hiçbir tanımı beğenmeyen yazar
beğenince beğeni butonunun yanında bulunan whatsapp, twitter ve facebook da yaptığı beğenilerin görüneceğini düşünen yazardır. yoksa aksi halde beğeni yapmaması kabul edilemez.
devamını gör...
insana mutsuzluk veren kokular
hastane kokusu, morg kokusu. *
devamını gör...
ingilizce öğrenmek
eğitim sistemi ve onun kronikleşmiş sorunlarını bir kenara bırakarak başlıyoruz işe koyulmaya. herhangi bir dili öğrenmek için ciddi bir sebebimiz olmalı. söz konusu ingilizce olduğunda herkesin öyle veya böyle sebepleri vardır. benim açımdan öncelikle hayatım boyunca sadece türkçe konuşan insanlarla muhatap olmaya mecbur kalma fikri çok ürkütücüydü. bundan sonra ise ingilizce okuyabilmek, daha fazla kitaba erişebilmek ve dünyaya açılabilmekti. muhtemelen buradaki çoğu insandan daha kötü bir 12 yıllık ingilizce eğitimi görmüşümdür. hiçbir şey öğrenmedim diyebilirim bu süreçte. 3 yıl kadar önce bir kursa yazılmış bir iki kur gittikten sonra hiçbir şey öğrenmeden ayrılmıştım. aslında hep erteliyordum bu geçtiğimiz süreçte, nasıl olsa öğrenirim filan diyerek boşluyordum meseleyi. sonra işin ciddiyetinin farkına vardım ve 2 yıl önce başladım hakikaten çalışmaya. önce murat kurt'tu galiba ismi tam olarak hatırlamıyorum, gramer kitabını edinip ona çalıştım biraz. gramerin önemli olduğunu biliyordum ama açıkçası gramer çalışmak hem çok sıkıcı hem de ağır ilerleyen bir süreçti. sonra benim asıl öğrenme sürecim başladı. bu asıl öğrenme süreci dediğim şey okuyarak oldu. ilkokul seviyesindeki çocuklara yönelik hazırlanan resimli öyküler vardır, onları okuyarak başladım. eş zamanlı olarak da kelime öğrendim. yani okuma sürecinde öğrendiğim kelimelerin haricinde de günlük 5-10 kelimeyi not defterime yazdım. zamanla 40-50 sayfalık kitaplara geçtim, kadıköy'de filan sahaflara gidip 5 liraya kitaplar alıyordum. bu kitapları okuduktan sonra iki tanesini verip aynı sahaftan yeni bir kitap alıyordum. bu şekilde okuyarak ve adım adım seviye yükselterek ilerledim. bu arada ilave olarak tabii ki altyazılı dizi ve film izliyordum. sevdiğim şarkıları bir deftere yazıp bazılarını ezberliyor ve tekrar tekrar dinliyordum. agatha christie, arthur conan doyle, hemingway, truman capote filan derken şimdi david hume gibi filozofları okuyabilecek durumdayım.
edit: benim kişisel öğrenme sürecim konuşabilmek için pek etkili bir yol değil. çokça yazılmış, doğrudur, konuşabilmek için bu dili pratik etmeniz gerekir. birkaç yıla çok spesifik olmayan metinleri çevirebilecek duruma gelebilirim ama o masadan kalkma fırsatı bulamazsam konuşma konusunda hep sıkıntı yaşayacağım. imkânı olan kişinin yapacağı en doğru şey ingilizcenin konuşulduğu bir ülkeye kursa gitmektir.
edit: benim kişisel öğrenme sürecim konuşabilmek için pek etkili bir yol değil. çokça yazılmış, doğrudur, konuşabilmek için bu dili pratik etmeniz gerekir. birkaç yıla çok spesifik olmayan metinleri çevirebilecek duruma gelebilirim ama o masadan kalkma fırsatı bulamazsam konuşma konusunda hep sıkıntı yaşayacağım. imkânı olan kişinin yapacağı en doğru şey ingilizcenin konuşulduğu bir ülkeye kursa gitmektir.
devamını gör...
gökçeada
görmek istediğim yerlerden biri.dibek kahvesi de içmeli.
devamını gör...
prime time
lise 1. sınıfta hocamızın isteği ile aldığımız ve içeriği oldukça öğretici olan ingilizce kitabıdır.
orijinal olanını bulmak zordur ve fiyatı oldukça pahalıdır.
orijinal olanını bulmak zordur ve fiyatı oldukça pahalıdır.
devamını gör...
hayatın anlamı
dolu dolu yasamakta gizli sanirim. sevmekte, sevilmekte, icindeki iyiligi gelistirmekte hatta bulastirmakta...bol bol okumakta, kendini gelistirmekte, farkli pecerelerden hayata bakmakta, uzun yolculuklar yapmakta, guzel yerler gormekte, farkli insanlarla tanismakta, farkli kulturleri tanimakta...bir de kahve icmekte, bir bitki yetistirmekte,bir cocugu sevindirmekte, bir hayvanin sevdigi olmakta, bir de guzel manzarayi izlemekte hatta ve hatta sukretmekte...insana iyi gelen neler varsa butun anlamlar onlarda...
devamını gör...
güldür güldür show
bakın hepsini geçtim bu programda skeci finale bağlayamıyorlar asla ve her seferinde bir ünlüyle konuyu kapatmaya çalışıyorlar. sarmıyor böyle.
devamını gör...
üniversiteyi bırakıp yurt dışına yerleşmek
bu durumda olabilirliği yüksek, biz de hep söylüyoruz ya üniversiteyi bitirip işsiz kalacağım diye, işte bundan kaynaklı oluşan durum burda işsiz kalıp sürüneceğime yurtdışına gidip asgari ücretle çalışırım daha iyi en azından rahat bir şekilde, çalışma saatleri daha uygun,kafam rahat olur. sürüneceksemde bu şekilde sürüneyim. eğer tıp gibi ,hukuk veya yazılımla ilgili bir bölüm okumuyorsanız yada üst seviye bir üniversitede okumuyorsanız bence work and travel bunun için uygun, daha başka programlarla şansınızı deneyebilirsiniz. work and travel herkes yapabilir fakat bazı insanlar gittikten sonra dönmek istemiyor genelde son sene oluyor bu durum ama son sene de vize çıkma ihtimali düşük biraz daha önce gidip dönmüşseniz belki o şekilde çıkar.
devamını gör...
yazarların unutamadıkları dizi replikleri
" bütün aldığı eğitim kendisini deşifre etmemek üzerine. o bizi bulmak istemedikten sonra biz onu bulamayız" doğu eşrefoğlu
devamını gör...
varoşluk belirten sözler
devamını gör...
homofobi
homofobi, eşcinsellere ya da eşcinselliğe karşı duyulan nefret, korku, hoşnutsuzluk ya da ayrımcılık yapılmasıdır. dünya sağlık örgütü'nün de kabul ettiği gibi homoseksüelite bir psikolojik rahatsızlık değildir.
devamını gör...
kabızlık
türk dizilerini tek kelime ile anlatmam istense ''kabızlık'' cevabını veririm. kabız olma durumunda konuşulmaz, gülünemez, umutsuzca uzaklara dalınır, kafanın içinde hep bir hüzünlü müzik, çatık kaşlar, gerginlik halinin uzun sürmesi gibi örnekler çoğaltılabilir.
devamını gör...
yazarların şu an dinledikleri şarkı
black sabbath - heaven and hell.
devamını gör...
havanın tam intiharlık olması
haziran da ölmek zor. kasım dururken kim haziran ' ı seçer?
devamını gör...
sözlük gündemi ile ilgili yazarlara ve yöneticilere açık çağrı
sözlüklerde bazen başlıklar canlandırılır. bunlar ilgi görmemiş ama gündemde olan şeyler olabilir. mesela bursa'nın 75 günlük suyunun kalması gibi. moderatörler bu konu hakkında konuşulmasını istemiş olabilir. çok normal bir olaydır başlık hortlatmak.
bir diğer muhtemel neden de sözlüğün daha ikinci ayını dahi * doldurmamış bir bebe olmasından kaynaklı. güncel bir gündemi kontrolsüz bir biçimde daha yeni yeni filizlenen, kendi kültürünü oluşturan bir sözlükte oturtmak çok zor. gündemler sözlüklerin dış görünüşüdür ve yeni gelen insanlar gündeme bakarak ilk izlenimlerini oluştururlar. bu olay sözlüklerin büyümesinde önemlidir. şahsi düşüncem eğer bu noktada bir kontrol olmaz ise gündemin tamamiyle geyik başlıklarla dolacağı. moderasyon biraz da sözlüğe makyaj yapmakta yani. gündemi tamamiyle geyik olan ülkedeki güncel siyasi sosyal olaylardan uzak sözlüklerin ciddi alınmayacağını söylesem yanlış söylemiş olmam herhalde?
not: sözlüğün bu karanlık ve puslu vadisinde yaşananları anlattığımız bu tanımdaki kişiler ve kurumlar ; tamamen hayal ürünüdür.
bir diğer muhtemel neden de sözlüğün daha ikinci ayını dahi * doldurmamış bir bebe olmasından kaynaklı. güncel bir gündemi kontrolsüz bir biçimde daha yeni yeni filizlenen, kendi kültürünü oluşturan bir sözlükte oturtmak çok zor. gündemler sözlüklerin dış görünüşüdür ve yeni gelen insanlar gündeme bakarak ilk izlenimlerini oluştururlar. bu olay sözlüklerin büyümesinde önemlidir. şahsi düşüncem eğer bu noktada bir kontrol olmaz ise gündemin tamamiyle geyik başlıklarla dolacağı. moderasyon biraz da sözlüğe makyaj yapmakta yani. gündemi tamamiyle geyik olan ülkedeki güncel siyasi sosyal olaylardan uzak sözlüklerin ciddi alınmayacağını söylesem yanlış söylemiş olmam herhalde?
not: sözlüğün bu karanlık ve puslu vadisinde yaşananları anlattığımız bu tanımdaki kişiler ve kurumlar ; tamamen hayal ürünüdür.
devamını gör...
sözlüğün düz yazarları
başta şahsımın olduğu yazarlardır. hiçbir enler listesinde yoklardır. sözlüğün en sevilen, en sevilmeyen, en troll, en gülümseten, en polemikli listelerinde yoksanız sizler de sözlüğün düz yazarlar kulübündesinizdir efendim.
devamını gör...
erkeklerin sürekli fotoğraf istemesi
kimseden istemediğim halde erkek olduğum için suçlandığım başlıktır.*
devamını gör...
japonların kendi harflerini yazamamaları
aşağıdaki videoda görüleceği üzere bazı japonlar kelimelerin nasıl yazıldığını hatırlamıyorlar.
japonca, gramer bakımından türkçe'ye çok benzemektedir. sondan eklemelidir; türkçe'deki gibi yansıma ve ikilemeler vardır; yapım ekleri vardır; durum-hal ekleri vardır. ancak "rırr" sesi gibi bazı harfler japon dilinde yoktur. bu sesi "lıı" olarak verirler. türkler için konuşması kolay olan bu dili yazmak gerçekten zordur. çünkü japonca üç farklı alfabeden oluşmaktadır; kanji, hiragana ve katakana
filologlar arasında en çok kabul gören görüşe göre ilk japon dili lehçeleri 5 bin yıl önce korece'den türemiştir. dilbilimciler, japonca'nın tarihini dört dönemde incelerler: eski japonca (8. yüzyıla kadar), geç dönem eski japonca (9-11. yy), orta japonca (12-16. yy) ve çağdaş çaponca (17. yüzyıl sonrası). bu dönemler boyunca, dilin dil bilgisinde veya diziliminde önemli bir değişiklik olmamıştır. fakat söz dağarcığı önemli ölçüde değişim göstermiştir.
japonya'da dil standartı imparator meiji'nin adını taşıyan meiji restorasyonu'ndan (1868) sonra iletişim gereksinimi için başkent konuşulan dilden türetilmiştir. standart japonca okullarda öğretilir, televizyonda, gazetelerde ve resmî yazılarda kullanılır.
meiji restorasyonları, mustafa kemal atatürk'ün dikkatini çekmiştir. imparator meiji'nin çağdaş japonya fikri türkiye cumhuriyeti'nde neredeyse bire bir uygulanmıştır. ancak imparator meiji harf inkılabını yapmamıştır.
bu 10 yıllık restorasyon süreci tam anlamıyla japonya'yı hollanda'yla ticaret yapan bir liman ülkesiyken şahlandırmış ve japonya ilerleyen yıllarda doğu asya'da rusya ve çin topraklarını işgal edecek güce ulaşmıştır. bu şahlanışın sonu atom bombasıyla bitmiştir ve japonya şu an nüfus-yıllık gelir ile borç oranına göre dünya'nın en borçlu ülkesidir.
not: videoda tatlı bir mesaj var, japonlar "rüşvet" kelimesinin nasıl yazıldığını hatırlamıyorlar.
japonca, gramer bakımından türkçe'ye çok benzemektedir. sondan eklemelidir; türkçe'deki gibi yansıma ve ikilemeler vardır; yapım ekleri vardır; durum-hal ekleri vardır. ancak "rırr" sesi gibi bazı harfler japon dilinde yoktur. bu sesi "lıı" olarak verirler. türkler için konuşması kolay olan bu dili yazmak gerçekten zordur. çünkü japonca üç farklı alfabeden oluşmaktadır; kanji, hiragana ve katakana
filologlar arasında en çok kabul gören görüşe göre ilk japon dili lehçeleri 5 bin yıl önce korece'den türemiştir. dilbilimciler, japonca'nın tarihini dört dönemde incelerler: eski japonca (8. yüzyıla kadar), geç dönem eski japonca (9-11. yy), orta japonca (12-16. yy) ve çağdaş çaponca (17. yüzyıl sonrası). bu dönemler boyunca, dilin dil bilgisinde veya diziliminde önemli bir değişiklik olmamıştır. fakat söz dağarcığı önemli ölçüde değişim göstermiştir.
japonya'da dil standartı imparator meiji'nin adını taşıyan meiji restorasyonu'ndan (1868) sonra iletişim gereksinimi için başkent konuşulan dilden türetilmiştir. standart japonca okullarda öğretilir, televizyonda, gazetelerde ve resmî yazılarda kullanılır.
meiji restorasyonları, mustafa kemal atatürk'ün dikkatini çekmiştir. imparator meiji'nin çağdaş japonya fikri türkiye cumhuriyeti'nde neredeyse bire bir uygulanmıştır. ancak imparator meiji harf inkılabını yapmamıştır.
bu 10 yıllık restorasyon süreci tam anlamıyla japonya'yı hollanda'yla ticaret yapan bir liman ülkesiyken şahlandırmış ve japonya ilerleyen yıllarda doğu asya'da rusya ve çin topraklarını işgal edecek güce ulaşmıştır. bu şahlanışın sonu atom bombasıyla bitmiştir ve japonya şu an nüfus-yıllık gelir ile borç oranına göre dünya'nın en borçlu ülkesidir.
not: videoda tatlı bir mesaj var, japonlar "rüşvet" kelimesinin nasıl yazıldığını hatırlamıyorlar.
devamını gör...
minor empire
bu grupla bir hayal kahvesi konserinde tanıştım. birkaç arkadaş toplaşıp son dakika karar vermiştik. her zaman çıkan grup var sanıyordum ben. konser varmış başını kaçırmışız. sahne öyle büyük bir sahne de değil ama kanun gördüm sonra elektro keman vardı darbuka, gitarlar ve bateri. şarkıyı söyleyen hanımefendinin sesi mükemmel. ne oluyordu? durup dururken bir güzelliğin içine düşmüştüm. güzelliğin adı minor empire şarkının adı karahisar kalesi.
devamını gör...
tatil anlayışı köye gitmek olan baba
aaa baba sen mi açtın bu başlığı... her sene istanbul'un köylerinde birinde olan köyümüze /yazlığa gidiyoruz ve artık çok sıkıldık. dedik ki bu yaz başka yere gidelim, resmen tatil planlamasını unutmuşuz. tek gitsem neyse, aile olunca işin içinde kocaman bir sorun olmaya başlıyo. bize tatil planlamasını unutturan babamcıma buradan selam olsun. *
devamını gör...