yazarların en sevdiği bitkiler
@pastirmalicorek ve kendim için söylüyorum, orkide. çook güzeller.
he bir de kendim için söyleyeyim siyah gül.
he bir de kendim için söyleyeyim siyah gül.
devamını gör...
dokuzuncu hariciye koğuşu
peyami safa'nın kaleme aldığı " insan ruhunun derinliklerine hitap eden" aşkı ızdırabı ve çaresizliği anlatan psikolojik bir romandır.
yalana her şey isyan etmelidir. eşya bile;
damlardan kiremitler uçmalıdır, camlar kırılmalıdır, hatta yıldızlar düşüp gökyüzünde bin parçaya ayrılmalıdır.
--9. hariciye koğuşu--
kısaca özeti buyrun;
romanın kahramanı 15 yaşında ismi tam olarak verilmeyen bir erkek çocuktur. 7 yaşından beri ayağındaki kemik sorunundan dolayı yaşamının büyük bir kısmını hastane koridorunda geçirir. daha sonraları ayağının kesileceği haberini alır .iyileşmesi biraz zor ama rahatlık içerisinde yaşaması gerekmektedir ancak fakir bir ailede yaşayan çocuk için bu biraz zordur.
uzaktan akrabaları olan paşa erenköy'e çağırarak onun yanına alır. paşa'nın bir de kızı vardır nüzhet adında. nüzhete aşık olmuştur. nüzhet kendisinden 4 yaş büyüktür. nüzhet de ona karşı boş değildir aynı zamanda. tabii nüzhet'i isteyen biri daha vardır ki o da 35 yaşındaki doktor ragıp bey. annesi nüzhet'i doktor ragıp bey vermek isterken paşa bunu istememektedir. bir gün ailenin kendisi hakkında konuşmalarına şahit olur çocuk bundan çok etkilenerek üzülür ve orayı terk etme kararı alarak oradan ayrılmayı düşünür tam ayrılacağı gün annesi oraya gelmektedir. o yüzden eve gidemez .bacağının tam iyileşeceği yolda giderken daha da kötüleşir ameliyat olması gerekir. ameliyat için dokuzuncu hariciye koğuşu na yatırılır. doktorlar çok çaba sarf ederler ve bacak kesilmekten kurtulur. nihayetinde bacak biraz kısalsada tamamen iyileşmiştir. tam dokuzuncu hariciye koğuşu ndan çıkacağı gün doktor ragıp bey ve nüzhetin evlendiği haberini alır .
tabii yapacak bir şey yoktur...
bu arada kitaptaki kahraman ve nüzhet'in orasının açılmasının sebebi nüzhet'in yalan söylemesi dir.
nüzhet bana yalan söyledi...
dünyadaki hiçbir nüzhet yalan söylememelidir.
yalana her şey isyan etmelidir. eşya bile;
damlardan kiremitler uçmalıdır, camlar kırılmalıdır, hatta yıldızlar düşüp gökyüzünde bin parçaya ayrılmalıdır.
--9. hariciye koğuşu--
kısaca özeti buyrun;
romanın kahramanı 15 yaşında ismi tam olarak verilmeyen bir erkek çocuktur. 7 yaşından beri ayağındaki kemik sorunundan dolayı yaşamının büyük bir kısmını hastane koridorunda geçirir. daha sonraları ayağının kesileceği haberini alır .iyileşmesi biraz zor ama rahatlık içerisinde yaşaması gerekmektedir ancak fakir bir ailede yaşayan çocuk için bu biraz zordur.
uzaktan akrabaları olan paşa erenköy'e çağırarak onun yanına alır. paşa'nın bir de kızı vardır nüzhet adında. nüzhete aşık olmuştur. nüzhet kendisinden 4 yaş büyüktür. nüzhet de ona karşı boş değildir aynı zamanda. tabii nüzhet'i isteyen biri daha vardır ki o da 35 yaşındaki doktor ragıp bey. annesi nüzhet'i doktor ragıp bey vermek isterken paşa bunu istememektedir. bir gün ailenin kendisi hakkında konuşmalarına şahit olur çocuk bundan çok etkilenerek üzülür ve orayı terk etme kararı alarak oradan ayrılmayı düşünür tam ayrılacağı gün annesi oraya gelmektedir. o yüzden eve gidemez .bacağının tam iyileşeceği yolda giderken daha da kötüleşir ameliyat olması gerekir. ameliyat için dokuzuncu hariciye koğuşu na yatırılır. doktorlar çok çaba sarf ederler ve bacak kesilmekten kurtulur. nihayetinde bacak biraz kısalsada tamamen iyileşmiştir. tam dokuzuncu hariciye koğuşu ndan çıkacağı gün doktor ragıp bey ve nüzhetin evlendiği haberini alır .
tabii yapacak bir şey yoktur...
bu arada kitaptaki kahraman ve nüzhet'in orasının açılmasının sebebi nüzhet'in yalan söylemesi dir.
nüzhet bana yalan söyledi...
dünyadaki hiçbir nüzhet yalan söylememelidir.
devamını gör...
yazarların gelecek yıldan beklentileri
2. bir dil öğrenmiş olmak.
programlama eğitimi almak.
iyi bir staj yeri ve iyi bir ortalama.
ales meselesini kapatmak.
sene sonunda yds'den istediğim puanı tutturmak.
ve tabii ki gönlümün efendisini bulmak.
programlama eğitimi almak.
iyi bir staj yeri ve iyi bir ortalama.
ales meselesini kapatmak.
sene sonunda yds'den istediğim puanı tutturmak.
ve tabii ki gönlümün efendisini bulmak.
devamını gör...
gaziantep'deki nasreddin hoca heykeli
bana, sanat sanat için midir sanat toplum için midir sorunsalını hatırlatan başlıktır.
devamını gör...
aşık olduğunu sanmak
içinde kelebeklerin piknik yaptığını,market sütü değil de alp dağlarında yetişen keçilerden günlük süt içtiğini düşündürten ama aslında tek bir hatada kişi engellemeye kadar giden durum.
başıma çokça gelmiştir. sonuç olarak yalnızım,yalnızsın,yalnızız.
ne demiş nil?
insan doğar,aşık olur,ölür.
başıma çokça gelmiştir. sonuç olarak yalnızım,yalnızsın,yalnızız.
ne demiş nil?
insan doğar,aşık olur,ölür.
devamını gör...
annelerin garip huyları
devamını gör...
elma kurdu (yazar)
#1029995 şımardıkça şımardım üstelik olduğum gibi olduğum için iltifat aldım. çok teşekkür ederim.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
kedim öldüğünden beri ajandama hiçbir şey yazmamışım. 16 nisan ya da mayıs olabilir. tarih konusunda pek emin değilim.
bugün hiçbir şey yemedim. işin tuhafı aç da hissetmiyorum, hala. bu bir sorun mu bilmiyorum. açken uyumakta zorlanacağımı fark edince bir tane domates yedim ve biraz kahve içtim. kahveyi bitiremedim.
okaliptüs yağı aldım, yerleri ovdum. kokusu fena değildi ama komik bir his bıraktı. kollarım naneli hissediyor.
sürekli aynı şarkıları dinlemekten de sıkıldım. çalma listelerimin hepsini silesim geldi. yeni şeyler bulmaya çalışsam da zor beğeniyorum, bir türlü olmuyor.
dün gece 4-5 saat uyudum. sürekli uyandım. muhtemelen yine sabaha karşı uyuyacağım.
bugün hiçbir şey yemedim. işin tuhafı aç da hissetmiyorum, hala. bu bir sorun mu bilmiyorum. açken uyumakta zorlanacağımı fark edince bir tane domates yedim ve biraz kahve içtim. kahveyi bitiremedim.
okaliptüs yağı aldım, yerleri ovdum. kokusu fena değildi ama komik bir his bıraktı. kollarım naneli hissediyor.
sürekli aynı şarkıları dinlemekten de sıkıldım. çalma listelerimin hepsini silesim geldi. yeni şeyler bulmaya çalışsam da zor beğeniyorum, bir türlü olmuyor.
dün gece 4-5 saat uyudum. sürekli uyandım. muhtemelen yine sabaha karşı uyuyacağım.
devamını gör...
pardon
see see see şeklinde gülmesiyle hatırlanır usta ferhan şensoy.
devamını gör...
admin ve modların entrylerini beğenen tip
her sözlükte bulunan fakat yeni açılan sözlüklerde daha gözle görülür bir şekilde yaşanan durumdur. bu durum şöyle gelişir; sözlüğe yeni katılan yazar kişisi sözlüğü ve ortamı tanımak ve sözlük ile ilgili endişelerini belirten başlık ve entrylerle sözlüğe katkıda bulunur. bu durum eleştiri kabul edilir ve sözlüğün saaabısı ve modları hemen savunmaya geçer ve karşı entrylerle bu eleştirisel başlık veya etnryleri savuşturmaya çalışır. işte bahsettiğimiz tip de tam olarak burada devreye girer ve savunma halindeki admin veya mod kişisini + puana boğar. bundan maksat şudur ki; admin veya mod kişisinin gözüne girmek ve sözlük ile ilgili basit birkaç yetki alabilmek.
gerek var mı bu gibi minik ve basit şeylere, bence yoktur. anın dadını çıkarın efenim.
gerek var mı bu gibi minik ve basit şeylere, bence yoktur. anın dadını çıkarın efenim.
devamını gör...
ünlü olma yolları
onlarca farklı cevabı olan bir sorudur.
kimi saçma sapan hareketler yaparak (tiktok fenomenleri vs.), kimi bilgi paylaşarak (sinan canan, barış özcan vs.), kimi de yazarak (ayşe kulin, yaşar kemal vs.), kimi de dünyanın başına dert olmuş bir hastalığa çare bularak (pasteur, türkan saylan vs.) ünlü olabilir.
kimi saçma sapan hareketler yaparak (tiktok fenomenleri vs.), kimi bilgi paylaşarak (sinan canan, barış özcan vs.), kimi de yazarak (ayşe kulin, yaşar kemal vs.), kimi de dünyanın başına dert olmuş bir hastalığa çare bularak (pasteur, türkan saylan vs.) ünlü olabilir.
devamını gör...
vera
zahidlik makamının üst seviyesidir.
vera; takva kavramının özel halidir. vera sahibi olanlar, takva sahibidir. her takvalı, vera sahibi değildir. çünkü; takva, haram olandan uzaklaşmaktır. vera ise; haram olan herşeyi terketmek ile birlikte, haram olup olmadığı şüpheli olan, harama götürebilecek süreci dahi terketmektir.
vera; takva kavramının özel halidir. vera sahibi olanlar, takva sahibidir. her takvalı, vera sahibi değildir. çünkü; takva, haram olandan uzaklaşmaktır. vera ise; haram olan herşeyi terketmek ile birlikte, haram olup olmadığı şüpheli olan, harama götürebilecek süreci dahi terketmektir.
devamını gör...
ne rezalet
paulina flores muhteşem öykü kitabıdır.
her yazarın, aslında her insanın hayatında geçmişten gelen travmalar vardır ve bu travmalar bir şekilde bugünlerine de yansır. bir yazar isteyerek ya da istemeyerek bu travmaları yazdığı satırlara yansıtır. ve siz onun gizli yaralarını cümleler halinde görür, tanır ve o yazarla bir nevi manevi bağ kurarsınız. dostoyevski “ karamazov kardeşler”i yazdıktan sonra bir tür bunalım yaşamış çünkü bu romandaki baba katli hikayesinin nedeninin kendi babasını öldürme isteği olduğunu düşünmüş her zaman içten içe. kafka “ dönüşüm”de gregor samsa’yı babası tarafında fırlatılan bir elmanın öldürmesine izin vererek belki tepesinde dikildiğine inandığı baba figürüne isyan ederken bir yandan da ilk günaha bir atıfta bulunmuştur. jean-louis fournier “ asla kimseyi öldürmedi benim babam” ismini romanına, anlatısına bu ismi annesi yüzünden vermiştir, babasına çok yüklenmemek için.
ben bu öyküleri okurken paulina flores’in de böyle bir dertten mustarip olduğuna ikna oldum. hep gizliden gizliye, bazen de açıkça ortada olmayan, varlığı yokluğu bir baba çıkıp durdu karşıma. ve ne güzel yazmış dedim içimden, ne güzel anlatmış. bu kitabı okumamış olmak ne rezalet!
her yazarın, aslında her insanın hayatında geçmişten gelen travmalar vardır ve bu travmalar bir şekilde bugünlerine de yansır. bir yazar isteyerek ya da istemeyerek bu travmaları yazdığı satırlara yansıtır. ve siz onun gizli yaralarını cümleler halinde görür, tanır ve o yazarla bir nevi manevi bağ kurarsınız. dostoyevski “ karamazov kardeşler”i yazdıktan sonra bir tür bunalım yaşamış çünkü bu romandaki baba katli hikayesinin nedeninin kendi babasını öldürme isteği olduğunu düşünmüş her zaman içten içe. kafka “ dönüşüm”de gregor samsa’yı babası tarafında fırlatılan bir elmanın öldürmesine izin vererek belki tepesinde dikildiğine inandığı baba figürüne isyan ederken bir yandan da ilk günaha bir atıfta bulunmuştur. jean-louis fournier “ asla kimseyi öldürmedi benim babam” ismini romanına, anlatısına bu ismi annesi yüzünden vermiştir, babasına çok yüklenmemek için.
ben bu öyküleri okurken paulina flores’in de böyle bir dertten mustarip olduğuna ikna oldum. hep gizliden gizliye, bazen de açıkça ortada olmayan, varlığı yokluğu bir baba çıkıp durdu karşıma. ve ne güzel yazmış dedim içimden, ne güzel anlatmış. bu kitabı okumamış olmak ne rezalet!
devamını gör...
birleşik krallık askerlerinin uzaylılara karşı eğitim alması
tahminen kendimize benzeyen herhangi bir canlı ile karşılaşmamız durumunda verilebilecek tepkiler nedeniyle alındığını düşündüğüm eğitime konu olan haber. plazma silahıyla saldıracak bir yaratığa karşı işe yaramayacağını sizin kadar onlar da biliyordur sanırım.
bu arada biz böyle şeylere komik deyip geçerken birilerinin, kendince ve basit de olsa önlemler alıyor olması takdire şayan bence. yani biz her zaman her işin dalgasında olup hiçbir şeyi beğenmezken, bir şeyler olup bittiğinde çareyi başkasından beklemeye de alıştık iyice. bakınız aşı mevzusu... bu kadar basit bir konuda bile böyleysek, daha büyük bir sorun karşısında ne yapardık acaba.
kendi adıma, dünyayı başka yaratıkların istilâ edeceğini düşünmüyorum. birileri bir tiyatro çevirip bunu tüm dünyaya bir güzel yutturabilir, o başka konu. doğal olanının gerçekleşeceğini pek düşünmüyorum ama yine kendi adıma konuşayım, ihtimaller için bile önlem almak iyidir. sonradan ağlamaktansa...
bu arada biz böyle şeylere komik deyip geçerken birilerinin, kendince ve basit de olsa önlemler alıyor olması takdire şayan bence. yani biz her zaman her işin dalgasında olup hiçbir şeyi beğenmezken, bir şeyler olup bittiğinde çareyi başkasından beklemeye de alıştık iyice. bakınız aşı mevzusu... bu kadar basit bir konuda bile böyleysek, daha büyük bir sorun karşısında ne yapardık acaba.
kendi adıma, dünyayı başka yaratıkların istilâ edeceğini düşünmüyorum. birileri bir tiyatro çevirip bunu tüm dünyaya bir güzel yutturabilir, o başka konu. doğal olanının gerçekleşeceğini pek düşünmüyorum ama yine kendi adıma konuşayım, ihtimaller için bile önlem almak iyidir. sonradan ağlamaktansa...
devamını gör...
kişisel bakım
olmalıdır evet, yok feminizm yok beden özgürlüğü geçiniz efenim bunları. ben de feministim, ben de maskülistim. ama kişisel bakım şart. öz saygı gereği. ama kimse de çıkıp diyemez ki şunu yapmıyorsun bakımsızsın. bakım denen şeyi kapitalizm öyle büyüttü öyle büyüttü ki kıçını yıkamaktan aciz olanlar gelip millete bakımsız diyebiliyorlar. no make up diyenlerdenim çoğu zaman için, hiç yapmam değil yaparım. ama o maddeleri hayvanlara enjekte ettiklerini duyduğumdan beri daha da almadım malzeme. sanırım bundan sonra da almayacağım.
bakım dediğimiz şey esasen temiz olmaktır.
bakım dediğimiz şey esasen temiz olmaktır.
devamını gör...
rastık
mahmure şarkısında 'rastık çekerek mahmure' olarak geçen eski kadınların gençleşmek, güzelleşmek için kullandıkları makyaj malzemesi.
'rastık'ın kullanım alanı saçlar ve kaşlar aslında ve de 'eyeliner' olarak göz kapaklarının üzerine de kullanılabiliyor. -herhalde bunun için çizgi çizme el becerisinin çok üst düzey falan olması gerek. *-
tarihçesi çok eski, eski mısır'a kadar falan uzanıyormuş. o eski mısır resimlerinde yandan yandan gördüğümüz adamlar ve kadınların kaşları büyük ihtimalle bizim rastık olarak adlandırdığımız bu maddeyle boyanıyordu.
ana maddesi is ve isin karıştırıldığı yağlı maddeler olsa da bitkisel kökenli kara mazı, antimon tozu, kükürt, çinko karışımları, nişadır gibi kimyasal maddeler de kullanıldığını okudum.
rastık sözcüğü aslen farsça kökenli ve anadolu'da rastık yerine sürme sözcüğü daha çok kullanılıyor.
ilginç bir şekilde göze yararlı olduğunu, tamamen doğal olduğu için insan bünyesine zararlı olmadığını, hatta hamilelerin bile kullanmasında sakınca olmadığını da okudum pek çok yerde.
her nedense kadını gözün görmediği yerlere sokan, saklayan orta doğulu inanç sistemi içinde, sürme sünnet olduğu için sürme çekmenin sevap olduğu bile yazılanlar arasındaydı.
ne diyelim, kel başa şimşir tarak.
'rastık'ın kullanım alanı saçlar ve kaşlar aslında ve de 'eyeliner' olarak göz kapaklarının üzerine de kullanılabiliyor. -herhalde bunun için çizgi çizme el becerisinin çok üst düzey falan olması gerek. *-
tarihçesi çok eski, eski mısır'a kadar falan uzanıyormuş. o eski mısır resimlerinde yandan yandan gördüğümüz adamlar ve kadınların kaşları büyük ihtimalle bizim rastık olarak adlandırdığımız bu maddeyle boyanıyordu.
ana maddesi is ve isin karıştırıldığı yağlı maddeler olsa da bitkisel kökenli kara mazı, antimon tozu, kükürt, çinko karışımları, nişadır gibi kimyasal maddeler de kullanıldığını okudum.
rastık sözcüğü aslen farsça kökenli ve anadolu'da rastık yerine sürme sözcüğü daha çok kullanılıyor.
ilginç bir şekilde göze yararlı olduğunu, tamamen doğal olduğu için insan bünyesine zararlı olmadığını, hatta hamilelerin bile kullanmasında sakınca olmadığını da okudum pek çok yerde.
her nedense kadını gözün görmediği yerlere sokan, saklayan orta doğulu inanç sistemi içinde, sürme sünnet olduğu için sürme çekmenin sevap olduğu bile yazılanlar arasındaydı.
ne diyelim, kel başa şimşir tarak.
devamını gör...
bir oturuşta bitirilen kitaplar
tess gerrıtsen
cerrah
cerrah
devamını gör...
sabsung
yorucu ve sıkıcı bir gün geçirdikten sonra bizi hayata döndüren veya günü canlandıran şeylere sabsung denir.
benim için sabsung, bazen kitap okumak bazen bulmaca çözmek bazen de müzik dinlemek.
benim için sabsung, bazen kitap okumak bazen bulmaca çözmek bazen de müzik dinlemek.
devamını gör...
hayal panosu
ingilizce 'vision board' diye geçiyor. kısaca bize hayallerimizi çağrıştıran görsellerden oluşturduğumuz bir pano.
elde etmek istediğimiz şey her ne ise, bize onu çağrıştıracak fotoğrafları topluyoruz ilk etapta. ben genelde bu adım için pinterest ve we heart it kullanıyorum ve bu inanılmaz keyif verici bir süreç. burada kesinlikle önem vermemiz gereken bir şey var ki o da hayallerimiz konusunda spesifik olmak. eğer araba istiyorsan herhangi güzel bir arabanın fotoğrafı değil de istediğin arabanın modeline ve rengine kadar ayrıntılı bir fotoğraf bulup eklemen çok güzel olacaktır çünkü istediklerimiz konusunda ne kadar spesifik olursak o kadar net bir şekilde karşılık gelir. ya da bu sene seyahat etmek istiyorsan öylesine beğendiğin bir manzarayı koymak yerine gitmek istediğin belirli bir yerin fotoğrafını ekleyebilirsin. diyelim ki yılbaşında new york'ta olmak istiyorum. ( bu arada ben istediğim şeyler için 'istiyorum' ifadesini kullanmaktan hep kaçınırım. 'istiyorum' veya 'gideceğim' gibi gerçekleşmemiş bir ifade kullandığımızda hep istemeye devam edecekmişiz gibi bir enerji verdiğimize inanıyorum. o yüzden hedeflerimi yazdığım defterime mutlaka ama mutlaka 'new york'a gittim' şeklinde yazarım.bir nevi bilinçaltımıza ufak bir numara yapıyoruz gibi düşünebiliriz. hatta bazen bunu ileri taşıyıp 'bu yıl küçüklükten beri hayallerimin şehri olan new york'a gittim ve tahmin ettiğimden çok daha güzeldi.' tarzı şeyler ekliyorum.) daha sonra beğendiğim ve kendimi orada hayal edebileceğim bir new york fotoğrafı buluyorum, hatta bazen o fotoğrafın apaçık bir şekilde neresi olduğunu bilsem bile altına kendim new york yazıyorum ki etkisi daha da artsın. ve bu şekilde panomuzu hayallerimizin fotoğraflarıyla dilediğimiz gibi doldurmaya başlıyoruz. tabii ki nasıl istiyorsak süsleyebilir ve bizi motive eden sözleri de ekleyebiliriz ki ben bolca ekliyorum.
burada başka bir önemli konu ise panoyu hazırlayıp bir köşeye atmamak tabii ki. bunun için bir karton ya da defter yerine mantar ya da telli pano kullanıp duvara asabiliriz. benim hayal panom yatağımdan bakarken bile direkt olarak karşımda görebileceğim bir yerde ve bu sayede hem yatmadan gördüğüm son şey hem de gözümü açtığımda gördüğüm ilk şey hedeflerim oluyor. bu bile motive ediyor bizi zaten. günü amaçsız bir şekilde geçirmemizin hatta amaçsız biri gibi hissetmemizin önünde çok güçlü bir kalkan hayal panosu, çünkü ben hedefleri olan biriyim ve sabah kalktığımda bile ilk düşündüğüm şey onlar olacak. detaylı bir şekilde düşünmeyi de çok seviyorum bu arada, ki böyle de yapmalıyız. o istediğim arabanın kapısını açtığımı, arabayı çalıştırıp onu sürdüğümü, arkadaşlarımı onunla almaya gittiğimi ve daha birçok şeyi o panoyu her gördükçe gözlerimi kapatıp düşünüyorum.
ben bu seneki hayal panomun bir kısmını oluşturdum ve sene sonunda buraya gelip gerçekleşen hayallerimi paylaşmak için tekrar düzenleyeceğim burayı. bu yazı uzun oldu farkındayım ama eğer sonuna kadar okuyup kendi hayallerinin panosunu oluşturacak biri olursa yıl sonunda hayatımızda nelerin değiştiğini konuşmayı o kadar çok isterim ki. konuşmasak bile umarım kendi hayal panosunu yapmak isteyen birileri olur zamanla.
elde etmek istediğimiz şey her ne ise, bize onu çağrıştıracak fotoğrafları topluyoruz ilk etapta. ben genelde bu adım için pinterest ve we heart it kullanıyorum ve bu inanılmaz keyif verici bir süreç. burada kesinlikle önem vermemiz gereken bir şey var ki o da hayallerimiz konusunda spesifik olmak. eğer araba istiyorsan herhangi güzel bir arabanın fotoğrafı değil de istediğin arabanın modeline ve rengine kadar ayrıntılı bir fotoğraf bulup eklemen çok güzel olacaktır çünkü istediklerimiz konusunda ne kadar spesifik olursak o kadar net bir şekilde karşılık gelir. ya da bu sene seyahat etmek istiyorsan öylesine beğendiğin bir manzarayı koymak yerine gitmek istediğin belirli bir yerin fotoğrafını ekleyebilirsin. diyelim ki yılbaşında new york'ta olmak istiyorum. ( bu arada ben istediğim şeyler için 'istiyorum' ifadesini kullanmaktan hep kaçınırım. 'istiyorum' veya 'gideceğim' gibi gerçekleşmemiş bir ifade kullandığımızda hep istemeye devam edecekmişiz gibi bir enerji verdiğimize inanıyorum. o yüzden hedeflerimi yazdığım defterime mutlaka ama mutlaka 'new york'a gittim' şeklinde yazarım.bir nevi bilinçaltımıza ufak bir numara yapıyoruz gibi düşünebiliriz. hatta bazen bunu ileri taşıyıp 'bu yıl küçüklükten beri hayallerimin şehri olan new york'a gittim ve tahmin ettiğimden çok daha güzeldi.' tarzı şeyler ekliyorum.) daha sonra beğendiğim ve kendimi orada hayal edebileceğim bir new york fotoğrafı buluyorum, hatta bazen o fotoğrafın apaçık bir şekilde neresi olduğunu bilsem bile altına kendim new york yazıyorum ki etkisi daha da artsın. ve bu şekilde panomuzu hayallerimizin fotoğraflarıyla dilediğimiz gibi doldurmaya başlıyoruz. tabii ki nasıl istiyorsak süsleyebilir ve bizi motive eden sözleri de ekleyebiliriz ki ben bolca ekliyorum.
burada başka bir önemli konu ise panoyu hazırlayıp bir köşeye atmamak tabii ki. bunun için bir karton ya da defter yerine mantar ya da telli pano kullanıp duvara asabiliriz. benim hayal panom yatağımdan bakarken bile direkt olarak karşımda görebileceğim bir yerde ve bu sayede hem yatmadan gördüğüm son şey hem de gözümü açtığımda gördüğüm ilk şey hedeflerim oluyor. bu bile motive ediyor bizi zaten. günü amaçsız bir şekilde geçirmemizin hatta amaçsız biri gibi hissetmemizin önünde çok güçlü bir kalkan hayal panosu, çünkü ben hedefleri olan biriyim ve sabah kalktığımda bile ilk düşündüğüm şey onlar olacak. detaylı bir şekilde düşünmeyi de çok seviyorum bu arada, ki böyle de yapmalıyız. o istediğim arabanın kapısını açtığımı, arabayı çalıştırıp onu sürdüğümü, arkadaşlarımı onunla almaya gittiğimi ve daha birçok şeyi o panoyu her gördükçe gözlerimi kapatıp düşünüyorum.
ben bu seneki hayal panomun bir kısmını oluşturdum ve sene sonunda buraya gelip gerçekleşen hayallerimi paylaşmak için tekrar düzenleyeceğim burayı. bu yazı uzun oldu farkındayım ama eğer sonuna kadar okuyup kendi hayallerinin panosunu oluşturacak biri olursa yıl sonunda hayatımızda nelerin değiştiğini konuşmayı o kadar çok isterim ki. konuşmasak bile umarım kendi hayal panosunu yapmak isteyen birileri olur zamanla.
devamını gör...

