mutlu olmak bir seçimdir
"hayata mutlu olmaya gelmediğini kabul ettiğinde mutlu olmaya başlıyorsun." charles bukowski
devamını gör...
ömer faruk gergerlioğlu'nun vekilliğinin düşürülmesi
hdp kocaeli milletvekili ömer faruk gergerlioğlu'nun vekilli attığı bir tweet yüzünden düşürüldü. sarayın değil halkın vekilleriyle uğraşanlar halkı karşılarına aldılar. gergerlioğlu yalnız değildir.
devamını gör...
irritasyon
ingilizce irritation'den türkçeye geçip tahriş anlamına gelen kelime. tahriş eden maddeye ise irritan denir.
devamını gör...
tv kumandası
tv izlemedigim için bir anlamı olmayan alet..
devamını gör...
günün yorgunluğunu atmanın yolları
duş almak
tek bir şeye daha gerek yok
çarşafları da değiştik mi tüy gibi hafiflenir.
tek bir şeye daha gerek yok
çarşafları da değiştik mi tüy gibi hafiflenir.
devamını gör...
en garibinize giden turşu çeşidi
hamsi turşusu.
nerede, ne zaman yediğimi hatırlamıyorum çünkü zihnimden o anları, asla geri gelmemecesine temizledim.
nerede, ne zaman yediğimi hatırlamıyorum çünkü zihnimden o anları, asla geri gelmemecesine temizledim.
devamını gör...
mutlak butlan
evli birinin evrakta sahtecilik veya benzeri bir dalavere çevirip bir başkasıyla evlenmesi de buna örnektir.
devamını gör...
sözlükte siyaset istemiyoruz
sözlükte açıktan siyaset yapılmıyor diyerekten cevapladığım deli saçmalığı. bazı dayatmalara ses çıkarmak ve farkında olmak siyaset değil, aydın insanların yaptığı aktivitedir.
devamını gör...
fotofobi
gözlerin ışığa karşı aşırı duyarlı olma durumu, ışık hassasiyetidir. hafif durumlarda kişi parlak ışıklı bir ortamda gözlerini kısar. daha ileri boyutlarda ise hemen hemen her tip ışık kişiyi rahatsız eder, acı verir. ileri boyutlarda ayrıca baş ağrısı, bulantı ve kusma da görülebilir.
fotofobi bir göz hastalığı değildir. ancak gözlerde oluşmuş enfeksiyon veya iltihaplanma gibi önemli sorunların belirtisi olabilir. fotofobi nedenleri arasında, kornea aşınması, üveit, retina dekolmanı,kontakt lens tahrişleri, güneş yanığı ve refraktif cerrahi sayılabilir. ayrıca açık göz rengine sahip kişiler daha fazla ışık hassasiyeti yaşayabilirler.
fotofobi bir göz hastalığı değildir. ancak gözlerde oluşmuş enfeksiyon veya iltihaplanma gibi önemli sorunların belirtisi olabilir. fotofobi nedenleri arasında, kornea aşınması, üveit, retina dekolmanı,kontakt lens tahrişleri, güneş yanığı ve refraktif cerrahi sayılabilir. ayrıca açık göz rengine sahip kişiler daha fazla ışık hassasiyeti yaşayabilirler.
devamını gör...
uğur mumcu
o günü asla unutmam. televizyonun sesi evi ele geçirmiş gibiydi. annemi ve babamı o güne kadar hiç öyle görmemiştim. sanki başka bir boyuttaydılar.
alışık olmadığım kadar ilgisizler bana. etraflarında dolaşıyorum ama sanki beni görmüyorlar bile. televizyonda sürekli görüntüler dönüyor. işin aslında çok fazla bir şey anlamıyorum. sadece birinin öldüğünün farkındaydım.
babamın ve annemin durumunu düşününce, her halde bir yakınımız öldü diyorum içimden. babam anneme bir şeyler söylüyor. fısıldar gibi. gürdür aslında babamın sesi. alışık değilim o kadar boğuk çıkmasına.
''kıydılar sonunda adama'' diyor.
annem sessizce başını sallıyor.
kendimi göstermem lazım. annemin yanına sokuluyorum. nazikçe kavrıyor beni, sarılıyor. ama alışık olduğum sevgi sözlerini duyamıyorum. ikisi de televizyona kilitlenmiş durumdalar. ne yapsam ilgilerini çekemiyorum.
bir ara babamın sesi yeniden gürleşiyor. ''görüyor musun süpürüyorlar! '' neyi süpürüyorlar, niye süpürüyorlar bilmiyorum. sormaya da çekiniyorum. sonra öğreniyoruz tabi neyin süpürüldüğünü...
babamın gözleri dolmuş, yaşlar hafifçe yanaklarına doğru süzülüyor. babalar öyle çok ağlamaz. ağlasalar da pek görmezsiniz. onların gözüne sadece çöp batar.
aniden fırlıyor yerinden, balkona doğru gidiyor. sigara yakıyor. fırsat bu fırsat diyorum.
anneme soruyorum; '' tanıdığımız biri mi öldü anne ?'' ''evet oğlum, diyor.'' ses tonu devamını getirme der gibi. mesajı alıyorum. bende onlar gibi sessizleşiyorum.
ertesi gün oluyor. uyandığımda babam evde yok. benim uyanmamdan biraz sonra eve geliyor. elinde bir gazete var. mutfağa giriyor. yüzü yine asık. yüzünün asık olmasına da pek alışkın değilim. gazeteyi masaya koyuyor. gazetenin üzerinde kocaman puntolarla ''susturamayacaklar'' yazılmış. altında ton ton yanaklı bir amcanın resmi var. ölen akrabamız bu herhalde diyorum.
sonrasında yine annemle babamın konuşmaları. pek çoğu hayal meyal kafamın içerisinde. ''saat kaçta?'' ''ne zaman gideceğiz?'' gibi konuşmalar...
aradan yanılmıyorsam bir iki gün geçiyor. çok net hatırlamıyorum o kısımları. güzelce giyinip çıkıyoruz evden. cenazeye gittiğimizi biliyorum. annem en güzel kıyafetlerimi, çıkarmış hazırlamış.
sonra hayatımda gördüğüm en büyük insan kalabalığının içerisinde buluyorum kendimi. mahşeri bir kalabalık var. annemin elini sıkı sıkı tutuyorum. korkuyorum bir nebze. bir sürü insanın elinde, babamın bir kaç gün önce eve getirdiği gazete var. havaya kaldırmışlar. o görüntüyü de hiç unutmam. asıl unutmadığımsa babamın o gür sesinin onca insan arasından sıyrılıp, yükselmesi. yumruğunu büyük bir hınçla sıkıp, sürekli havaya kaldırması. öfkeli sanki babam. daha önce onu bu kadar öfkeli de görmemiştim...
neyse çok uzatmayacağım, ben uğur mumcu ile babamın bir kaç damla gözyaşı ve haykırışları, annemin o derin suskunluğu ile tanıştım. akrabamız değildi, yakınımız değildi ama ölümü/öldürülüşü evimizde böyle bir etki doğurmuştu. türkiye'nin aydınlık yarınlarına inanan pek çok insanın evinde de, haberin bu şekilde karşılandığını düşünüyorum.
bu hazin tanışma sonrası, ilerleyen süreçte, uğur mumcu'nun tüm köşe yazılarını, kitaplarını okudum. babamın ve annemin verdiği tepkileri yerli yerine oturtmak ondan sonra kolay oldu. yıllar sonra babam da, ceketini alıp gitti bu haksızlıklarla dolu dünyadan. o gazete halen bende. ikisinin de yadigarıdır.
uğurlar olsun... devirleri daim olsun...
alışık olmadığım kadar ilgisizler bana. etraflarında dolaşıyorum ama sanki beni görmüyorlar bile. televizyonda sürekli görüntüler dönüyor. işin aslında çok fazla bir şey anlamıyorum. sadece birinin öldüğünün farkındaydım.
babamın ve annemin durumunu düşününce, her halde bir yakınımız öldü diyorum içimden. babam anneme bir şeyler söylüyor. fısıldar gibi. gürdür aslında babamın sesi. alışık değilim o kadar boğuk çıkmasına.
''kıydılar sonunda adama'' diyor.
annem sessizce başını sallıyor.
kendimi göstermem lazım. annemin yanına sokuluyorum. nazikçe kavrıyor beni, sarılıyor. ama alışık olduğum sevgi sözlerini duyamıyorum. ikisi de televizyona kilitlenmiş durumdalar. ne yapsam ilgilerini çekemiyorum.
bir ara babamın sesi yeniden gürleşiyor. ''görüyor musun süpürüyorlar! '' neyi süpürüyorlar, niye süpürüyorlar bilmiyorum. sormaya da çekiniyorum. sonra öğreniyoruz tabi neyin süpürüldüğünü...
babamın gözleri dolmuş, yaşlar hafifçe yanaklarına doğru süzülüyor. babalar öyle çok ağlamaz. ağlasalar da pek görmezsiniz. onların gözüne sadece çöp batar.
aniden fırlıyor yerinden, balkona doğru gidiyor. sigara yakıyor. fırsat bu fırsat diyorum.
anneme soruyorum; '' tanıdığımız biri mi öldü anne ?'' ''evet oğlum, diyor.'' ses tonu devamını getirme der gibi. mesajı alıyorum. bende onlar gibi sessizleşiyorum.
ertesi gün oluyor. uyandığımda babam evde yok. benim uyanmamdan biraz sonra eve geliyor. elinde bir gazete var. mutfağa giriyor. yüzü yine asık. yüzünün asık olmasına da pek alışkın değilim. gazeteyi masaya koyuyor. gazetenin üzerinde kocaman puntolarla ''susturamayacaklar'' yazılmış. altında ton ton yanaklı bir amcanın resmi var. ölen akrabamız bu herhalde diyorum.
sonrasında yine annemle babamın konuşmaları. pek çoğu hayal meyal kafamın içerisinde. ''saat kaçta?'' ''ne zaman gideceğiz?'' gibi konuşmalar...
aradan yanılmıyorsam bir iki gün geçiyor. çok net hatırlamıyorum o kısımları. güzelce giyinip çıkıyoruz evden. cenazeye gittiğimizi biliyorum. annem en güzel kıyafetlerimi, çıkarmış hazırlamış.
sonra hayatımda gördüğüm en büyük insan kalabalığının içerisinde buluyorum kendimi. mahşeri bir kalabalık var. annemin elini sıkı sıkı tutuyorum. korkuyorum bir nebze. bir sürü insanın elinde, babamın bir kaç gün önce eve getirdiği gazete var. havaya kaldırmışlar. o görüntüyü de hiç unutmam. asıl unutmadığımsa babamın o gür sesinin onca insan arasından sıyrılıp, yükselmesi. yumruğunu büyük bir hınçla sıkıp, sürekli havaya kaldırması. öfkeli sanki babam. daha önce onu bu kadar öfkeli de görmemiştim...
neyse çok uzatmayacağım, ben uğur mumcu ile babamın bir kaç damla gözyaşı ve haykırışları, annemin o derin suskunluğu ile tanıştım. akrabamız değildi, yakınımız değildi ama ölümü/öldürülüşü evimizde böyle bir etki doğurmuştu. türkiye'nin aydınlık yarınlarına inanan pek çok insanın evinde de, haberin bu şekilde karşılandığını düşünüyorum.
bu hazin tanışma sonrası, ilerleyen süreçte, uğur mumcu'nun tüm köşe yazılarını, kitaplarını okudum. babamın ve annemin verdiği tepkileri yerli yerine oturtmak ondan sonra kolay oldu. yıllar sonra babam da, ceketini alıp gitti bu haksızlıklarla dolu dünyadan. o gazete halen bende. ikisinin de yadigarıdır.
uğurlar olsun... devirleri daim olsun...
devamını gör...
15 ocak 2021 hollanda hükümeti istifa etmesi
lan bizimkisi vatandaşına ananı da al git dedi, milletten kık çıkmadı vay be ülkeye bak arkadaş, işte ülke dediğin böyle olucak, böyle insanları olucak.
devamını gör...
doğrusunu unutturan sözler
bu derslikte bir iş var
ne memuru alkol bey
ne memuru alkol bey
devamını gör...
little bighorn savaşı
a.b.d ordusunun kızılderililer karşısında aldığı ikinci büyük yenilgidir. montana'nın güney batısındaki little bighorn bölgesinde, 7. süvari alayının, general custer ile birlikte yok edildiği savaştır.
a.b.d ordusu, altın keşfedilen kızılderili topraklarını satmayı kabul etmeyen ve rezervasyonlara gelip teslim olmayan herkesi düşman kabul etmişti ama kızılderililer kendi ülkelerinde yaşadıkları için, niye teslim olalım ki dediler. a.b.d üç farklı orduyu kızılderilileri bulup yok etmesi için görevlendirdi.
25 haziran 1876 sabahı, general custer'ın crow (apsaroke) ve arikara izcileri oturan boğa'nın hunkpapa sioux kampını keşfettiler. general custer, yıllar önce 1868'de güneyli cheyenne ve arapaho'ların kampını şafak sökerken, insanlar uykudayken basıp, washita river katliamını yaptığı gibi, bu kampa da ertesi sabah saldırmaya karar verdi. ama aslında bu kızılderililer yalnız değildi, çünkü birçok kabile, dini törenleri güneş dansı için biraraya gelmişti. ama kızılderililer belli bir düzen ve mesafe ile kamp kurdukları için, izciler uzaktaki yada tepelerin ardındaki diğer kampları görmemişti.
general custer ertesi sabah, herkes uykudayken saldırmayı planlıyordu ama etrafı gözetlemeye çıkan bazı sioux gençleri a.b.d askerlerini gördü ve hızla kendi kamplarına doğru haber vermeye gittiler. custer artık ani, şok bir sabah baskını yapamayacağını anlayınca, ordusuyla üç koldan saldırıya geçti. kampın dışında yabani meyve, kök toplayan bazı kadınları, çocukları öldürdüler ve kampa girdiler ama oturan boğa ve savaşçılarıda karşılık vermeye başlamışlardı. birkaç savaşçı etraftaki kabilelere haber vermeye gönderildi, bazı kabilelerde silah seslerini duyup gelmişti zaten. oglala sioux'ların reisi çılgın at gelince savaşçıları belli bir düzen içinde askerlere saldırttı. custer kadın, çocuk birkaç yüz kişiyi öldürüp yine kahraman sayılacağını hayal etmişti ama etraftan hâla yüzlerce savaşçı atlarla yada koşarak geliyor, çevresindeki askerler teker teker vuruluyorlardı. sonunda general custer, iki erkek kardeşi, kızılderili izcileri ve birliğindeki tüm askerleri öldürüldü. kızılderililer 268 a.b.d askeri, 4 crow ve 2 arikara izciyi öldürmüşlerdi. diğer iki birliğin başındaki komutanlar hakim bir yere sığındılar, ve kayıplar verselerde tamamen yok olmaktan kurtuldular.
a.b.d ordusu, altın keşfedilen kızılderili topraklarını satmayı kabul etmeyen ve rezervasyonlara gelip teslim olmayan herkesi düşman kabul etmişti ama kızılderililer kendi ülkelerinde yaşadıkları için, niye teslim olalım ki dediler. a.b.d üç farklı orduyu kızılderilileri bulup yok etmesi için görevlendirdi.
25 haziran 1876 sabahı, general custer'ın crow (apsaroke) ve arikara izcileri oturan boğa'nın hunkpapa sioux kampını keşfettiler. general custer, yıllar önce 1868'de güneyli cheyenne ve arapaho'ların kampını şafak sökerken, insanlar uykudayken basıp, washita river katliamını yaptığı gibi, bu kampa da ertesi sabah saldırmaya karar verdi. ama aslında bu kızılderililer yalnız değildi, çünkü birçok kabile, dini törenleri güneş dansı için biraraya gelmişti. ama kızılderililer belli bir düzen ve mesafe ile kamp kurdukları için, izciler uzaktaki yada tepelerin ardındaki diğer kampları görmemişti.
general custer ertesi sabah, herkes uykudayken saldırmayı planlıyordu ama etrafı gözetlemeye çıkan bazı sioux gençleri a.b.d askerlerini gördü ve hızla kendi kamplarına doğru haber vermeye gittiler. custer artık ani, şok bir sabah baskını yapamayacağını anlayınca, ordusuyla üç koldan saldırıya geçti. kampın dışında yabani meyve, kök toplayan bazı kadınları, çocukları öldürdüler ve kampa girdiler ama oturan boğa ve savaşçılarıda karşılık vermeye başlamışlardı. birkaç savaşçı etraftaki kabilelere haber vermeye gönderildi, bazı kabilelerde silah seslerini duyup gelmişti zaten. oglala sioux'ların reisi çılgın at gelince savaşçıları belli bir düzen içinde askerlere saldırttı. custer kadın, çocuk birkaç yüz kişiyi öldürüp yine kahraman sayılacağını hayal etmişti ama etraftan hâla yüzlerce savaşçı atlarla yada koşarak geliyor, çevresindeki askerler teker teker vuruluyorlardı. sonunda general custer, iki erkek kardeşi, kızılderili izcileri ve birliğindeki tüm askerleri öldürüldü. kızılderililer 268 a.b.d askeri, 4 crow ve 2 arikara izciyi öldürmüşlerdi. diğer iki birliğin başındaki komutanlar hakim bir yere sığındılar, ve kayıplar verselerde tamamen yok olmaktan kurtuldular.
devamını gör...
bofor rüzgar skalası
ingiliz deniz subayı kaptan francis beaufort tarafından bulunmuş ve onun adıyla anılan skala olup 0’dan 12’ye kadar kademelendirilmiş bir tablodur. bofor yerine “kuvvet” deyimi de kullanılır. eskiden radyoda ana haber bülteninden sonra seyir hidrografi ve oşinografi dairesi başkanlığından bildirilmiştir diye hava durumunu verirler, o bültende akdeniz' de rüzgar 5 kuvvetinde esecek derlerdi işte o 5 kuvveti aşağıdaki tabloda gösterildiği gibi rüzgarın min-max hızı, karada- denizde ve kıyıda ki etkisini ve yaklaşık dalga yüksekliğini gösterir.
devamını gör...
seni sen yapan cümlelerin
ay + nesne+ zarf + ya.
devamını gör...
felsefenin amacı soru sormak mı yoksa çözüm bulmak mı sorunsalı
felsefe'nin amacı çözüm bulmak değildir. onlara göre her cevap, yeni bir soru doğurur. aslolan da budur; yaradılışı sorgulurken çözüme gidemezsiniz.
felsefe'ye giriş yaparken karşınıza ilk şu çıkar; felsefe sistematiktir ve birikerek ilerler.
felsefe'ye giriş yaparken karşınıza ilk şu çıkar; felsefe sistematiktir ve birikerek ilerler.
devamını gör...
vizesini kaçırdığın dersin finaline girmek
100 gerekir ki ortalama 60 düşsün.başarana rastlamadım.
devamını gör...
17 ocak 2021 normal sözlük güncellemeleri
tanım, beğeni ve favori bildirimlerine oy sahibinin mahlasının eklenmesi yeniliğini takdir ettim ve yapanın eline sağlık. böylelikle puan veren yazarın kim olduğuna dair alt kısma tıklama zahmetinden kurtarmış oldu.
devamını gör...
kitap kokusu
huzur kokusudur.
devamını gör...
erkekler arası görgü kuralları
manita yada aile yanında her harekete eyvallah çekilir, itibarı zedelenmez. hesabı sonra sorulur.
devamını gör...