normalleşmiş garip olaylar
2 sene boyunca insanları eve tıkmak. üstüne tanımam . filmi olsa hadi lan dersin .
devamını gör...
mecliste oscar wilde tartışmaları
gün geçmiyor ki halkın vekilleri derdimize derman olmasın aziz vatandaşlar!
biz bu cenab-ı allah'ın lütuflarının değerini bilmezsek sonumuz lut kavmi gibi olur, aman ha!
şaka bir yana böyle tam üzülecek gibi oluyorum halimize yok yine bir gülme tutuyor hahahahah...




kaynak
biz bu cenab-ı allah'ın lütuflarının değerini bilmezsek sonumuz lut kavmi gibi olur, aman ha!
şaka bir yana böyle tam üzülecek gibi oluyorum halimize yok yine bir gülme tutuyor hahahahah...
kaynak
devamını gör...
mahlaslardan meslek tahmin etmek
beni de edin beni de edin.
devamını gör...
para karşılığı tez yazdırırken dolandırılmak
oh olsun diyeceğim başlık.
yahu insanlar ne kadar vicdansız, onursuz, gurursuz. sana bir unvan veriliyor ve bu unvanı kesinlikle hak etmediğin şekilde alıyorsun. diğer yandan kendi hakkıyla bir araştırma süreci, kaynak taramasıdır, toplamasıdır, yazıya geçirilmesidir falan uğraşan kişiler enayi mi be kardeşim.
ortalık sahte profesör, çakma doktorlarla doldu işte. çoğu da beş para etmez.
yahu insanlar ne kadar vicdansız, onursuz, gurursuz. sana bir unvan veriliyor ve bu unvanı kesinlikle hak etmediğin şekilde alıyorsun. diğer yandan kendi hakkıyla bir araştırma süreci, kaynak taramasıdır, toplamasıdır, yazıya geçirilmesidir falan uğraşan kişiler enayi mi be kardeşim.
ortalık sahte profesör, çakma doktorlarla doldu işte. çoğu da beş para etmez.
devamını gör...
firuze
türk pop müzik tarihinin en iyi şarkılarından biridir. bestesi attila özdemiroğlu sözleri aysel gürel'e aittir. sezen aksu, 1982 tarihinde yayınlanan aynı isimli, firuze albümünde parçayı seslendirmiştir.
bu büyük şarkının güzel bir hikayesi vardır. attila özdemiroğlu kemanıyla çalışırken firuze'nin giriş kısmısını çıkarır. o yıllarda birlikte olduğu müjde ar'a dinletir ve müjde ar bu melodiyi çok beğenir.
ünlü besteci attila özdemiroğlu, o sıralarda albüm çalışmalarına devam eden emel sayın'a bu besteyi götürür fakat emel sayın besteyi beğenmez. bunun akabinde müjde ar, attila özdemiroğlu'na besteyi sezen aksu'ya vermesini önerir.
sezen aksu bu güzel besteye söz yazma işine girişir, gelin görün ki yazdığı sözleri attila özdemiroğlu bir türlü beğenmez ve prozodik olarak hatalı bulur. burada yine müjde ar devreye girer ve annesi yani aysel gürel'in yazmış olduğu firuze şiirini önerir.
attila özdemiroğlu bu sefer onay verir. aysel gürel ve sezen aksu'nun son rötuşlarının ardından firuze, şimdiki halini alır. peki bu sözler kime ithafen yazılmıştır? aysel gürel bu şarkıyı kızı müjde ar'a ithafen yazmıştır. müjde ar yıllar sonra bu durumu teyit etmiştir.
kıskanır rengini baharda yeşiller
sevda büyüsü gibisin sen firuze
sen nazlı bir çiçek, bir orman kuytusu
üzüm buğusu gibisin sen firuze'
acılı bir bakış yerleşirse eğer
kirpiğinin ucundan gözbebeğine
her şeyin bedeli var, güzelliğinin de
bir gün gelir ödenir, öde firuze
bu büyük şarkının güzel bir hikayesi vardır. attila özdemiroğlu kemanıyla çalışırken firuze'nin giriş kısmısını çıkarır. o yıllarda birlikte olduğu müjde ar'a dinletir ve müjde ar bu melodiyi çok beğenir.
ünlü besteci attila özdemiroğlu, o sıralarda albüm çalışmalarına devam eden emel sayın'a bu besteyi götürür fakat emel sayın besteyi beğenmez. bunun akabinde müjde ar, attila özdemiroğlu'na besteyi sezen aksu'ya vermesini önerir.
sezen aksu bu güzel besteye söz yazma işine girişir, gelin görün ki yazdığı sözleri attila özdemiroğlu bir türlü beğenmez ve prozodik olarak hatalı bulur. burada yine müjde ar devreye girer ve annesi yani aysel gürel'in yazmış olduğu firuze şiirini önerir.
attila özdemiroğlu bu sefer onay verir. aysel gürel ve sezen aksu'nun son rötuşlarının ardından firuze, şimdiki halini alır. peki bu sözler kime ithafen yazılmıştır? aysel gürel bu şarkıyı kızı müjde ar'a ithafen yazmıştır. müjde ar yıllar sonra bu durumu teyit etmiştir.
kıskanır rengini baharda yeşiller
sevda büyüsü gibisin sen firuze
sen nazlı bir çiçek, bir orman kuytusu
üzüm buğusu gibisin sen firuze'
acılı bir bakış yerleşirse eğer
kirpiğinin ucundan gözbebeğine
her şeyin bedeli var, güzelliğinin de
bir gün gelir ödenir, öde firuze
devamını gör...
28 aralık 2020 soda şişesindeki örümceğe dava
haberi okurken elimde soda şişesi olması beni bir durdurdu. bu saatten sonra şişenin içini de kontrol etmek gerek.
edit: olay yeri de esenyurt. değişik olayların başında da bu güzide ilçemiz hep var.
--- alıntı ---
istanbul esenyurt'ta yaşayan metehan dağdelen, bir zincir marketten satın aldığı 6'lı maden suyundan kapağı açılmamış şişelerden birinin içinde örümcek görmesi üzerine tüketici mahkemesine başvurdu.
davacı metehan dağdelen'in avukatı burak temizer aracılığıyla bakırköy tüketici mahkemesine delil tespiti için sunulan dava dilekçesinde, dağdelen'in 1 kasım'da ikametine yakın bir zincir marketten 6'lı maden suyu aldığı anlatıldı.
dağdelen'in henüz kapağı açılmamış şişelerden birinin dibinde örümcek gördüğü kaydedilen dilekçede, ürünün kapalı olup olmadığı ve ait olduğu firmanın tespit edilmesi istendi.
bilirkişi incelemesi
mahkeme, dilekçeyle birlikte delil olarak sunulan maden suyunu gerekli incelemelerin yapılması için bilirkişiye gönderdi.
gıda mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan raporda, şişenin dibinde örümcek bulunduğu, ürünün bahsi geçen firmaya ait olduğu, kapağında ise hiçbir dezenformasyona rastlanmadığı belirtildi.
--- alıntı ---
buradan
edit: olay yeri de esenyurt. değişik olayların başında da bu güzide ilçemiz hep var.
--- alıntı ---
istanbul esenyurt'ta yaşayan metehan dağdelen, bir zincir marketten satın aldığı 6'lı maden suyundan kapağı açılmamış şişelerden birinin içinde örümcek görmesi üzerine tüketici mahkemesine başvurdu.
davacı metehan dağdelen'in avukatı burak temizer aracılığıyla bakırköy tüketici mahkemesine delil tespiti için sunulan dava dilekçesinde, dağdelen'in 1 kasım'da ikametine yakın bir zincir marketten 6'lı maden suyu aldığı anlatıldı.
dağdelen'in henüz kapağı açılmamış şişelerden birinin dibinde örümcek gördüğü kaydedilen dilekçede, ürünün kapalı olup olmadığı ve ait olduğu firmanın tespit edilmesi istendi.
bilirkişi incelemesi
mahkeme, dilekçeyle birlikte delil olarak sunulan maden suyunu gerekli incelemelerin yapılması için bilirkişiye gönderdi.
gıda mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan raporda, şişenin dibinde örümcek bulunduğu, ürünün bahsi geçen firmaya ait olduğu, kapağında ise hiçbir dezenformasyona rastlanmadığı belirtildi.
--- alıntı ---
buradan
devamını gör...
hıdırellez
bir iki güne gelecek olan , bu senekisi çok kıymetli olan, yüzde yüz bizden olan gün.
5 mayısı 6 mayısa bağlayan gece dedikodu yapmadan, tadilat-yoğun temizlik yapmadan, şükrederek, dua ederek, mayalı hamur tüketerek, mutlu olarak geçirilmesi önerilen gün.
inananların tüm dilekleri kabul olsun inşallah.
videoda anlatılanları özetledim. *
5 mayısı 6 mayısa bağlayan gece dedikodu yapmadan, tadilat-yoğun temizlik yapmadan, şükrederek, dua ederek, mayalı hamur tüketerek, mutlu olarak geçirilmesi önerilen gün.
inananların tüm dilekleri kabul olsun inşallah.
videoda anlatılanları özetledim. *
devamını gör...
çocuğun cinsiyetini anne mi yoksa baba mı belirler sorunsalı
amerika´da newcastle üniversitesi´nde yapilan bir arastirmada 927 ailenin soy agacina bakilip, ailelerde kiz ve oglan cocuklarinin sayilarina bakilmistir. buna göre; daha önce yapilan arastirmalarin zaten dogacak bebegin cinsiyetinin erkege bagli oldugunu, ancak bu erkekten gelecek neslin cinsiyetinin kendi kardeslerinin cinsiyetine bagli oldugu bulgusudur (yani babanin cocuklarina). ailenin tek erkek cocugu iseniz, ama bir cok kiz kardesiniz varsa, sizden gelecek neslin kiz olma ihtimali cok yüksek. veya erkek kardesleriniz cok ise, sizden gelecek olan yine büyük bir olasilikla erkek olacaktir. yani erkegin soy agacina bakilip, o erkekten devam edecek nesli tahmin etmek kolaylasacaktir.
arastirmada deginilen diger enteresan bir konu ise; birinci dünya savasi sonrasi neden dogan erkek cocuklarin kizlara göre iki kat daha fazla olusudur. söyle düsünün; iki aile var, birinde erkek cocuk sayica cok, digerinde ise sadece bir erkek cocuk var ve diger kardesleri kiz. bunlarin hepsi savasa gidiyor, ve sayica cok erkek cocuklari olan aileden bir erkegin dönmesi cok daha büyük bir ihtimal, tek erkek cocuklu aileye göre. buna göre, zaten genlerinde erkek cocuk fazlaligi olan kisi dönmüs oluyor, ve ondan gelecek nesilde büyük bir ihtimalle erkek olacaktir, ki savas sonrasi bunun oldugu düsünülüyor.
iyi okumalar
arastirmada deginilen diger enteresan bir konu ise; birinci dünya savasi sonrasi neden dogan erkek cocuklarin kizlara göre iki kat daha fazla olusudur. söyle düsünün; iki aile var, birinde erkek cocuk sayica cok, digerinde ise sadece bir erkek cocuk var ve diger kardesleri kiz. bunlarin hepsi savasa gidiyor, ve sayica cok erkek cocuklari olan aileden bir erkegin dönmesi cok daha büyük bir ihtimal, tek erkek cocuklu aileye göre. buna göre, zaten genlerinde erkek cocuk fazlaligi olan kisi dönmüs oluyor, ve ondan gelecek nesilde büyük bir ihtimalle erkek olacaktir, ki savas sonrasi bunun oldugu düsünülüyor.
iyi okumalar
devamını gör...
pierluigi collina
sahada patronun kim olduğunu gerek vucut dili ile gerek kararları ile ıspatlamış eski hakem. şu videodan ne kadar baskın karakteri olduğunu görebilirsiniz;
devamını gör...
yurt dışına çıkmak isteyen gençlik
"başka ülkelerde türk olarak nasıl karşılanacaklarını bilmiyorlar." gibi saçma sapan söylemlerle, belki de son kurtuluş umutları kırılmaya çalışılan gençlik.
bir kere şunu anlamak lazım; ırkçılık dünyanın en medeni, en gelişmiş ülkelerinde bile var ve sadece türklere karşı yapılan bir şey değil bu fakat genel olarak yeterli insani gelişmişlik düzeyine sahip bir ülkeye gittiğinizde ve o ülkenin sosyo-kültürel yapısına düzgün bir biçimde entegre olduğunuz taktirde, ırkçılık kaynaklı durumlarla karşılaşmanız istisnai bir düzeyde kalacaktır.
ayrıca, örneğin almanya gibi ülkelere gidip de ırkçılıktan söz edenlerin bir kısmını da, oraya uyum sağlamaya çalışmak yerine, kendi ilkel yaşam biçimini orada da devam ettirerek gittiği ülkedeki insanlara rahatsızlık veren çomarlar oluşturuyor. bu insanlar da verdikleri rahatsızlık dolayısıyla tepki gördüklerinde durumu hemen ırkçılığa vurarak mağdura yatıp haklı çıkmaya çalışıyor genelde.
ve işin en komik tarafı, göçmen sıfatıyla gittikleri ülkelerde sağcıların iktidara gelmesinden korktukları (bu normal olan kısım) için sol partilere oy verirken, bayramdan bayrama adım attıkları "vatanları" söz konusu olduğunda galaktik lider hüloooogggg moduna geçerek halkın anasını ağlatacak ideolojilere hizmet eden şahıs ve partilere destek vermeleri.
bunların atanamamış versiyonları da burada yurtdışına gitmek isteyen gençlerin umutlarını söndürmeye çalışan varlıklar. gençler de maldı ya zaten; gittikleri yeri cennet sanacaklar. bunu diyen eleman fırsat bulsa ilk kendisi gidecek o "ırkçı" avrupa ülkelerine, bilmiyoruz sanki.
bir kere şunu anlamak lazım; ırkçılık dünyanın en medeni, en gelişmiş ülkelerinde bile var ve sadece türklere karşı yapılan bir şey değil bu fakat genel olarak yeterli insani gelişmişlik düzeyine sahip bir ülkeye gittiğinizde ve o ülkenin sosyo-kültürel yapısına düzgün bir biçimde entegre olduğunuz taktirde, ırkçılık kaynaklı durumlarla karşılaşmanız istisnai bir düzeyde kalacaktır.
ayrıca, örneğin almanya gibi ülkelere gidip de ırkçılıktan söz edenlerin bir kısmını da, oraya uyum sağlamaya çalışmak yerine, kendi ilkel yaşam biçimini orada da devam ettirerek gittiği ülkedeki insanlara rahatsızlık veren çomarlar oluşturuyor. bu insanlar da verdikleri rahatsızlık dolayısıyla tepki gördüklerinde durumu hemen ırkçılığa vurarak mağdura yatıp haklı çıkmaya çalışıyor genelde.
ve işin en komik tarafı, göçmen sıfatıyla gittikleri ülkelerde sağcıların iktidara gelmesinden korktukları (bu normal olan kısım) için sol partilere oy verirken, bayramdan bayrama adım attıkları "vatanları" söz konusu olduğunda galaktik lider hüloooogggg moduna geçerek halkın anasını ağlatacak ideolojilere hizmet eden şahıs ve partilere destek vermeleri.
bunların atanamamış versiyonları da burada yurtdışına gitmek isteyen gençlerin umutlarını söndürmeye çalışan varlıklar. gençler de maldı ya zaten; gittikleri yeri cennet sanacaklar. bunu diyen eleman fırsat bulsa ilk kendisi gidecek o "ırkçı" avrupa ülkelerine, bilmiyoruz sanki.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
beyoğlu istanbul
buradan
buradan
devamını gör...
gece gelen sohbet etme isteği
üniversitede oda arkadaşımla sürekli yaptığım aktivite.gözler kapalıdır ve uyuyana kadar bitmek bilmeyen bir sohbet başlar, sonra da sohbetin ortasında uyuyakalınır. bir de yapılan bir araştırmaya göre; geceleri yapılan konuşmalarda insanlar daha dürüst davranma eğiliminde oluyorlarmış.
devamını gör...
little big man
thomas berger'in aynı isimli romanından uyarlanan 1970 yapımı arthur penn filmi.
yine aynı tarihte ralph nelson tarafından beyaz perdeye aktarılan revizyonist western filmlerinin en önemli örneklerinden birisi olan soldier blue ile birlikte holywood'un kızılderili meselesine bakışını değiştiren iki yapımdan biri olarak nitelenebilir. aralarındaki fark ; soldier blue'nun katı gerçeklik ve olanca vahşeti ile meseleleri aktarmasına karşın little big man'in meseleyi daha mizahi bir şekilde ele alarak, göndermeler yapmak suretiyle meseleye yaklaşmasıdır. farklı yaklaşım tarzlarını seçmiş olsalar dahi her iki filmde bu noktada çok değerlidir.
filmde daha çocukken cheyenne kabilesi tarafından kaçırılan ve onlarla birlikte yaşamaya başlayan jack crabb’in -dustin hoffman- hayat hikayesi anlatılmaktadır. ama bu hikâye çok farklı bir şekilde huzurevinde başlar. jack crabb 121 yaşındadır ve onun teybe kayıt edilen röportajı filmin çıkış noktasıdır. filmde çok hoş mizahi göndermeler görüyorsunuz. tabiri caizse beyaz şeytanın kızılderililere uyguladığı mezalime karşı, gelişine muhteşem vuruşlar yapılıyor ve her seferinde top doksanlardaki örümcek ağlarını temizleyerek insanın içinin yağlarını eritiyor.
aslında jack crabb'in almış olduğu isim dahi göndermeler açısından önemli, gerçek ''little big man'' cheyenne kabilesi mensubu değildir. o lakota kabilesine mensuptur. bununla ilgili çılgın at başlığına bakabilirsiniz zira onun hikâyesine orada değinmiştik. peki neden jack'e bu isim uygun görülmüş? kanımca arada kalmışlık hissini yaşaması ve sürekli gel gitler içerisinde yaşamını sürdürmesi bunda en önemli etken, bu tarz arada kalmışlık hissini yaşayan pek çok kızılderili yer aldı tarih sayfalarında.
jack filmde ping pong topu gibi bir oraya bir buraya savrulur. savaşlara katılır, ablasını bulur o sırada hristiyanlığa meyleder. arkasından vahşi batı şovuna katılır falan derken en nihayetinde custer'ın emrinde little bighorn savaşı'nda yer alır. custer onun kızılderili geçmişini bildiği için ona güvenmez, onun tüm söylediklerinin aksini gerçekleştirir. işte zurnanın zırt dediği yerde burası olur ve jack savaşın seyrini değiştiren adam olarak karşımıza çıkar.
izlenilesi bir filmdir. zira başta da söylediğim gibi ''soldier blue''ile birlikte kızılderili meselesine bakışı ters düz etmiştir. dustin hoffman'ın oyunculuğu ise tek kelime ile harikadır.
tabi şöyle bir şerh koymam lazım; çekim yılı eski olan filmleri tercih etmeyenler ve meseleye ilgisi olmayanlar bu filmi pek sevmeyebilir. ancak kızılderili tarihine ve eski filmlere meraklıysanız, ve filmi izlemediyseniz muhakkak izlemeniz gereken bir baş yapıt olduğunu söyleyebilirim.
filmdeki boşlukları doldurmak açısından da sözlükten bir kaç başlığı şuraya not düşeyim zira bu başlıklarda filmdeki kurgusal akışın gerçek tarihi boyutlarına değinilmiş durumda ;
(bkz: soldier blue) (bkz: çılgın at) (bkz: oturan boğa)
(bkz: kızıl bulut) (bkz: hayalet dansı) (bkz: cheyenne) (bkz: little big horn savaşı)
yine aynı tarihte ralph nelson tarafından beyaz perdeye aktarılan revizyonist western filmlerinin en önemli örneklerinden birisi olan soldier blue ile birlikte holywood'un kızılderili meselesine bakışını değiştiren iki yapımdan biri olarak nitelenebilir. aralarındaki fark ; soldier blue'nun katı gerçeklik ve olanca vahşeti ile meseleleri aktarmasına karşın little big man'in meseleyi daha mizahi bir şekilde ele alarak, göndermeler yapmak suretiyle meseleye yaklaşmasıdır. farklı yaklaşım tarzlarını seçmiş olsalar dahi her iki filmde bu noktada çok değerlidir.
filmde daha çocukken cheyenne kabilesi tarafından kaçırılan ve onlarla birlikte yaşamaya başlayan jack crabb’in -dustin hoffman- hayat hikayesi anlatılmaktadır. ama bu hikâye çok farklı bir şekilde huzurevinde başlar. jack crabb 121 yaşındadır ve onun teybe kayıt edilen röportajı filmin çıkış noktasıdır. filmde çok hoş mizahi göndermeler görüyorsunuz. tabiri caizse beyaz şeytanın kızılderililere uyguladığı mezalime karşı, gelişine muhteşem vuruşlar yapılıyor ve her seferinde top doksanlardaki örümcek ağlarını temizleyerek insanın içinin yağlarını eritiyor.
aslında jack crabb'in almış olduğu isim dahi göndermeler açısından önemli, gerçek ''little big man'' cheyenne kabilesi mensubu değildir. o lakota kabilesine mensuptur. bununla ilgili çılgın at başlığına bakabilirsiniz zira onun hikâyesine orada değinmiştik. peki neden jack'e bu isim uygun görülmüş? kanımca arada kalmışlık hissini yaşaması ve sürekli gel gitler içerisinde yaşamını sürdürmesi bunda en önemli etken, bu tarz arada kalmışlık hissini yaşayan pek çok kızılderili yer aldı tarih sayfalarında.
jack filmde ping pong topu gibi bir oraya bir buraya savrulur. savaşlara katılır, ablasını bulur o sırada hristiyanlığa meyleder. arkasından vahşi batı şovuna katılır falan derken en nihayetinde custer'ın emrinde little bighorn savaşı'nda yer alır. custer onun kızılderili geçmişini bildiği için ona güvenmez, onun tüm söylediklerinin aksini gerçekleştirir. işte zurnanın zırt dediği yerde burası olur ve jack savaşın seyrini değiştiren adam olarak karşımıza çıkar.
izlenilesi bir filmdir. zira başta da söylediğim gibi ''soldier blue''ile birlikte kızılderili meselesine bakışı ters düz etmiştir. dustin hoffman'ın oyunculuğu ise tek kelime ile harikadır.
tabi şöyle bir şerh koymam lazım; çekim yılı eski olan filmleri tercih etmeyenler ve meseleye ilgisi olmayanlar bu filmi pek sevmeyebilir. ancak kızılderili tarihine ve eski filmlere meraklıysanız, ve filmi izlemediyseniz muhakkak izlemeniz gereken bir baş yapıt olduğunu söyleyebilirim.
filmdeki boşlukları doldurmak açısından da sözlükten bir kaç başlığı şuraya not düşeyim zira bu başlıklarda filmdeki kurgusal akışın gerçek tarihi boyutlarına değinilmiş durumda ;
(bkz: soldier blue) (bkz: çılgın at) (bkz: oturan boğa)
(bkz: kızıl bulut) (bkz: hayalet dansı) (bkz: cheyenne) (bkz: little big horn savaşı)
devamını gör...
15 haziran yaşlı istismarı farkındalık günü
bm'nin, 2006 yılında aldığı karar ile 65 yaş ve üzerinin maruz kaldığı maddi ve manevi istismara dikkat çekmek için belirlediği gündür.
devamını gör...
sincaplara doğum kontrol hapı projesi
ingiliz hükümetinin destek çıktığı sıradaşı plan.
boz sincapların ülke ekonomisini yıllık 1.8 milyar sterlin zarara uğrattığını bundan mütevellit sözde kontrolsüz üreyen bu canlıların üremesini ve zararı azaltma adına buldukları çözüm.
ingiltere çevre bakanı lord goldsmith işgalci diye nitelendirdiği kemirgenler için "bilimdeki ilerlemelerin doğamızın gelişmesine yardımcı olacağını umuyoruz. buna, işgalci türlerin önlenmesi için insanların müdahalesi dahil." diyerek prens charles'ın bu konudaki ortaya atılan görüşleri desteklediğini belirtti.
kaynak
boz sincapların ülke ekonomisini yıllık 1.8 milyar sterlin zarara uğrattığını bundan mütevellit sözde kontrolsüz üreyen bu canlıların üremesini ve zararı azaltma adına buldukları çözüm.
ingiltere çevre bakanı lord goldsmith işgalci diye nitelendirdiği kemirgenler için "bilimdeki ilerlemelerin doğamızın gelişmesine yardımcı olacağını umuyoruz. buna, işgalci türlerin önlenmesi için insanların müdahalesi dahil." diyerek prens charles'ın bu konudaki ortaya atılan görüşleri desteklediğini belirtti.
kaynak
devamını gör...
kalp ağrısı
halide edip adivar’in en yakın arkadaşının nişanlısına aşık zeyno adlı karakteri anlattığı romanıdır.
mecazi olarak aşk acısı, ayrılık, ölüm, kırgınlık gibi soyut olguları somutlaştırarak anlatmak icin kullanılan bir deyimdir aynı zamanda.
fakat entrymize mevzu bahis olan kalp ağrısı insana bıçak gibi saplanıp, bir süre nefessiz bırakan, “acaba kalp krizi mi geçiriyorum, ışık göründü mü?” dedirten bedensel, somut ağrıdır. ülkede acil servislere en çok başvurunun bu sebeple yapıldığı belirtilir. sadece kalple ilgili olmayıp başka hastalıkların da belirtisi olabilmektedir. kalp ağrısının sebebi hastanın hikayesi ve diğer belirtiler ışığında yorumlanarak teşhis edilmektedir. annelerimizin “büyüyorsun evladım ondan ağrıyor, ben de küçükken...” dedikleri kas ağrısı bir başka versiyonudur.
mecazi olarak aşk acısı, ayrılık, ölüm, kırgınlık gibi soyut olguları somutlaştırarak anlatmak icin kullanılan bir deyimdir aynı zamanda.
fakat entrymize mevzu bahis olan kalp ağrısı insana bıçak gibi saplanıp, bir süre nefessiz bırakan, “acaba kalp krizi mi geçiriyorum, ışık göründü mü?” dedirten bedensel, somut ağrıdır. ülkede acil servislere en çok başvurunun bu sebeple yapıldığı belirtilir. sadece kalple ilgili olmayıp başka hastalıkların da belirtisi olabilmektedir. kalp ağrısının sebebi hastanın hikayesi ve diğer belirtiler ışığında yorumlanarak teşhis edilmektedir. annelerimizin “büyüyorsun evladım ondan ağrıyor, ben de küçükken...” dedikleri kas ağrısı bir başka versiyonudur.
devamını gör...
atatürk'ün en sevilen sözü
"ben, manevi miras olarak hiçbir nass-ı katı, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. benim manevi mirasım, bilim ve akıldır."
devamını gör...
beyaz renginin yakıştığı şeyler
kesinlikle ten.
devamını gör...
blackkklansman
blackkklansman (2018), yönetmen spike lee'nin yaşanmış bir hikayeyi anlatan filmi. 70'lerin başında colorado'ya yeni atanan siyahi polis memuru ron stallworth'ün ku klux klan'a sızmasını anlatıyor.
öncelikle filmin konusu ve gerçek bir hikaye olması çok ilgi çekici .spike lee' de kendine has bir sinema dili olan bir yönetmen ve senaryousu gayet güzel yazılmış bir film.
filmin hafif mizahi bir tonu var ve bu gerçekten çok şey katmış. izleyeni bir an bile sıkmıyor. bu tarz ciddi konulara yapılan zıt yaklaşımlar iyi oturturulursa gerçekten müthiş işler çıkıyor. bu film de bunu başarabilmiş.
john david washington ve adam driver'ın karakter kimyaları da çok iyi oturmuş. ikisi de oyunculuk olarak gayet iyi. john david washington, denzel washington' un oğlu olması nedeniyle biraz oyunculuğu ve tipi babasını andırsada bu role kendini çok iyi vermiş.
filmle ilgili ilginç bilgiler (spoiler içerebilir);
--! spoiler !--
gerçek ron stallworth, başlangıçta denzel washington'un onu oynamasını istemiş, ancak oğlunun rolü aldığını öğrenincede çok üzülmemiş.
popüler inanışın aksine, gerçek ron stallworth telefonda hiçbir zaman "beyaz" biri gibi konuşmamış. beyaz meslektaşları ona bunun işe yaramayacağını söylediğinde, sesini onlarınkinden farklı kılan şeyin ne olduğunu sormuş ama beyaz arkadaşları hiç bir cevap verememiş.
filmin kugucusu barry alexander brown, filmde hiç silinen sahne olmadığını, ne çekildi ise onun montajlandığını belirtmiş ki bu sinema endüstrisinde çok az rastlanan bir durum.
film 6 dalda akademi ödüllerine aday olmuş, en iyi uyarlama senaryo ödülünü almış.
filmde kkk' cılar favori filmleri olan yönetmen d.w. griffith'in the birth of a nation (1915) filmini ayıla bayıla seyrediyorlar. bu film o zamanın şartlarına göre sinema tekniğine pek çok yenilikler kazandırmış güzel bir filmdir ama açıkça konfederasyon yanlısı ve ırkçı imaları nedeniyle los angeles ve chicago gibi birçok büyük şehirde zamanında yasaklanmıştır. ırkçı bir film olarak kabul edilir.
--! spoiler !--
filmin müzikleri spike lee ile çalışan terence blanchard'a ait. müziğin adı blut und boden eski bir nazi sloganı ingilizcesi blood and soil. buradan dinleyebilirsiniz.
öncelikle filmin konusu ve gerçek bir hikaye olması çok ilgi çekici .spike lee' de kendine has bir sinema dili olan bir yönetmen ve senaryousu gayet güzel yazılmış bir film.
filmin hafif mizahi bir tonu var ve bu gerçekten çok şey katmış. izleyeni bir an bile sıkmıyor. bu tarz ciddi konulara yapılan zıt yaklaşımlar iyi oturturulursa gerçekten müthiş işler çıkıyor. bu film de bunu başarabilmiş.
john david washington ve adam driver'ın karakter kimyaları da çok iyi oturmuş. ikisi de oyunculuk olarak gayet iyi. john david washington, denzel washington' un oğlu olması nedeniyle biraz oyunculuğu ve tipi babasını andırsada bu role kendini çok iyi vermiş.
filmle ilgili ilginç bilgiler (spoiler içerebilir);
--! spoiler !--
gerçek ron stallworth, başlangıçta denzel washington'un onu oynamasını istemiş, ancak oğlunun rolü aldığını öğrenincede çok üzülmemiş.
popüler inanışın aksine, gerçek ron stallworth telefonda hiçbir zaman "beyaz" biri gibi konuşmamış. beyaz meslektaşları ona bunun işe yaramayacağını söylediğinde, sesini onlarınkinden farklı kılan şeyin ne olduğunu sormuş ama beyaz arkadaşları hiç bir cevap verememiş.
filmin kugucusu barry alexander brown, filmde hiç silinen sahne olmadığını, ne çekildi ise onun montajlandığını belirtmiş ki bu sinema endüstrisinde çok az rastlanan bir durum.
film 6 dalda akademi ödüllerine aday olmuş, en iyi uyarlama senaryo ödülünü almış.
filmde kkk' cılar favori filmleri olan yönetmen d.w. griffith'in the birth of a nation (1915) filmini ayıla bayıla seyrediyorlar. bu film o zamanın şartlarına göre sinema tekniğine pek çok yenilikler kazandırmış güzel bir filmdir ama açıkça konfederasyon yanlısı ve ırkçı imaları nedeniyle los angeles ve chicago gibi birçok büyük şehirde zamanında yasaklanmıştır. ırkçı bir film olarak kabul edilir.
--! spoiler !--
filmin müzikleri spike lee ile çalışan terence blanchard'a ait. müziğin adı blut und boden eski bir nazi sloganı ingilizcesi blood and soil. buradan dinleyebilirsiniz.
devamını gör...
