öğrenmenin yaşı olmaz
bugün bir kere daha tecrübe ettim.
pandemiden dolayı dedemin yanına sık gidip gelemiyorum. bugün gittiğimde ütülenecek kıyafetlerinin biriktiğini söyledi ve bende kalkıp ütü masasını açıp ütü yapmaya başladım. yanıma gelip "bana da öğret" dedi. 86 yaşındaki adam bu saatten sonra ütü yapmayı öğrenmek istiyordu. ne kadar şaşırdığımı anlatamam.. ben, "gelip yaparım, ararsın beni" dedim. "yok, gelemiyorsun işte, ben denedim de beceremedim bana da öğret" dedi. olayın şokunu atlatınca anlattım gösterdim. "hah şimdi anladım" deyip mutlu oldu. benim yanımda benimle birlikte pratik yaptı. oturma odasına gidip babaanneme havasını bile attı. nasıl şaşırdım, mutlu oldum, gurur duydum anlatamam sözlük. sonra kendi kendime utandım. erteleyip, üşendiğim, boşverdiğim şeylerden utandım...
pandemiden dolayı dedemin yanına sık gidip gelemiyorum. bugün gittiğimde ütülenecek kıyafetlerinin biriktiğini söyledi ve bende kalkıp ütü masasını açıp ütü yapmaya başladım. yanıma gelip "bana da öğret" dedi. 86 yaşındaki adam bu saatten sonra ütü yapmayı öğrenmek istiyordu. ne kadar şaşırdığımı anlatamam.. ben, "gelip yaparım, ararsın beni" dedim. "yok, gelemiyorsun işte, ben denedim de beceremedim bana da öğret" dedi. olayın şokunu atlatınca anlattım gösterdim. "hah şimdi anladım" deyip mutlu oldu. benim yanımda benimle birlikte pratik yaptı. oturma odasına gidip babaanneme havasını bile attı. nasıl şaşırdım, mutlu oldum, gurur duydum anlatamam sözlük. sonra kendi kendime utandım. erteleyip, üşendiğim, boşverdiğim şeylerden utandım...
devamını gör...
nick güzellik ilişkisi
uzun zaman yaptığım incelemeler sonucu vardığım sonuçtur. bir insanın nicki ne kadar iddialıysa kendisi o kadar çirkindir, çirkeftir aynı durum şehir plaka gibi sonuçlarda da geçerlidir.
(bkz: tespit yaptım yer misin)
(bkz: tespit yaptım yer misin)
devamını gör...
normal sözlük logosundaki kafanın gittiği yer
kapak fotoğrafımda çöp kutusuna gittiğini görüyorum.
devamını gör...
kendini kandırma sözleri
böyle düşünme sen yanlış anlıyorsundur. o öyle bir şey yapmaz.
şimdi biraz uyu sonra kalkar ders yaparsın.
şimdi biraz uyu sonra kalkar ders yaparsın.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
ya bulaşıklar dağ gibi olmuş sizin hizmetçiniz mi var burda kullandığınız şeyleri sudan geçirip makinaya koymak çok mu zor!.
devamını gör...
bir günlüğüne suç işlemek serbest olsaydı
zaten serbest değil mi yav, noldu adalet falan mı geldi, ne kaçırdık baba biz, dediğim kırmızı kızlı başlıktır
(bkz: bir günlüğüne suç işlemeye ceza verilse)
(bkz: bir günlüğüne suç işlemeye ceza verilse)
devamını gör...
antagonistx
tanımları çok güzel ve bir o kadar bilgilendirici olan mükemmel bir yazar. hep aramızda olsun, değerli bilgilerini ve düşüncelerini bizden mahrum bırakmayı hiç düşünmesindir.*
××
şimdi geleyim arkadaşlığımıza. ponçik savarlar uzak durun, burası çokomelli. *
tüm kalbimle söylüyorum özel birisin. gerçekten özelsin. sen bunu fark edemesen de ben hepsini görüyorum. bunu bil.*
aramızda o kadar çok kilometre var ki..
bunu bilmezdim, düşünmemiştim.
kilometreler nasıl yok olur? nasıl yok sayabilirim o lanet sayıları?
hepsini biliyorum artık. iyi ki biliyorum, iyi ki öğrettin.
ve şey iyi ki varsın..
hep var olacağını bilmek mutlu ediyor beni.
hep var ol, varlığınla mutlu ol.. sonra bu bir kısır döngüye dönsün. tamam mı?
çok çok sevgiler, sarılmalar falan..*
edit: favorilediğin tek tanım bu olduğu için şuan gurur duyuyor ve kendimi premses gibi hissediyor olabilirim. *
××
şimdi geleyim arkadaşlığımıza. ponçik savarlar uzak durun, burası çokomelli. *
tüm kalbimle söylüyorum özel birisin. gerçekten özelsin. sen bunu fark edemesen de ben hepsini görüyorum. bunu bil.*
aramızda o kadar çok kilometre var ki..
bunu bilmezdim, düşünmemiştim.
kilometreler nasıl yok olur? nasıl yok sayabilirim o lanet sayıları?
hepsini biliyorum artık. iyi ki biliyorum, iyi ki öğrettin.
ve şey iyi ki varsın..
hep var olacağını bilmek mutlu ediyor beni.
hep var ol, varlığınla mutlu ol.. sonra bu bir kısır döngüye dönsün. tamam mı?
çok çok sevgiler, sarılmalar falan..*
edit: favorilediğin tek tanım bu olduğu için şuan gurur duyuyor ve kendimi premses gibi hissediyor olabilirim. *
devamını gör...
deprem mi oluyor hissi
99 depreminden sonra bünyeye yerleşen korkum. cam açılıp kapansa '' acaba ? '' diyorum. yatakta dönerken bile 40 defa düşünüyorum. maalesef zor geçer bu his.
devamını gör...
dönüşüm
garip, kafka'nın en meşhur kitabının bir başlığı vardır diye düşünüyordum. ama öyle değilmiş. neyse;
kafka sanıldığı gibi bu kitapla normal yaşantının zorluklarından sıkılan bir adamın varlığını anlatmaz, dünyanın acayipliğe uğramasına rağmen hem karakterin, hem de karakterin çevresindeki kişilerin, bununla beraber evrenin değişiminin insanları etkilememesinden bahseder. soru "nasıl?" değildir, bir insanın böceğe nasıl dönüştüğü önemli değildir, soru da yoktur aslında. sadece olduğudur.
"dünyanın nasıl olduğu değil, olduğudur gizem." —wittgenstein(yeter be)
huzursuz rüyalarınızdan uyanıp kendinizi bir böceğe dönüşmüş olarak bulduğunuzda yaşadığınız kaygının tarifi yapılamaz elbette, kendinizi bir kabusun ortasında görmeniz kaçınılmazdır. korkuya kapılır, ne yapacağınızı bilmez ve uyanmanın yollarını ararsınız ama kitabın karakteri gregor samsa bir türlü uyanamaz. işine gidemeyeceğ için endişelidir çünkü sorumlu olduğu insanlar vardır, ailesi onu sürekli yoklar ve bir yanıt alamaz, onun böceğe dönüşmüş olması da olsa olsa bir hastalıktır, böylesine biçim bozukluğu yani devasa insanın minik böceğe dönüşmesi sorun değildir. bu yüzden dönüşüm katmanlıdır, kendi içinde dante'nin cehennemi gibi katlar barındırır. gerçekliği tırmanırız.
sahi, neden kimse şaşırmıyor samsa'nın böceğe dönüşmesine? hatta neden samsa suçlanıyor? sanki hasta olmayı o seçmiş, sanki bu durumu kendisi kabullenmiş gibi. hayır, böyle değil. kafka'nın diğer yapıtları gibi dünya kendini boşluğa bırakır, anlamsız olan şey anlamsız değildir sadece bir bahanedir. karakter başına ne geldiğini açıklamanın yolunu bulamadığı gibi kimse de ona ne olduğunu, neye dönüştüğünü söylemez çünkü böylesine bir şey gerçek hayatta mümkün görünür. her en azından kafka'nın gerçekliğinde.
neden ya da nasıl sorusu bir kenara bırakıldığında ve biz bir katman daha tırmandığımızda bu anlamsız dünyanın bir parçası olarak hissetmeye başlarız, bir böcek olmuşuzdur, karakterle kendimizi özdeştirmek bir saçmalıktır tabi ki ama yapmışızdır, bir böcek olmanın nasıl bir his olacağını çevirilen sayfalarla beraber güçlü bir şekilde hissetmişizdir ve sonunda karakterin sonuna bizde ailesi, kendisi gibi sevinmişizdir çünkü böcek olmak bir ağırlıktır. ama katman bundan ibaret değildir, bir katman daha yukarı çıktığımızda ve kendi kimliğimize geri döndüğümüzde burada neler oluyor, neden kimse bu tuhaf durumu normal gibi görüyor diyebildiğimizde kendimize tanıdık olmayan dünyanın yapısından irkiliriz. iç dünyamızda tanıdık olmayan bu dünyanın odasının fotoğrafını bulundurmaya başlamışızdır artık. etrafta gezinen, duvarlara tırmanan, ürken, kaçan böceğin hareketlerini görürüz. belki de içimizden onu ezmek ya da serbest bırakmak geliyordur ama bunu bir türlü yapamıyoruzdur çünkü orada olan hiçbir şey aslında bizi ilgilendirmez.
bu tuhaf dünyanın içinde yer alan herkesin kendine ait bir fikri, bununla beraber verdiği bir tepki olması muhtemeldir, tasarımları benzerlikleriyle aynı gibi görünse de imgeler her zaman tuhaftır. dünyayı yaratan bizizdir, kafka ise bu dünyanın yaratımı için taslağı sunan mimardır. böylece tıpkı ailenin davrandığı gibi bizler de orada olacak olanları ya da olmuş olanları umursamayız. sadece görevimiz olan inşayı gerçekleştiririz. böcek ölür ölmesine ama ölen böcek gregor samsa mıdır? yoksa tıpkı bizim dünyamızda ölen ve hiç haberimiz olmadığı biri midir? bu hikayeye bir şekilde dahiliz ama yapabileceğimiz hiçbir şey yok. dünya ne kadar tuhaf olursa olsun, anlamsız dönüşümler bile, tuhaf olaylar bile kendine bir oda bulmayı beceriyor.
kafka sanıldığı gibi bu kitapla normal yaşantının zorluklarından sıkılan bir adamın varlığını anlatmaz, dünyanın acayipliğe uğramasına rağmen hem karakterin, hem de karakterin çevresindeki kişilerin, bununla beraber evrenin değişiminin insanları etkilememesinden bahseder. soru "nasıl?" değildir, bir insanın böceğe nasıl dönüştüğü önemli değildir, soru da yoktur aslında. sadece olduğudur.
"dünyanın nasıl olduğu değil, olduğudur gizem." —wittgenstein(yeter be)
huzursuz rüyalarınızdan uyanıp kendinizi bir böceğe dönüşmüş olarak bulduğunuzda yaşadığınız kaygının tarifi yapılamaz elbette, kendinizi bir kabusun ortasında görmeniz kaçınılmazdır. korkuya kapılır, ne yapacağınızı bilmez ve uyanmanın yollarını ararsınız ama kitabın karakteri gregor samsa bir türlü uyanamaz. işine gidemeyeceğ için endişelidir çünkü sorumlu olduğu insanlar vardır, ailesi onu sürekli yoklar ve bir yanıt alamaz, onun böceğe dönüşmüş olması da olsa olsa bir hastalıktır, böylesine biçim bozukluğu yani devasa insanın minik böceğe dönüşmesi sorun değildir. bu yüzden dönüşüm katmanlıdır, kendi içinde dante'nin cehennemi gibi katlar barındırır. gerçekliği tırmanırız.
sahi, neden kimse şaşırmıyor samsa'nın böceğe dönüşmesine? hatta neden samsa suçlanıyor? sanki hasta olmayı o seçmiş, sanki bu durumu kendisi kabullenmiş gibi. hayır, böyle değil. kafka'nın diğer yapıtları gibi dünya kendini boşluğa bırakır, anlamsız olan şey anlamsız değildir sadece bir bahanedir. karakter başına ne geldiğini açıklamanın yolunu bulamadığı gibi kimse de ona ne olduğunu, neye dönüştüğünü söylemez çünkü böylesine bir şey gerçek hayatta mümkün görünür. her en azından kafka'nın gerçekliğinde.
neden ya da nasıl sorusu bir kenara bırakıldığında ve biz bir katman daha tırmandığımızda bu anlamsız dünyanın bir parçası olarak hissetmeye başlarız, bir böcek olmuşuzdur, karakterle kendimizi özdeştirmek bir saçmalıktır tabi ki ama yapmışızdır, bir böcek olmanın nasıl bir his olacağını çevirilen sayfalarla beraber güçlü bir şekilde hissetmişizdir ve sonunda karakterin sonuna bizde ailesi, kendisi gibi sevinmişizdir çünkü böcek olmak bir ağırlıktır. ama katman bundan ibaret değildir, bir katman daha yukarı çıktığımızda ve kendi kimliğimize geri döndüğümüzde burada neler oluyor, neden kimse bu tuhaf durumu normal gibi görüyor diyebildiğimizde kendimize tanıdık olmayan dünyanın yapısından irkiliriz. iç dünyamızda tanıdık olmayan bu dünyanın odasının fotoğrafını bulundurmaya başlamışızdır artık. etrafta gezinen, duvarlara tırmanan, ürken, kaçan böceğin hareketlerini görürüz. belki de içimizden onu ezmek ya da serbest bırakmak geliyordur ama bunu bir türlü yapamıyoruzdur çünkü orada olan hiçbir şey aslında bizi ilgilendirmez.
bu tuhaf dünyanın içinde yer alan herkesin kendine ait bir fikri, bununla beraber verdiği bir tepki olması muhtemeldir, tasarımları benzerlikleriyle aynı gibi görünse de imgeler her zaman tuhaftır. dünyayı yaratan bizizdir, kafka ise bu dünyanın yaratımı için taslağı sunan mimardır. böylece tıpkı ailenin davrandığı gibi bizler de orada olacak olanları ya da olmuş olanları umursamayız. sadece görevimiz olan inşayı gerçekleştiririz. böcek ölür ölmesine ama ölen böcek gregor samsa mıdır? yoksa tıpkı bizim dünyamızda ölen ve hiç haberimiz olmadığı biri midir? bu hikayeye bir şekilde dahiliz ama yapabileceğimiz hiçbir şey yok. dünya ne kadar tuhaf olursa olsun, anlamsız dönüşümler bile, tuhaf olaylar bile kendine bir oda bulmayı beceriyor.
devamını gör...
unutulmayan lise anıları
lisede coğrafya hocamıza aşık bir kız vardı. hoca ne yapsa kendi üstüne alınır, hocanın ona ilgi gösterdiğini iddia ederdi. kızım, hoca sana ödev kontrolü görevi veriyor sen hâlâ "bana ilgiliii, gözlerim iri ve güzel" falan diye türlü havalara giriyordun. tek bu hoca için değil üstelik, biri onunla en ufak bir iletişime girsin tüm dünya ona aşık gibi davranıyordu. hâlâ telefonumda "mal" diye kayıtlı numarası.
kendimle ilgili olarak da aklıma ilk gelen; ben genelde lisede derslere hep geç kalırdım ve çoğu zaman uykuma kıyamadığım için okula gitmezdim. o zamanlar uyku düzenim de berbat bir halde tabii(hâlâ öyle de neyse..) bölüm hocamız beni aramış ulaşamamış, sonra arkadaşıma sormuş arkadaşım da muhteşem bir rahatlıkla "hocam uyuyodur yaa o" demiş. hoca "bu saatte mi?" diye şaşırmış. saat öğleden sonra üç falan.. işin kötüsü arkadaşım beni o zamanlar çok iyi tanımış, gerçekten o saatte uyuyordum..
kendimle ilgili olarak da aklıma ilk gelen; ben genelde lisede derslere hep geç kalırdım ve çoğu zaman uykuma kıyamadığım için okula gitmezdim. o zamanlar uyku düzenim de berbat bir halde tabii(hâlâ öyle de neyse..) bölüm hocamız beni aramış ulaşamamış, sonra arkadaşıma sormuş arkadaşım da muhteşem bir rahatlıkla "hocam uyuyodur yaa o" demiş. hoca "bu saatte mi?" diye şaşırmış. saat öğleden sonra üç falan.. işin kötüsü arkadaşım beni o zamanlar çok iyi tanımış, gerçekten o saatte uyuyordum..
devamını gör...
birkan sokullu
şu sıralar masumlar apartmanı dizisinde han karakterini canlandıran yunan heykeli.
devamını gör...
hayatı çizgi film tadında yaşamak
tehlikeli ve sonu vehametle bitebilir. pokemon izleyip camdan atlayan çocuğu hatırlayın.
kendi dünyanızda yaşar, eyleme geçmezseniz hoş tabi. türkü tadında yaşamak da hoştur.*
kendi dünyanızda yaşar, eyleme geçmezseniz hoş tabi. türkü tadında yaşamak da hoştur.*
devamını gör...
yabancı arkadaşlarının olması
benim var mesela, en yakın dediğim arkadaşım şimdi yedi kat yabancım oldu.
bazen yabancı olması için din, dil, ırk, ülke, mesafeden çok daha basit bir şey yeter; artık eskisi gibi olamamak.
yanında iyi hissettiğin, derdini-sevincini paylaştığın, gününü birlikte geçirdiğin, yeri geldiğinde ailenin bile önüne koyduğun insanın herhangi birinden farkının kalmadığını görmek verilen emeğe üzülmekten başka bir şey bırakmaz geriye.
bazen yabancı olması için din, dil, ırk, ülke, mesafeden çok daha basit bir şey yeter; artık eskisi gibi olamamak.
yanında iyi hissettiğin, derdini-sevincini paylaştığın, gününü birlikte geçirdiğin, yeri geldiğinde ailenin bile önüne koyduğun insanın herhangi birinden farkının kalmadığını görmek verilen emeğe üzülmekten başka bir şey bırakmaz geriye.
devamını gör...
me11isho (yazar)
kendi nickaltını açma guzum çarpılırsın ella.
tanım: fena da olmayan henüz çözme aşamasında olduğum yazar.
tanım: fena da olmayan henüz çözme aşamasında olduğum yazar.
devamını gör...
öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler
kedilerin ot yeme sebebi midelerinde yüksek bir lif oranı sağlayarak kendilerini kusturmak içindir. çimi yedikten sonra kusan kedi kendini temizlerken yalayarak midede biriken tüy yumaklarını atmış olur ve rahatlar. çimi yediği için de kusabilir, kusacağı için de çim yiyebilir.
devamını gör...
harley quinn
sevimli bir manyak, joker’in aşkı için kötü olmayı seçen körkütük bir aşık, güzel bir psikiyatr, kısa süre amazonlarda yaşamış bir amazon kadını, batman’ı öldürmek isteyen gerçek kötülerden biri. bazen de yardıma koşan, içindeki iyiliği öldürememiş bir saftirik.
kafa store ilk çıktığında joker’i görür görmez sevgili iko’dan istediğim ilk rozet.
kafa store ilk çıktığında joker’i görür görmez sevgili iko’dan istediğim ilk rozet.
devamını gör...
seksten sonra söylenen sözler
sence de marxist-feminizm teorisi çok doğru değil mi?
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
dediler ki davet var, icabet gerekir
güzel insanlar hepsi, selam verilir
ama bu gece de şiraze kayık affola
âşık hıyari huzurda saygıyla eğilir
belki başka akşam başka gece olur
vişnenin üstüne mcarynk de konur
limonluekşilisalata kahve yapıversin
atışmanın hükmü o gece belli olur
güzel insanlar hepsi, selam verilir
ama bu gece de şiraze kayık affola
âşık hıyari huzurda saygıyla eğilir
belki başka akşam başka gece olur
vişnenin üstüne mcarynk de konur
limonluekşilisalata kahve yapıversin
atışmanın hükmü o gece belli olur
devamını gör...
türkiye’de yapılabilecek en ucuz hobi
yürümek
devamını gör...