madecassol
ciltteki hasar, tahriş, yara veya yanıklarda kullanılan bir tür kremdir
devamını gör...
yazarların okumayı sevdiği dergiler
herhalde ortaokul 1 den beri dergi okuyucusuyum, kadıköylü olup dergi sevmemek imkansız diye düşünüyorum, nezih kitabevine girip, bütün paramı bırakacak kadar, eve zor taşıyacak kadar çok dergi aldığım olmuştur, okumayı da çok seviyorum ama, görsel işlere tasarıma hep meraklı olduğum için, moda, mimarlık, mutfak banyo, dekorasyon, inşaat ve istanbulla ilgili bütün dergileri çok severdim, uzun süredir almıyorum çünkü bir hevesle alıyorsunuz, resmen yarısı reklam, ve içerikleri çok az artık, üstelik internetten her türlü görsele anında ulaşılıyor da ama yinede arada alıyorum hala, eskiden haftalık dergiler vardı,
tempo, aktüel, istanbul life, onları çok severdim, tabiiki bizim kuşakta (70-80 arası doğanlar) cosmopolitan, marie claire okumamış, abone olmamış o testleri yapmamış yoktur...
nezih kitap evine girer girmez banko aldığım dergiler, maison franches, house beautiful, boyutu ve kağıt kalitesi çok iyi olan elle decor her zaman konuları ve fotoğraflarıyla öne geçer, trend setter diye çok güzel bir dergi vardı, hala varmı bilmiyorum, artık bu dekorasyon dergileri bana yetmediği için banyo mutfak, inşaatla ilgili sektörel dergileri de alıyorum bazen, birde start up girişimcilik le ilgili yeni çıkan dergilerde çok güzel, eskiden herşeyin olduğu gibi dergilerde çok pahalı değilmiş, 8-10 tane alabiliyorduk, şimdi 2-3 tane alıyorsunuz 100 lira oluyor zaten, ama yine de, telefondan bilgisayardan görmekten, çok daha güzel dergide görmek, birde o dergileri alıp, eve gelip ambalajını açıp bakmak okumak çok keyiflidir, birçok şeyin 2. elini alırım, kullanırım, ama dergiyi öyle matbaa kokusuyla ilk sahibi olarak açıp okumayı çok seviyorum, sanırım bu da benim şımarıklığım, başka da bir lüksüm kalmamış zaten, şimdi düşündümde :)
tempo, aktüel, istanbul life, onları çok severdim, tabiiki bizim kuşakta (70-80 arası doğanlar) cosmopolitan, marie claire okumamış, abone olmamış o testleri yapmamış yoktur...
nezih kitap evine girer girmez banko aldığım dergiler, maison franches, house beautiful, boyutu ve kağıt kalitesi çok iyi olan elle decor her zaman konuları ve fotoğraflarıyla öne geçer, trend setter diye çok güzel bir dergi vardı, hala varmı bilmiyorum, artık bu dekorasyon dergileri bana yetmediği için banyo mutfak, inşaatla ilgili sektörel dergileri de alıyorum bazen, birde start up girişimcilik le ilgili yeni çıkan dergilerde çok güzel, eskiden herşeyin olduğu gibi dergilerde çok pahalı değilmiş, 8-10 tane alabiliyorduk, şimdi 2-3 tane alıyorsunuz 100 lira oluyor zaten, ama yine de, telefondan bilgisayardan görmekten, çok daha güzel dergide görmek, birde o dergileri alıp, eve gelip ambalajını açıp bakmak okumak çok keyiflidir, birçok şeyin 2. elini alırım, kullanırım, ama dergiyi öyle matbaa kokusuyla ilk sahibi olarak açıp okumayı çok seviyorum, sanırım bu da benim şımarıklığım, başka da bir lüksüm kalmamış zaten, şimdi düşündümde :)
devamını gör...
dört mevsimin birinde
cüneyt arkın'ın oynadığı hayatımızın en güzel yılları filminde çalan hülya kırbağ şarkısıdır.*
kalmasın takatin
beklemekten seninde
geleceğim diyordun
dört mevsimin birinde
özlerim diyordun
mektubunun ilkinde
perişan ediyorsun
kendini de, beni de
kendimi unuturdum
bakınca gözlerine
başımı koyardım
yumuşak dizlerine
herkesten sakınırım
mektupların elimde
geleceğim diyordun
dört mevsimin birinde
kalmasın takatin
beklemekten seninde
geleceğim diyordun
dört mevsimin birinde
özlerim diyordun
mektubunun ilkinde
perişan ediyorsun
kendini de, beni de
kendimi unuturdum
bakınca gözlerine
başımı koyardım
yumuşak dizlerine
herkesten sakınırım
mektupların elimde
geleceğim diyordun
dört mevsimin birinde
devamını gör...
huzur sokağı
ismini bile duyduğumda "ığğğğğğğğ" olduğum. dini pazarlayan, tamamen gerçek dışı, kağıt israfı bir kitaptır
devamını gör...
eurovision'a tekrar katılma durumunda türkiye'yi temsil edecek sanatçı
olum şebnem ferah'a kaç kere teklif gitmiş kabul etmemiş ekolünden olduğumdan oyumu şebnem ferah'tan yana kullanmak istiyorum.
devamını gör...
melih bulu'nun hard rock dinlemesi
akıllara binali yıldırım'ın alevilerden oy isterken adımda ali var sözünü getirmiştir
devamını gör...
kadın düşmanı başlıklara izin vermeyeceğiz
ben gerçekten bıktım.
bu durum düzenlene kadar entry girmeyeceğim.
edit1:birilerinin zoruna gitmiş olacak ki başlık da içerik de uçmuş.
neyse, sizin çöplüğünüz sonuçta. öten de sizin horozunuz görmiş olduk.
edit2: silinen tanım.
prntscr.com/11leb6e
bu durum düzenlene kadar entry girmeyeceğim.
edit1:birilerinin zoruna gitmiş olacak ki başlık da içerik de uçmuş.
neyse, sizin çöplüğünüz sonuçta. öten de sizin horozunuz görmiş olduk.
edit2: silinen tanım.
prntscr.com/11leb6e
devamını gör...
kim phuc
napalm bombası 800 ila 1200 derece arası korkunç bir sıcaklık üretiyormuş. hemen ölenler biraz şanslı sayılıyor, çünkü ölmeyenler ağır yanıklar ile uğraşıyor, bu kız gene onlara göre hafif kurtarmış.
a.b.d ordusu vietkong gerillalarını bombalıyoruz diyerek köyleri, ormanları... napalm'la yakıp yıktılar. savaşta kaç vietnam'lı, laos'lu, yada kamboçya'lı öldürüldüğü bilinmiyor.
a.b.d ordusu vietkong gerillalarını bombalıyoruz diyerek köyleri, ormanları... napalm'la yakıp yıktılar. savaşta kaç vietnam'lı, laos'lu, yada kamboçya'lı öldürüldüğü bilinmiyor.
devamını gör...
osmanlı döneminde sözlük olsaydı alınabilecek nickler
یوقسه باغچهمين اسكی شانى سببی قوپارلن چيچكلر
yoksa bahçemin eski şanı sebebi koparılan çiçekler
*
yoksa bahçemin eski şanı sebebi koparılan çiçekler
*
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük. karantinanın ilk gününe hoş geldin. hayır bilim kurgu filmi çekmiyoruz. bundan kurtulursan ilerde zombi saldırıları ve uzay savaşları var. hadi bakalım iyi seyirler....
not: bu bir teyp kaydıdır.
not: bu bir teyp kaydıdır.
devamını gör...
doğal seçilim
doğal seçilim güçlü olanların hayatta kaldığı zayıfların ise zamanla nesilleri ile beraber yok olmasıdır.
buna örnek olarak;virüs uzun zamandır hayatımızda yer edinmiş zayıfları eleyerek güçlü olanları hayatta bırakır.
doğanın bir kanunudur ayrıca
buna örnek olarak;virüs uzun zamandır hayatımızda yer edinmiş zayıfları eleyerek güçlü olanları hayatta bırakır.
doğanın bir kanunudur ayrıca
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
zamanı gelince bakarız.
devamını gör...
platon bir gün kolunda bir ornitorenkle bara girer
felsefe çoğu insan için zor ve gereksiz bir konudur. ve elbette bir o kadar da sıkıcı. felsefeyi boş konuşma eylemi olarak görenlerin ya da hayatlarına uyguladıklarını iddia ettikleri saçma sloganların felsefe olarak görenlerin de sayısı ziyadesiyle fazla. en sevdiği filozof sokrates olanlardan tutun da, mağaranın duvarına yansıyan görüntülerden başka felsefe bilgisi olmayanlara kadar herkes felsefe hakkında yorum yapar. ama çoğu insan felsefi metinleri okumak, filozofların isimlerini ve söylediklerini bilmenin felsefe açısından bir şart olsa da yeterli olmayacağını düşünmemektedir. felsefe yapmak düşünmek ve yorumlamaktır. düşünüyorum o halde varım deyip, geçip gidebilirsiniz ya da bir nehirde iki kere yıkanmayı deneyip bir felsefi görüşü çürütebilir ya da kanıtlayabilirsin. ya da oturup okur, yorum yapar ve yeni fikirler üretebilirsiniz.
elbette yeni fikirler üretmek için ilk koşul okumak ve öğrenmektir. ancak hepimizin malumudur ki felsefi metinler zordur. anlaşılması güç metinlerdir. birçok yazar bu sıkıcılık mevzuuna kafa yormuş ve bunu gidermek için yöntemler denemişlerdir. mesela markus tiedemann’ın yazdığı felsefika, dünyanın felsefi yolculuğunu masalsı bir dille anlatarak insanları felsefeye çekmeye uğraşır ve bence fazlasıyla da başarılı olur. bir felsefe öğretmeni olan vittorio hösle’nin küçük bir kız çocuğu olan nora k. ile yaptığı mektuplaşmalardan oluşan “ölü filozoflar kahvesi” ise sokaklarda dolaşırken girdiği bir kahvede ölü filozflarla karşılaşan bir adamın hikayesidir ve kendi ağızlarından felsefelerini anlatma fırsatı tanır filozoflara. bu iki kitapta denenen yöntem oldukça başarılıdır.
harvard’da felsefe profesörü olan thomas catheart ve daniel klein’sa duruma aynı mantık ama farklı bir yöntemle yaklaşmıştır. ikili felsefi noktaları aydınlatmak için fıkraları kullanmıştır. (itiraf edeyim bazı sayfalarda kahkaha attım) tam duruma uygun fıkraları derlemişler ve felsefi metnin açıklaması olarak kullanmışlar. bu da insanı felsefe öğrenme konusunda harekete geçirebilecek bir yöntem. örneğin; dil felsefesi üzerine anlatılan şu fıkra beni çok güldürdü:
adamın biri günah çıkartma kabinine girer. “peder” der, “ben 75 yaşındayım ve dün gece iki tane yirmilik kızla seviştim, hem de aynı anda.”
rahip, “en son ne zaman günah çıkartmıştınız?” diye sorar.
“hiç çıkartmadım, peder. yahudiyim ben.”
“e, o zaman bana ne diye söylüyorsun be adam?”
“herkese söylüyorum!”
bu fıkra başka bakış açılarını göremeyen bir pederin durumunu anlatır ve dil felsefesi açısından çok önemli bir açıklamadır.
kitap büyük başarı kazanmıştır ve bence ister eğlenmek için isterse öğrenmek için, ya da her ikisi için okunmaya değer bir kitaptır. hiç bir şey için okumazsanız bile ismi için okuyun.
elbette yeni fikirler üretmek için ilk koşul okumak ve öğrenmektir. ancak hepimizin malumudur ki felsefi metinler zordur. anlaşılması güç metinlerdir. birçok yazar bu sıkıcılık mevzuuna kafa yormuş ve bunu gidermek için yöntemler denemişlerdir. mesela markus tiedemann’ın yazdığı felsefika, dünyanın felsefi yolculuğunu masalsı bir dille anlatarak insanları felsefeye çekmeye uğraşır ve bence fazlasıyla da başarılı olur. bir felsefe öğretmeni olan vittorio hösle’nin küçük bir kız çocuğu olan nora k. ile yaptığı mektuplaşmalardan oluşan “ölü filozoflar kahvesi” ise sokaklarda dolaşırken girdiği bir kahvede ölü filozflarla karşılaşan bir adamın hikayesidir ve kendi ağızlarından felsefelerini anlatma fırsatı tanır filozoflara. bu iki kitapta denenen yöntem oldukça başarılıdır.
harvard’da felsefe profesörü olan thomas catheart ve daniel klein’sa duruma aynı mantık ama farklı bir yöntemle yaklaşmıştır. ikili felsefi noktaları aydınlatmak için fıkraları kullanmıştır. (itiraf edeyim bazı sayfalarda kahkaha attım) tam duruma uygun fıkraları derlemişler ve felsefi metnin açıklaması olarak kullanmışlar. bu da insanı felsefe öğrenme konusunda harekete geçirebilecek bir yöntem. örneğin; dil felsefesi üzerine anlatılan şu fıkra beni çok güldürdü:
adamın biri günah çıkartma kabinine girer. “peder” der, “ben 75 yaşındayım ve dün gece iki tane yirmilik kızla seviştim, hem de aynı anda.”
rahip, “en son ne zaman günah çıkartmıştınız?” diye sorar.
“hiç çıkartmadım, peder. yahudiyim ben.”
“e, o zaman bana ne diye söylüyorsun be adam?”
“herkese söylüyorum!”
bu fıkra başka bakış açılarını göremeyen bir pederin durumunu anlatır ve dil felsefesi açısından çok önemli bir açıklamadır.
kitap büyük başarı kazanmıştır ve bence ister eğlenmek için isterse öğrenmek için, ya da her ikisi için okunmaya değer bir kitaptır. hiç bir şey için okumazsanız bile ismi için okuyun.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının meslekleri
atanamayanım...
devamını gör...
iko tatile çıktı
devrin ukdesi
sözlüğümüzün bel kemiği yazılımcısı iko'nun tatile çıkmasıyla, sözlük barış harekatının başarılı olduğunu dosta düşmana duyurulduğu şifredir.
kabloları kemirmek suretiyle sözlüğe darbe girişimi yapabilecek herkes bilmeli ki, her çıkılan tatilin, bir bitişi elbet olacaktır. denemeyin bile.
edit: sevgili modlar, bu şifre iko'nun tatile çıkması şeklinde değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez.
sözlüğümüzün bel kemiği yazılımcısı iko'nun tatile çıkmasıyla, sözlük barış harekatının başarılı olduğunu dosta düşmana duyurulduğu şifredir.
kabloları kemirmek suretiyle sözlüğe darbe girişimi yapabilecek herkes bilmeli ki, her çıkılan tatilin, bir bitişi elbet olacaktır. denemeyin bile.
edit: sevgili modlar, bu şifre iko'nun tatile çıkması şeklinde değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez.
devamını gör...
bi bitmediniz dedirtenler
trendyol reklamları
devamını gör...



