konstantinopolis kuşatmaları
istanbul'u fethetmek uğrunda arap ve bizanslar arasında gerçekleşmiş savaşlar, kuşatmalardır. bu konuyla ilgili tam olarak 1 ay önce (3 mart) yazıp da göndermemiş olduğum tanım;
"nasıl yüce bir şehirde yaşıyoruz ki, bu şehir, kaç defa fethedilmeye çalışılmış. fatih sultan mehmet'in 53 günde yaptığını, kendisinden 800 yıl önce yapabilmek için toplam 6 yıl uğraşmışlar. evet bu rakam az gözükebilir ama 53 gün ile 6 yıl ve biz burdan sultan mehmet'in nasıl büyük bir fatih olduğunu anlayabiliriz.
arapların gerçekleştirdiği konstantinopolis kuşatmaları, 3 kez olmuştur. ve bu kuşatmaların gerçekleşme amacı, belki, hz. peygamber'in istanbul mutlaka fethedilecektir hadisi sebebiyledir. kim bilir, belki fatih sultan mehmet de, bu hadis sebebiyle istanbul'u fethetmek istemiştir.
zaten istanbul, günümüzün en değerli şehirlerinden biri. çünkü 2500+ yıldır birçok kez fethedilmeye çalışılmıştır. ilk kez m.ö. 500-lerde, ahamenişler fethetmeye çalışmış. ve başarılı olmuşlardır. istanbul yıllarca bizans yönetimi altında kalmıştır. ve türkler bu şehri alarak adeta bir devri kapatmıştır.
benim dediğim konstantinopolis kuşatmalarından kasıt, m.s. 600 ve 700-lü yıllarda döneminin süper güçleri araplar ve bizanslar arasında gerçekleşen savaşlardır. burdaki araplar, emevîlerdir. aslına bakarsanız, araplar, o dönem birçok kez bizansları yenmişler. fakat işin garip olanı, istanbul'u 3 kez kuşatmalarına rağmen bir türlü başarıyı elde edememişlerdir. o 3 kuşatma özetle şunlardır;
1. 668-669 yılı istanbul kuşatması
bu, müslümanların ilk istanbul kuşatmasıdır. 668 yılında başlar ve 669 yılında biter. dönemin halifesi muaviye'dir. ortaya çıkan bir salgın hastalığı sebebiyle çok büyük kayıplar verilir. türkiye'de eyüp sultan olarak bilinen, hz. muhammed'in bayraktarı ve sahabi olan hz. ebu eyyub el-ensari de, yaşının ilerlemiş olmasına rağmen bu kuşatmaya katılmış ve şehid olmuştur.
kuşatma için büyük hazırlıklar yapılır. kuşatmanın öncesinde, hz. fedâle bin ubeyd kumandasında ordu, 668 yılında, kışı kadıköy yani o zamanlar bilinen adıyla kalkedon'da geçirir. diğer yıl yani 669 yılında muaviye'nin oğlu yezid kumandayı alır ve istanbul'un önlerine doğru gelir ve sonbahar zamanı kuşatmayı başlatır. ordu, süfyan bin avf tarafından da desteklenir. fakat kış olunca, yemek kıtlığı ve salgın hastalıklar gibi problemler ortaya çıkar, büyük kayıplar verilir ve bu nedenle de kuşatma kaldırılır.
2. 674-678 yılı istanbul kuşatması
muaviye, bizans imparatorluğunun ortadan kalkmasını istiyordu. ve olaylar olaylar..geldik 674 yılına ve istanbul kuşatması başladı. ve kuşatma denizden yapıldı. şehrin marmara denizi surları da iyice sertleştirilmişti. bu duvarlara karşı da araplar pek bir şey yapamadı. şehir de, boğaz boyunca abluka altına alındı. kış gelince de araplar, kyzikos'a çekildiler. burda donanmalar tamir edildi ve güçlendirildi. yeni askerler ve malzemeler geldi. 675 yılında şehir yine abluka altına alındı, yine kuşatma..ve yine başarı kazanılamadı. ve yine kyzikos'a çekildiler.
hristiyan bir mimar, rum ateşi denen bir silah icat etti ve bu silah ilk kez 677 yılında bizans tarafından kullanıldı. 678 yılında da rum ateşi sayesinde emeviler mağlup edildi. 678 yılında kuşatma kaldırılınca, emeviler akdeniz'e çekildi. ve beklenmedik bir fırtına koptu ve büyük zararlar gördüler. kaynaklarda, emevilerin bu savaşta 150bin kayıp verdiği geçer.
3. 717-718 istanbul kuşatması
bu sefer kuşatma hem karadan, hem de denizden yapıldı. kara kuvvetleri, mesleme bin abdülmelik'in komutası altındaydı. deniz araçlarını, rum ateşi tahrip etti. diğer deniz araçları da fırtınada battı.
717-718 yıllarında geçen kış, inanılmaz derecede soğuk ve şiddetli olmuştur. araplar böylesi bir kışın gelişi yüzünden, açlık yaşadılar ve bu açlıklar sebebiyle kayıplar yaşandı. kıtlık birçok probleme yol açmıştı. araplar yüzlerce kayıp verdi ve bu kadar cesedi marmara denizine atmakta güçlük çekiyordular. bu kuşatmada, bulgar imparatorluğu da, bizans imparatorluğuna yardım ediyordu.
sonuç olarak bizanslar ve bulgarlar zafer kazandı ve araplar ile bizanslar arasındaki savaşlar azaldı. araplar, 130bin ilâ 170bin arası kayıp verdi. savaş sonucu sadece 5 arap gemisi sağlam kalabildi.
araplar, istanbul'u ne zaman kuşatsa, görüyoruz ki hep bir kıtlık, şiddetli soğuk, salgın ve fırtınalarla karşı karşıya kaldılar. bu da ilginç bir durumdur."
"nasıl yüce bir şehirde yaşıyoruz ki, bu şehir, kaç defa fethedilmeye çalışılmış. fatih sultan mehmet'in 53 günde yaptığını, kendisinden 800 yıl önce yapabilmek için toplam 6 yıl uğraşmışlar. evet bu rakam az gözükebilir ama 53 gün ile 6 yıl ve biz burdan sultan mehmet'in nasıl büyük bir fatih olduğunu anlayabiliriz.
arapların gerçekleştirdiği konstantinopolis kuşatmaları, 3 kez olmuştur. ve bu kuşatmaların gerçekleşme amacı, belki, hz. peygamber'in istanbul mutlaka fethedilecektir hadisi sebebiyledir. kim bilir, belki fatih sultan mehmet de, bu hadis sebebiyle istanbul'u fethetmek istemiştir.
zaten istanbul, günümüzün en değerli şehirlerinden biri. çünkü 2500+ yıldır birçok kez fethedilmeye çalışılmıştır. ilk kez m.ö. 500-lerde, ahamenişler fethetmeye çalışmış. ve başarılı olmuşlardır. istanbul yıllarca bizans yönetimi altında kalmıştır. ve türkler bu şehri alarak adeta bir devri kapatmıştır.
benim dediğim konstantinopolis kuşatmalarından kasıt, m.s. 600 ve 700-lü yıllarda döneminin süper güçleri araplar ve bizanslar arasında gerçekleşen savaşlardır. burdaki araplar, emevîlerdir. aslına bakarsanız, araplar, o dönem birçok kez bizansları yenmişler. fakat işin garip olanı, istanbul'u 3 kez kuşatmalarına rağmen bir türlü başarıyı elde edememişlerdir. o 3 kuşatma özetle şunlardır;
1. 668-669 yılı istanbul kuşatması
bu, müslümanların ilk istanbul kuşatmasıdır. 668 yılında başlar ve 669 yılında biter. dönemin halifesi muaviye'dir. ortaya çıkan bir salgın hastalığı sebebiyle çok büyük kayıplar verilir. türkiye'de eyüp sultan olarak bilinen, hz. muhammed'in bayraktarı ve sahabi olan hz. ebu eyyub el-ensari de, yaşının ilerlemiş olmasına rağmen bu kuşatmaya katılmış ve şehid olmuştur.
kuşatma için büyük hazırlıklar yapılır. kuşatmanın öncesinde, hz. fedâle bin ubeyd kumandasında ordu, 668 yılında, kışı kadıköy yani o zamanlar bilinen adıyla kalkedon'da geçirir. diğer yıl yani 669 yılında muaviye'nin oğlu yezid kumandayı alır ve istanbul'un önlerine doğru gelir ve sonbahar zamanı kuşatmayı başlatır. ordu, süfyan bin avf tarafından da desteklenir. fakat kış olunca, yemek kıtlığı ve salgın hastalıklar gibi problemler ortaya çıkar, büyük kayıplar verilir ve bu nedenle de kuşatma kaldırılır.
2. 674-678 yılı istanbul kuşatması
muaviye, bizans imparatorluğunun ortadan kalkmasını istiyordu. ve olaylar olaylar..geldik 674 yılına ve istanbul kuşatması başladı. ve kuşatma denizden yapıldı. şehrin marmara denizi surları da iyice sertleştirilmişti. bu duvarlara karşı da araplar pek bir şey yapamadı. şehir de, boğaz boyunca abluka altına alındı. kış gelince de araplar, kyzikos'a çekildiler. burda donanmalar tamir edildi ve güçlendirildi. yeni askerler ve malzemeler geldi. 675 yılında şehir yine abluka altına alındı, yine kuşatma..ve yine başarı kazanılamadı. ve yine kyzikos'a çekildiler.
hristiyan bir mimar, rum ateşi denen bir silah icat etti ve bu silah ilk kez 677 yılında bizans tarafından kullanıldı. 678 yılında da rum ateşi sayesinde emeviler mağlup edildi. 678 yılında kuşatma kaldırılınca, emeviler akdeniz'e çekildi. ve beklenmedik bir fırtına koptu ve büyük zararlar gördüler. kaynaklarda, emevilerin bu savaşta 150bin kayıp verdiği geçer.
3. 717-718 istanbul kuşatması
bu sefer kuşatma hem karadan, hem de denizden yapıldı. kara kuvvetleri, mesleme bin abdülmelik'in komutası altındaydı. deniz araçlarını, rum ateşi tahrip etti. diğer deniz araçları da fırtınada battı.
717-718 yıllarında geçen kış, inanılmaz derecede soğuk ve şiddetli olmuştur. araplar böylesi bir kışın gelişi yüzünden, açlık yaşadılar ve bu açlıklar sebebiyle kayıplar yaşandı. kıtlık birçok probleme yol açmıştı. araplar yüzlerce kayıp verdi ve bu kadar cesedi marmara denizine atmakta güçlük çekiyordular. bu kuşatmada, bulgar imparatorluğu da, bizans imparatorluğuna yardım ediyordu.
sonuç olarak bizanslar ve bulgarlar zafer kazandı ve araplar ile bizanslar arasındaki savaşlar azaldı. araplar, 130bin ilâ 170bin arası kayıp verdi. savaş sonucu sadece 5 arap gemisi sağlam kalabildi.
araplar, istanbul'u ne zaman kuşatsa, görüyoruz ki hep bir kıtlık, şiddetli soğuk, salgın ve fırtınalarla karşı karşıya kaldılar. bu da ilginç bir durumdur."
devamını gör...
müslümanların en büyük hataları
'10 günlük ömre 9 gün çalış' diyen peygamberinin değil 'bir lokma bir hırka' cı mutasavvıfların sözlerine kulak asmaları. bir lokma bir hırka kötü müdür? bence değildir. ama şu vahşi kapitalizm çağında eğer bir lokma bir hırka yeter deyip o an çalışmayı bırakırsan; maalesef ertesi gün o bir lokmayı da bulamıyorsun.
devamını gör...
yapınca herkes sana bakıyormuş gibi hissettiren eylem
bazen sadece yolda yürümek, hatta durmak bile bu hisse sebep oluyor.
evet insanların işi gücü yok diğerlerini izliyor. yani en azından ben izliyorum. kendimden biliyorum.
evet insanların işi gücü yok diğerlerini izliyor. yani en azından ben izliyorum. kendimden biliyorum.
devamını gör...
10 yaşındaki çocuğa tecavüz etmeye çalışırken yakalanan kişi
önünde yaşayacağı uzun yıllar orada yaşadığı o zaman dilimine bir canavar tarafından hapsedilmiş küçüğü ve daha nicesini düşünüyorum sürekli. öldürülmemiş fakat tüm yaşamı dondurulmuş olan küçüğü. yaşayacağı her güzel şeye, karşılaşacağı her güzel insana dahi hapsolduğu o pencereden bakmak zorunda bırakılan küçüğü...
ona yan gözle bakmaya, saçının teline dokunmaya dahi hakkı olmayan bu canavarı düşünüyorum sonra.
sonra hep aynı yere geliyorum. bu dünyada insandan daha korkunç bir şey yok! insanın ve onun yapabileceklerinin sınırının olmadığı bir dünyaya ait olmak çok yaralayıcı.
ona yan gözle bakmaya, saçının teline dokunmaya dahi hakkı olmayan bu canavarı düşünüyorum sonra.
sonra hep aynı yere geliyorum. bu dünyada insandan daha korkunç bir şey yok! insanın ve onun yapabileceklerinin sınırının olmadığı bir dünyaya ait olmak çok yaralayıcı.
devamını gör...
oruç tutmayana düşman gibi bakan tip
artık ülkemde görmek istemediğim insan tipi.
oruç tutmayan, gıcıklık olsun diye oruç tutmadığını milletin gözüne sokmuyorsa problem değil.
zaten böyle bir gıcıklık da söz konusu değil, bu kadar alıngan olmayın lütfen.
daha geçenlerde pelin akil yaptığı kahvaltıyı paylaştığı için dışlandı, bilindik tepkiler işte...
kadın açıklama yapmak zorunda hissetti. hiç hoş değil... buradan
işin bir de gerçekler kısmı var.
sen,
oruç tutmayanlara düşman gibi bakan, onları sürekli dönüştürmeye çalışan,
onları olduğu gibi kabul edemeyen sen,
sana sesleniyorum, sen onların
inanç özgürlüğüne,
içki içebilme özgürlüğüne,
kılık kıyafet özgürlüğüne
saygı duyuyor musun ki bir de saygı bekliyorsun?
kusura bakma ataların dediği gibi : iğneyi kendine çuvaldızı başkasına...
oruç tutmayan, gıcıklık olsun diye oruç tutmadığını milletin gözüne sokmuyorsa problem değil.
zaten böyle bir gıcıklık da söz konusu değil, bu kadar alıngan olmayın lütfen.
daha geçenlerde pelin akil yaptığı kahvaltıyı paylaştığı için dışlandı, bilindik tepkiler işte...
kadın açıklama yapmak zorunda hissetti. hiç hoş değil... buradan
işin bir de gerçekler kısmı var.
sen,
oruç tutmayanlara düşman gibi bakan, onları sürekli dönüştürmeye çalışan,
onları olduğu gibi kabul edemeyen sen,
sana sesleniyorum, sen onların
inanç özgürlüğüne,
içki içebilme özgürlüğüne,
kılık kıyafet özgürlüğüne
saygı duyuyor musun ki bir de saygı bekliyorsun?
kusura bakma ataların dediği gibi : iğneyi kendine çuvaldızı başkasına...
devamını gör...
moskovakitapcisi
#658605 bu tanımı ile beni güldürmüş, tespit dediğin böyle olur işte dedirtmeyi başarmıştır. en kısa sürede yazar olmasını ve müstehzi tanımları ile sözlüğe katkı sağlamasını temenni ediyorum. yürüyedur çaylak, tünelin sonunda ışık var.*
devamını gör...
14 şubat yalnızlığı
bir garip yalnızlıktır.
yazdırır ve direniyor işte gece. sıkıntılarımızı paylaşamadık sayfalarca yazmamıza rağmen. sözcükler birer hayalet kenarlardan taşan. bu gecenin şerefine birkaç gözyaşı mı lazım? bu gecenin şerefine hep seveceklerimizin ama yanımızda olmayanların kollarında aşkı yaşıyormuş gibi mi yapalım? yalnızlığımıza methiyeler. ezgilerde kaybolmuş. olması gerektiği gibi ezelden beri. sevgisizliğin sürüngen yaşamında haykırsak bulutlara. dağılan bulutlara. dağılan umutlara. oysa sabahı gelecek bu kırmızı gecenin. sonra sığdıramadığımız o balkonların geniş sokaklarında bir sigara tüttüreceğiz kuşlar bizden utanarak öterken. siyahtan tiz maviye dönen gökyüzünün altında derin bir nefes alacağız ve her şey işte yeniden başlayacak saliselerin ve nefes alıp vermenin umuduyla
yazdırır ve direniyor işte gece. sıkıntılarımızı paylaşamadık sayfalarca yazmamıza rağmen. sözcükler birer hayalet kenarlardan taşan. bu gecenin şerefine birkaç gözyaşı mı lazım? bu gecenin şerefine hep seveceklerimizin ama yanımızda olmayanların kollarında aşkı yaşıyormuş gibi mi yapalım? yalnızlığımıza methiyeler. ezgilerde kaybolmuş. olması gerektiği gibi ezelden beri. sevgisizliğin sürüngen yaşamında haykırsak bulutlara. dağılan bulutlara. dağılan umutlara. oysa sabahı gelecek bu kırmızı gecenin. sonra sığdıramadığımız o balkonların geniş sokaklarında bir sigara tüttüreceğiz kuşlar bizden utanarak öterken. siyahtan tiz maviye dönen gökyüzünün altında derin bir nefes alacağız ve her şey işte yeniden başlayacak saliselerin ve nefes alıp vermenin umuduyla
devamını gör...
hiçbir yeteneği olmayan insan
yüksek ihtimal hobilerini keşfetmemiştir. hobilerini keşfedip uğraş verirse birşeyler çıkacağını düşünüyorum.
devamını gör...
agora meyhanesi radyo yayını
baylar bayanlar;
merdivenden kayanlar...
merdivenden kayıp da
sekiz takla atanlar...
toplanın etrafımıza! bu akşam bir kez daha, farklı bir konuyla karşınızda olacağız. sevgili piyanist'in de bahsettiği gibi, konumuz yapay zekâ ve aşk. umuyoruz ki değineceğimiz konular ilginizi çeker ve teknolojik tekillik denen potansiyel belanın kapımızda olduğu şu günlerde, gelecekte müstakbel sevgili adaylarımız olan robotların hayatımızdaki yerine dair fikir alışverişlerimizi keyifle dinlersiniz.
akşama bekliyoruz, unutmayın!..
merdivenden kayanlar...
merdivenden kayıp da
sekiz takla atanlar...
toplanın etrafımıza! bu akşam bir kez daha, farklı bir konuyla karşınızda olacağız. sevgili piyanist'in de bahsettiği gibi, konumuz yapay zekâ ve aşk. umuyoruz ki değineceğimiz konular ilginizi çeker ve teknolojik tekillik denen potansiyel belanın kapımızda olduğu şu günlerde, gelecekte müstakbel sevgili adaylarımız olan robotların hayatımızdaki yerine dair fikir alışverişlerimizi keyifle dinlersiniz.
akşama bekliyoruz, unutmayın!..
devamını gör...
asla mutlu olamayacak insanlar
herkesi mutlu etmeye çalışıp kendisiyle ilgili hiçbir şey yapmayan insandır. hayat kendimizi ikinci plana atmak için çok kısa ve tabi kuşlar uçuyor ^^
devamını gör...
paris sendromu
genel olarak büyük beklenti içine girilen bir eylemin, şehirin, kişinin (örnekler çoğaltılabilinir) beklenildiği gibi çıkmamasıdır.
çoğu insanın hayali olan paris'e gidenlerin bir kısmı beklediği gibi bulamadığı için adını bu şehirden almıştır.
çoğu insanın hayali olan paris'e gidenlerin bir kısmı beklediği gibi bulamadığı için adını bu şehirden almıştır.
devamını gör...
gereksiz yere pahalı olan şeyler
dandirik ötesi pizzaları için kallavi fiyatlar koyan dominos pizza .
devamını gör...
hem mutlu eden hem de üzücü olabilen bir şey söyle
asgari ücretle iş bulmak.
devamını gör...
19 aralık 2020 gaziantep sanko üniversitesi hastanesindeki patlama
19 aralık gaziantep'te özel bir hastanede meydana gelen oksijen tüpü patlaması sonucu ölü ve yaralıların olduğu olaydır.buradan
devamını gör...
konfor alanından çıkmaya cesaret edemeyen insan
konfor alanı falan anlamam ben de öyle bir lanse edilmiş ki bu durum sanki konfor alanından çıkan insan john wick oluyor. con vik mi ooldun çhennnnn annovvvvvv yovruma...
devamını gör...
kyk yurdunda kalmak
yeni kyk yurtlarından şikayet edilmesini anlamıyorum. eskiden yaşayanlar ya da şu an eski yurtlarda kalanlara eyvallah da yeni yapılan yurtlarda çalışma yeri ve yatakların yerleri bile farklı tam öğrenciye göre dizayn edilmiş. yemekler belki sizin için sıkıntı olabilir az gelebilir fakat ben hem kyk hem de özel yurdu deneyimlemiş biri olarak söylüyorum ki hiçbir özel yurt devlet yurdundan daha iyi değil şu anda. yemekler de dahil. özel yurtta kalırken haftada bir defa yumurta haşlanıyordu, haftada 1 kez patates kızartılıyordu mesela. porsiyonlar çok azdı yemek saatleri sıkıntılıydı ve akşam yemeklerinde bile çeşit çoğu zaman olmadığı için herkes kendi yiyeceği şeyi bulamıyordu. ben yemek seçmem ancak bazı yiyecekler beni bile zorlamıştı. fakat kyk'da hiçbir şey yiyemezseniz en kötü ihtimal pilav milav ya da makarna yersiniz. farklı şeyleri çok az gördük ki ben iyi bir özel yurtta kaldım. kyk'da kalırken çeşitler çok daha fazlaydı. her gün yumurta, patates, poğaça simit gibi yiyecekler bulunuyordu. maddi olarak pahalı gelebilir elbette ona bir şey diyemem fakat emin olun daha ucuz bir seçenek yok. daha pahalıya daha kötü seçenekler mevcut. özel yurtta paramla rezil olmuştum ne yazık ki. neyse ki kyk'nın çıkmasıyla medeniyeti gördüm.*
devamını gör...
sıkılan yazarlar şimdi ne yapıyor sorunu
akışta boş boş geziniyorlar. benim gibi..
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
komşu komşu hoşgeldiniz?
uzak diyarlardan bana ne getirdiniz?
manileri ustalarından öğrenmeye geldim
yeni yetmeler kenara çekiliniz.
uzak diyarlardan bana ne getirdiniz?
manileri ustalarından öğrenmeye geldim
yeni yetmeler kenara çekiliniz.
devamını gör...

