kişinin büyüdüğünü fark ettiği anlar
bademciklerin büyüyünce badem olmadığını ögrendiğim,
tom'un masum jerry'nin ise gıcık olduğunu farketmeye başladığım an.
tom'un masum jerry'nin ise gıcık olduğunu farketmeye başladığım an.
devamını gör...
tecessüm etmek
tdk'ye göre cisimlenmek, boyut kazanmak, görünmeye başlamak, belirmek, canlanmak gibi anlamlara gelen bir fiil. arapça kökenli cism sözcüğünden gelmektedir. birebir çevirisi cisimleşmektir. ahmed vefik paşa'nın 1876 yılında kaleme aldığı lehçe-i osmani'sinde de tam olarak cisimleşmek olarak geçer: ''cism kebetme, nazarda mücessem görünme''.
örnek cümle içerisinde kullanalım. tamamen ben uyduruyorum bu cümleyi:
''antik mısırlıların inanışına göre tanrı, firavun olarak tecessüm etmektedir.''
örnek cümle içerisinde kullanalım. tamamen ben uyduruyorum bu cümleyi:
''antik mısırlıların inanışına göre tanrı, firavun olarak tecessüm etmektedir.''
devamını gör...
gözlük kullananların korkulu rüyası
yağmurlu havalarda ve özellikle pandemi sürecinde maske kullanımı ile puslanan gözlüğün bir araba nın sahip olduğu silecek ve cam suyu mekanizmasına sahip olmaması durumu.
devamını gör...
zor kişilik testi
zor kisilik testi falan degildir. "ne denli narsist, kişiliksiz bir insansiniz" bazinda cumleleri bulunduran bir testtir. testte oylamaya acik cumlelerden aklimda kalanlar;
-insanlari kucuk dusurdukten sonra, ustunlugumu kanitlamayi severim.
-yuksek takdir ve basariyi hak eden biriyim.
-baskalarini rencide etmek umrumda olmaz.
-sinirlerime dokunan kisileri kucuk dusurmeyi dusunurum bla bla bla...
bunlar ne tur ruh hastaliginin neticesinde olusturulmus cumleler bilmiyorum ama zor kisilik cikanlarin bir psikiyatrise gorunmesi tavsiye edilebilir sanki.
-insanlari kucuk dusurdukten sonra, ustunlugumu kanitlamayi severim.
-yuksek takdir ve basariyi hak eden biriyim.
-baskalarini rencide etmek umrumda olmaz.
-sinirlerime dokunan kisileri kucuk dusurmeyi dusunurum bla bla bla...
bunlar ne tur ruh hastaliginin neticesinde olusturulmus cumleler bilmiyorum ama zor kisilik cikanlarin bir psikiyatrise gorunmesi tavsiye edilebilir sanki.
devamını gör...
uşak
memleketim.
battaniyesi, tarhanası, eşme kilimi, sivaslı çileği ile meşhurdur.
ulubey kanyonu dünyanın 2. büyük kanyonudur.
tanım: ege bölgesi şehri
battaniyesi, tarhanası, eşme kilimi, sivaslı çileği ile meşhurdur.
ulubey kanyonu dünyanın 2. büyük kanyonudur.
tanım: ege bölgesi şehri
devamını gör...
camouflage
oliver kreyssig, marcus meyn, martin kähling ve heiko maile tarafından 1983'te kurulan alman new wave grubu.
depeche mode sevenler, camouflage'ın solisti marcus meyn'in sesiyle dave gahan'ın ses benzerliğini bilir. ikisinin de sesi son derece güzel ve aşık olunasıdır.
depeche mode sevenler, camouflage'ın solisti marcus meyn'in sesiyle dave gahan'ın ses benzerliğini bilir. ikisinin de sesi son derece güzel ve aşık olunasıdır.
devamını gör...
otobüste yaşanan ilginç olaylar
benimkisi tramvayda yaşandı ama otobüsten ne farkı var?*
2005-2006 sezonunda konya’da okurken tramvaya bindiğim bir seferinde, genç bir hanım ablamız ikili koltukta yalnız oturan bana; lütfen kalkar mısınız? *arkadaşımla ikimiz oturmak istiyoruz dedi. yaşlı veya hamile değildi ikiside. üstelik -ruh sağlığını bilemiyorum ama- hasta da değillerdi.
kibarca yapılan bir dallamalık vardı ve bende aynı estetik kaygıyla cevap verdim; “lütfen ikiniz ayakta durun o zaman” dedim ve kulaklığımı takarak müzik dinlemeye koyuldum.
şimdi anlattığım durumu yaşasanız çok önemli bir durum olmadığını düşünürdünüz. benim gibi. beterin beteri var.
2005-2006 sezonunda konya’da okurken tramvaya bindiğim bir seferinde, genç bir hanım ablamız ikili koltukta yalnız oturan bana; lütfen kalkar mısınız? *arkadaşımla ikimiz oturmak istiyoruz dedi. yaşlı veya hamile değildi ikiside. üstelik -ruh sağlığını bilemiyorum ama- hasta da değillerdi.
kibarca yapılan bir dallamalık vardı ve bende aynı estetik kaygıyla cevap verdim; “lütfen ikiniz ayakta durun o zaman” dedim ve kulaklığımı takarak müzik dinlemeye koyuldum.
şimdi anlattığım durumu yaşasanız çok önemli bir durum olmadığını düşünürdünüz. benim gibi. beterin beteri var.
devamını gör...
sedat peker'in normal sözlük yazarı olduğu iddiası
dubai'de 24 saatini de evde geçiren, dışarı ile bağlantısı olmayan sedat peker için ciddi ciddi konuşulan iddia.
daha önce cem adrian'ın kafa sözlük'te yazar olduğunu gördük.
sadi celil cengiz'in yazdığını biliyoruz.
melikşah' da sürekli olmasa da ara ara giriyor.
kadın ünülerden ise merve boloğur, bir dönem yazmıştı.
bunlar sadece benim bildiklerim, bilmediğim de vardır illaki.
ama aralarında en şaşırdığım sedat peker oldu.
adam sıkılıyor demekki evinde, yapacak iş de yok.
yazarlık yapıyor kafada.
yoldaaaaş orada mısın??? + tamammmmmm,
lucifer tayfa orada mısın??? +tamammmmmmm,
siz de orada mısınız çaylaklar, sizi unuttum sanmayın? +tamammmmm
daha önce cem adrian'ın kafa sözlük'te yazar olduğunu gördük.
sadi celil cengiz'in yazdığını biliyoruz.
melikşah' da sürekli olmasa da ara ara giriyor.
kadın ünülerden ise merve boloğur, bir dönem yazmıştı.
bunlar sadece benim bildiklerim, bilmediğim de vardır illaki.
ama aralarında en şaşırdığım sedat peker oldu.
adam sıkılıyor demekki evinde, yapacak iş de yok.
yazarlık yapıyor kafada.
yoldaaaaş orada mısın??? + tamammmmmm,
lucifer tayfa orada mısın??? +tamammmmmmm,
siz de orada mısınız çaylaklar, sizi unuttum sanmayın? +tamammmmm
devamını gör...
sürekli ayrılıp barışan çiftin arkadaşı olma mağduriyeti
böyle bir çiftin arkadaşı olmak; ilişkilerinin aşkını onlar, ızdırabını ise sizin çekeceğinize işaret eder.
araları iyiyken selam bile vermeyen çiftimiz bozuşur bozuşmaz aşklarının ızdırabını sizin üstünüze kusarlar. her taraf yapış yapış salya sümük gözyaşı olur.
"madem ki anlaşamıyorsunuz hatta ayrılmışsınız önünüze bakın." dersiniz.
bir de bakarsınız ki bu kanser çift yine nüksetmiş ve barışmışlar. öğkkkk!!!
onlara grup vitamin seviyoraa şarkısını hediye ederken allah tepenizden baksın diyorum.
usandım
yetti be!!!
araları iyiyken selam bile vermeyen çiftimiz bozuşur bozuşmaz aşklarının ızdırabını sizin üstünüze kusarlar. her taraf yapış yapış salya sümük gözyaşı olur.
"madem ki anlaşamıyorsunuz hatta ayrılmışsınız önünüze bakın." dersiniz.
bir de bakarsınız ki bu kanser çift yine nüksetmiş ve barışmışlar. öğkkkk!!!
onlara grup vitamin seviyoraa şarkısını hediye ederken allah tepenizden baksın diyorum.
usandım
yetti be!!!
devamını gör...
nihale
farsça nihālī "döşeme, altlık" sözcüğünden türkçeye geçmiş, tencere, tava, çaydanlık gibi sıcak mutfak aletlerinin altına koyulan genelde tahta ve metalden üretilmiş eşyadır.
devamını gör...
üşengeç biri olmadığını kanıtlamak
uyanınca yataktan kalkıyorum. daha ne yapayım ben bu hayatta?
devamını gör...
rakı ile dinlenebilecek şarkılar
devamını gör...
türk kahvesinin yanına en çok yakışan şey
sohbet
devamını gör...
evrime inanmayan insan
inanmak demek belirsiz olan bir şeye güvenmek demek. evrim bilimsel bir gerçek.
ancak ya inkar edilir ya da doğruluğu kabul edilir. inkar edenin de evrimin olmadığına dair kanıtlar sunması gerekir.
bu konu hakkında evrim ağacından güzel bir yazı:evrimin kanıtı var mı ?
ancak ya inkar edilir ya da doğruluğu kabul edilir. inkar edenin de evrimin olmadığına dair kanıtlar sunması gerekir.
bu konu hakkında evrim ağacından güzel bir yazı:evrimin kanıtı var mı ?
devamını gör...
normal sözlük kulüp başkanlığı müracaatları
birisi de spor kulübü kursun lütfeen. hoplayıp zıplayalım ceza olan şınavları çekmeyelim. diyet kulübüyle paralel işler de yapılabilir. en kaslı en fit sözlük biz oluruz.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük.
ankara mahzun ve mat bu gün.
gözleri ıslanmış gibi.
ısıtmak istemiyor bu gün.
kendi başına olmak istiyor.
ona, bana ve sözlüğe yeni türkü'den sezenler olmuş şarkısı gelsin.
türkü olmuşsun
umudummuşsun
ellerimde gözbebeğimde
ankara mahzun ve mat bu gün.
gözleri ıslanmış gibi.
ısıtmak istemiyor bu gün.
kendi başına olmak istiyor.
ona, bana ve sözlüğe yeni türkü'den sezenler olmuş şarkısı gelsin.
türkü olmuşsun
umudummuşsun
ellerimde gözbebeğimde
devamını gör...
türkiye'de tartışma kültürü
bugün "hey sen bokboğaz, sen kimseye bunu dikte edemezsin tmm?" şeklinde özetlenecek bir tür cevap entrysi okudum. bu, bizim ülkemizde çoğu meselede tartışma kültürünün ve üslubun oturmadığının en güzel örneğidir. aslında bu entry de o başlığa yazılmıştı ama özünde meselemiz tartışma kültürüdür. iyice saçmalamış ve acilen kurtarılması gereken kültürdür.
şimdi koca koca adamlar sözlüğe geliyor, bir konuda çok kızıyor ve "şu namussuzlara verip veriştirmenin zamanı geldi artık" diyor. kime ve ne hakkında olursa olsun , bu olay genellikle cennet mahallesindeli ferhat ile şirin arasındaki kavganın, az buçuk eğitim almış insanlardaki yansıması olarak gerçekleşiyor. bunun diğer eğitimli, az çok oturaklı insanlarda yarattığı hisse de ben boktanlık diyorum çünkü bu hissin tam olarak bir kelime karşılığını bulamadım.
bizim gibi, öyle ya da böyle bu lanet olası sözlüklere tanım girecek kadar görmüş geçirmiş ve okumuş insanların tartışma kültürüne en dipten başlaması hoş bir şey değil. "ey marilyn monroe, sen nesin ya ? kasımpaşalılığı senden öğrenecek değiliz biz ya, çok afedersiniz, eğer bilgi içerikli tanım girmeyeceksek de bundan şahsım adına ben gurur duyarım, anladın mı marilyn" bunun bir yolu yordamı vardır.
bir konuda birinin argümanını eleştireceğimiz zaman, ki bu aynı başlık altındaki direkt bir entryi de hedef alabilir, şahsın kendisini doğrudan muhatap almayız. bu şahsın söylediği şeylerin neresiyle sorunumuz varsa, orayı eleştiririz ve bu eleştiri, eğer hedefiniz gerçekten bir tartışmaya bakış açısı kazandırmak veya karşınızdakinin düşüncelerinin zararlarını ortadan kaldırmak gibi faydalı işlerse, mutlaka genel örnekler içermelidir. söz gelimi bize bilgi içerikli entry girmemizi dikte etmeye çalışan bir gavur oğlu gavura vereceğimiz tepki, bilgi içerikli entry-sözlük-literatür taramasının önemi ve bu konuda sözlüğün yeri-genel anlamda sözlüğün kullanım amaçları vs. ekseninde olmalıdır. bu eksende "ya işte falanca bir konuda entry okudum, t.aşak abidesi, öyle hoşuma gitti ki sevdiklerimizi kaybetmenin ne demek olduğunu anladım." gibi bir örnekle de argümanlarınızı güçlendirirsiniz.
benim meselem tartışma kültürü. bu varya bu, o kadar önemli bir şey ki; bizi, birbirimizi anlamamızı, ilişkilerimizi, entelektüel seviyemizi bir üst seviyeye çıkarmamızı vs. sağlayacak; sosyal yaşamın her türlü kılcal damarına sirayet edecek bir olgudur. tartışma kültüründen yoksun bir kültürde insanların birbirini anlaması imkansızdır; bugün sosyal medyadan arkadaş ortamlarına kadar tartışma kültürü ad hominem, whataboutism gibi araçlara kurban edildi. sadece bunlar değil; herkes kendi gerçekliğini ortada bir gerçek bırakmayana kadar ısrarla savunurken, aslında ne konuştuğumuzdan bile haberimiz yokken bir de şahsileştiriyoruz. savunduğumuz şeyin akla mantığa kalır yanı yokken, aksini savunanın şahsına hakaret edecek kadar kendimize güveniyoruz. işte bunların çatışması tüm platformları esir aldı ve interneti bir işkence malzemesi yaptı. insanlar stres atmak için yapılan platformlarda sinir küpü olmakla meşguller.
işte bu lanetten kurtulmak için elimizden geleni yapmalıyız. artık seviyesizliğin bir sınırı olmalı ve bu sınır cennet mahallesinden yukarıda bir yerlerde olmalıdır. tartışmalara bilgimizi ya da hiçbir tecrübemizi ortaya koymadan bir argüman atıp fanatik gibi savunmamalıyız; böyle durumlarda insan kendini seviyesizleştiremeden duramaz çünkü ortada temeli olmayan bir argümanı savunan biri olmuşsunuzdur. bilmiyorum demenin basit bir şey olduğunu, bilmediğimiz konularda kesin yargılara varabilecek yorumlar yapmanın temelli çöpe atılması gereken pis bir iş olduğunu bilmek ve en önemlisi, bir konuda ne kadar donanımlı olursak olalım; karşımızdakine söz hakkı verecek şekilde tartışmayı yönlendirmek gerekir.
tüm yazdıklarımın özeti: sosyal yaşamın, yani senin benim ile benim de falanca ile olası ilişkilerimi zehirleyen bu hastalığa karşı mücadele etmemiz gerektiğidir. benim yollarım, yöntemlerim bu şekildeyken, başkaları da başka yollarla bu işi halledebilir.
şimdi koca koca adamlar sözlüğe geliyor, bir konuda çok kızıyor ve "şu namussuzlara verip veriştirmenin zamanı geldi artık" diyor. kime ve ne hakkında olursa olsun , bu olay genellikle cennet mahallesindeli ferhat ile şirin arasındaki kavganın, az buçuk eğitim almış insanlardaki yansıması olarak gerçekleşiyor. bunun diğer eğitimli, az çok oturaklı insanlarda yarattığı hisse de ben boktanlık diyorum çünkü bu hissin tam olarak bir kelime karşılığını bulamadım.
bizim gibi, öyle ya da böyle bu lanet olası sözlüklere tanım girecek kadar görmüş geçirmiş ve okumuş insanların tartışma kültürüne en dipten başlaması hoş bir şey değil. "ey marilyn monroe, sen nesin ya ? kasımpaşalılığı senden öğrenecek değiliz biz ya, çok afedersiniz, eğer bilgi içerikli tanım girmeyeceksek de bundan şahsım adına ben gurur duyarım, anladın mı marilyn" bunun bir yolu yordamı vardır.
bir konuda birinin argümanını eleştireceğimiz zaman, ki bu aynı başlık altındaki direkt bir entryi de hedef alabilir, şahsın kendisini doğrudan muhatap almayız. bu şahsın söylediği şeylerin neresiyle sorunumuz varsa, orayı eleştiririz ve bu eleştiri, eğer hedefiniz gerçekten bir tartışmaya bakış açısı kazandırmak veya karşınızdakinin düşüncelerinin zararlarını ortadan kaldırmak gibi faydalı işlerse, mutlaka genel örnekler içermelidir. söz gelimi bize bilgi içerikli entry girmemizi dikte etmeye çalışan bir gavur oğlu gavura vereceğimiz tepki, bilgi içerikli entry-sözlük-literatür taramasının önemi ve bu konuda sözlüğün yeri-genel anlamda sözlüğün kullanım amaçları vs. ekseninde olmalıdır. bu eksende "ya işte falanca bir konuda entry okudum, t.aşak abidesi, öyle hoşuma gitti ki sevdiklerimizi kaybetmenin ne demek olduğunu anladım." gibi bir örnekle de argümanlarınızı güçlendirirsiniz.
benim meselem tartışma kültürü. bu varya bu, o kadar önemli bir şey ki; bizi, birbirimizi anlamamızı, ilişkilerimizi, entelektüel seviyemizi bir üst seviyeye çıkarmamızı vs. sağlayacak; sosyal yaşamın her türlü kılcal damarına sirayet edecek bir olgudur. tartışma kültüründen yoksun bir kültürde insanların birbirini anlaması imkansızdır; bugün sosyal medyadan arkadaş ortamlarına kadar tartışma kültürü ad hominem, whataboutism gibi araçlara kurban edildi. sadece bunlar değil; herkes kendi gerçekliğini ortada bir gerçek bırakmayana kadar ısrarla savunurken, aslında ne konuştuğumuzdan bile haberimiz yokken bir de şahsileştiriyoruz. savunduğumuz şeyin akla mantığa kalır yanı yokken, aksini savunanın şahsına hakaret edecek kadar kendimize güveniyoruz. işte bunların çatışması tüm platformları esir aldı ve interneti bir işkence malzemesi yaptı. insanlar stres atmak için yapılan platformlarda sinir küpü olmakla meşguller.
işte bu lanetten kurtulmak için elimizden geleni yapmalıyız. artık seviyesizliğin bir sınırı olmalı ve bu sınır cennet mahallesinden yukarıda bir yerlerde olmalıdır. tartışmalara bilgimizi ya da hiçbir tecrübemizi ortaya koymadan bir argüman atıp fanatik gibi savunmamalıyız; böyle durumlarda insan kendini seviyesizleştiremeden duramaz çünkü ortada temeli olmayan bir argümanı savunan biri olmuşsunuzdur. bilmiyorum demenin basit bir şey olduğunu, bilmediğimiz konularda kesin yargılara varabilecek yorumlar yapmanın temelli çöpe atılması gereken pis bir iş olduğunu bilmek ve en önemlisi, bir konuda ne kadar donanımlı olursak olalım; karşımızdakine söz hakkı verecek şekilde tartışmayı yönlendirmek gerekir.
tüm yazdıklarımın özeti: sosyal yaşamın, yani senin benim ile benim de falanca ile olası ilişkilerimi zehirleyen bu hastalığa karşı mücadele etmemiz gerektiğidir. benim yollarım, yöntemlerim bu şekildeyken, başkaları da başka yollarla bu işi halledebilir.
devamını gör...
antalya
burnumda tüten güzel şehir.
devamını gör...
