5521.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
anlaşılmak için mi anlatıyor insan?
görülmek, onay almak ya da sevilmek için mi?
....
......
her 'ben' deyişin de kaç görülmemiş parçası gizli?
hikâyelerinde hangi beni daha çok seviyor, hangi beni görmezden geliyor?
sahi düşünsene benlerin içinden bir ben seçiyor ve onun üzerine hikayeler görüyor, duyuyor ve anlatıyor...
....
......
kendinden kendine yollar gidiyor, kendinden kendine umutlar biriktiriyor, kendinden kendine hayal kırıklıkları topluyor..
....
.....
kendini anlamak, kendini görmek, kendi onayını almak ve kendini sevebilmek için mi hikayeler yazıyor?
sonra yazdığı hikayeleri oynuyor, oynadığı hikayeyi rolü sanıyor.. aksine bir de kendi yazdığını unutuyor..
...
.....
insan unutuyor..
unuttuğunu hatırlamak için tekrar ve tekrar kendisiyle karşılaşıyor.. kendisiyle savaşıyor.. kendisiyle sevişiyor..
....
......
yaşadığım sanrılı dünyanın hayalini kurmuşluğum var bir yerlerde.. kurmuşluğumu izlemişliğim.. izlemişliğimi unutmuşluğum var.. uyumuşluğum var.. uyuyup uyuyup uyanmışlığım bazen uyanamamışlığım var.. bazen de uyanıp gözlerimi yine de kapamışlığım..
...
.....
hayret nasılda gerçek geliyor alem!
nasılda seni benden ayırıyor zihnim, beni nasılda senle parçalara ayırıyor?
hayret nasılda yanılıyor gözlerim her beni sende seyrediyor, her sana benim dışımda bir kılıf giydiriyor?
hayret nasıl sığıyor şu koca alem içime, içimi içimden çıkarıyor ve orada beni benlerle kırıyor?
....
......
.........
hikayeler dinlemeyi seviyorsun ama an'latanı hiç dinlemiyorsun farkında mısın?
hikayeler yazmayı seviyor ama yazılanla arana mesafe koyuyorsun?
hepsi sensin hiçbiri sen..
....
.....
sevgi ve farkındalıkla..
devamını gör...
5522.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ersin gürler akan - arka bahçe eşliğinde yazılmıştır..


arka bahçelere açılıyor mu hayallerin?
dünyanın neresinde olursan ol bir arka bahçen var mı gönlünün kıyısında?
....
kıyılar diyorum sever misin?
hani nehirlerin kıyıları gibi..
oralara ne güzel arka bahçeler kurulur?
şen şarkılar, renkli tuvaller, nehire karşı anlatılan uzun uzun hikayeler..
....
en yeniden tanışılıp unutulmuş bir ruhun gölgesi düşer mi arka bahçelerine?
korksa ve koşsa kapını açar mısın dinlensin diye?
yoksa kıyılara mı düşer yine yolları hatta belki akar gider bir başka bahçede belki daha emin sohbetlerle buluşmak için sözleşerek..
belki de bir selamlık bir kahveliktir bir araya gelişleri..
kim bilir..
.....
büyümüş çocukların da bahçeleri olur mu?
orada oyunlar oynayıp, şarkılar söylerler mi?
çiçekler toplayıp kendilerine hediye ederler mi?
birbirlerine benzeyen hikayelerini anlatıp tebessümle hüzün arası gelip giderler mi?
....
hayallerimin arka bahçesine gidelim hadi?
bu dünya çok renksiz ve anlaşılmaz..
bu dünyada insanlar birbirini anlayamaz..
bu dünyada insan kendini bile anlayamaz..
bir dünya kuralım ve hayal diye anlatalım ama tam da içinde yaşayalım..
....
ayaklarım yere bassın tamam ama sen de havalan biraz.. bu dünyadan başka türlü çıkılmaz.. bu dünya başka türlü anlaşılmaz.. diğer dünya yoksa sadece hayal, rüya, pembe bir hikaye kalır o zaman.. lütfen az biraz pembeye bulan ve sonra mavide uyan..
....
gizemli bir hikayenin başlangıcı olmaz zaten çoktan başlamıştır bazen hemen anlaşılmaz..
bir kaç oyun arkadaşı gelir bir kaçı gider.. bir oyun arkadaşı bu oyunu oyundur yapan. yoksa evine girer kapılarını kapar arka bahçeni unutur nehri anımsamazsın hiçbir zaman..
....
arka bahçemde beklerim.. gelmezsen bahçene gelir en derun hikayelerimle orayı biraz da ben süslerim.. belki bir gün bir nefeslikte olsa yine oraya uğrar hikayelerden hikaye arar benimkilere de denk gelir bazılarını okur, düşünür, hatırlar.... ve dünyanın dışına çıkacak bir hikaye yazarsın, kim bilir..
....

kendimden kendime hikayeler..

sevgi ve farkındalıkla...
devamını gör...
5523.
ondokuzda yirmide ne var ki, yirmiüçte yoksun? yoksunsuzluğu arıyor insan flood flood da olsa...
devamını gör...
5524.
kelimelerin köleleştirildiği,
hafıza muhafızları’nın her köşe başında nöbet tuttuğu bu diyarda, rejimin en büyük fazileti geçmişin acı-tatlı bütün hatıralarını silmek, yani "unutturmaktı". düzen bu şekilde sağlanıyordu.
kör bir teslimiyetle sahte bir istikbali bekleyen insanlar meydanlarda toplanıp riyakarlık kokan sevgi ve sahte kardeşlik ayinleri düzenliyor, birbirine sarılarak içlerindeki nefreti gizliyorlardı.
bu kolektif trajediyi ve samimiyetsizliği bozmak kimsenin aklına geliyor >ama< işine gelmiyordu.
insanların sosyal medyada, sahnelerde, sokaklarda "ben de buradayım" diye bağırdığı varlık çılgınlığında, yokluğun kara deliğinde kaybolmak ise "akli vaka" sayılıyordu.
devamını gör...
5525.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

nil karaibrahimgil - hikayenin peşini bırakma şarkısı eşliğinde..


ben dünden gelmiyorum..
bugünüm, şimdiyim, şuanım.. an'ım..
...
bazen bunu unutuyoruz.. kabul..
olanlar, olmayanlar, olmuyor gibi olanlar, tam olacak gibi olup son anda olmayanlar..
..ya da aslında olmuş ama olduğunu çeşitli kaygılarla fark edemediklerimiz.. filtreler, kodlar, korkular, şartlanmışlıklar, karmalar..
'ben'i yine düne bir şekilde bağlıyor.. (ben her ben deyişte.. )
lakin bununda bir sebebi var.. (hatırla!)

bazı roller bazı haller bazı bir şeyler..
hop bugünde yeniden sahne alıyor..
roller dağılıyor. yeni oyuncularda gelmiş aman hoş gelmiş. eski oyuncular yeni sahnelere güncellemeler sebebiyle yetişememiş falan filan..

eski yeni kadro bir araya gelip son durum kontrolleri yapılıyor. bakalım bu döngüde ne kadar yol alınmış ne kadarı içselleştirilmiş ne kadarı dışarıda bırakılmış..
kabul edilmeyen haller, anlaşılmayan roller, dışlanan benlikler tespit edilip en yeniden şahane bir drama ortaya çıkarılıyor... (hehe en sevdiğim)

işte döngülerin içleri boşalıyor, oralara yüklenen anlamlar anlamsızlaştırılıyor, aşırılıklar ve azlıklar dengeleniyor, yok sayılanlar oyuna dahil ediliyor falanlar..

efendim dışarıda hiçbir şey bırakılmıyor, arkada kimse unutulmuyor. sahneler oynanıyor. gölgeler çarpışıyor. aynılıklar seviştiriliyor, aynalıklar savaştırılıyor.. farklar farksızlaştırılıyor..
sahneler bitiyor. kuliste tüm oyuncular öpüşüp koklaşıp kendi odalarına dağılıyor.

derken queen sesleniyor..
ah o nasıl hoş bir sedadır. yüreğim pırpır..
fark ettin mi?
herkes haklı, her şey normal ve mümkün..
sen bilmiyorsun. hatırla, idrak et..
sev ve devam et..

not: tüm kraliçe ve krallara ithafen yazılmıştır. kendi penceremden kollektife..

sevgi ve farkındalıkla..
devamını gör...
5526.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

sezen aksu - gidemem eşliğinde yazılmış bir yol arkadaşına ithaf edilmiştir..

acıdan geçmeyen her şey biraz eksiktir..

eğrisi doğrusu tartışılır. bugün böyle düşünüyorum ve bazı hislerimde bu durumu destekliyor.

bu yol çiçeklerle kelebeklerle döşenmiş olarak açılmadı bana. belki başka yollarda mümkündü. bilemiyorum.. benim realiteme böyle yansıdı. he bu demek değil hiç çiçek koklamadık, hiç kelebek seyretmedik.. çok şükür o da nasip oldu.
lakin acı, karanlık, gölge.. dediklerimiz de hiç eksik olmadı. hatta baskılayıp görmezden geldikçe üstüne çiçekler boca etmeye renklerle kamufle etmeye çalıştıkça çok daha belirgin oldu.. sıktı, içine çekti ve burnumun ucuna kadar karanlıktayken 'ama gözlerim ışığı görüyor hala' dıyerek kendimi oyunlarla oyaladığım anlar yaşandı.. normaldi..

gel gelelim bugün, şimdi, şuan.. acılara, karanlıklara, kayıplara seyre daldım..
kendime acımadan, kendime yüklenmeden ya da bir başkasını suçlamadan..

dönem dönem dramatikleştiğim ve acıların içinde kaybolduğumu sanarken egolarımla o acıları kontrolde tutmaya çalıştığımda gösterildi bana. ama evet o da normaldi..
bazen mesele sadece acı olmuyor çünkü.. o acıyı yaşayan benliği oradan kurtarmak, o benliği bu acıyla görünür kılmak, o acıdan beni çıkartacak bir kurtarıcı beklentisine girmek, acı yaşıyorum sanıp acıtmak.. hepsi normal..

kendime yakınlaştıkça kendimden uzaklaştığım bu süreçte.. 'en çok kayıplarım canımı yaktı' dedim. biraz daha dikkatli bakınca aslında asıl onlara kalbimi mühürlediğim, onlardan korktuğum, onlardan kaçtığım, onları ve dahi kendi kayıp parçalarımı görmezden geldiğim fark ettirildi.. hatta kaybetmekten korktuğum için kaybı yaşamadan o hisse o insana kalbimi mühürlediğim.. normaldi bu da normaldi.. bu yolda her şey normaldi..

bu kavramların bir çoğunun anlamı köksel bir değişimin arifesinde.. bana göre her şey anlamdı ve bu yol bana anlamları da anlamsızlaştırdı.. nötrleştirdi yani. hiçbir şeyin anlamı yok demeye çalışmıyorum. her şey hatta çok daha anlamlı ama benim algıladığım, filitrelediğim, kodladığım gibi değil.. buralara sonra girelim..

anlaşılmak uğruna anlayamadığım sevilmek uğruna sevemediğim ve dahi görülmek uğruna göremediğim çok kıymetli yol arkadaşım.. seni tanımak güzel, keyifli ve anlamlıydı..
yollarımız ayrıldı mı bilemem, ayrılık nedir onu dahi bilemem.. buraya sende bulduğum parçam için bir acı bırakıyorum. biraz sevinç, seni tanımanın ya da karşılaşmanın vermiş olduğu umudu ve azıcık hüzün.. ve sende beni ilk vuran anlaşılmış olmanın verdiği tamlığı, aynı dili konuşuyoruzun şaşkınlığını ve yanında hissettiğim dinginliği kendi içimde bulmaya niyet ediyorum. mutlu ve umutlu ol.. seni seviyorum..

sevgi ve farkındalıkla..

not: bazen gidiyor gibi davranıp kendi etrafımda dönerim. bu da çok normal.. *
devamını gör...
5527.
fena sıcak var allahini seven disari cikmasin.
devamını gör...
5528.
ne yazsam boş bu görsel her şeyi anlatsın:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
5529.
çok ağlamıştım. gözlerimin yangını dediklerini dusundukce gogusume inmişti. kalbım kan pompalayan kırmızı organ olmaktan vazgeçmiş, kan kusan ve nefes aldırmayan hale gelmıstı.

benı bu denlı üzen neydı? onun gidişi mı yoksa yıne sevdiğimin benı terketmesının acısı mı? bu yaşlar neden? ellerımı bırakan aileme mı yoksa koynumdan ayrılan kıza mı?

yoruldum. cınsel ıhtıyac olmasa insan elı tutmayacagım ancak parayla tutulan el bıle bana sımsıcak.

tatlı sımsıcaklık güzel ancak sımsıcak baslayıp yakıcı olan ateş tehlıkelıdır. cunku insanı çocukluğuna goturuyor...

-yazı tamamen hayal ürünü olup, yazasım hıkayedır.
devamını gör...
5530.
önce o ağzını bir kapat. sakin ol, burnundan nefes al. ağzın açıkkentam bir mala benziyorsun. evet sana diyorum. öncekileri de sana dedim. bunu sık söylemem ama kork benden. ciddiyim. evimdeyim, burası benim bahçem falan diye güvenme. gelen seslere kulak kabart. ben olabilirim. yerini biliyorum. zaten saklanamayacak kadar salaksın, kaçamayacak kadar güçsüzsün. seni gözlerim, izlerim, yakalarım. yörük değilim,.karadenizli de değilim ama hamuduyla batırırım, haberin olsun. kork benden. kendine gel. o türkülü estetli çeneni kırarım. mamayla beslenirsin.
devamını gör...
5531.
taktik maktik bunlar boş işler diyoruz da taktik yapan kişilerin kazandığı da aşikar. . ok böcekleri gibi etrafında dolanıyor herkes.
sanırım bilgelik yolunda farkındalık kazanıp sakin kalmayı öğrenme aşamasındayım.
devamını gör...
5532.
bir şeyler yazmayalı epey oldu. başlığı görünce içimdekileri buraya yazmak, burada paylaşmak iyi hissettirir diye düşündüm. sözlüğe ara vermek rutinimde boşluk hissi oluşturdu gerçekten. ama bazı hedeflerim için yapmam iyi oldu. son tanımımda (bkz: o sene bu sene) yazdığım şeylerin biri oldu şükür ki. (fenerbahçe zaten yüzümüzü güldürmedin ya.)
buraya başladığımda üniversite sınavına hazırlanıyordum şimdiyse mesleğimi yapıyorum* rutin bir hayatım var şükür ki buna devam ediyorum elbette sorunlarım var ama önemli olan başa çıkabilmek. hallediyorum gibi. sözlükte
çok şey öğrendim güzel insanlar kazandım ama kaybettiklerim de oldu tüm durumlar için pişmanlığım yok. buraya bir şeyler yazmak şu anda da olduğu gibi iyi hissettiriyor ama devam edemeyeceğim artık üretken hissetmiyorum başlıklara bakıp kalıyorum öylece biraz paslanmışızz. önceden de olduğu gibi okuma kısmını daha çok yapacağım. gözüm akışta. keyifli entry’lerr :)
devamını gör...
5533.
ertelemeyi kendime huy haline getirdim. o kadar çok şeyi erteliyorum ki, sanki sonra yapacağımın garantisi varmış gibi. her ertelenmiş şeyi, bi ihmal hatta kendime ihanet gibi hissediyorum. beni bu kadar frenleyen şeyin ne olduğunu bilmiyorum. bıkkınlık, yılgınlık, hissine bu kadar erken kapılmak beni korkutuyor.
devamını gör...
5534.
hayallerim maalesef benimle birlikte yaşlanıyor. huzur ise ben ister ve yaratırsam var. bedenim uzun zamandır uyku ve geceden alacaklı… sorarım şimdi kendime; kayıp mı kazanç mı bu?
devamını gör...
5535.
oglum bu ne sicak.
devamını gör...
5536.
hiçbir şey istediğim gibi gitmiyor diyemem. ama birçok şey istediğim gibi gidiyor sanıyorken çok başka yöne evriliyor. evet, bu ikisi nihayetinde aynı yola çıkıyor gibi bir anlama sahipler ama ikincisinde heveslerimle daha fazla vakit geçirmiş oluyorum. onlarla aramda bir bağ oluyor, gerçekleşeceklerine dair umutlarımı o bağla bağlıyorum. sonra yol değişiyor, kararıyor, her şey hiçbir şeye dönüşüyor. e o bağ da yok oluyor. bağ gidince umutlarım da heveslerimle suya düşüyor. düşerlerken üstüme su sıçrıyor, çamurlu bir su. çamuru temizlemeye çalışırken daha çok dağılıyor. sonra bir şey fark ediyorum: çamur bir yol çizmiş. bir an düşünüp ben de o yola gidiyorum, yolunda gitmeyen şeylerin yolu. o hiçlikte bulur muyum yaşama dair umudumu? bilmiyorum, deniyorum.
devamını gör...
5537.
bugün benim doğum günüm.. o kutlu gün sonunda geldi..

çocukken, gençken bana çok uzak, hiç gelmeyecekmiş gibi gelen yaşlardan birine girdim şimdi.. bir zamanlar "35" dendiğinde sanki ulaşılması imkansız bir zaman gibi gelirdi. zaman ne çabuk geçiyor..

35...
derler ya, "yolun yarısı." belki de gerçekten öyle. ama bugün geriye baktığımda pişmanlıklardan çok öğrendiklerimi, kaybettiklerimden çok kazandıklarımı görüyorum..

her yaş bana yeni bir şeyler kattı, biraz daha olgunlaşmayı, kimi zaman güçlenmeyi, kimi zaman umut etmeyi öğretti.. şimdi yolun yarısında, öğrendiklerimle, yaşadıklarımla, sevdiklerimle ve hala kurmaya devam ettiğim hayallerimle yeni yaşıma merhaba diyorum.. iyi ki doğdum.

yeni yaşımın güzelliklere vesile olmasını, bana ve sevdiklerime sağlık, huzur mutluluk ve iyilik getirmesini, dilediğimiz, düşlediğimiz her şeyin hayal olmaktan çıkıp gerçeğe dönüştüğü, mutlu, huzurlu, keyifli, bol gezmeli bir yaş olmasını diliyorum. bu özel ve güzel günde kötülükler, hayal kırıklıkları ve üzüntüler hepimizden uzak olsun, umutlarımız hiç eksilmesin..

hoşgeldin yeni yaşım..

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
5538.
ibrahim, "rabbim ölüleri nasıl diriltiyorsun bana göster" deyince: rabbi "yoksa inanmıyor musun?" dedi.
o, "hayır iman ediyorum. fakat kalbim tam kanaat getirsin diye." cevabını verdi.
sonra rabbi ona kuşları eğitmesini ve sonra eğittiği kuşlara kıymasını sonra tekrar yanına çağırmasını söyledi. sonra onların capcanlı ona döneceğini ve kudret sahibi olduğunu söyledi.

bu mektubun en duygu yüklü kısmı kendime: geçmişteki bana; çabasına, özüne, kendine hayran olduğum bana. bazı kısımları da bir delil arayan herkese...

şimdi seni biraz keskin yârlarda gezdireceğim, sen yine de incinmemeye çalış olur mu?

seçilen ayetin manidarlığı üzerinde mıh gibi duruyorum. imanıma, bana olanlara, hallerime, kendime delicesine bir delil aradığım vakitlere gidiyoruz. içimdeki yangınlı sevda uğruna insanı bir dağı tırmanmanın acı verici yalnızlığına, her şeyi gösteren ve gözde küçülten, değersizleştiren yansımasına, her adımda keskinliğin, sızının ve soğukluğun bağrına bastığı, anlaşılmaz, salt, damıtılmış çaresizliğin bağrına bastığı, acıtan ama çok acıtan, yine de yola devam etmek zorunda olduğunu iliklerine kadar hissettiğim bir yola revan olduğumu bilmiyordum. yürüyordum ama bilmiyordum. sadece dönüşmek, değişmek, geri dönmemek zorundaydım. deliriyor gibiydim ama kendimi nedense kaybetmiyordum. çevremde hâl üzere olan, hâlden anlayan kimseler yoktu. zahirdeki her şey bana muhalefet ediyordu, yok sayıyordu, yıkıyordu beni ama kalbim de öyle baskın bir eminlikteydi ki... dönemiyordum, benzeyemiyordum eskiye, diğerlerine.
zahirdeki hayata adapte olamadığım için çok ağlıyordum. anlattıklarım anlaşılmıyordu çevremdekilerce. dermansızdım.
ibrahim duası etmiştim biçare. gece ıssız ve kimsesiz di, ben simsiyah gecede simsiyah taşın içinde simsiyah bir karıncaydım. rabbime fısıltıyla dua ediyordum: "allah'ım, ben sana inanıyorum, bu yaşadıklarıma iman ediyorum, ama ailem, yurdum, tanıdığım her şey karşımda duruyor. zahirle örtüşemiyorum. bana bir delil göster. tıpkı ibrahim'e verdiğin gibi. bana da bir delil göster ya rab." bir vakitten sonra biri o hâlime şahid oldu. şehadet etti. gördü, anladı. bana ne olduğunu anladı ama elinde fazlası yoktu. beni bir yere götürdü. fihi ma fih'in ders ders okunduğu bir yere. mevlânâ'nın o kitapta yazdığı her şey delilim oldu. seyri sülûk diyorlarmış buna: "seyir halindeki kişinin yolculuğu"
"sâlik" deniyormuş seyir halinde olan o kişiye. gönlünde bir yerlerde "allah beni sadece ye, iç, uyu, çalış diye yaratmamıştır. bir sebep vardır, nedir, yaşat bana. talibim sana, senin yoluna, hidayete" gibi ifadeler kullanıp samimane davranışlar, dualar edenler, salih amel işlemeye başlayınca böyle oluyormuş. imanı taklidi'den imanı hakikiye yol... sonra adını duyduğum tasavvuf erlerini aradım, dinledim, anladım ve bekledim, kimse gelmedi. bir sürü gizemli hikayeler anlatıyorlardı ama, kimse gelmedi. onun yerine ben gitmeye başladım. işaretleri anlamaya, kendimi güzel bir ahlak ile ahlaklandırmaya. önüme gelen güzel şeylere uymaya çalışmaya başladım...

sonra ne mi oldu? yine üzülme ama,
ibrahim'e en baştaki ayetten devam edelim:

ibrahim kuşları öldürdü mü bilmiyorum. ama ölmeden önce ibrahim'i öldürdü rabbi.

yangınlı bir yolda yürüttü onu bir vakit. ateşler içinde isyan etmeden, bağrında bir köz taşıyarak yürüttü. çünkü biliyorsun, ayetinde onu "ibrahim gerçekten çok yumuşak huylu, bağrı yanık, kendisini allah'a vermiş biri idi." olarak tanımladı. bağrında köz taşımak, bağrında yangın izi taşımak...
ibrahim kıssasını iyi anlamalısın. aslında kuran'daki her şeyi iyi talim etmelisin.
ibrahim nasıl yandıysa bir yangından geçiyor insan bazen iki bazen üç.. yangınlar bitiyor ama sen köz oluyorsun artık. dışardan değil içerden beslenen bir iman közü..

geçmiş gelecek için yaşanır.
gelecekte bir sen var senden çok başka. emin, emniyetli. ona gidiyorsun. zor ama görünen o ki durum bu.
ellerin başka ele sığmıyor doğru, artık başka elleri avucunda ağırlayacak oldukları için belki. sen yetişirken yetiştirmen de gerekebilir. benim böyle oldu, oluyor. ben yürürken bak, seni de yürürken destekliyorum.

kim olduğun sorusunu aradığın şey ile cevaplamışsın. bir kimliğin yok henüz, oluşacak, açığa çıkacak, zaman ve zemin seni ait olduğun sana, öze, esas benliğine kavuşturacak. bir noktada kimliğine veya olan ve olacak her şeye dair mutmain olursun. tabi sınanmadan olup olmadığını bilemezsin. tüm bu olanlar, bundan.
söylediğin gibi, sessiz hayatında neyim bilmiyorum. bilemiyorum. bilecek miyiz onu da bilmiyorum. bilmeme gerek var mı onu da bilmiyorum. bildiğim bir şey var, bilmediklerimden de razıyım. vakti geldiğinde öğreneceklerimden de. fakat şu an sorarsan, ne yaptığımı, biliyorum. yol gösterici bir ses olabilirim. aracı. rehber. hani gözleri kapalı, karanlık bir alanda ellerin hiçbir şeye temas etmeden düz bir çizgide ilerlemek istersin ama zordur. yönün kayabilir. o noktada biri sana der ki, "hafif sağa, biraz sola, ilerlemeye devam et." işte oradaki, biri. bu doğru tanım mı bilmiyorum, kontrol edemiyorum. bu yaptığımın şeyin safi bir ihtiyaca denk düşmesi lazım sadece.

nakşilere dahil olmuştum 13 yaşında. 19 da ayrılıp gitmiş, 24'ünde kalbi olarak bağlandığım, 27'imde beni kabrinde ağırlayan biri var: münir derman. doğum günümde kabrine gitmek nasip olmuştu. onu sever, sayar, kimsem yoksa bile onum vardır sayarım. şeyhimdir derim ben doğmadan beş yıl evvel dünyadan azad olmasına rağmen. şimdi beslendiğim bir sürü çok kıymetli insan var. anlıyorum ki vakti gelince kendin gibilerle tekamül devam ediyor.
şu şiiri boydan boya dolaştım. yani yaşadım, şimdi sonlardayım:
hiç kimse yok kimsesiz
herkesin var bir kimsesi
ben bu gün kimsesiz kaldım
ey kimsesizler kimsesi

kimse aradığım yollarda
kimsesizlik kimsem oldu
dinsin artık hicranın
kimse aradığım yollar
kimsesiz kimselerle doldu

bazen dilin şükre, hamde, tesbihe gücü yetmez. mübarekler o yüzden şöyle tesbih etmişler:
subhanallahi adede halgıhi
subhanallahi midade kelimâtihi
subhanallahi rıza nefsihî
subhanallahi ziynete arşî

yarattıkların adedince seni tesbih ederim
kelimelerin miktarınca seni tesbih ederim
nefsinin razı olduğunca seni tesbih ederim
altının kıymetince seni tesbih ederim.

son olarak ahvalim, seyretmekle geçiyor. alemi, kendimi, içimdeki sükûnet yeniden yol buluyor gibi elhamdülillahi rabbil âlemin.
selametle.
devamını gör...
5539.
bilerek ya da bilmeyerek. geldiğin -aradaki nokta doğru, orada duraksayın- bu noktada mutlu ya da mutsuz olsan ya da olmasan fark eder ya da etmez buradasın bunu yaşıyorsun. kabul eyle.
devamını gör...
5540.
konu: kalitesizlik

sorun: gelecek kaygısı

çözüm: terk-i diyar ?
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"normal sözlük yazarlarının karalama defteri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim