recep tayyip erdoğan'ın hitabet yeteneği
bu memlekette ne yaptığın değil, nasıl anlattığın önemlidir tezini doğrulayan yetenektir.
yere batsındır.
yere batsındır.
devamını gör...
isasenibekliyor.com
burger king'in (bkz: ateş seni çağırıyor) dan esinlenmişler herhalde.
devamını gör...
moderasyon ekibinin gece 4 gibi uykuda olması
çok fena çuvallanmış. eskisi yenisi pusuda bekler gibi üşüşmüş başlığa. *
ne demişler sü uyur düşman uyumaz. (böyle bir şey varmış)
ne demişler sü uyur düşman uyumaz. (böyle bir şey varmış)
devamını gör...
tatil yapmak için köye gitmek
her yıl tatile para vermektense dağların, güneşin ve denizin bulunduğu canım köyüme gidiyorum. evet bazı hayvan turleriyle hasir neşir olmak zorunda kalabiliyorum hatta telefon bile çekmiyor ama insan alışıyor. tatil isteğimi giderdiği icin sorun yok.
tanim: güzel bir aktivite.
tanim: güzel bir aktivite.
devamını gör...
one way ticket
bir adet gri pasaport ile alınması daha mantıklı olacak olan bilettir.
one way ticket to the grays....
one way ticket to the grays....
devamını gör...
flört edilen kişinin normal sözlük’e girdiğini görmek
vay benim kafadan.
devamını gör...
ahmed arif
''bir daha dünyaya gelsem aynı hayatı daha ustaca ve korkusuz yaşarım ama bu sefer seni tanımakta gecikmem.'' diyen aşkın şairidir o.
devamını gör...
i am melting lannn melting
evet dostlar, konuşma sırası bende.
melting ya da eski nicki artık ne derseniz bu kişi ile taa sözlüğe ilk girdiğim zamanlarda kelimelik turnuvasında karşılaşmistık. çok kısa zamanda da ısındık birbirimize. o zamandan beridir de sözlükteki en yakın dostlarımdan biridir. yeri geldi kızdım, yeri geldi sinir ettim, yeri geldi trip attım ama bakın hep sevdiğimden yaptım*. kalbi çok büyüktür bu dostumuzun, kalbimi kırmaz kirarsa da vicdan azabından kıvranır** amaaa ne olursa olsun onu coook severim ve yeri bende çok ayrdir. zaten sözlükte olan eski ve yeni başarılarını söylemiyorum bile. anlatmaya gerek yok görüyorsunuz. son olarak çörek benim onu benden alamazsin ve seni seviyorum güzel dostum. yazılarının devamını büyük bir zevkle bekliyorum.
melting ya da eski nicki artık ne derseniz bu kişi ile taa sözlüğe ilk girdiğim zamanlarda kelimelik turnuvasında karşılaşmistık. çok kısa zamanda da ısındık birbirimize. o zamandan beridir de sözlükteki en yakın dostlarımdan biridir. yeri geldi kızdım, yeri geldi sinir ettim, yeri geldi trip attım ama bakın hep sevdiğimden yaptım*. kalbi çok büyüktür bu dostumuzun, kalbimi kırmaz kirarsa da vicdan azabından kıvranır** amaaa ne olursa olsun onu coook severim ve yeri bende çok ayrdir. zaten sözlükte olan eski ve yeni başarılarını söylemiyorum bile. anlatmaya gerek yok görüyorsunuz. son olarak çörek benim onu benden alamazsin ve seni seviyorum güzel dostum. yazılarının devamını büyük bir zevkle bekliyorum.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
iç anadolu’da niye yaşanır sorunsalı
neden yaşanmasın? evet deniz yok ama gezip görülmesi gereken birçok yer var eğer şikayetiniz bu yöndeyse. muhteşem doğasıyla, tarihî eserleriyle, kış turizmi, kültürel ve doğal yapılarıyla fazlasıyla dikkat çeken bölgedir. dağ yürüyüşü, snowboard, kayak, kampçılık, tırmanma ve binicilik gibi pek çok aktivite de yapılabilir. onun haricinde eğer kendiniz sosyalleşmiyorsanız nerede yaşarsanız yaşayın, sorgularsınız zaten neden yaşadığınızı. hayattan zevk almaya bakın derim.
devamını gör...
yer yağı
türk dil kurumunun türkçemize kazandırdığı eşşiz kelimelerden olup petrol kelimesinin karşılığıdır.
devamını gör...
boş bkz doldurmak
başlık kapmaca oyunudur.
devamını gör...
yazarların whatsapp durumları
sözlükte olduğu gibi * var sadece*.
devamını gör...
insan kaynakları
nezaketli ,hoşgörülü insanları koyun buralara. iletişim, psikoloji eğitimi verin. vallahi tahammül edilmiyor bazılarına. babasının şirketi gibi davranan mı desen, iki kelimeyi yan yana getiremeyip donuk donuk bakan mı desen. azıcık empati be canım, karşıdaki iş arıyor anla psikolojisinden bir de sen sıkma canını.
devamını gör...
herkesin sözlüğü kendinin sanması
yanlış önerme. ben sanmıyorum. *
sözlük benim olsa diktatör olur yarısını kovardım (buraya erol taş gülüşü gelecek.)
zaten sözlük benim olsa dm işini anca rüyanızda görürdünüz. herkes katılımcı olacak arkadaş, yağma yok! söğüt gölgesi mi bura, böyle yan gelip çay çorba dm takılıyorsunuz? *
sözlük benim olsa diktatör olur yarısını kovardım (buraya erol taş gülüşü gelecek.)
zaten sözlük benim olsa dm işini anca rüyanızda görürdünüz. herkes katılımcı olacak arkadaş, yağma yok! söğüt gölgesi mi bura, böyle yan gelip çay çorba dm takılıyorsunuz? *
devamını gör...
beşiktaş
2020-2021 sezonunun ilk derbi mağlubiyetini ligin 40. haftasında galatasaray'a karşı almış olan, sezonu şampiyon olarak tamamlayacak takım.
fanatiklik ciddi anlamda insanların gözlerini köreltiyor. at gözlüğü takmanın yanı sıra ahlaksızlık kisvelerini de takım elbise görüntüsünde kuşanmalarına sebep oluyor.
sezon başını bir hatırlayın bakalım. şampiyonluk yarışında beşiktaş'ın adı bile geçmiyordu. fenerbahçe uçanı kaçanı öpüyor. galatasaray kaçamayanı yakalıyordu. ligin 6. haftasında beşiktaş düşme potasındaydı. spor otoriteleri ve çok bilmiş zevat beşiktaş'ın bu kadrosu ile ilk beş içinde bile yer alamayacağını buyuruyor, sergen yalçın'ın yakın zamanda istifa edeceğinden dem vuruluyordu.
peki ne oldu? dalga geçilen, yerin dibine sokulan takım. son iki hafta öncesi ciddi bütçelerle kurulan rakiplerinin halen önünde. beşiktaş'ın galatasaray mağlubiyetini aklıselim beşiktaşlıların çoğu bekliyordu zaten. o yüzden beşiktaş-hatay maçı çok önemliydi. beşiktaş'ın şampiyonluk maçı da o maçtı. eğer o maçta bir kaza olsaydı, o zaman işler değişirdi. lakin o maçla birlikte fişi çekmiş olan beşiktaş cebindeki bir mağlubiyet hakkını güzelce ve yerinde kullandı. galatasaray maçında 1 puanı kurtarsaydı iyi olur muydu? elbette olurdu.
lakin maçı izleyenler görmüştür ki; beşiktaş hamle oyuncusu olarak kulübeden dorukhan, necip ve rıdvanı oyuna sokabildi. öyle dar bir rotasyondan bahsediyoruz. işte bu yoklukta halen rakipleri beşiktaş'ın puan kaybını beklemek zorunda ise değmesin kimse beşiktaşlıların keyfine. alemin bir akıllısı sizsiniz zaten. sanıyorsunuz ki, sergen yalçın bunun olacağını bilmiyordu. sanıyorsunuz ki, beşiktaş panikleyecek. yok öyle bir dünya. bu durumun şifreleri de sergen'in hatay maçı sonrasında verdiği röportaj da saklı. muhabirin şampiyonluk sorusuna verdiği cevapta şöyle diyordu; ''önümüzdeki 3 maçta 4 puan alıp şampiyon olacağız.'' adam bütün maçlarımızı kazanacağız, şöyle ezeceğiz, böylece yeneceğiz demiyor. bize 4 puan yetiyor diyor. önümüzdeki 3 maçta da onu almaya çalışacağız diyor. adam gerçekçi. hayal kurmuyor. bazıları gibi hayal satmıyor (!)
sergen'in hesabı karagümrük galibiyeti sonrası göztepe maçına cebinde beraberlik avantajı ile çıkmak. kuvvetle muhtemelde böyle olacak. zira bu sezon içerisinde gördük ki, rakipler ellerini ovuşturmaya, beşiktaş yandı bitti kül oldu şarkıları söylemeye başladığında beşiktaş her seferinde güçlü bir oyunla rakiplerine cevap verdi. halen bundan ders çıkarmamış olanlar var ki, bu da enteresan.
bir kaç çift lafta yeni yetme beşiktaş taraftarlarına etmek lazım; pandemi süreci vesaire yüzünden belki dolmabahçe'den stada kadar tezahüratlarla yürüme imkanınız olmadı. köy içinde marşlara türkülere eşlik edemediniz. belki de canlı olarak hiç beşiktaş maçı izleme fırsatınız olmadı. o yüzden beşiktaşlılığı internet ortamında rakip taraftarların yaptıklarının aynısını yapmak zannediyor ve onlar gibi abidik gubidik tepkiler veriyorsunuz. bu yüzden size kızmıyoruz ama içinize biraz ruh üflemek lazım. hemen enseyi karartıp başkaları gibi timsah yürüyüşüne özenmeyin derim.
ez cümle; beşiktaş'ın bu sezonu şampiyon olarak tamamlayacağını düşünüyorum ki, saydığım sebeplerden ötürü de sergen'in ve takımın başardığı şey azımsanacak bir şey olmayacak. adam çoklarına göre çer çöp kadrodan şampiyon çıkarmak üzere. şapkadan tavşan çıkarmak tam olarak bu oluyor. rakip takımlara da bu durumda havuç suyu, havuç suyu diye söylenmek düşer.
ha futbol bu, hiç ihtimal vermiyorum ama olmuşla-ölmüş bir araya gelir beşiktaş şampiyonluğu kaybeder. bu durumda da rakipleri tebrik eder, önümüze bakarız. ama yine altını çiziyorum bu ancak büyük bir futbol mucizesi ile olur. futbolun tanrılarının sahaya inmesi lazım.
bir ufak iliştirme de sevgili trolümüze yapayım. meşiktaş, emişbahçe, yemişsaray yazmanız bu camiaların büyüklüğüne halel getirmez. olsa olsa sizin hazımsızlığınızın bir göstergesidir. bu sebeple ne diyoruz;
siyah ulan!
fanatiklik ciddi anlamda insanların gözlerini köreltiyor. at gözlüğü takmanın yanı sıra ahlaksızlık kisvelerini de takım elbise görüntüsünde kuşanmalarına sebep oluyor.
sezon başını bir hatırlayın bakalım. şampiyonluk yarışında beşiktaş'ın adı bile geçmiyordu. fenerbahçe uçanı kaçanı öpüyor. galatasaray kaçamayanı yakalıyordu. ligin 6. haftasında beşiktaş düşme potasındaydı. spor otoriteleri ve çok bilmiş zevat beşiktaş'ın bu kadrosu ile ilk beş içinde bile yer alamayacağını buyuruyor, sergen yalçın'ın yakın zamanda istifa edeceğinden dem vuruluyordu.
peki ne oldu? dalga geçilen, yerin dibine sokulan takım. son iki hafta öncesi ciddi bütçelerle kurulan rakiplerinin halen önünde. beşiktaş'ın galatasaray mağlubiyetini aklıselim beşiktaşlıların çoğu bekliyordu zaten. o yüzden beşiktaş-hatay maçı çok önemliydi. beşiktaş'ın şampiyonluk maçı da o maçtı. eğer o maçta bir kaza olsaydı, o zaman işler değişirdi. lakin o maçla birlikte fişi çekmiş olan beşiktaş cebindeki bir mağlubiyet hakkını güzelce ve yerinde kullandı. galatasaray maçında 1 puanı kurtarsaydı iyi olur muydu? elbette olurdu.
lakin maçı izleyenler görmüştür ki; beşiktaş hamle oyuncusu olarak kulübeden dorukhan, necip ve rıdvanı oyuna sokabildi. öyle dar bir rotasyondan bahsediyoruz. işte bu yoklukta halen rakipleri beşiktaş'ın puan kaybını beklemek zorunda ise değmesin kimse beşiktaşlıların keyfine. alemin bir akıllısı sizsiniz zaten. sanıyorsunuz ki, sergen yalçın bunun olacağını bilmiyordu. sanıyorsunuz ki, beşiktaş panikleyecek. yok öyle bir dünya. bu durumun şifreleri de sergen'in hatay maçı sonrasında verdiği röportaj da saklı. muhabirin şampiyonluk sorusuna verdiği cevapta şöyle diyordu; ''önümüzdeki 3 maçta 4 puan alıp şampiyon olacağız.'' adam bütün maçlarımızı kazanacağız, şöyle ezeceğiz, böylece yeneceğiz demiyor. bize 4 puan yetiyor diyor. önümüzdeki 3 maçta da onu almaya çalışacağız diyor. adam gerçekçi. hayal kurmuyor. bazıları gibi hayal satmıyor (!)
sergen'in hesabı karagümrük galibiyeti sonrası göztepe maçına cebinde beraberlik avantajı ile çıkmak. kuvvetle muhtemelde böyle olacak. zira bu sezon içerisinde gördük ki, rakipler ellerini ovuşturmaya, beşiktaş yandı bitti kül oldu şarkıları söylemeye başladığında beşiktaş her seferinde güçlü bir oyunla rakiplerine cevap verdi. halen bundan ders çıkarmamış olanlar var ki, bu da enteresan.
bir kaç çift lafta yeni yetme beşiktaş taraftarlarına etmek lazım; pandemi süreci vesaire yüzünden belki dolmabahçe'den stada kadar tezahüratlarla yürüme imkanınız olmadı. köy içinde marşlara türkülere eşlik edemediniz. belki de canlı olarak hiç beşiktaş maçı izleme fırsatınız olmadı. o yüzden beşiktaşlılığı internet ortamında rakip taraftarların yaptıklarının aynısını yapmak zannediyor ve onlar gibi abidik gubidik tepkiler veriyorsunuz. bu yüzden size kızmıyoruz ama içinize biraz ruh üflemek lazım. hemen enseyi karartıp başkaları gibi timsah yürüyüşüne özenmeyin derim.
ez cümle; beşiktaş'ın bu sezonu şampiyon olarak tamamlayacağını düşünüyorum ki, saydığım sebeplerden ötürü de sergen'in ve takımın başardığı şey azımsanacak bir şey olmayacak. adam çoklarına göre çer çöp kadrodan şampiyon çıkarmak üzere. şapkadan tavşan çıkarmak tam olarak bu oluyor. rakip takımlara da bu durumda havuç suyu, havuç suyu diye söylenmek düşer.
ha futbol bu, hiç ihtimal vermiyorum ama olmuşla-ölmüş bir araya gelir beşiktaş şampiyonluğu kaybeder. bu durumda da rakipleri tebrik eder, önümüze bakarız. ama yine altını çiziyorum bu ancak büyük bir futbol mucizesi ile olur. futbolun tanrılarının sahaya inmesi lazım.
bir ufak iliştirme de sevgili trolümüze yapayım. meşiktaş, emişbahçe, yemişsaray yazmanız bu camiaların büyüklüğüne halel getirmez. olsa olsa sizin hazımsızlığınızın bir göstergesidir. bu sebeple ne diyoruz;
siyah ulan!
devamını gör...
yuva
bir jung yun kitabıdır.
çocukluğumuz boyunca yaşadığımız deneyimlerin kurguladığı bir hayatı yaşamaya çalışıyoruz hepimiz. o yüzden “ kime sorsak evinde bir oda eksik.” hepimizde bir telaş çocukken eksik kaldıklarımızı tamamlamak için, bozulanları tamir etmek için, kaybolanları yerine koymak için.
mark twain’e göre kişiliğimizi on beş yaşına kadar yaşadıklarımız belirlermiş. kitabımızın merkezinde duran kyung cho da çocukluk travmalarının, sevgi eksikliğinin, aile içi şiddetin oluşturduğu hasarı gidermek için kendine yapılanın tam aksini yapma peşinde ve tabii kırgınlıkları ile baş etmek.
bir çocuğu mutlu etmek, iyi ve düzenli bir geleceğe sahip olmak için onu maddi yönden doyurmak, özel hocalarla meşgul etmek yeterli midir? bir evde huzur yoksa o eve yuva diyebilir miyiz?
zengin bir ailenin çocuğu olan kyung aile içi şiddet mağduru olan bir çocuk ama zincirleme şiddet tamlamasının son öğesi o. babasından şiddet gören annesinden şiddet gören bir çocuk.
bu şiddet zincirini daha fazla uzatmamak için ailesinden uzak yaşamaya, onlarla görüşmemeye ve yeni kurduğu çekirdek ailesini onlardan soyutlamaya çalışırken bir yandan da madd zorluklara göğüs germek gibi ağır bir yükün altında. varlık içinde yokluk yaşatmayı tercih eden kyung farklı bir kültürden gelen, farklı bir ülkenin genlerini taşıyan eşi ve eşinin ailesine de kendini kabul ettirmek istemekte. ama bu kültürel farklılık kyung’un elini kolunu öyle bir bağlamakta ki olaylar çığrından çıktığında kyung kendini hiç istemediği bir durumda bulmakta.
belki de yoluna koyabileceğini düşündüğü hayatınız bahçenizde koşturan çıplak bir kadının vücudundaki şiddet izlerinin sızısıyla yeniden alt üst olsa neler hissederdiniz acaba? yuva’nıza koşmak en doğru çözüm olurdu belki de, belki de olmazdı.
çocukluğumuz boyunca yaşadığımız deneyimlerin kurguladığı bir hayatı yaşamaya çalışıyoruz hepimiz. o yüzden “ kime sorsak evinde bir oda eksik.” hepimizde bir telaş çocukken eksik kaldıklarımızı tamamlamak için, bozulanları tamir etmek için, kaybolanları yerine koymak için.
mark twain’e göre kişiliğimizi on beş yaşına kadar yaşadıklarımız belirlermiş. kitabımızın merkezinde duran kyung cho da çocukluk travmalarının, sevgi eksikliğinin, aile içi şiddetin oluşturduğu hasarı gidermek için kendine yapılanın tam aksini yapma peşinde ve tabii kırgınlıkları ile baş etmek.
bir çocuğu mutlu etmek, iyi ve düzenli bir geleceğe sahip olmak için onu maddi yönden doyurmak, özel hocalarla meşgul etmek yeterli midir? bir evde huzur yoksa o eve yuva diyebilir miyiz?
zengin bir ailenin çocuğu olan kyung aile içi şiddet mağduru olan bir çocuk ama zincirleme şiddet tamlamasının son öğesi o. babasından şiddet gören annesinden şiddet gören bir çocuk.
bu şiddet zincirini daha fazla uzatmamak için ailesinden uzak yaşamaya, onlarla görüşmemeye ve yeni kurduğu çekirdek ailesini onlardan soyutlamaya çalışırken bir yandan da madd zorluklara göğüs germek gibi ağır bir yükün altında. varlık içinde yokluk yaşatmayı tercih eden kyung farklı bir kültürden gelen, farklı bir ülkenin genlerini taşıyan eşi ve eşinin ailesine de kendini kabul ettirmek istemekte. ama bu kültürel farklılık kyung’un elini kolunu öyle bir bağlamakta ki olaylar çığrından çıktığında kyung kendini hiç istemediği bir durumda bulmakta.
belki de yoluna koyabileceğini düşündüğü hayatınız bahçenizde koşturan çıplak bir kadının vücudundaki şiddet izlerinin sızısıyla yeniden alt üst olsa neler hissederdiniz acaba? yuva’nıza koşmak en doğru çözüm olurdu belki de, belki de olmazdı.
devamını gör...
ılımlı olmak
savunduğum durumdur. bağnazlığın ve aşırılığın en büyük çözümüdür ılımlı olmak. bir düşüncenin salt doğruluğunu kabul etmek yerine tutarlı ama doğru kabul etmek bunun bir örneğidir.
edit: sert olmadığınız için insanlar sizi sevmeyebilir ama siz doğru olanın bu olduğunu bilin.
edit: sert olmadığınız için insanlar sizi sevmeyebilir ama siz doğru olanın bu olduğunu bilin.
devamını gör...

