ailelerine sabır dilerim. fakat ateş düştüğü yeri yok yakıyor maalesef ne zaman kurtulacağız bu terör belasından.
devamını gör...

karanlığa mahkum olmayı seviyorum. ışığı kapatıp karanlıkta otursam bu kadar mutlu olmam.
devamını gör...

mektubu okurken kafa sözlük ve yoldaş benjamin franklinin farkı bu açıklama da çok net görülüyor. bravo.
samimi ve içten bir ortam oluşturup, her zaman yazarların arasında olup, bütünlük sağlamaya çalışan yoldaş benjamin franklin ve ekibine ne desek az olur. yazarlarını bu kadar sevip düşünen yoldaş a ve ekibine teşekkürler.
devamını gör...

bulutlar..bulutları hep bi şeylere benzetip bana yol gösterdiğine inanırdım......büyüdüm sözlük şimdide inanıyorum.
devamını gör...

bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu.
hep böyle mi bu?
bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer...
kafatasımın içini, bir küçük huzur adına
aynalarla kaplattım, ölü ben'im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden!
paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben.
oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir.
niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına
niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına
niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına?
"öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna" bir çocuk demiş.
devamını gör...

temsili görselleri:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

başkanlık bize göre değil. yine halkın yanında olacağım. yarışmacı arkadaşlara başarılar.
devamını gör...

parmak maymun olarak da bilinen "cüce ipek maymunu" doğada var olan 13 maymun türünün en küçüğüdür. boyları yaklaşık olarak 13 cm'dir.
parmak maymun güney amerika'daki yağmur ormanlarında yaşayan küçük bir maymun türüdür.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ayrıca çokta tatlılar
devamını gör...

buraya daha önce olacağımı yazıp sonunda olduğum ameliyat.

keşke daha önce gözlerim uygun olsaydı da o zaman yaptırsaydım diyorum. hala iyileşme aşamasındayım ama böyle bir rahatlık yok, eğer siz de düşünüyorsanız muhakkak gidin bir muayene olun derim. fiyatı da inanılmaz yüksek değil bence, en azından çalışan insansanız rahatlıkla ödeyebilirsiniz.

ben no touch yöntemiyle oldum. ameliyatın kendisi inanılmaz kısa sürüyor, öyle ki benim ameliyathaneye girip çıkmam 10 dakika kadar sürdü. ameliyata alınmadan önce bir kez daha ölçümlerim yapıldı, operasyon sonrası süreçle ilgili bilgilendirildim ve sonra ameliyathane katına çıkartılıp beklemek için bir odaya alındım. orada ayakkabılarımı çıkarıp terlik ve ameliyathane önlüğü giydim. bir de bone taktılar tabii ki. daha sonra ameliyathaneye alındım.

sedyeye yattıktan sonra yaptıkları ilk iş doğal olarak anestezi damlası damlatmak oldu. ondan sonra benim içim sancılı süreç başladı diyebilirim. çünkü acı olmasa da insan gözüne bir şey yapıldığını hissederken gözünü kapatmak istiyor, ancak böyle bir imkanınız yok. o yüzden ilk başta çok panik yaptım. beni biraz rahatlattılar, sonra yanlış hatırlamıyorsam yüzümü örtme aşamasına geçtik. örtmekten kastım tabii ki kalın örtü vs. değil, şeffaf plastiğimsi bir şeyle yüzünüzü kapatıyorlar. o aşama da benim için korkunçtu, sanki nefes alamayacak gibi hissettim. ama tabii ki öyle olmuyor, rahat rahat nefes alabiliyorsunuz.

daha sonra gözlerimi kapalı haldeyken bir güzel sildiler ve ilk gözümü ameliayata hazırlamaya başladılar. öncelikle gözünüzü açık tutacak bir alet yerleştiriliyor, hiçbir acı vs. olmuyor zaten onu çok görmüyorsunuz. sonra da gözünüzü yıkıyorlar. evet bildiğiniz yıkıyorlar. hem de buz gibi suyla. benim için ameliyatın en ağrılı kısmı buydu ki aslında o an yaşadığım bir acı yoktu, sadece su o kadar soğuktu ki inanılmaz rahatsız olmuştum. gözü iyice yıkadıktan sonra artık işleme başlıyorlar. yeşil bir ışık var, ona bakıyorsunuz. sanırım bu dokuyu kazıdıkları kısım oluyor ama emin değilim. sonra tekrar gözünüzü yıkıyorlar ve gözlerinizi çizme aşaması geliyor. yine aynı şekilde yeşil ışığa bakıyorsunuz, ama bu defa hem bir ses geliyor hem de yanık kokusu. * bu kısım 1 dakikadan biraz fazla sürmüştü ama çok çabuk geçti. hiçbir ağrı sızı olmuyor kesinlikle. ben ameliyat öncesi ya gözüm kayarsa da ışığa bakamazsam diye bir korkmuştum ama hiç öyle olmuyor, gerçekten inanılmaz kolay geçiyor.

ve sonra tüm bunları diğer göz için de yapıyorlar. en sonunda yine gözlerinizi bir yıkıyorlar, ilaçlarını sürüyorlar, koruyucu bir lens takıyorlar ve bitti. işte bu kadar. sedyeden yavaşça kalkarken "bunun için mi bu kadar panik yaptım ben" diye düşündüm açıkçası, o kadar kolaydı.

ameliyathaneden çıkarken takmam gereken gözlüğümü taktılar, sonra biraz hastanede durdum ne olur ne olmaz diye ve çok beklemeden eve geçtim. ilk 4-5 saat ışık hassasiyeti dışında hiçbir sorun yaşamadım. odama çekildim, perdeleri kapattım ve yattım. ameliyattan bir 8-9 saat sonra da yanma, batma ve akma başladı. ama hiçbiri dayanılamayacak seviyede değildi. bol bol dinlendim, damlalarımı doktorumun söylediği şekilde kullandım ve gözümü zorlayacak hiçbir şey yapmadım.

ilk 2 gün her şey inanılmaz bulanıktı, yazıları hiç göremiyordum neredeyse. objeler biraz daha netti. ekranlar ise berbattı, hiçbir şey okuyamıyordum. telefona ya da bilgisayara bakmak imkansız gibiydi. ama 3. gün biraz düzelmeye başladım, yine çok bulanıktı her şey ama yavaş yavaş düzeliyordu. 4. gün artık ekrana bakabilmeye başladım, yazılar da biraz netleşmeye başladı.

5. gün lenslerimi çıkarmak için doktora gittim. o kazıdıkları dokunun tamamen iyileştiğini söylediğini. lensleri çıkarırken de yine anestezi damlası damlatıyorlar ve cımbız benzeri bir aletle alıyorlar. zaten gözler uyuşuk olduğu için herhangi bir acı olmuyor.

o günden sonra yine her gün görüşüm daha netleşmeye başladı. ama hala çok yeni, hala iyileşme aşamasındayım. ona rağmen iyi ki olmuşum diyebiliyorum.

benim sürecim genel olarak çok rahat geçti, bu yöntemle gözlerini çizdirenler genelde çok fazla acı çektiklerini yazmışlardı ama ben çok kolay geçirdim dediğim gibi. korkulacak ya da çekinecek hiçbir şey yok, şu an ameliyat anına geri dönsem hiç panik yapmadan korkusuzca girerim o odaya.


yaklaşık 3.5 ay sonra gelen edit: damla kullanma sürecim ve gözlükle gezinme zorunluluğum bitti. sol gözüm sıfırlandı sağ gözüm 0.25 kaldı. gözümde eskisinden farklı olarak hiçbir hassasiyet kuruluk vs. yok. herhangi bir şeye ihtiyaç duymadan görebilmek çok güzel bir duyguymuş arkadaşlar, eğer siz de düşünüyorsanız muhakkak gidin bir muayene olun. doktorunuz onay verirse inanın korkacak bir şey yok.
devamını gör...

temel olarak transistörleri değil, canlıların yaşam şifresi olan dna'yı kullanan bir çeşit bilgisayar sistemi.

günümüzde kullandığımız bilgisayarlar başlangıçta oda boyutlarındaydı. transistörün icadı bilgisayar boyutlarını küçülttü. ancak teknoloji gelişmeye devam ettikçe transistör boyutları da küçülmeye devam etti. öyle bir noktaya geldik ki artık, tek bir elektron boyutunda bile transistörler yapılabiliyor. bu sayede de kuantum bilgisayarı denen aletleri yapabiliyoruz. fakat bundan öteye gidemiyoruz. bunları daha da küçültürsek kuantum tünelleme gibi sorunlarımız olacak. üstelik elektrondan daha da küçük olurlarsa, üstlerinden geçen elektrik akımı elektron boyutunda olduğundan bunlara fazla gelecek ve çevre birimlere dağılarak sisteme zarar verecek demektir bu. çok çekirdekli işlemciler bu nedenle girdi hayatımıza. boyutları daha fazla küçültmeden bulunan geçici bir çözümdü bu.

bazılarımız için kuantum bilgisayarlar bile gereksiz veya fazla olabilir ama bilim insanları için bir bilgisayarı çok daha hızlı hale getirmek, şifreleme sistemlerini daha güvenli yapmak, depolama alanlarını küçültmek, aynı anda yapılabilecek işlem sayısını artırmak gibi konular hâlâ oldukça önemli. bunun için bulunan, şimdilik son çare "dna hesaplama" da diyebileceğimiz bir çeşit sistem.

birkaç sene önce haberini okumuştum; bilim insanları dna'ya bilgi kodlamayı başarmıştı. (aslında bu fikir yeni değil, 1960'lara kadar uzanıyor ortaya ilk çıkışı. 90'lı yıllarda da biraz daha geliştirilmiş oldu.) şimdi bu sistem, bildiğimiz bilgisayarlar gibi kullanılabilir mi sorusunun yanıtı üzerinde duruluyor. dna dediğimiz canlı yapı, 4 adet baz içerir. bilgisayarlar da 0 ve 1'den ibaret olan 2 adet bit içerir. tıpkı bir bilgisayardaki her bilgiyi bu bitlerin çeşitli kombinasyonlarıyla ifade ediyor oluşumuz gibi, 4 adet bazın da çeşitli kombinasyonlarla bir araya gelmesi inanılmaz çeşitlilikte bilginin saklanabilmesini sağlar.

***

yukarıda dediğim gibi, 90'lı yıllarda dna hesaplama konusu biraz daha geliştirildi ve leonard adleman adlı bir bilgisayar bilimcisi tarafından hamilton yolu problemi adlı bir problemin çözümünde faydası olan bir yöntem olarak ele alındı ve bu yöntem bilim camiasında da bir heyecan yarattı. zira dna dediğimiz şey etrafımızda gördüğümüz canlılarda var olduğundan son derece düşük maliyetli ve aynı anda birçok problemin çözümünü, 4 adet baz kombinasyonlarıyla gerçekleştirebilirsiniz.

hız bakımından çok da avantajlı olmayan dna hesaplama, aynı anda birbirine paralel çok sayıda işlem yapılabilmesi bakımından son derece avantajlı. bir küp şeker boyutlarına 10 trilyondan fazla dna molekülü sıkıştırabilirsiniz. bunların hepsi aynı anda bir işlem yaparsa, saniyede 10 trilyon işlem kapasiteniz olur. 10 terabayta kadar da veri tutabilirler.

ancak bu dna "bilgisayarları" başında oturup oyun oynayabileceğiniz yahut render yapacağınız bilgisayarlar gibi aletler olmayacak. birkaç deney tüpü içerisine koyulmuş canlı hücrelerden bahsediyoruz burada. o nedenle -en azından çok yakın bir gelecek dahilinde- bu tür bir bilgisayarı parasını ödeyip almak ve evinizde kullanmak gibi bir şansınız yok.
devamını gör...

evlenmek çocuk yapmak için yapılan bisey değildir. çok doğal olan bu durum anormal bisey gibi gözükmemeli
devamını gör...

normal sözlük 1. ankara zirvesinden.
gomercan'ın mersin'den getirdiği lokumlar,hatıralık rozet & geri planda zirvedekiler.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

henüz çocuk yaşta ise gayet normal bir durumda olan insandır.

eğer ki 20 yaşına gelmiş ve geçiyorsa ve karakteri hala oturmamışsa, karakterini oturtmak için bir çaba sarf etmiyorsa vay halinedir.
devamını gör...

baş kaldırırdım
zamanında kaldıramadığım
durumlara karşı .
devamını gör...

yalancı bahar gibi güzel parçayı söyleyen afet-i devran kadın. aklımda hep ömer çip filmiyle kalması da benim bilinçaltımın ayıbı olsun.
devamını gör...

üremek.
devamını gör...

ırkçılık, homofobi , kadın düşmanlığı ve hayvanlara eziyeti hoş görmek demokrasinin kafasına sıkmaktır. nefret suçu diye bir tanım var. bu suçlarda düşünce özgürlüğü olmaz. insan seçmediği yöneliminden ve cinsel kimliğinden dolayı aşağılanamaz.

platon sırf bu yüzden demokrasiye karşıydı. ben bizden cacık olmaz demediğim için karşı değilim.
devamını gör...

eski dilde kullanılan bir sözcük olup
iki yanında sıralanmış ağaçlar veya yeşil çit bulunan oldukça geniş yola verilen isim.
gezinti yolu olarak da kullanıldığı gibi bir bahçe, orman veya parka giriş yolu olarak da kullanılır.
devamını gör...

nur yoldaş hanımefendinin icrası çok etkisi altına alıyor insanı. şarkı, tam anlamıyla sesinin rengine uygun.

alkol alınan bir yerde çalmaya başlayınca içtiğin meretin etkisi x2 oluyor.

attila ilhan'a saygılarla.

devamını gör...

bugün itibari ile netflix'e geldi. haluk bilginer'in son zamanlarda yer aldığı projelerden dolayı eleştiriler almıştı. ama gerçekte ne kadar başarılı bir oyuncu olduğunu hepimiz biliyoruz. bazı projelerde öyle olabilir. bu filmde gerçek haluk bilginer'i izliyorsunuz.
ali atay'ın oyunculuğunu imrenerek izlerim. bu filmde de karakterinin hakkını fazlasıyla vermiş. izlenmesi tavsiyedir.

filmde okuduğu kitabı ilk gördüğüm zamanlar merak etmiştim. ama ilerleyen sahnelerde dostoyevski 'nin budala kitabı olduğunu görüyoruz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim