karadeniz bölgesinin ülkenin zeka seviyesini düşürmesi
diğer 6 bölgede de atom fiziği araştırmaları yapılıyor, kansere falan çözüm bulunuyor. çok haklısın gerçekten.
devamını gör...
#ülkemdemülteciistemiyorum
taliban ele geçirdiği şehirlerdeki hapishanelerde bulunan tüm suçluları serbest bırakıyor.
video
şimdi ben ülkemde mülteci istemiyorum dediğimde ırkçı olacağım dimi? bu hapishanelerden çıkanların türkiye'ye gelmeyeceğinin güvencesi var mı? yok. büyük ihtimal gelecekler. ve ben sırf bu insanları ülkemde istemediğim için ırkçı addedileceğim.
dincilere sorarsan din kardeşiyiz, cihangir solcularına sorarsan insan hakları vs. başlar anlatmaya. gerçek dünyadan haberleri yok.
devamını gör...
birden fazla kitabı beraber okumak
hep yaptığım iş.
bir tanesi roman, bir tanesi şiir, bir tanesi pisikoloji kitabı olan 3 kitabı birden okuyorum.
gayet keyifli, bazen bunlar 3'ten fazla da olabiliyor.
ben yemekleri bile aynı tabakta görerek yemeyi seviyorum, haliyle birden fazla kitap okumam lazım.
bir tanesi roman, bir tanesi şiir, bir tanesi pisikoloji kitabı olan 3 kitabı birden okuyorum.
gayet keyifli, bazen bunlar 3'ten fazla da olabiliyor.
ben yemekleri bile aynı tabakta görerek yemeyi seviyorum, haliyle birden fazla kitap okumam lazım.
devamını gör...
anın fotoğrafı
birçok güzel anın ve insanın bulunduğu fotoğraflardır. kendi hayatımdan tiksindim. var olun.
devamını gör...
elden düşme dünya
wilhelm genazino kitabıdır.
bu dünyada yeni diyebileceğimiz hiçbir şey yok. her şey bir öncekinin tekrarı. ilk elden sahip olduğumuzu düşünme cüretini gösterebileceğimiz eşyalarımız olmadığı gibi. duygularımız da yok aslında. her şey elden düşme. işlerimiz, aşklarımız, korkularımız, hobilerimiz, sevdiklerimiz ve nefret ettiklerimiz, umutlarımız ve hayal kırıklıklarımız ve hatta benliğimiz bile. bir bit pazarı içinde amaçsızca dolaşıp birbirimizden haberdar değilmiş gibi davranıyoruz. bir sahafta kitapları tek tek yoklayıp en az okunmuş kitabı bulmaya çalışır gibi yaşıyoruz hayatı. çok dinlenmiş bir plağın çizikler içindeki seslerinin kaybolup gitmiş yerlerine zaten bildiğimiz ezgi parçalarını doldurarak dinler gibi yaşıyoruz hayatı. yırtık bir pantolonu yama yaparak giyip ne kadar yeni göründüğüne hayret eder gibi yaşıyoruz hayatı. çiğneyip bir kenara bıraktığımız naneli sakızın kurumuş hüznünü yeniden ağzımıza atıp nane aromasını acıyla karışık bir mutlulukla bulmaya çalışır gibi yaşıyoruz hayatı.
elden düşme bir dünyada yaşıyoruz, elden düşme hayatlarımızı. ben sizin yerinizde olsam bu kitabı bir kitabevinden değil bir sahaftan alır okurdum, elden düşme.
bu dünyada yeni diyebileceğimiz hiçbir şey yok. her şey bir öncekinin tekrarı. ilk elden sahip olduğumuzu düşünme cüretini gösterebileceğimiz eşyalarımız olmadığı gibi. duygularımız da yok aslında. her şey elden düşme. işlerimiz, aşklarımız, korkularımız, hobilerimiz, sevdiklerimiz ve nefret ettiklerimiz, umutlarımız ve hayal kırıklıklarımız ve hatta benliğimiz bile. bir bit pazarı içinde amaçsızca dolaşıp birbirimizden haberdar değilmiş gibi davranıyoruz. bir sahafta kitapları tek tek yoklayıp en az okunmuş kitabı bulmaya çalışır gibi yaşıyoruz hayatı. çok dinlenmiş bir plağın çizikler içindeki seslerinin kaybolup gitmiş yerlerine zaten bildiğimiz ezgi parçalarını doldurarak dinler gibi yaşıyoruz hayatı. yırtık bir pantolonu yama yaparak giyip ne kadar yeni göründüğüne hayret eder gibi yaşıyoruz hayatı. çiğneyip bir kenara bıraktığımız naneli sakızın kurumuş hüznünü yeniden ağzımıza atıp nane aromasını acıyla karışık bir mutlulukla bulmaya çalışır gibi yaşıyoruz hayatı.
elden düşme bir dünyada yaşıyoruz, elden düşme hayatlarımızı. ben sizin yerinizde olsam bu kitabı bir kitabevinden değil bir sahaftan alır okurdum, elden düşme.
devamını gör...
bilgi içerikli entryler
girmekten bıkmayacağım entryler.
isteyen okur, istemeyen okumaz. ona ben karışamam. "benim elimden bu kadarı geliyor" derim.
temel bilimler konularında mümkün olan en sade dile inmek tercih edilir bir şey ama inilemediği zamanlar da oluyor. öyle konular var ki, bir bilim insanı onu bulup millete anlatabilmek için mesela 40 yılını harcamış. sen de gelip sadece yazılı bir ortamda 2-3 cümleyle anlatıp geçiştiremiyorsun. öyle durumlar var ki gerçek hayatta örneği yok, atom altı dünya ile ilgili sadece ve "bu durum gerçek hayatta şuna benzer" diyemiyorsun. karşı taraf onu zihninde canlandıramıyorsa pek bir şey yapamıyorsun sen de.
ne anlatıyorum ben yav, nereden geldim bu konuya!? neyse... ben seviyorum yazmasını da okumasını da özetle.
edebiyatla ilgili fazla ağdalı yazıları ben de sevmiyorum. kişi emek vermiş yazmış. okumaya başlamışsam bir şekilde bitiririm ama içime fenalık gelmiyor diyemem.
isteyen okur, istemeyen okumaz. ona ben karışamam. "benim elimden bu kadarı geliyor" derim.
temel bilimler konularında mümkün olan en sade dile inmek tercih edilir bir şey ama inilemediği zamanlar da oluyor. öyle konular var ki, bir bilim insanı onu bulup millete anlatabilmek için mesela 40 yılını harcamış. sen de gelip sadece yazılı bir ortamda 2-3 cümleyle anlatıp geçiştiremiyorsun. öyle durumlar var ki gerçek hayatta örneği yok, atom altı dünya ile ilgili sadece ve "bu durum gerçek hayatta şuna benzer" diyemiyorsun. karşı taraf onu zihninde canlandıramıyorsa pek bir şey yapamıyorsun sen de.
ne anlatıyorum ben yav, nereden geldim bu konuya!? neyse... ben seviyorum yazmasını da okumasını da özetle.
edebiyatla ilgili fazla ağdalı yazıları ben de sevmiyorum. kişi emek vermiş yazmış. okumaya başlamışsam bir şekilde bitiririm ama içime fenalık gelmiyor diyemem.
devamını gör...
aile evindeki saçma kurallar
neymiş efendim, tuvalette konuşulmazmış.
gece geç saatte duşa girilmezmiş.
akşam olunca mutlaka perde kapatılmalıymış.
t: aile evinde kalmanın zulüm niteliği taşıdığını gösteren kurallar bütünü.
gece geç saatte duşa girilmezmiş.
akşam olunca mutlaka perde kapatılmalıymış.
t: aile evinde kalmanın zulüm niteliği taşıdığını gösteren kurallar bütünü.
devamını gör...
çoklu kişilik bozukluğu
kişilik bölünmesi olarak da biliniyor. tedavide bütün kişilikler bir araya toplanmaya çalışılır. bir kişiliğinde ressam olan birisi bir başka kişiliğinde müzisyen olabilir.
ayşe'de a ve b kişilikleri olsun. ayşe b kişiliğine geçtiğinde a kişiliğindeyken yaptığı hiçbir şeyi hatırlamaz.
yanlış hatırlamıyorsam en fazla kişiliğe sahip olan kişinin 99 farklı kişiliği vardı. en fazla kaç tane olabileceğini hâlâ bilmiyoruz.
ayşe'de a ve b kişilikleri olsun. ayşe b kişiliğine geçtiğinde a kişiliğindeyken yaptığı hiçbir şeyi hatırlamaz.
yanlış hatırlamıyorsam en fazla kişiliğe sahip olan kişinin 99 farklı kişiliği vardı. en fazla kaç tane olabileceğini hâlâ bilmiyoruz.
devamını gör...
en karizmatik başkent ismi
devamını gör...
norveç deyince akla gelenler
black metal tabi aga sonra da kuzey ışıkları. ve o ülkenin fantastik güzelliği. aşırı derecede muhteşem bir ülke. türkiye’den ileride gitmeye kalksam muhakkak gideceğim ülke norveç olur. o black metal konserlerine gitmek en büyük hayalim yemin olsun ki.
devamını gör...
yazarların en sevdiği mfö şarkısı
ali desidero.
devamını gör...
ekonomik kriz
ekonominin temel yapı taşları olarak kabul edilen mal, hizmet, üretim, döviz fiyatları üzerinde kabul edilebilir seviyelerin ötesinde yaşanan şiddetli dalgalanmalara ekonomik kriz adı verilmektedir.
devamını gör...
türk dili ve edebiyatı bölümünde okumak
doktorasını yapıyorum dediğim başlıktır.
devamını gör...
evleneceklere tavsiyeler
ilerleyen zamanlarda evliliği düşünen kişilere önerilebilir kılınan tavsiyeler bütünü.
nacizane tavsiyelerim;
1- eşinizin, evlilik sonrası düşünce, inanış ,hal ve hareketlerinin değişeceği düşüncesine dâhi girmeyin, teklif de etmeyin.
2-eşinizi ,evlilik teklifi öncesine kadar gayet iyi tanıyın, hiç bir şey aceleye gelmez.
3-eşinizin mümkünse, ailesini, ebeveynlerin birbirlerine olan davranışlarını mümkün mertebe iyi analiz edin.
4-altından kalkamayacağınız kadar borç batağına saplanıp evlilik hayatına başlamayın.
5-ortak hareket edin, fikir ayrılıklarına düğün öncesi düşmeyin.
6-gelir düzeylerinin, hatta iki aile gelir düzeylerinin de birbirine benzer durumda olmasına özen gösterin, pek tabiki farklılık varsa da , lafının edilmeyeceğinden emin olun.
7-her iki taraf da aile bağları dolayısıyla , kendi kuracakları yuva için ebeveynlerini veya akranlarını olaya dahil etmesin.
8-zengin kız- fakir oğlan durumunda olmayın.
9-sevgi ve saygıda kusurlu olmayın.
10-cinsel tatminleri beraber sağlayın, ayrı düşmeyin.
11-evlilik sonrası işler tıkırında ise, ayrılma düşüncesi kesinlikle yok ise, maddi durum da çok elverişli ise şayet, bolca çocuk yapın.
benden şimdilik bu kadar.
inşallah mutlu evlilikleriniz olur.
nacizane tavsiyelerim;
1- eşinizin, evlilik sonrası düşünce, inanış ,hal ve hareketlerinin değişeceği düşüncesine dâhi girmeyin, teklif de etmeyin.
2-eşinizi ,evlilik teklifi öncesine kadar gayet iyi tanıyın, hiç bir şey aceleye gelmez.
3-eşinizin mümkünse, ailesini, ebeveynlerin birbirlerine olan davranışlarını mümkün mertebe iyi analiz edin.
4-altından kalkamayacağınız kadar borç batağına saplanıp evlilik hayatına başlamayın.
5-ortak hareket edin, fikir ayrılıklarına düğün öncesi düşmeyin.
6-gelir düzeylerinin, hatta iki aile gelir düzeylerinin de birbirine benzer durumda olmasına özen gösterin, pek tabiki farklılık varsa da , lafının edilmeyeceğinden emin olun.
7-her iki taraf da aile bağları dolayısıyla , kendi kuracakları yuva için ebeveynlerini veya akranlarını olaya dahil etmesin.
8-zengin kız- fakir oğlan durumunda olmayın.
9-sevgi ve saygıda kusurlu olmayın.
10-cinsel tatminleri beraber sağlayın, ayrı düşmeyin.
11-evlilik sonrası işler tıkırında ise, ayrılma düşüncesi kesinlikle yok ise, maddi durum da çok elverişli ise şayet, bolca çocuk yapın.
benden şimdilik bu kadar.
inşallah mutlu evlilikleriniz olur.
devamını gör...
bir zamanlar moda olan şimdi yüzüne bakmadığımız şeyler
denge bilekliği. ve bu bileklikle dengesini sağlayacağına inanan yurdum insanları.
devamını gör...
sivas katliamı
birde benden dinleyin!!!
sivas katliamı örgütlenmiş ve uygulanmış bir kontgerilla eylemidir. yazının sonunda bana hak vereceksiniz.
katliam göz göre göre geldi ve skandal kararlarla sonuçlandı. saldırıdan 2 gün önce radikal islamcıların halka dağıttıkları bildiri katliamın habercisi niteliğinde olmasına rağmen önlem alınmadı yada alınmak istenmedi. olay günü ise toplanan kalabalığa müdahale edilmedi. çünkü edilmemesi için devrin
cumhurbaşkanı süleyman demirel
''halkla [oteli kuşatanları kastediyor] polisi karşı karşıya getirmeyin..olayda ağır tahrik var. çatışma yok.'' başbakan yardımcısı olan erdal inönü,
''merak etmeyin, gereken yapılacak!.kimsenin kılına dahi zarar gelmeden kurtarılacak''
demesine rağmen otel ateşe verilir.
otelin alevler içinde kalmasını salyaları akarak seyredenler tıpkı kerbela’da kazanan muaviye oğlu yezit gibi; ehli beyt evladını zehirleyen; onların ciğerlerinin çiğ çiğ yiyen mervan gibi zaferlerini kutluyorlardı.

madımak oteli’nin ateşe verilmesi sonucu 33 aydın ve 2 otel görevlisi hayatını kaybetmişti. ama skandallar hala devam ediyordu.insan yakma eyleminden dönen müslümanların! yaptığı ikinci eylem; atatürk’ün büstünü kaidesinden söküp, boynuna ip bağlayarak sokaklarda sürümek oldu.bunlar olurken devletin, kamunun bütün kurum ve kadroları çağdaşlık örtüsü altında gericilik yapıyorlardı.
katliamdan sonra devletin önde gelenlerinin skandal açıklamaları devam etti,
dönemin muhalefet lideri mesut yılmaz.
“olayın büyütülmesini doğru bulmuyorum…bir futbol maçında da bu kadar insan ölebilirdi.” demişti.
ama asıl skandal söz dönemin başbakan tansu çiller den geldi:
çok şükür, otel dışındaki halkımız bu yangından zarar görmemiştir!.halktan kimsenin burnu kanamamıştır ve ölenler de çıkan yangından boğularak ölmüşlerdir.”
dava skandallarla devam etti. örneğin davanın 1 numaralı sanığı refah partisi’nin sivas belediye meclisi üyesi cafer erçakmak hiçbir zaman yakalanamadı. erçakmak 2011 yılında öldü. bu kişi aranırken bile sivas’ta yaşamaya devam etti. 22 mayıs 1999’da evlendi, 22 mayıs 1997’de askere gitti, çocuğunu nüfusa kayıt etti, 2000 yılında ehliyet aldı ama devlet kırmızı bülten ile aranan bu adamı bulmadı.
sanıkların avukatları 2002 yılında iktidara gelen akp’den milletvekili seçildi.

2012 de görülen son davadan sonra sivas katliamından tutuklu kimse kalmadı.
akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve adeta mağrur, koşarsın salhaneye.
dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf.
ve bu dünyada zulüm,
senin sayende.
ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hala şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
– demeğe de dilim varmıyor ama-
kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!
sivas katliamı örgütlenmiş ve uygulanmış bir kontgerilla eylemidir. yazının sonunda bana hak vereceksiniz.
katliam göz göre göre geldi ve skandal kararlarla sonuçlandı. saldırıdan 2 gün önce radikal islamcıların halka dağıttıkları bildiri katliamın habercisi niteliğinde olmasına rağmen önlem alınmadı yada alınmak istenmedi. olay günü ise toplanan kalabalığa müdahale edilmedi. çünkü edilmemesi için devrin
cumhurbaşkanı süleyman demirel
''halkla [oteli kuşatanları kastediyor] polisi karşı karşıya getirmeyin..olayda ağır tahrik var. çatışma yok.'' başbakan yardımcısı olan erdal inönü,
''merak etmeyin, gereken yapılacak!.kimsenin kılına dahi zarar gelmeden kurtarılacak''
demesine rağmen otel ateşe verilir.
otelin alevler içinde kalmasını salyaları akarak seyredenler tıpkı kerbela’da kazanan muaviye oğlu yezit gibi; ehli beyt evladını zehirleyen; onların ciğerlerinin çiğ çiğ yiyen mervan gibi zaferlerini kutluyorlardı.

madımak oteli’nin ateşe verilmesi sonucu 33 aydın ve 2 otel görevlisi hayatını kaybetmişti. ama skandallar hala devam ediyordu.insan yakma eyleminden dönen müslümanların! yaptığı ikinci eylem; atatürk’ün büstünü kaidesinden söküp, boynuna ip bağlayarak sokaklarda sürümek oldu.bunlar olurken devletin, kamunun bütün kurum ve kadroları çağdaşlık örtüsü altında gericilik yapıyorlardı.
katliamdan sonra devletin önde gelenlerinin skandal açıklamaları devam etti,
dönemin muhalefet lideri mesut yılmaz.
“olayın büyütülmesini doğru bulmuyorum…bir futbol maçında da bu kadar insan ölebilirdi.” demişti.
ama asıl skandal söz dönemin başbakan tansu çiller den geldi:
çok şükür, otel dışındaki halkımız bu yangından zarar görmemiştir!.halktan kimsenin burnu kanamamıştır ve ölenler de çıkan yangından boğularak ölmüşlerdir.”
dava skandallarla devam etti. örneğin davanın 1 numaralı sanığı refah partisi’nin sivas belediye meclisi üyesi cafer erçakmak hiçbir zaman yakalanamadı. erçakmak 2011 yılında öldü. bu kişi aranırken bile sivas’ta yaşamaya devam etti. 22 mayıs 1999’da evlendi, 22 mayıs 1997’de askere gitti, çocuğunu nüfusa kayıt etti, 2000 yılında ehliyet aldı ama devlet kırmızı bülten ile aranan bu adamı bulmadı.
sanıkların avukatları 2002 yılında iktidara gelen akp’den milletvekili seçildi.

2012 de görülen son davadan sonra sivas katliamından tutuklu kimse kalmadı.
akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve adeta mağrur, koşarsın salhaneye.
dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf.
ve bu dünyada zulüm,
senin sayende.
ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hala şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
– demeğe de dilim varmıyor ama-
kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!
devamını gör...
doktorlara gösterilen saygının esas nedeni
en çok saygı duyduğum meslek gruplarından biri. bakın meslek dedim, kişi bazlı düşünmüyorum. tabi aralarında iyileri de vardır kötüleri de. ama dikkatinizi çekerim, sağlığınızı kendinizi emanet ettiğiniz bir meslek grubu. sadece bu yönden de saygıyı haketmiyor mu?
6 sene zorlu eğitim. vücuttaki her kemiğin latince ismini ezberliyorsun, burnun ucundaki minnacık kemiğin ismi ‘muskurus nazaris’( doğru yazdım umarım). bu minnacık bir kemik ve vücudumuzdaki her minnak kemik parçasının da böyle bir ismi olduğunu düşünün.
ikincisi, anatomiyi öğrenmek için morgda geçirilen zamanlar. bir zaman yaşamış olan birinin vücudunu incelemek. biraz empati kurun, ne kadar zor olduğunu tahmin edebilirsiniz.
zorlu eğitim sonrası tus. kpss falan diyoruz ya, hak getire. öyle zor bir sınavmış ki, kazanman ve uzmanlığını alman dışardan bakıldığı gibi kolay değil.
mesai saatleri. saatlerce uykusuz bir halde sürekli hasta bakmak zorunda kalmak. biraz uykusuz olunca bile araba kullanırken kaza yapma olasılığınız yüksekken, bir de dikkat isteyen mesleği yapan onları düşünün. ‘uykusuz olunca gergin oluyorum’ derken kendiniz, onları ne hakla eleştirebiliyorsunuz?
pandemi sırasında evinin yolunu unutmuş, çocuğuna/eşine hasret kalmış ve o psikolojide çalışmış doktorları, hemşireleri neye dayanarak kötüleyebiliyorsunuz?
onların kıymetini bilmezsek, onlar da gider tabi ilk fırsatta yurtdışına.
6 sene zorlu eğitim. vücuttaki her kemiğin latince ismini ezberliyorsun, burnun ucundaki minnacık kemiğin ismi ‘muskurus nazaris’( doğru yazdım umarım). bu minnacık bir kemik ve vücudumuzdaki her minnak kemik parçasının da böyle bir ismi olduğunu düşünün.
ikincisi, anatomiyi öğrenmek için morgda geçirilen zamanlar. bir zaman yaşamış olan birinin vücudunu incelemek. biraz empati kurun, ne kadar zor olduğunu tahmin edebilirsiniz.
zorlu eğitim sonrası tus. kpss falan diyoruz ya, hak getire. öyle zor bir sınavmış ki, kazanman ve uzmanlığını alman dışardan bakıldığı gibi kolay değil.
mesai saatleri. saatlerce uykusuz bir halde sürekli hasta bakmak zorunda kalmak. biraz uykusuz olunca bile araba kullanırken kaza yapma olasılığınız yüksekken, bir de dikkat isteyen mesleği yapan onları düşünün. ‘uykusuz olunca gergin oluyorum’ derken kendiniz, onları ne hakla eleştirebiliyorsunuz?
pandemi sırasında evinin yolunu unutmuş, çocuğuna/eşine hasret kalmış ve o psikolojide çalışmış doktorları, hemşireleri neye dayanarak kötüleyebiliyorsunuz?
onların kıymetini bilmezsek, onlar da gider tabi ilk fırsatta yurtdışına.
devamını gör...
delilik
devamını gör...

