günaydın normal sözlüğümün anormal olduğunu kabullenen ve kabullenmeyen ve normal olan yazarları. geldik eylülün ortalarında deri ceket mi, kot ceket mi, sadece atlet üstü gömlek mi giysek diye düşündüğümüz, en sonunda seçenekleri hunharca odanın tek sandelyesine/koltuğuna atıp, kalın bi bluzde karar kıldığımız günlere. hava hem sıcak hem de esiyor bugün. pazartesi de olmasaymış mis gibim bir gün olabilirdi.

yine de günü güzel değerlendirip, pozitife çevirmenin bizim elimizde olduğunu unutmayalım. hastalara şifa, çalışanlara daha çok para, öğrencilere daha çok mola ve merhametsiz insanlara da vefa diliyorum.

hepimiz için güzel bi' gün olsun.
devamını gör...

çöpleridir efendim. evet evet.. yanlış okumadınız.... çöpleri.

bir semtin, bir şehirin, hatta hatta bir ülkenin medeniyet seviyesini belirlemek istiyorsanız, bakacağınız ilk şey; ne evleri, ne düşünceleri, ne araçları, ne görüntü ve ne de örüntüleridir... bakacağınız ilk şey; çöpleri olmalıdır. bir medeniyetin anlık durumunu da, esrarını da, sürecini de buradan rahatlıkla kestirebilirsiniz.

misal; zengin bir semtte, atılan yiyecek ve içecek türevlerinin haddi hesabı yoktur.
dolayısıyla o semtin, sokak hayvanları da, gelişmiş hatta semrilmiştir.

yine kısmen, daha fakir bir semtin çöpüyse; bu çöpler ya azdır ya da kokar. çünkü dişiriciler onu çoktan dişirip götürmüşlerdir. götürülmeyen, beğenilmeyen atıklarsa; bir sonraki çöp kamyonuna kadar, kokmaya ve semtin durumunu gözler önüne sermeye devam edecektir.

haa siz şimdi diyeceksiniz ki: eyh hincime!.. kendine gel bre.... görece daha fakir olan bir semtin çöpü dişiriliyor da, kısmen daha zengin olan semtin çöpü dişirilmiyor mu? .. onların çöp kutularına; kağıt toplayanlar, çöp karıştıranlar, cümle karışık argümanı olanlar konuk olmuyor mu?.. maalesef ki hayır efendim. hayır!..
onların çöpleri ayrıştırılır ve dönüştürülür. dişirilme; yalnızca medeniyetin uğramadığı özgün mekanların, şatafatlı ve de çetrefilli kumaşıdır...
devamını gör...

(bkz: çağımızın hastalığı)
muhtemelen hep var olan ancak bu çağda iletişim kolaylaştığından çok daha kolay öğrendiğimiz, yiyip yiyip doymayan insanlar topluluğu.
devamını gör...

browniyi yiyor mu yoksa onunla sevişiyor mu anlaşılamayan birtakım kadınların bulunduğu reklamlar. itici...

bir de magnum reklamları var ki, sanırsın... neyse, bunu yazmayayım da hayal gücünüze bırakayım.

sizi bilmem ama bende tiksinti uyandırıyor bu tür reklamlar. tıpkı cips ya da kraker reklamlarındaki çatır çutur yeme sesinin yaptığı gibi...
devamını gör...

gözlerim yaşlı yazıyorum bu satırları. arka planda mor ve ötesi'nden "daha mutlu olamam" çalıyor.
devamını gör...

albert huxley ne güzel anlatır bunu cesur yani dünya kitabında.

binlerce alfayı bir adaya gönderirler ve orada bir düzen kurmalarını isterler. hepsi eşittir ve eşit düzen kurulabileceğinden yanadır.

haftalar sonra iç savaş çıkar ve müdahale edilmesi için yalvarırlar.

tabi alelade bir kitap işte. şöyle klasikler okunuyor olsa, böyle başlıkların tek entrysi tek bir "bkz" olur.
devamını gör...

sonunda bir arkadaşa bakıp çıkıcam misali girip göz attığım uygulama. herkes bir entellektüel herkes bir şekil. profayl pikçırslara bir bakıyorsun sanki türkiye'de değil elfler diyarında yaşıyoruz. herkes ahkam kesiyor, hocamlar havada uçuşuyor. erkut hocam bu konuyu çok iyi bilir, sözü ahmet hocama bırakmadan önce son bir şey söliciiim gibi.....
yemin ederim bu kadar çok bilen vatandaşa sahip olmasına karşın bu kadar az gelişmiş bir ülke olamaz sevgili sözlük.
devamını gör...

ankara simidi sert ve kuru özelliğiyle tanımlayabiliriz. ankaralı olmayanların asla anlam vermediği tadına doyulmaz bir simittir. özellikle ege bölgesinde yaşıyorsanız gevreğe simit dediğiniz anda ankaralı olduğunuz ortaya çıkıyor.
devamını gör...

bana ruhsar'ın jenerik müziğini hatırlattı.o kadar izledik artık bilinçaltına yerleşmiş.

şaştık kaldık afalladık, vay canına şimdi yandık.akıllara zarar valla, ruhsar gitti ruhla kaldık.ruhuna sağlık ruhsarcığım ölmemiş...
(bkz: büyümeyen çocuklar)
devamını gör...

kuzucummm gayet iyi ve her sey yolunda, ozel hayatindaki yogunluktan oturu sadece ufak bir kafa izninde. gozumun nuru cok yakinda aramiza donecek...*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: tabii lan manyak mısın)
devamını gör...

okulu temsil ettim bilgi yarışmasında ortaokulda. boru değil. 3. tura geldik. annemi falan çağırdı müdür, övdü beni. 2 kız vardı, ortada da ben mikrofonla soruların son yanıtını veriyorum. sözcü yaptılar vır vır konuşuyorum diye.

behçet hastalığını kim bulmuştur sorusuna behçet necatigil dedim. tüm salon güldü. o ara dengem bozuldu. hoşlandığım kız güldü. babam yarıldı zaten. salonun içinde sap gibi kaldım. sunucu spiker de güldü.. lanet herif.
takım arkadaşlarım bile gülüyor.

yine de başarılıydım. hamburger ısmarlamıştı müdür odasında. çok havalı olduk. daha da başarım olmadı. hep geceleri puşkin okuyarak ağlıyorum. hep yastığıma sarılıyorum. içime kapandım.
devamını gör...

vişneli şarkı ve vişneli şarkı olarak 2'ye ayrılan nihat ünal şarkılarıdır.
vişneli şarkı sözleri;

gökyüzünden düşen şu yıldız
ellerimden kayan gezegen
gözlerinden akan yağmuru
hangi deniz biriktirir ki
öfkemi yenip göklere serin
ben bu ormanda ıssız bir evim
kaldırımlardan düşer bedenim
elimde değil gözlerindeyim
yağmurda titreyen o kedi benim
dünyam dört duvar bir kafes gibi
kurtulmak istedim gücüm yetmedi
yılmış bir bulut ağlar evrene
tüm hata benim öfkem kendime
öfkemi yenip göklere serin
ben bu ormanda ıssız bir evim
kaldırımlardan düşer bedenim
elimde değil gözlerindeyim

yağmurda titreyen o kedi benim
öfkemi yenip göklere serin
ben bu ormanda ıssız bir evim
kaldırımlardan düşer bedenim
elimde değil gözlerindeyim
yağmurda titreyen o kedi benim


vişneli şarkı 2 sözleri;

beni uyardın sevme hiç dedin
ama ben seni sadece görmek istedim
ah ne tutarsız bütün heveslerin
dünya dönsün yanımda dursun ellerin
yıkılmış duvar tutsak uykular
zaman ansızın olur balık atlayan suya
ziyan olup bitap düşmüşüm sana
ne haldeyiz dön bak kendine
bir de bak bana
ah bi yanım çöl bi yanım deniz
sinem'de bir yara görmez kimseniz
pencerem açık perdeler çekik
ne severim hiçten beni ben eden seni
ne severim hiçten beni ben eden seni
renksiz gök kuşağım durmuş bir saat
gel hayatıma bin ekle hiç çıkar
çıkmaz sokaklar hep benim yolum
yorgunum yol yokuş ama sana varır sonu
koşturur bu can yılmaz yıkılmaz
ah güzel kızım en derin yaram
kahverengi göz kumral bi surat
hayatımı koyuverdin sonsuz girdaba
ah bi yanım çöl bi yanım deniz
sinem'de bir yara görmez kimseniz
pencerem açık perdeler çekik
ne severim hiçten beni ben eden seni
ne severim hiçten beni ben eden seni
ah bi yanım çöl bi yanım deniz
sinem'de bir yara görmez kimseniz
pencerem açık perdeler çekik
ne severim hiçten beni ben eden seni
ne severim hiçten beni ben eden seni
ne severim hiçten beni ben eden seni

devamını gör...

yıl olmuş 2021 kafalar hala 1400 ler. 12 yaşından büyük kız öğrencilerin şarkı söylemesi yasaklanmış. bir kadının şarkı soylemesi tam olarak neden rahatsiz ediyor sizi allahin hayvanları diyeceğim hayvana hakaret olacak demiyorum vazgeçtim.
neyzen tevfik in şiiri güzel olur ama tam buraya

ben sana bok demem,
boklar duyar ar eder.
bir zerren düşse boka,
onu da mundar eder.
devamını gör...

içler acısı olaylar olurdu. mesela, yağları çıkarılırdı. deniz kızı yağı.
devamını gör...

yeni jenerasyonun hayatı önceki jenerasyonundan tamamen bağımsız bir şekilde öğrenmeye çalışması da bunda büyük etkendir. iki jenerasyon arasında çok büyük farklar var. dünya çok değişti ve dünyayı algılamaya çalışırken sürekli hata yapıyoruz, ve bu hatalar canımızı yaktıkça da bir süre sonra hata yapmaktan korkar hale geliyoruz. hamle yapmayıp savunan taraf olunca da ister istemez paranoyalar artıyor.
devamını gör...

kolay olmayan ve biraz da cesaret isteyen bir eylem.
ben de uzun zamandır saçlarımı kendim kesiyorum ve şekil veriyorum. önceden iyi olmuyordu ve düzelttirmem gerekiyordu. şimdilerde durum biraz düzeldi.
kendi kendime bir şeyler başarmak iyi hissettiriyor ve kendime yetebilmek noktasında da ilerleme inancımı artırıyor.
devamını gör...

kokuların duyguları var mıdır?
patrick süskind'in bugüne kadar sadece koku kitabını okudum ve okuduğum gibi diğer kitaplarını almaya karar verdim.
böyle bir düşünce yazarın aklına nasıl geldi diye düşünmeden edemiyor insan. koku duyusu hiçbirimizin önemsemediği ama yokluğunda hemen hissettiği bir duyu.bu duyuyu o kadar ayrıntılı bir şekilde anlatmış ki anlattığı şeylerin kokusunu alıyorsunuz.kendimi kitabı okurken sürekli koklamıştım ve acaba baptiste benim kokum hakkında ne düşünürdü diye çok merak etmiştim.

bir hikayeyi anlatılabilecek en güzel şekilde anlattığını ve bizi bir çok soruyla baş başa bıraktığını düşünüyorum .mesela ölüm ile yaşam, insanların medeni görünümü ve ne kadar farkında olmasak da kokuların kişiliğimizi belirlemesi gibi güzel konulara değinmiş bu kitapta.

baptiste kesinlikle en iyi kitap karakterlerinden birisidir bana göre.kendisinin bir katil olduğunu anlamayacak kadar koku bağımlısı bir insandır o. bir kokusu yoktur fakat mükemmel koku alma yeteneği vardır.karakterin gelişimi ve doğduğu andan beri yaşadığı olaylar onu tam bir antikahraman yapmaktadır.
her karakter kendisini mükemmel bir şekilde anlatıyor ve hepsinin de sonu trajikomik bir tiyatro oyunu gibi bitiyor.
geçtiği dönem ,anlatım tarzı ve karakterler çok hoşuma gitti.kurgusu çok akıcıydı ve bir saniye bile elimden düşmedi.263 sayfalık kitap bana 30 sayfaymış gibi gelmişti.
sonuç:okuyun,okutturun
devamını gör...

bana göre kendimizi en kötü hissettiğimiz dönemlerde en çok ihtiyacımız olan şey.
bir iki gün sonra kısa süreliğine farklı yerlere gidip başka anılar oluşturacağım kendime ama her şeye rağmen küçük de olsa yeni bi başlangıca, bilmediğim bi şeyi denemeye ihtiyacım var. tüm günümü evde geçiriyorum o yüzden yeni bi kitaba ya da diziye başlamayı düşünüyorum.hayatımda çok büyük değişimler yaratmayacağının farkındayım ama yeni bi şeylere başlamak her zaman güzeldir bence*.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim