sözlükte takıldıkça normal insana dönmek
anormal miydik??
tanım: ajan olmusuz haberimiz yok..yazar hezeyanı..
tanım: ajan olmusuz haberimiz yok..yazar hezeyanı..
devamını gör...
bir zamanların en efsane telefonu
nokia 6600 bir geçiş döneminin öncülerindendi sanki..
devamını gör...
sahtesi olmayan duygu
bir arkadaşımın doğum hikayesini anlatırken duyduğu mutluluk ve gözlerindeki ışıltı. evlat sevgisi bu olsa gerek. o kadar acı çekmesine rağmen, büyük bir mutlulukla anlatması sahte olamaz sanırım.
devamını gör...
yanlış telaffuz edilen markalar
(bkz: h&m) heme (eyçenem)
devamını gör...
nazar boncuğu
yıldızım düşük, göz değiyor,ağırlık alıyorum elim ayağım kalkmıyor diyenlere iliştirilen, takılardada sıklıkla karşılaştığımız kültürümüzün bir parçası haline gelmiş boncuktur.
devamını gör...
sarhoşken yazılan sipariş notu
sarhoş zihinle sipariş verecekken telefonda saçmalamamak adına kenardan okumak üzere not edilen yazıdır.eğer ki anksiyete sahibiyseniz telefonda konuşmak sizin için daha zorlu bir mücadele olacağından elinizde adam akıllı yazdığınız bir sipariş notu bulunmalıdır:
domatessşiz tek ve iki kücuk ayraen iki büyük ayrsn sos ve mayonez var her şey var birindeysedomatrs yok. (01.44)
domatessşiz tek ve iki kücuk ayraen iki büyük ayrsn sos ve mayonez var her şey var birindeysedomatrs yok. (01.44)
devamını gör...
protestan ahlakı ve kapitalizmin ruhu
max weber temel olarak kapitalizmin gelişimini protestan ahlakının yaygınlaşmasına bağlamaktadır. "ne oldu da geleneksel toplumdan modern topluma geçildi?" sorusuyla kapitalizmin dinamiklerine açıklama getirmeye çalışmaktadır.
bu geçişte weber, temel farklılığı düşünce yapısındaki "rasyonalite" kavramı ile açıklamakta ve insanlar modern zamanlarda daha çok mantığı ve aklı kullanmaktadır, demektedir. bu durumu ise rasyonalite kavramı ile açıklamaktadır. buna karşılık, geleneksel toplumdaki insan, daha çok din ve metafiziğe göre düşünce üretmekte ve mantık yürütmektedir.
max weber'e göre fikri değişimler ekonomik değişimlerin öncülüdür. weber, fikirlerdeki değişimin tarihsel değişime yaptığı etkiyi incelemiştir. dinsel karşılaştırmalar yaparak dinlerin toplumsal değişmeyi ilerletebileceği veya engelleyebileceği yargısına varmaktadır. buna örnek olarak, antik çin ve hint uygarlıklarını göstermektedir. bu uygarlıklar, endüstrileşmenin eşiğine gelmiş olmakla birlikte, batı dünyasındaki dönüşüm bu uygarlıklarda gözlemlenmemiştir. weber, bu dönüşümün ortaya çıkmamasını, düşünce yapısında paralel bir değişim olmamasına bağlamaktadır. buna karşılık, ingiltere, hollanda gibi ülkelerin modern dünyaya geçişin başladığı ilk ülkeler olduğunu, bu geçişin protestan ahlakındaki rasyonel düşünce yapısından kaynaklandığını belirtmektedir.
weber'e göre modern dünyayı oluşturan kapitalizmin temel özelliği rasyonelliğidir. bu anlamda, protestan ahlak ile kapitalizm örtüşmektedir.
devamını gör...
öğretmen mi öğretemez yoksa öğrenci mi öğrenemez sorunsalı
kişiye göre değişen durum.
bazı öğrenci duvar gibi duruyor, almıyor.
bazı öğretmende taş gibi gaddar oluyor, vermiyor.
bazı öğrenci duvar gibi duruyor, almıyor.
bazı öğretmende taş gibi gaddar oluyor, vermiyor.
devamını gör...
sözlük tutulsun diye tanım yazmak
bundan yıllar evvel görev yaptığım doğu anadolu'da bir şehre migros açılmıştı. migros dediysem öyle büyük bir şey sanmayın. 2m'di ve kış şartlarından dolayı ikmal zor olduğundan çok çeşit de yoktu. yine de çok sevinmiştim açıldığına. sadece bir kavşağında trafik ışığı olan şehre migros açılınca sanki vizontele gelmiş gibi sevinmiştim. ne de olsa medeniyet demekti migros (ne alakası varsa), bu şehrin de diğerleri gibi olduğunun, dünyayla bağlantı kurduğunun göstergesiydi. sıkıldığımda gidip gezebileceğim, kendimi her zamanki ortamımın dışında hissedebileceğim özel bir yerdi.
sonra fark ettim ki çok satış yapamıyordu migros. aynı veya yakın apartmanlarda oturduğumuz tamamı yabancı ve geçici insanlar dışında kimse gitmiyordu bu markete. şehrin yerlileri ihtiyaçlarını hala tanıdıkları kasaptan, manavdan alıyordu. işte ben bundan sonra hergün migros'a gitmeye başladım. bazen ihtiyaç olmadığı halde bir sürü lüzumsuz şey alıyordum. koca migros'u kurtaramayacağımın farkındaydım ya yıkılası kapitalizm az da olsa alışveriş yapılırsa yaptığı yatırımı çöpe atmaz diye düşünüyordum. sonra ayrıldım o şehirden migros'a ne oldu bilmiyorum.
kafa sözlükle ilgili de benzer bir hissiyat içindeyim bir süredir. bu entry'i gören arkadaşlar belki inceler, en alakasız başlıklara kısa da olsa tanım yazmaya çalışıyorum. gündemde aylar önceki başlıkları görmekten kaygılıyım. bir el atın arkadaşlar, kapanmasın bu sözlük. çok soğuk ve her açıdan kurak bir şehirde, donmuş hazır tatlıları incelerken tanışılan bir güzelle yapılan hoş sohbetlerin tadı kaybolmasın.
sonra fark ettim ki çok satış yapamıyordu migros. aynı veya yakın apartmanlarda oturduğumuz tamamı yabancı ve geçici insanlar dışında kimse gitmiyordu bu markete. şehrin yerlileri ihtiyaçlarını hala tanıdıkları kasaptan, manavdan alıyordu. işte ben bundan sonra hergün migros'a gitmeye başladım. bazen ihtiyaç olmadığı halde bir sürü lüzumsuz şey alıyordum. koca migros'u kurtaramayacağımın farkındaydım ya yıkılası kapitalizm az da olsa alışveriş yapılırsa yaptığı yatırımı çöpe atmaz diye düşünüyordum. sonra ayrıldım o şehirden migros'a ne oldu bilmiyorum.
kafa sözlükle ilgili de benzer bir hissiyat içindeyim bir süredir. bu entry'i gören arkadaşlar belki inceler, en alakasız başlıklara kısa da olsa tanım yazmaya çalışıyorum. gündemde aylar önceki başlıkları görmekten kaygılıyım. bir el atın arkadaşlar, kapanmasın bu sözlük. çok soğuk ve her açıdan kurak bir şehirde, donmuş hazır tatlıları incelerken tanışılan bir güzelle yapılan hoş sohbetlerin tadı kaybolmasın.
devamını gör...
3 yıllık twitter esprisini komik bulup tanım olarak yazmak
iq seviyesinde deniz anası ile yarışmaktadır biraz kendini yorarsa eğer deniz anası zekasına ulaşabilecek zekaya sahip kişidir.
devamını gör...
arandığı zaman bulunmayan şeyler
(bkz: müşteri hizmetleri)
arıyorum, arıyorum muhatap bulamıyorum.
arıyorum, arıyorum muhatap bulamıyorum.
devamını gör...
en yakın kitabın 75. sayfasının 5. cümlesi
"çünkü insanları en çok etkileyen şey güzelliktir."
paulo coelho - simyacı
paulo coelho - simyacı
devamını gör...
ekşi sözlük
yazarlarının kendilerini ülkedeki belirleyici insanlar sandığı sözlüktür. elit bir zümre olduklarını iddia etmekte ve hissetmektedirler. yazdıkları entryler ile türkiye'ye çok büyük etkiler yaptıklarını düşünmektedirler. bu yanılgı içinde boğulmaktadırlar.
devamını gör...
normal sözlük için öneriler
yazarların profiline girince hakkında kendi düşüncelerimizi not düşebileceğimiz ve sadece bizim görebileceğimiz bir ‘yazar hakkındaki notlarım’ kısmı olsa çok makbule geçer.
misal x yazarın birkaç entry’sinden denyo olduğu izlenimine kapıldık ama tam da emin değiliz, o yüzden engellemedik de diyelim. birkaç ay sonra yine denyoca bir entry’siyle profiline baktığımızda geçenki notumuzu görüp “hee bu o denyo, demek ki kesin denyo” deyip emin olabilelim. tam tersi de mümkün. bir iki beğendik ama takibe değer de bulmadık, hemen bi minnak not düşebilelim profiline gizlice. bir daha ziyaret edince ‘bu buymuş yaa, takibe alayım o zaman artık’ diyebilelim. fikirdir.
misal x yazarın birkaç entry’sinden denyo olduğu izlenimine kapıldık ama tam da emin değiliz, o yüzden engellemedik de diyelim. birkaç ay sonra yine denyoca bir entry’siyle profiline baktığımızda geçenki notumuzu görüp “hee bu o denyo, demek ki kesin denyo” deyip emin olabilelim. tam tersi de mümkün. bir iki beğendik ama takibe değer de bulmadık, hemen bi minnak not düşebilelim profiline gizlice. bir daha ziyaret edince ‘bu buymuş yaa, takibe alayım o zaman artık’ diyebilelim. fikirdir.
devamını gör...
zeki kayahan coşkun'un sözlükte yazar olması
bir söylenti.
iyi de kamufle oluyor maşallah.
bir zekirdek çıtlamaz mıyız sevgili matrax dinleyicileri
iyi de kamufle oluyor maşallah.
bir zekirdek çıtlamaz mıyız sevgili matrax dinleyicileri
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının süper güçleri
yemeklerin tuzunu göz kararı tutturabiliyorum.
devamını gör...
peremeç
geleneksel türk yemeklerinin başında gelen peremeç, içine kıyma ve doğranmış soğan konup yağda kızartılan bir hamur işidir.
tatar böreği, ağzı açık, belyaş diye de bilinen peremeçe patates, kesmik, peynir de konulabilir.
ayran, cacık veya kefirle servis edilir. lezzeti üzerine konan sarımsaklı yoğurtlu sos ile daha da artar.
tatar böreği, ağzı açık, belyaş diye de bilinen peremeçe patates, kesmik, peynir de konulabilir.
ayran, cacık veya kefirle servis edilir. lezzeti üzerine konan sarımsaklı yoğurtlu sos ile daha da artar.
devamını gör...
kamil
argoda, saf salak anlamında kaaamil şeklinde uzatılarak söylenen bir sıfattır aynı zamanda.
devamını gör...
uğur mumcu
ankara'nın geçmeyecek yaralarından biridir.
devamını gör...
efsane kopya anıları
bir tane daha anlatayım. ortaokul 7. sınıftayız.
öğretmen masasının hemen önünde "gogo" lakaplı kara-kuru diye tabir ettiğimiz tipten bir arkadaşımız oturuyor. fen bilgisi dersinde öğretmenimiz, gogo derste konuştuğu için (evde abisinin 2. dünya savaşından kalma mekanik saç kesme makinesiyle traş ettiği tren yolu kafasına) kafasına sağlam bir şaplak indirdi ve sıraların arasında yoluna devam etti. gogo, öğretmenin görüş alanından çıkmasıyla birlikte ayağa kalktı ve rezil olmuş hissinin verdiği sinirle öğretmenin arkasından senin a... der gibi parmak işareti yaptı ve bir hışımla öğretmen masasındaki dosyasının içinden bir kağıdı çekti aldı (sırf ona zarar ziyan olsun diye). kağıda şöyle bir baktı ve sınıfa dönerek sessiz ama kocaman bir sevinç ünlemi yaptı, şampiyonlar ligi finalinde gol atmış futbolcu edasıyla.
teneffüs vaktinin gelmesiyle birlikte gogo'nun başına üşüştük ve kağıdın, bir hafta sonraki yazılı sınavı kağıdı olduğunu gördük. hemen içimizden bir kişi gönüllü oldu ve kırtasiyeye giderek sınıf mevcudu kadar fotokopi çektirdi. bir hafta sonra sınavda, kağıdı dayadık döşedik. tabii bütün sınıf 5 aldı.
artık sınıfça kolaya alışmıştık. ikinci sınav vakti geldiğinde sınav kağıdını elimize geçirme planları yapıyorduk. sınava bir hafta kala ders esnasında, planlanan 10 kişi öğretmen ayağa kalktığı anda soru sorma bahanesiyle etrafını sardık. o anda gogo fırlayıp masadaki dosyayı açtı ve sınav kağıdını buldu. gözcü arkadaşa okeyi çaktı. gözcü arkadaş öğretmenin etrafını saran bizlere okeyi çaktı ve hepimiz yerimize geçtik.
teneffüs vakti gogo'nun yakasına yapışıp kağıdı aldık ve sınav testti. yine fotokopi ve yine 1 hafta sonra sınavda bütün sınıf 5 aldı. bir sonraki hafta, öğretmen sınıfta notları açıklarken dedi ki:
- sizi bir daha test yapmayacağım, birbirinize bakıyorsunuz :d :d
yıllar yılları kovaladı ve öğretmen oldum. hem de ortaokulda değil, lisede. kendime dedim ki: ortaokullular bunu yapıyorsa liseliler ne yapmaz. ve her sınavı sadece sınavdan önceki teneffüste kağıda döküyorum. fotokopiden aldığım çıktıları da, sadece öğrencilere dağıtırken elimden bırakıyorum.
öğretmen masasının hemen önünde "gogo" lakaplı kara-kuru diye tabir ettiğimiz tipten bir arkadaşımız oturuyor. fen bilgisi dersinde öğretmenimiz, gogo derste konuştuğu için (evde abisinin 2. dünya savaşından kalma mekanik saç kesme makinesiyle traş ettiği tren yolu kafasına) kafasına sağlam bir şaplak indirdi ve sıraların arasında yoluna devam etti. gogo, öğretmenin görüş alanından çıkmasıyla birlikte ayağa kalktı ve rezil olmuş hissinin verdiği sinirle öğretmenin arkasından senin a... der gibi parmak işareti yaptı ve bir hışımla öğretmen masasındaki dosyasının içinden bir kağıdı çekti aldı (sırf ona zarar ziyan olsun diye). kağıda şöyle bir baktı ve sınıfa dönerek sessiz ama kocaman bir sevinç ünlemi yaptı, şampiyonlar ligi finalinde gol atmış futbolcu edasıyla.
teneffüs vaktinin gelmesiyle birlikte gogo'nun başına üşüştük ve kağıdın, bir hafta sonraki yazılı sınavı kağıdı olduğunu gördük. hemen içimizden bir kişi gönüllü oldu ve kırtasiyeye giderek sınıf mevcudu kadar fotokopi çektirdi. bir hafta sonra sınavda, kağıdı dayadık döşedik. tabii bütün sınıf 5 aldı.
artık sınıfça kolaya alışmıştık. ikinci sınav vakti geldiğinde sınav kağıdını elimize geçirme planları yapıyorduk. sınava bir hafta kala ders esnasında, planlanan 10 kişi öğretmen ayağa kalktığı anda soru sorma bahanesiyle etrafını sardık. o anda gogo fırlayıp masadaki dosyayı açtı ve sınav kağıdını buldu. gözcü arkadaşa okeyi çaktı. gözcü arkadaş öğretmenin etrafını saran bizlere okeyi çaktı ve hepimiz yerimize geçtik.
teneffüs vakti gogo'nun yakasına yapışıp kağıdı aldık ve sınav testti. yine fotokopi ve yine 1 hafta sonra sınavda bütün sınıf 5 aldı. bir sonraki hafta, öğretmen sınıfta notları açıklarken dedi ki:
- sizi bir daha test yapmayacağım, birbirinize bakıyorsunuz :d :d
yıllar yılları kovaladı ve öğretmen oldum. hem de ortaokulda değil, lisede. kendime dedim ki: ortaokullular bunu yapıyorsa liseliler ne yapmaz. ve her sınavı sadece sınavdan önceki teneffüste kağıda döküyorum. fotokopiden aldığım çıktıları da, sadece öğrencilere dağıtırken elimden bırakıyorum.
devamını gör...