aslında cem adrian ile mark eliyahu'nun şarkısı ile ilgili tanım girecektim ancak daha önceden girildiği için aynı isim ve güzellikteki feridun düzağaç şarkısını bırakıyorum.

buradan

aşk canını yaktı demek
bense sevda küllerini
her dolunay gecesinde
gökyüzünden topluyorum
onulmaz dert gibi değil, bulunmaz deva gibi
kaybetmekten korkarak başucumda saklıyorum
özlemekten uyandığım sabahlar bitecek diye
yitirmekten korkarak başucumda saklıyorum
bir tek sesim kalsa
onu da rüzgâr alsa
yârin yanağına değmeden olmaz
ah bu sevda tekmiş
koca ömrüme yetmiş
göklerde aranır yerde bulunmazmış
buluta yükü sorulmazmış
şurada olmayan ev var ya
işte bizim evimizdi
önünden her geçişinde hep aynı çocuğun sesi
büyük olur derler ya hep büyük düşlerin kırıkları
saklaması zor olurmuş izlerini
devamını gör...

takılmadan motosikletin anahtarının çevirilmemesi gereken koruyucu ekipman. tüm gerçekliği ile hayat kurtarır.
benim tercihim eski bir model de olsa shark explorer carbon skin, hem şık hem sağlam. muadillerine göre de oldukça iyi puanları vardı. vizör ya da goggle kros gözlüğü seçeneğinin olması ile de gayet kullanışlı bir kask.
devamını gör...

yapılan emeğe saygı duymuş ve resmi yapan kızımızı onore etmek için çizdiği resmi profil fotoğrafına koymuş. işte bu. her yaştan insana ulaşabilen bir başkan ile çok güzel adımlar atılır. bu davranışından ötürü dikkatimi çekmeyi başardı, kendisini tebrik ederim.
devamını gör...

sanırım güleçliğim ve içimden geldiği gibi konuşmam /davranmam. benimle konuşanlar iyi bilir bunu. bir de kötü olaylara karşı inanılmaz sabırlıyım..
devamını gör...

sen istanbul'sun... *



köşedeki çiçekçi seni sordu bu sabah
burada yok dedim selam söyledi tazeymiş gülleri
yokluğun gibi...

yürüdüm biraz seni düşledim, umudumu senle süsledim
ne dar sokaklar ne boş duraklar seni unutmama yardım etti

senin küçük bir elvedan böyle büyük bir aşkı bitirebilir mi?
ne sanıyorsun...
bazen bir kaldırım taşı, bazen bir sokak çalgıcısı
yani sen istanbul'sun...

senin küçük bir elvedan böyle büyük bir aşkı bitirebilir mi?
ne sanıyorsun...
bazen kanlıca sahili, bazen yalnız kız kulesi
yani sen istanbul'sun...
devamını gör...

evin en küçük kızı. tarağı eline alıp şarkı söyleyen. kızım gelsene denildiğinde duymamazlıktan gelen. hep kendi havasında ve hayal dünyasında olan küçük bir kıza benzettim kendimi. büyüyünce siyahlara bürünüp anne'ye baba'ya isyan edecek olanından. ama şimdilik sözlüğün küçük pembe ponponlu kızı olarak ilan ediyorum. e tabii ki biraz da mızmız bir çocuk.
devamını gör...

ortak bir proje için, belirli bir branşa farklı branşların katkıda bulunması amacı ile tüm branşların birlikte çalışıp oluşan fikirleri proje üstünde birleştirilmesi durumudur.

bir mühendisin bir sosyolog ile birlikte çalışması interdisipliner bir yaklaşımdır.

tüm uzmanlar sürece proje merkezli yaklaşarak kendi branşları açısından çözüm önerileri üretirler ve bir etkileşim içerisine girerek sınırları zorlarlar. bunun sonucu olarak projeye yönelik inovatif olgular oluştururlar.
farklı meslek gruplarının birlikte çalışması ile tanışma ve tartışma imkanı sağlayan bu yaklaşım meslekler arası çatışmayı ortadan kaldırmaktadır.
devamını gör...

küfür sevmeyen ama konu neyzen'e gelince orada bir dur diyenlerdenim. ney'ini üflerken ki nahifliği de güzeldir döktürdüğü rübailer de aralara serpiştirdiği küfürler de.


hayliden hayli kalınlaştı yobazlık yeniden,
softalık zorlu anırtı ile aldı yürüdü.
kara bir kinle taassup pusudan çıktı yine,
yurdu şâhâne cehâlet yeni baştan bürüdü


dini bütün geçinen bir dostu neyzen’e sorar, “beni tanırsın. cennetin anahtarı sende olsa beni oraya almaz mıydın?” neyzen, karşısındakini baştan ayağa şöyle bir süzdükten sonra gülümser, “bende cennetin değil de cehennemin anahtarı olsaydı, senin için daha hayırlı olurdu. belki seni oradan çıkarırdım!” diye cevap verir.
devamını gör...

can yücel - her şey sende gizli.
devamını gör...

şimdiye dek bir başlıkta 10 tane madalyalı tanım görmemiştim hiç. bu tanımlardan biri de çaylak. emek verip yazmışlar, sağolsunlar.

daha önce sinemaya uyarlanan david lynch imzalı film gerçekten doğru dürüst çıkmamıştı. zaten bu seriyi kim sinemaya aktarmaya çalışsa başarısız olmuş. bu anlamda yönetmen oldukça riskli bir işe girişmiş. ilk kitabı ikiye bölerek yapabildiği kadar detay vermeye çalışmış. ancak yine de filmde bir olmamışlık var benim açımdan. ikinci filmle birlikte bütünlüğü yakalar diye düşünüyorum.

kitapları okumayanlar için çok karmaşık bir evren. yine de yazıldığı dönemi düşünürsek çöl, baharat savaşları, ittifaklar, ihanetler, dinler ve felsefeleri hakkında oldukça fazla dünyamıza benzediğini söylemek gerek.

lotr, star wars gibi evrenlerle de karşılaştırılmış bir seri dune. gereksiz bir karşılaştırma bence. her biri edebiyat dünyamıza yepyeni bakış açıları getirmiş eserler.

uzatmak niyetinde değildim ama uzuyor sürekli. izleyin, okuyun ve etrafınıza reklamını yapın efendim. yaşadığımız dünyadan uzaklaşmaya ihtiyacımız var. dune bu işin hakkını veriyor.
devamını gör...

şair ve tuzu kuruların yaptığı boş edebiyatı yüzlerine vuran durum.

oğlum sen hiç sabahın köründe gözündeki çapakla bayat ekmek ve bim peyniri yiyen adamın mutlu olduğunu gördün mü? yahut servis beklerken bir yandan da içi boş poğaçasını kemirirken?

öyle kolay merhaba poğaçacı demek.
devamını gör...

son zamanların en iyi bestesi der ve sözlerini şuracığa bırakırım,



sevdalı yüreklerde beyaz sürgünler,
halayla türkülerle sevdi bu kalpler,
yıldızlar tutuştu siyah beyazla,
marşlarımız ağlasın kartal aşkıyla,
beşiktaş seninle ölmeye geldik !
beşiktaş !

gücüne güç katmaya geldik,
formanda ter olmaya geldik,
beşiktaş seninle ölmeye geldik !

beşiktaş !

barbaros meydanı'nda dün gibi sevdan,
derin bir nefes çektik abbasağa'dan,
bir umudum sensin anlıyor musun?
hayat yaşanmıyor ki senle olmadan,
beşiktaş seninle ölmeye geldik !
beşiktaş !

gücüne güç katmaya geldik,
formanda ter olmaya geldik,
beşiktaş seninle ölmeye geldik !
beşiktaş !
devamını gör...

kadınbudu köfte..
devamını gör...

dostoyevski bir kumarbazdı. ve hep bir kumarbaz olarak kaldı. bir derebeyinin oğlu olarak babasının tüm gücünü, nüfuzunu ve zenginliğini elinin tersiyle iterek dünyanın en büyük edebiyatçısı olacağı o yola çıkmaya karar verdiğinde de bir kumar oynamıştı ve başarılı oldu, en azından edebiyat konusunda. çünkü edebiyatta kazanan çoğu zaman hayatta kaybediyor.

kumarbaz 30 gün gibi çok kısa bir sürede yazılmış bir romandır. zira dostoyevski’nin yayımcısı ile yaptığı anlaşmaya göre eğer bu kitabı zamanında teslim edemezse o andan itibaren yazacağı her şey hiçbir ücret ödenmeden yayıncıya ait olacaktı.

dostoyevski bir steno tutup - ki daha sonra onula evlenecekti- bu romanı hızla yazıp teslim ederek edebi geleceğini kurtarmış oldu.

benim okumam da çok hızlı oldu bu romanı çünkü kitabı elime aldığımda yaklaşık 2 saat sonra trt 2 kanalını “ sinema edebiyat kuşağın”da bu kitaptan uyarlama filmin yayınlanacağını gördüm ve film başlayana kadar kitabı okudum ve bitirdim. ben de böylelikle dostoyevski’ye olan hayranlığımı perçinlemiş oldum. filmde kitabın yazılma aşaması ile konusu iç içe geçmiş olduğu için kumarbaz’ın aslında dostoyevski’nin kendisi olduğunu rahatlıkla düşünebiliriz.
devamını gör...

bu söz kalıbı cem yılmaz'la birlikte yurt geneline dağılmış ve genel bir kanı olmuştur.

meali ise, yakışıklı olmayan ama sempatik olandır. karakterimiz hitabeti çok iyi kullanır, karşısındaki kişiyle iyi anlaşır ama iş sevgili olmaya gelince olmaz.

hep iyi taraf olan ''o'' dur. çirkin demenin kibar yoludur. sık karşılaştığım durumdur.
devamını gör...

olması gerekendir. vücudu sinyal vermeden yapabilenlerin iradesi ve zekası takdire şayandır. şunu da söylemek istiyorum maalesef ki bu eylem çok zor. örnek verecek olursam dışarda sağlıklı olan birçok şey hem pahalı hem de doyuruculuğu az. düşününce 20 liraya hamburger menüsü yiyoruz ama 17 liraya bir tabak salata. ahh, sorgulanması gereken çok şey var, içim daraldı sözlük..
devamını gör...
(tematik)

yks edebiyat sorularında genellikle sorulan bir konudur.
devamını gör...

"ağzımın ortasına çakıver" derse seve seve yapacağım tiptir.
devamını gör...

elinizi korkak alıştırmayın derim ben bu başlığa yazacak kızlara.
sonra vay niye arabamız yok, vay niye evimiz yok, vay niye tatile çıkmıyoruz diye ağlamayın.
güncel bir rakam vereyim
askeri personel 7 binle başlıyor beş sene sonra 10 bini geçiyor.
her dakka dibinde koca yok, operasyon falan.
ideal koca yani.
doktor, mühendis malum.
ışveren de olur ama sermayesi iyi bir iş olsun.
babannem olsa (bkz: kırk kere ölç bir kere biç) derdi, o yok ben diyorum.
akıl benden uygulama sizden.
devamını gör...

istisnasız her türk evinde gözlemlediğim durumdur. kime sorsam "aynen biz de yapıyoruz bunu" diyor. doğal ortamında herkes böyle.

az önce tekrar başıma geldi bu. ablamla eniştem olacak kılıklı şahıs gelmişler misafire. babamla oturmuş falanca partiden falanca siyasetçinin liderlik vasfını tartışıyor. oldum olası siyasi konulara ilişmem. eniştem de bilhassa siyasi konulardan bahseder. o böyle anlatırken kendimi tarık akan'ın ah nerede filminde anarşik takılan ortanca oğlanın annesi gibi hissediyor, "siyasete garışman guzum" diyesim geliyor bu herife... neyse babam bana seslendi "yunus emre hadi kalk eniştenle bize bir çay dök oğlum." o anda da tez yazıyorum word'te söve söve kalktım gittim mutfağa. çaydanlıkla içeri girdiğimi gören ev ahalisi bir anda yüzüne fener tutulmuş değirmen tavşanı gibi kalakaldılar. sonra hemencecik herkes çay bardaklarına davrandı. kazak ören babaannem yarım bardakla "bisssmm" diyerek shot yaptı. annemle, ablam tokuşturarak fondiplediler. babam normal fondipledi. kulağına 39 yıl önce üç kere "senin adın sezai" diye fısıldanan eniştem olacak kişi, henüz soğumamış olan bardağını -çay tazeydi ve farkında değildi- komple kafaya dikti ve "iyeaaavvv" diyerek boğazını tuttu. gözlerinden yaş geldi hıyarağasının ben içimden nasıl gülüyorum ama. şimdi mutfakta soğuk yoğurt yediriyo ablam buna. iyi olsun lan, bir de yüzüme bakarak "nasıl çayı içtim ama" der gibi diktiydi kafaya.

bizim milletin genetiğinde var galiba. kalkıp iki adım atamıyor.. sanki yaprak dökümü'ndeki ali rıza bey gibi felçli anasını satim. ne insanlar var ya..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim