en az 3-4 kuşaktan beri zengin olan ailelerde kalıtımsal olarak ortaya çıkan güzellik çeşitidir. sonradan kazanılan parayla elde edilemez ve estetik güzellik değildir. tını olarak da farklı bir türkçe konuşurlar bu da sonradan öğrenilemez.
not: ünlülerden ya da sonradan zengin olanlardan bahsetmiyorum.
devamını gör...

aslansın kaplansın
devamını gör...

elleri nasır tutmuş, muhtemelen fazla mastürbasyondan güçsüz düşmüşlerdir.

cinsel içerikli başlık açar dururlar..

yetmez kezbanlık göndermesi yaparlar kadınlara..

oda yetmez özelden yürürler.. ne yazık ki bizlerde o başlıklara maruz kalırız.
devamını gör...

tabiiki de oğullarına daha düşkün olurlar. bizimki öyle. genelde gördüklerimde o şekilde.
devamını gör...

meryem suresinde isa'nın annesi bakire meryem'den uzun uzun bahsederken 28. ayette birden bire "ey harun'un kız kardeşi" şeklinde bir giriş yapar. halbuki harun ve musa'nın kardeşi olan meryem ile isa'nın annesi olan meryem farklı kişilerdir. hatta aralarında 1500 yıl falan var. burada açıkça muhammed'in tarihi bir olaydan bahsederken kişileri karıştırdığı görülüyor.

garanik hadisesi olarak geçen olayda muhammed peygamber, o sıralar halen putperest olan kureyş kabilesinin desteğini almak için kabe'deki 3 büyük putu öven ayetler (necm 19-20-21) okumuş ve bunun üzerine müşrikler de secde etmiş fakat bir grup mümin putlara tapılmasını kabul etmeyince ortalık karışmış bunun üzerine ayetlere tekzip getirilmiş ve muhammed'in şeytan tarafından yanıltıldığı için bu ayetleri okuduğu ifade edilmiştir.

kuran'daki miras ayetleri matematiksel olarak hatalıdır. mirasçıların paylarını topladığınızda çoğu zaman 1'den büyük bazen de 1'den küçük çıkar, nadiren 1'e eşit çıkar. bu hata daha ilk zamanlar farkedilmiş ama kimse ağzını açıp da bu hatalıdır diyememiş fakat sorun öylesine içinden çıkılmaz bir hal almış ki çok geçmeden daha hz. ömer'in halifeliği sırasında (muhammed'in ölümünden bir kaç yıl sonrası) avliye yöntemi denen bir yöntemle sorun giderilmeye çalışılmış. fakat bu yöntemin sorunu kuran'da vadedilen oranları değiştirmesidir. yani aslında kuran'ın apaçık emrine karşı gelmektedir. öte yandan matematiğin de şakası yoktur.

hz muhammed'in pek çok eşi var. sayıları tam bilinmiyor fakat cariyeleri hariç en az 9 evlilik yaptığı düşünülüyor. 16 diyen de var. bütün eşlerin bir sırası var, her geceyi farklı biriyle geçiriyor. eşleri içinde en çok bildiğimiz ve bence çok ilginç bir karakter olan ayşe biraz inatçı, sözünü asla sakınmıyor. muhammed ile daha fazla gece geçirmek için ayrıcalık istediğinde bir anda ahzab 51 suresi iniyor: "(ey muhammed) onlardan (yani karılarından) diledigini geriye bırakır, diledigini öne alabilirsin..." yani kişiye özgü ve cimayla ilgili bir ayet iniyor?!?!

peygambere helal kılınan kadınlar muhteviyatlı ahzab 50 inince ise hz. ayşe dayanamıyor ve "görüyorum ki rabbin senin keyfine koşturuyor" diyor. ahzab 50 o günün standartlarına göre bile skandal bir ayet: "ey peygamber! mehirlerini verdigin eşlerini , allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını ve peygamber nikâhlamayı diledigi takdirde -müminlerden ayrı, sırf sana mahsus olmak üzere- kendisinin mehrini peygambere hibe eden mü'min kadını almanı helâl kılmışızdır..”

peygamber, cariyesi mariya ile cima halindeyken eşlerinden biri ve aynı zamanda hz. ömer'in de kızı olan hafsa tarafından basılır. olay hafsa'nın evinde ve hatta hafsa'nın yatağında gerçekleştiği için hafsa hakarete uğramış hisseder ve bu olaydan sonra deyim yerindeyse çarşı karışır. hz muhammed bir daha mariya ile yatmayacağına dair hafsa'ya yemin eder, olayı da kimseye anlatma der ama hafsa gidip ayşe'ye anlatır. hz muhammed eşlerini terkeder. onları boşadığı dedikodusu yayılır. bunun üzerine bir anda tahrim suresi'nin ilk beş ayeti iner. kaynak: taberi, camiu’l-beyân, 28/102

peygamber evlat edindiği zeyd'in karısını beğenir. zeyd bunu anlayınca durumu kendine yediremez ve karısını boşar. normalde o günün arap toplumu için bile yuh denebilecek bir girişim olan kendi evladının hanımıyla evlenme olayının önünü açmak için ahzab 37 iner.

pek çok ayette "allah'a andolsun ki" diyerek allah kendine and içer: meryem 68, mearic 40, nahl 56, nahl 63. bu ayetlerin apaçık bir insan tarafından söylendiği ortadadır.

hicr 72'de allah peygambere and içmektedir: “resulüm! ömrüne yemin olsun ki gerçekten onlar, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı”

kuran'da kimin konuştuğu belli değil. bazı yerlerde allah konuşuyor. bazı yerlerde "o" diyor. bazı yerlerde muhammed konuşurken bazı yerlerde biz diyor?!?!

kaf 1 "şanı yüce kur’an’a yemin olsun!" diye başlar. fakat ortada henüz bir kuran yoktur. ayetlerin toplanıp ciltlenmesi ve kuran adının verilmesi çok sonraları olduğundan bu ayet ciltleme sırasında eklenmiş olabilir.

pek çok ayette gündüze, geceye, güneşe, aya, göğe, şafağa yemin etmektedir. allah niçin bunlara yemin etmektedir ki?

kuran sayısız yerde yemin ediyor, bazen yeminler yetmiyor olacak ki pekiştirme ihtiyacı hissediyor: "nasıl, bunlarda bir akıl sahibi için yemin var değil mi?" (fecr 5)

tevbe 30: "yahudiler üzeyir allah’ın oğludur dediler, hıristiyanlar da "mesih (isa) allah’ın oğludur" dediler. bunlar, daha önceki inkârcıların söylediklerine benzer biçimde ağızlarından çıkan sözlerdir. allah onları kahretsin! (gerçeklerden) nasıl da yüz çeviriyorlar!" bu ayette allah, "allah onları kahretsin" diyor?!?

kalem ve müdessir surelerinde velid için pek çok kereler sövüyor. soysuz diyor, aşağılık diyor, piç diyor, kaba saba diyor, saldırgan diyor. peki kim bu velid? acaba o mu? evet ta kendisi: halid bin velid. müminlerin yenilmez komutanı. aslında babasından bahsediyor ama ayette oğlundan da bahis var. kendisi olmasa bu kadar yayılamayacak olan, mükemmel bir askeri kariyeri olan, islami perspektiften bakınca çok değerli ve mübarek bir şahıs olması gereken halid bin velid'in islam sancağını zaferlere taşıyacağını önceden göremiyor allah ve babasına küfrediyor!

ay, güneş, dünya ve bunların hareketlerine dair son derece kafa karıştırıcı bilgiler vermektedir. bırakın sıradan bir insanı, eğitimli bir insanın dahi bu ayetleri okuyup bütünlüklü bir sonuca ulaşması imkansızdır. zaten ayetlerin tefsiri konusunda her kafadan ayrı bir ses çıkmaktadır. muhammed'in astronomi bilgisinin kulaktan dolma olduğu barizdir.

sperm ve yumurta hücrelerinin kaynağını yanlış vermektedir. (tarık 5-7)

göğü tıpkı antik filozoflar ve pagan dinlerindeki gibi tasvir etmektedir. yani dik duran ve düşmeyen bir kubbe gibi. hacc 65 "görmüyor musun ki, allah yeryüzündekileri ve o’nun emriyle denizde akıp giden gemileri sizin hizmetinize verdi! kendi izni olmadıkça yerkürenin üzerine düşmemesi için göğü tutan da o’dur."

bakara 62'de yahudilere ve hristiyanlara korkmasınlar, onlar da doğru yolda derken diğer pek çok ayette bu dedikleriyle çelişiyor. örneğin ali imran 85, tevbe 30, maide 64

nahl 101'de açıkça ayetlerin değişebileceğinden bahsediyor. bu da haliyle pek çok ayetin değiştirilmiş olabileceğine işarettir.

pek çok ayette göğü ve yeri 6 günde yarattığından bahsediyor. burada klasik savunma orada zaman algısı farklıdır şeklinde. peki bir de şu ayetlere bakalım:
mearic 4: “melekler ve ruh, miktarı ellibin yıl süren bir gün içinde ona çıkar”
hacc 47: “..muhakkak ki, rabbinin nezdinde bir gün sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir.”
secde 5: “allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. sonra (bütün bu işler) sizin sayageldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde o'nun nezdine çıkar.”

fussilet 9-10'da sabit dağlar yerleştirdiğinden bahsediyor fakat dağlar sabit değildir, jeolojik oluşumlardır.

anlayın diye arapça indirdik diyor. zaten araplara inen bir kitap için neden bunu söylüyor? evrensel bir dinse o zaman neden arapça indiriyor?

kamer suresi ayın yarılmasından bahseder. ne var ki islam alimleri 1400 yıldır bu işin içinden çıkamamıştır. ayeti herkes farklı yorumlamakta ve bir sonuca varılamamaktadır. kuran'da bunun gibi yüzlerce ihtilaflı ayet vardır. mezhepler de zaten böyle doğmuştur. birinin ak dediğine diğeri kara demektedir. oysa ki kuran bizzat kendi ifadesiyle apaçıktır. hiçbir yardımcıya da ihtiyacı yoktur. pratikte ise bir satırlık ayetler paragraflarca süren tefsirlerle açıklanmaktadır. üstelik her mezhep ve mezheplerin de her kolu kendi bildiğince açıklamaktadır.

ahzab 53'te zırt pırt peygamberin evine gelip de çok oturmayın der. peygamber kendisi söylemekten çekindiği için allah'a söyletiyor.

kuran'da 29 ayet sadece harflerden oluşmaktadır. evet bildiğiniz harfler. yani kelime, cümle falan yok. elif lam mim (e-l-m) ya da ya sin (y-s) gibi. bunların ne olduğuna dair bugüne kadar doyurucu bir açıklama yapılmış değil. kimileri bunları allah ile elçisi arasında şifreli bir mesajlaşma olarak kabul ediyor. kimilerine göreyse bunlar hz muhammed'in sara krizlerine girdiği sırada ağzından çıkan anlamsız sözler. bu konuda bir kanıt yok fakat her konuda soru sormaktan çekinmeyen, gusül nasıl alınır bize göstersene diye hz ayşe'nin kapısına bile giden müminlerin bu harflerin anlamlarını bir kere bile sormaması ilginç.

kuran'da en sık geçen ve tekrardan ibaret olan ayetlerin sayısı yaklaşık 2 bin. toplam 6 bin küsür ayet olduğunu düşünürsek çok fazla boşluk doldurma var diyebiliriz. "her şey kuran'da anlatılamazdı, bu bir biyoloji ya da astronomi kitabı değil" diyenler için üzerinde düşünülmesini gerektirecek kadar büyük bir sayı.

bunların haricinde kuran'da pek çok gramer hatası var, arapça bilmediğim için o konulara girmek istemedim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

stefan zweig - satranç
paulo coelho- simyacı
franz kafka - dönüşüm
devamını gör...

daha zor günlerinin de olabileceği...
devamını gör...

akülü araba. çok istemiştim peder bey sağ olsun almadı, hep parklarda 1tl verip binerdim. ilerde eğer çocuğum olursa ona ilk alacağım oyuncaktır.
devamını gör...

devamını gör...

cemal süreya darphane'de müdür; paranın yerinde şair müdür. bütün yolsuzlukları tespit edip, rapor etmiş, ankara'ya göndermiş, mükafat bekliyor. ama ses yok. bir daha yazıp bir daha göndermiş.

çok geçmeden zamanın bakanı darphane'yi teftişe gelir. gelir ama cemal süreya’nın elini bile sıkmaz.

"bu kapının arkasında ne var?" diyerek bütün odaları dolaşır. cemal süreya’ya hiç muhatap olmaz, yardımcılarına sorar. bu kapının arkasında ne var, burada ne var.. iki saat dolaşıyor ve gidiyor.

giderken cemal süreya der ki:

"bir kapı var ki, onu size hiç açmayacağız".

"hangi kapı, ne kapısı" der bakan.

"gönlümüzün kapısı".

bakan gider, bir rapor hazırlar: darphaneyi gezdim, çok pis buldum. müdür cemalettin seber’i (cemal süreya) görevden alıyorum. cemal süreya bu yazıyı alınca bir basın toplantısı düzenler, der ki:

"bakan haklı, gerçekten de o gün şanlı darphane, tarihinde ilk defa kirliydi. o da sayın bakanın burada teftişte olduğu saatlerdi."

sunay akın
mülkiye konferansları'ndan
devamını gör...

içimden çok şey geliyor da yazacak gücü bulamıyorum.
devamını gör...

büyük bir yeşilaycı olarak üzüldüğümde, önce o duyguyu yaşarım, asla geçiştirmem. içime atmak yerine ağlamak yahut yazmak çözümü oluyor.

ardından çok alakasız pop müzik şarkılarıyla kendimi motive ederim. elbette araya eşle, dostla muhabbeti, çeşitli saç stillerini, makyaj ikonlarını sıkıştırmayı unutmam ve denerim.

ve olmazsa olmazı, alış-veriş. .. bunu da internet üzerinden deneyimler; normal şartlarda, yüksek bir meblağda olan bir ürünü, değerinin oldukça aşağısına aldığım anki mutluluk, derdimi de alır götürür.

bir de mezarlıklar vardır ki: orada, dünyayı unuturum.. beni bu dünyadan alıkoyan, günü gün, anı an olarak yaşamamı sağlayan, en rasyonal gerçeklik ise; odur. dünyada, ölüm dışında her şeyin bir çaresi elbetteki vardır..

çareyi, niçin kendimi öldürecek bir maddede arayım ki?..*

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

içimden dans etmek gelince her şarkıyı o dansa uydurabiliyorum dediğim başlıktır.
devamını gör...

bakın ben olsam n'aparım açıkçası, 50 tane üniversiteyi şakkadak kapatırım, herkes şaşırır, hiç beklemedikleri bir hareket. niye kapatıyor, nasıl kapatıyor. "hani her yerde üniversiye vardı eğitim sistemi çok iyiydi" falan derler. "demek o kadar iyiler ki fazlasına gerek duymuyorlar" derler. tam o ara beynimde bir ses "uzay devleti olabilir miyiz o zaman" tabii,diyorum ona. "ama yavaş kapatacak, bu kadar da iyi olamazlar!" diyecekler. arkadan bi' 50 üniversite daha kapatırım. yetmedi mi, bi 30 daha. iş biter, zaten üst düzey olan sistem daha da iyi olur. yine beynimdeki ses: "harika! bu çok güzel olmaz mı?" olur, diyorum ona, niye olmasın efendim. buz gibi olur.
beynimdeki diğer ses: s****r git.
devamını gör...

bende şaşkınlık yaratan hadise. çocukken yarattığım o kocaman dünya, küçücük bir sokaktan ibaretmiş. sanki ben büyümemişimde sokaklar küçülmüş.
devamını gör...

yenidoğan için: 13,5 – 24 gr/dl
bebekler için (0 – 3 yaş): 11 – 13 gr/dl
çocuklar için (3 – 11 yaş): 12 – 14 gr/dl
yetişkin erkekler için: 13,5 – 17,5 gr/dl
yetişkin kadınlar için: 12,5 – 15,5 gr/dl
hemoglobin değeri bu referans değerlerin altında saptanırsa, kansızlık (anemi) olarak yorumlanır. bu durumda aneminin neden meydana geldiği tespit edilmeye çalışılır ve soruna göre tedavi yaklaşımı belirlenir.
devamını gör...

bazen mesaj gelmeden bile cevap yazanları bulunur.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

t. daha buradaki yazım yanlışını görmemiş olan yazarlardır. *
devamını gör...

öleyazmak.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim