5481.
önemli
olan
haklılığın
payı değil
güzelim!

paydası..
devamını gör...
5482.
bazen içim çok daralıyor. göğsümün içine bir kaya oturuyor sanki. sonra o kayayı koyanlar kanımdan canımdan insanlarken, yedi kat el yabancı bir adam, canımdan öte can olup kaldırıyor o kayayı.

bugün de yine tam olarak bundan oldu.
devamını gör...
5483.
dünya hep dışımızda kalmaya mahkumdur biz de "yabancılaşmaya"...

ufka doğru attığımız her adımda, ufuk bir adım daha uzağa gidecektir. hiç bitmez bu erişme çabamız ve onun daha fazla uzaklaştığını görmemiz. oysa onunla iç içeyiz, sadece bilincimizin kavrayışı kifayetsiz kalıyor.

dünyayla aramızdaki mesafe hiç azalmadığı için yabancılaşmamız ,"yokluk" hissetmemiz, kalben üşümemiz hiç geçmez...
devamını gör...
5484.
hayata karşı genel tepkim gülmektir.
gülünce geçmeyen pek az şey var çünkü.
ne demiş aylin balboa "dalga geçemediğimiz her şey bizi tüketir, gülelim gitsin osman. "
devamını gör...
5485.
bir insan ömrünü, evrenin başlangıcından beri var olan zamanın, söz konusu insanın doğumuyla ölümü arasında hızla akan çıtır kenarlı bir dilimi olarak tanımlamak mümkün… ve bu dilim, insanın kendi karnını doyurmaktan bile acizdir çoğunlukla. şanslıysanız ancak açlığınızı bastırabilirsiniz. hal böyle olunca da bu ömür, başka insanları gerçek anlamda tanıyabilmek için yeterli zaman aralığında olmayabiliyor… o yüzden çok da şey yapmamak lazım…

neticesinde hayat kısa, kuşları da vuruyorlar…
devamını gör...
5486.
karalama kampanyası 1-2.
devamını gör...
5487.
‎yer yarılsa içine düşerdi yalnızlığımın nar kokusu,
‎dokusu bozuk bir yürekti bendeki tanımsızlığın.
‎öznelerim gizli kalmıştı; kurulu platoların hakikatsizliğinde,
‎gemiler limana tünemişti, martılar ekmek ve tereyağı kuyruğundaydı.

‎​yer yarılsa içine düşerdi bahtımın nârı ve yok oluşu;
‎şiirlerimin mayasını göle çaldım, her dizesinde yerli yersiz lanetli sonbahar...
‎hadsiz yağmurlar seni ıslatmazdı.
‎yaz geceleri ay'ın şavkı intikam alırdı güneşten;
‎platon, ütopya mağarasının taşlarına türkçe şiirler yazardı.
devamını gör...
5488.
4. katın penceresinden bakıyorum da. aşağıda banklarda oturan birkaç kişi, gökte dolunay, havada tatlı bir serinlik. ışıkları açmadım. bugün burada tuttuğum son nöbet. bir ayrılık anı yaşamaya çalışmadığım halde, bir ayrılık anı yaşıyorum sanırım. kendime baktığımda eksik gediklerden mücessem olduğumu görüyorum. ve hüzün verici buluyorum bunu. her şeyi tamamlayamayacağımı biliyorum ama belki bir kısmını tamamlayabilirim. belki umduğumdan daha fazlasını. o kadar zamandır uzun bir şeyler yazmadım ki kelimelerin raflarda tozlanmış ıvır zıvırlardan farkı yok. yeterince zaman geçerse illaki bir şeylere dönüşüyorsun. neye dönüşeceğini ilk başta bilmiyorsun tabi. dönüşeceğini sandığın şeye de dönüşmüyorsun muhtemelen. insanların yüzlerine bakınca eskiden ne görürdüm? bir süredir tüm o yılların, yıllarca kemiklere, eklemlere, kaslara uygulanmış tüm kuvvetlerin bileşkelerini görüyorum yüzlerde. bir vadiyi, patikayı şekillendiren neyse yüzleri şekillendiren de o. her şeye rağmen bir yüze bakınca sevgi, şefkat, umut duymak mümkün mü? bir manzaraya bakıp bunları duymak mümkünse yüzler için de mümkün olmalı.
devamını gör...
5489.
bazen içim çok üzülüyor. anlatamıyorum. biraz yoruyor.
devamını gör...
5490.
açken ben, ben değilim. dolabı boşaltma zamanı. ahajkskjsd.
devamını gör...
5491.
o kadar uzun süre yalnız başıma oturdum ki cafede falan, genelde "sandalye boş mu" diye sorulan kızdım.
devamını gör...
5492.
ben de oturdum ama seve seve..
devamını gör...
5493.
bugün elimde bir sürü kemik, bütün mahalleyi gezdim. bir tane köpek bulamadım. yine de inat ettim, yaklaşık 3 km yürüyüp en sonunda birini buldum. sonra da verdim kemikleri, oturdum yemesini izledim.
devamını gör...
5494.
boromir'in üç tane ork oku yediği noktadayım.
devamını gör...
5495.
yine geldin aklıma, şarkını dinliyorum. her şeyi unuturum ama seni asla asla. seni hatırlamayacağım güne de seni bana vermeyen kadere de lanet olsun.
bu geceyi de gözyaşsız bırakmadım sayende.

yarın öleceğimi söyleseler de seni bana gösterseler, tamam derim biliyor musun...
devamını gör...
5496.
‎keşiş dağı’nın o mağrur şâhikasına sığmayan bu inhidam rüzgârı,
‎içimdeki vâveylâdan daha sessiz, daha mecalsiz kaldı.
‎zamanın yamacından kopan o lâyemût çığ altında kalsam da,
‎ruhumdaki o yitik direnç, ölümü dahi bir eşik saydı.

‎​kimse fark etmedi bu müncemid sinemdeki gizli zifiri,
‎insanlık kendi hicranında kaybolurken, ıskaladı bendeki beni.
‎güneşin o şeşcihet çarkında ömürden çetele tutarken,
‎lâubali dillerde yitip giden, en derin serzenişimdi.

‎​hüsn-i niyetlerimi bir bedir vaktinin fecrinde kurban ettim,
‎gökyüzünün o nâ-mütenâhi boşluğunda yitip gitti her zerre.
‎şiirlerim tensih edildi, lügatimden anlamlar bir bir çekildi,
‎sözlerim berraklaştıkça, dünya bende dönüştü metruk bir yere.

‎​bu bir nefsî cidaldi; kendimi kendimden sessizce sirkat eyledim,
‎ne bir dâmin vardı bu cürme, ne de sığınacak bir mevzi.
‎mecalsiz kalmış bir hakikatin teşrihinde yürürken,
‎kendi gölgemi bile bir yabancı gibi kucakladı bu hazîn mazi.

‎​kalemimden sızan o hûn-âlûd harflerin her bir inhinasında,
‎hayatın en füsunlu ama en yaralı bestesini söyledim.
‎kelimelerim mücerret bir sancıdan süzülüp sadeleşirken,
‎kendi kıyametimin ortasında, en sahici manâyı derledim.

‎artık ne mîzan kâr eder bu enkazıma, ne de bir istiğfâr,
‎kendi ruhumun cellâdı oldum, gölgem dahi benden istinkâf eyledi.
‎kan damlayan o besteyi, meğer kendi kefenime ilmik ilmik dokumuşum;
‎ben o çığ altında ölmedim; o çığın ta kendisi olup, devrildim dünyaya!
devamını gör...
5497.
ilk yaran neydi? o yarayı almadan önce kimdin?
nerede var olamadın? nerede var olabilmek için kendinden vaz geçtin? ben olmakla biz olmak arasında kaldığında kim oldun? biz olabilmek için ben olmaktan vazgeçmen gerektiğini ilk nerede öğrendin? nerede yapıştın o role?

ben olamayan, öz olamayan, özden uzaklaşan... biz olabilmek için beni baskılayan... biz olmak için hep vermek zorunda kalan..
ya da ben olabilmek için dünyayla savaşan?
benliğini korumak için özden çıkan.. hep tetikte hep atakta.. hep almak hep büyümek arzusuyla yanan... ben olabilmen ben kalabilmen için savaşman gerektiğini ilk nerede öğrendin? varlığını devam ettirmen için bu role nerelerde tutunuyorsun?

ben olmaya cesaret etmek ne demek bunu bir düşün? ben olmanın neşesini kucaklayabilmek ya da? çabalamadan var olmak.. var olmak için bir şeyler yapmak ancak o zaman değerli olacağına inanmak. hiç değilse onay aramak... biz olabilmek için bir kalıba girmek. biz olamazsam eksik olurum eksik görünürüm korkusuyla ben olamadığın ilişkilere tutunmak. biz olmak için çabalamak gerektiğini sanan banu ilk nerede çıktı ortaya? ya da ben kalabilmek için hep savunmada kalmak ya da feth etmek, almak, yıkmak,dağıtmak.. gerektiğini ilk nerede kattın bilincine?

çok derin ve içsel konular.

bugün bunların herhangi birinin içinden geçiyorsanız öze çağrılıyorsunuz demektir. artık miş gibi yapamıyor ve yapamayacaksınız demektir. bu bir devrimin başlangıcı.. içsel bir devrim..
hoş geldin..
sevgi ve farkındalıkla..
devamını gör...
5498.
her gün ve en yeniden kendini seçmek..
ya da seçememek..
hepsi normal..
.........
bir şeyler olmak ya da yapmak zorunda değiliz.
bazen sadece dinlenir ya da karanlığımızla kucaklaşırız..
bazen kucaklaşamaz savaşırız..
bu da normal..
....
performansa dayalı, hep üreten ve kazanan (neye göre kime göre) olmak zorunda değiliz. bazen sadece bekleriz. dışarıda hiçbir şey olmuyorken içeride dağlar devriliyor, okyanuslar taşıyor, alevler tüm bir semti içine alıyordur kim bilir?
....
taşan okyanus alevleri söndürüyor, hiç fark edilmeden tane tane inşa edilmiş gemi seni alıyor dağların dağılan heybetinde hemhal olmuş bir ovaya rota oluşturuyor, sana çok daha uygun bir yaşam alanı kurulmuş ve bu zaman zaman dingin zaman zaman dalgalı ruh haliyle oraya taşınıyorsundur kim bilir?
.....
hikayenin tamamını bazen olduğun yerden göremezsin. sebepleri ve sonuçları ayırt edemez. hatta bazen bir sebebe haddinden fazla takıldığını hisseder, bu konuyla ilgili sen kendine yüklenirken dışarıda bir şeylerin geciktiğini sanarken içerideki dünyada bir şeylerin güzelleştiğini ve sana en uygun frekansa getirildiğini seçemezsin.. lakin bu da normal..
.......
hayır iyimser değilim.
sadece okyanusumla, alevlerimle, dağımın esrarengiz halleriyle çoktan tanıştım. gemim bana görünür oldu. davete icabet ettirildim. içimi dışıma çıkaran o yolculuğa katıldım. sisler gözümü kör gemideki diğerlerinin feryatları kulaklarımı sağır etti. gemiden atlatılıp dalgalarla defalarca boğuşturuldum. esrarengiz bir ışık hüzmesi tekrar ve tekrar bana elini uzatıp gemiye dahil olmamda bana yardım etti. kuduruktum yine durmadım. geminin kaptanlığına soyundum. çeşit çeşit varlıkların olduğu gemiyi bir buzul dağında paramparça ettim. bir çoğu yiyip gitti. dağıldım en yeniden kayboldum. ve evet bu da normaldi.
....
bir ses duyar gibi oldum sessizliğin içinden. yüzyıllardır boğuştuğumu sandığım okyanus duruldu. sisler tatlı bir esintiyle görünenin çok ötesine dağıldı. içimde ayaklarına bak sesi duyuldu. ayaklarım yere basıyordu. suyun tatlı telaşı beni kıyıya öteledi. dağılan sisin manzarasında evim belirdi.
......
tüm bu hikayedeki renklerin, gelenlerin ve gidenlerin, beni boğanların ve kurtaranların, seslerin ve sessizliğin, bekleyişlerin, belirsizliğin, savaştıklarımın ve seviştiklerimin ben olduğu bildirildi. hem ben hem değil. hem var hem yok. hem bir hem bütün. yaratımın farklı kıvılcımlarının aynı alevi oluşturduğu anlatıldı. farklı damlaların aynı okyanusu.. farklı zerrelerin aynı dağı.. o geminin o okyanusla hiç boğuşmadığı, o alevlerin söndürülmeye hiç ihtiyaç duyulmadığı, o dağların hiç yıkılmadığı.. bir yaprağın bile kıpırdamadığı.. tüm alemin rüyasını zaten evimin içinde gördüğüm sadece unuttuğum bildirildi..
sevgi ve farkındalıkla..
devamını gör...
5499.
kafamda kıyametler kopuyor, dışım durgun bir okyanus gibi..
devamını gör...
5500.
gizli kalmak büyük bir sanattır. anlatmadığında, sergilemediğinde, tüketmediğinde kudret sende kalır. insanların aklı senin kapalılığınla oyalanır. emin olamamaları senin huzurun. görünmezlik derinliktir, bilinmezlik özgürlüktür. saklı yanınla büyü, kendini koru.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim