güne iyi başlatan şeyler
experience eşliğinde yapılan her şey.
spor olur, kahvaltı hazırlamak olur, yürüyüş olur, durup dünyayı seyretmek olur.
bir müzik bu kadar mı işler insana.
bu kadar mı anlatır hayatı.
şu adamı, şu performansı canlı dinlemeden ölmem dilerim.
spor olur, kahvaltı hazırlamak olur, yürüyüş olur, durup dünyayı seyretmek olur.
bir müzik bu kadar mı işler insana.
bu kadar mı anlatır hayatı.
şu adamı, şu performansı canlı dinlemeden ölmem dilerim.
devamını gör...
pollice verso tablosu
jean-léon gérôme'nin ünlü tablolarından biridir. birçok tabloda benzer teknikleri kullanmıştır. benzer renk ve biçimselliğe farklı eserlerinde de rastlanır. renklerin tonlaması, kontrast, perspektif ve derinlik, bir bütün halinde kopmozisyon hayal dünyamızda iz bırakır.

gelelim can alıcı hikayesine;
savaş esirlerinden ya da kölelerden oluşan gladyatörler yaralandığı takdirde, galip gladyatör imparatorun eline bakar. başparmağı yukarıdaysa affedilir, aşağıdaysa öldürülmesine karar vermek demektir.imparator, kalabalıkta ve tezahüratlar arasında sesini duyuramayacağı için böyle bir yöntem geliştirilmiştir. buna latince bir deyim olan pollice verso denir.
bir suçu yeterince büyük bir kalabalıkla işlersen o artık suç değildir.
şahsiyet dizisinde dikkatimi çeken bir sahne vardı.bu tablo üzerinden anlatılmak istenen yüzyıllardır değişmeyen bir kader yazgısı. insanların başka bir insan hakkında el birliği ile karar verip, beğendi beğenmedi tuşları üzerinden birbirleri üzerinde otorite-hakimiyet kurma çabası. toplu yargılama,birinin yanlış kararının arkasında durup hayat kurtarma veya hayat bitirme hazzını yaşama isteği.
bugün amerika’daki phoenix art museum‘da sergilenen tablo, 2000 yılında gösterime giren gladyatör filmine de ilham kaynağı olmuştur.

gelelim can alıcı hikayesine;
savaş esirlerinden ya da kölelerden oluşan gladyatörler yaralandığı takdirde, galip gladyatör imparatorun eline bakar. başparmağı yukarıdaysa affedilir, aşağıdaysa öldürülmesine karar vermek demektir.imparator, kalabalıkta ve tezahüratlar arasında sesini duyuramayacağı için böyle bir yöntem geliştirilmiştir. buna latince bir deyim olan pollice verso denir.
bir suçu yeterince büyük bir kalabalıkla işlersen o artık suç değildir.
şahsiyet dizisinde dikkatimi çeken bir sahne vardı.bu tablo üzerinden anlatılmak istenen yüzyıllardır değişmeyen bir kader yazgısı. insanların başka bir insan hakkında el birliği ile karar verip, beğendi beğenmedi tuşları üzerinden birbirleri üzerinde otorite-hakimiyet kurma çabası. toplu yargılama,birinin yanlış kararının arkasında durup hayat kurtarma veya hayat bitirme hazzını yaşama isteği.
bugün amerika’daki phoenix art museum‘da sergilenen tablo, 2000 yılında gösterime giren gladyatör filmine de ilham kaynağı olmuştur.
devamını gör...
yaşından küçük göstermek
çok kötü bir şey. bir de güya ileride faydası olacakmış. istemiyorum kardeşim. üniversite üçe giderken lise son gibi göstermek istemiyorum.
devamını gör...
evlilik
garip bir olay. doğru kişiyle olursa şahane olur.
ama yanılmışsanız, hele birde erkekseniz ayvayı yediniz.
çoluk çocuk olmasa da kan alır gibi alır o nafakayı devlet.
ama yanılmışsanız, hele birde erkekseniz ayvayı yediniz.
çoluk çocuk olmasa da kan alır gibi alır o nafakayı devlet.
devamını gör...
beğen mesaj atayım
güldüm. bundan dolayı beğenmek istedim ama 'ya yazar gerçekten bunu amaçlıyor ise?' diye düşünmeden edemedim. o yüzden beğenmedim ama güldüm sayın yazar.
*
*
devamını gör...
sözlüğe 90'lardan bir şarkı bırak
"çalkala hadi adamım!"
devamını gör...
odada örümcek ile yaşamak
haftalardır gerçekleştirdiğimdir.
artık kendimi psikolojik hasta olarak düşünmeye başladım. yalnızlık o boyutta ki... en azından o konuşarak canımı sıkmıyor. arada gitmesini de gelmesini de biliyor.*
adını şaziye koydum. onu gördüğümde küçüktü.. korkmuştum. birkaç kere öldürmeye çalışsam da dolabın arasına girip kurtulmayı başardı şerefsiz. sonra sonra arada kendini aynı lokasyonda gösterir oldu. öyle zamanlarda gösteriyordu ki kendini bana, suikaste üşeniyordum. yarın yaparım diyordum. sonra sonra ona alıştım. artık öldürmeyi düşünmüyorum. onsuz bir oda düşünemez oldum. ah şaziye.. neler yaptın bana öyle. yine ne yapıyorsun dolabın arkasında.. gel, özletme kendini. bebeğim. yavrum benim.
artık kendimi psikolojik hasta olarak düşünmeye başladım. yalnızlık o boyutta ki... en azından o konuşarak canımı sıkmıyor. arada gitmesini de gelmesini de biliyor.*
adını şaziye koydum. onu gördüğümde küçüktü.. korkmuştum. birkaç kere öldürmeye çalışsam da dolabın arasına girip kurtulmayı başardı şerefsiz. sonra sonra arada kendini aynı lokasyonda gösterir oldu. öyle zamanlarda gösteriyordu ki kendini bana, suikaste üşeniyordum. yarın yaparım diyordum. sonra sonra ona alıştım. artık öldürmeyi düşünmüyorum. onsuz bir oda düşünemez oldum. ah şaziye.. neler yaptın bana öyle. yine ne yapıyorsun dolabın arkasında.. gel, özletme kendini. bebeğim. yavrum benim.
devamını gör...
kyk borcu
şükür hepsini ödedim. umarım silinir ben ödedim herkes ödesin kafasında değilim. durumu kötü olan onlarca insan biliyorum. bence bu işe bir çözüm getirilmeli. ya üniversite sayısını azaltıp kaliteli eğitim vereceksin ya da durumu olmayan gerçekten ihtiyaç sahiplerine bunu geri ödemesiz vereceksin çünkü imkanı olmayana burs çıkmıyor imkanı olana burs çıkıyor.
devamını gör...
kardeşi dövmek
hiç yaşamadığım hadisedir fakat benimki çok iyi bir abla olduğundan değil de daha yaratıcı yöntemleri olduğundandı sanırım. ben odaya girmek için koşmaya başladığımda kapıyı hızlıca kapatarak sülük gibi kapıya yapışıp "vıcıyk" sesiyle aşağı kaymama sebep oldurdu kendisi.
devamını gör...
nacar
kol saatinin iyisi denince akla gelen marka. bu marka kol saati turgut özal dönemi zenginlerinin zamanına rastlayan bir marka. hemen her bürokratın kolunda olan bir saat. o dönem ne armani ne gucci ne boucheron biliniyor. dededen kalma statü sembolü marka, o zamanın öncelikli markası.
devamını gör...
yağmur
öyle bir yağar ki içiniz huzurla dolar. çıkıp yürümeliyim dersiniz. yürüyorsanız yürümeye devam etmek istersiniz. rahatsız etmez.
başınızı okşar, ben diğerleri gibi değilim benden korkmana benden saklanmana gerek yok der.
siz de bu şefkatli damlalara kendinizi bırakırsınız.
yağmur dediğimiz işte budur.
diğerleri de aslında teknik olarak yağmurdur fakat onları ifade ederken başka kelimeler kullanırız.
bardaktan boşanırcasına yağıyor deriz,
hay mübarek ne yağdı ama deriz,
aman aman yağsın allah'ın rahmetidir deriz,
koştur koştur evin yolunu tutarız,
başımızı sokacak bir evimiz olduğuna şükrederiz.
çaresizlik bu ya , dışarıda olanlara da hayır duası ederiz.
ama yağmur öyle mi?

ne zaman yağsa, kapatsana o şemsiyeyi der içimdeki ses. aklıma yağmur için söylenen ve eskiden beri hoşlanmadığım o yakıştırma gelir: ahmak ıslatan. dünyanın en güzel ahmaklığıdır oysa.
şanslı hissedersiniz ıslanırken. bilirsiniz ki sırılsıklam yapacaktır, ama kendinizi alamazsınız.
çok da nadir denk gelir. hazırlıksız yakalar sizi.
şöyle bir şey duymazsınız yani: önümüzdeki günlerde romantik yağmurlar yurtta etkisini gösterecek. kulaklığınızda güzel müzikler zihninizde güzel düşünceler eksik olmasın, keyifli yürüyüşler dileriz.
yağmur budur işte.
o yüzden yağmur ismi bir kadına çok yakışır.
o yüzden yağmur kelimesini söylemek mutluluk verir.
o yüzden yağmur tüm kötülüklerden uzaktır.
yağmur.
başınızı okşar, ben diğerleri gibi değilim benden korkmana benden saklanmana gerek yok der.
siz de bu şefkatli damlalara kendinizi bırakırsınız.
yağmur dediğimiz işte budur.
diğerleri de aslında teknik olarak yağmurdur fakat onları ifade ederken başka kelimeler kullanırız.
bardaktan boşanırcasına yağıyor deriz,
hay mübarek ne yağdı ama deriz,
aman aman yağsın allah'ın rahmetidir deriz,
koştur koştur evin yolunu tutarız,
başımızı sokacak bir evimiz olduğuna şükrederiz.
çaresizlik bu ya , dışarıda olanlara da hayır duası ederiz.
ama yağmur öyle mi?

ne zaman yağsa, kapatsana o şemsiyeyi der içimdeki ses. aklıma yağmur için söylenen ve eskiden beri hoşlanmadığım o yakıştırma gelir: ahmak ıslatan. dünyanın en güzel ahmaklığıdır oysa.
şanslı hissedersiniz ıslanırken. bilirsiniz ki sırılsıklam yapacaktır, ama kendinizi alamazsınız.
çok da nadir denk gelir. hazırlıksız yakalar sizi.
şöyle bir şey duymazsınız yani: önümüzdeki günlerde romantik yağmurlar yurtta etkisini gösterecek. kulaklığınızda güzel müzikler zihninizde güzel düşünceler eksik olmasın, keyifli yürüyüşler dileriz.
yağmur budur işte.
o yüzden yağmur ismi bir kadına çok yakışır.
o yüzden yağmur kelimesini söylemek mutluluk verir.
o yüzden yağmur tüm kötülüklerden uzaktır.
yağmur.
devamını gör...
ele güne karşı
ilginç bir bilgi vereyim :
daha mfö diye bir grup kurulmadan önce, 1980 yılında, fuat ve özkan, ferhan şensoy'un tiyatrosuda, iran devrimini temel alan şahları da vururlar adlı oyunun müziklerini yapmaktadırlar. hatta ilk sene sadece müziklerini yapmakta iken, daha sonra hem müzisyen hem de oyuncu olarak oyuna devam ederler. (burada bir parantez açıp müzisyenliği yanında oyunculuğuna da hayran olduğumuz özkan uğur'un bunu yeteneğine ek olarak, ferhan şensoy tiyatrosunun tedrisatından geçmiş olmasına da bağlamalı diye düşünüyorum. )
daha sonra ise fuat ve özkan, artık asıl işleri olan müzisyenliğe ağırlık vermek için tiyatrodan ayrılırlar ve mazhar alanson ile birlikte mfö'yü kurarlar.
tekrar geri dönelim. şahları da vururlar oyununda fuat ile ferhan şensoy'un birlikte yazdığı ve uzun süre oyunda çalınan döndü pervaneler şarkısını dinleyen mazhar alanson şarkıyı çok beğenir ve sözlerini değiştirerek ele
ele güne karşı' yı yazar. besteye ise hiç dokunulmaz. zaten 1984'te şarkı piyasaya çıkınca türkiye' yi kasıp kavuracaktır.
hatta aynı oyun için bestelenip oyunlarda çalınıp söylenen gam yeme sen ey süreyya da daha sonra mfö albümünde yalnızlık ömür boyu olarak sahneye çıkacaktır.
ne ilginç ve güzel bilgiler değil mi? daha da ilginçleşsin mi? fuat ve özkan tiyatrodan ayrılınca, ferhan şensoy müzisyen olarak nejat yavaşoğulları ve derya yener isimlerindeki ikiliyi dahil eder. bunlar da daha sonra bulutsuzluk özlemi'ni kuracaktır.
ya işte böyle... ferhan şensoy tiyatrosu sadece tiyatro için değil, müzik anlamında da bir okuldur. büyük adam.
daha mfö diye bir grup kurulmadan önce, 1980 yılında, fuat ve özkan, ferhan şensoy'un tiyatrosuda, iran devrimini temel alan şahları da vururlar adlı oyunun müziklerini yapmaktadırlar. hatta ilk sene sadece müziklerini yapmakta iken, daha sonra hem müzisyen hem de oyuncu olarak oyuna devam ederler. (burada bir parantez açıp müzisyenliği yanında oyunculuğuna da hayran olduğumuz özkan uğur'un bunu yeteneğine ek olarak, ferhan şensoy tiyatrosunun tedrisatından geçmiş olmasına da bağlamalı diye düşünüyorum. )
daha sonra ise fuat ve özkan, artık asıl işleri olan müzisyenliğe ağırlık vermek için tiyatrodan ayrılırlar ve mazhar alanson ile birlikte mfö'yü kurarlar.
tekrar geri dönelim. şahları da vururlar oyununda fuat ile ferhan şensoy'un birlikte yazdığı ve uzun süre oyunda çalınan döndü pervaneler şarkısını dinleyen mazhar alanson şarkıyı çok beğenir ve sözlerini değiştirerek ele
ele güne karşı' yı yazar. besteye ise hiç dokunulmaz. zaten 1984'te şarkı piyasaya çıkınca türkiye' yi kasıp kavuracaktır.
hatta aynı oyun için bestelenip oyunlarda çalınıp söylenen gam yeme sen ey süreyya da daha sonra mfö albümünde yalnızlık ömür boyu olarak sahneye çıkacaktır.
ne ilginç ve güzel bilgiler değil mi? daha da ilginçleşsin mi? fuat ve özkan tiyatrodan ayrılınca, ferhan şensoy müzisyen olarak nejat yavaşoğulları ve derya yener isimlerindeki ikiliyi dahil eder. bunlar da daha sonra bulutsuzluk özlemi'ni kuracaktır.
ya işte böyle... ferhan şensoy tiyatrosu sadece tiyatro için değil, müzik anlamında da bir okuldur. büyük adam.
devamını gör...
tek tarafı bozuk kulaklık
her kablolu kulaklığın başına gelecek hazin sondur, bu acıdan kurtulmak için kablosuz kulaklık tercih ettim umarım beni tek tarafı bozulan kablolu kulaklıklar kadar pişman etmez.
devamını gör...
porsuk ağacı
porsuk ağacından yapılan asanın seçtiği büyücü veya cadının oldukça cesur ve sıradışı olduğu söylenir.
karanlık sanatlar konusunda da kötü bir şöhreti vardır bu asaların*.
karanlık sanatlar konusunda da kötü bir şöhreti vardır bu asaların*.
devamını gör...
türk kadınının dünyanın en güzel kadını olması
sadece türk erkeğinin göremediği gerçek.
çok uluslu bir şirkette çalışıyorum. bu yüzden de sık sık yurtdışına çıkıyorum. şirkette gayet ortalama türk kadını olan arkadaşlar yurtdışında çok sık iltifat alıyorlar. ben de tabi ki bizim insanımızı yabancılarla karşılaştırıyorum. kadınlarımızın gözleri, dudakları, yüz hatları çok belirgin. şuna dikkat ettim, avrupalıların yüz hatları yok. kaşı-gözü nerede başlıyor, nerede bitiyor belli değil. bunun için bir sürü makyaj yapıyorlar.
uzun lafın kısası kadınlarımız dünya kadınlarından daha güzel. biz okyanusta yaşayan balık misali suyun kıymetini bilmiyoruz.
çok uluslu bir şirkette çalışıyorum. bu yüzden de sık sık yurtdışına çıkıyorum. şirkette gayet ortalama türk kadını olan arkadaşlar yurtdışında çok sık iltifat alıyorlar. ben de tabi ki bizim insanımızı yabancılarla karşılaştırıyorum. kadınlarımızın gözleri, dudakları, yüz hatları çok belirgin. şuna dikkat ettim, avrupalıların yüz hatları yok. kaşı-gözü nerede başlıyor, nerede bitiyor belli değil. bunun için bir sürü makyaj yapıyorlar.
uzun lafın kısası kadınlarımız dünya kadınlarından daha güzel. biz okyanusta yaşayan balık misali suyun kıymetini bilmiyoruz.
devamını gör...
intihar etmek
intihar edecek olan bir insanı kimse durduramaz. yakınım intihar ettiği için biliyorum. bir kere kafaya koyduysa o iş bitiyor. gözü kimseyi görmüyor. o yüzden etrafınızda intihar edebileceğini düşündüğünüz biri varsa nasihat verip kenara çekilmeyin. yanında kalın.
devamını gör...



