eski yazılımdan kalan kapatmayı unuttuğumuz bir özellik sebebiyle gerçekleşmiş, kasıtsız bir durumdur.

an itibariyle sorun giderilmiştir herkes oyları görebilmektedir.

(bkz: verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1884-1967 yılları arasında yaşamıştır. h. g wells ve jules verne ile birlikte bilim kurgunun babalarından sayılır. amazing stories adlı tamamen bilim kurgudan oluşan ilk dergiyi çıkarmıştır ve bu dergide ilk defa "science fiction" terimini kullanarak literatüre sokmayı başarmıştır. amatör radyonun yanında "izolatör" adı verilen odaklanma cihazını da icat etmiştir.
devamını gör...

kekik ile karıştırılan ve kekik bitkisine de benzeyen, baharat ve çay olarak ismini duyuran, hatay amanos dağları'na özgü bir yeşillik.
devamını gör...

rüya ve bilinçaltı ile ilgili her çalışma doğal olarak psikanaliz kuramına ve rüya çalışmasına çıkmaktadır.
devamını gör...

there will be blood (2007), yönetmen paul thomas anderson'ın filmidir. yazar upton sinclair' in oil romanından uyarlanmıştır.

film, bir petrol zengininin yatırım yapmak üzere bir kasabaya taşınması ve buradaki bağnaz halkı manipüle etme sürecini anlatıyor.

bu film oyunculukları ile parlıyor. zaten daniel day-lewis hak ederek o sene en iyi erkek oyuncu akademi ödülü nü almış. ancak day-lewis kadar filmde üç kağıtçı bir din adamını canlandıran paul dano 'nun oyunculuğu da üst seviyede, o da o sene en iyi yardımcı erkek oyuncu akademi ödülü adayı oluyor ama alamıyor. day-lewis gibi insanüstü bir performans sergileyen bir aktör karşısında bu derece parlamak kolay bir iş değil.

görüntü yönetmeni robert elswit çok iyi iş çıkarmış, sinemada yönetmen ve oyunculuktan sonra en büyük görev görüntü yönetmenine düşüyor. hakkını vermiş ve o senenin en iyi görüntü yönetmeni akademi ödülü nü almış.

karakterler ve oyunculuklar dışında filmde para ve din çatışması da oldukça ilgi çekiciydi. iki büyük güç arasında kimin kazanacağını görmek sizi ekran karşısına kilitliyor.

özellikle filmde ayin sahnesi ve en son sahne gibi kusursuz sahneler var. anderson buralarda bütün hünerlerini konuşturmuş. tam bu tarz filmlerin yönetmeni olduğunu bir kez daha göstermiş.

izlemesi gayet keyifli ve müthiş oyunculuklar içeren bir film olarak nitelendirebilirim.

ilginç anekdotlar (imdb.com dan çevrilmiştir)

bu film ile en iyi erkek oyuncu ödülünü ikinci kez alan daniel day-lewis bu ödülü iki kez alan dokuzuncu aktör oldu. diğer sekiz oyuncu (ikinciyi alış sırasına göre) :
1. spencer tracy (1937, 1938),
2. fredric march (1932, 1946),
3. gary cooper (1941, 1952),
4. marlon brando (1954, 1972),
5. dustin hoffman (1979, 1988),
6. tom hanks (1993, 1994),
7. jack nicholson (1975, 1997),
8. sean penn (2003, 2008).

yukarıda da bahsetmiştim. upton sinclair' in romanı baz alınmıştır ama senaryoyu uyarlayan yönetmen paul thomas anderson romanın ilk 150 sayfasını kullanmış, romanın orjinali 1920 lerde geçer ama filmde daha önceye california'da petrol işinin patlamasına taşınmıştır. film 1898, 1902, 1911 ve 1927 de geçiyor.

doğru mu bilmem biraz reklam gibi geldi bana ama daniel day-lewis' in oğlunu oynayan dillon freasier aslında oyuncu olmayıp, filmin çekildiği yerde ilkokula giden bir çocukmuş. yönetmen çocuğun annesini bu filmde oynatabilmek için kırk takla atmış. annesi dur bakayım babasını oynayacak daniel day-lewis kim deyince , day-lewis'in çete liderini oynadığı, eli satırlı "the butcher" rolündeki gangs of new york (2002) filmini seyretmiş ve oğlum bu satırlı psikopat ile mi film çevirecek diye dehşete düşmüş, bunun üzerine yapım ekibi day-lewis' in kibar bir centilmeni oynadığı the age of innocence (1993) filmini seyrettirmiş ve annesi o şekilde ikna olmuş. (ben bile meh dedim yani.)

oyunculuğun doruğa ulaştığı iki sahneyi de buraya bırakıyorum. spoiler içerir:

daniel plainview baptism scene
i drink your milkshake
devamını gör...

moda

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hep beraber bir beyin jimnastiği yapalım.
herkesin yıllardır kullandığı grip aşısını düşünelim.
bunun, sürekli değişen formları üretilmekte ve herkeste aynı sonucu vermemekte.
yüzlerce farklı formda grip virüsü var.
eğer kullandığınız aşı, karşılaştığınız virusle uyumluysa, etkili oluyor, fayda sağlıyor, aksi halde siz tekrar grip olmaktan kurtulamıyorsunuz.
duyarız çevremizde, 'aşı oldum ama yine de grip oldum.'
ışte bu virüsün çeşitliliğiyle alakalı bir sonuç.
covid-19'la ilgili hızlandırılmış biçimde yapılan aşı çalışmaları da, mevcut virüsün formu baz alınarak yapılan çalışmalar.
haa, belki bunun birbirine yakın birkaç formunda da etkin sonuç alınabilecek.
peki ya virüs çok farklı bir forma dönüştüyse ? o zaman üretilen aşı nasıl etkili olacak ?

ıs adeta falcılığa dönüşmüş durumda. bilim adamları bile ikiye bölünmüş, kimisi işe yarar derken, bir grup da bizim yazdığımız sebeplere bağlı olarak etkili olamayabileceğini söylüyor.
ınsanoğlu, adeta şansa bağlı bir yaşam mücadelesinin içinde, oradan oraya savrulmaya devam ediyor .
devamını gör...

caner özdurak- iktisat kantini.
devamını gör...

kendi nickaltını kendi açan, tanımları beğenilmeyen ya da hakkında nickaltı açılmamış yazarlar yalakalık diye nitelendirmişler. her şeye bu kadar olumsuz yaklaşmayın.
devamını gör...

bütün böceklerden değil ama hamamböceğini görmeye bile tahammül edemiyorum.
devamını gör...

biraz sinirli ve de abartılı feminist çıkışı.

tatlım inan bana çiçek kötü bir şey değil.
devamını gör...

sir alex ferguson dönemindeki manchester united için de sıklıkla kullanılmış terim.
devamını gör...

genelde ortadoğu’daki ve kuzey afrika ülkelerinde yaşayan primatlardır. bu bölgelere çeşitli sebepler ile seyahat edenler veya seyahat etmek zorunda kalanlar doğal ortamlarında kimlik bulmuş bu primatlardan çokça görebilirler..

bunlar genellikle trafikte önünüze kırarak “toplumda uyanık davranarak 1-0 öne geçtiklerini”, “trafiği rahatlattıklarını” veya “iyi/aktif araba kullandıklarını” vb düşünerek yaptıklarına bir de kendilerince kılıf uydururlar. tepki verdiğinizde filan yaptığının modern toplumlarda “öküzlük” adı altında sınıflanacak bir aktivite olduğunu dahi anlamazlar. trafikte yaptıkları türlerine özgü davranışları, sırada, kaldırımda, çarşıda pazarda, plajda gösterirler. daha yeteneklilerinde görülen diğer takdire şayan davranışlar ise “balkondan aşağı sigara atmak, yediğinin çöpünü atmak”, “sağlık personeline saldırmak”, “yerlere tükürmek” vb dir. düşündükçe örnekler çok arttırılabilir ama bu yazıyı okuyarak anlayabilen seviyede türkçe bilen herkes bu primatların binlerce davranışına şahit olduğundan örnekleri kısa tutuyorum. maalesef herkesi kendi zeka kapasitesi içerisinde kabul etmek zorundayız. ama bizler için bu primatlardan bazılarının kendilerini modern toplumun üyesi zannediyor olması kötü…. birde şu güzellemeleri çok duyulur: “ülkemiz cennet yaaa” “buraları gibisi yoğğğh”… en ilginç benzetmeleri bu olsa gerek. başka yeri görmediklerinden veya görüp de ne gördüğünü anlamadıklarından veya oralarda kendilerini buradaki kadar doğayla başbaşa zannetmediklerinden olabilir. normal karşılamalıyız.

genelde bu tür platformlarda birçok avrupa ülkesinde yaşamak için kurulan hayallere ilişkin entryler okuyoruz. aslında ekonomik gelişmişlik yanında bu tür primatların fazlalığı da yaşamaya çalıştığımız bu yerde hayatı daha da fazla zorlaştırırarak bu ülkeden gitme konusundaki hisleri daha da perçinlemiyor mu?

ben 20 li yaşlarımda gitme şansım varken gitmedim… şimdi o dönem için kendime koyduğum hedeflerin hepsine eriştim ama pişman mısın sorusunun cevabı koca bir “evet” tir.

ülkemizde bulunan bu primatlara karşı eğitim de dahil olmak üzere tüm argümanları kullanarak mücadele edemeyeceğimize göre kendi hayatımızı güzelleştirecek yöntemleri hayata geçirmeliyiz. bunlardan birisi modern insanın evrimleşmesinin tamamlandığı bu yerlerde yaşamak diğeri ise burada yaşayamaya karar verenler için, yaşadığımız toplumla 0 iletişime girmek olabilir.
devamını gör...

kaç para maaş alıyorsun?
devamını gör...

pespembe burnu we o küçücük patisinin altı...
devamını gör...

bildirim mutluluğu diye bir şey var.
devamını gör...

az insan, çok huzur.
devamını gör...

"rica ederim", "ne demek", "ben teşekkür ederim" vs gibi karşılıklar bul(a)mayacak olan; havada kalmış festival filmi sahnelerinde olduğu gibi ortamı terk edecek, varlık ve yokluk eşitliğini kendisi sağlamış insandır.

(bkz: ne kadar ekmek o kadar köfte)
devamını gör...

birden fazla anlama gelmektedir.
ceylan, ahu, karaca anlamları taşıdığı gibi güzel, iffetli ve zarif kadın anlamı da taşımaktadır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim