tüm bebeklerin birbirine benzemesi
hepsinin birbirine benzediğine katılmıyorum. kimisi saçlı doğuyor kimisi saçsız. bununla birlikte bakışları, tepkileri farklı olabiliyor.
t: tüm bebeklerin birbirine benzediğinin ifade edildiği başlık.
t: tüm bebeklerin birbirine benzediğinin ifade edildiği başlık.
devamını gör...
kemaliye evleri
erzincan'ın kemaliye ilçesinin ev mimarisi toroslar'da bulunan antalya'nın ibradı ilçesindeki düğmeli evler ile safranbolu evleri mimarisinin karışımı gibidir. eğimli araziye yaslanmış evlerin hiçbiri birbirinin manzarasını kapatmıyor. zengin evleri ile fakir evleri arasında pek fark yok.
evler genelde iki ya da üç katlı. ana katlarda sofa, divanhane, selamlık, sofa ve mutfak gibi bölümler var. evlerin en üst katı da tarımdan elde edilen ürünlerin işlenmesi için kullanılıyor. bu evlerin en önemli ve ilginç özelliklerinden biri de kapı ve kapı tokmakları. iki tür kapı tokmağı var. biri kadınlar, biri de erkekler için. kadınlar için olanı ince, erkekler için olanı kalın ses çıkarıyor.
evler genelde iki ya da üç katlı. ana katlarda sofa, divanhane, selamlık, sofa ve mutfak gibi bölümler var. evlerin en üst katı da tarımdan elde edilen ürünlerin işlenmesi için kullanılıyor. bu evlerin en önemli ve ilginç özelliklerinden biri de kapı ve kapı tokmakları. iki tür kapı tokmağı var. biri kadınlar, biri de erkekler için. kadınlar için olanı ince, erkekler için olanı kalın ses çıkarıyor.
devamını gör...
almanca
agresif bir dil gibi algılanmasının sebebi kelime sonlarına gelen ht vurgusunun agresif bir algıya yol açmasıdır. mesela ingilizce not almanca nicht'dir ve niht diye okunur. buradaki h harfi çok sinirlenmiş bir insanının dişlerinin arasından çıkardığı h sesine benzer. mesela bir sakarlık yaptınız ve karşınızdakinden özür dileyeceksiniz. "enşuldigun ih habe das niht abziht getan!" (entschuldigung ich habe das nicht absicht getan) diyorsunuz. aslında söylediğiniz şey "afedersin, bilerek yapmadım" dır. içerik olarak alttan alıyorsunuz ama fonetik sanki karşınızdakine meydan okuyormuş gibi görünüyor.
devamını gör...
evlilik
garip bir olay. doğru kişiyle olursa şahane olur.
ama yanılmışsanız, hele birde erkekseniz ayvayı yediniz.
çoluk çocuk olmasa da kan alır gibi alır o nafakayı devlet.
ama yanılmışsanız, hele birde erkekseniz ayvayı yediniz.
çoluk çocuk olmasa da kan alır gibi alır o nafakayı devlet.
devamını gör...
awsuuu22
bu güzel yorumlarınız için hepinize teker teker teşekkür ederim.. bugünümü tek güzelleştiren sizin bu güzel yorumlarınız oldu..
nickimin anlamını da bu kadar kurcalamayın bee.. önemsiz birşey..
nickimin anlamını da bu kadar kurcalamayın bee.. önemsiz birşey..
devamını gör...
hafif zırhlı türk süvarisi
nickaltına tanım girilmediği için nickaltı tanımlarının akışa düşüp düşmediğini fark etmeyen yazar.
tasa etmeyiniz efendim, şimdi anlayacaksınız *
uzaktan uzağa sevdiğim yazarlardan biri bu arada. bazen böyle konuşmadan anlaşırsınız ya insanlarla, onun gibi bir şey...
tasa etmeyiniz efendim, şimdi anlayacaksınız *
uzaktan uzağa sevdiğim yazarlardan biri bu arada. bazen böyle konuşmadan anlaşırsınız ya insanlarla, onun gibi bir şey...
devamını gör...
dünyanın en güvenli şehirleri listesinde ilk 10'a türkiye'den giren şehir
dünya şehirlerini suç işlenme oranlarına göre sıralayan araştırma firması numbeo, 2020'nin en güvenli şehirlerini açıkladı.
listeye göre dünyanın en güvenli şehri bae'nin başkenti abu dabi oldu.
listeye türkiye'den de 6 şehir girerken, eskişehir, listeye 8. sıradan giren türk şehri oldu.
abu dabi (bae), doha (katar),
taipei ( tayvan), quebec (kanada),
zürih (isviçre), dubai (bae),
münih (almanya), eskişehir olarak devam eden listede,
61. sırada antalya,
74'de bursa, 77'de izmir,
182'de ankara ve istanbul 263. sirada yer alıyor. buradan
listeye göre dünyanın en güvenli şehri bae'nin başkenti abu dabi oldu.
listeye türkiye'den de 6 şehir girerken, eskişehir, listeye 8. sıradan giren türk şehri oldu.
abu dabi (bae), doha (katar),
taipei ( tayvan), quebec (kanada),
zürih (isviçre), dubai (bae),
münih (almanya), eskişehir olarak devam eden listede,
61. sırada antalya,
74'de bursa, 77'de izmir,
182'de ankara ve istanbul 263. sirada yer alıyor. buradan
devamını gör...
çocuk kitabında babayla kızın evliliğinin meşru gösterilmesi
saçmalığa bakar mısınız? bu nedir ya, çocuk kitabı bir de bu. efendime söyleyim bahsi geçen kitabımızda çocuğu olmayan bir baba hocaya gittikten sonra çocuk sahibi oluyormuş. kız çocuğu olan baba yeniden hocaya gidince hocaya şöyle bir soru yöneltiyor "hocam, yetiştirdiğin meyveyi önce kendin mi yersin, yoksa başkasına mı yedirirsin" şu işe bakın ki hoca da şöyle cevap veriyor: "evvela kendin yersin" eve gelip durumu kızına anlatan babaya kızının cevabı ise şu oluyor:"baba hiç öyle şey olur mu, ben senin kızınım, babanın kızıyla evlenmesi olur mu" babası da diyor ki: "olur kızım ben hocaya danıştım"
kanım dondu bu nasıl bir hikayedir ya? fark edilince tabii 6 bine yakın baskısı imha edilmiş. kim bilir böyle iğrenç alt metinleri olan kaç tane kitap var piyasada. rica ediyorum çocuklarınıza kendinizin okumadığı hiçbir kitabı okutmayın.

buradan
kanım dondu bu nasıl bir hikayedir ya? fark edilince tabii 6 bine yakın baskısı imha edilmiş. kim bilir böyle iğrenç alt metinleri olan kaç tane kitap var piyasada. rica ediyorum çocuklarınıza kendinizin okumadığı hiçbir kitabı okutmayın.

buradan
devamını gör...
şu an yapmak istenen şey
kafa dengi 2 -3 insanla, deniz kenarı bir küçük yerleşim yerinde, plajda ayaklar denizde olacak şekilde sandalyeleri yerleştirip, sabaha kadar muhabbet etmek istiyorum. *
devamını gör...
banshee
2013-2016 yılları arasında yayınlanmış, aksiyon, suç ve dram tarzı dizidir. bence bunların tamamını hissettirebilen nadir dizilerdendir. tabii biraz yetişkin dizisidir, aile ortamında izlemek çok uygun olmayacaktır. bana göre underrated bir dizidir, pek insan da bilmiyor diziyi şaşırtıcı bi şekilde.
dizide çirkin bir tane kadın yok, bütün kadınlar o kadar güzel ki ağlayarak izletiyor kendini. ve bütün kadınlar o kadar yetenekli ki... cinsellikten huzuru kaçan, ben kan görmeye, vahşete gelemem diyen kişiler izlemeden önce bir kez düşünsün diye uyarı yapmak lazım.
sahne geçişleri harika, karakterlerin hikayeleri üzücü ve oyuncuların yetenekleri müthiş. tabii ben çok sevdiğim için biraz abartarak anlatıyor olabilirim, bu yazıyı okuyup izlemeye karar verenler olursa beklentilerini o kadar da yüksek tutmasınlar yine de.
dizide soyunmayan kimse yok sanırım, herkesi o halde en az bir kez gördük gibi.* senaryo çok başarılı, insanı çok heyecanlandırıyor. ha her sezonu aynı düzeyde başarılı mıydı, bence hayır. özellikle son sezonu bir tık zorlama gibi gelse de bir şeylerin bir yerlere bağlanabilmesi adına gerekli olan bir final sezonuydu.
tabii ki favori karakterim job, bayılıyorum kendisine. kadınlarda da çok çok beğendiğim iki tane hanımefendi vardı, biri nola diğeri de siobhan... sırf bu kadınlar için bile izlenir bu dizi.*
dizinin yapımcılarından senaristlerine kadar sövmeme neden olan olayı yazmadan geçemeyeceğim. yahu o güzelim kadını, boncuk gözlü siobhan'ımızı ne diye öldürdünüz? hiç mi canınız yanmadı, bu güzelliğe nasıl kıyarız biz diye bir an olsun düşünmediniz mi?
bir de nola... hadi öldürdünüz, bari böyle berbat bi ölümü layık görmeseydiniz kadına, yazık günah. gerçi sonuna kadar savaştı, çok güzel direndi amma ve lakin karşısındaki de çok çok güçlü bir rakipti, hakkını yememek lazım.
"banshee, pennsylvania. suck my tit!" eh, bu tanımı da bu şekilde sonlandırmak en doğrusu olurdu.
dizide çirkin bir tane kadın yok, bütün kadınlar o kadar güzel ki ağlayarak izletiyor kendini. ve bütün kadınlar o kadar yetenekli ki... cinsellikten huzuru kaçan, ben kan görmeye, vahşete gelemem diyen kişiler izlemeden önce bir kez düşünsün diye uyarı yapmak lazım.
sahne geçişleri harika, karakterlerin hikayeleri üzücü ve oyuncuların yetenekleri müthiş. tabii ben çok sevdiğim için biraz abartarak anlatıyor olabilirim, bu yazıyı okuyup izlemeye karar verenler olursa beklentilerini o kadar da yüksek tutmasınlar yine de.
dizide soyunmayan kimse yok sanırım, herkesi o halde en az bir kez gördük gibi.* senaryo çok başarılı, insanı çok heyecanlandırıyor. ha her sezonu aynı düzeyde başarılı mıydı, bence hayır. özellikle son sezonu bir tık zorlama gibi gelse de bir şeylerin bir yerlere bağlanabilmesi adına gerekli olan bir final sezonuydu.
tabii ki favori karakterim job, bayılıyorum kendisine. kadınlarda da çok çok beğendiğim iki tane hanımefendi vardı, biri nola diğeri de siobhan... sırf bu kadınlar için bile izlenir bu dizi.*
dizinin yapımcılarından senaristlerine kadar sövmeme neden olan olayı yazmadan geçemeyeceğim. yahu o güzelim kadını, boncuk gözlü siobhan'ımızı ne diye öldürdünüz? hiç mi canınız yanmadı, bu güzelliğe nasıl kıyarız biz diye bir an olsun düşünmediniz mi?
bir de nola... hadi öldürdünüz, bari böyle berbat bi ölümü layık görmeseydiniz kadına, yazık günah. gerçi sonuna kadar savaştı, çok güzel direndi amma ve lakin karşısındaki de çok çok güçlü bir rakipti, hakkını yememek lazım.
"banshee, pennsylvania. suck my tit!" eh, bu tanımı da bu şekilde sonlandırmak en doğrusu olurdu.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
barış manço-gülpembe.
devamını gör...
the suicide squad
james gunn tarafından çekilmiş bir suicide squad reboot’u. devam filmi değil yani. ancak reboot olmasına rağmen cast’ın bir bölümü aynı kalmış ki bu da olayı biraz karıştırıyor. yani reboot gibi ama değil. neyse efendim kafalar karışmasın, film kendi başına iş görüyor. öncesi sonrası yok.
oyunculardan bahsedelim biraz;
viola davis - amanda waller
rick flag - joel kinneman
t.d.k - nathan fillion
captain boomerang - jai courtney
javelin - flula borg
mongal - mayling ng
blackguard - pete davidson
weasel - sean gunn
bloodsport - idris elba
peacemaker - john cena
ratcatcher 2 - daniela melchior
polka dot man - david dastmalchian
king shark - slyvester stallone
thinker - peter capaldi
ratcatcher - taika waititi
savant - michael rooker
harley quinn - margot robbie
konudan bağımsız olarak, taika waititi’yi bu filmde kısa da olsa görmek şaşırttı. hatta emin olamadım ilk gördüğümde ve çıkarıp telefondan baktım acaba o mu oynamış diye:)
dönelim konumuza;
filmin sinematografisini henry braham üstlenmiş. yapımcıları arasında en göze çarpan isim ise pek tabii zack snyder.
müzikler ise john murphy tarafından yapılmış. bütçesinin ise yaklaşık 200 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor.
baştan söyleyeyim, film +18. hal böyle olunca james abimiz aklına ne geldiyse kullanmış. bir de zack snyder faktörü olunca filmde, olaylar iyice garipleşmiş ve ortaya ilginç bir yapım çıkmış. uçan kafalar, patlayan bombalar, ortadan ikiye ayrılan insanlar, bol bol şiddet, kan, gözyaşı ve entrika:p çok komik ilerlerken birden ciddileşen ve sonra tekrar komik olan bir film. duygudan duyguya sokuyor insanı. en önemlisi ise güldürüyor. ama gerçekten güldürüyor.
filmin çıkacağını ilk duyduğumda gerçekten önyargı ile yaklaştım ve hiç umudum yoktu iyi olacağına dair. james gunn filmlerine pek ilgim olmamakla beraber, ilk filmin yaşattığı hayal kırıklığı da etkili oldu bu önyargımda. uzun zamadır sinemaya gitmiyor olmasam ve o salonlara bir özlemim olmasaydı, kesinlikle gidip izlemezdim. ama sonra iyi ki de izlemişim, dedim.
şunu da belirteyim, filmden beklentiniz çok yüksek olmasın, eğlenmelik ve stres atmalık bir yapım ayarında zira.
gelelim spoiler’lı kısma;
amerika’ya komşu bir ada devletinde, zamanında yine amerikan hükümetinin ön ayak olmasıyla başlatılmış bir dünya dışı yaratık projesi bulunmaktadır. bu ada devletinde rejim güçleri yönetimi ele geçirince durumdan tedirgin olan birleşik devletler, başlarında bloodsport olan intihar timi’ni bölgeye tüm kayıtları ve uzaylı projesinin yürütüldüğü merkezi yoketme görevi ile ülkeye gönderir.
adaya iki tim halinde çıkan ekip, bazı tim üyelerinin ihaneti ile daha ilk dakikadan pusuya düşer ve timin yarısı ölür. bu sırada harley quinn ve rick flag ise esir alınır. timin diğer yarısı ise önce esir alınan üyeleri kurtarır, daha sonra halkın desteğini almış gerillalar ile işbirliği yaparak, deney merkezine saldırı planlar.
hemen burada bir ara verip kısaca önemli karakterlere değinmek istiyorum.
harley quinn yine bildiğimiz gibi. erkek arkadaş seçimlerinden ötürü üzgün bir durumda. takımın en renkli üyesi. çiçekli böcekli sahneleri, silah kullanımı, mızrak savuruşu ve minnoşluğu çok keyifliydi. özellikle tim’in kendini kurtarmak için plan yaptığını gördüğü sahnedeki duygusallığı beni etkiledi:) kırmızı elbisesi ile arkasında çiçekler savrulurkenki sahnesi ise görsel açıdan müthişti.
bloodsport, superman’i kriptonit mermi ile vurup komaya sokmaktan tutuklu. bu işe kızının hapse düşmemesi için girmiş. ve takımın zoraki lideri zira kendisi hiç istemiyor bu işi. kızı ile arasındaki baba-kız diyaloğu çok iyiydi. kendisinin içten içe iyi biri olduğunu fakat babası tarafından çokça istismar edildiğini öğreniyoruz. tabi bu durum onun ratcatcher 2 ile de bir çeşit baba-kız ilişkisi kurmasına ön ayak olmuştur.
kendisi aynı zamanda farelerden çok korkuyor. bu işe olayı daha komik hale getiriyor.
peacemaker ile karşılıklı atışmaları yer yer +18’e kaysa da güzeldi. bizlere, ilginç yollardan nasıl iş bitirilir tek tek gösterdiler. tüm detaylarıyla. filmin sonuna doğru ise kendisinde lider kumaşı olduğunu görüyoruz. takımı çekip çeviriyor ve sözünü dinletiyor.
peacemaker ise bloodsport’un kopyası gibi. bloodsport her ne yapıyorsa ondan daha iyi olduğunu iddia ediyor. kusursuz olduğunu söylüyor. tam bir görev adamı. tabi bu görev adamlığı onu bir noktada takımı ile karşı karşıya getiriyor. zira verilen talimat, tüm verinin yok edilmesi ve dışarı sızdırılmaması. fakat olayın başlatıcısının amerika olduğu anlaşılınca rick flag, bu veri disketlerini alıp herkese göstermek isteyince peacemaker karşı çıkıyor. daha sonra kavgaya tutuşuyorlar ve rick flag sizlere ömür. bu sırada disk ratcatcher 2’nin eline geçince onu da öldürmeye çalışan peacemaker, bloodsport ile karşı karşıya geliyor. silahların konuştuğu düelloda kazanan bloodsport oluyor, rip peacemaker(what a joke).
rick flag ise bir diğer görev adamı. takımdaki tek masum?! üye. tam bir asker. harley quinn ile çok az yakınlaşmaları olsa da, çok güzeldi o sahneler. hele birbirlerine sırıttıkları sahne romantikti bile:)
kingshark ise tam komedi. bebek bir köpek balığı edasıyla takılıyor. kendisinin görgülü ve elit olduğunu iddia ediyor. hatta kitap okuyor:) ilk başlarda takım arkadaşlarını yemeye çalışsa da sonradan töbe edip imana geliyor. sadece kötü adamları yiyor. bu karakter nedense çok yalnız kaldı film boyunca. biraz üzüldüm kendisi için. bol bol da empati yaptım. minik minik deniz canlıları ile karşılaştığı sahne gözlerden iki pıt yaş getirdi.
ratcatcher 2 ise farelerle konuşabilen bir genç kız. kendisi de tam olarak suçlu değil ve sanırım bir yanlış anlaşılma üzerine hapiste. zamanında babası ona fareler ile nasıl iletişim kurulacağını öğretmiş.
pek tabii babasının bir eroinman olmasından ötürü bir zaman sonra ökzüz ve yetim kalmış. filmde bloodsport ile olan sahneleri yine çok iyiydi. ısındım ben kendisine.
polka dot man hakkında pek çok şey bilmiyoruz. zamanında annesinin, üzerinde yaptığı deneylerden ötürü uzaylı virüsü kapmış ve vücudu benek benek. yine bu durumdan ötürü annesinden nefret ediyor. melankolik takılıyor. vücudundan fırlattığı benekler ise karşısında ne var ne yok eritip geçiyor.
annesinin hayallerini gördüğü sahneler pek bir korkunçtu. o tasvirler aklımdan uzun süre çıkmayacak.
filme dönelim;
ekip hazırlanır ve merkeze baskın yapar. burada uzaylı bir yaşam formunun olduğu görülür. bu uzaylı ise dev bir deniz yıldızıdır. filmde geçen bir benzetme ile açıklayacak olursak; bundan ötesi tam bir kaiju filmi edasında. büyük canavar vs suicide squad…
ekip ilk olarak binanın yıkımından sonra bölgeden ayrılma düşüncesinde olsa da, bloodsport dayanamaz ve halka yardım etmeye karar verir. tabii ekibin geri kalanı da onu takip eder.
filmde 2 adet after credits sahne olduğu söyleniyor fakat ben biraz erken çıktığımdan ötürü göremedim.
kısacası izlemesi keyifliydi. 10 üzerinden 7-7.5 çok rahat alır. sinemada izleyiniz:)
oyunculardan bahsedelim biraz;
viola davis - amanda waller
rick flag - joel kinneman
t.d.k - nathan fillion
captain boomerang - jai courtney
javelin - flula borg
mongal - mayling ng
blackguard - pete davidson
weasel - sean gunn
bloodsport - idris elba
peacemaker - john cena
ratcatcher 2 - daniela melchior
polka dot man - david dastmalchian
king shark - slyvester stallone
thinker - peter capaldi
ratcatcher - taika waititi
savant - michael rooker
harley quinn - margot robbie
konudan bağımsız olarak, taika waititi’yi bu filmde kısa da olsa görmek şaşırttı. hatta emin olamadım ilk gördüğümde ve çıkarıp telefondan baktım acaba o mu oynamış diye:)
dönelim konumuza;
filmin sinematografisini henry braham üstlenmiş. yapımcıları arasında en göze çarpan isim ise pek tabii zack snyder.
müzikler ise john murphy tarafından yapılmış. bütçesinin ise yaklaşık 200 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor.
baştan söyleyeyim, film +18. hal böyle olunca james abimiz aklına ne geldiyse kullanmış. bir de zack snyder faktörü olunca filmde, olaylar iyice garipleşmiş ve ortaya ilginç bir yapım çıkmış. uçan kafalar, patlayan bombalar, ortadan ikiye ayrılan insanlar, bol bol şiddet, kan, gözyaşı ve entrika:p çok komik ilerlerken birden ciddileşen ve sonra tekrar komik olan bir film. duygudan duyguya sokuyor insanı. en önemlisi ise güldürüyor. ama gerçekten güldürüyor.
filmin çıkacağını ilk duyduğumda gerçekten önyargı ile yaklaştım ve hiç umudum yoktu iyi olacağına dair. james gunn filmlerine pek ilgim olmamakla beraber, ilk filmin yaşattığı hayal kırıklığı da etkili oldu bu önyargımda. uzun zamadır sinemaya gitmiyor olmasam ve o salonlara bir özlemim olmasaydı, kesinlikle gidip izlemezdim. ama sonra iyi ki de izlemişim, dedim.
şunu da belirteyim, filmden beklentiniz çok yüksek olmasın, eğlenmelik ve stres atmalık bir yapım ayarında zira.
gelelim spoiler’lı kısma;
amerika’ya komşu bir ada devletinde, zamanında yine amerikan hükümetinin ön ayak olmasıyla başlatılmış bir dünya dışı yaratık projesi bulunmaktadır. bu ada devletinde rejim güçleri yönetimi ele geçirince durumdan tedirgin olan birleşik devletler, başlarında bloodsport olan intihar timi’ni bölgeye tüm kayıtları ve uzaylı projesinin yürütüldüğü merkezi yoketme görevi ile ülkeye gönderir.
adaya iki tim halinde çıkan ekip, bazı tim üyelerinin ihaneti ile daha ilk dakikadan pusuya düşer ve timin yarısı ölür. bu sırada harley quinn ve rick flag ise esir alınır. timin diğer yarısı ise önce esir alınan üyeleri kurtarır, daha sonra halkın desteğini almış gerillalar ile işbirliği yaparak, deney merkezine saldırı planlar.
hemen burada bir ara verip kısaca önemli karakterlere değinmek istiyorum.
harley quinn yine bildiğimiz gibi. erkek arkadaş seçimlerinden ötürü üzgün bir durumda. takımın en renkli üyesi. çiçekli böcekli sahneleri, silah kullanımı, mızrak savuruşu ve minnoşluğu çok keyifliydi. özellikle tim’in kendini kurtarmak için plan yaptığını gördüğü sahnedeki duygusallığı beni etkiledi:) kırmızı elbisesi ile arkasında çiçekler savrulurkenki sahnesi ise görsel açıdan müthişti.
bloodsport, superman’i kriptonit mermi ile vurup komaya sokmaktan tutuklu. bu işe kızının hapse düşmemesi için girmiş. ve takımın zoraki lideri zira kendisi hiç istemiyor bu işi. kızı ile arasındaki baba-kız diyaloğu çok iyiydi. kendisinin içten içe iyi biri olduğunu fakat babası tarafından çokça istismar edildiğini öğreniyoruz. tabi bu durum onun ratcatcher 2 ile de bir çeşit baba-kız ilişkisi kurmasına ön ayak olmuştur.
kendisi aynı zamanda farelerden çok korkuyor. bu işe olayı daha komik hale getiriyor.
peacemaker ile karşılıklı atışmaları yer yer +18’e kaysa da güzeldi. bizlere, ilginç yollardan nasıl iş bitirilir tek tek gösterdiler. tüm detaylarıyla. filmin sonuna doğru ise kendisinde lider kumaşı olduğunu görüyoruz. takımı çekip çeviriyor ve sözünü dinletiyor.
peacemaker ise bloodsport’un kopyası gibi. bloodsport her ne yapıyorsa ondan daha iyi olduğunu iddia ediyor. kusursuz olduğunu söylüyor. tam bir görev adamı. tabi bu görev adamlığı onu bir noktada takımı ile karşı karşıya getiriyor. zira verilen talimat, tüm verinin yok edilmesi ve dışarı sızdırılmaması. fakat olayın başlatıcısının amerika olduğu anlaşılınca rick flag, bu veri disketlerini alıp herkese göstermek isteyince peacemaker karşı çıkıyor. daha sonra kavgaya tutuşuyorlar ve rick flag sizlere ömür. bu sırada disk ratcatcher 2’nin eline geçince onu da öldürmeye çalışan peacemaker, bloodsport ile karşı karşıya geliyor. silahların konuştuğu düelloda kazanan bloodsport oluyor, rip peacemaker(what a joke).
rick flag ise bir diğer görev adamı. takımdaki tek masum?! üye. tam bir asker. harley quinn ile çok az yakınlaşmaları olsa da, çok güzeldi o sahneler. hele birbirlerine sırıttıkları sahne romantikti bile:)
kingshark ise tam komedi. bebek bir köpek balığı edasıyla takılıyor. kendisinin görgülü ve elit olduğunu iddia ediyor. hatta kitap okuyor:) ilk başlarda takım arkadaşlarını yemeye çalışsa da sonradan töbe edip imana geliyor. sadece kötü adamları yiyor. bu karakter nedense çok yalnız kaldı film boyunca. biraz üzüldüm kendisi için. bol bol da empati yaptım. minik minik deniz canlıları ile karşılaştığı sahne gözlerden iki pıt yaş getirdi.
ratcatcher 2 ise farelerle konuşabilen bir genç kız. kendisi de tam olarak suçlu değil ve sanırım bir yanlış anlaşılma üzerine hapiste. zamanında babası ona fareler ile nasıl iletişim kurulacağını öğretmiş.
pek tabii babasının bir eroinman olmasından ötürü bir zaman sonra ökzüz ve yetim kalmış. filmde bloodsport ile olan sahneleri yine çok iyiydi. ısındım ben kendisine.
polka dot man hakkında pek çok şey bilmiyoruz. zamanında annesinin, üzerinde yaptığı deneylerden ötürü uzaylı virüsü kapmış ve vücudu benek benek. yine bu durumdan ötürü annesinden nefret ediyor. melankolik takılıyor. vücudundan fırlattığı benekler ise karşısında ne var ne yok eritip geçiyor.
annesinin hayallerini gördüğü sahneler pek bir korkunçtu. o tasvirler aklımdan uzun süre çıkmayacak.
filme dönelim;
ekip hazırlanır ve merkeze baskın yapar. burada uzaylı bir yaşam formunun olduğu görülür. bu uzaylı ise dev bir deniz yıldızıdır. filmde geçen bir benzetme ile açıklayacak olursak; bundan ötesi tam bir kaiju filmi edasında. büyük canavar vs suicide squad…
ekip ilk olarak binanın yıkımından sonra bölgeden ayrılma düşüncesinde olsa da, bloodsport dayanamaz ve halka yardım etmeye karar verir. tabii ekibin geri kalanı da onu takip eder.
filmde 2 adet after credits sahne olduğu söyleniyor fakat ben biraz erken çıktığımdan ötürü göremedim.
kısacası izlemesi keyifliydi. 10 üzerinden 7-7.5 çok rahat alır. sinemada izleyiniz:)
devamını gör...
ahmed arif'in dizeleri
anadolunun şairidir ahmed arif. en sevdiğim şairdir. duygularını anlattığı kelimeler çoğu insana sert gelse de içtenliğiyle alır götür başka yerlere.
--- alıntı ---
kimseler duymasın,
duymasın, ölürüm ha.
aymışam yarı gece,
seni bulmuşam sonra.
seni, kaburgamın altın parçası.
seni, dişlerinde elma kokusu
bir daha hangi ana doğurur bizi?
ruhum… mısra çekiyorum haberin olsun.
çarşıların en küçük meyhanesi bu,
saçları yüzümde kardeş, çocuksu.
derimizin altında o ölüm namussuzu…
ve ahmed’in işi ilk rasgidiyor.
ilktir dost elinin hançersizliği…
ağlıyor yeşil.
--- alıntı ---
--- alıntı ---
kimseler duymasın,
duymasın, ölürüm ha.
aymışam yarı gece,
seni bulmuşam sonra.
seni, kaburgamın altın parçası.
seni, dişlerinde elma kokusu
bir daha hangi ana doğurur bizi?
ruhum… mısra çekiyorum haberin olsun.
çarşıların en küçük meyhanesi bu,
saçları yüzümde kardeş, çocuksu.
derimizin altında o ölüm namussuzu…
ve ahmed’in işi ilk rasgidiyor.
ilktir dost elinin hançersizliği…
ağlıyor yeşil.
--- alıntı ---
devamını gör...
abur cubur
vücuda yararı olup olmadığı düşünülmeden gelişigüzel yenen öteberi.
devamını gör...
tez yazarken yapılmaması gerekenler
okumadan yazmaya çalışmayın. hiç tez okumadan kafasına göre tez yazmaya çalışanlar var. ömer seyfettin mübarek... hikaye yazıyor sanki.
kopyala yapıştır yapmayın. turnitin elinizde patlatmasın tezinizi sonra.
tez yazım kılavuzunu mutlaka okuyun ve şablonu word de oluşturun.
mendeley gibi bir referans yönetim uygulaması mutlaka kullanın .
teziniz içinde program kodu paylaşacak iseniz mutlaka latex ile entegre olun..
r /phyton gibi programlar ile ürettiğiniz grafikleri mutlaka yüksek kalite olarak alın. grafik düzenlemesi için ön hazırlık yapın, gelen düzeltmeleri anında karşılarsınız
hocanızla sürekli iletişim içinde olun, bilgi verin.
not: danışmanlık yaptığım öğrenciler , kafalarına göre takıldıkları zaman çok üzülüyorlar. yok öyle ben özgün takılırım, danışmanı takmam ayakları. çok biliyorsan git az öte de yaz , kalabalık etme
kopyala yapıştır yapmayın. turnitin elinizde patlatmasın tezinizi sonra.
tez yazım kılavuzunu mutlaka okuyun ve şablonu word de oluşturun.
mendeley gibi bir referans yönetim uygulaması mutlaka kullanın .
teziniz içinde program kodu paylaşacak iseniz mutlaka latex ile entegre olun..
r /phyton gibi programlar ile ürettiğiniz grafikleri mutlaka yüksek kalite olarak alın. grafik düzenlemesi için ön hazırlık yapın, gelen düzeltmeleri anında karşılarsınız
hocanızla sürekli iletişim içinde olun, bilgi verin.
not: danışmanlık yaptığım öğrenciler , kafalarına göre takıldıkları zaman çok üzülüyorlar. yok öyle ben özgün takılırım, danışmanı takmam ayakları. çok biliyorsan git az öte de yaz , kalabalık etme
devamını gör...
intihar etmek
pek çok kez düşünürsün ama gerçekleştirmek biraz totoş ister
devamını gör...
seri şekilde artı oylayan yazar
zikrinden fikrinden emin olduğum, bir bilemedin iki hadi olsun üç yazara karşı yaptığım eylem.
bir tür karşılıklı sevgi duruşu. kıskananlar da çatlasın.
bir tür karşılıklı sevgi duruşu. kıskananlar da çatlasın.
devamını gör...


