"bu boş milliyetçilikle uğraşacağınıza keşke ülkenin bu hale gelmesine yeterli tepkiyi verseydiniz " dedirten başlık. bir dersimli olarak hiçbir beis görmüyorum. doğu halkının her hassasiyetine tepki vermekten başka hiçbir işleviniz yok resmen. üzülerek söylüyorum doğuda yaşayan insanlara ve bu insanların hassasiyetlerine en ufak bir ilgi göstermeyip doğuyu kazanılmış toprak olarak görmekten yıllardır vazgeçemediğiniz için bu kadar ayrıştı bu toplum. atatürk ülkenin bu halini görse yüzünüze tükürürdü.
devamını gör...

bağımlılık.
devamını gör...

sevmeyenlerin ev yapımı yemediği belli oluyor. bir kere yiyin müptelası olursunuz. cevizli sucuk ne ayrıca, olsa olsa orciktir.
devamını gör...

nasıl bir stres mesela?

a.) bir mahkemeyi beklerken geçen o belirsiz süreçte yaşanılan gibi mi?

b.) yoksa ilk aşkınla bin sene sonra yeniden karşılaşmak gibi mi?

a şıkkı uzun ve sancılı. bu durum başımda fillerin düğününe sebebiyet veriyordu.

b şıkkı ani bir şok geçirdim. göz göze geldik ve karşıma geçip konuşmaya başladığında bana kal gelmişti. artık bollywood dizilerinden bile daha uzun olan türk dizilerindeki o uzun, bakışmalardan birini yaşadım. ne kafamı çevirebildim, ne oradan uzaklaşabildim. gözlerine hipnoz halde, zangır zangır titremeye başladı kollarım. ellerimi çaktırmadan bağdaştırsam da kollarımdaki sinir bozukluğunu durduramamıştım.
devamını gör...

bazen rüyanda ölmediğini görürsün bazen yine rüyana girer ben iyiyim merak etmeyin der ama senin aklından hiç çıkmaz. bazen mezarında çiçekler açmıyor diye üzülür çiçek ekersin bazen toprağı kurudu diye bol bol su dökersin ki yaşıyormuş gibi hissedesin.
devamını gör...

yapılan bir araştırmaya göre 75 yaşındaki bir insan hayatının yaklaşık 7,5 yılını bir şeyler yiyerek geçiriyormuş. peki hayatımızda bu denli yer kaplayan yemek yeme eyleminin içeriğini nelerle ve nasıl dolduruyoruz hiç düşündünüz mü?
kimi zaman öğrenci evindeki yarısı kurumuş haşlanmış makarna, kimi zaman köşedeki dönerciden alınan 5 liralık döner, kimi zaman da paris'te bir tabağına küçük bi servet ödediğiniz chateaubriand.
buradan yola çıkarak yeme içme üzerine iki farklı rehber başlığı açma gereği duydum. ilk rehber bir anne atasözünden yola çıkarak oluşturduğum (bkz: ben evde sana aynısını yaparım rehberi). bu rehberde amaç, yazarların evlerinde yemek yaparken kullandıkları yeme içme sırlarını paylaşmasını sağlamak. efendime söyleyeyim sarmayı sararken kopardığın sapları da sarma ile birlikte pişireceksin ekşice olur güzel olur, ciğeri doğrarken kuşbaşından ince doğrayacaksın ki o samansı kıvam belli olmayacak gibi yemeği bir üst noktaya taşıyan detaylar veya az bilinen muhteşem tarifler, yapması kolay yemekler, misafir ağırlamalık yemekler, kız/erkek tavlamalık yemekler gibi farklı kategorilerden yazarların en sevdikleri tarifleri paylaştıkları bir başlık olması dileğiyle.
yeme içme üzerine ikinci rehber için (bkz: bugün dışarda mı yesek rehberi)
devamını gör...

uykusuz her gece şarkısını anımsatıyor bana...ve mırıldanıyorum şu an.
devamını gör...

"intihar keseciği" olarak da adlandırılır. aslında intihardan ziyade bir savunma ya da oluşum, başkalaşım aşamasıdır.
ölümden sonra da bu organel grupları otolizi sağlayarak çürümeye yardımcı olur.
devamını gör...

-sosyal demokrat
-her türlü dini görüşe saygısı olan
-laik devlet anlayışını benimsemiş
-terör gruplarıyla alakası olmayan
-toplumun her kesimini kucaklayan

bir parti.

böyle bir parti görürseniz haber edin de gidip oy atayım.
devamını gör...

uyanınca kahvaltıyı alelacele etmek, sokağa geç kalmamak demekti.
mahalledeki çocukların ismini camın önünde haykırması, annenden '' çok kirlenme, azıtma'' laflarını işitmek tüm bunlara rağmen azıtmaya hazır oldugun hunharca sokakta oynadığın günler demekti.
yakartop, istop, sek sek, ip atlama, dokuz taş ve eğer şanslıysan akşam üzeri mahalledeki ablalarla voleybol oynamak demekti.
dönen salıncağı sokağın başında görüp ''anneeee anneeee para!'' diye anneyi darlamak yediğin azarı umursamadan kaptığın paraya mutlu olmak demekti.
öğlen eve girmemek için salçalı ekmek su ikilisini anneden istemek, yahut komşu evlere rahatça girip karnını bir güzel doyurmak demekti.
akşam yemeginden sonra kendini gene sokağa atıp ablalardan abilerden garip hikayeler dinlemek demekti.
korkusuzduk, zarar kötülük beklemezdik komşularımızdan çünkü öyle dönemlerdi. kavgayı, paylaşmayı, dostluğu hep o sokaklarda öğrendik. şuan deli gibi korktuğumuz, çocuklarımızı asla yalnız bırakmayacağımız sokaklardan..
güzel zamanlardı ve ne yazık ki artık çok eskide kaldı.
devamını gör...

bir çeşit ses yalıtımı yöntemi. floating room olarak da bilinir.

oda içerisinde oda inşa etmek prensibi üzerine kurulu bir yöntemdir. alt kata, yan dairelere ya da üst kata giden sesin emilimini sağladığı gibi, o dairelerden size gelen sesi de oldukça yüksek seviyede azaltır.

uygulama, odanın zemini, tavanı ve duvarları ile yeni yapılacak oda arasında genelde 15'er santimetrelik boşluk bırakılarak gerçekleştirilir. bu boşluklar bırakıldıktan sonra ses yalıtımını sağlayan çeşitli malzemelerle yeni zemin, duvarlar ve tavan kaplamaları yapılır.

duvarlar ve tavanda süngerpan, akustik panel gibi malzemeler kullanılır. zeminde ise kauçuk ve mantar karışımlı malzemelerle akustik halı tercih edilir. duvarların dış yüzeyleri ahşap panellerle kaplanır.

normal şartlarda mesela üst komşuların gürültüsünden rahatsız oluyorsanız, yapabileceğiniz çok fazla şey yok. yalıtımı, gürültü gelen dairenin yaptırması gerekiyor. ev sahibiyle anlaşıp bunu yaptırmasını sağlarsanız biraz rahat edebilirsiniz ama olmazsa o gürültüyü çekmek zorunda kalıyorsunuz. yüzer oda yönteminde duvarlar, esas duvarlardan belirli bir mesafede ayrıldığı için, ses dalgalarından kaynaklanan titreşimlerin büyük kısmı aradaki boşlukta yayılırken kalan kısmını da yüzer odanın ses geçirmez malzemeleri emiyor.

son derece maliyetli bir olay ve bırakılan 15'er santimlik boşluklar nedeniyle odayı epey küçültüyor. ancak bildiğim kadarıyla da ses yalıtımı uygulamaları içerisinde en etkili olanların başında geliyor. tabii kaliteli malzemeler kullanmak koşuluyla.

aşağıda yüzer oda kesiti verilmiş. dıştaki kutu orijinal oda, içindeki daha küçük olan da yüzer oda;

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı
devamını gör...

evet anne oğlun fransızca entry giren ışidci bi sözlük yazarına aşık oldu..

yirmi fava ban yeme pahasına mesajları ifşa ederim..
devamını gör...

işte gerçekten anısı olan bir şarkı fnfkgkf. süperliii.
devamını gör...

bir grup gencin havaya kaldırılmış yumrukları ile tuttukları gazeteleri, ufuktaki güzel günlere sabitlenmiş bakışları ve attıkları sloganları ile son yirmi yıldır değişmemiş yöntemdir.

vakti zamanında gençkene dedim ki dur bir tane alayım hem okuyayım hem de destek olmuş olayım. gittim bir çocuğun önüne dikildim gazete alacağım. ama bir türlü bakışlarını indirip bana bakmıyor. tamam boyum kısa falan ama fark edilmeyecek kadar da değilim sonuçta 20 santim önünde durup yüzüne bakıyorum. ne o uzaklara sabitlenmiş gözler bana doğru indi ne de havadaki yumruğunun içindeki gazete. sanki tüm dünyanın geleceği buna bağlıymışçasına hareketsiz duruyoruz. 3-4 dakikalığına "türkiye'de kominizm" temalı bir performans gerçekleştiriyoruz. sonunda ben vazgeçip yoluma deva ediyorum. çocuk komunizmin sembolü olarak adalar migros'un önünde dikilmeye devam ediyor...

bu sabah yine mecidiyeköy'de bir bağırışlar. önce kavga çıktı zannettim. merdivenleri çıkınca gördüm ki yirmi yıl öncesi ile aynı manzara.
o uğultu ve yankılanmayla attıkları sloganlar da anlaşılmıyor. insanlar kim olduklarını, ne yaptıklarını anlamıyor, korkup çekine çekine etraflarından dolaşıyorlar.

siz yıllardır temsil ettiğinizi ve savunduğunuzu düşündüğünüz işçi, memur, çiftçi kesimle iletişim kurup derdinizi anlatamayın. hala yumruk havada slogan atarak (tamam çoğ eğlenceli ben de biliyorum) devrim yapacağınızı zannedin.

neyse bir gün zıplayıp ellerindeki gazeteyi kapıcam. belki o zaman dikkatlerini çekebilirim de konuşuruz.
devamını gör...

iko hâlâ hiçbir şey anlamamıştı. anlamsız bakışlarla sırıtıyordu.
devamını gör...

kelime anlamı itibari ile ''duvar örme hüznü'' olarak çevirebiliriz.
bir sebebi olmaksızın hayatınızdaki insanları, hatta en yakın arkadaşlarınızı ve akrabalarınızı kendinizden uzaklaştırma dürtüsü ile yalnız kalma isteği olarak tanımlayabiliriz.

bu bir sorun arkadaşlar, fakat her psikolojik sorunda olduğu gibi kişi bunu kabullenmiyor. kişinin yalnız kalma istediğini anlamayıp sürekli yardım etme çabasında olan etrafında ki insanlar kişiye anlamsız geliyor. bunun sonucu olarak sinir halinin vukuu bulmasıyla insanları hayatından çıkarmaya başlayan kişi bu sürecin geçici olabileceğini ve insanlara karşı bu kadar acımasız olmaması gerektiğini düşünemiyor. etrafında ki insanlardan gün be gün uzaklaşan kişi kendini güçlenmiş hissediyor ama bunun güçsüzlükten doğan bir ani istek olduğunu kavrayamıyor. etrafında ki insanların azalmasıyla rahatlayacağını sanan kişi sonsuz bir boşluğa çekildiğini ve depresyona girmeden önce ki son çıkışta olduğunu göremiyor.
kişi kendisine uzanan her eli reddediyor, bu mauerbauertraurigkeit'in genel özelliğidir. yalnızlaştıkça huzur bulacağını düşünen kişinin bulduğu tek şey karamsarlık ve mutsuzluk oluyor.

peki bunun bir çaresi yok mu diyebilirsiniz.
evet var arkadaşlar.
çabuk vazgeçmeyin, etrafınızda ki insanların kıymetini bilip sıkı sıkı sarılın bu illet kendiliğinden yok olacaktır..
devamını gör...

bu benim nasıl aklıma gelmedi dedirten olay, yine yırtamadık.
devamını gör...

seyirci kalınan insanlık ayıbıdır .
--- alıntı ---
ve her şey bittiğinde, hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.
aliya izzetbegoviç
--- alıntı ---
devamını gör...

pandemi bitince bir sardunya's zirvesi yapılsa diye düşünülen ve bu yüzden +1 ile katkıda bulunulan veritabanıdır.
devamını gör...

mantık hataları zincirini barındıran başlıktır. tikel varlıkların zıddı olmaz. karıncanın veya atın da zıttı yoktur. zıtlık kavramlar içindir. (bkz: kant'ın kategorileri)(bkz: aristoteles'in kategorileri)(bkz: kategoriler)*

edit: zıttı olmayan kavramlar varlığını kaybeder evet, bu doğrudur. mesela, ayrılık kavramı olmasa, birleşme olur mu? yaşam olmasa ölüm olur mu? iki zıt birbirini 'var' eder her zaman.

edit 2: zıtlık, zaten diğerinin yoksunluğudur da aynı zamanda. iki zıt aynı anda vücut bulmuyosa zıtlık yoktur mu diyoruz? eğer 'bu yoksunluktur, zıtlık değildir' dersek, faklı kelimelerle aynı şeyi söylemiş oluruz. içerik aynı tanım farklı olmuş olur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim