sözlükte her telden çalınmasından yanayım. kimileri siyasi, kimileri bilgi, kimileri kültür-sanat, kimileri troll (kaliteli isteriz), kimileri şundan bundan yazıyor; farklılık, renklilik iyidir. neden sürekli bir rahatsızlık peyda oluyor anlamış değilim. farklılıkları kabullenmek bu kadar zor olmamalıydı halbuki.
devamını gör...

romanın kahramanlarını kendi zihninde canlandırıp hayal etmeyi seven, filmin okumakla aynı tadı vermeyeceğini bilen ağzının tadını bilen okurdur.
devamını gör...

leblebi.
devamını gör...

bir anda diyorsan eğer, o "an" dan çook önce gitmiştir o zaten, sen farketmemişsin, çünkü kendi aldıklarının derdinde bir insansın büyük ihtimalle,

bence sen o giden insanı sevmemişsin, fiziksel olarak gidene kadar anlamadıysan, tanımaya çalışmamışsın "ilgilenmemişsin" hissetmemişsin...

çünkü senin o verdim dediğin sevgi, kendi alacakların için yaptıkların, onun ihtiyacı olan sevgi değil, bu kadar basit bir matematik bu,

kimse de bedavaya (sevilmeden) seni sevmek zorunda değil, sevgisinin karşılığını gördüğünde, değer gördüğünde, tabiiki ruhunu doyurmak için, gitme hakkını kullanır herkes,

değer gören, kıymeti bilinen hiç kimse, durup dururken, bir yere gitmez...
devamını gör...

şiddetin ne kadar kötü bir şey olduğunu bizlere bir kere daha gösteren haberdir.

erkekliğimden utanıyorum bu tür haberleri görünce.
devamını gör...

şuna inanmak gerekir ki, dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir.
mustafa kemal atatürk

8 mart dünya kadınlar günü'müz kutlu olsun.
devamını gör...

sorunun bayan demekten ileri olduğunu fark eden kişidir. sorun insanların zihinlerinde kadının daha aşağı ve hizmetçi gibi görülmesidir. sorun kadınların birey olarak görülmemesidir. kadın diyerek her şey düzelseydi sözlüklerden bayan kelimesi çıkartılıp, insanlara bunu dikte ederek halledilebilirdi. ama sorun bundan çok uzakta hatta bu çözümün son basamağı bile olabilir.

dilimizde eş anlamlı olan ve anlamları farklı olan yüzlerce kelime var, bu kelimeler de aynı anlamda kullanılmaya devam ediyor. bayan ve kadın da bu kelimelerden biri sadece.
devamını gör...

kaç yıl yatarı var, bilmiyorum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ülkede adalet ve hukuk kavramlarının ne kadar işe yaramaz ve ucube olduğunu gösteren olaydır. yargı satılmış, savcılar gözlerini kapatmış. yazıklar olsun.
devamını gör...

oo tam yeri, şunu park edip kaçayım..

/ hastayım sana, saçmalamalarına, kahrına
yoruldum bu dev mağlubiyetten, gitmelerden
bittim anlasana, kaç şehir yandı yokluğunda
renklerimi çaldın, kandım aşkın kör karanlığına
/

* *
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

fevkalade
kafi
alâ
velhasıl
devamını gör...

poster, ama benimki daha cok koleksiyonumsu.
devamını gör...

gerçekleşmesi zor olan başvuru. ha yok kurullar bizden falan diyerek bu başvuruyu yapıyorlarsa hepten boş girişim, nihat özdemir isimli şahsın, kulüp hisselerinin bir kısmını elinde bulundurduğu herkesin malumu. tff bu gidişle sağlam patlayacak zaten.

gelelim fenerbahçe'nin iddiasına. resmi sitesindeki açıklamalar tamamen boş ve yanlış yönlendiren iddialar ile dolu. yani yıldız hesabına dahil etmek istemek, hatta bununla yetinmeyip bu sezonlara ait tazminatın hesaplanması istemek falan ancak fenerbahçe yönetimine yakışır bir harekettir zaten, garipsemedim. bu arada o para yaklaşık 800 milyon tl civarında. yani 100 milyon dolar falan ediyor. he canım he anam bekle verirlerdi sana o parayı, ananın en kıymetli çocuğu sendin zaten değil mi?*

flood 1
flood 2
flood 3

bu attığım linklerde mehmet şenol'un bu konu ile alakalı yaptığı detaylı analizler mevcut. üşenmedim hepsini tek tek okudum. eğer biraz vaktiniz varsa açın okuyun bu konuda biraz olsun aydınlanın derim. amacın ne olduğunu görün derim. ve geceye 2014 yılından bir görsel bırakarak bu tanımı noktalayalım. fotoğraf halen resmi hesaplarında duruyor bu loserların. inanmayan girip baksın rezaleti görsün.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

olay oscar wilde'ı bilip bilmemekte değil, benim babam da bilmiyor muhtemelen. ama ona "oscar wilde'ın bir sözünü söyleyeceğim" desem gidip de bana "önce kendi değerlerine sahip çık p*şt" diyecek kadar salak değil.
bilmedikleri, duymadıkları her şeyi öcü zannediyorlar. çünkü baş edemeyeceklerini biliyorlar, her şey korkudan mütevellit. en çok da kelimelerden korkuyorlar.
"sayın başkan, şimdi oscar ödüllerinden bahsetmenin sırası mı?"

t: gülüp geçilen, şaşırtmayan sıradan bir meclis tartışması.
devamını gör...

efsane fallout serisinin ikinci oyunu. ilk oyuna göre çok daha geniş bir haritaya sahiptir. ilk fallout oyunu san fransisco çevresinde geçerken ikinci oyun tüm batı amerika üzerinde geçmektedir.

oyuna bir kabile içerisinde başlarız. bulunduğumuz kabile ilk oyunda oynadığımız karakter tarafından kurulmuştur, ancak kendisi daha sonra kaybolmuştur. bu kabile ise açlık, hastalık gibi tehlikeler çıkmıştır. bu yüzden "geck" adında bir cihazı aramak için içlerinden seçilmiş birini önce bir sınava sokup öyle seçerler. seçilmiş kişiye kabileyi kuran kişinin kıyafeti verilir ve karakterimiz geck denen aleti bulmak için yola koyulur.

oyun dediğim gibi ilk oyuna göre daha büyük oyunda kumarhaneler, mafyalar, reaktör yöneten ghoul'lar, köle kullanan gelişmiş şehirler, amerikan derin devleti, fuhuş, genç bir cumhuriyet ve daha birçok şey barındırıyor.

oyun ilk oyun gibi düşman ile savaşırken tur bazlı ilerliyor. başta insanı çok yorsa bile bir süre sonra insan alışıyor.

oyunun diğer güzel şeyi ise oyun içinde görevleri yapmak için tek bir yol yok. örneğin oyunun başında karakterimizi bir tapınak içinde sınava sokarlar demiştik, tapınağın son kısmında biri ile yumruk yumruğa kavga etmemiz gerek. bunu normal bir şekilde dövüşebiliriz, yumruk yumruğa dövüşmek yerine kuralı çiğneyip direkt olarak saldırabilirsiniz, karşınızda bulunan adamın anahtarlarını çaktırmadan çalıp dövüşmeden kapıyı açıp gidebilirsiniz, onunla dövüşmeden ikna yolu ile geçebilirsiniz. ancak tüm bunlar belli şartlar çerçevesinde oluyor eğer aptal bir karakter yaratırsanız bu adamı ikna edemezsiniz ya da kuralı çiğneyip ona elinizdeki silah ile saldırırsanız dışarı çıktığınızda kabileniz size saldıracaktır.

kısacası hala oynanabilecek bir oyun. ancak oyunda bazen uzun süre oynamayıp yan görevlerde kaybolursanız, yeniden oynamaya başlayınca ne yaptığınızı unutabiliyorsunuz. ayrıca sıkıntılı kontrollerini eklemek lazım. ancak youtube'da oyunun detaylıca anlatıldığı video'lar var oradan rahatça izlenebilir.
devamını gör...

mısralarımın arasına...
hangisine gizlemişim kendimi
ona bakarım.
hangisinde dökmüşüm içimi
delirmişim anlatamadıklarımda
kırgınlıklarımı ütüleyip katlayıp da
kaldırmışım hangi kelimelerin altına?
ellerim hangi kalemi tutmuş
hangi kelimeler yardım ve yataklık etmiş bana?
cezayı kime kesmişim yine
denizde mi gezdirmişim kalemimi
yoksa kenarları buruşmuş bir parşömen kâğıdında?
eski ve kırık bir aynaya mı ya da
yorgun ruhumun en derinlerinde mi otumuşum susup ta.
kelimelerimle saklambaç oynarken
nereye saklanmışım, usulca bakarım ona
ya bir denizin dibinde bulurum kendimi sonunda
ya da susup gitmiş yitik bir sesin kenarında.
devamını gör...

bizim yaş grubu iyi bilecektir. böyle bir defter vardı.
bu defterler kilitli olurdu genelde, sayfaları kokulu olanlar da vardı.
benim defterim yanlış anımsamıyorsam üzerinde şeker kız candy olan çok özenerek aldığım güzel bir defterdi.

sanki ilkokul sevdiklerimize kalbimiz kadar temiz bir sayfa ayırmak için çok erkendi de, lisede de onlara yetecek kadar kalbimizde temiz sayfa kalmamıştı. olsa olsa ortaokul sıralarında yazdık biz bunu ya da ilkokul biterken olabilir.

hatıra defteri yazmak ciddi bir işti ve bunu çok iyi yapanlar vardı. eminim dikkatli okursak onların kim olduklarını bile bulabiliriz.
inci gibi, tertemiz, süslü süslü yazardık. bütün sınıf birbirini sevmese de birbirinin benzeri cümlelerle sevgimizi ifade ederdik birbirimize. nasıl ki komşudan gelen tabak boş geri gönderilmez ise hatıra defteri de geri çevrilmezdi bizim zamanımızda. hatta eline tutuşturulmuş olan bu defter ile ne yapacağını bilemeyip de bir önceki kalbimiz kadar temiz sayfadan kopya çeken çok sevgili arkadaşlarımız bile olurdu. keşke standart bir yazı olsaydı da altına imza atılsaydı, sonuçta çoğu gerçekten hissetmeden yazılmış cümlelerdi. 30 kişilik sınıfın hepsini sevecek halimiz yoktu çünkü, bazılarını sever gibi yapardık, bazılarına onu bile yapmazdık.
bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar da gerçekten sevdiklerimiz vardı. hani sonraki dönemde "kanka" dediler kısaltıp. kısalınca içi de boşaldı sanki bu yakın arkadaşlığın, sırdaşlığın. işte gerçek duygular onlara yazılırdı. ama o da şöyle yapılırdı herkes yazardı, o canımız ciğerimiz arkadaşımız en son yazardı. çünkü onun yazdıkları gerçekten bize özeldi. kimse okusun istemezdik onun yazdıklarını.
ilerleyen yıllarda özledikçe açıp okuduk, bazen gerçekten görevini yapıp güzel anılara götürdü bizi bu defterler, güldürdü-ağlattı bazen de geri dönüşümler vs kaybolup gitti o anılar.
benim sakladığım bir hatıra defterim var, evet evet o candy'li olan şekerli defter.
hala kalbim kadar temiz ama artık oraya yazacak kadar temiz insanlar kaldı mı emin değilim...

sahi o insanlar nerede, yazıları uçup gitmedi oysa ki!
devamını gör...

modern bir tür köle oldukları anlaşılmasın diye bir statüleri olduğu izlenimi yaratılmaya çalışılan mensubu olduğum kesim.
devamını gör...

ay cok heyecanliiii.

resssmen sozluk ile ilgili benim dahil olmadigim* bir youtube videosu var, hem de gonullu.

ergonlone ne guzel bir icerik olusturmus, hap gibi valla akti gitti. hem de teee ne zaman yuklemis; bizim ayibimiz yeni gorduk, kiymet bilmemisiz.* kendisini ifade edis seklini de kiskanmadim degil, tane tane konusabilmek bir meziyet zira.

boyle icerikler gormek bizi mutlu ediyor ya, hevesi olan arkadaslarin bu videodan feyz alip yeni icerikler uretmesi pasta ustu cilek gibi olur.

siz cekin, biz paylasalim; kirlarda kosalim hadjkad

izlemek isteyene linkingo;
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim