günaydın sözlük
günaydın! çayı koyuyorum, omlet de beş dakikaya hazır. kalķın len!
devamını gör...
güne bir goebbels yalanı bırak
"propagandada kullanılan yalanlar ne kadar büyük olursa insanların onlara inanması kolaylaşır, yalanın etkisi artar."
teorik olarak yalan sayılmaz aslında doğru bir tespittir.
teorik olarak yalan sayılmaz aslında doğru bir tespittir.
devamını gör...
gecesi gündüzüne karışan yazarlar
an itibariyle olandır. birazdan hava aydınlanacak ve durumu çözecek.
devamını gör...
tuvaletini yaptıktan sonra hala klozette oturmak
aklıma nedense poseidon’s kiss olayını getiren eylemdir. poseidon sonuçta, koskoca tanrı, ayıp olmasın diye oturmaya devam etmiş olabiliriz.
devamını gör...
birlikte olduğun insanı kısıtlamak
saçmalıktır. o insanın sizden önce bir hayatı olduğunu unutmayın. dilerse sizi kapı mandalı gibi dışarı atar, bunu da aklınızdan çıkarmayın.
devamını gör...
ithaki yayınevi
evet kendilerini severiz. evimde de kendileri tarafından basılmış onlarca kitap mevcut. neden? çünkü alternatifimiz yok. bazı türlere ait kitapları sadece bu yayınevi basıyor.
hayır zaten taşına toprağına kurban olduğum memleketimde bir kitap olmuş en az 50 lira. millet dişinden tırnağından artırıp para verip alıyor. insan biraz özenir şu kitapları yayına hazırlarken.

yani bu nasıl bir özensizliktir? (özensizlik diyorum ki ağzımdan daha ağır bir kelime çıkmasın). zaten kitapların çevirisi korkunç ama arka kapakta bile türkçe karakter uyumlu olmayan font kullanılır mı ya. koca yazı (üstelik kırmızı!) hiç mi kimsenin dikkatini çekmedi?
gözünü seveyim ithaki. seve seve! alıyoruz diye bu kadar da dalga geçme bizimle.
hayır zaten taşına toprağına kurban olduğum memleketimde bir kitap olmuş en az 50 lira. millet dişinden tırnağından artırıp para verip alıyor. insan biraz özenir şu kitapları yayına hazırlarken.

yani bu nasıl bir özensizliktir? (özensizlik diyorum ki ağzımdan daha ağır bir kelime çıkmasın). zaten kitapların çevirisi korkunç ama arka kapakta bile türkçe karakter uyumlu olmayan font kullanılır mı ya. koca yazı (üstelik kırmızı!) hiç mi kimsenin dikkatini çekmedi?
gözünü seveyim ithaki. seve seve! alıyoruz diye bu kadar da dalga geçme bizimle.
devamını gör...
çocuk yapmak için başlıca gerekenler
akıl ve ruh sağlığı. bunlara sahip olmayan insan çocuk sahibi de olmamalı. sonra çevrelerindeki herkesin hayatını mahvediyorlar.
devamını gör...
yazarların kendine yakın hissettiği şirinler karakteri
şakacı şirindir. kafası bir milyondur.
devamını gör...
misc radyo yayını
yayladağ lokumu +1. devrem değiller onlar siyah önlük giyerken ben kırmızı takım giyiyordum okulda ama zevkle dinleyeceğim. belki yüzsüzlük eder ikinci kez katılırım. *
devamını gör...
küçük şeyler sevindirir ruhumu
bir eyluling ukdesi.
mor ve ötesine ait 'daha mutlu olamam' şarkısı içinde geçen sözler.
hayatta büyük idealleri hedeflemeden küçük, önemsiz görünen şeylerden de zevk alınabileceğini anlatan söz. ancak şarkıda dipten dibe aşk sonrası ortada kalmış, kendini avutmaya çalışan bir adamın hikayesi olan şarkı. ben böyle anladım.*
sözleri şu şekildedir;
güne kahveyle başladım
ağzım kuru zihnim açık
beyaz camda görüntüler
hepsi o kadar dürüst ki
hayatımdan çok memnunum
aşk bitti aşk aptallıktı
bir de sigarayı bıraksam
kimse tutamaz artık beni
küçük şeyler sevindirir ruhumu
hayal bile edemezdim ben bunu
daha mutlu olamam
daha mutlu olamam
yağmurlu bir akşam üstü
radyo açık, köprüdeyim
derken bir anda fark ettim
başka bir hayat yok ki
durdum sustum gülümsedim
gözümü açtım ben değiştim
kızdınız,siz haklıydınız
artık size gerek yok ki
küçük şeyler sevindirir ruhumu
hayal bile edemezdim ben bunu
daha mutlu olamam
daha mutlu olamam.
mor ve ötesine ait 'daha mutlu olamam' şarkısı içinde geçen sözler.
hayatta büyük idealleri hedeflemeden küçük, önemsiz görünen şeylerden de zevk alınabileceğini anlatan söz. ancak şarkıda dipten dibe aşk sonrası ortada kalmış, kendini avutmaya çalışan bir adamın hikayesi olan şarkı. ben böyle anladım.*
sözleri şu şekildedir;
güne kahveyle başladım
ağzım kuru zihnim açık
beyaz camda görüntüler
hepsi o kadar dürüst ki
hayatımdan çok memnunum
aşk bitti aşk aptallıktı
bir de sigarayı bıraksam
kimse tutamaz artık beni
küçük şeyler sevindirir ruhumu
hayal bile edemezdim ben bunu
daha mutlu olamam
daha mutlu olamam
yağmurlu bir akşam üstü
radyo açık, köprüdeyim
derken bir anda fark ettim
başka bir hayat yok ki
durdum sustum gülümsedim
gözümü açtım ben değiştim
kızdınız,siz haklıydınız
artık size gerek yok ki
küçük şeyler sevindirir ruhumu
hayal bile edemezdim ben bunu
daha mutlu olamam
daha mutlu olamam.
devamını gör...
geçici görsel barındırma sitesine ait bağlantı
siliyorlar yahu bı de zırt diye! benim çektiğim fotoğraf, sitenin sekmesi üzerinden yüklemişim.
kuyruğu ile kavga eden kedi gibi ne bu böyle?
moderasyon açıklama getirecektir diye bekliyorum...
kuyruğu ile kavga eden kedi gibi ne bu böyle?
moderasyon açıklama getirecektir diye bekliyorum...
devamını gör...
schindler’s list
filmin her şeyi gibi müzikleri de çok güzel olup efsane john williams'a aittir. orjinal kayıtta kemanı dünyaca meşhur virtüöz itzhak perlman çalar. her dinlendiğinde tüylerinizi diken diken eder, çekilen acıları keman size birebir aktarır.
pek çok yorumu mevcuttur. ancak aşağıda anlatacağım yorum tüm bunların içerisinde özel bir yere sahiptir.
ingiliz kornosu çalan davida scheffers, bir müzisyen olarak kariyerini sekteye uğratan ağrılı bir nöromasküler rahatsızlığa* sahiptir. hastalığı nedeniyle bir daha profesyonel bir orkestra ile çalamayacağını düşünmektedir. davida’nın hayali hollanda senfoni orkestrası ile çalmaktır. bunun için seçmelere katılır, canlı performansta keman çalan simone lamsma * performansından çok etkilendiği için davida ile çalmak ister. davida sonunda amacına ulaşır ve gözyaşları içerisinde performansını bitirir. (videoda 03:15 ve 04:00 dan sonra). bir başka güzel olayda seyirciler arasında o gün 18 yaşına yeni giren kızının da olması (sarışın genç kız)
belki bu güzel film müziğin en iyi yorumu değil ama en duygusal yorumu diyebiliriz.
performansı buradan seyredebilirsiniz.
pek çok yorumu mevcuttur. ancak aşağıda anlatacağım yorum tüm bunların içerisinde özel bir yere sahiptir.
ingiliz kornosu çalan davida scheffers, bir müzisyen olarak kariyerini sekteye uğratan ağrılı bir nöromasküler rahatsızlığa* sahiptir. hastalığı nedeniyle bir daha profesyonel bir orkestra ile çalamayacağını düşünmektedir. davida’nın hayali hollanda senfoni orkestrası ile çalmaktır. bunun için seçmelere katılır, canlı performansta keman çalan simone lamsma * performansından çok etkilendiği için davida ile çalmak ister. davida sonunda amacına ulaşır ve gözyaşları içerisinde performansını bitirir. (videoda 03:15 ve 04:00 dan sonra). bir başka güzel olayda seyirciler arasında o gün 18 yaşına yeni giren kızının da olması (sarışın genç kız)
belki bu güzel film müziğin en iyi yorumu değil ama en duygusal yorumu diyebiliriz.
performansı buradan seyredebilirsiniz.
devamını gör...
insanoğlunun doyumsuz olması
her anlamda doyumsuz olma durumudur. ilişkiler, eşyalar hep daha fazlasını istemek daha iyisini, daha güzelini. aldığı eşyalar ile koluna taktığı erkek/kadın farketmeksizin kendine yeni bir kimlik aldığını ve diğer insanlar tarafından daha cok saygı göreceğini düşünen kişilerdir. eşlerini aldatanlar, sevgililerini aldatıp flörtlerinin sayısını bilemeyecek insanlardır gözümde. doyumsuz olmanın verdiği bu rahatsızlığı yapay ve anlamsız şeylerle ilişkilendirip o şekilde kendini mutlu etmeye çalışırlar.
devamını gör...
her lafın altında bir şey aramak
alışkanlıktır.
ben de uzun cümleler arasında bir şeyler ararım genelde.
bulduklarım:
* * * *
ben de uzun cümleler arasında bir şeyler ararım genelde.
bulduklarım:
* * * *
devamını gör...
hastanede tanıştığı kişiye 1 milyon 400 bin lira kaptıran kadın
hayat boyu çalışsak yemeden içmeden biriktirsek bulacağımız parayı birileri çakallara kaptırıyor.
devamını gör...
al eyvanda han kalmadı
segâh makamı bir elazığ türküsüdür.
al eyvanda han kalmadı
beylikte sultan kalmadı
sende, bende hal kalmadı
oyyy, yandım elinden.
al eyvanda han kalmadı
beylikte sultan kalmadı
sende, bende hal kalmadı
oyyy, yandım elinden.
devamını gör...
üniversitede yaşanmış en büyük pişmanlık
yurttaki oda arkadaşlarım kişisel eşyalarımı karıştırdıklarını öğrendiklerimde acayip bir hayal kırıklığı yaşamıştım. en büyük pişmanlığım dolabımı onlara ayıp olmasın diye kilitlememiş olmamdı. ne rezil hareket ya.
devamını gör...
çocukken sahip olunan yanlış bakış açıları
bunlardan en belirgin olanları genellikle ailenin sahip olduğu geleneklerden ötürü bir başka grubun gizemli ve ilginç görülmesidir. örneğin; ben çocukken alevilerle alakalı inanılmaz önyargılara sahiptim.
şimdi çocukken dediğim yaşlar 14 15 hatta 17 18, hiç de öyle el kadar bebe değildik. neyse, aleviler bana çok gizemli insanlar gibi gelirlerdi. sünni gelenekten gelen, hatta tarikatlarla iç içe geçmiş bir çevreye sahiptim. kendi gelenekleri dışında herhangi bir görüşün tartışılmasına izin verilmediğini düşüneceğiniz bir enerji vardır bu tip çevrelerde. bunun sebebi, genellikle nakşi ya da kadiri gelenekten gelen insanların yahut tarikatlarla alakası olmayıp, hanefi mezhebine bağlı standart bir anadolu müslümanının pek entelektüel bilgisinin olmayışındandır. o yüzden kafalarının almayacağı şeylerden korkarlar, tartışılmasını da istemezler. sanki bazı şeyler bunları dinden çıkaracakmış gibi gelir. yani esasında insanların bunlardan korkmasına rağmen türkiye'de sünni tarikat geleneğinden kimse durup "şunlar lanetli kavim, mnakoduklarım sizi" falan demiyor. bunları yapanlar ya selefi bir düşünceye kapılıp gitmiş olanlar ya da provakatörler oluyorlar. neyse, konumuza dönelim.
anadolunun sünni müslüman taifesini tanıyan insanlar da bilirler ki alevilik de bu konulardan biridir. çok üzerinde konuşulmaz, "işte saz çalıp ibadet ediyorlar" dır. bir de çirkin bazı söylentiler vardır ki bunu genellikle sizden 4 5 yaş büyük, manyak olmuş bir dinci fısıldar kulağınıza ya da ortamdan birileri sırf enteresan bir şeyler anlatıp ilgi çekmek amacıyla söyler. "hadi lan, yok ebesininkiii" diye şaşırırsınız ama iki dakika sonra unutursunuz. bu yüzden ayda yılda bir konusu açılan, açıldığında da enteresan şeyler söylenen bir grup benim için gizemli ve heyecan verici geliyordu. bir gün cemevleriyle alakalı bir haberde, hz. ali'yi betimleyen bir fotoğraf, bu ekiple alakalı merak duyguma korkuyu da eklemişti. haberi gece gördüğüm içindi ya da fotoğraftaki kişinin kocaman gözlerinin sürmeli olmasındandı bilemiyorum ama korkmuştum.
öyle yıllar geldi geçti. lan dedim bir gün, neymiş şu alevilik biraz araştırayım. bir pdf okudum 32 sayfalık, işte kerbeladan başlayıp 12 imama, oradan tarihsel kökenine, sürecine her şeye ufak ufak değiniyordu. çalışmalara devam ettim, ilgimi de çekti, belgeseller, röportajlar falan devam ettik öyle. baktım müthiş bir renkmiş bu, bizimkiler falancaymış, bunlar filanca. ikisinin de faydası, bana dinler tarihiyle alakalı müthiş bilgiler vermesi oldu. primitif dinlerden bugünlere kadar tüm dinler sürecinin, mücadelenin bir yansımasını, sosyolojiye ve psikolojiye olan etkisini de islam dinindeki yol ayrımlarında görebiliyoruz.
yanlış bakış açıları vardır, bugün size çok ters gelen bir düşünce varsa, onunla alakalı kesin hükümler vermek yerine araştırmalara girişin. gerekirse o düşünceye sahip insanlarla konuşun. üç beş kişinin etrafında gezdiği saçmalıklardan değil, kitleleri arkasına toplayan düşünceleri, ideolojileri anlamak hem kişisel gelişimimiz için önemlidir hem de toplumun yanlış yollara gitmemesi için faydalıdır. bugün pkk destekçilerinden tutun da siyasal islamcılara kadar birçok insanın kullandığı ad hominem, whataboutism gibi kavramların aşılamamasının sebebi bilgisizliktir ve eğer bunu temizleyemezsek başımız daha da ağrıyacak. bugün bile herhangi bir görüşe sahip insana gerçeği anlatamıyorsunuz, post truth politics denilen şey adeta memleketi esir aldı, herkes kendi inanmak istediği şeyi gerçeği kabul ediyor. hiçbir sorun çözülemiyor ve bu çözümsüzlükler üzerinden birileri güç devşiriyor.
şimdi çocukken dediğim yaşlar 14 15 hatta 17 18, hiç de öyle el kadar bebe değildik. neyse, aleviler bana çok gizemli insanlar gibi gelirlerdi. sünni gelenekten gelen, hatta tarikatlarla iç içe geçmiş bir çevreye sahiptim. kendi gelenekleri dışında herhangi bir görüşün tartışılmasına izin verilmediğini düşüneceğiniz bir enerji vardır bu tip çevrelerde. bunun sebebi, genellikle nakşi ya da kadiri gelenekten gelen insanların yahut tarikatlarla alakası olmayıp, hanefi mezhebine bağlı standart bir anadolu müslümanının pek entelektüel bilgisinin olmayışındandır. o yüzden kafalarının almayacağı şeylerden korkarlar, tartışılmasını da istemezler. sanki bazı şeyler bunları dinden çıkaracakmış gibi gelir. yani esasında insanların bunlardan korkmasına rağmen türkiye'de sünni tarikat geleneğinden kimse durup "şunlar lanetli kavim, mnakoduklarım sizi" falan demiyor. bunları yapanlar ya selefi bir düşünceye kapılıp gitmiş olanlar ya da provakatörler oluyorlar. neyse, konumuza dönelim.
anadolunun sünni müslüman taifesini tanıyan insanlar da bilirler ki alevilik de bu konulardan biridir. çok üzerinde konuşulmaz, "işte saz çalıp ibadet ediyorlar" dır. bir de çirkin bazı söylentiler vardır ki bunu genellikle sizden 4 5 yaş büyük, manyak olmuş bir dinci fısıldar kulağınıza ya da ortamdan birileri sırf enteresan bir şeyler anlatıp ilgi çekmek amacıyla söyler. "hadi lan, yok ebesininkiii" diye şaşırırsınız ama iki dakika sonra unutursunuz. bu yüzden ayda yılda bir konusu açılan, açıldığında da enteresan şeyler söylenen bir grup benim için gizemli ve heyecan verici geliyordu. bir gün cemevleriyle alakalı bir haberde, hz. ali'yi betimleyen bir fotoğraf, bu ekiple alakalı merak duyguma korkuyu da eklemişti. haberi gece gördüğüm içindi ya da fotoğraftaki kişinin kocaman gözlerinin sürmeli olmasındandı bilemiyorum ama korkmuştum.
öyle yıllar geldi geçti. lan dedim bir gün, neymiş şu alevilik biraz araştırayım. bir pdf okudum 32 sayfalık, işte kerbeladan başlayıp 12 imama, oradan tarihsel kökenine, sürecine her şeye ufak ufak değiniyordu. çalışmalara devam ettim, ilgimi de çekti, belgeseller, röportajlar falan devam ettik öyle. baktım müthiş bir renkmiş bu, bizimkiler falancaymış, bunlar filanca. ikisinin de faydası, bana dinler tarihiyle alakalı müthiş bilgiler vermesi oldu. primitif dinlerden bugünlere kadar tüm dinler sürecinin, mücadelenin bir yansımasını, sosyolojiye ve psikolojiye olan etkisini de islam dinindeki yol ayrımlarında görebiliyoruz.
yanlış bakış açıları vardır, bugün size çok ters gelen bir düşünce varsa, onunla alakalı kesin hükümler vermek yerine araştırmalara girişin. gerekirse o düşünceye sahip insanlarla konuşun. üç beş kişinin etrafında gezdiği saçmalıklardan değil, kitleleri arkasına toplayan düşünceleri, ideolojileri anlamak hem kişisel gelişimimiz için önemlidir hem de toplumun yanlış yollara gitmemesi için faydalıdır. bugün pkk destekçilerinden tutun da siyasal islamcılara kadar birçok insanın kullandığı ad hominem, whataboutism gibi kavramların aşılamamasının sebebi bilgisizliktir ve eğer bunu temizleyemezsek başımız daha da ağrıyacak. bugün bile herhangi bir görüşe sahip insana gerçeği anlatamıyorsunuz, post truth politics denilen şey adeta memleketi esir aldı, herkes kendi inanmak istediği şeyi gerçeği kabul ediyor. hiçbir sorun çözülemiyor ve bu çözümsüzlükler üzerinden birileri güç devşiriyor.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
sevgili cenk'in arka bahçesi’ne hollanda’ya gitme teklifinde bulunduğum ysyın.
ama maalesef evlenmeyecekmiş sözlük, kalbim anlık:
ama maalesef evlenmeyecekmiş sözlük, kalbim anlık:

devamını gör...