kaldırımların arasından ısrarla çıkmaya çalışan çiçek gibi yazar.

biz goygoy peşindeyken kendisi uzay, fizik falan anlatıyor. onu gördükçe kendimden utanıyorum engellesem mi acaba*.
devamını gör...

yks sınavından aldığım sonuca göre tercih etmeyi düşündüğüm bölüm. bilgisi olanlar benimle iletişime geçerse gerçekten çok mutlu olurum.
şimdiden teşekkür ederiim*.
devamını gör...

okulu bitiremedim, iş bulamadım, evlenemedim, çocuğum yok, bir kedim bile yok gibi olumsuz düşüncelere kapılmadan yaşanması gereken bir yaş. eskinin 20'si günümüzün 30'lu yaşlarına tekabül ediyor. çoğu buna itiraz etse de durum böyle.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

imla hatası avcıları. kendilerini tdk sananlar
devamını gör...

ismini ilk olarak kimin koyduğunu merak ettiğim kuştur. insanlık olarak güzel varlıklara garip isim koymak gibi huylarımız var. bu güzelim kuşa neden böyle bir isim konmuş anlamıyorum. hadi türkçesi farklı çevrilmiş olur, bizim çok severek yaptığımız şey derdim de, birebir çevirdiğimizde bildiğimiz sekreter kuşu.
devamını gör...

marifet mi bu? ben cahillikten başka bir şey göremiyorum. oraya doluşan insanlar da bunu iyi bir şeymiş gibi lanse edenler de cahil.
devamını gör...

sabah bir kaza atlattım ve haliyle heyheylerim tepemdeydi. merkür retrosu beni aşırı geriyor, o bitince de dolunay başlıycak. anlayacağın bombastik bir ay beni bekliyor.

neyse efendim… şuan yine öğretmen hakkında yazmak istiyor canım. dün iş yerinde yaşadığım stresler sonrası onunla yazıştığımda buluşmayı planladık bugün için. mesaj attım adam dönmüyor. iki buçuk saat kararsızlık kapladı içimi. yazsa da gitmeyecektim buluşmaya. ikinci date’imiz olacaktı. onca zaman yalnızlıktan sonra bu benim için aşırı zor, aşırı yüksek bi kademe. insanlar zor. ben sinirliyim, bende başkalarına göre zorum. insan ilişkileri karmaşık, hayat karmakarışık, ben zehirli sarmaşık.

mesajıma döndü çalıştığını ve geç yazdığı için özür diledi. yorgunsundur iptal edelim dedim. buluşalım dedi. iki cümleye tav olmadım tabi ki. suratım asık, hazırlanıyorum, kafamda daha başlamamış ilişkimizi başlattım, yaşadım, kavgalar, sevinçler ve hüzünler sonucu bitirdim. yine kafamda. bir yandan eyeliner çekiyorum, bir yandan ağlamamak için zor duruyorum. sonuçta az önce bir ayrılık yaşadım içimde.

gitmeyeceğim, mesaj atıp hasta hissettiğimi söyleyeceğim. telefonu elime aldım, anneme mesaj atıyorum, ben biraz gezeceğim, çocuklara iki saat bakar mısın? elim neden bana ihanet ediyor şimdi? aşk konusunu kafamda kapatmadım mı? niye böyle oldu şimdi? kendime saydırıyorum bir yandan kirpiklerim güzel oldu mu diye bakıyorum.

evden çıkıp, manevi abim olan cenk'in arka bahçesine mesaj atıyorum;

konuştuk, jezabel gibi gidiyorum ona.

vardım. o kadar güzel bakıyor ki, anlatılmaz, kaybolunur o masum gözlerde. artık iş arkadaşı olarak değil, arkadaşlıktan bir tık öte değil, flörtüymüşüm gibi konuşuyor benimle. çocuklarımın olması, onun dininden olmayışım, ondan yaşça küçük oluşumun onun açısından bir sorun olmadığını anlatıyor açık görüşüyle. bunların hepsi benim için çok değerli. kırmızı çizgilerime basmadan yürümesi kalbimi eritiyor yavaşça. karanlıktan korktuğumu bildiği için kalkalım demesi, biraz daha oturalım diye ısrar etmemesi benim için takdire şayan davranışlar. sanırım dünyanın en anlayışlı insanına sinirlenmiş, kırılmış, henüz başlamadığımız ilişkiye haksızlık etmişim bu öğlen sularında.

daha şık, güzel detaylar söylenildi, onları da kendi içimden bağrıma basacağım. tutamadıklarım, dolup taşanlar bugünün anısı olarak kendime not gibi burada dursun istedim.

benzin su gibi giden jezabel, seni çok iyi anlıyorum artık.
devamını gör...

frank herbert’in dune destanının kumla dolu sayfaları arasına sıkıştırdığı anlam yüklü cümlelerinden sadece bir tanesidir.

karanlık; yüzyıllardır en çok görme duyusuna güvenmeye alışmış, her seferinde bu alışkanlığı onu hayal kırıklığına uğratsa da, onu yalanla doğruyu, sahte ile gerçeği ayırt edemeyecek hale getirse de, halüsinasyonlara boğsa da görme duyusunun gücüne olan inancını asla yitirmemeye kararlı olan insan ırkının tüm kalkanlarını indirdiği bir durumdur.

karanlıkta insan başka duyularının da olduğunu hatırlar. onlara da güvenebileceğini, hatta görme duyusundan daha sadık ve güvenilir olduklarını anlar ama başlıktaki cümle anlatılan anımsayış bu değildir.

çoğu zaman bir şeyler hatırlamaya çalıştığımızda gözlerimizi kapatırız insiyaki bir şekilde. böylelikle görme duyumuzu engeller ve diğer duyularımızı ve beynimizi daha etkin hale getirmiş oluruz. bunu isteyerek yapmadığımızı, yani karanlığın içinde kaldığımızı düşününce bu ister istemez harekete geçen duyularımız sayesinde bildiğimiz ama hatırlamadığımız, hatta bildiğimizi bile bilmediğimiz birçok şeyin hafızamıza üşümesine neden olacaktır. yine de emin olamadığımız için bu kör bir anımsayış sayılacaktır.

şimdi gözlerinizi sımsıkı kapatın ve zihninize gizli kalan her şeyi sevgiyle karşılayın. elma dersem çıkmayın.
devamını gör...

hamiledirler. hep hamiledirler. sürekli hamiledirler.
devamını gör...

1903 senesi sonbaharında ve yağmurlu bir gecede aydın'ın nazilli kazasına yakın kuyucak köyünü eşkıyalar bastılar ve bir karı kocayı öldürdüler.
kuyucaklı yusuf / sabahattin ali
devamını gör...

bilimsel adı lavandula angustifolia olan lavanta, çok yıllık ve yaprak dökmeyen bir bitkidir. 40’tan fazla çeşidi vardır. tarihi 2.500 yıl öncesine dayanan akdeniz, orta doğu ve hindistan’a özgüdür. en erken kaydedilen lavanta kullanımı eski mısır’a kadar uzanıyor. orada, lavanta yağı mumyalama sürecinde rol oynadı. ölümsüz aşkın ve sadakatin sembolü olan lavantanın çiçekleri, yaprakları ve uçucu yağı doğal ilaç olarak kullanılmaktadır. eski zamanlarda genellikle giysi ve saç gibi çeşitli kişisel eşyalara tazelik ve hafif bir koku vermek için kullanılırdı.
devamını gör...

50 kuruşa içtiğin suyu 1 liraya işiyorsun!
devamını gör...

bu benim kaderim sözünü boşa çıkaran realitedir.

hayatta bir çok şey tercihlerimizden ibarettir, bok peşine koşup ben boka düştüm bu benim kaderim diyemeyiz.
devamını gör...

ebeveynlerin çocuklar üzerinde kurmak istedikleri hakimiyet anlamına gelmektedir. ebeveynlerin çocuklar üzerinde oluşan baskılarına karşılık çocuklarının hata yapmalarına, daha çok asi olmasına sebep olabiliyorlar. aile evinden kaçmak için erken evlenen kızlarımız, erkek çocuklarına verilen gereksiz ağır sorumluluklar ve belirli kalıplara sokma durumu hiç iç açıcı değil.
bu tarz anne babalar çocuklara oluşturduğu baskı yüzünden yaşadıkları travmaları gelecek hayat tarzlarına düşüncelerine etki etmektedir. çocuklarımıza her alanda her anlamda saygı göstermek ve bazı şeyleri denemelerine izin vermemiz gerekmektedir. bırakalım istedikleri şeylerin yanlışlığını doğruluğunu kendileri anlayabilsin.
devamını gör...

nereye kıvrılıp yatsam onu düşünüyorum. ev şu an curcuna çünkü...
devamını gör...

kişinin, inandığı/taptığı varlıkla konuşması ve isteklerini, mutluluğunu, kırgınlığını paylaşmasıdır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

henüz beddua almamış 'baron vladimir harkonnen' çizimim. *
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

meryem suresinde isa'nın annesi bakire meryem'den uzun uzun bahsederken 28. ayette birden bire "ey harun'un kız kardeşi" şeklinde bir giriş yapar. halbuki harun ve musa'nın kardeşi olan meryem ile isa'nın annesi olan meryem farklı kişilerdir. hatta aralarında 1500 yıl falan var. burada açıkça muhammed'in tarihi bir olaydan bahsederken kişileri karıştırdığı görülüyor.

garanik hadisesi olarak geçen olayda muhammed peygamber, o sıralar halen putperest olan kureyş kabilesinin desteğini almak için kabe'deki 3 büyük putu öven ayetler (necm 19-20-21) okumuş ve bunun üzerine müşrikler de secde etmiş fakat bir grup mümin putlara tapılmasını kabul etmeyince ortalık karışmış bunun üzerine ayetlere tekzip getirilmiş ve muhammed'in şeytan tarafından yanıltıldığı için bu ayetleri okuduğu ifade edilmiştir.

kuran'daki miras ayetleri matematiksel olarak hatalıdır. mirasçıların paylarını topladığınızda çoğu zaman 1'den büyük bazen de 1'den küçük çıkar, nadiren 1'e eşit çıkar. bu hata daha ilk zamanlar farkedilmiş ama kimse ağzını açıp da bu hatalıdır diyememiş fakat sorun öylesine içinden çıkılmaz bir hal almış ki çok geçmeden daha hz. ömer'in halifeliği sırasında (muhammed'in ölümünden bir kaç yıl sonrası) avliye yöntemi denen bir yöntemle sorun giderilmeye çalışılmış. fakat bu yöntemin sorunu kuran'da vadedilen oranları değiştirmesidir. yani aslında kuran'ın apaçık emrine karşı gelmektedir. öte yandan matematiğin de şakası yoktur.

hz muhammed'in pek çok eşi var. sayıları tam bilinmiyor fakat cariyeleri hariç en az 9 evlilik yaptığı düşünülüyor. 16 diyen de var. bütün eşlerin bir sırası var, her geceyi farklı biriyle geçiriyor. eşleri içinde en çok bildiğimiz ve bence çok ilginç bir karakter olan ayşe biraz inatçı, sözünü asla sakınmıyor. muhammed ile daha fazla gece geçirmek için ayrıcalık istediğinde bir anda ahzab 51 suresi iniyor: "(ey muhammed) onlardan (yani karılarından) diledigini geriye bırakır, diledigini öne alabilirsin..." yani kişiye özgü ve cimayla ilgili bir ayet iniyor?!?!

peygambere helal kılınan kadınlar muhteviyatlı ahzab 50 inince ise hz. ayşe dayanamıyor ve "görüyorum ki rabbin senin keyfine koşturuyor" diyor. ahzab 50 o günün standartlarına göre bile skandal bir ayet: "ey peygamber! mehirlerini verdigin eşlerini , allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını ve peygamber nikâhlamayı diledigi takdirde -müminlerden ayrı, sırf sana mahsus olmak üzere- kendisinin mehrini peygambere hibe eden mü'min kadını almanı helâl kılmışızdır..”

peygamber, cariyesi mariya ile cima halindeyken eşlerinden biri ve aynı zamanda hz. ömer'in de kızı olan hafsa tarafından basılır. olay hafsa'nın evinde ve hatta hafsa'nın yatağında gerçekleştiği için hafsa hakarete uğramış hisseder ve bu olaydan sonra deyim yerindeyse çarşı karışır. hz muhammed bir daha mariya ile yatmayacağına dair hafsa'ya yemin eder, olayı da kimseye anlatma der ama hafsa gidip ayşe'ye anlatır. hz muhammed eşlerini terkeder. onları boşadığı dedikodusu yayılır. bunun üzerine bir anda tahrim suresi'nin ilk beş ayeti iner. kaynak: taberi, camiu’l-beyân, 28/102

peygamber evlat edindiği zeyd'in karısını beğenir. zeyd bunu anlayınca durumu kendine yediremez ve karısını boşar. normalde o günün arap toplumu için bile yuh denebilecek bir girişim olan kendi evladının hanımıyla evlenme olayının önünü açmak için ahzab 37 iner.

pek çok ayette "allah'a andolsun ki" diyerek allah kendine and içer: meryem 68, mearic 40, nahl 56, nahl 63. bu ayetlerin apaçık bir insan tarafından söylendiği ortadadır.

hicr 72'de allah peygambere and içmektedir: “resulüm! ömrüne yemin olsun ki gerçekten onlar, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı”

kuran'da kimin konuştuğu belli değil. bazı yerlerde allah konuşuyor. bazı yerlerde "o" diyor. bazı yerlerde muhammed konuşurken bazı yerlerde biz diyor?!?!

kaf 1 "şanı yüce kur’an’a yemin olsun!" diye başlar. fakat ortada henüz bir kuran yoktur. ayetlerin toplanıp ciltlenmesi ve kuran adının verilmesi çok sonraları olduğundan bu ayet ciltleme sırasında eklenmiş olabilir.

pek çok ayette gündüze, geceye, güneşe, aya, göğe, şafağa yemin etmektedir. allah niçin bunlara yemin etmektedir ki?

kuran sayısız yerde yemin ediyor, bazen yeminler yetmiyor olacak ki pekiştirme ihtiyacı hissediyor: "nasıl, bunlarda bir akıl sahibi için yemin var değil mi?" (fecr 5)

tevbe 30: "yahudiler üzeyir allah’ın oğludur dediler, hıristiyanlar da "mesih (isa) allah’ın oğludur" dediler. bunlar, daha önceki inkârcıların söylediklerine benzer biçimde ağızlarından çıkan sözlerdir. allah onları kahretsin! (gerçeklerden) nasıl da yüz çeviriyorlar!" bu ayette allah, "allah onları kahretsin" diyor?!?

kalem ve müdessir surelerinde velid için pek çok kereler sövüyor. soysuz diyor, aşağılık diyor, piç diyor, kaba saba diyor, saldırgan diyor. peki kim bu velid? acaba o mu? evet ta kendisi: halid bin velid. müminlerin yenilmez komutanı. aslında babasından bahsediyor ama ayette oğlundan da bahis var. kendisi olmasa bu kadar yayılamayacak olan, mükemmel bir askeri kariyeri olan, islami perspektiften bakınca çok değerli ve mübarek bir şahıs olması gereken halid bin velid'in islam sancağını zaferlere taşıyacağını önceden göremiyor allah ve babasına küfrediyor!

ay, güneş, dünya ve bunların hareketlerine dair son derece kafa karıştırıcı bilgiler vermektedir. bırakın sıradan bir insanı, eğitimli bir insanın dahi bu ayetleri okuyup bütünlüklü bir sonuca ulaşması imkansızdır. zaten ayetlerin tefsiri konusunda her kafadan ayrı bir ses çıkmaktadır. muhammed'in astronomi bilgisinin kulaktan dolma olduğu barizdir.

sperm ve yumurta hücrelerinin kaynağını yanlış vermektedir. (tarık 5-7)

göğü tıpkı antik filozoflar ve pagan dinlerindeki gibi tasvir etmektedir. yani dik duran ve düşmeyen bir kubbe gibi. hacc 65 "görmüyor musun ki, allah yeryüzündekileri ve o’nun emriyle denizde akıp giden gemileri sizin hizmetinize verdi! kendi izni olmadıkça yerkürenin üzerine düşmemesi için göğü tutan da o’dur."

bakara 62'de yahudilere ve hristiyanlara korkmasınlar, onlar da doğru yolda derken diğer pek çok ayette bu dedikleriyle çelişiyor. örneğin ali imran 85, tevbe 30, maide 64

nahl 101'de açıkça ayetlerin değişebileceğinden bahsediyor. bu da haliyle pek çok ayetin değiştirilmiş olabileceğine işarettir.

pek çok ayette göğü ve yeri 6 günde yarattığından bahsediyor. burada klasik savunma orada zaman algısı farklıdır şeklinde. peki bir de şu ayetlere bakalım:
mearic 4: “melekler ve ruh, miktarı ellibin yıl süren bir gün içinde ona çıkar”
hacc 47: “..muhakkak ki, rabbinin nezdinde bir gün sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir.”
secde 5: “allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. sonra (bütün bu işler) sizin sayageldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde o'nun nezdine çıkar.”

fussilet 9-10'da sabit dağlar yerleştirdiğinden bahsediyor fakat dağlar sabit değildir, jeolojik oluşumlardır.

anlayın diye arapça indirdik diyor. zaten araplara inen bir kitap için neden bunu söylüyor? evrensel bir dinse o zaman neden arapça indiriyor?

kamer suresi ayın yarılmasından bahseder. ne var ki islam alimleri 1400 yıldır bu işin içinden çıkamamıştır. ayeti herkes farklı yorumlamakta ve bir sonuca varılamamaktadır. kuran'da bunun gibi yüzlerce ihtilaflı ayet vardır. mezhepler de zaten böyle doğmuştur. birinin ak dediğine diğeri kara demektedir. oysa ki kuran bizzat kendi ifadesiyle apaçıktır. hiçbir yardımcıya da ihtiyacı yoktur. pratikte ise bir satırlık ayetler paragraflarca süren tefsirlerle açıklanmaktadır. üstelik her mezhep ve mezheplerin de her kolu kendi bildiğince açıklamaktadır.

ahzab 53'te zırt pırt peygamberin evine gelip de çok oturmayın der. peygamber kendisi söylemekten çekindiği için allah'a söyletiyor.

kuran'da 29 ayet sadece harflerden oluşmaktadır. evet bildiğiniz harfler. yani kelime, cümle falan yok. elif lam mim (e-l-m) ya da ya sin (y-s) gibi. bunların ne olduğuna dair bugüne kadar doyurucu bir açıklama yapılmış değil. kimileri bunları allah ile elçisi arasında şifreli bir mesajlaşma olarak kabul ediyor. kimilerine göreyse bunlar hz muhammed'in sara krizlerine girdiği sırada ağzından çıkan anlamsız sözler. bu konuda bir kanıt yok fakat her konuda soru sormaktan çekinmeyen, gusül nasıl alınır bize göstersene diye hz ayşe'nin kapısına bile giden müminlerin bu harflerin anlamlarını bir kere bile sormaması ilginç.

kuran'da en sık geçen ve tekrardan ibaret olan ayetlerin sayısı yaklaşık 2 bin. toplam 6 bin küsür ayet olduğunu düşünürsek çok fazla boşluk doldurma var diyebiliriz. "her şey kuran'da anlatılamazdı, bu bir biyoloji ya da astronomi kitabı değil" diyenler için üzerinde düşünülmesini gerektirecek kadar büyük bir sayı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim