5541.
karalamasına karalarım da, kafam hiç yerinde değil canım sözlük.
devamını gör...
5542.
karala karala nereye kadar… hiç.
devamını gör...
5543.
beni hasta eden de iyileştirecek olan da aynı kişi dedi. baktım konu bana dönüyor bu biraları da içip kalkalım dedim. devamını dinlemeyecek misin dedi. dedim ben devamını çok dinledim ne virüsüm ne de doktor.
devamını gör...
5544.
bir satranç oyununda ilk hamleden sonra milyonlarca olasılığın fitiline çakarsın kibriti. insanın ana rahmine düşmesi bu ilk hamleye tekabül eder zannımca.

olayın gidişatı kast sisteminde hangi karaktere can verdiğinle az çok doğru orantılı olsa da yine de milyonlarca olasılık bekler orada. kader değil şekerim, ihtimal. ama ihtimalin de bir adresi vardır, hangi taşta can buldun.

misal piyonsan sıçtın. direkt proletaryasın dünyanın çoğu yerinde. devlet senin sırtında, patron senin sırtında, hatta bazen fakir bile senin sırtında. doğuştan forkliftin insana dönmüş halisin. taş taşırsın, yük çekersin, ama asla yükünü bırakacak bir yerin olmaz. nerede boklu bir iş varsa "piyon yapsın" diye yazar tabelada.

işin trajedisi de büyük; piyonsun geri gidemezsin. senin pişmanlık hakkın yok bu tahtada. yanlış adım attıysan geçmiş olsun, o adımın üstünde yaşarsın ömrün boyunca.

rakibin de yine bir piyondur çoğunlukla; birbirinin üzerine basmaya hevesli milyonlardan birisin. sınıf kavgası çoğu zaman piyonlar arası basamak yarışıdır. işin kötüsü mirasın da bu. çocuklarına bırakacağın tek şey piyonluk.

bir ton giydirdik piyona ama şunu da bir kenara yazmakta fayda var: tek bir piyon, bütün oyunu değiştirme potansiyeline sahiptir icabında.


fil ömrü boyunca tahtanın yarısını görmez. siyah karede doğduysan beyaz kare senin için yoktur; hiç olmadı, olmayacak. menzilin var, gücün var, dünyanın yarısı yok. ve işin garibi fil buna körlük değil de ilke der.

çizgiden çıkmaz, kuralları delmez. gücü vardır ama esnekliği yoktur; toplumu sabit tutar ama ilerletmez. filler olmasa herkes savrulur, filler olduğu için de kimse nefes alamaz.

kale; aman hoşgeldin devlet memuru abimiz, çekinme geç, sen de piyondan hallicesin nasılsa. boydan boya gider bu güzel abi, sağlamdır, güvenilirdir ama kımıldayabilmesi için önündeki piyonun ölmesi gerekir. bütün kariyeri birinin çekilmesine bağlıdır. terfi beklemez bu abim sıra bekler. cuma mesaisinden sonra kıpırdamaz, pazartesi sabahı zorla sürüklenir. gücü taşradaki bir vergi dairesinin gücüyle eşdeğer; sonsuz ama yavaş.

atlar başkadır ama. muhalif, bohem, çaprazı takmayan tayfa. düz gitmez, kural dinlemez, ters köşe zıplar. tahtadaki tek taş odur ki önündeki duvara aldırmaz, üstünden atlar. kimse sıkıştığında kaleyi aramaz, atı arar. ama atın bir sırrı var; köşeye sıkıştır, dehası biter. ortada sekiz hamlesi olan hayvan, kenarda ikiye düşer. bütün delilerin, şairlerin, protestocuların hikâyesi bu merkezde dahi, kenarda zavallı. kimse atı öldürmez. kenara ittin mi işi bitti.

vezir sistemin jokeri. sınıf atlamanın, fırsatın, şansın ete kemiğe bürünmüş hali. her yere koşar, her şeyi yapar. bir köylü çocuğunun ceo olması, ya da bir piyonun karşıya geçip vezirliğe terfi etmesi şartlar uygunsa her daim mümkün. ama herkesin de ilk öldürmek istediğidir vezirler. çünkü bir vezirin özgürlüğünü kimse uzun süre izlemek istemez. “bu kadar yetenek fazla!” derler. vezir olmak hem ayrıcalık hem lanettir; sana hayran kalırlar ama en çok seni hedef alırlar.

ve şah. koskoca oyun onun etrafında döner ama kendisi en zavallı taştır. iki adım atamaz, bir hamle yapamaz. buna rağmen bütün düzen onun için seferber olur. işin en ironik kısmı şah hiç ölmez. tahtadan kaldırılmayan tek taş odur. piyon ölür, at ölür, vezir ölür; şah teslim olur. oyun onun ölümünden bir hamle önce biter, adamı kutuya sapasağlam koyarlar. halk onun için savaşır, o da halkın sırtına oturur. şah, kudretsizliğin en kudretli hali.

well, well, well! klişeyi bilirsin; bir doğum, bir ölüm tarihi, bir top kefen. hepsi aynı kutuya girer. ama dur bir dakika! kefeni de biri dikiyor, ölçüyü de biri alıyor çaktın sen köfteyi!

işte son perde; oyun bittiğinde iki adam el sıkıştı gitti. nasıl olsa ikisi de tahtada değildi. taşlar birbirini kırarken onlar çay içiyordu. belki birazdan yine çay içecekler. piyonun ölümü onlar için bir hamle, atın deliliği bir taktik, vezirin ihtişamı bir malzemeydi.

taşların hiçbiri oyunu bilmez zaten. piyon kendini kahraman, fil kendini ilkeli, kale kendini sağlam, at kendini özgür, vezir kendini güçlü, şah kendini kutsal sandı gitti. ah mon ami!

kurallarda yazmayan tek hamle tahtayı devirmektir. o yüzden hiçbir satranç kitabı onu öğretmez.

çünkü bu hamleyi yapanın oyunla işi kalmamıştır zaten.
devamını gör...
5545.
bir şey eksik, bir şeyler eksik, yine de çok şükür.

sevgi eksik, ilgi eksik, şefkat eksik. zira ben istemsizce, ya da bilemeden isteyerek, ya da istemeden bilerek veyahut sadece şanssızlıktan yanlış zamanda, yanlış yerde olanım.

zaten doğru yer ve doğru zaman kime göre veya neye göre? bunun doğruluğunu bize kim belgeleyebilir ya da kim ispat edebilir? bence bu tamamen şans meselesi. tavla oynarken zar atmak gibi ya da elinde olmayan her şeyin tam istediğin gibi olması gibi bir şey.

aslında o gün ilave bir şey olmadı. sadece her şey istediğin gibi oldu ve her şey yolunda gitti. lakin etkisi, işte o etki çok gerçek ve çok tatlı bir his.

oysa ben, ben bu hissi pek tadamadım. huzurlu hissettiğim oldu asla inkar edemem. her hissettiğim huzur ve her hissemediğim huzurdan çıkardığım derslere de sonsuz yüce allah'a şükürler olsun. isyan değil bu.

ancak ben de eksiklerimi doğru zamanda, doğru yerde bulunarak gidermek istiyorum. birisi beni merak etsin, beni tatlı tatlı kıskansın, salak salak tripler atsın, bir şeyi sırf ben istiyorum diye yapsın. canım annem hep yapıyor, annem sultanım o ayrı.

ancak ben bambaşka bir şey bahsediyorum. kimisi aşk, kimisi sevgi diyor. ben sevgiye talibim. zira aşk heves, ben de heves adamı değilim.

benim de hatalarım oldu ve bunlardan hep ders çıkarıp cebime koydum. kimseye bok atmadım, günün sonunda hep kendisiyle öyle büyük kavgalar eden ve kendisini bazen de gereksiz yere hırpalayan da ben oldum.

neyse, doğru zamanda ve doğru yerde bulunan birisi var mı? nasıl başarıyorsa lütfen bana anlatsın. zira yanlış zamanda, yanlış yerlerde olmaktan sıkıldım.

yalnızlık keyifli ama 3 sene olacak az kaldı. azıcık ondan da sıkıldım.

eksikleri gidermenin yolu sanırım. doğru yerde ve doğru zamanda olmak, bir de beklemek. beklemeye beklerim eyvallah, asla gocunmam. lakin beklerken ölmek mi dersin?

işte o da sevdaya dahil mi dersin? bence dahil. ya sence? bence de öyle..

eyvallah

arada içine içine ağlamak iyi gelir insana. içime içime ağladığıma göre, gidip bir duş alma zamanı. beklerken temiz olmak lazım. temiz olmak ve ter kokmamak, malum mevsim yaz. ben de ter kokmaktan nefret ederim ehehe.

neyse, eksikleri kapatırsam söz veriyorum bu entryi. kapattığım malum hanım efendinin şerefine ve gelişine, ona ithafen ve onun harikalığına yaraşır olarak güncelleyeceğim. belki yenisini yazarım. ben ona hep yazarım, beklerim de..
devamını gör...
5546.
nasil da anlamsiz geliyor 3 yil once girdigim tanimlar. yasadigim olaylar. simdilerde bir fili oldurecek kadar kafein ve sigara ile gunumu gecirirken geriye bakiyorum da geride kalan hicbir seyin anlami kalmamis. kucukluk hayalimdi bir bilgisayar. simdi yuzune bakmiyorum masada tozlaniyor.
devamını gör...
5547.
"piyonsan sıçtın" derler ya, işte inanma onlara. tüm oyun piyonlar arasında geçer aslında, onları nasıl kullandığına göre şekillenir. piyonun koruduğu bi kareyi zapt etmek diğer taşların harcı değildir. doğru anda yapılan piyon sürüşü tüm oyunu açabilir de kilitleyebilir de. karşısında piyon olmayan piyon tehlike arz eder her daim. bilirsin çünkü önü açık bi piyonun potansiyeli açığa çıkmaya hazırdır. bir anda kaleler arkasına önüne geçer rahat ilerlesin diye, filler korumaya alır, vezir ilerleyişini açar, atlar zıplama noktalarını piyonun kontrolüne göre ayarlar. bilirler çünkü er ya da geç düşecek tüm o kudretli taşlar, şah için feda edecekler kendilerini. piyonlar ise feda edemezler kendilerini, şahı koruyan en önemli taşlar olsalar da bir kez ilerlediler mi geri dönüşleri yoktur. ya içlerindeki o potansiyeli gerçekleştirecekler ya da ölecekler. geri kalırsan hedef olursun, tek kalırsan kolay lokma. bir adım arkandan gelen senin gibi piyon dostların varsa işte o zaman korkma. ne fil ilişir sana ne de vezir. burada tek nüans piyonlar birbiri için feda eder kendini ve karşıya ulaştıklarında piyon olarak kalamazlar. haliyle tüm o dayanışma, mücadele, birlik olma hali içlerinden birinin terfi etmesi içindir. hangisi olduğunun bi önemi yok, terfi eden oyunu kazanmalı ve tüm piyonların intikamını almalıdır şahı devirerek.

işte hayatın anlamı da sırrı da bu kadardır. tek sorun kimse feda etmek istemiyor kendini bi piyon için, intikam alan olmak istiyor.
devamını gör...
5548.
ağız dolusu küfürler yazdım kendime. daha binmek yok teredolar* basmış sandallara. zoraki gülümsemeler, zoraki cümleler.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim