akıllara zararsa niye sözlüğe taşıyorsun diye sormama sebep veren videodur. tabi ki de izleyeceğim.
(bkz: ayak fetişizmi olanlar isyanda)
devamını gör...

hikayesi olan bir nazan öncel şarkısıdır. nazan öncel, kız kardeşinin eşine aşık olup onlar boşandıktan sonra onunla evlenmiştir.

“beni geçirmeye kardeşim gelmesin, annesinin bir tanesini kimseler üzmesin.”
devamını gör...

bir genç kızın gizli defteri serisi ... ah serra seni hiç sevmezdim aslında ama seninle çok uzun zaman geçirdik. bu arada keşke oktay'la evlenseydin hala içimde yaradır.
devamını gör...

otomatikmen --> yanlış
otomatikman --> doğru
devamını gör...

ali atay, feyyaz yiğit ve aziz kedi tarafından yazılan ve ali atay tarafından yönetilen filmdir. film için söylenebilecek özet cümlesi “ fikir güzel”dir. ölümlü dünya’nın ardından gelmesi ise filmin yeterince iyi sayılmamasına bir başka neden olabilir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ben bir filmi değerlendirirken 13 soru sorarım kendime ve bunların en az dördüne cevap alabilirsem filmle ilgili bir fikir sahibi olmuş sayayım kendimi.

kaçta?
ben filmi 21.00 seansında izledim ve akşam vakti izlenebilecek bir film olarak görebilsem de bir sinemanın en güzel saatlerinden biri olan seansı boşa harcamış hissine kapıldım.

hangi?
ben filmde en çok mehmet özgür ve feyyaz yiğit’in oyunculuğunu beğendim ama sahne olarak iyi polis-daha iyi polis sahnesini seçerim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ne ile?
film her ali atay filminde olduğu gibi müziklerle zenginleştirilmiş ve bence bu konuda oldukça başarılı.

niçin?
çünkü film biraz aceleye gelmiş izlenimi de uyandırırken bir yandan da karikatür karakter sayısı fazla. bu da filmi vasatın biraz üstüne çıkartıyor.

ne olmuş?
bir cinayeti çözmeye çalışan cinayet masası ekibi çok ilginç bir şekilde süslenmiş cesetlerle karşılaşmış.

kimi?
tabii ki serkan keskin’i. gözüm en çok serkan keskin’i aradı filmde.

nerde?
internet üzerinde herhangi bir platformda çünkü bu film için sinemaya gitmeye gerek yok bence.

ne belli?
belli işte. film iyi bir fikir olarak yola çıkmış ama bir yerlerde bir şeyler eksik kalmış. yine de izlenebilir bir film olduğunu söyleyebilirim.
devamını gör...

hem migren hem sinuzitim oldugu icin bunu diyip duruyorum kafamin icinde.. cekenler bilir sadece :(
devamını gör...

after life dizisinden tony ile arkadaş olmak isterdim. bu süreci beraber atlatabilmek isterdim.
devamını gör...

mahlasını her gördüğümde kahvaltı yapma isteğimi artıran,trakyalı nadide yazar arkadaş.yazdıklarıyla güldürmeyi başarır.
devamını gör...

datça olsun lütfen datça’ya ışınlayın beniiiii*.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

evet salt nasılsın mesajı almadığımı şu an fark edip bir miktar buruldum.
keşke sabah online olur olmaz günaydın bebeğim deseler, gün içinde nasılsın deseler, gece saat 23.00 itibariyle de iyi geceler en sevdiğim yazar deseler. olabilir bence zor değil.
devamını gör...

dışına çıkılmazsa, dünyanın en güzel şehri hissi uyandırır.
devamını gör...

stanley milgram'in 1961'de yaptığı bu oldukça korkunç deney insanların otoriteye ne kadar boyun eğdiğini gözler önüne serdiği çarpıcı bir deneydir.

deneye başlamadan önce, gazete ilanı ile 25-50 yaş arası insanlar arandı. herhangi bir şart yoktu. sadece ilk deneyde katılımcıların hepsi erkeklerden seçildi. katılımcılara deneyin ‘cezanın öğrenmedeki etkileri’ üzerine olduğu söylendi. ve ikinci bir katılımcının daha olduğu belirtildi.

ilk olarak kura ile bir ‘öğretmen’ ve bir ‘öğrenci’ seçileceği açıklandı. ancak ikinci katılımcı, deney grubunun elemanıydı ve her iki kağıtta da ‘öğretmen’ yazıyordu. dolayısıyla gerçek katılımcının öğretmen rolünde olması kaçınılmazdı. ‘öğrenci’ ile ‘öğretmen’ birbirinin sesini duyabileceği ancak birbirini göremeyeceği farklı odalarda yer aldılar. deneyin asıl amacında otoriter figürü temsil eden, özellikle sert ve disiplinli görünen deney gözlemcisi, deney boyunca katılımcının (öğretmenin) yanında kaldı. deney başlamadan önce katılımcıya, öğrencinin çekeceği acıyı öngörebilmesi için 45 voltluk bir elektro şok uygulandı.

deney boyunca, öğretmen öğrenciye öğrenmesi için sözcükler listesini bildiriyor ve bu sözcükleri öğrenip öğrenmediğini sorarak kontrol etti, her yanlış cevapta ceza olarak öğretmen, öğrenciye, bağlı olduğu makine ile her seferinde artan miktarda elektroşok uyguladı. gerçekte ise şok uygulanmıyordu. işbirlikçi denek gerçek denekten ayrıldığı zaman, geçtiği odada elektroşok makinesine bütünleştirilmiş bir ses kayıt cihazını çalıştırıyordu, bu cihaz da her şok seviyesine karşılık önceden kaydedilmiş bir çığlık sesini çalıyordu. voltajın birkaç defa artırılmasından sonra (bu, genelde 150 volttu) aktör, kendisini yan odadaki katılımcıdan ayıran duvarı yumruklamaya başlıyordu.

denek herhangi bir noktada deneyi durdurma isteğini ifade ettiği zaman kendisine sert gözlemci tarafından aşağıdaki sırayı takip eden sözlü uyarılarda bulunuldu:

1. lütfen devam edin.
2. deney için devam etmeniz gerekiyor.
3. devam etmeniz kesinlikle çok önemli.
4. başka seçeneğiniz yok, devam etmek “zorundasınız”.

denek bu dört uyarıdan sonra bile hala durmak istediğini ifade ederse deney durduruluyor, tersi durumda ise deney ancak denek en yüksek şok olan 450 voltu 3 kere art arda uyguladıktan sonra durduruluyordu.

milgram’ın ilk deney dizisinde katılımcıların % 65’inin (40 katılımcıdan 26’sının) deneydeki en yüksek gerilim olan 450 voltu, her ne kadar epey huzursuzluk hissetmiş olsalar da, uyguladıkları görüldü. hepsi deneyin bir noktasında durup deneyi sorguladı, hatta bazıları kendilerine ödenen parayı geri vereceklerini söylediler. katılımcılardan hiçbiri 300 volt seviyesinden önce şok uygulamaktan tereddütsüzce vazgeçmedi.

milgram deney sonuçlarını şöyle değerlendirdi; “sadece görevlerini yapan, kendi başlarına vahşi işlere kalkışmayan sıradan insanlar, korkunç bir yok etme işleminin bir parçası olabilmekteler. ek olarak, yaptıkları işin yıkıcı sonuçlarını apaçık görmelerine rağmen, temel ahlaki değerleriyle çelişen bu görevlerde pek az kişinin otoriteyi reddetme potansiyeli olduğu görüldü.”

milgram ulaştığı sonuçları 1974 tarihli makalesi “itaatin tehlikeleri”nde (ing.: the perils of obedience) özetledi:

itaatin hukuksal ve felsefesel açılardan devasa önemi bulunmaktadır, ancak bunlar çoğu insanın somut durumlarda nasıl davrandığı konusunda fazla bilgi vermez. yale üniversitesinde sıradan bir insanın sadece bir deney bilimcisinden aldığı emirle başka bir insana ne kadar acı çektireceğini ölçmek için basit bir deney düzenledim. katılan deneklerin güçlü vicdani duyguları ile saf otoriteyi çeliştirdim, ve kurbanların acı dolu çığlıklarının eşliğinde genellikle otorite kazandı. yetişkin insanların, bir erk makamının komutası doğrultusunda her şeyi göze almakta gösterdikleri aşırı isteklilik, çalışmamızın acilen açıklama gerektiren en önemli bulgusudur.

sadece görevlerini yapan, kendi başlarına vahşi işlere kalkışmayan sıradan insanlar, korkunç bir yok etme işleminin bir parçası olabilmekteler. ek olarak, yaptıkları işin yıkıcı sonuçlarını apaçık görmelerine rağmen, temel ahlaki değerleriyle çelişen bu görevlerde pek az kişinin otoriteyi reddetme potansiyeli olduğu görüldü.
devamını gör...

profil ve tanımların tamamen silinmesi talebi.
nickaltı kalabilir, sildirsek de bizi yâd etmek için yeni başlık açar, öyleyken hesap silinirken nickaltının kalması daha avantajlı olur.

hesabımın silinmesini talep ediyorum.
“tüm tanımlar, profil bilgileri, ve profil bağlantısı.”

edit: yoldaşla anlastik 1 nisan günü tanımlarım temizlenecek.. o zamana kadar kendinize iyi bakın, kızıl nelson hepinize veda ediyor, dudaklarinizdan öpüyor beybiler.
devamını gör...

çingeneler zamanı adlı çok başarılı filmiyle tanıdığım,filmlerinin çoğunun müziğini goran bregoviç'in yaptığı çingenelerle arası pek bi iyi olan yönetmen. johnny depp'in oynadığı arizona dream de apayrı çok güzel bir filmidir.
fakat black cat white cat ve bana söz ver adlı filmleriyle nedense (belki de tekrar tekrar izlememdendir) artık sıkmış, kendini tekrarladığını düşünmeme sebep olmuştur.
devamını gör...

karşımdakinden yeri geldiğinde beklediğim ama çok nadir duyduğum söz.bazen neden özür dilemesi gerektiğini bile ben açıklamak zorunda kalıyorum
devamını gör...

bu mevsimde tam da şöyle olan meyve.
biz bu haline gumuş deriz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kanada meclisi, çin devletinin uygur'lara yönelik uygulamalarını soykırım olarak tanımış.
bizim gibi çakma müslüman, sözde türk hiç birşey yapmazken, hatta gösteri yapan uygurları gözaltına alırken, onları savunmak bunlara kaldı.
büyük ihtimal çin'le aralarındaki rekabet yüzünden uygurları savunuyorlar ama olsun. en azından bu bahane ile sesleri duyuluyor. çünkü bizim sesimizi çıkaracağımız yok.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
gemlik / narlı'da bir ev.
devamını gör...

pek denk gelmediğim durumdur.

sanırım insanın kalite anlayışına göre değişen bir durum.
benim kaliteliler duruyorlar sağ olsunlar.
devamını gör...

diğer tüm mitolojiler gibi insanın dünyayı, evreni ve kendini anlama çabasının bir ürünü olarak uzun bir süreç sonunda ortaya çıkmış anlatılar külliyatı.

hem temel gelişimi hem de okumak isteyenler açısından birer başlangıç olabilecek birkaç eserden bahsedelim. bu külliyat her ne kadar zaman içinde çok sayıda kültürel etkileşimle beraber yavaş yavaş oluşsa da her zamanki gibi ilk kez yazıya geçirildiği eserler milat kabul edilir. bu bakımdan yunan inanç sisteminde evrenin nasıl yaratıldığı, birinci, ikinci ve üçüncü kuşak tanrılar, insanın yaratılması, insanın ve tanrıların sınanması, ve yeryüzünde müesses nizamın kurulması gibi konuların anlatıldığı ilk derli toplu eser hesiodos'tan gelir. hesiodos'un yazdığı theogonia* adlı eser bu konuları ele alır. kitabın başında hesiodos bunları kendisinin yazmadığını, zeus dokuz kızı olan ilham tanrıçaları mousalardan gelen ilahi bir ilhamla* bütün bu hikayeleri dile getirdiğini söyler. helikon dağı'nın eteklerinde çobanlık yapan birinin tanrıların kendisine anlattıklarını dönüp insanlara aktarması, bize semavi dinlerdeki peygamberlik kurumunun bir benzeri olarak görünübilir. ancak bu ifadeler, aslında bir ozan olan hesidos'un zaten bildiği ve kendisinden önceki ustalarından öğrendiği hikayeleri anlatmaya başlamadan önce ilham tanrıçalarına saygısını sunduğu bir bir girizgahtan öte bir şey değildir.

ancak aynı hesiodos, erga kai hemerai* adlı eserinde kardeşine seslenir gibi konuşarak insanlara hangi işin ne zaman ve nasıl yapılacağı, ahlaki davranışların neler olduğu gibi baya baya on emir benzeri bir takım kaideleri öğüt olarak verir. hesiodos'un semavi dinlerdeki peygamber modeline en çok benzediği kısım burasıdır.

hesidodos'un adını anıp da ondan daha büyük bir şair olan smyrnahomeros'u anmamak olmaz. homeros'un dokuz yıl süren troya savaşının sonundaki 51 günlük süreyi ele aldığı ilyada ve bu savaşın ardından akha kahramanlarından odysseus'un on yıl süren acılı eve dönüş yolculuğunu anlattığı odysseia eserleri sadece yunan mitolojisinin değil, batı edebiyatının da temel taşları sayılabilecek eserlerdir. bu eserlerde tanrıların insanlarla kurdukları ilişkiler, onların karakterleri, ruh halleri, insanların tanrılara bakış açıları, tanrılarla olan ilişkileri gibi yunan mitolojisinin satır araları sayılabilecek çok sayıda değerli bilgiye erişilebilir. özellikle odysseia'da homeros'un bugün modern edebiyatta ve sinemada flashback ve flash forward olarak bildiğimiz anlatım tekniklerini ta 2500 yıl önce kullanmış olması ile sadece mitoloji ve dinler tarihi değil, edebiyat alanında da ne kadar değerli bir eser olduğunu bize gösterir.

her ne kadar homeros'a atfedilseler de bu iki eserin de içinde farklı dönemlerde yazılmış ve bu eserlere sonradan eklenmiş olduğunu düşündüren kısımlar vardır. bu durum elbette ki çok tabiidir. çünkü ne homeros bu eserleri bir araya getiren ilk kişidir, ne de günümüze kadar gelen el yazmaları ilk yazılan kopyalardır. homeros da en nihayetinde usta-çırak ilişkisi içinde yetişmiş bir ozandır. hatta denilen odur ki kendisi kördür. nesiller boyunca ağızdan ağıza aktarılan şiirleri o da kendi zanaatıyla kendince yorumlayarak insanlara aktarmıştır. bu lirik destanlar onun zamanında yazıya geçirildiği için altına kendi ismi yazılmıştır. halbuki çok büyük ihtimalle homeros yüzlerce yıllık bir sözlü şairlik geleneğinin son halkası ve bilinen temsilcisidir. kendisinden sonra da bu eserlere farklı kişilerin farklı ekleme-çıkarmalar yapmış olmaları oldukça muhtemeldir.

bunlar giriş seviyesi eserler olsalar da bize bir şeyi çok net bir şekilde gösterirler; yunan tanrıları esasında bir nevi süper güçlerle donatılmış ölümsüz insanlardır. insanlar gibi aşk, acı, nefret, cinnet, pişmanlık, kıskançlık gibi duyguları yaşarlar. hatalar yaparlar. çoğu zaman adil değildirler, işlerine geldiği gibi davranırlar. ilahi bir ethos sahibi değildirler. insanların tanrılarla olan ilişkileri de onlardan korkma ve onları memnun etme üzerine kuruludur. ancak en önemlisi de tanrıları da aşan bir irade vardır antik yunan kozmosunda. o iradenin adı kaderdir. kendine ait kuralları vardır ve tanrılar bile kaderin mutlak iradesine boyun eğerler. yeri geldiği zaman tanrıların babası zeus bile çıkarır kaderin terazisini ve o neyi gösterirse ona boyun eğer. yani bütün insanların, tanrıların ve evrenin davranış ve işleyişinin tâbi olduğu bir dizi evrensel kurallar, kaideler ve ilkeler vardır. bu da yunan felsefesi denen ve modern dünyanın bütün bilim ve düşünce sistemine temel oluşturmuş olan bir düşünce sisteminin doğmasını sağlamıştır. yunan mitoloji külliyatı her ne kadar hikayeler bakımından başka mitolojilerden alıntılara yer verse de arkasındaki bu düşünce onu eşsiz ve özel kılmaktadır.

ancak yunan mitolojisi ve yunan felsefesi arasındaki ilişkiyi başka bir zaman, başka bir entry'de anlatalım. anlattığım zaman onu da buraya eklerim.

meraklısı için entry'de bahsi geçen kitaplar:

- theogonia & işler ve günler - hesiodos (tek cilt) goodreads sayfası *
- ilyada - homeros goodreads sayfası *
- odysseia -homeros goodreads sayfası *
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim