1964 doğumlu, hırvat eski basketbolcu. kimilerine göre avrupa'nın gelmiş geçmiş en iyi oyuncusu olan petrovic, 1993 yılında geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetmiş.

petrovic kariyerine ülkesi takımlarından sibenka'da başlamış. ardından cibona takımına geçen petrovic burada geçirdiği 4 yıldan sonra real madrid'e transfer olmuş. real madrid'de de 1 yıl kaldıktan sonra, 1989 yılında nba takımlarından portland trail blazers'a transfer olmuş. avrupa'da neredeyse kazanmadığı kupa kalmayan petrovic'in pik yaptığı turnuva ise 1990 dünya kupası olmuş. o zamanlar avrupa'nın en iyi milli takımı yugoslavya ile dünya şampiyonluğunu kazanmışlar. takım arkadaşlarından vlade divac final maçında sahaya hırvat bayrağı ile atlayan birinin elinden bayrağı alıp yere atmış ve ülkede büyük ses getirmiş. sırbistan'da kahraman ilan edilirken hıvatistan'da ise baş düşman olarak görülmeye başlanmış. petrovic'in de en yakın arkadaşı olan divac ile bu olaydan sonra arası açılmış ve bir daha görüşmemişler. zaten
bu olay iç savaş zamanlarında oluyor ve hırvatistan 1991'de yugoslavya'dan ayrıldığı için de petrovic hırvatistan milli takımı forması giymeye başlıyor. 1992 yılında da dönemin rüya takımı diye adlandırılan amerika birleşik devletleri milli takımına karşı çok iyi oynasa da olimpiyatlarda hırvatistan ile 2. olmuşlar. yugoslavya o dönem ayrılmasaydı bu takımı yenerdi diyenlerin sayısı da az değil.

nba'de ise portland ile istediği süreleri bulamamış. o dönem takımda clyde drexler gibi bir ismin olması da bunda önemli bir etken olmuş ve new jersey nets takımına geçmiş. bu takımda kendini bulan petrovic 2 sene arka arkaya 20 sayı ortalamayı geçmiş. michael jordan'a zor anlar yaşattığı ikonik bir maçı da mevcut. 1993 yazında milli takım ile avrupa şampiyonası elemelerinde forma giymiş. aslında o elemelerde forma giymese de takımı zorlanmazdı ama o kaptan olduğu için takımı ile beraber olmak istemiş. fakat o dönem almanya'da kız arkadaşı var ve takım ile birlikte hırvatistan'a dönmek yerine münih'de kafileden ayrılıp kız arkadaşı ile araba yolculuğuyla ülkesine dönmeye karar vermiş. arabayı kız arkadaşı kullanıyormuş ve kız arkadaşının hatası ile bir kaza geçirmişler. kazada ise maalesef petrovic kurtulamamış.

once brothers adında çok iyi bir belgeseli mevcut. özellikle divac ile aralarında olan ilişki güzel işlenmiş. yine pek kimsenin bilmediği; ölümü ile sonuçlanan kazada arabada türk bir basketbolcu da bulunuyormuş. hilal edebal isimli kişi o dönem milli takımda da oynuyormuş ama kazadan sonra maalesef basketbol hayatı bitmiş.
devamını gör...

"öbür taraf"ta da tüm entry'lerini silip hesabı kapatmışsın, çabuk dön abi.

bak bana gülerek yolladığın son şarkı çalıyor, duyuyor musun?

devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

anlatmak. içindekileri anlaşılıp anlaşılmama kaygısı taşımadan anlatabilmek.
devamını gör...

adı bile karizma;
(bkz: slow loris)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

devamını gör...

dünyaya fırlatmak.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

marx'a göre kapitalist sistemde özgürlükten söz etmek mümkün değildir. bu sistem sömürü ve eşitsizliklere dayanmaktadır. üretim araçlarına sahip burjuva sınıfı işçi sınıfını her anlamda sömürmektedir. kol gücü değildir sadece sömürülen; aynı zamanda zihinlerini de sömürmektedir. işçiler kendi ürünlerine yabancılaşmaktadır. genel olarak insanlar doğaya, türdeşlerine ve hatta kendilerine yabancılaşmaktadırlar. bu yabancılaşma durumu marx için çok önemlidir. bir bakıma kişinin kendi benliğini yitirmesidir. varoluşları kendi çabalarına ve eylemlerine bağlı değildir. bu durumda da gerçek bir varoluştan ve özgürlükten söz etmek imkânsızlaşmaktadır. marx prensip olarak insanların akıllı varlıklar olduğunu ve özgür olabileceklerini kabul etmektedir. ancak bunun için bazı şartların olgunlaşması gereklidir. kapitalist sistemde insanlar özgürlük vaatleri altında aslında özgürlükten mahrum bırakılmışlardır. rousseau bütün insanların özgür doğduğunu fakat her yerde zincire vurulduklarını söylemişti. marx için bu zincir kapitalizm ve onun üretim ilişkileridir. tarihsel ve toplumsal bir bakış açısına sahip olan marx özgürlüğun ancak bu sistemin sona ermesiyle mümkün olabileceğini düşünmektedir. kapitalizmde sınıf çatışmaları, özel mülkiyet, eşitsiz ve adil olmayan gelir dağılımı, üretim araçları hegemonyası ve yabancılaşma vardır. marx burjuva ahlakına ve çarpık bireysellik anlayışına karşı çıkmaktadır. ona göre gerçek bireysellik de ancak ve ancak kolektif bir yapıda mümkün olacaktır. burjuva ahlakının özgürlük anlayışı bir illüzyondan ibâretttir. insanın kendini gerçekleştirmesi ve yeteneklerini ortaya koyabilmesi anlamındaki özgürlük marx'a göre komünal bir yapıda mümkün olabilecektir.
devamını gör...

1987'de gup denk adıyla müziğe başlayan ikili, 90ların değişik soundlu şarkılarına ses vermişlerdir. sevme zamanı, saraylı, tasvir-i şikayet gibi şarkıları vardır.
devamını gör...

peynir övmek.
devamını gör...

milleti eğlendirmek için binler dökmek bana çok saçma geliyo bir de o yetmezmiş gibi her türlü arkandan konuşup kusur buluyolar işte bu yüzden düğüne karşıyım tek bi nikahla evlenmek hayalim tabi bu pek mümkün olmuyo
devamını gör...

kavga çıkartacak başlık .zeyd in karısı olayı tam bir facia birde 9 yaş meselesi var.kadınlarla ilgili olayler gerçekten çok sıkıntılı savunmayacağım...
devamını gör...

yeni bir dil öğrenmek.
devamını gör...

bu başlık kadar devrik olmaması yeterli.
devamını gör...

dönemin yazar kasa fırlatma olayı.
devamını gör...

"ben" dedi kadın, onu aslında şimdiye dek hiç duymayan, görmeyen adama;

"ben senden kaçtığımı sanıyordum, her gittiğim yere yine seni de götürdüğümü bilmeden. her uzaklaşmaya çalıştığımda daha çok özleyerek geri döndüm sana. sonra anladım ki izin verdiğin kadar uzağa gidebiliyor, sonra ateşe uçan pervaneler gibi kendimi yaka yaka senin etrafında dönüyorum. ne sabrım tükeniyor, ne ümidim. her yeri sana boyuyorum ben, ikimize dair bir dünya inşa ediyorum gittiğim her yere, anılarımızı yerleştiriyorum o dünyanın içine, yeni hayaller kuruyorum geleceğe dair. sonra sen gelip her şeyi yerle bir ediyorsun. ve bunu iyi hal indirimi alabilmek için takım elbise giymiş bir katilin soğukkanlılığı ile yapıyorsun. hafifletici sebepler sunuyorsun "ama" ile başlayıp "üzgünüm" ile biten. ben de her seferinde kabulleniyor, boyun eğiyorum suçlu benmişim gibi., tutunacak bir dal arıyorum kelimelerinin arasında. izin ver gideyim artık. şimdi değil ama bir gün, unuturum, iyileşirim belki. alttan alttan depreşip, ara ara yoklayacağını biliyorum, göz yaşartıcı sebeplerim hep olacak; bir şiir dizesi, bir şarkı, sesi sana benzeyen birisi belki. ama artık bırak gideyim ben. başa dönüp dönüp aynı yerde tekrar yıkılıp kalmaktan yoruldum. iyi gibi görünmeye çalıştıkça içten içe kemiriyor beni, yok oluyorum yavaş yavaş görmüyor musun? ışığım söndü, ilk tanıdığında çiçek bahçesi gibi rengarenk olan kadın koyu gri bir hüzne büründü artık. bırak beni artık, bırak gideyim"
kadın
artık ağlamıyordu,
artık üzülmüyordu,
artık yoktu çünkü,
hissetmiyordu...

ve adam
"iyi geceler" dedi,
"konuşuruz bunları uzun uzun" dedi kısacık cevabında...

ve kadın biliyordu,
o adam verdiği sözleri tutmazdı.
devamını gör...

(bkz: kapak fotoğrafım)

bu da bugünden kalan:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

siyasetin ve insan haklarının sanata ne denli yansıyabileceğini gösteren edebi dönem.
bir yanda vatan, hürriyet, özgürlük konularını ele alan şair ve yazarlar; bir yanda da istibdatla beraber yönelinen metafizik konular.
toplum için sanat, sanat için sanat. çok sesli, çok renkli, amatör ancak hem içerik hem biçim hem de türde yapılan yeniliklerle devrimci bir dönem.
m. fuat'ın tasnifine göre de türk edebiyatının yeni bir başlangıç noktası.
devamını gör...

eylül'ün gelmesi.
gökyüzü bile bir başka güzel sanki bu günlerde.
devamını gör...

firavun olduğunu iddia etmiş ilk amon başrahibidir. helal olsun, adamdaki özgüvene bak. ulan ben firavunum, şu mısır hepsi benim demiş. vallahi helal. böyle delikanlı adam kaldı mı. kendisi muhtemelen aslen libyalı bir adamdı ve başrahiplikten ilave generallik de yapmaktaydı. peki bu arkadaş neden ben firavunum dedi. yani neden böyle bir iddiada bulundu. zaten o devirde firavun vardı, ki firavun da xi. ramses'di.

çünkü herihor, elindeki güçle xi. ramses'in gücünü azalttı. yukarı mısır'ın falan yönetimini elinde tuttu. yani düşünün adamdaki özgüveni. xi. ramses sadece bir parça yeri kontrol edebildi. herihor böyle güçlenince dedi ki, abi ben bu kadar güçlüyüm, koskoca firavundan bile güçlüyüm, ee o zaman benim firavun olmam gerekmez mi? ve dedi ki, ben firavunla eşitim.

ve bunu deyince kartuşlar yaptırdı. kartuş demek, içinde işte hükümdar ismi falan yazan taş, tabela falandır yani. yani adam kendine basbaya hükümdarım diyor. böylelikle, kendisinden sonra gelen bazı rahipler de firavun falan oldu.

hasılı, herihor mısır'ın a....na koydu. olan da, xi. ramses'e oldu..

ne diyor üstad, herior, yönetici olabilir, ama kral olamaz..

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim