ankara
türkiye cumhuriyeti başkenti, soğuk ve ayazı ile meşhur ilimiz.
devamını gör...
sözlük radyosu bayram sabahı yayını
‘normal’ zamanlarımızda kahvaltımızı yapıp en sevdiklerimizle bayramlaşmaya çıktığımız saatleri bu sefer marikakinin sıcak şarkıları ile değerlendireceğiz. kocaman bir boşluğu dolduracak yayın olacaktır.
devamını gör...
aşı olmayanlara kısıtlama gelebileceği iddiası
getirsinler yaptırmıyorum diyenler bir bilim kurgu filminin içinde değiller,- siz de aykırı değilsiniz.
çöl arazisinde bir konteynırda yaşayıp, devlete baş kaldıramazsınız.
edit:sistemi bozmanın en kolay yolu, sistemin içinde iyi çalışan bir dişli gibi görünüp zamanı geldiğinde tüm dişlileri tetikleyip içten dağılmaktır.
çöl arazisinde bir konteynırda yaşayıp, devlete baş kaldıramazsınız.
edit:sistemi bozmanın en kolay yolu, sistemin içinde iyi çalışan bir dişli gibi görünüp zamanı geldiğinde tüm dişlileri tetikleyip içten dağılmaktır.
devamını gör...
çocuk yaparak evliliği kurtarmak
kadınların evliliğini kurtarmak, ailesini toplamak ya da kocasını kendine bağlamak için yaptığı hatadır. evlilik kötüye gidiyorsa bunu ancak ya oturup konuşarak ya da herhangi bir uzmandan yardım alarak düzeltebilirsiniz. eğer düzeltirseniz ve her şey rayına oturduysa çocuk yapmanız daha doğru olacaktır.
devamını gör...
sevdiği halde vazgeçen insan
çaresi kalmayan insandır çünkü seven insan öyle kolay vazgeçemez.
devamını gör...
4 mayıs 2021 çiftçilerin mahsüllerini çöpe dökmesi
edito: genelgesi de taze çıktı. buradan
şimdi üretici çöpten mi toplasın emeğini..
aferin size...
bugün haber akışımda birkça kez önüme çıkan durum. pazarları da kapatarak iyi yaptınız çünkü kapalı marketlere doluşan insanlar virüs bulaştırmıyorlar, yerseniz..
buradan
kimisi çöpe dökerken kimisi etraftaki insanlara dağıtıyor. yazıktır yahu, daha neler göreceğiz!? bazı belediyelerin toptan alıp dağıttığını da duydum ama böyle bir sorunun çözümü belediyenin alıp yardım diye dağıtması olamaz. yarın kapanma bittiğinde markette domates biberi kaça alacağız biz?
tesk başkanı adamın vizyonu kadar işte ülkeyi yönetenlerin vizyonu da. neymiş haksız rekabet yüzünden esnaftan satılan ürünler markette satılmayacakmış, bak bak kafaya bak. tekelleşmenin önüne geçilecekmiş. e bu çiftçiye reva görülenle sebzede meyvede marketler nasıl tekelleşmeyecek şunu bir anlatsanıza..
ekleme editi: bazı bölgelerden pazar var diyen arkadaşlar var lütfen yazın başlığın altına, genelgelerde pazar kurulması yasak mı değil mi emin değilim bunu bilen birileri varsa kaynak paylaşabilir. teşekkür ederim.
şimdi üretici çöpten mi toplasın emeğini..
aferin size...
bugün haber akışımda birkça kez önüme çıkan durum. pazarları da kapatarak iyi yaptınız çünkü kapalı marketlere doluşan insanlar virüs bulaştırmıyorlar, yerseniz..
buradan
kimisi çöpe dökerken kimisi etraftaki insanlara dağıtıyor. yazıktır yahu, daha neler göreceğiz!? bazı belediyelerin toptan alıp dağıttığını da duydum ama böyle bir sorunun çözümü belediyenin alıp yardım diye dağıtması olamaz. yarın kapanma bittiğinde markette domates biberi kaça alacağız biz?
tesk başkanı adamın vizyonu kadar işte ülkeyi yönetenlerin vizyonu da. neymiş haksız rekabet yüzünden esnaftan satılan ürünler markette satılmayacakmış, bak bak kafaya bak. tekelleşmenin önüne geçilecekmiş. e bu çiftçiye reva görülenle sebzede meyvede marketler nasıl tekelleşmeyecek şunu bir anlatsanıza..
ekleme editi: bazı bölgelerden pazar var diyen arkadaşlar var lütfen yazın başlığın altına, genelgelerde pazar kurulması yasak mı değil mi emin değilim bunu bilen birileri varsa kaynak paylaşabilir. teşekkür ederim.
devamını gör...
sözlüğün en güzel kızıyla akşam yemeğine çıkmak
bu konuda en yüksek şansa sahip olduğumu düşündüğüm durum. "en" demek yanlış olur da, en azından erkek yazarlardan daha yüksek şansım olduğuna bahse girebilirim.
sözlüğün en güzel kızı benimle yemeğe çıkar çekinmeden ama sizi ne yapsın ey sözlük erkekleri! ıyy! olacak iş değil...
gidiyorum hemen buluşma ayarlamaya. kadehimizi size kaldırır bir de fotoğraf atarız belki kız kıza.
sözlüğün en güzel kızı benimle yemeğe çıkar çekinmeden ama sizi ne yapsın ey sözlük erkekleri! ıyy! olacak iş değil...
gidiyorum hemen buluşma ayarlamaya. kadehimizi size kaldırır bir de fotoğraf atarız belki kız kıza.
devamını gör...
14 şubat yalnızlığı
diğer 364 günkü yalnızlık yanında sadece 1 günlük yalnızlıktır. çok takılmamak gerekir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ilişki durumu
(bkz: abdülhamit yalnızlığı)*
devamını gör...
zamanda yolculuk
kurgu karakter h.g.tannhaus kitabıdır.
kitabı okumaya başladığımda daha 20. sayfaya bile varmadan derin hayal kırıklığı girdaplarından kurtulmak için kulaç atmaya başladım. beklentim olması gerektiğinden kat be kat fazlaymış meğer. ne tarafından tutmaya çalışsam hayal kırıklığımı gidermedim. ben de size kitapla ilgili hayal kırıklıklarımdan bir derlemeye yapmaya karar verdim. bu tanımı okuyacak az sayıda sözlük sakinine kolaylık olsun diye yazımı maddeler halinde yazarak en azından yazı içinde olumlu bir şeyler görmenize vesile olmayı umut ediyorum.
1. size ilk olarak anlatmak istediğim şey bu kitap ile okuduğum incelemeler. gerçekten şaşkınlıkla okudum. hayran kalanlar, aşık olanlar, kendini kaybedip gözyaşlarına boğulanlar... elbette haddime değil kimin neyi beğeneceğine karar vermek ama bilimkurgu okumaya 8 yaşında başlamış ve aynı yıl beceriksizce ve çocukça da olsa ilk öyküsünü, hem de bilimkurgu öyküsünü yazan biri olarak açıkça söylüyorum bu kitap bilimkurgu hayranları tarafından beğenilecek bir kitap değildir.
2. ikinci maddemiz yine incelemelerle ilgili. bazı okurlar “ dark” dizisinin bu kitaptan uyarlandığını yazmış ve uyarılara rağmen bu konuda ısrarcı olmuşlar. halbuki biraz araştırma yapsalar kitabın almanya’da ilk basımının ocak 2020 olduğunu, yani kitabın diziden sonra yazıldığını görecekler ama ne gerek var. bilmediğini uydurmak gibi bir kolaylık varken.
3. üçüncü maddemiz ise çeviri ile alakalı. bu konuda uzun uzun teorik şeyler yazmayacağım ama gerçekten çok amatör bir çeviriydi.
4. bu maddemiz ise yayınevine bir eleştiri, editöre diyebiliriz aslında. bazı yazım yanlışlarının basım hatası olduğunu düşündüm başta ama sonra fark ettim ki ısrarla aynı hatalar yapılmış. türkçe bilen biri bu hataları yapmazdı bence. yazık olmuş.
5. son madde ise doğrudan kitapla ilgili olacak. bir kitapta bu kadar klişe fazla. her şey klişelere çıkıyor ve insanı şaşırtmayan onlarca olaya tanık oluyorsunuz okurken. kitabın yazarı olarak adı geçen kişi hepimizin malumu tannhaus isimli saatçi. bu sadece saçma bir pazarlama yöntemi olduğu için fazlası ile can sıkıcı. yazarın isminin başına eklenen h.g. kısaltması wells abimize bir selam ama eminim wells bu kitabı okusa mezarında ters döner.
velhasılı zamanınız varsa alın okuyun, eğer zamanınız yoksa zamanda yolculuk için başka yollar deneyin.
kitabı okumaya başladığımda daha 20. sayfaya bile varmadan derin hayal kırıklığı girdaplarından kurtulmak için kulaç atmaya başladım. beklentim olması gerektiğinden kat be kat fazlaymış meğer. ne tarafından tutmaya çalışsam hayal kırıklığımı gidermedim. ben de size kitapla ilgili hayal kırıklıklarımdan bir derlemeye yapmaya karar verdim. bu tanımı okuyacak az sayıda sözlük sakinine kolaylık olsun diye yazımı maddeler halinde yazarak en azından yazı içinde olumlu bir şeyler görmenize vesile olmayı umut ediyorum.
1. size ilk olarak anlatmak istediğim şey bu kitap ile okuduğum incelemeler. gerçekten şaşkınlıkla okudum. hayran kalanlar, aşık olanlar, kendini kaybedip gözyaşlarına boğulanlar... elbette haddime değil kimin neyi beğeneceğine karar vermek ama bilimkurgu okumaya 8 yaşında başlamış ve aynı yıl beceriksizce ve çocukça da olsa ilk öyküsünü, hem de bilimkurgu öyküsünü yazan biri olarak açıkça söylüyorum bu kitap bilimkurgu hayranları tarafından beğenilecek bir kitap değildir.
2. ikinci maddemiz yine incelemelerle ilgili. bazı okurlar “ dark” dizisinin bu kitaptan uyarlandığını yazmış ve uyarılara rağmen bu konuda ısrarcı olmuşlar. halbuki biraz araştırma yapsalar kitabın almanya’da ilk basımının ocak 2020 olduğunu, yani kitabın diziden sonra yazıldığını görecekler ama ne gerek var. bilmediğini uydurmak gibi bir kolaylık varken.
3. üçüncü maddemiz ise çeviri ile alakalı. bu konuda uzun uzun teorik şeyler yazmayacağım ama gerçekten çok amatör bir çeviriydi.
4. bu maddemiz ise yayınevine bir eleştiri, editöre diyebiliriz aslında. bazı yazım yanlışlarının basım hatası olduğunu düşündüm başta ama sonra fark ettim ki ısrarla aynı hatalar yapılmış. türkçe bilen biri bu hataları yapmazdı bence. yazık olmuş.
5. son madde ise doğrudan kitapla ilgili olacak. bir kitapta bu kadar klişe fazla. her şey klişelere çıkıyor ve insanı şaşırtmayan onlarca olaya tanık oluyorsunuz okurken. kitabın yazarı olarak adı geçen kişi hepimizin malumu tannhaus isimli saatçi. bu sadece saçma bir pazarlama yöntemi olduğu için fazlası ile can sıkıcı. yazarın isminin başına eklenen h.g. kısaltması wells abimize bir selam ama eminim wells bu kitabı okusa mezarında ters döner.
velhasılı zamanınız varsa alın okuyun, eğer zamanınız yoksa zamanda yolculuk için başka yollar deneyin.
devamını gör...
sözlük radyosu dünya müzik günü yayını
günün en uzun olduğu gün neden müzikle geçmesin?
bugün 21 haziran dünya müzik günü, müziği bu kadar seven insanlar olarak sözlük radyosunda bir kutlama yapmanın iyi bir fikir olacağını düşündük. saat 22:00'de tür fark etmeksizin en sevdiğimiz şarkıları dinlemek için birlikteyiz.
bu nedenle size "iyi ki müzik var" dedirten şarkıları paylaşmaya ne dersiniz? bu şarkıyı neden sevdiğinize dair de bir iki cümle söylemek istersiniz hatta belki. bir turuncu mesajınız yeterli. *
tam bir festival havasında hep birlikte eğlenelim diye saat 22:00'de sözlük radyosundayız!
radyo.kafasozluk.com
bugün 21 haziran dünya müzik günü, müziği bu kadar seven insanlar olarak sözlük radyosunda bir kutlama yapmanın iyi bir fikir olacağını düşündük. saat 22:00'de tür fark etmeksizin en sevdiğimiz şarkıları dinlemek için birlikteyiz.
bu nedenle size "iyi ki müzik var" dedirten şarkıları paylaşmaya ne dersiniz? bu şarkıyı neden sevdiğinize dair de bir iki cümle söylemek istersiniz hatta belki. bir turuncu mesajınız yeterli. *
tam bir festival havasında hep birlikte eğlenelim diye saat 22:00'de sözlük radyosundayız!
radyo.kafasozluk.com
devamını gör...
bir filmde başrol olsanız ne olurdu sorunsalı
fight club.
devamını gör...
eşeği saldım çayıra
dünyanın ilk protest şarkısı olmalı herhalde.
zamanında köyüne çok eziyet eden bir ağanın ölümü sonrası kazak abdal'ın söylediği türkü. *
zamanında köyüne çok eziyet eden bir ağanın ölümü sonrası kazak abdal'ın söylediği türkü. *
devamını gör...
26 mart 2021 z kuşağının siyasi eğilim araştırması
gezici araştırma şirketi tarafından yapılan ve altı ay süren çalışmanın sonuçları açıklandı önümüzde ki seçimlerin sonuçlarını etkileyecek olan z kuşağının siyasi eğilimi gün geçtikce iktidarın aleyhine doğru yönleniyor.
haberden alıntı;
siyasi partiler, 2023 seçimi için 2000 sonrasında doğan 5 milyon 940 bin 916 seçmenin oyunun peşinde. toplam seçmende yüzde 11.8 oy dilimine sahip olan z kuşağının yüzde 24.6’sı cumhur ittifakı, yüzde 56.9’u millet ittifakı’na oy verecek.
kaynaksız olmaz dediler;
araştırmayagider
haberden alıntı;
siyasi partiler, 2023 seçimi için 2000 sonrasında doğan 5 milyon 940 bin 916 seçmenin oyunun peşinde. toplam seçmende yüzde 11.8 oy dilimine sahip olan z kuşağının yüzde 24.6’sı cumhur ittifakı, yüzde 56.9’u millet ittifakı’na oy verecek.
kaynaksız olmaz dediler;
araştırmayagider
devamını gör...
tşk etmek
ilk duyduğumda ne olduğunu anlayamadığım*, ve beni şaşırtan kelimedir.
dedim herhalde benimle tşk geçiyor, sonra kavradım işin aslını. teşekkür ediyormuş meğer...
dedim herhalde benimle tşk geçiyor, sonra kavradım işin aslını. teşekkür ediyormuş meğer...
devamını gör...
yürümek
yürümek tanım olarak; bir yerden bir yere adım atarak ilerlemek, hareket etmek, yol almak eylemidir.
hayatımda yürümek hep oldu benim ama pandemi başladığından beri havalar müsaade ettiği ve tam kapanma olmadığı sürece haftanın her günü en az 10.000, bazı günler 15.000-18.000 civarlarında adım atmaya çalışan bir insan olarak yürümenin beni dinlendiren bir eylem, aktivite olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. mahallede adım çıktı bu konuda ve çok mutluyum, ufak tefek ve onlara göre zayıf birisi olduğum için ve genelde onlar apartman bahçelerinde kekli, börekli, çaylı günler yaparken rastlaştığımız için kimisi "nerene yürüyorsun?" derken hemen diğeri savunur beni "zebellah hep yürür" diye. ya da bir yandan keklerini yerlerken "vallahi sana bravo, hiç bırakmıyorsun yürümeyi" derler. * yürümeye teşvik ettiğim bir kaç kişi bile oldu. normalde nabzım 60-70 civarı iken yürürken 120+ oluyor, genelde de 140+. hatta bazen gizlice önümdeki insanla yarışıyorum, hızlanıyorum onu geçmek için.
yürümek gibi basit bir eylemi bile bu kadar uzatabildiğimden anlaşılacağı üzere fazla detaycı ve maalesef fazla hassas birisi olduğum için sadece orada kafam rahat oluyor. iyi geliyor bana yürümek. nefes aldığımı, yaşadığımı hissediyorum. kediler-köpeklerle konuşuyor, eskiye göre izole şekilde yaşıyor olduğumuz hayatımızda insanlar görüyorum çokça. günün muhasebesini orada yürürken yapıyorum. ya da yazdığım bir çok yazı orada şekilleniyor. ya da hala uygulamakta zorlansam da bazı kararları orada alıyorum.aklımdaki pusları dağıtıyor bazen.
aslında herkese iyi gelen bir şeyler var. kimisi oturup kitabını okuyor, kimisi oturmuş denizi seyrediyor, kimisi de o denizi seyredeni seyrediyor. ben yürüyorum işte; geçmişimde, bugünümde, yarınımda...
siz de size iyi gelen şeyler yapın, onlar da tükenen kaynaklarımız gibi çok azlar çünkü...
güzel bir gün dilerim sözlük ahalisi *
hayatımda yürümek hep oldu benim ama pandemi başladığından beri havalar müsaade ettiği ve tam kapanma olmadığı sürece haftanın her günü en az 10.000, bazı günler 15.000-18.000 civarlarında adım atmaya çalışan bir insan olarak yürümenin beni dinlendiren bir eylem, aktivite olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. mahallede adım çıktı bu konuda ve çok mutluyum, ufak tefek ve onlara göre zayıf birisi olduğum için ve genelde onlar apartman bahçelerinde kekli, börekli, çaylı günler yaparken rastlaştığımız için kimisi "nerene yürüyorsun?" derken hemen diğeri savunur beni "zebellah hep yürür" diye. ya da bir yandan keklerini yerlerken "vallahi sana bravo, hiç bırakmıyorsun yürümeyi" derler. * yürümeye teşvik ettiğim bir kaç kişi bile oldu. normalde nabzım 60-70 civarı iken yürürken 120+ oluyor, genelde de 140+. hatta bazen gizlice önümdeki insanla yarışıyorum, hızlanıyorum onu geçmek için.
yürümek gibi basit bir eylemi bile bu kadar uzatabildiğimden anlaşılacağı üzere fazla detaycı ve maalesef fazla hassas birisi olduğum için sadece orada kafam rahat oluyor. iyi geliyor bana yürümek. nefes aldığımı, yaşadığımı hissediyorum. kediler-köpeklerle konuşuyor, eskiye göre izole şekilde yaşıyor olduğumuz hayatımızda insanlar görüyorum çokça. günün muhasebesini orada yürürken yapıyorum. ya da yazdığım bir çok yazı orada şekilleniyor. ya da hala uygulamakta zorlansam da bazı kararları orada alıyorum.aklımdaki pusları dağıtıyor bazen.
aslında herkese iyi gelen bir şeyler var. kimisi oturup kitabını okuyor, kimisi oturmuş denizi seyrediyor, kimisi de o denizi seyredeni seyrediyor. ben yürüyorum işte; geçmişimde, bugünümde, yarınımda...
siz de size iyi gelen şeyler yapın, onlar da tükenen kaynaklarımız gibi çok azlar çünkü...
güzel bir gün dilerim sözlük ahalisi *
devamını gör...
riziko
anlamı risk olan kelime.
ayrıca bir zamanlar trt 1'de serhat hacıpaşalıoğlu tarafından sunulan, daha sonra kanal 7'ye geçen, amerika'da jeopardy adıyla yayımlanmış bir bilgi yarışması. bilgi yarışması adı altında yapılan zıpırlıklara rastlanmaması, bana göre en kaliteli yarışmalardan birisi yapıyordu onu.
3 yarışmacı ile yapılır, yarışmacıların 6 kategori içinden seçecekleri soruları yanıtlamaları istenirdi. kategorilerdeki her sorunun parasal değeri belliydi. seçilen soru, soru değil cevaptı ve yarışmacı onun hangi sorunun cevabı olduğunu bulurdu.
örneğin:
- ışığın bile kendisinden kaçamadığı gök cismidir.
- kara delik nedir?
gibi...
5 saniye içerisinde doğru cevap verilmezse, sıra diğer yarışmacının olurdu. final sorusu 1 taneydi ve karşılığında bir miktar para riske edilebilirdi. cevap doğru olursa, riske edilen kadar para kazanılırdı.
bu arada yarışma sonunda ödül olarak dünya klasikleri gibi kitaplar da verilirdi.
ayrıca bir zamanlar trt 1'de serhat hacıpaşalıoğlu tarafından sunulan, daha sonra kanal 7'ye geçen, amerika'da jeopardy adıyla yayımlanmış bir bilgi yarışması. bilgi yarışması adı altında yapılan zıpırlıklara rastlanmaması, bana göre en kaliteli yarışmalardan birisi yapıyordu onu.
3 yarışmacı ile yapılır, yarışmacıların 6 kategori içinden seçecekleri soruları yanıtlamaları istenirdi. kategorilerdeki her sorunun parasal değeri belliydi. seçilen soru, soru değil cevaptı ve yarışmacı onun hangi sorunun cevabı olduğunu bulurdu.
örneğin:
- ışığın bile kendisinden kaçamadığı gök cismidir.
- kara delik nedir?
gibi...
5 saniye içerisinde doğru cevap verilmezse, sıra diğer yarışmacının olurdu. final sorusu 1 taneydi ve karşılığında bir miktar para riske edilebilirdi. cevap doğru olursa, riske edilen kadar para kazanılırdı.
bu arada yarışma sonunda ödül olarak dünya klasikleri gibi kitaplar da verilirdi.
devamını gör...
insanı mutlu eden bedava şeyler
kar yağışı.
devamını gör...
çin seddi yapılırken çimento yerine alçıpan kullanalım maliyeti düşürürüz diyen kurnaz müteahhit
şark kurnazı kafasıyla düşünen müteahhittir.
colorado üniversitesinden orta asya tarihi ihtisaslı profesör jürgen von hildebrand bu konuyu şöyle anlatıyor.
"...qin hanedanlığı bu adamı müteahhit olarak seçerken epey fevri davranmıştı. xin-dhoung isimli bu kurnaz müteahhit, her 10 metrede bir kullanılması gereken üç araba çimento çuvalının maliyetli olduğunu görerek tek arabaya indirmiş ve sanayiden tedarik ettiği alçıpan ile duvarları bir güzel doldurmuştu, geri kalan ödeneği de usulsüzlük ederek cebe indirmişti. nasıl olduysa bu durumu fark edip erkenden müdahale eden hanedanlık, xin-dhoung'nu idam etmek için hücreye atar fakat dhoung gece vakti hücrenin parmaklıklarını bükerek kaçar ve rize'ye doğru yol alır. qin hanedanlığı bu durumu görünce küplere biner ve çin seddini yıkıp bu sefer japon mühendisleri tutarlar. xin-dhoung'un rize'de yaptığı kalıcı konutlar yüzyıllar boyunca varlığını devam etse de, dayanıksız olduğu ve yapımında sahil kumu katıldığı gerekçesiyle yıkılıp imara açılır. nitekim, huylu huyundan vazgeçmemiştir."
orta asya uygarlıklarının yükselişi (1976)
colorado üniversitesinden orta asya tarihi ihtisaslı profesör jürgen von hildebrand bu konuyu şöyle anlatıyor.
"...qin hanedanlığı bu adamı müteahhit olarak seçerken epey fevri davranmıştı. xin-dhoung isimli bu kurnaz müteahhit, her 10 metrede bir kullanılması gereken üç araba çimento çuvalının maliyetli olduğunu görerek tek arabaya indirmiş ve sanayiden tedarik ettiği alçıpan ile duvarları bir güzel doldurmuştu, geri kalan ödeneği de usulsüzlük ederek cebe indirmişti. nasıl olduysa bu durumu fark edip erkenden müdahale eden hanedanlık, xin-dhoung'nu idam etmek için hücreye atar fakat dhoung gece vakti hücrenin parmaklıklarını bükerek kaçar ve rize'ye doğru yol alır. qin hanedanlığı bu durumu görünce küplere biner ve çin seddini yıkıp bu sefer japon mühendisleri tutarlar. xin-dhoung'un rize'de yaptığı kalıcı konutlar yüzyıllar boyunca varlığını devam etse de, dayanıksız olduğu ve yapımında sahil kumu katıldığı gerekçesiyle yıkılıp imara açılır. nitekim, huylu huyundan vazgeçmemiştir."
orta asya uygarlıklarının yükselişi (1976)
devamını gör...
