ingilizce bir sözcüktür. bir şeyler yapmak için istekli olmayan, hayat enerjisi kaybetmiş ve kendini yeteri kadar canlı hissetmeyen bezmiş daralmış kişileri ifade etmektedir.

-genel olarak ruh halimi yansıtan bir sözcüktür.
devamını gör...

televizyon.
devamını gör...

800. tanımımı kafa radyo dinleyerek girmiş oluyorum, kitap gibi hediye oldu bence...
devamını gör...

şu + lardan bizlerde gelse artık bi keşfedin biz çaylakları içimizdeki cevheri görüüün.
devamını gör...

tabi neden olmasın
aaman olur öyle
olur olur hallederiz
devamını gör...

yine ezik olduk oturduğumuz yerden.
(bkz: kafa'nın trollerinin biraz şey olması)
devamını gör...

didem madak’ın bir ah üzerine bin söz söylediği şiirinden adını alan kitabı.
“sesimin tonunu emanet ettiğim ahlat ağacına” diyerek bu ağaca hediye etmiş.* şiirinde ahlat ağacını ah’ların ağacı olarak tanımlıyor. muhtemelen bu şiirin çıkış noktası da bu bağlantı.

kitabın metis yayınlarındaki son basımında kapak tasarımı semih sökmen’e ait. “iyi tasarımcı kitaba ruh üfleyen kişidir” diyen bu beyefendi metis yayınlarının kurucu ortağı imiş aynı zamanda. sonbaharda yere dökülen sarı yaprakları andıran bu tasarımı bence çok başarılı, sahiden kitapta okuduklarımın bir yansıması gibi geldi bana, çok beğendim:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kitabın ilk 33 sayfası kitaba ismini veren “ah’lar ağacı” şiirine ayrılmış. şahsımın çok sevdiği bu şiir hakkında haddimi aşarak birkaç kelam etmezsem eksik kalır. benim için bu şiir hiç şüphesiz içtenliğin şiiridir. yavan, abartılı, süslü tek bir dizesi yok. didem hanımın yaşadığı, hissettiği, isyan ettiği, içinde susturduğu, bastırdığı her şey bu şiire samimiyetle yerleşmiş. hatta belki içinden taşan ve taşamayan her şey oracıkta bir yerde duruyordu da didem hanım sadece üzerlerindeki örtüyü bize servis etmek üzere kaldırdı. yazdıkları öyle kendisinden.

bu şiirin en sevdiğim kısmı:

“iç ses, diye söylendim
çocukken şöyle dua ederdim tanrı’ya:
tanrım bana hiç erimeyen,
kırmızı bir bonbon şekeri yolla.
eski tül perdelerden gelinlik biçerdik
kardeşimle kendimize durmadan,
olmayan çayları,
olmayan fincanlardan içerdik.
olmayan kapıları açardık,
olmayan ziller çaldığında.
siyah papyonlu olurdu mutlaka
resim defterimizdeki damat.
yedi günde yarattığımız dünya
mutlu olurduk pastel koksa.”

kitapta ahlar ağacından başka sekiz şiir daha mevcut. didem hanımın ah ettiklerine tanık olmak adına okunmasını tavsiye ediyorum. bu tanıklık muhakkak bizim de göğsümüze bastırdığımız birçok duyguyu açığa çıkaracaktır.

edit: eser gökay'ın sesinden
devamını gör...

eveet bu kız yine kaçak yayın yapıyor olacak, saat 20.00 civarı belki bir sürpriz konukla*. size sorular sorduğum, günlük hayatın monotonluğundan sıyrılıp anılarımızı düşündüğümüz bir yayın olabilir. şarkı istekleri alıyorum.**
devamını gör...

cips paketinin içinde iki taso bulmak.
devamını gör...

babam sevgisini gösterirdi. ben küçükken beni kollarının arasına alır uyutur, yolculuklardan dönerken kucağında taşır, bir yere gittiği zaman da en çok beklediğim o olurdu.

benim dünyam onun işe gitmesiyle durur, gelmesiyle tekrar başlardı.

sonra büyüdüm, baktım babam aslında bir ruh gibi evimizin içinde. kimseye karışmaz, yemeğini yer, uyur, işe gider, işten gelir.

okuduğum sınıfı bilmez, derslerimi bilmez, en yakın arkadaşım kim bilmez, en sevdiğim şeyler nedir bilmez. anlayacağınız babam benim kim olduğumu bilmez.

ama içten içe, çocukken olduğundan daha farklı, hiç belli etmeden sever beni.

belki yani.
devamını gör...

kapıyı anahtarla açarsın, çalarsan açacak kimse yoktur.
devamını gör...

çocuk şey çıktı.

eveeeet dün bir insan öldücü pembiş mabadlı yazarları bekliyoruz buraya.
gelin aslanlarim, gelin koçlarım.
gelin utanmadan yine mızıldanın buralarda ki renginizi bilelim.
devamını gör...

geçmişte sebep olunacak, ileriye yönelik sonuçları olan bir olayın gerçekleşmesi durumunda ortaya çıkan ikilemi anlatan paradoks.

arkadaşlar özetlemiş: geçmişe gittim, dedemi öldürdüm. bu durumda ben nasıl hayatta olacağım ki geçmişe gidip dedemi öldürebileyim?

paradoksun aranan olası çözümü, çoklu evrenler ve zaman dallanması gibi hipotezlerde bulunur. buna göre geriye gidip dedenizi öldürdüğünüzde zaman boyutunda bir dallanma meydana getirirsiniz ve alternatif bir gerçeklik ortaya çıkar. o gerçeklikle dedeniz de siz de var olmak zorunda değilsiniz. yahut gittiğiniz geçmiş, dedenizin paralel bir evrendeki kopya hayatının olduğu bir geçmiştir ve orada yapacağınız herhangi bir işlem sizi etkilemez. ancak dedenizin hayatını etkiler.

bu arada zaman makinesinin var olup olmaması konusu, paradoksu pek de boşa çıkarmaz. zira bu da birçok teorik fizik konusu gibi sadece bir düşünce deneyidir.
devamını gör...

kafa sözlüğün henüz ön yargısız olmasıdır.
umarım böyle devam eder.
çünkü çok güzel gidiyor bana mı hep beyni olan iyi insanlar denk geliyor bilmiyorum ama bazı insanlarla portakallaşırken çok keyif oluyorum güzel tartışma güzel iletişim çok keyifli şeyler bunlar.
ayrıca yoldaş ne demiş.
ön yargıyı yıkmak atomu parçalamaktan zordur.
iyi demiş.
devamını gör...

kıymalı olanı makbul olan ve lezzeti içindeki kıyma oranı dolayısıyla fiyatı ile doğru orantılı olan efsane yiyecektir.

kalp damar hastalıklarının 1 numaralı davetçisidir.
devamını gör...

"hayatı kaçırıyorum" düşüncesi
devamını gör...

sokaktaki insanın şahit olmadığı bir hayatı ayrıntılarıyla gözlemlemeyi gerekli kılan, insanların karanlık yüzüyle karşı karşıya bırakan çetin bir mücadele. insanın da hayatta kalabilmek için kendi kendine verdiği bir savaş var. bu ortamlarda da hayat risk altında ve bomba, füze, kurşun tabii ki de adres sormuyor.
devamını gör...

en temizidir. saçma sapan sorulardan kurtulduk. telefonum da uçak modunda.
devamını gör...

gece sözlükten çıkıp yattım. sabah kalkınca da açtım geldim. bu beni başlıktaki yazarlardan biri yapar mı? *

kafamda deli sorular oluşturan ifade.
devamını gör...

the dark knight. caped crusader. ya da kişisel tanımımla; maskelenmiş kapitalizm. eyvah midem bulandı, sanırım analiz kusucam!

malumunuz bruce wayne gotham'daki en azılı kapitalist. geceleri ise ailesinden miras kalan wayne corps. adındaki şirketinde üretilen teknolojik oyuncakları kullanarak kahramancılık oynamakta. buraya kadarı bilinen hikaye ancak asıl gizlenen, wayne ailesinin malvarlığının nasıl oluştuğu. muhtemelen wayne corps'un hükümetler ve çeşitli örgütler ile kallavi antlaşmaları var, yani o silahlar bir yerlerde acı ve yıkım yaratmakta kullanılıyor. fakat asıl önemli olan benim gothamlı hemşehrimin selameti değil mi? ancak bir kahramana ihtiyaç duyulduğuna göre gotham'da da işler iyi gitmiyor olsa gerek. nitekim küçük bruce da adaletsizlik ile küçük yaşta tanışır ve bireysel bir adalet arayışına girer. bu arayış zamanla toplumsal bir kimlik kazanır ve batman doğar. fakat kurumsal adaletin tesis edilememesi sonucu adaletsizlik sürüp gider ve bu adaletsizlik batman hikayelerinin temelini oluşturur. bruce, belki de sırf vicdanını rahatlatmak için, tıpkı babasının yaptığı gibi adaletsizlikle savaşmaya başlar fakat babasından farklı olarak bunu iş adamı kimliği altında bir hayırsever olarak değil yarattığı alternatif kimliği kullanarak suçla savaşmak suretiyle yapar. kendini topluma adayan batman'in; gerçek suçluların yanı sıra hakkını bireysel yoldan arayan mr. freeze gibi mağdurlara ve catwoman ve blue ivy gibi aktivistlere savaş açması, olayın yerleşik düzeni güzellemek olduğunun göstergesidir.

bu konuda nolan'ın batman üçlemesinin üçüncü filmi olan the dark rises ayrıca önemli. yurttaş bane önderliğinde bir devrimin ayak sesleri gelmekteyken nolan son çıkıştan döner ve sahneye batman'i çıkarır. fazla geçmeden bir kaosa evrilen ayaklanma, batman dokunuşuyla sona ererken yönetmenin verdiği mesaj açıktır: mevcut düzen, olabilecek düzenlerin en iyisi. yine de wayneler gibi hayırsever ailelerin çok sayida olması, topluma bir nebze refah getirir. tabi burada olayın bir halk ayaklanması değil, bir despotun önderlik ettiği bir isyan olduğunu göz önünde bulundurmak gerekli. bu toplumsal değil kişisel çıkarlara hizmet eden bir hareket. toplumsal çıkarlar uğruna gelişen bir hareket başarıya ulaşıp ardından müreffeh bir toplumsal hayatı getirebilir mi? henüz bilemiyoruz.

evet sözlük, bir konuyu daha açıklığa kavuşturduğumuza göre artık rahatça uyuyabiliriz. süper kahramanlara ihtiyaç duymayacağımız bir dünyanın hayali ile. esen kalınız.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim