kapo
naziler almanya'da iktidara gelince yahudiler’i belli mahallelerde toplamaya başladılar ve başlarına da sorumlu bir yahudi koydular. onlara “kapo” deniliyordu.
naziler daha sonra toplama kamplarında yahudileri toplayıp, soykırım yaptıklarında da yahudi tutuklular arasından seçilmiş, onları yönetmekle görevli olan yahudilere de kapo diyorlardı.
ayrıca bilhassa abd mafyasında patron ve consigliere'den sonra gelen ve kendi ufak ailecikleri olanlara da caporegime veya kapo denir.
meşhur the godfather filminden örnek verecek olursak clemenza ve tessio ailenin capolarıydı.
naziler daha sonra toplama kamplarında yahudileri toplayıp, soykırım yaptıklarında da yahudi tutuklular arasından seçilmiş, onları yönetmekle görevli olan yahudilere de kapo diyorlardı.
ayrıca bilhassa abd mafyasında patron ve consigliere'den sonra gelen ve kendi ufak ailecikleri olanlara da caporegime veya kapo denir.
meşhur the godfather filminden örnek verecek olursak clemenza ve tessio ailenin capolarıydı.
devamını gör...
tanımını beğenen yazarın herhangi bir tanısını beğen kampanyası
devamını gör...
eski fotoğraflar
insana ne çok şey hatırlatır. nemli, küflü kokusu, sararmış, yıpranmış, katlanmış... içinde ne hatıralar, aşklar, sevinçler barındırır. önceden insanlar hep mutluyken fotoğraf çekinirmiş. mesela birinin doğum gününde, lunaparkta ya da başka şehire gidildiğinde.. oysa şimdi öyle mi? desinler diye -mış gibi yapmaktan geri kalmıyor insanoğlu. acıdan geberse bile sahtelikten vazcaymıyor. “bakın bakın ben harikayım” demek istiyor. ne tuhaf.. keşke eskisi gibi az ve öz olsa fotoğraflar. az ama gerçek. az ama yalan olmasa. keşkee..
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
ticari yolcu uçakları genellikle yerden 8.500-10.500 metre yükseklikte uçarlar. ancak maksimum yükseklik bundan biraz daha fazladır.
en büyük ticari yolcu uçağı yeryüzünden maksimum 12.200 metre yüksekliğe çıkabilecek şekilde tasarlanmıştır.
( az önce bir başlıkta, ' uçakların km.lerce yüksekte uçtuğu ' şeklinde bir ifadeye binaen, bu bilgi paylaşılmıştır. )
en büyük ticari yolcu uçağı yeryüzünden maksimum 12.200 metre yüksekliğe çıkabilecek şekilde tasarlanmıştır.
( az önce bir başlıkta, ' uçakların km.lerce yüksekte uçtuğu ' şeklinde bir ifadeye binaen, bu bilgi paylaşılmıştır. )
devamını gör...
evlenirdim denilen roman karakterleri
mr.darcy - gurur ve önyargı
devamını gör...
dışarıda koca bir evren varken odayı mesken tutan sinek
bu sene iklim şartlarına mütevellit ömürü uzamış lanet bir sineğin şükredeceğine bizi uyuz etmesidir.
devamını gör...
kütüphanede ders çalışmak
bana biraz göstermelik eylem gibi geliyor.sonuçta olabildiğince sessiz tutulmaya çalışılsa da, etrafında bir sürü insan oluyor.mutlaka konsantrasyonunu dağıtacak bir hareket, ses , eylem ile karşılaşıyorsun.
bence kişinin kendi odası, çalışabilmesi adına en izole olabileceği yer ama tez yazıyorsan ya da ulaşman gereken kaynaklar varsa, bilgisayarını alıp işini bitirene kadar kütüphanede vakit geçirmen mantıklı.
ya da ilham olması açısından gidip ortamını sevdiğin kütüphanenin seçtiğin bir kısmına otururarak acil olmayan işlerini halledebilirsin.
onun dışında benim sıcak bakmadığım bir eylem çünkü ben çalışırken bölündüğümde delirebiliyorum özellikle bir şey üretmeye çalıştığım ya da ciddi bir şeye kendimi hazırlamaya çalıştığım anlarda çünkü ders çalışırken kendime dahi katı davranırım.sorumluluklarımı yerine getirme konusunda doğal bir asilik geliştirdim.o an istemesem bile, mutlaka o işin başına oturuyorum.
zaten üniversiteyi onurla bitirip, yüksek ve doktora’ya dahil olmamıda sağlayan bu kişisel direncim oldu diye düşünüyorum.daha üniversitede okurken, proseför olmayı planlamıştım.şimdi 2. doktorayı hatta 3. cüyü cümle içinde kuruyorum.
kısaca; kütüphane çoklu bir ortam olması sebebiyle bana göre bir yer değil ama var oluş mantığı her zaman çok güzel.
bence kişinin kendi odası, çalışabilmesi adına en izole olabileceği yer ama tez yazıyorsan ya da ulaşman gereken kaynaklar varsa, bilgisayarını alıp işini bitirene kadar kütüphanede vakit geçirmen mantıklı.
ya da ilham olması açısından gidip ortamını sevdiğin kütüphanenin seçtiğin bir kısmına otururarak acil olmayan işlerini halledebilirsin.
onun dışında benim sıcak bakmadığım bir eylem çünkü ben çalışırken bölündüğümde delirebiliyorum özellikle bir şey üretmeye çalıştığım ya da ciddi bir şeye kendimi hazırlamaya çalıştığım anlarda çünkü ders çalışırken kendime dahi katı davranırım.sorumluluklarımı yerine getirme konusunda doğal bir asilik geliştirdim.o an istemesem bile, mutlaka o işin başına oturuyorum.
zaten üniversiteyi onurla bitirip, yüksek ve doktora’ya dahil olmamıda sağlayan bu kişisel direncim oldu diye düşünüyorum.daha üniversitede okurken, proseför olmayı planlamıştım.şimdi 2. doktorayı hatta 3. cüyü cümle içinde kuruyorum.
kısaca; kütüphane çoklu bir ortam olması sebebiyle bana göre bir yer değil ama var oluş mantığı her zaman çok güzel.
devamını gör...
kur’an’ı anlayamazsınız
bu sözü müslüman bir birey sarfediyor ise, peygamberimizin (saa) iki ağır emanetinden birine ihanet ediyor demektir. nitekim peygamberimiz (saa) şöyle buyurmuştur;
"size iki ağır emanet bırakıyorum. biri kur'an, biri sünnet. bu ikisine sarılırsanız kurtuluşa erersiniz. *
başka bir rivayet ise;
"size iki ağır emanet bırakıyorum. biri kur'an, biri ehlibeyt. bu ikisi kıyamet gününe kadar kevser havuzunun başına değin, birbirinden ayrılmazlar.*
gelelim konumuza; islami literatürde kur'anı anlamak, belli bir metodolojiye bağlanmıştır. bu metodoloji sırası ile şöyledir;
ayeti, ayet ile anlamak : bu metodolojide bazı ayetler kilit, bazı ayetler anahtardır. eğer doğru anahtarı bulup, doğru kilide yönelir iseniz, ayetlerin birbiriyle olan ahengini yakalamış olursunuz. bu sahabe ve tabiinlerin yöntemidir. zaten bir çok sahabenin fakih olmasının nedeni de bu metodolojidir.
ayeti, hadis ve siret ile anlamak : bu yöntem, peygamberimizden sonraki neslin peygamberimizin davranışları, tutumu ve sözleri ile ayetleri anlama metodudur. bilinmelidir ki; bir veya birden fazla ayet, bir emir veya birden fazla emir içerebilir. bu durumun çözümlenmesi için peygamberimizin hayatını ve ayetlerin nuzül sebebinin bilinmesi gerekir.
günümüzde kur'anı anlamak, ne yazık ki, ya tasavvuf ve tarikatlerin dayattığı; "siz kur'anı anlayamazsınız. bir şeyhe, bir mürşide ihtiyacınız var! " tezine, ya da selefi düşüncenin dayattığı; "kur'anı anlamak için okumak yeterli! " tezine sıkıştırılmış durumdadır.
işin özü şudur; ifrat ve tefrit, bütün yıkımların temelini oluşturduğu gibi, dini açıdan da yıkımların temelidir. her kim sizi allah'tan başka bir şeye veya bir kimseye çağırıyor ise, biliniz ki sahtekardır.
"size iki ağır emanet bırakıyorum. biri kur'an, biri sünnet. bu ikisine sarılırsanız kurtuluşa erersiniz. *
başka bir rivayet ise;
"size iki ağır emanet bırakıyorum. biri kur'an, biri ehlibeyt. bu ikisi kıyamet gününe kadar kevser havuzunun başına değin, birbirinden ayrılmazlar.*
gelelim konumuza; islami literatürde kur'anı anlamak, belli bir metodolojiye bağlanmıştır. bu metodoloji sırası ile şöyledir;
ayeti, ayet ile anlamak : bu metodolojide bazı ayetler kilit, bazı ayetler anahtardır. eğer doğru anahtarı bulup, doğru kilide yönelir iseniz, ayetlerin birbiriyle olan ahengini yakalamış olursunuz. bu sahabe ve tabiinlerin yöntemidir. zaten bir çok sahabenin fakih olmasının nedeni de bu metodolojidir.
ayeti, hadis ve siret ile anlamak : bu yöntem, peygamberimizden sonraki neslin peygamberimizin davranışları, tutumu ve sözleri ile ayetleri anlama metodudur. bilinmelidir ki; bir veya birden fazla ayet, bir emir veya birden fazla emir içerebilir. bu durumun çözümlenmesi için peygamberimizin hayatını ve ayetlerin nuzül sebebinin bilinmesi gerekir.
günümüzde kur'anı anlamak, ne yazık ki, ya tasavvuf ve tarikatlerin dayattığı; "siz kur'anı anlayamazsınız. bir şeyhe, bir mürşide ihtiyacınız var! " tezine, ya da selefi düşüncenin dayattığı; "kur'anı anlamak için okumak yeterli! " tezine sıkıştırılmış durumdadır.
işin özü şudur; ifrat ve tefrit, bütün yıkımların temelini oluşturduğu gibi, dini açıdan da yıkımların temelidir. her kim sizi allah'tan başka bir şeye veya bir kimseye çağırıyor ise, biliniz ki sahtekardır.
devamını gör...
simit unu
simitçilerin, simit yaptığı un çeşidi. fırıncıların aksine simitçilerin simidi, simit unundan yapılıyor. fırıncıların simidi ise ekmeklik undan yapılıyor.
devamını gör...
kozmik enflasyon
not: başka bir sitedeki kendi yazımdır.
büyük patlama sonrasında, uzayın hızlı bir şekilde genişlemesini ele alan teori. enflasyon, enflasyon teorisi, şişme teorisi gibi birçok isimle anılır.
böyle bir teorinin çıkış noktası, büyük patlama teorisi'nin yanıtlayamadığı birkaç büyük sorudur.
1- ufuk problemi
kozmik mikrodalga arka plan ışınımını incelediğimizde, bunun geniş ölçekte çok homojen olduğunu görürüz. bu neden sorun olsun ki diyebilirsiniz. şundan: normal şartlarda, örneğin bir fincan sıcak kahveyi masa üzerinde bıraktığınızda, bir süre sonra kahve, kendisinden daha soğuk olan hava ile yaptığı ısı alışverişi nedeniyle soğuyacaktır. yani birbiriyle etkileşim halinde olan ve sıcaklıkları farklı sistemler, ısı alışverişi yapar ve aynı sıcaklığa ulaşırlar.
büyük patlama'dan sonra eğer evren yavaşça genişlese ve evrenin her bölgesi ısı alışverişi yapacak zaman bulsaydı, günümüze dek soğudukça her tarafının aynı sıcaklığa ulaşmasını sağlayabilirdi. fakat patlamadan sonra evrenin son derece hızlı genişlediği ve hiçbir bölgenin birbiriyle ısı alışverişi yapacak zaman bulamadığı tahmin ediliyor. bu durumda her yerde aynı olan, yani homojen olan bu dağılımın bir açıklamaya ihtiyacı var. o açıklama da enflasyon kuramı ile sağlanabiliyor.
buna göre, patlamanın hemen ardından gelen kısacık bir süre içerisinde evrenin her bölgesi birbirine, o ısı alışverişini yapacak kadar yakındı ve alışveriş kısacık bir sürede tamamlandıktan sonra evren üstel olarak genişledi. tüm bölgeler birbirinden kısacık bir süre içinde ve aynı sıcaklığa sahip şekilde uzaklaştılar.
2 - düzlük problemi
bu problem, evrenin şeklini belirleyen nihai şey ile yani onun kritik yoğunluğu ile ilgili. kritik yoğunluk aslında biraz teorik bir değer. evrenin gerçek yoğunluğunu bununla kıyasladığımızda, evrenin sahip olması muhtemel şekli tahmin edebiliyoruz. bugün bildiğimiz kadarıyla evrenin yoğunluğu neredeyse kritik yoğunlukla aynı.
peki bu niye sorun olsun? bu tek başına sorun değil, ama şu şekilde bakıldığında bir sorun olduğunu görüyoruz: evrenin yoğunluğu tam olarak şu anda içerisinde var olan şeylerle beraber var olmaya devam edebilmesi için ne gerekiyorsa tam da o kadar. yani ilginç bir hassas ayar yapılmış ve evren kritik yoğunluktan az ya da çok bir değere sahip olarak farklı bölgelerde farklı özelliklere bürünmemiş. yani evrende herhangi bir farklılaşma, bir pürüz falan göremiyoruz.
ayrıca eğer gerçek yoğunlukla kritik yoğunluk bire bir aynı olsaydı, evrenin genişlemesi gittikçe yavaşlayacaktı ve evren belki de çökecekti. bu ince ayarın nasıl gerçekleştiği konusu, büyük patlama teorisi için bir muamma.
kozmik enflasyon teorisi, evrenin, büzüşük bir balonun şişirildikten sonraki pürüzsüz hali gibi, ani bir şekilde şişerek düz hale geldiğini ileri sürer.
bu 2 problem, cevaplanması gereken en büyük sorular, ama bunlardan başka 2 problemimiz daha var:
3- manyetik tek kutupluluk
bu meseleye göre evrende, ilk patlamadan hemen sonra ortaya çıkan ve evrenin yoğunluğuna önemli miktarda katkıda bulunan, büyük kütleli bir parçacık grubu görmemiz gerekirdi. oysa gözlemler, böyle bir şeyin olmadığını gösteriyor. tabi görmemiş olmamız, ille de var olmadıkları anlamına gelmez. henüz keşfedilmemiş de olabilirler, ama bu gözlenememe durumu yine de bir sorun olarak önümüzde duruyor.
şişme evresi, bu türden ağır parçacıkların, oluşum sırasında aşama aşama parçalandığına ve günümüzde bildiğimiz hafif parçacıklara dönüşene kadar bu parçalanmanın sürdüğüne ilişkin kanıtlar sunar.
4- evrendeki büyük yapılar
galaksiler ve içlerindeki cisimler gibi yapıların tam olarak nasıl oluştuğu da bir sorundur. yani geniş ölçekte bakıldığında homojen olan evren, çok küçük ölçeklerde bakıldığında homojen bir dağılıma sahip değildir. bunun mümkün olabilmesi için daha patlama anında bir homojen olmama durumunun var olması gerekir.
kozmik enflasyon bu homojen olmama durumunu, kuantum çalkalanmalar ile açıklamayı başarmıştır.
edit: bu önemli teoriyi ortaya atan kişi kozmolog ve teorik fizikçi alan guth'tur.
büyük patlama sonrasında, uzayın hızlı bir şekilde genişlemesini ele alan teori. enflasyon, enflasyon teorisi, şişme teorisi gibi birçok isimle anılır.
böyle bir teorinin çıkış noktası, büyük patlama teorisi'nin yanıtlayamadığı birkaç büyük sorudur.
1- ufuk problemi
kozmik mikrodalga arka plan ışınımını incelediğimizde, bunun geniş ölçekte çok homojen olduğunu görürüz. bu neden sorun olsun ki diyebilirsiniz. şundan: normal şartlarda, örneğin bir fincan sıcak kahveyi masa üzerinde bıraktığınızda, bir süre sonra kahve, kendisinden daha soğuk olan hava ile yaptığı ısı alışverişi nedeniyle soğuyacaktır. yani birbiriyle etkileşim halinde olan ve sıcaklıkları farklı sistemler, ısı alışverişi yapar ve aynı sıcaklığa ulaşırlar.
büyük patlama'dan sonra eğer evren yavaşça genişlese ve evrenin her bölgesi ısı alışverişi yapacak zaman bulsaydı, günümüze dek soğudukça her tarafının aynı sıcaklığa ulaşmasını sağlayabilirdi. fakat patlamadan sonra evrenin son derece hızlı genişlediği ve hiçbir bölgenin birbiriyle ısı alışverişi yapacak zaman bulamadığı tahmin ediliyor. bu durumda her yerde aynı olan, yani homojen olan bu dağılımın bir açıklamaya ihtiyacı var. o açıklama da enflasyon kuramı ile sağlanabiliyor.
buna göre, patlamanın hemen ardından gelen kısacık bir süre içerisinde evrenin her bölgesi birbirine, o ısı alışverişini yapacak kadar yakındı ve alışveriş kısacık bir sürede tamamlandıktan sonra evren üstel olarak genişledi. tüm bölgeler birbirinden kısacık bir süre içinde ve aynı sıcaklığa sahip şekilde uzaklaştılar.
2 - düzlük problemi
bu problem, evrenin şeklini belirleyen nihai şey ile yani onun kritik yoğunluğu ile ilgili. kritik yoğunluk aslında biraz teorik bir değer. evrenin gerçek yoğunluğunu bununla kıyasladığımızda, evrenin sahip olması muhtemel şekli tahmin edebiliyoruz. bugün bildiğimiz kadarıyla evrenin yoğunluğu neredeyse kritik yoğunlukla aynı.
peki bu niye sorun olsun? bu tek başına sorun değil, ama şu şekilde bakıldığında bir sorun olduğunu görüyoruz: evrenin yoğunluğu tam olarak şu anda içerisinde var olan şeylerle beraber var olmaya devam edebilmesi için ne gerekiyorsa tam da o kadar. yani ilginç bir hassas ayar yapılmış ve evren kritik yoğunluktan az ya da çok bir değere sahip olarak farklı bölgelerde farklı özelliklere bürünmemiş. yani evrende herhangi bir farklılaşma, bir pürüz falan göremiyoruz.
ayrıca eğer gerçek yoğunlukla kritik yoğunluk bire bir aynı olsaydı, evrenin genişlemesi gittikçe yavaşlayacaktı ve evren belki de çökecekti. bu ince ayarın nasıl gerçekleştiği konusu, büyük patlama teorisi için bir muamma.
kozmik enflasyon teorisi, evrenin, büzüşük bir balonun şişirildikten sonraki pürüzsüz hali gibi, ani bir şekilde şişerek düz hale geldiğini ileri sürer.
bu 2 problem, cevaplanması gereken en büyük sorular, ama bunlardan başka 2 problemimiz daha var:
3- manyetik tek kutupluluk
bu meseleye göre evrende, ilk patlamadan hemen sonra ortaya çıkan ve evrenin yoğunluğuna önemli miktarda katkıda bulunan, büyük kütleli bir parçacık grubu görmemiz gerekirdi. oysa gözlemler, böyle bir şeyin olmadığını gösteriyor. tabi görmemiş olmamız, ille de var olmadıkları anlamına gelmez. henüz keşfedilmemiş de olabilirler, ama bu gözlenememe durumu yine de bir sorun olarak önümüzde duruyor.
şişme evresi, bu türden ağır parçacıkların, oluşum sırasında aşama aşama parçalandığına ve günümüzde bildiğimiz hafif parçacıklara dönüşene kadar bu parçalanmanın sürdüğüne ilişkin kanıtlar sunar.
4- evrendeki büyük yapılar
galaksiler ve içlerindeki cisimler gibi yapıların tam olarak nasıl oluştuğu da bir sorundur. yani geniş ölçekte bakıldığında homojen olan evren, çok küçük ölçeklerde bakıldığında homojen bir dağılıma sahip değildir. bunun mümkün olabilmesi için daha patlama anında bir homojen olmama durumunun var olması gerekir.
kozmik enflasyon bu homojen olmama durumunu, kuantum çalkalanmalar ile açıklamayı başarmıştır.
edit: bu önemli teoriyi ortaya atan kişi kozmolog ve teorik fizikçi alan guth'tur.
devamını gör...
inancına saygı duyuyorum safsatası
nasıl insanlara denk geldiniz şimdiye dek gerçekten şaşırıyorum ben.
40 yaşına geldim, hayatım boyunca konuştuğum kimsenin dinini sormadım ya da neye inanıp inanmadığını, çünkü bu beni ilgilendirmiyor. ben insanlığına bakıyorum. vicdanlı mı, dürüst mü, kaypak mı, yalancı mı? ailemde de kimseyi dinine göre ya da inançsızlığına göre yaftalayan bir konuşmaya denk gelmedim.
hatta çok yakın arkadaşım vardı alevi olduklarını yıllar sonra öğrendim ve üzüldüm saklama gereği duydu mu acaba diye. çünkü saklamasına gerek yoktu, çünkü hiç önemli değildi.... belki hatta o da önemsemediği için söylemedi bilmiyorum, üzerine hiç konuşmadık çünkü.
yukarıda bir yazar arkadaşım uçlu kaleme tap istersen demiş gerçekten neye inandığınız ya da inanmadığınız bu kadar insanların umurunda mı zannediyorsunuz? ayrıca size gerçekten saygı duymadığına inanıyorsanız insanların neden onlardan saygı görmeye çalışmaktaki bu ısrarınız?
40 yaşına geldim, hayatım boyunca konuştuğum kimsenin dinini sormadım ya da neye inanıp inanmadığını, çünkü bu beni ilgilendirmiyor. ben insanlığına bakıyorum. vicdanlı mı, dürüst mü, kaypak mı, yalancı mı? ailemde de kimseyi dinine göre ya da inançsızlığına göre yaftalayan bir konuşmaya denk gelmedim.
hatta çok yakın arkadaşım vardı alevi olduklarını yıllar sonra öğrendim ve üzüldüm saklama gereği duydu mu acaba diye. çünkü saklamasına gerek yoktu, çünkü hiç önemli değildi.... belki hatta o da önemsemediği için söylemedi bilmiyorum, üzerine hiç konuşmadık çünkü.
yukarıda bir yazar arkadaşım uçlu kaleme tap istersen demiş gerçekten neye inandığınız ya da inanmadığınız bu kadar insanların umurunda mı zannediyorsunuz? ayrıca size gerçekten saygı duymadığına inanıyorsanız insanların neden onlardan saygı görmeye çalışmaktaki bu ısrarınız?
devamını gör...
srebrenitsa katliamı
insan hakları diye bağıran avrupa ve amerika'nın hiçbir müdahale etmemesi sonucunda binlerce insanın sırf müslüman diye öldürüldüğü katliamdır. bu mudur medeniyet? bu mudur insanlık? bu mudur batılık? bu mudur ilericilik?
devamını gör...
sevgi mi esaret mi sorunsalı
ilişkilerde gözlemlediğim en büyük hatalardan bir tanesi; sevgi adı altında çiftlerden birinin esarete gönüllü olarak girmesidir. böyle bir ilişkiyi hem sağlıklı bulmuyorum hem de içinde gerçek bir sevgi barındırdığına inanmıyorum. kadınlarda da olsa da bu esaret altına alma dürtüsü, erkeklerde daha yoğun şekilde belli ediyor kendini. dışarıya çıkıyorsunuz, yüz kere arıyor:”-nerdesin?, ne zaman geleceksin?, kim var?”. işim bitince geleceğim heralde. bir tamam bunun ikisi, üçü de oluyor. çok şahit oldum arkadaşlarımda da. telefon kapanıyor,”- beni çok seviyor, merak ediyor?” hayır efendim merak etmiyor, kontrol altına alıyor ve bunu yadırgamadan kabullendirtmeye çalışıyor. tasvip etmiyorum. kimse ilişki adı altında kimsenin esareti altına girmesin. sevgi esaret değildir!
devamını gör...
kadınların çok kolay aşık olması
bu başlık biraz genelleme olmuş ben pek katılmıyorum bu görüşe kadınlar kendilerine iltifat edilmesinden ilgilenilmesinden tabi ki hoşlanır aynı zamanda erkekler de bu durumlardan hoşlanır. biz kadınlar erkeklerden daha çok hissettiklerimizi dışa vurduğumuz için erkekler bunun tanımına aşk dediğimizi sanıyorlar. evet dile aktarırken ben aşık oldum deriz ama içi boş bir cümledir bu sizler de kanmayın bence erkekler... naçizane...
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
anonsuyla yüzümüzü güldüren değerli yazar gomercan'a geçmiş olsun.
t: bengaripsengüzeldünyaumutlu' nun bizi samanyolu'ndan da öteye götürdüğü radyo programı.
t: bengaripsengüzeldünyaumutlu' nun bizi samanyolu'ndan da öteye götürdüğü radyo programı.
devamını gör...
kişisel ileti
görgüsüz gibi hemen satın aldığım özelliktir.
devamını gör...
brokoli çorbası
bir esdemirei ukdesi.
brokolinin ucuzladığı bu günlerde sebze çorbası içmek isteyenler için lezzetli fakat yapımı biraz uğraştırıcı bir çorba. (blender'ınız yoksa yapmanız imkansıza yakın)
malzemeler:
yarım kilo kadar brokoli
bir adet patates
bir adet soğan
1-2 adet havuç
2 su bardağı süt
bir paket süt kreması
tereyağ
un
tuz
karabiber ve damak zevkinize göre diğer çeşitli baharatlar
yapılışı:
sebzeleri büyük bir tencereye doğrayarak koyun, üzerini geçecek kadar su ilave edin. fazla koymayın, en kötü az kalırsa üstüne ilave edersiniz. sebzeler yumuşayana pişirin.
bir tavaya 2-3 kaşık kadar tereyağ koyup kızdırın, üzerine un koyup rengi değişene kadar kavurun. sütü yavaş yavaş ilave ederek topak kalmayana kadar karıştırın (evet beşamel sos yapıyoruz) son olarak süt kremasını da ilave ederek iyice karıştırın kenarda bırakın. çok önceden hazırlamayın üstünde bir tabaka oluşuyor sonra.
sebzeleri iyice yumuşayana kadar haşladıktan sonra blender'dan geçirin. eğer suyu fazla geliyorsa bir kısmını süzebilirsiniz. blender'dan geçirdiğiniz püre kıvamına gelmiş malzemelerinizin üstüne beşamel sosu ekleyin. tuz ve damak zevkinize göre diğer baharatları da ekleyin. karıştırın. içmeye hazır, afiyet olsun.
brokolinin ucuzladığı bu günlerde sebze çorbası içmek isteyenler için lezzetli fakat yapımı biraz uğraştırıcı bir çorba. (blender'ınız yoksa yapmanız imkansıza yakın)
malzemeler:
yarım kilo kadar brokoli
bir adet patates
bir adet soğan
1-2 adet havuç
2 su bardağı süt
bir paket süt kreması
tereyağ
un
tuz
karabiber ve damak zevkinize göre diğer çeşitli baharatlar
yapılışı:
sebzeleri büyük bir tencereye doğrayarak koyun, üzerini geçecek kadar su ilave edin. fazla koymayın, en kötü az kalırsa üstüne ilave edersiniz. sebzeler yumuşayana pişirin.
bir tavaya 2-3 kaşık kadar tereyağ koyup kızdırın, üzerine un koyup rengi değişene kadar kavurun. sütü yavaş yavaş ilave ederek topak kalmayana kadar karıştırın (evet beşamel sos yapıyoruz) son olarak süt kremasını da ilave ederek iyice karıştırın kenarda bırakın. çok önceden hazırlamayın üstünde bir tabaka oluşuyor sonra.
sebzeleri iyice yumuşayana kadar haşladıktan sonra blender'dan geçirin. eğer suyu fazla geliyorsa bir kısmını süzebilirsiniz. blender'dan geçirdiğiniz püre kıvamına gelmiş malzemelerinizin üstüne beşamel sosu ekleyin. tuz ve damak zevkinize göre diğer baharatları da ekleyin. karıştırın. içmeye hazır, afiyet olsun.
devamını gör...
yip man
--- alıntı ---
1893 senesinde doğan ıp man, çin’in foshan şehrinde zengin bir ailenin çocuğu olarak büyüdü. foshan o zamanlar çeşitli el sanatlarının yapıldığı çin’in en meşhur yerlerinden biriydi. tüm bunların yanında, çin’in güneyindeki bu şehir, kung-fu’nun merkezi olarak kabul edilir.
çin imparatorluğu’nun yıkıldığı ve çin halk cumhuriyeti’nin kurulduğu zamanlarda, foshan’da çok sayıda çinli savaş sanatı ustası yetişti. çin’in güneydoğu’sundaki fujien eyaletinde, keşişlerin ve kabiliyetli siu lam stili kung-fu’cuların bulunduğu siu lam manastırı bulunmaktaydı. bu manastırın manchu hükûmeti askerleri tarafından kuşatılması ve yanması neticesinde, yüzlerce keşiş ve kung-fu ustası foshan’a kaçtılar. bu yüzden foshan, savaş sanatlarının merkezi haline gelmeye başladı.
ıp man’ın ailesi foshan’da nüfuzlu bir aileydi. fuk yin denen bölgede, kendilerine miras kalan büyük bir çiftlikleri vardı. burada yirmiden çok eski tip ev bulunmaktaydı. buranın tam merkezinde, ıp ailesinin atalarından kalma bir tapınak vardı. bu tapınakta uzun zamandır, wing tsun ustası grandmaster chan wah shun ikamet ediyordu. burada kabul ettiği öğrencilerine wing tsun stilini öğretmekteydi.
ıp man, usta chan’ın en genç ve en son kabul ettiği öğrencisi olmuştu. usta chan’dan öğrendiği teknikleri ng chun so ve lui yu chai gibi kung-fu sınıf arkadaşlarıyla çalışarak pratik yapıyordu. usta chan, ıp man’ın eğitimi ile tam ilgileniyor ve o da elinden gelebildiği kadar çalışıyordu.
usta chan öldüğünde ıp man 13 yaşındaydı. chan ölmeden önce son dakikalarında öğrencilerine, “ıp man zeki bir çocuk ve diğerlerinden daha kabiliyetli. eğer bizim wing tsun stilimizi yayacak ve tanıtacak biri varsa o da ıp man’dır. daha fazla kalamayacağım için üzgünüm. bundan sonra onun eğitimi ile ilgilenmek sizin vazifenizdir. lütfen ona iyi bakın.”, dedi. bunun üzerine ng chung so, bu sorumluluğu kendi üzerine alacağına dair söz verdi. bu yüzden ıp man, ng chun so’nun gözetimi altında çalışmalarına devam etti. ıp man’ın yanında yuen kay shan ve yiu choi adındaki sınıf arkadaşları da vardı.
bilindiği gibi, ıp man’ın öğrencileri arasında, bruce lee en tanınanlarından biriydi. bruce lee, ıp man ile hong kong’ta tanıştı. bruce lee’nin babası lee hoi chuen, ıp man ile iyi arkadaşlar ve hemşehrilerdi. bu yakınlıktan ve bruce lee’nin savaş sanatlarına meyili ve gayretinden dolayı ıp man, bruce lee’ye rehberlik etmeye başladı. wing tsun eğitiminin üçüncü senesinde bruce lee, hong kong’tan ayrılıp amerika’ya eğitim için gittiğinden dolayı wing tsun derslerini bırakmak zorunda kaldı. bruce lee’nin ıp man’dan bu ayrılışı usta ile öğrenci arasında olan daimi bir ayrılık belirtisi değildi. ama aslında düşüncelerinde uyuşmazlıklar vardı. bu durum şundan kaynaklanıyordu: ıp man, bruce lee amerika’ya gitmeden önce, ona kung fu’nun çin’in en gelişmiş sanatlarından biri olduğunu hatırlattı. çinliler olarak, kendilerini savunmak ve sağlıklarını korumak için kung-fu tekniklerine ihtiyaçları olduğunu ve bu tekniklerin yabancılara serbestçe öğretilmemesi gerektiğini söyledi. (bu düşünce, çin’in eski kung-fu ustalarının geleneksel düşüncesiydi.). bruce lee bunu hatırında tutacağına söz vererek amerika’ya gitti. fakat gittikten kısa bir süre sonra, amerika’da bir okul kurarak öğrenci kabul etmeye ve onlara wing tsun tekniklerini öğretmeye başladı. usta ıp man, buna hem şaşırmış hem de hayal kırıklığına uğramıştı.
1965 yazında, bruce lee karısı ve çocuğuyla amerika’dan hong kong’a döndü. ustasını ziyaret ederek, ondan tahta adam (wooden dummy) tekniklerinin son kısmını öğretmesini istedi. ayrıca ıp man’dan, siu nim tau (little ıdea) formunun tamamını ve uygulamasını yapmasını ve bunu yaparken filme almasına izin vermesini istedi. çünkü amerika’daki öğreteceği dersler için bunlara ihtiyacı vardı. bruce lee, ustasının bu iyiliğine karşılık ona yeni bir daire almayı teklif etti.
fakat bruce lee çok ciddi bir hata yapmıştı. çünkü para konusunu çok vurgulaması, öğretmeninin izzeti nefsine dokunmuş ve onun kalbini kırmıştı. bu yüzden usta ıp man onun isteğini reddetti ve, “sana bunu söz veremem. çünkü öncelikle, sen benim kabul ettiğim tek öğrencim değilsin. ikincisi ise, öğrencilerimden hiçbirine böyle bir şey için söz vermedim. eğer bunu kabul edersem, diğer öğrencilerime ne diyeceğim?”, dedi. reddedilmesi üzerine bruce lee, ıp man’ın oğlu ıp chun’a gelerek bu konuda yardım istedi. fakat o da şöyle cevap verdi,
“aslında hong kong’a geldiğimizden beri, on yıldır yokluk içinde yaşadık. kendi evimiz yok. yeni bir daire bizim bu sıkıntımızı büyük ölçüde giderirdi. fakat bir insan için, hayatta maddi rahatlıktan daha değerli şeyler vardır. ayrıca babam güçlü bir iradeye ve sabit fikirlere sabittir. bu ikimizin de bildiği bir şey. eğer seni reddettiyse, fikrini değiştirmesi için onu ikna edemem
ıp man 2 aralık 1972’de hong kong’ta, bruce lee’nin ölümünden yedi ay önce, gırtlak kanseri sebebiyle hayatını kaybetti. ölümünden sonra öğrencileri ve onların yetiştirdiği öğrenciler silsilesiyle wing tsun dünyanın her yerine yayıldı. ıp man’ın ve wing tsun’un ünlü olmasının sebebi, bu tekniğin uygulanabilir olmasıydı. ayrıca bu sebeplerden diğeri ise ise ıp man’ı konu alan filmlerin çekilmesiydi. büyük oğlu ıp chun ve onun kardeşi ıp ching, ıp man’dan sonra babasının wing tsun kung-fu tekniğini canlı tutmak için uğraşmışlardır. ıp chun, 2014 senesinde wing tsun kung-fu’nun temsilcisi olarak kabul edilmiştir. şimdi türkiye’de dahil olmak üzere dünyanın birçok yerinde wing tsun kung-fu öğretilmektedir. sifu mustafa şahin, 35 yıllık birikimiyle twteo (türkiye wing tsun & escrima okulları) organizasyonunu kurarak, türkiye’ye ilk kez wing tsun kung-fu çalışmalarını getirmiştir. sifu mustafa şahin’in öğrencisi ve twteo baş antrenörü, sifu hasan fırat’tır. sifu mustafa şahin, grandmaster keith r. kernspecht ve grandmaster leung ting’in öğrencisidir. gm leung ting, ıp man’ın ve oğlu ıp chun’un öğrencisidir. ayrıca başarılı ve tanınmış ustalar olan sifu salih avcı ve sifu emin boztepe, gm kernspecht’in öğrencileridir. şimdi türkiye’de birçok değerli wing tsun organizasyonu bulunmakta ve buralardan başarılı öğrenciler yetişmektedir.
--- alıntı --- kaynak
1893 senesinde doğan ıp man, çin’in foshan şehrinde zengin bir ailenin çocuğu olarak büyüdü. foshan o zamanlar çeşitli el sanatlarının yapıldığı çin’in en meşhur yerlerinden biriydi. tüm bunların yanında, çin’in güneyindeki bu şehir, kung-fu’nun merkezi olarak kabul edilir.
çin imparatorluğu’nun yıkıldığı ve çin halk cumhuriyeti’nin kurulduğu zamanlarda, foshan’da çok sayıda çinli savaş sanatı ustası yetişti. çin’in güneydoğu’sundaki fujien eyaletinde, keşişlerin ve kabiliyetli siu lam stili kung-fu’cuların bulunduğu siu lam manastırı bulunmaktaydı. bu manastırın manchu hükûmeti askerleri tarafından kuşatılması ve yanması neticesinde, yüzlerce keşiş ve kung-fu ustası foshan’a kaçtılar. bu yüzden foshan, savaş sanatlarının merkezi haline gelmeye başladı.
ıp man’ın ailesi foshan’da nüfuzlu bir aileydi. fuk yin denen bölgede, kendilerine miras kalan büyük bir çiftlikleri vardı. burada yirmiden çok eski tip ev bulunmaktaydı. buranın tam merkezinde, ıp ailesinin atalarından kalma bir tapınak vardı. bu tapınakta uzun zamandır, wing tsun ustası grandmaster chan wah shun ikamet ediyordu. burada kabul ettiği öğrencilerine wing tsun stilini öğretmekteydi.
ıp man, usta chan’ın en genç ve en son kabul ettiği öğrencisi olmuştu. usta chan’dan öğrendiği teknikleri ng chun so ve lui yu chai gibi kung-fu sınıf arkadaşlarıyla çalışarak pratik yapıyordu. usta chan, ıp man’ın eğitimi ile tam ilgileniyor ve o da elinden gelebildiği kadar çalışıyordu.
usta chan öldüğünde ıp man 13 yaşındaydı. chan ölmeden önce son dakikalarında öğrencilerine, “ıp man zeki bir çocuk ve diğerlerinden daha kabiliyetli. eğer bizim wing tsun stilimizi yayacak ve tanıtacak biri varsa o da ıp man’dır. daha fazla kalamayacağım için üzgünüm. bundan sonra onun eğitimi ile ilgilenmek sizin vazifenizdir. lütfen ona iyi bakın.”, dedi. bunun üzerine ng chung so, bu sorumluluğu kendi üzerine alacağına dair söz verdi. bu yüzden ıp man, ng chun so’nun gözetimi altında çalışmalarına devam etti. ıp man’ın yanında yuen kay shan ve yiu choi adındaki sınıf arkadaşları da vardı.
bilindiği gibi, ıp man’ın öğrencileri arasında, bruce lee en tanınanlarından biriydi. bruce lee, ıp man ile hong kong’ta tanıştı. bruce lee’nin babası lee hoi chuen, ıp man ile iyi arkadaşlar ve hemşehrilerdi. bu yakınlıktan ve bruce lee’nin savaş sanatlarına meyili ve gayretinden dolayı ıp man, bruce lee’ye rehberlik etmeye başladı. wing tsun eğitiminin üçüncü senesinde bruce lee, hong kong’tan ayrılıp amerika’ya eğitim için gittiğinden dolayı wing tsun derslerini bırakmak zorunda kaldı. bruce lee’nin ıp man’dan bu ayrılışı usta ile öğrenci arasında olan daimi bir ayrılık belirtisi değildi. ama aslında düşüncelerinde uyuşmazlıklar vardı. bu durum şundan kaynaklanıyordu: ıp man, bruce lee amerika’ya gitmeden önce, ona kung fu’nun çin’in en gelişmiş sanatlarından biri olduğunu hatırlattı. çinliler olarak, kendilerini savunmak ve sağlıklarını korumak için kung-fu tekniklerine ihtiyaçları olduğunu ve bu tekniklerin yabancılara serbestçe öğretilmemesi gerektiğini söyledi. (bu düşünce, çin’in eski kung-fu ustalarının geleneksel düşüncesiydi.). bruce lee bunu hatırında tutacağına söz vererek amerika’ya gitti. fakat gittikten kısa bir süre sonra, amerika’da bir okul kurarak öğrenci kabul etmeye ve onlara wing tsun tekniklerini öğretmeye başladı. usta ıp man, buna hem şaşırmış hem de hayal kırıklığına uğramıştı.
1965 yazında, bruce lee karısı ve çocuğuyla amerika’dan hong kong’a döndü. ustasını ziyaret ederek, ondan tahta adam (wooden dummy) tekniklerinin son kısmını öğretmesini istedi. ayrıca ıp man’dan, siu nim tau (little ıdea) formunun tamamını ve uygulamasını yapmasını ve bunu yaparken filme almasına izin vermesini istedi. çünkü amerika’daki öğreteceği dersler için bunlara ihtiyacı vardı. bruce lee, ustasının bu iyiliğine karşılık ona yeni bir daire almayı teklif etti.
fakat bruce lee çok ciddi bir hata yapmıştı. çünkü para konusunu çok vurgulaması, öğretmeninin izzeti nefsine dokunmuş ve onun kalbini kırmıştı. bu yüzden usta ıp man onun isteğini reddetti ve, “sana bunu söz veremem. çünkü öncelikle, sen benim kabul ettiğim tek öğrencim değilsin. ikincisi ise, öğrencilerimden hiçbirine böyle bir şey için söz vermedim. eğer bunu kabul edersem, diğer öğrencilerime ne diyeceğim?”, dedi. reddedilmesi üzerine bruce lee, ıp man’ın oğlu ıp chun’a gelerek bu konuda yardım istedi. fakat o da şöyle cevap verdi,
“aslında hong kong’a geldiğimizden beri, on yıldır yokluk içinde yaşadık. kendi evimiz yok. yeni bir daire bizim bu sıkıntımızı büyük ölçüde giderirdi. fakat bir insan için, hayatta maddi rahatlıktan daha değerli şeyler vardır. ayrıca babam güçlü bir iradeye ve sabit fikirlere sabittir. bu ikimizin de bildiği bir şey. eğer seni reddettiyse, fikrini değiştirmesi için onu ikna edemem
ıp man 2 aralık 1972’de hong kong’ta, bruce lee’nin ölümünden yedi ay önce, gırtlak kanseri sebebiyle hayatını kaybetti. ölümünden sonra öğrencileri ve onların yetiştirdiği öğrenciler silsilesiyle wing tsun dünyanın her yerine yayıldı. ıp man’ın ve wing tsun’un ünlü olmasının sebebi, bu tekniğin uygulanabilir olmasıydı. ayrıca bu sebeplerden diğeri ise ise ıp man’ı konu alan filmlerin çekilmesiydi. büyük oğlu ıp chun ve onun kardeşi ıp ching, ıp man’dan sonra babasının wing tsun kung-fu tekniğini canlı tutmak için uğraşmışlardır. ıp chun, 2014 senesinde wing tsun kung-fu’nun temsilcisi olarak kabul edilmiştir. şimdi türkiye’de dahil olmak üzere dünyanın birçok yerinde wing tsun kung-fu öğretilmektedir. sifu mustafa şahin, 35 yıllık birikimiyle twteo (türkiye wing tsun & escrima okulları) organizasyonunu kurarak, türkiye’ye ilk kez wing tsun kung-fu çalışmalarını getirmiştir. sifu mustafa şahin’in öğrencisi ve twteo baş antrenörü, sifu hasan fırat’tır. sifu mustafa şahin, grandmaster keith r. kernspecht ve grandmaster leung ting’in öğrencisidir. gm leung ting, ıp man’ın ve oğlu ıp chun’un öğrencisidir. ayrıca başarılı ve tanınmış ustalar olan sifu salih avcı ve sifu emin boztepe, gm kernspecht’in öğrencileridir. şimdi türkiye’de birçok değerli wing tsun organizasyonu bulunmakta ve buralardan başarılı öğrenciler yetişmektedir.
--- alıntı --- kaynak
devamını gör...
gülümsemenin kahkahaya üstünlüğü
aslında bir çok dilde gülümseme kahkahanın bir küçüğüdür. latince ridere (kahkaha), subridere (gülümseme) sözcüğünden ayrılır. smile ise küçük gülüş anlamındadır. gülümsemede kahkahanın patlama özelliği yoktur. gülümseme konuşur ama kısık sesle. sessizdir,durgundur. beyanı suskundur ama çok etkilidir.
devamını gör...
