okunması gereken kitaplar
ahmet batman - bana ikimizi anlat
ahmet batman - gökyüzüne not
ikbal bayrak - kestik diyor yönetmen
grigory petrov - beyaz zambaklar ülkesinde
selçuk aydemir - mahalleden arkadaşlar
orhan pamuk - kırmızı saçlı kadın
ahmet batman - gökyüzüne not
ikbal bayrak - kestik diyor yönetmen
grigory petrov - beyaz zambaklar ülkesinde
selçuk aydemir - mahalleden arkadaşlar
orhan pamuk - kırmızı saçlı kadın
devamını gör...
viva la vida or death and all his friends
coldplay'in 11 haziran 2008'de piyasaya sürdüğü stüdyo albümü.
kapak fotoğrafında eugene delacroix'in halka yol gösteren özgürlük ile diğerlerinden çok ayrı bi yere koyar kendisini benim içimde. halka yol gösteren özgürlüğü bilen bilir, genelde fransız devrimi ile bir tutulur hep, oysa ki 1830, yani temmuz devrimi diye anılan bir olay için yapılmıştır o tablo.
aynı zamanda, sevgili delacroix, o devrimi hiç de desteklemez, oldukça kötü gösterir devrimcileri...
neyse efendim, albüme dönelim. o albüm aslında kendisinden sonra rock müzik denilmiş oluşumu çok farklı etkilemiş bir albümdür, zira bugünün imagine dragons ve türevlerinin, her şarkıda kullandıkları "oooooooooo, aaoaooooooo" tarzı korosal sesleri, tekrar popüler bir konuma getirmiştir, atası değildir, ama ilerletendir.
gelelim albüme, bu albüm eski coldplay albümleri kadar ön planda olan bir piyanoya sahip değil.
ilk olarak life is technicolor çalıyor, üstte söylediğim aeeeeeeeeoeo ooooooooooh tarzı sesleri yeniden şarkılarda kullanıma teşvik etmiş bir şarkıdır, tuhaf bir giriş şarkısıdır. bas gitarı insan kurban edilecek kadar güzeldir.
hemen ardından eski coldplay havasını çağrıştıran cemeteris of london çalar, şarkı sözlerine bakınca da eski coldplay'i kısmen görürsünüz, kısmen başka bir coldplay da vardır aslında, cadı avları gelir aklınıza, korosal bir "la la la la la la la hey" girer, imagine dragons bu seslerin ne ekmeğini yedi be diye düşünürsünüz, coldplay'e bir tık daha minnet duyarsınız.
sonrasında lost! çalar, melodisiyle, ritmiyle... her kısmıyla aklıma fransız devrimlerini getirir, 1789'u, 1830'u, 1848 ve hatta 1968 öğrenci protestoları...
sonrasında 42 çalmaya başlar, adından da anlayacağımız üzere otostopçunun galaksi rehberi göndermeli bir şarkıdır bu, evrenin sonundaki restorana mutsuz bir şekilde otostop çekmiş gibi hissedersiniz.
hemen ardından albümün en favori bulduğum şarkısı girer... lovers in japan, bunun bir de klibi vardır, izlerken başınızı döndürür, çok da tatlı bi kliptir. o klipte bunlar televizyon izlerler, tam o kısıma durdurup çevrenizde kim varsa "kitap okuyun" diye bağırmak istersiniz.
lovers in japan biter, keşke bitmese dersiniz, yes başlar. hem eski hem de yeni coldplay havası vardır, o parachutes albümüne öyle yakışır ki bu şarkı, aynı zamanda viva la vida or death and all his friends albümüne de yakışır aynı zamanda, bambaşkadır, oryantalist bir yani bile vardır. pembe tatlı sakız gibi şarkı vallahi...
viva la vida çalar, gözlerinizi kapatırsınız ve dinlerken büyülenirsiniz. şarkı sözlerindeki depeche mode etkisini fark edersiniz, iki farklı klibi olduğunu duyup şaşırır ve iki klibin de olağanüstü olduğunu fark edersiniz. bir tanesi külttür, diğeri ise anton corbijn versiyonudur, depeche mode'un enjoy the silence'ına çok güzel bir el sallamadır. isteyene buraya bırakalım bari: versiyon 2
violet hill çalar, bak bunda da çok fazla pink floyd etkisi yakalarım ben, klibi izleyince fark edersiniz zaten, bambaşkadır şarkı. bu şarkı bi insan olsaydı kesinlikle bana lisans dönemim boyunca yardım etmiş, yol göstermiş sevgili ruyaymis olurdu.
violet hill biter, strawberry swing çalar. bu şarkı için yine şunu ekleyeyim, sevgiliyle dinlemeyin böyle güzel şarkıları, ayrılınca falan dinleyemezsiniz yazık olur.
sona geldik, benim için son iyi coldplay albümünün son şarkısı... death and all his frends, yüzümde tuhaf bir gülümseme, şarkı sözlerindeki o gülümsemeyi silecek cümleler...
coldplay kanayan yaramdır benim, keşke bozmasaydı
kapak fotoğrafında eugene delacroix'in halka yol gösteren özgürlük ile diğerlerinden çok ayrı bi yere koyar kendisini benim içimde. halka yol gösteren özgürlüğü bilen bilir, genelde fransız devrimi ile bir tutulur hep, oysa ki 1830, yani temmuz devrimi diye anılan bir olay için yapılmıştır o tablo.
aynı zamanda, sevgili delacroix, o devrimi hiç de desteklemez, oldukça kötü gösterir devrimcileri...
neyse efendim, albüme dönelim. o albüm aslında kendisinden sonra rock müzik denilmiş oluşumu çok farklı etkilemiş bir albümdür, zira bugünün imagine dragons ve türevlerinin, her şarkıda kullandıkları "oooooooooo, aaoaooooooo" tarzı korosal sesleri, tekrar popüler bir konuma getirmiştir, atası değildir, ama ilerletendir.
gelelim albüme, bu albüm eski coldplay albümleri kadar ön planda olan bir piyanoya sahip değil.
ilk olarak life is technicolor çalıyor, üstte söylediğim aeeeeeeeeoeo ooooooooooh tarzı sesleri yeniden şarkılarda kullanıma teşvik etmiş bir şarkıdır, tuhaf bir giriş şarkısıdır. bas gitarı insan kurban edilecek kadar güzeldir.
hemen ardından eski coldplay havasını çağrıştıran cemeteris of london çalar, şarkı sözlerine bakınca da eski coldplay'i kısmen görürsünüz, kısmen başka bir coldplay da vardır aslında, cadı avları gelir aklınıza, korosal bir "la la la la la la la hey" girer, imagine dragons bu seslerin ne ekmeğini yedi be diye düşünürsünüz, coldplay'e bir tık daha minnet duyarsınız.
sonrasında lost! çalar, melodisiyle, ritmiyle... her kısmıyla aklıma fransız devrimlerini getirir, 1789'u, 1830'u, 1848 ve hatta 1968 öğrenci protestoları...
sonrasında 42 çalmaya başlar, adından da anlayacağımız üzere otostopçunun galaksi rehberi göndermeli bir şarkıdır bu, evrenin sonundaki restorana mutsuz bir şekilde otostop çekmiş gibi hissedersiniz.
hemen ardından albümün en favori bulduğum şarkısı girer... lovers in japan, bunun bir de klibi vardır, izlerken başınızı döndürür, çok da tatlı bi kliptir. o klipte bunlar televizyon izlerler, tam o kısıma durdurup çevrenizde kim varsa "kitap okuyun" diye bağırmak istersiniz.
lovers in japan biter, keşke bitmese dersiniz, yes başlar. hem eski hem de yeni coldplay havası vardır, o parachutes albümüne öyle yakışır ki bu şarkı, aynı zamanda viva la vida or death and all his friends albümüne de yakışır aynı zamanda, bambaşkadır, oryantalist bir yani bile vardır. pembe tatlı sakız gibi şarkı vallahi...
viva la vida çalar, gözlerinizi kapatırsınız ve dinlerken büyülenirsiniz. şarkı sözlerindeki depeche mode etkisini fark edersiniz, iki farklı klibi olduğunu duyup şaşırır ve iki klibin de olağanüstü olduğunu fark edersiniz. bir tanesi külttür, diğeri ise anton corbijn versiyonudur, depeche mode'un enjoy the silence'ına çok güzel bir el sallamadır. isteyene buraya bırakalım bari: versiyon 2
violet hill çalar, bak bunda da çok fazla pink floyd etkisi yakalarım ben, klibi izleyince fark edersiniz zaten, bambaşkadır şarkı. bu şarkı bi insan olsaydı kesinlikle bana lisans dönemim boyunca yardım etmiş, yol göstermiş sevgili ruyaymis olurdu.
violet hill biter, strawberry swing çalar. bu şarkı için yine şunu ekleyeyim, sevgiliyle dinlemeyin böyle güzel şarkıları, ayrılınca falan dinleyemezsiniz yazık olur.
sona geldik, benim için son iyi coldplay albümünün son şarkısı... death and all his frends, yüzümde tuhaf bir gülümseme, şarkı sözlerindeki o gülümsemeyi silecek cümleler...
coldplay kanayan yaramdır benim, keşke bozmasaydı
devamını gör...
her şeyi düşünme sorunu
her şeyi kafaya takma sorunuyla arasında ince bir çizgi vardır. bunu sadece düşünce bağımlıları bilir.
(bkz: düşünce bağımlılığı)
(bkz: düşünce bağımlılığı)
devamını gör...
gençlerde işsizlik diye bir kaygının bulunmaması
(bkz: bu biraz bana abartılı geldi)
espri bir yana, kendi küçük çevresini türkiye gerçeklerine genelleyen bir yazar beyanıdır. kısa hayatımın 16 yılını özel okulda izole kampüslerde geçirdim, ben bile sizden iyi anlıyorum türkiye gerçeğini.
bahsi geçen anketteki ne okuyan ne çalışan çocuklar ise ya işsizdir, ya da bu ülkede çalışana değer verilmediğini görüp pes etmiştir. elbette vardır paranın değerini bilmeyen, çalışmayan gençler, onlar da x kuşağının doğru yetiştirememesinin sonucudur. mahvettiğiniz ekonomi ile öğretemediğiniz değerlerin suçunu gençlere bulmaya çalışmayın
espri bir yana, kendi küçük çevresini türkiye gerçeklerine genelleyen bir yazar beyanıdır. kısa hayatımın 16 yılını özel okulda izole kampüslerde geçirdim, ben bile sizden iyi anlıyorum türkiye gerçeğini.
bahsi geçen anketteki ne okuyan ne çalışan çocuklar ise ya işsizdir, ya da bu ülkede çalışana değer verilmediğini görüp pes etmiştir. elbette vardır paranın değerini bilmeyen, çalışmayan gençler, onlar da x kuşağının doğru yetiştirememesinin sonucudur. mahvettiğiniz ekonomi ile öğretemediğiniz değerlerin suçunu gençlere bulmaya çalışmayın
devamını gör...
lustral
deccal yeryüzüne inse "ee? şimdi?" dedirtecek ilaç.
devamını gör...
tohum
hibrit tohum, ata tohumu, gdo'lu tohum* gibi çeşitleri bulunan bitkinin neslinin devam etmesini sağlayan bitki çekirdeğidir. bazı bitkilerin tohumundan meydana gelen bitkiler dişi ve erkek özellik gösterdikleri için birbirlerini dölleyebilsinler diye çift ekilmeleri gerekir. (bkz: kivi)
tohumların sağlıklı bir şekilde çimlendirilebilmesi için soğuk hava zincirinde bulunmamış olması gerekir.
bazı geçmiş tarihli kaynaklarda sperm yerine tohum sözcüğü tercih edilmiştir.
bazı bitki tohumları mono-embriyonik ve poli-embriyonik olarak ikiye ayrılır. mono çekirdekte verim düşüktür, tek fidan elde edilir. verim elde edebilmek için aşılanması gerekir. poli çekirdek ise birden fazla istenen özellikte fidan verir ve aşılama gerektirmez. mono ve poli embriyonik çekirdekler görünümleriyle ayırt edilebilirler. mono çekirdek tek bir ana parçadan oluşurken poli çekirdeğin birden fazla parçalı bir yapısı vardır. (bkz: mango)
tohumdan ekilen bitkilerin toprağa tutunma ve uyum yetenekleri daha çok gelişmiştir. örneğin bir avokadoyu fidan olarak alıp toprağa dikmektense tohumdan yetiştirmek bitki sağlığı için daha olumlu bir yöntemdir. ancak tohumdan yetiştirilen özellikle çok yıllık bitkilerde meyve verme süreci epey uzun olduğundan kısa vadede kar sağlamaz.
tohumların sağlıklı bir şekilde çimlendirilebilmesi için soğuk hava zincirinde bulunmamış olması gerekir.
bazı geçmiş tarihli kaynaklarda sperm yerine tohum sözcüğü tercih edilmiştir.
bazı bitki tohumları mono-embriyonik ve poli-embriyonik olarak ikiye ayrılır. mono çekirdekte verim düşüktür, tek fidan elde edilir. verim elde edebilmek için aşılanması gerekir. poli çekirdek ise birden fazla istenen özellikte fidan verir ve aşılama gerektirmez. mono ve poli embriyonik çekirdekler görünümleriyle ayırt edilebilirler. mono çekirdek tek bir ana parçadan oluşurken poli çekirdeğin birden fazla parçalı bir yapısı vardır. (bkz: mango)
tohumdan ekilen bitkilerin toprağa tutunma ve uyum yetenekleri daha çok gelişmiştir. örneğin bir avokadoyu fidan olarak alıp toprağa dikmektense tohumdan yetiştirmek bitki sağlığı için daha olumlu bir yöntemdir. ancak tohumdan yetiştirilen özellikle çok yıllık bitkilerde meyve verme süreci epey uzun olduğundan kısa vadede kar sağlamaz.
devamını gör...
ara ara açıp kendi yazdıklarını okuyan yazar
ara ara mı? kendi profilimden çıkmıyorum ki.
devamını gör...
ölenler toprağın altında ne yapıyor sorusu
her gece ortalık sakinleşince gün yüzüne çıkıp parti veriyorlar.
"iyi bir yazar olursanız, bir gün siz de onları görebilirsiniz" (şirinler).
"iyi bir yazar olursanız, bir gün siz de onları görebilirsiniz" (şirinler).
devamını gör...
bal porsuğu (yazar)
yönetim kısmı ne yaşandı bilemem.
ben bu sözlükte bir yazar olarak yazıyorum: üzüldüm. yazılarına hayran kaldığımı belirtmek istiyorum. hatta yazım tarzı bana ilham kaynağı olmuştur. burada bana bir şeyler katan ender yazarlardandı kendisi. bal porsuğu, kuzguncuktaki vişne için çok değerli bir yazar olarak kalacak. bunu buraya yazalım kalsın burada...
zaten vişne'nin sevdiği üç gün yaşıyor misali oldu bu. kalbimiz seninle yazısı hiç olmadı ki sana porsuk.offf be..
bir heybeli kaldı elimizde...
ben bu sözlükte bir yazar olarak yazıyorum: üzüldüm. yazılarına hayran kaldığımı belirtmek istiyorum. hatta yazım tarzı bana ilham kaynağı olmuştur. burada bana bir şeyler katan ender yazarlardandı kendisi. bal porsuğu, kuzguncuktaki vişne için çok değerli bir yazar olarak kalacak. bunu buraya yazalım kalsın burada...
zaten vişne'nin sevdiği üç gün yaşıyor misali oldu bu. kalbimiz seninle yazısı hiç olmadı ki sana porsuk.offf be..
bir heybeli kaldı elimizde...
devamını gör...
geceye bir kedi bırak
hayko'muz.
resimag.com/p1/a6a6ad8df052.jpeg
resimag.com/p1/a6a6ad8df052.jpeg
devamını gör...
kripto parada her şeyini kaybeden emlakçının intihar etmesi
kredi kartının ortaya ilk çıktığı dönemde olanları hatırlatan haber. insanlar sanki o taksitleri kendileri ödemeyecekmiş gibi açılıp saçılmışlar ve sonunda kart borçları nedeniyle birçok kişi intihar etmişti.
burada sıkıntı olan şey, yeni çıkan birtakım gelişmelerin anlamını çok iyi bilmeden bunlardan faydalanmaya çalışmak sanırım. bu tür süreçlerde insanlar hata yapmaya çok meyilli. bu da yanında maddi kâr yerine hem maddi hem manevi zarar getiriyor.
yazık olmuş. umarım insanlar biraz dikkatli olmayı ve temkinli işler yapmayı akıl eder yakın gelecekte...
burada sıkıntı olan şey, yeni çıkan birtakım gelişmelerin anlamını çok iyi bilmeden bunlardan faydalanmaya çalışmak sanırım. bu tür süreçlerde insanlar hata yapmaya çok meyilli. bu da yanında maddi kâr yerine hem maddi hem manevi zarar getiriyor.
yazık olmuş. umarım insanlar biraz dikkatli olmayı ve temkinli işler yapmayı akıl eder yakın gelecekte...
devamını gör...
bana soğuk bir yer söyle
otogar
devamını gör...
arabam yok akaryakıt zamları beni ilgilendirmez diyen insan
at gözlüğünü yavaşça çıkarması gereken insandır.
devamını gör...
alıntılarla yaşıyorum
okuma rehberleri sayesinde tanıştığım booktouber/youtuber. kanalın sahibi beyin ismi oğuz aktürk, mimar ama mesleğini yapmıyor. kronolojik okumayı kendisine amaç edinmiş ve onun sayesinde artık ben de her şeyi kronolojik okumaya çalışıyorum. youtube tan elde ettiği geliri köy okullarına kitap almak için kullanıyor, takdir edilesi. katıl butonuna özel okuma grubu ve güzel içerikleri var. kendisini şiddetle tavsiye ederim, onun sayesinde çok şey öğrendim.
youtube kanalına buradan ulaşabilirsiniz.
youtube kanalına buradan ulaşabilirsiniz.
devamını gör...
para kazanılan en saçma eylem
depozitolu şişe toplayıp satmak.
devamını gör...
en sevilen dizi çifti
anakin ve r2-d2
devamını gör...
tam kapanmada yapılabilecek aktiviteler
bu başlık altında 29 nisan 2021 saat 19:00 ile 17 mayıs 2021 saat 05:00 tarihleri arasında insanların evde sıkılmaması için yapabilecekleri aktiviteleri sıralıyoruz.
- tam kapanma boyunca hergün merak ettiği bir konu hakkında belgesel izleyebilirsiniz.
- günde 40-50 sayfa kitap okuyarak 18 günde neredeyse 720-900 sayfa kitap okuyabilirsiniz.
- tam kapanma boyunca hergün merak ettiği bir konu hakkında belgesel izleyebilirsiniz.
- günde 40-50 sayfa kitap okuyarak 18 günde neredeyse 720-900 sayfa kitap okuyabilirsiniz.
devamını gör...
hevesini atan çıksın sözlük kasıyor
yoo, kasmıyor.
devamını gör...
kazandığı parayı hak etmeyen meslek grupları
siyasetçilerin neredeyse tamamıdır.
devamını gör...

