeceğim. birinci sebep tabii ki para için, ne için olacak başka. ama asıl konu ikinci sebepte. evet , o konuya gelmiş bulunmaktayım , buraya kadar olan uzatmaları okuduysanız eyw.
ikinci sebebi ise düşünecek bir şeyimin kalmıyor olması, mental sebeplerden ötürü yorulmaktansa fiziksel olarak yoruluyor olmam, kafamda kuracak senaryo üretemeyecek kadar fiziksel yorgunlukta olmam ve bu fiziksel yorgunluğun bana gerçekten iyi gelmesi. uyumadan önce hiçbir olumsuz şeyi düşünemiyorum bile artık. çünkü direkt sızıyorum. sonraki gün uyandığımda ulan kim işe gidecek şimdi diye düşünemiyorum çünkü genelde zamanım olmuyor. hiçbir şeyi düşünmek için vakit ayırmıyorum doğru düzgün. ve düşünmemek gerçekten iyi geliyor sanırım. neyse ki salaklaşabileceğim kadar uzun süre devam etmeyeceğim bu işe. işi bıraktıktan sonra ise ver elini anksiyete. tabii, seni yalnız bırakacağımı mı sandın? sen beni hiç yalnız bırakmadın, it gibi peşimden geldin ve ben seni bensiz bırakır mıyım?
bırakırım.

öyle işte sözlük. mutluyum gibi bir şey. hiç değilse mutsuz değilim. bu da bana şu anlık için yetiyor.
beni mutsuz eden şeyin kendim dışında birinin olması, mesela otobüsteki insanımsı şeylere sinir olmam bile benim için bir lüks . çünkü kendime sinir olmak aklıma bile gelmiyor onları görünce.
devamını gör...
4018.
bir ofiste çalışıyorum. beyaz yaka olarak değil ama mavi yaka da değil. arası gibi bir şey. asgari ücretten yüksek beyaz yakadan düşük bir gelirim var. sivil ve masabasi bir iş işte. sanırım beyaz yakadan tek farkı gece vardiyası denen bir şey olması. ve bu gece uzunca bir şey düşündüm. öyle bunaldım ki s....m işini de gücünü de deyip gece fabrikadan çıkıp bara gitmeyi ve sabaha kadar içmeyi istedim. (maalesef siyasal islamcılar sağ olsun mekanlar en geç üçte kapanıyor)

daha önce makarasina arkadaşlarımın ipini koparmışcasına evlendiğini ve bu insanların neden evlendiğini falan yazmıştım. örneğin bu hafta sonu liseden bir kız arkadaşımın ve ilkokuldan bir arkadaşımın düğünü var. davetliyim.
bunlar canımı sıkan konular değil elbette. ama bir detay çok fena sıkıyor canımı. kaderi sorgulatiyor.

ben üretimden ofise geçtim. üretimdeyken bir arkadaşım vardı. hala da konuşuruz. düğününe davet etmişti de araba sanayilik diye gidememiştim. evimden 160 km uzaklıkta bir ilçeye nasıl gidebilirim ki arabam olmadan ? her neyse.. bu çocuk orada sadece sigortası dolsun diye çalışıyordu. zaten çok geçmeden de işi bırakmıştı. yanılmıyorsam 2 ay çalıştıktan sonra.
daha fazla uzatmadan konuya dönersek, çocuğun ailesinde sadece 100 dönümden fazla bağ var.
bir arkadaşı ona onu aslında sevdiğini söylüyor arkadaşım da ona bir şeyler hissediyor ama arkadaşı diye açılamıyordu. böyle buldular birbirlerini. evlendiler. ailesi çocuğa sıfır vw golf aldı. evleri zaten var.

konu içerisinde can sıkıcı olan şey şu. ben sevdiğim insanı maddi anlamda refah içerisinde yasatamayacagimi anladığım an onu kendimden soğutmak için türlü psikolojik zulümler yapıp en sonunda da terk etmiştim. çünkü benim gibi hayatına birini alma konusunda aşırı seçici olan birinin kriterlerini bile aşan 4 4luk değil 10 10luk bir insandı. daha mutlu olacağı daha refah bir hayatının olacağı başka biriyle birlikte olmasının daha doğru olacağını düşündüm. zira devam etsek bile ev kuracak düzeye gelmem yıllar sürecekti. heleki bu ekonomik gidasatta. gerçekten de yıllar sürdü.
belki bu süreçte ayrilacaktik da. zamanından çalmak da istememiştim.

şimdi o arkadaşımı ve kendi durumumu dusunununce... hayat hiç adil değil a...koyim. adil olmasını beklemiyorum da neden biri aile servetiyle hayata 7-0 önden başlıyor.
onu kiskanmiyorum yanlış anlaşılmasın onun adına da mutluyum ama ınstagram da sürekli gezdikleri tatil yaptıkları doğa harikalarını, kumsalları gördükçe kendi icime daha da gömülüyorum.
bir tarafta maddiyat yüzünden sevdiğini bırakmak zorunda kalmak bir tarafta ise varlık içerisinde en mutlu şeyleri yaşamak...

kendi kendime dedim ki bu kadar seçici olma senden hoslananlara da bir şans ver. denedim hemde çok denedim. kimi naza çeken kimi kendini ağırdan satmaya çalışan kimi ise bildiğin düz salak olan biri çıktı. kimse onun gibi özgüvenli, acik sözlü ve dürüst çıkmadı.

red dead redamption 2 oynayanlar bilir arthur morgan karakterini. oyun dünyası içinde yazılmış en derin karakterdir kendisi. oyunu ilk oynadigim anda da kendimi onunla ozlestirdigimi fark ettim. hayatına mary den sonra kimseyi almamış, sevdikleri için fedakarlık yapmaktan çekinmeyen tamamen iş odaklı bir karakter.

memafih herkes yavaştan hayatını kurarken yılbaşı gecesinden sonra bende bir hal oldu. o gece senelerdir tanıdığım bir kız arkadaşımla club a gittik. gece eğlenirken karşı masada biriyle bakismaya başladım. 2 kizdilar. ama sohbet etmiyorlardi ve sanki zoraki birliktelerdi. anladım ki yanındaki kız mekana sevgilisini ve başka bir erkeği çağırıp ona ayarlamaya çalışacaktı. kitap çarpsın ki beklediğim gibi de oldu. ama kız gelen erkekle de konuşmuyor ve içeride sigara içilebiliyor olmasına rağmen sık sık dışarı çıkıyordu. ben de peşine takıp çıktım. tek başına sigara iciyorken klasik bir sekilde cakmagimin içeride kaldığını ve ateş verip veremeyeceğini sordum. o şekilde konu açıldı. o gece arkadaşımı evine bıraktıktan sonra ben de o kızda kaldım.

ama işin en tuhaf yanı şu ki ben onca sohbete rağmen adını bile öğrenmeye gerek duymadım. daha öncesinde ve sonrasında bile spontane ilişki yaşayan benin aydinlandigi nokta şu oldu.

herkesin hayatını kurduğu şu zamanda daha nereye kadar böyle devam edecek ? adını bile bilmediğin bir gün sonra şahsiyetini bile unutacağım kaç kişi daha olacak ?
tüm bunlar o story uzerine içime çöktü benim.

dünyanın en zengin, en güçlü adamı olsam bile sonunda ne olacak ? insanı seven sıcak bir kalp olmadıktan sonra tüm bunların ne anlamı var.

ve geçmişe dönüp bakınca huylarımdaki, tavirlarimdaki, dusuncelerimdeki tüm o masumlugu kaybettigimi anliyorum. bilmiyorum belki her insan zaman gectikce böyle oluyor.

sadece mutsuzum.
hapşırdığımda bile balgam gelecek kadar çok sigara içiyorum. onu da bırakmam lazım. ya da dedemin yolundan gidip akciğer kanseriyle hayata bir elveda diyeceğim.
devamını gör...
4019.
bir kız arkadaşımla bir şarkı üzerinden dönen hesaplaşmamız aklıma geldi.

uzun değil , sadece 3 hafta sürmüş bir ilişkiydi aslında ama hızlı ilerlemiştik o yüzden de travması olmuş olabilir onda.

şarkıyı bana göndermişti ayrılınca.
yazdım ne alaka ağlamıyorum ki dedim. biliyorum benim için ağlamazsın zaten ama bir gün bir kadın seni ağlatırsa bunu dinlersin de beni hatırlarsın çünkü ben bütün gece ağladım dedi. üzgündük, üzgündüm , bunu öğrenmek de üzüntümü katladı.

biliyorum marifet değil bunlardan bahsetmek ama ben kötü değilim ( belki bazen, bilmiyorum) sadece imkansız bir ilişkiydi ya. o da biliyordu aslında.

erkekler ağlamaz...
devamını gör...
4020.
zaman akıp gidiyor. güneş, üflüyor ayın ensesine inceden. geçmişe dönüp bakınca ‘amma yaşamışım’ diyorum. ama yaşamadım gibi geliyor bana. adam olamadım mesela henüz. ne zaman adam olunur ki? mezun olunca? askere gidince? aşık olunca? para kazanınca? terk edilince?.. yok bunlar değil.

yahut ölünce en sevdiklerin, saçlarım beyazlayınca, geçim derdi hançerini sapladıkça yorganına her gece?

yok arkadaş, ben adam olmak istemiyorum, böyle iyi. zaten çocukluk en çok büyüyünce lazım.

hayatın elinden aldım en büyük kozunu. gelsin üstüme tüm heybetiyle felaket dalgaları. köpürsün üstüme üstüme. oturuyorum bir kayalık kralı gibi. neşeliyim ve görkemli.

ey beni adam ettiğini zanneden kanı bozuk, ruhu kirlenmiş dalkavuk ıstıraplar. sakalımın beyazları, kirli yüzümü yıkadı çoktan.

ben gayet iyiyim de sen nasılsın?
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim