kul hakkının fazlasıyla ağır olması
ülkemizde ve birçok arap ülkesinde hissedilmeyen ağırlıktır. çünkü dinin sadece şekil kısmına odaklanıyoruz.
devamını gör...
bazı kadınların yemek yapmayı hizmetçilik olarak görmesi
bazı erkeklerin yemek yapmayı kadının görevi olarak doğallamasının sonucudur
devamını gör...
frederic chopin
adı varşova havaalanına verilmiştir, varşova'nın her yerinde kendisiyle alakalı bir şeye rastlamak mümkündür.
devamını gör...
zülal
bir kız ismidir.
adı zülal olup, güzel olmayanı görmedim.
adı zülal olup, güzel olmayanı görmedim.
devamını gör...
bilmediğini bilmemek
yûnus emre'ye "bildiğini bilme bilmediğini bil" diyen taptuk emre şeyh geldi aklıma.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
bu hafta da, ciğer kokumuz mahalleyi saracak belli oldu.
devamını gör...
zevk için sevişmek haramdır
kendilerine yanlış gelen her şeye bir yafta yapıştırma gereği duyan güruh tarafından söylenmiş söz. sevişirseniz; haramdır, eleştirirseniz; vatan hainisiniz, ama böyle derseniz; teröristsiniz vb.gibi.
edit: yazım hatası için uyaran ibn haldun'a teşekkürler.
edit: yazım hatası için uyaran ibn haldun'a teşekkürler.
devamını gör...
bizmut
bambaşka bir alemden gelmiş gibi güzel görünen, azot grubu olan 5a grubundan bir element.

görselin kaynağı
bu arada detaylı bilgi için kaynağı da okuyabilirsiniz.

görselin kaynağı
bu arada detaylı bilgi için kaynağı da okuyabilirsiniz.
devamını gör...
türk halkının en bilgili olduğu konu
her konu
devamını gör...
moderasyonun sözlükte çok fazla sansür uygulaması
yazmayı bilmezseniz uygularlar tabi.
2500'ü geçkin tanım attım sansürlenen yada uçurulan sadece 7 tanımım oldu.
onlar da forumsallıktan. kim bilir neler yazıyosunuz da gidiyo tanımlar. *
2500'ü geçkin tanım attım sansürlenen yada uçurulan sadece 7 tanımım oldu.
onlar da forumsallıktan. kim bilir neler yazıyosunuz da gidiyo tanımlar. *
devamını gör...
imamoğlu’nun ellerini bağlaması bana göre suçtur
ulan derdinizi seveyim be! yahu bre adam utanmıyor musun? millet acından canına kıyıyor, adı üstünde iç işleri bakanı çıkıp iki kelam etsene bu iç iş değil mi? ha pardon bu sadece egonomi bakanının sorunu değil mi pardon! türbede el bağlamışmış, yahu o türbedekine sorsan bırakın bu işleri der.
devamını gör...
şirin
ferhad ile şirin isimli aşk hikayesindeki şirin. daha önce şirin'in aslında gerçekten yaşamış biri olduğunu, hz. muhammed döneminde mecusi(zerdüşt) olan sasani imparatoru ii. hüsrev perviz'in karısı olduğunu söylemiştim. sonra hz. muhammed, hüsrev'e onu imana davet eden mektup göndermiş ve hüsrev, hz. muhammed'in mübarek mektubunu küstahça yırtmıştı. sonra da hz. muhammed kendisine beddua etmiş ve hüsrev o yılda, yani 628 yılında oğlu tarafından öldürülmüştü. (bkz: ii. hüsrev perviz) (bkz: hüsrev ve şirin)
fakat şimdi, şirin'in gerçek hikayesini anlatacağım. şirin, iran doğumlu bir kadındır. hüsrev'in babası ölünce, general behram-ı çubin pers imparatorluğunu ele geçirdi. şirin de hüsrev ile birlikte suriye'ye kaçtı. burda bizans imparatorunun koruması altında yaşadılar. fakat, 591 yılında hüsrev, imparatorluğun kontrolünü almak için iran'a döndü ve şirin kraliçe oldu. yeni nüfuzunu, iran'daki hristiyan azınlığı desteklemek için kullandı. ama siyasi durum sebebiyle bunu gizlice yaptı. kiliselere katıldı. 614 yılında kudüs'ü fethetti, persler 602-628 savaşları sırasında haçı ele geçirdiler.
ölümünden uzun süre geçtikten sonra şirin, sadık sevgili ve eş modeli olarak fars edebiyatının önemli bir kahramanı oldu. hüsrev ve şirin(ferhat ile şirin olarak da bilinir) isimli aşk hikayesinde yer aldı.
fakat edebiyatta geçen hikayesi, hayatının bilinen tarihi gerçeklerine çok az benzerlik taşımakta veya hiç benzememektedir. şirin kocası gibi zerdüşt olmayıp hristiyan olmuştu, kocası öldükten sonra zorluklar yaşamıştı. ilk erken süryani tarihçesine göre, şirin bir aramidir. fakat daha sonra şirin'i ermeni olarak tanımlayan bir gelenek de oraya çıkmıştır.
şirin'den ilk kez tarihçi evagrius scholasticus, sira olarak bir dinsel tarihinde bahsetmiştir. ki bu metnin 592/593 tarihli bölümünde şöyle bir şey de yazmaktadır:
ben (ii. hüsrev) beramais'teyken, sana yalvardım, ey kutsal olan, en çok benim yardımıma geleceksin. sira bir hristiyan ve ben bir kafir olduğum için, ki yasamız hristiyan bir eşe sahip olmayı yasaklamakta ama ben yine de sana karşı olumlu duygularımı, yasayı ona saygımdan dolayı hiçe saydım! karılarım arasında ona sürekli olarak saygı duydum ve hâlâ ona tuhaf bir şekilde saygı duyuyorum....
zaten az önce belirttiğim gibi "sira", şirin'dir.
hüsrev, şirin'in adını taşıyan birçok şehir yapmıştır. örneğin, (bkz: kasr şirin)
fakat şimdi, şirin'in gerçek hikayesini anlatacağım. şirin, iran doğumlu bir kadındır. hüsrev'in babası ölünce, general behram-ı çubin pers imparatorluğunu ele geçirdi. şirin de hüsrev ile birlikte suriye'ye kaçtı. burda bizans imparatorunun koruması altında yaşadılar. fakat, 591 yılında hüsrev, imparatorluğun kontrolünü almak için iran'a döndü ve şirin kraliçe oldu. yeni nüfuzunu, iran'daki hristiyan azınlığı desteklemek için kullandı. ama siyasi durum sebebiyle bunu gizlice yaptı. kiliselere katıldı. 614 yılında kudüs'ü fethetti, persler 602-628 savaşları sırasında haçı ele geçirdiler.
ölümünden uzun süre geçtikten sonra şirin, sadık sevgili ve eş modeli olarak fars edebiyatının önemli bir kahramanı oldu. hüsrev ve şirin(ferhat ile şirin olarak da bilinir) isimli aşk hikayesinde yer aldı.
fakat edebiyatta geçen hikayesi, hayatının bilinen tarihi gerçeklerine çok az benzerlik taşımakta veya hiç benzememektedir. şirin kocası gibi zerdüşt olmayıp hristiyan olmuştu, kocası öldükten sonra zorluklar yaşamıştı. ilk erken süryani tarihçesine göre, şirin bir aramidir. fakat daha sonra şirin'i ermeni olarak tanımlayan bir gelenek de oraya çıkmıştır.
şirin'den ilk kez tarihçi evagrius scholasticus, sira olarak bir dinsel tarihinde bahsetmiştir. ki bu metnin 592/593 tarihli bölümünde şöyle bir şey de yazmaktadır:
ben (ii. hüsrev) beramais'teyken, sana yalvardım, ey kutsal olan, en çok benim yardımıma geleceksin. sira bir hristiyan ve ben bir kafir olduğum için, ki yasamız hristiyan bir eşe sahip olmayı yasaklamakta ama ben yine de sana karşı olumlu duygularımı, yasayı ona saygımdan dolayı hiçe saydım! karılarım arasında ona sürekli olarak saygı duydum ve hâlâ ona tuhaf bir şekilde saygı duyuyorum....
zaten az önce belirttiğim gibi "sira", şirin'dir.
hüsrev, şirin'in adını taşıyan birçok şehir yapmıştır. örneğin, (bkz: kasr şirin)
devamını gör...
kemalistsiz bir normal sözlük
bu gençlik ne zaman adam olacak acaba.
başlığı açan dangalak kemalizmden ne anlamaktadır önce bunu açıklasın. mahalle abilerinden duyduğu bilgilerle yaşıyor.
buraya çok şey yazarım ama yönetimin hoşuna gitmez, tanımımı silerler. doğru söyleyeni silivri soğuktur diye korkutuyorlar, korkuttuklarını sanıyorlar, artık ülkemizde.
başlığı açan dangalak kemalizmden ne anlamaktadır önce bunu açıklasın. mahalle abilerinden duyduğu bilgilerle yaşıyor.
buraya çok şey yazarım ama yönetimin hoşuna gitmez, tanımımı silerler. doğru söyleyeni silivri soğuktur diye korkutuyorlar, korkuttuklarını sanıyorlar, artık ülkemizde.
devamını gör...
kendi kazandığın parayı harcamanın çok zor olması
belli bir yaşa kadar doğru olabilecek önerme. kendi ayakları üzerinde duracak yaş diye bilinen yaşlardan önce kendi kazandığın parayı harcamak anne-baba parasını harcamaktan oldukça güç oluyor.
1990'lı yılların ortasında kıt kanaat geçinen bir ailenin iki çocuğundan biri olan ben 13-15 yaşlarındayım. etrafımda bilgisayara sahip arkadaşlarım var ve biz bilgisayarı olmayan diğer çocuklar o arkadaşlarımızın evlerine gidip bilgisayarı görmek hatta oyun oynamak için yanıp tutuşuyoruz. tabii çoğunlukla bu isteğimiz gerçekleşmiyor. gerçekleşse dahi bilgisayar sahibi arkadaşımızın oynadığı oyunları seyredip başımızı öne eğip çıkıyoruz evden.
dayanamayıp annem ve babama bilgisayarım olmasını istediğimi dillendirdim. annem ev hanımı idi ve evin tek çalışanı babam mahçup bir tavırla bilgisayar alacak bütçemizin olmadığını, eğer daha çok para kazanabilirse bana bilgisayar alabileceğini söyledi. hayal kırıklığı yaşamadım değil ama ailemizin maddi olarak durumunu bildiğim için onlara da çok fazla bir şey söyleyemedim. önümüz yaz tatili idi ve okullar kapandığında para kazanmak için çalışmak istediğimi söyledim. para kazanıp bilgisayar alacağım dedim. ilk karşı çıkan annem oldu. sen daha çok küçüksün ne çalışması dedi.
bir süre sonra babam isten geldiğinde patronu ile konuştuğunu ve çalıştığı lokantada onunla birlikte çalışabileceğimi söyledi. o kadar mutlu olmuştum ki. çalışıp para kazanacak ve istediğim bilgisayarı kendi paramla alabilecektim. annemin yine pek rızası yoktu ama okulların kapandığı haftadan sonraki pazartesi günü babam ile sabah kalkıp işe gittim.
ufak tefek işler yaptırıyorlardı önce. bir süre sonra işi kavrayınca daha büyük ve ağır işlerde de kullanmaya başladılar. ne iş olsa yaparım abi diyen insanlar gibi ne iş verirlerse canla başla yapıyordum. bu arada babam ile baba oğul ilişkimiz iş yerinden içeri girince sona eriyordu. sanırım babam sen istedin der gibi ağır işlerin altında ezilmeme göz yumuyordu. bütün bir yaz uzun saatler haftanın yedi günü çalışarak epey para kazandım. kazandığım paraları anneme veriyordum. yaz tatilinin son günü işten eve döndüğümüzde babam, annem ve ben biriktirdiğim paraları saydık. bahşişler, haftalıklarım, babamın ve annemin de katkıları ile aşağı yukarı gazete ve televizyon reklamlarında gördüğüm casper marka bilgisayarı alacak kadar para biriktirmiştim.
ertesi gün gidip bilgisayar almak istiyordum. babam ben anlamam o işlerden amcanı ara onunla gidin alın dedi. amcamı aradım durumu anlattım. yarın gideriz dedi. o gece sevinçten uyuyamadım bile. bir an önce sabah olsa da artık bilgisayarıma kavuşsaydım. amcam ile birlikte mağazaya gidip bilgisayarlara baktık. paramın yeteceği bir model bilgisayar bulduk. amcam bunu alalım o zaman dedi.
işte tam burada bir aydınlanma yaşadım. 3 ay boyunca uzun saatler daha önce hiç yapmadığım işleri yaptım. sabahları yataktan kalkamadım yorgunluktan. bulaşık yıkamaya varana kadar her işi yaptım ve kazandığım parayı şimdi bu aptal alete verecektim. almayalım amca dedim ben vazgeçtim bilgisayar almaktan. neden oğlum dedi buna paran yetiyor işte. yok amca dedim gözlerimin önünden 3 ayda yaşadıklarım geçerken. vazgeçtim ben. peki dedi ve mağazadan çıkıp eve döndük.
babam işteydi. annem neden almadığımızı sordu. vazgeçtiğimi söyledim. 3 ay zorluklar çekerek kazandığım parayı harcayamamıştım. akşam babam geldiğinde de aynı diyaloglar geçti aramızda. kimseye parayı çok zor kazandığım için harcayamadığımı söylemedim ama anlamışlar sanırım.
bir hafta kadar sonra amcam bir akşam kucağında o gün baktığımız bilgisayar ile eve geldi. parayı harcamaya kıyamadığımı anlayıp benim parama dokunmadan kendileri alıp getirmişler bilgisayarı. o gün bugündür kazandığım her bir kuruşun kıymetini biliyorum. o yaz çalışıp ilk defa para kazanmak bana hala taşıdığım önemli bir özellik kazandırdı.
biraz uzun oldu. anlatımda da sıkıntılarım olabilir. vaktinizi ayırıp buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim. okunmasa da burada dursun da zaman zaman bakıp hatırlarım yine. *
1990'lı yılların ortasında kıt kanaat geçinen bir ailenin iki çocuğundan biri olan ben 13-15 yaşlarındayım. etrafımda bilgisayara sahip arkadaşlarım var ve biz bilgisayarı olmayan diğer çocuklar o arkadaşlarımızın evlerine gidip bilgisayarı görmek hatta oyun oynamak için yanıp tutuşuyoruz. tabii çoğunlukla bu isteğimiz gerçekleşmiyor. gerçekleşse dahi bilgisayar sahibi arkadaşımızın oynadığı oyunları seyredip başımızı öne eğip çıkıyoruz evden.
dayanamayıp annem ve babama bilgisayarım olmasını istediğimi dillendirdim. annem ev hanımı idi ve evin tek çalışanı babam mahçup bir tavırla bilgisayar alacak bütçemizin olmadığını, eğer daha çok para kazanabilirse bana bilgisayar alabileceğini söyledi. hayal kırıklığı yaşamadım değil ama ailemizin maddi olarak durumunu bildiğim için onlara da çok fazla bir şey söyleyemedim. önümüz yaz tatili idi ve okullar kapandığında para kazanmak için çalışmak istediğimi söyledim. para kazanıp bilgisayar alacağım dedim. ilk karşı çıkan annem oldu. sen daha çok küçüksün ne çalışması dedi.
bir süre sonra babam isten geldiğinde patronu ile konuştuğunu ve çalıştığı lokantada onunla birlikte çalışabileceğimi söyledi. o kadar mutlu olmuştum ki. çalışıp para kazanacak ve istediğim bilgisayarı kendi paramla alabilecektim. annemin yine pek rızası yoktu ama okulların kapandığı haftadan sonraki pazartesi günü babam ile sabah kalkıp işe gittim.
ufak tefek işler yaptırıyorlardı önce. bir süre sonra işi kavrayınca daha büyük ve ağır işlerde de kullanmaya başladılar. ne iş olsa yaparım abi diyen insanlar gibi ne iş verirlerse canla başla yapıyordum. bu arada babam ile baba oğul ilişkimiz iş yerinden içeri girince sona eriyordu. sanırım babam sen istedin der gibi ağır işlerin altında ezilmeme göz yumuyordu. bütün bir yaz uzun saatler haftanın yedi günü çalışarak epey para kazandım. kazandığım paraları anneme veriyordum. yaz tatilinin son günü işten eve döndüğümüzde babam, annem ve ben biriktirdiğim paraları saydık. bahşişler, haftalıklarım, babamın ve annemin de katkıları ile aşağı yukarı gazete ve televizyon reklamlarında gördüğüm casper marka bilgisayarı alacak kadar para biriktirmiştim.
ertesi gün gidip bilgisayar almak istiyordum. babam ben anlamam o işlerden amcanı ara onunla gidin alın dedi. amcamı aradım durumu anlattım. yarın gideriz dedi. o gece sevinçten uyuyamadım bile. bir an önce sabah olsa da artık bilgisayarıma kavuşsaydım. amcam ile birlikte mağazaya gidip bilgisayarlara baktık. paramın yeteceği bir model bilgisayar bulduk. amcam bunu alalım o zaman dedi.
işte tam burada bir aydınlanma yaşadım. 3 ay boyunca uzun saatler daha önce hiç yapmadığım işleri yaptım. sabahları yataktan kalkamadım yorgunluktan. bulaşık yıkamaya varana kadar her işi yaptım ve kazandığım parayı şimdi bu aptal alete verecektim. almayalım amca dedim ben vazgeçtim bilgisayar almaktan. neden oğlum dedi buna paran yetiyor işte. yok amca dedim gözlerimin önünden 3 ayda yaşadıklarım geçerken. vazgeçtim ben. peki dedi ve mağazadan çıkıp eve döndük.
babam işteydi. annem neden almadığımızı sordu. vazgeçtiğimi söyledim. 3 ay zorluklar çekerek kazandığım parayı harcayamamıştım. akşam babam geldiğinde de aynı diyaloglar geçti aramızda. kimseye parayı çok zor kazandığım için harcayamadığımı söylemedim ama anlamışlar sanırım.
bir hafta kadar sonra amcam bir akşam kucağında o gün baktığımız bilgisayar ile eve geldi. parayı harcamaya kıyamadığımı anlayıp benim parama dokunmadan kendileri alıp getirmişler bilgisayarı. o gün bugündür kazandığım her bir kuruşun kıymetini biliyorum. o yaz çalışıp ilk defa para kazanmak bana hala taşıdığım önemli bir özellik kazandırdı.
biraz uzun oldu. anlatımda da sıkıntılarım olabilir. vaktinizi ayırıp buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim. okunmasa da burada dursun da zaman zaman bakıp hatırlarım yine. *
devamını gör...
normal sözlük 1999 yılında kurulsaydı olabilecek şeyler
ekşi olmazdı. o kadar iddialıyım.
devamını gör...
pycharm
oldukça gelişmiş bir python geliştirme ortamı.
başlarda çok seviyordum ama garip garip huyları var bu programın. yazıyorum ve çalıştırıyorum kodu. hata da vermiyor, çıktı da üretmiyor. idle ile deneyince normal şekilde çıktı alıyorum. sanırım program ayarlarıyla ilgili bilmediğim bir yanlışlık var ve düzeltemediğim için programı kullanmak işkence oldu benim için.
bir ara oturup tüm menülerini kurcalamak şart oldu...
başlarda çok seviyordum ama garip garip huyları var bu programın. yazıyorum ve çalıştırıyorum kodu. hata da vermiyor, çıktı da üretmiyor. idle ile deneyince normal şekilde çıktı alıyorum. sanırım program ayarlarıyla ilgili bilmediğim bir yanlışlık var ve düzeltemediğim için programı kullanmak işkence oldu benim için.
bir ara oturup tüm menülerini kurcalamak şart oldu...
devamını gör...
cesaretim olsa yaparım denen şeyler
yaşardım. hani derler ya "hayat, nefes aldığınız anlar değil, nefesinizi kesen anlardır." diye. o nefes kesen anları yaşardım.
devamını gör...
her şeyi kafaya takan kişilerin ortak özellikleri
niyeyse hayattan zevk alamadıklarını inanıyorum
devamını gör...
mezardan hortlayan zombinin hele bi su ver yeğenim ağzımız dilimiz kurudu demesi
iç anadolu'da zombi virüsünün çıktığını gösterir. zombi de olsa dayı dayıdır. hemen bir su verilmesi gerekmektedir.
devamını gör...
ismet özel
"dilce susup
bedence konuşulan bir çağda
biliyorum kolay anlaşılmayacak
kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın
yanık yağda boğulan yapıların arasında
delirmek hakkını elde bulundurmak"
gibi unutulmaz dizelerin şairidir.
bedence konuşulan bir çağda
biliyorum kolay anlaşılmayacak
kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın
yanık yağda boğulan yapıların arasında
delirmek hakkını elde bulundurmak"
gibi unutulmaz dizelerin şairidir.
devamını gör...