turuncu saçlarıyla dikkat çeken sempatik müzisyen(bkz: abi çok iyi yaa).
devamını gör...

cem karaca.
devamını gör...

hakkında kaç kitap okunmalıydı?
öyküler, masallar filan.
ben en çok, masal halini okumak isterdim.
yıldızlara en yakın,
buralara en uzak yerlerde geçenlerden.
yokluğuna kaç masal sığardı?
mesela prenses kurbağayı kaç kere öpmeliydi?
bir prens kaç kere tırmanmalıydı
rapunzelin altın sarısı saçlarına?
şimdi aylardan bahardı.
çiçekli şiirler falan.
balkonda çiçekler beslerdin.
orda mevsim kış mıydı?
hayat kar gibi avuçlarımda erirdi.
durmazdi akardı.
sense mavi tokalar takardın.
ve sen kaç kadehte içilirdin?
o salaş meyhanenin mezeleri yeter miydi?
karşıdaki masada oturan adam var ya
daha ne kadar konuşmalıydı?
o dalgalar daha ne kadar vurmalıydı kıyıya?
devamını gör...

suan içinde bulunduğum durumdur. dönmeyeceğinden eminsindir ama yine de özlersin işte.
devamını gör...

öyle vurucu replikler yok aklımda ama her hatırladığımda güldüğüm birkaç sahne var.
1.
manti siparişi gidecektir: bölüm 39
zeliha: adresi bulabilecek misin meryem

meryem: aaa tabi canım burayı biliyorum ben zaten kaç defa gittim bakın  şimdi ilerdeki pasaja giriyom. sağdan üçüncü dükkana sokağı soruyom. onlar sana tarif edince sokağı buluyom. kunduracı amcaya gidiyom. kunduracı amca görür görmez: "allah cezanı versin, yine mi sen geldin !" diyo. sen : "hı" yapiyon. ondan sonra da apartmani tarif ediyo. asansöre biniyom. iki-üç kişi daha gelince asansör "fiyt" kalkıyo. ondan sonra lui...... ha sivali duvarı bekliyom. sivalı duvarı görünce "aaaaa ben burada inecektim. n'olur beni indirin!" diye bağırıyom. bu sefer herkes bi telaş, bi panik, asansörü durdurup seni aşağı kadar indiriyolar. tam karşındaki zile basıyon, işte orasi. bitti yani !

5:59

2.
vahit çocuğuna isim arıyordur*

vahit: değişik bir şey yok mu şöyle be
haydar: bizim sınıfta bi kız bi oğlan var ikisinin de adı okyanus
sabit: çok uzun emmi
haydar: deniz olsun
sabit: uzun uzun
haydar: göl
sabit: kısalt kısalt
haydar: su
sabit: daha kısalt
haydar: abooow kurudu çocuk be

28:05
devamını gör...

son dönemlerde yayınlanan freud (dizi) ve tribes of europa dizilerinde oynayan başarılı oyunculuğu ile birlikte ses tonu ve karizmatikliğiyle de dikkatleri üzerine çeken* avusturyalı oyuncu.
genelde soğuk ve mesafeli duruş sergileyen alman oyuncuların aksine donuk olmayan gerçekçi ve içten rol aktarımıyla izlettiriyor kendisini.
umarım daha iyi diziler de oynar.
ey almancılar sahip çıkın bu adama.
devamını gör...

hitler'in efsane arabası volkswagen marka beetle'lar. halk diline vosvos, tosbağa ismiyle yerleşen bu araçların tarihi 2. dünya savaşı öncesi almanya'sına dayanır, ekonomi kötüdür ve arabalar pahalıdır. orta sınıf almanlar için uygun fiyatlı araba gereksinimi vardı.

mayıs 1934 tarihinde hitler, ferdinand porsche ile berlin’deki keiserhof hotel’de bir araya geldiler. hitler, porsche’den “halk için bir otomobil” tasarlamasını istedi. hitlerin hedeflediği volkswagen 2 yetişkin ve 3 çoçuk taşıyabilecek, 100km hızla gidebilecek, ekonomik, ayrıca 3 silahlı askeri taşıyabilecek ve fiyatı 1000 reich mark’ı, yani o dönem için bir motorbisiklet fiyatını geçmeyecekti. haziran başında tip-60 geliştirildi ve 22 haziran'da porsche konstrüksiyon bürosu, alman otomobil endüstrisi kurumu (rda) arasında bir “halk otomobili” prototipi üzerinde anlaşma yapıldı. aralık ayında ise bugünkü kaplumbağa’nın “ataları”, v1 (saloon) ve v2 (kabriyole) prototipler tamamlandı.

böylece yaklaşık 82 yıl boyunca hayatımıza girecek vosvos'un ilk adımı atılmış oldu. alışılmadık bir görünüme sahip olan bu aracın karakteristik özelliği; eğilimli bir burun ve arka yapıya sahip olmasıdır. bunda amaç aerodinamik bir şekil ve çift eğrilikli kaporta yüzeyine sahip, akranlarına göre çok daha sağlam bir araç elde etmekti. arkaya yerleştirilen motor ve makas yerine torsiyon çubuğu kullanmadaki neden ise binek otomobillerde belirgin olan yol tutuş problemini gidermekti. ferdinand porsche’nin kullanmayı düşündüğü motor da oldukça farklıydı: 3 silindirli, yıldız şeklinde sıralanmış ve maliyetin düşük olması için hava soğutmalı bir blok’tan oluşuyordu. f.porsche daha sonraki projelerinde bu motoru değiştirdi ve yıldız şeklindeki 3 silindirli yerine karşılıklı yerleştirilmiş 4 silindirli “boksör motor” isminde yine hava soğutmalı bir motor kullandı ve istediği başarıyı elde etti. ayrıca uçak yapımı konusunda da deneyimleri olan f. porsche, bu bilgilerini projesinde de kullanarak oldukça hafif ve stabil bir şase tasarlamak için kolları sıvadı ve düz bir zemin üzerine iki sağlam direk koyarak az malzemeyle amacını gerçekleştirdi.

7 haziran 1938 tarihinde “motor” dergisinde, vosvos’un doğumu, “hitler’in sevinç getiren güç otomobili” başlığıyla duyuruldu. ilk vosvos, daha doğrusu kdf-wagen ilanı “ayda yalnızca 5 mark’a otomobil sahibi olmak" sloganıyla reklamlara çıkmıştı. böylece otomobil için insanlardan paralar kesilmeye başlanmış oldu. mayıs 1938 den sonra birkaç konsept araç daha üretildi ve vw38 serisi olarak isimlendirildi. bu araçların gövdeleri hala reutter otobüs üreticisi tarafından üretilmekteydi ve haftada ortalama 2 gövde üretiyorlardı. tam üretime 1939 eylül de geçilecekti ki - şanssız şekilde ıı. dünya savaşı ortaya çıktı. binlerce kişiden beetle için toplanan ödemlere rağmen araçlar teslim edilmedi ve paralar savaş finansmanı olarak kullanıldı.

ıı. dünya savaşı'nın bitmesi ve hitler'in 1945 te intihar etmesiyle birlikte almanya'yı yeniden inşaa etme görevi başladı. ülke karargahlar şeklinde bölümlendirildi. vosvos fabrikasının olduğu bölümün komutası ise ingilizlerin kontrolüne geçti. kraliyet elektrik ve makina mühendisleri'nin komutasındaki binbaşı ıvan hirst direniş güçlerinin lojistik ihtiyacları için tekrardan beetle üretimine başlangıç olaslığını değerlendirmek ve kontrol etmek üzere fabrikanın sorumluluğuna getirildi. fabrika, yakınlarındaki bir kaleden alıntılanarak 'wolfsburg' olarak isimlendirildi ve ' wolfsburg motor fabrikası' olarak bilinmeye başlandı.

mart 1946'da ise ayda 1000 araç üretebilen fabrikada ilk parti araç banttan çıktı.
1955 te volkswagen amerika kuruldu ve o yıl içinde 32.662 beetle satıldı. volkswagen amerika'nın en çok satan ithal arabası haline gelmişti
1968 de satışların zirve yapmasıyla 423.008 araba satıldı.
1972 de beetle, ford'un en çok tercih edilen araç olan "ford t" modelinin rekorunu egale ederek emin adımlarla yoluna devam etmekteydi.

ocak 1978 yılına gelindiğinde ise avrupa’da 16.255.500, dünyada 19.300.000’inci son klasik beetle, wolfsburg'daki üretim bandından ayrılırken bir döneminde sonu yavaş yavaş gelmiş oluyordu. bu beetle için son değildi, cabrio versiyonun üretimi karmann ghia tarafından 2 yıl daha sürdürüldü.
ocak 1980 almanya osnabrück’teki üretim sona erdi.
1985 avrupa içinde üretilen son vosvos, wolfsburg’daki müzeye yerleştirildi.
7 aralık 1986 brezilya’daki üretim sona erdi.
1989 nijerya, peru ve uruguay’daki üretimler sona erdi.
geriye sadece meksika fabrikası açık kalmıştı ve günde sadece 300 adet üretebiliyordu.
24 haziran 1992'de 21 milyonuncu vw meksika’da üretildi.
28 kasım 1993'te avrupa ralli şampiyonu roland jütting’in kullandığı 500 bg gücündeki bir vosvos, alman hava kuvvetleri’ne ait 7000 bg gücündeki fantom ile yarıştı. vosvos, 12 saniye süren yarışı çok az bir farkla önde bitirdi.

tarihlerden 2003...
1938 yılındaki ilk lansmanından ve 1945 yılındaki üretiminden şaşırtıcı bir 65 yıllık geçmişinde sonra, 30 temmuz 2003 yılında volkswagen mexico, puebla'daki beetle üretimini de sonlandırdı. 21.529.464’üncü son vosvos, wolfsburg’daki müzeye gönderildi.

volkswagen'ın 2003'te üretimini durdurarak bir devri kapattığı otomobil volkswagen beetle hakkında oldukça fazla bilinmeyen bulunuyor. küçük boyutuyla ve kendine özgü tasarımıyla herkesin beğenisini kazanmış otomobilin yalnızca otomobil değil kültürel bir sembol olduğu aşikar.

türkiye'de; vosvos, tosbağa gibi yakıştırmalara maruz kalan beetle'ın kaderi birçok ülkede aynı. fransa'da uğur böceği anlamına gelen "coccinelle" ismiyle bilinen araç, italya'da ve brezilya'da böcek anlamına gelen "maggiolino" ve "fusca" isimleriyle tanınıyor. bolivya'da kaplumbağa anlamına gelen "peta" ismine sahip olan beetle, endonezya'da da kurbağa anlamına gelen "kodok" ismiyle biliniyor.

vosvos, 1 milyonuncu aracı tamamen altın renginde üretmişti

dünyanın en fakir devlet başkanı olan jose mujica'nın makan aracı da bir volkswagen beetle'dı.

tarihte en uzun süre üretimde kalan araç rekoru volkswagen beetle'a aittir.

vosvos'lar, meksika'nın başkenti meksiko'da yıllarca taksi olarak kullanıldılar. 1972'de kullanılmaya başlanan yeşil renkteki 50.000 vosvos, 2012 yılında emekli edildi. yeşil vosvos'lar, o yıla kadar şehrin simgesiydi.

tüm dünyaya kendini kabullendirmiş, ülkelere kendi kültürünü götürmek yerine her ülkenin kendi kültürüne evrilmiş, bu yüzden de dünyanın her noktasında tüm ulusların kendisiyle bağ kurduğu bir araç. bu yüzden ona "araba" denmiyor ve her kültürde "vosvos"un farklı yerli isimleri var.
vosvos özgürlüktür.
vosvos ruhtur.
vosvos çocuktur.
vosvos siyasetten üstündür.
vosvos kapitalizmden üstündür.
vosvos halktır.

bonus:
volkswagen 2020 yılının başında vosvosa ait üretilen tüm parçaların da üretiminin sonsuza kadar durdurulduğunu ve 82 yıllık bir miladın tarihe karıştığını duyurdu. bu haber tüm dünyada büyük bir üzüntüyle karşılandı. sanki sevdiceğimizi kaybetmişiz gibi...
volkswagen'in tüm dünya ülkelerinde yayına soktuğu, her dilden insana hitap etmesi açısından yazısız/konuşmasız yayınladığı vefa reklamı: elveda vosvos
devamını gör...

1)(bkz: kaynak arama)
2)(bkz: tasnif)
3)(bkz: tahlil)
4)(bkz: tenkit)
5)(bkz: terkip).
devamını gör...

reklamsız ham hali iki buçuk saat olan, sıkıcı, gerçeklikten ve yaratıcılıktan uzak bu pespayeleri kim izliyor? deyu düşündüren sorunsal.
diyaloglar sanki amerikan filmi dublajı gibi, konular sıkıcı. bi de holding takıntıları var. her dizide bi holding, ne iş yaptığı meçhul.
devamını gör...

(bkz: doctor who) rozeti gelirse güzel olur dediğim durum.
devamını gör...

evlenmedin mi daha?
devamını gör...

güneş sistemi'ni de içinde bulunduran çubuklu spiral galaksi.

her ne kadar kaynakların çoğu, bir uçtan diğer uca çapının yaklaşık 100.000 ışık yılı olduğunu söylese de, birkaç sene önce yapılan bir çalışma, bunun yanlış olabileceğini gösterdi. galaksimizin dokusunun biraz buruşmuş bir bez gibi dalgalı olduğu ve çapının da 150.000 ışık yılına yakın olabileceğine ilişkin bir çalışma sonucu var. bu nedenle galaksinin çapı hakkında konuşabilmek için benzer bir çalışmadan sonuç elde etmeyi beklemek daha faydalı olabilir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

(görsel universetoday. com'dan alıntı)
bu arada tabi ki samanyolu galaksisi'nin doğrudan fotoğrafını çekme şansımız yok. yukarıdaki gibi görseller, çeşitli teleskoplardan elde edilen gözlem verileri sonucu modellemeler ile elde ediliyor.

***

elbette samanyolu galaksisi'ni "ilk şu kişi keşfetti" demek zor, zira ışık kirliliğinin olmadığı bir gece göğünde, yukarıya bakan herkes onu görebiliyor. ancak her ne kadar daha öncesinde de onun yıldızlardan oluştuğunu ileri süren bazı bilim insanları olmuşsa da, kanıt teleskopun gökyüzüne bakmak için kullanılmasına liderlik eden galileo galilei tarafından geldi.

güneş ve sistemdeki tüm gezegenler, galaksinin merkezinden yaklaşık olarak 27.000 ışık yılı uzaklıkta, orion kolu olarak adlandırılan spiral kol üzerinde bulunuyor. hesaplamalara göre tüm galaksinin kütlesi, güneş kütlesinin 1.000.000.000.000 katı kadar.

içinde bulunan cisimler galaktik merkezin etrafında saniyede yaklaşık 220 km hızla dönüyor. buna bizim sistemimiz de dahil tabi ki. bu durumda güneş sistemi, galaksi merkezi etrafındaki 1 turunu yaklaşık 220 milyon yıllık sürede tamamlıyor.

***

galaksimizin ismi nereden geliyor? birçok farklı kültürde hikâye değişiklik gösteriyor aslında.

1- babil mitolojisine göre samanyolu'nun, okyanus tanrıçası olarak bilinen tiamat'ın, tanrı marduk ile girdiği savaşta kopan kuyruğundan oluştuğu söylense de, bu konunun babil tanrısı marduk'un, sümer tanrısı enlil'den de üstün olduğunu göstermek adına ortaya atılmış olabileceği şüphesi var. hikâyenin bu versiyonunu ben de çok iyi bilmiyorum.

2- bazılarınız mutlaka biliyordur ki galaksimizin ingilizce ismi milky way yani "sütlü yol", "süt gibi yol" şeklinde bir anlamı var bunun. peki bu nereden çıkmış? yine mitolojiden... buna göre, olimpos'un çapkın baş tanrısı zeus, ölümlü bir kadınla birlikte olarak bir çocuk sahibi olur: herakles. oğlunu tanrıça sütüyle beslemek istemiş olmalı ki, onu hera'ya getirir emzirmesi için. ancak hera son derece kıskanç bir tanrıça olduğundan, zeus bu işi, hera uykudayken yapar. bebeği çaktırmadan onun kolları arasına koyar. ancak hera az sonra uyanır ve bebeği görerek sinirlenir. bebeği tuttuğu gibi fırlatır kucağından. az önce bebeğin ağzında olup boşta kalan memesinden fışkıran süt ise gökyüzüne saçılarak samanyolu'nu, yani sütlü yolu oluşturur.

3- farsça'da kehkeşan kelimesi samanyolu anlamına gelir. bu da pers efsanelerinden gelme bir isimdir. saman anlamına gelen "kah" ve yuvarlak çadır yahut kubbe anlamına gelen "kaşān" sözcüklerinden oluşur. gökyüzünde saman taşınırken yere saman tozlarının döküldüğü ve samanyolu'nun da bunlardan oluştuğuna inanılır efsanede.

4- yakutlar samanyolu'nu "göğün dikiş yeri" olarak adlandırır ki benim en sevdiğim tanımdır bu.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

(görsel cdn.mos.cms.futurecdn. net'ten alıntı ve telif hakkı tunç tezel'e ait)

***

son olarak ilginç bir anekdot anlatayım.

1994 yılında california'da büyük bir elektrik kesintisi gerçekleşir. los angeles halkı 911'i arayarak gökyüzünde çok tuhaf bir şey gördüklerini rapor ederler. bu tuhaf "bulut" nedeniyle "uzaylı" istilasından şüphelenenler bile aramaktadır servisi. sonunda olay anlaşılır: o güne dek ışık kirliliği nedeniyle gökyüzünde yıldız namına bir şey görmemiş olan halk, kesinti nedeniyle ilk kez gökyüzünü ve samanyolu galaksisi'nin bir kısmını görmüştür. 911 kısmı şehir efsanesi olsa da, insanların galaksinin bir bölümünün göründüğü bu olayı büyük bir şaşkınlık ve hayranlıkla izlediği biliniyor.
devamını gör...

kadir a nın oğlan edilerek toplumsal düzenin yeniden tesis edilmesi gereken olay.
devamını gör...

türk sineması. türkiye'deki film endüstrisine dair faaliyetleri ve sinema kültürünü kapsamaktadır.
yeşilçam denme sebebi ise; 1980 öncesinde film film şirketlerinin çoğunluğunun yazıhaneleri taksim yeşilçam sokağında bulunduğu için kısaca yeşilçam denmiştir.
devamını gör...

kemik zarıdır. kemiğin onarılmasında rol oynadığından, operasyonlarda daha dikkatli yaklaşılır bu yapıya.
devamını gör...

muz.
devamını gör...

türkiye siyasi tarihine ilgisi olanlar için mehmet ali birand’ın hazırlayıp sunduğu belgesel serisi. tabi ki tek başına hazırladı demiyorum. hepsi birlikte 1930’lardan 2003’e kadar olan dönemi çerçeveliyor.

serinin ilk belgeseli “demirkırat”. can dündar ve bülent çaplı ile birlikte hazırlanmış bir belgeseldir. çok partili döneme geçiş ve demokrat parti dönemini irdeler. 27 mayıs darbesi ve adnan menderes’in idamı ile son bulur.

ikincisi “12 mart: ihtilalin pençesinde demokrasi : önceki belgeselin bittiği yerden başlar ve yine idamlar ile biter.

üçüncüsü “12 eylül” : 72 ile 83 yıllarını konu edinir. tabi ki başta 12 eylül darbesi olmak üzere.

dördüncüsü “özallı yıllar” : isminden anlaşılacağı gibi, özal’ın dönemini, 1979 ile 1993 arasını anlatmakta.

ve beşincisi “son darbe 28 şubat”: 93’ten, şimdiki iktidarın başa geldiği 2003 yılına kadar olan dönemi konu alıyor.

kaliteli belgesellerdir. artık bu tarz belgesel pek yapılmıyor ülkede. ülke hep çalkantılıymış ama en azından fikri özgürlük şu an ile kıyaslanamayacak seviyede yukardaymış.
devamını gör...

gdo'lu tohum ile çoğu zaman bir tutulan hakkında büyük bir önyargının var olduğu tohumdur. diğer adı f1 olan bu tohumların @2'de bahsedildiği gibi kısır olduğu ve ekildiğinde mahsul vermediği safsatadan ibarettir. çok basit bir şekilde anlatacağım.

benim elimde soğuk havalara dayanıklı ama lezzetsiz bir domates olsun. bir tane de muhteşem lezzetli ama kabuğu ince, hassas domatesim olsun. benim istediğim soğuk havaya dayanıklı lezzetli domates elde etmek. bu noktada yapay döllenme devreye giriyor. o da öyle öcü kaka bir şey değil. bitkinin kendi kendine yaptığı şey serada insan eliyle yapılıyor. bu sırada o bitkinin genetiğini alayım şuraya aktarayım biraz da peri tozu ekleyeyim durumu yok. seçilmiş bir spermi seçilmiş bir yumurtayla basitçe buluşturma işlemi yani.

tabii buluşturma yapıldığında ortaya çıkan tohum direkt piyasaya sürülmüyor. en az beş yıl süren bir saflaştırma işlemi söz konusu. serada sürekli ekimi yapılıyor yine. istenen ürüne ulaşılıncaya kadar, bütün meyveler aynı özellik gösterene kadar sürdürülüyor. sonrasında bu hibrit tohumlar piyasaya sürüldüğünde ekildiğinde daha verimli daha estetik ve beklenti yönünde mahsul veriyor. tablo gibi, iki hafta dışarda kalsa dahi buruşmayan ürünler elde edilebilir fakat tabii ki bazı yönlerden eksik olabilmektedir hibrit tohumlar.

hibrit bitkiden elde edilen tohum çıkmaz diye bir şey yok demiştim. hibritin tohumu ekildiğinde, hibrit tohumun elde edildiği ana tohumlardan birinin özelliklerine çeker ve o türde ürün verir. yani soğuğa dayanıklı domates ve ince kabuklu lezzetli domatesten elde edilen hibrit tohumu ektiğimizde hem soğuğa dayanıklı hem de lezzetli domates elde ediyoruz. elde ettiğimiz bu domatesin tohumunu alıp tekrar ektiğimizde ise ortaya çıkan domates ana bireylerden sadece birinin özelliğini gösteriyor. ya ince kabuklu lezzetli ya da soğuğa dayanıklı lezzetsiz oluyor.

hibrit tohuma karşı çıkılmasının temel nedeni de bu durum oluyor aslında. hibrit tohumlar çok pahalıdır ve bir kez ekildiğinde tekrar aynı tohum etkilemez. ekilir fakat bir önceki yılın ürünüyle aynı randımanı vermez. bu nedenle her yıl yeniden yeniden hibrit tohum satın almak gerekir. bu da üreticiyi, çiftçiyi bağımlı kılar. sorun budur.

not: bu ülkede yerli tohum almak, satmak, yetiştirmek yasak değildir. yerli tohum yasaklandı diyenlerin bahsettiği yasak, tohumların tescillenmiş ve sertifikalı olmasıyla ilgilidir. twitter'dan öğrenince böyle oluyor demek ki, insanlar neyden söz ettiğini dahi bilmeden bir konuda karara varabiliyor.
devamını gör...

porno izlemek özgürlük değildir arkadaşlar. mesela kız arkadaşınızla el ele yürümek de özgürlük değildir. kadınların başını açması hele hiç özgürlük sayılmaz. neden mi? çünkü öyle. bu konuda mantıksal bir argüman sunmak bile lüzumsuz. ped mi dediniz? sakın ha! ped denen şey kapitalist sistemin sizi sömürmek için ortaya çıkardığı bir üründür. ya da haçlıların müslüman toplumumuzu dejenere etmek için uydurduğu bir şey de olabilir. nereden baktığınıza göre değişir. aslolan ortadoğulu bir sığır olmaktır.
devamını gör...

üst edit:
#830133
görüldüğü üzere hakaret etmek dışında bir karşılık veremiyor söz konusu yazar arkadaşımız. bunun üzerine söylenecek pek bir şey de yok tabii. seviye ortada zira.

ayrıca "düşmanlık" tabirini kullanmamın nedeni, sadece cinsiyetlerinden ötürü belirli bir gruptaki insanların tümüne hakaret edilmiş olması.

#257159

kadınlara "salak" şeklinde hakaret ettiğinde kadın düşmanı olmadığını düşünen (buna düşünmek denebilirse tabii) ilginç bir yazar olur kendileri.

şunun tersini bir kadın yazsa ne feminaziliği kalır ne kezbanlığı. erkek olunca kadınlara her türlü hakareti etmek ve psikolojik şiddet uygulamak serbest oluyor da biz mi bilmiyoruz?
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim