yazarların bugünkü mutluluk sebebi
sizin için çok saçma olabilir ama sürekli ciğerci önünde bekleyen kedi gibi gidip baktığım çorapları aldım.. gerçekten çorap takıntım var, garip ama ne yaparsınız. 20 tane aldım, hem de meyveli falan ayyy hemen gelse de giysem pofidik pijamalarımla! ama gerçekten çok tatlılarr! içinizden "çorap ulan bu, nesine seviniyorsun?" diyorsunuz biliyorum ama. ben de böyleyim.....
* *
* *
devamını gör...
sabit fikirliye laf anlatmak
deveye hendek atlatmaktan beter olan durum. bu tipler gözleri ile gördükleri şeyleri dahi bu göz yanılsamasıdır ya... diyerek reddederler yine de ikna olmazlar.
devamını gör...
fotoğraf çektirirken poz verememek
muzdarip olduğum durum.
ya kahveye giden dayılar gibi ellerimi arkada tutuyorum. ki bu benim favorim *
ya da askerden ailesine fotoğraf gönderecek er modunda girip "devrem şunu çek de, anama yollayacağım." der gibi kasılıyorum. orada tek eksik g3 tüfek.
poz vermeyi bir türlü öğrenemedim gitti...
ya kahveye giden dayılar gibi ellerimi arkada tutuyorum. ki bu benim favorim *
ya da askerden ailesine fotoğraf gönderecek er modunda girip "devrem şunu çek de, anama yollayacağım." der gibi kasılıyorum. orada tek eksik g3 tüfek.
poz vermeyi bir türlü öğrenemedim gitti...
devamını gör...
sürekli kendisini öven insan
nefret ederim ya .ben mesela kendimi hiç övmem.ne gerek var yani .insanın ne kadar üstün özellikleri olsa da kendini övmemeli.övmem yani ben.
devamını gör...
post-truth
bu entry ortalama 2 dakika 25 saniyede okunacak uzunluktadır. vakti olmayanları uyarmak amacıyla bu bilgilendirme yapılmıştır.
post-truth kelimesinin oxford sözlüğü tarafından 2016 yılında yılın kelimesi seçilmesi ile önümüze sıkça gelen bu kavram yeni olduğundan dolayı sürekli tartışılmakta ve içi doldurulmaya devam etmekte. hatta olur olmaz yerde o kadar çok kullanılır hale geldi ki bazen öh dedirtti. okumalar yapanlar vardır muhakkak ama kendi anladığımı aktarmak isterim.
öncelikle kavramı daha iyi anlamak ve başka kavramlardan ayırt edebilmek için kavramın yeni bir dönemi mi (çağı mı) yoksa eski dönemleri de kapsayan bir durum mu olup olmadığına bakmak gerekiyor.
oxford sözlüğü tanım olarak şöyle diyor; “tarafsız gerçeklerin kamuoyunu etkilemede duygulara ve kişisel inançlara cazip gelen şeylerden daha az etkili olması.” basitçe böyle bir tanım yapılırsa, bu eski dönemleri de kapsayan bir duruma yeni bir ad bulmaktan öteye gitmeyecektir. fakat bu olguya yeni bir isim bulunduğuna göre ve çoğu kaynakta post-truth çağı gibi bir tanımlama yapıldığına göre içinde bulunduğumuz yeni çağı anlatmak gibi bir dert edinildiği kesindir. bu durumda post-truth, popülist söylemin artması, yalan haberler ile insanları yönlendirmek ve gerçekliğin çarpıtılması diyerek açıklanamaz. çünkü bunlar yeni şeyler değiller. otoritenin gerçekliği çarpıtarak toplumu manipüle etmesi belki insanlık tarihine yakın yaşlardadır. içinde bulunduğumuz çağı ayıran faktör ise başat iletişim aracımızın sosyal medya olmasıdır.
dönemin önde gelen iletişim aracı toplumsal yapıyı fazlasıyla etkiler. yazıdan önce söz kitle iletişim aracıydı. sonra yazı sözün yerini, daha sonra görsel medya (fotoğraf, tv) yazının yerini aldı. buraya kadar dikkat edilirse toplumu yönlendirme aygıtı belirli bir kesimin ve otoritenin güdümündeydi. günümüzde ise asıl kitle iletişim aracı internet ile birlikte sosyal medya oldu. artık pasif kitle de aktif duruma geçerek bilgiyi yayma gücüne erişmişti. şu an yaptığımız gibi.
bu süreçte ise artık durum hakikatin çarpıtılması değil, gerçeği aramanın anlamsızlaşması ve hakikatin yitimi oldu. doğruluk arayışı gereksiz hale geldi. aramak isteyen kişi ise takip edilemeyecek hızla devam eden çılgınca veri akışında boğuldu. verilerde artık nitelik değil, nicelik ve hızlı olma çabası önem kazandığı için hakikat kayboldu. sosyal medyada anonim olan kişi ihtiyat zincirinden kurtuldu, hakikati yazma zorunluluğunu zamanla yitirdi. ayrıca takip ettiği ve geri bildirim aldığı başka veri kaynaklarını kendi benzerlerinden seçerek kendi “yankı fanusu” içerisinde, kendi gerçeğinde hapsoldu. o kişi için artık hakikati aramak manasızlaştı.
bu nedenlerle post-truth kavramını otoritenin yaptığı her türlü manipülatif söylemler için kullanmak doğru olmayacaktır. post-truth daha çok günümüz için, daha doğrusu internet ve sosyal medya çağı için kullanılan bir kavramdır. hakikatin çarpıtılması değil, artık onun yitirilmesidir.
post-truth kelimesinin oxford sözlüğü tarafından 2016 yılında yılın kelimesi seçilmesi ile önümüze sıkça gelen bu kavram yeni olduğundan dolayı sürekli tartışılmakta ve içi doldurulmaya devam etmekte. hatta olur olmaz yerde o kadar çok kullanılır hale geldi ki bazen öh dedirtti. okumalar yapanlar vardır muhakkak ama kendi anladığımı aktarmak isterim.
öncelikle kavramı daha iyi anlamak ve başka kavramlardan ayırt edebilmek için kavramın yeni bir dönemi mi (çağı mı) yoksa eski dönemleri de kapsayan bir durum mu olup olmadığına bakmak gerekiyor.
oxford sözlüğü tanım olarak şöyle diyor; “tarafsız gerçeklerin kamuoyunu etkilemede duygulara ve kişisel inançlara cazip gelen şeylerden daha az etkili olması.” basitçe böyle bir tanım yapılırsa, bu eski dönemleri de kapsayan bir duruma yeni bir ad bulmaktan öteye gitmeyecektir. fakat bu olguya yeni bir isim bulunduğuna göre ve çoğu kaynakta post-truth çağı gibi bir tanımlama yapıldığına göre içinde bulunduğumuz yeni çağı anlatmak gibi bir dert edinildiği kesindir. bu durumda post-truth, popülist söylemin artması, yalan haberler ile insanları yönlendirmek ve gerçekliğin çarpıtılması diyerek açıklanamaz. çünkü bunlar yeni şeyler değiller. otoritenin gerçekliği çarpıtarak toplumu manipüle etmesi belki insanlık tarihine yakın yaşlardadır. içinde bulunduğumuz çağı ayıran faktör ise başat iletişim aracımızın sosyal medya olmasıdır.
dönemin önde gelen iletişim aracı toplumsal yapıyı fazlasıyla etkiler. yazıdan önce söz kitle iletişim aracıydı. sonra yazı sözün yerini, daha sonra görsel medya (fotoğraf, tv) yazının yerini aldı. buraya kadar dikkat edilirse toplumu yönlendirme aygıtı belirli bir kesimin ve otoritenin güdümündeydi. günümüzde ise asıl kitle iletişim aracı internet ile birlikte sosyal medya oldu. artık pasif kitle de aktif duruma geçerek bilgiyi yayma gücüne erişmişti. şu an yaptığımız gibi.
bu süreçte ise artık durum hakikatin çarpıtılması değil, gerçeği aramanın anlamsızlaşması ve hakikatin yitimi oldu. doğruluk arayışı gereksiz hale geldi. aramak isteyen kişi ise takip edilemeyecek hızla devam eden çılgınca veri akışında boğuldu. verilerde artık nitelik değil, nicelik ve hızlı olma çabası önem kazandığı için hakikat kayboldu. sosyal medyada anonim olan kişi ihtiyat zincirinden kurtuldu, hakikati yazma zorunluluğunu zamanla yitirdi. ayrıca takip ettiği ve geri bildirim aldığı başka veri kaynaklarını kendi benzerlerinden seçerek kendi “yankı fanusu” içerisinde, kendi gerçeğinde hapsoldu. o kişi için artık hakikati aramak manasızlaştı.
bu nedenlerle post-truth kavramını otoritenin yaptığı her türlü manipülatif söylemler için kullanmak doğru olmayacaktır. post-truth daha çok günümüz için, daha doğrusu internet ve sosyal medya çağı için kullanılan bir kavramdır. hakikatin çarpıtılması değil, artık onun yitirilmesidir.
devamını gör...
powerbank'e türkçe isim önerileri
yettimgari.
devamını gör...
normal sözlük seni seviyorum mesajı etkinliği
(bkz: burayı yıkarım)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
selam karalama defteri, görüşmeyeli baya oldu sanırım. uzun bir çalışma gününün ardından uyku öncesi beden yorgunluğumu bir adet amsterdam strong beer ile uzaklaştırmaya çalışırken, zihin yorgunluğum için tabii ki caanım sözlüğü tercih ettim ve sen çıkıverdin karşıma. iki kelam kusayım dedim. sonrası mı? sonrası uyku yani kısa bir mola. inan bu ara ne yapıyorum, niye yapıyorum, hayatımın neresi eğri neresi büğrü, bu hayat benim istediğim hayattan kaç ışık yılı uzakta bilmiyorum. burası iki kelam ettiğim mecralardan teki olabilir, insanların hayat gailelerinin tanıklığından usandım sanırım. temcit pilavı gibi aynı konulardan;
yasaklar bitti mi?
tatil zamanı geldi mi?
bitcoin delirdi mi?
sedat peker sülüledi mi?
vs.bıktım...
ne konuşacaz başka alüminyum diyenleri duyar gibiyim! da ben bıktım aga cidden bıktım! deniz kıyısı bir kulübe, uzun süre yetecek erzak ve gün batımlarından gecenin yıldızlarına geçişte içeceğim birkaç kadeh şaraptan başka bir hayalim yok. böylece dünyanın sonunu bekleyebilirim. ney? yanına bir de manzara izlemeye yar mı? insanlar tüketme salgınına tutulmuş a dostlar, eşya, zaman, can, sevgi.. bla bla bla. ondan bu hayalin böyle yalnız hali iyidir. görüşürüz karalama defteri sağlıklı yapraklar...
yasaklar bitti mi?
tatil zamanı geldi mi?
bitcoin delirdi mi?
sedat peker sülüledi mi?
vs.bıktım...
ne konuşacaz başka alüminyum diyenleri duyar gibiyim! da ben bıktım aga cidden bıktım! deniz kıyısı bir kulübe, uzun süre yetecek erzak ve gün batımlarından gecenin yıldızlarına geçişte içeceğim birkaç kadeh şaraptan başka bir hayalim yok. böylece dünyanın sonunu bekleyebilirim. ney? yanına bir de manzara izlemeye yar mı? insanlar tüketme salgınına tutulmuş a dostlar, eşya, zaman, can, sevgi.. bla bla bla. ondan bu hayalin böyle yalnız hali iyidir. görüşürüz karalama defteri sağlıklı yapraklar...
devamını gör...
z kuşağı bir kanser türüdür
abilerim ablalarım z kuşağıyla alakadar açılan bir başlığa daha gönderi girmiştim ve sanıyorum ki orada kendimi anlaşılır bir şekilde ifade etmiştim. kendimi yinelemek istemiyorum. ama rica ediyorum genelleme yapmayınız. bizim kuşağımızda da kayda değer bir şeyler yapmaya çalışan birey sayısı küçümsenemeyecek kadar fazla. teknoloji çağına doğmuş olmamız da bizim suçumuz değil lütfen bunu da göz önünde bulundurun. hatta bu bir suç değil. geleceğin mesleklerinde bir tanesinin de youtuberlik veya tiktokerlik gibi şeyler olacağı internetin ya da görüntülü telefonların yeni yeni çıkmaya başladığı sıralarda bilinmese de bu tür teknolojilerin gelişmesiyle geleceğin meslekleri olacağı belliydi zaten. bir de bu yönden düşünü rica ediyorum. ve lütfen şunu da unutmayın, ileride sizin emekli olduğunuz mesleklerin başına bizler geçeceğiz. belki içimizden birisi cumhurbaşkanı bile olacak. üstelik bizim neslimizi kanser türü olarak adlandıran nesiller de bizim dünyaya gelmemizde aracı olan bir üst kuşak. yani sizin kuşağınız y kuşağı. bu durumda ben de siz y kuşağı büyüklerime şunu sormak istiyorum. madem bu kadar kötü görecektiniz z kuşağını, bu kanser türünü neden yaydınız? kendi kendimize mitoz bölünerek oluşmadık çünkü biz. hadi ben çocuk yapmadım diyorsanız da z kuşağından kardeşi olan birileri illa ki vardır. böyle yaftalamayın artık çok rica ediyorum. gençlerde yanlış gördüğünüz bir şey varsa bunu ona düzgünce söylemek bir büyük olarak sizin bir nevi göreviniz. böyle başlıklar açmak yerine bunun için uğraş gösterseniz inanın bir şey kaybetmezsiniz. hatta gördğünüz yanlışı düzeltmeye vesile bile olabilirsiniz.
teşekkürler.
teşekkürler.
devamını gör...
gherman titov
tarih hep birincileri hatırlar, ikinciler çoğu zaman hatırlanmaz. rus kozmonot gherman titov da öyle, kendisi uzaya çıkan ilk insan olan yuri gagarin'in yedeğiydi. vostok-1 uçuşu için iki seneye yakın bir süre birlikte eğitim alımışlardır. gagarin bir nedenden dolayı tarihi seferine çıkamasa herkes titov'u uzaya giden ilk insan olarak tanıyacaktı.
vostok-1 ile uzaya gidememiş ama vostok-2 uçuşu ile uzaya çıkmıştır. dünya yörüngesine çıkan ikinci insan, toplamda da yuri gagarin, amerikalı astronotlar alan shepard ve gus grissom sonra uzaya çıkan dördüncü insan olma ünvanına sahiptir.
uzayda yaklaşık 7,5 saat süre ile uyumuş ve uçuşu sırasında yerçekimsiz ortamdan dolayı uzay hastalığna yakalanan ilk kişi olmuştur.
vostok-1 ile uzaya gidememiş ama vostok-2 uçuşu ile uzaya çıkmıştır. dünya yörüngesine çıkan ikinci insan, toplamda da yuri gagarin, amerikalı astronotlar alan shepard ve gus grissom sonra uzaya çıkan dördüncü insan olma ünvanına sahiptir.
uzayda yaklaşık 7,5 saat süre ile uyumuş ve uçuşu sırasında yerçekimsiz ortamdan dolayı uzay hastalığna yakalanan ilk kişi olmuştur.
devamını gör...
post-truth
konuyla ilgili olarak yalın alpay'ın "yalanın siyaseti" isimli kitabını şiddetle tavsiye ederim. bambaşka bir bakış açısı ile her gün maruz kaldığımız şeyleri yeniden yorumlama imkanına sahip oluyorsunuz.
yalın alpay - yalanın siyaseti
yalın alpay - yalanın siyaseti
devamını gör...
lagom
isveççe olan bu kelime; ne çok fazla ne de çok az ,tam gerektiği kadar anlamına geliyor. bu anlayış ev dekorasyonunda da kullanılmaktadır.
devamını gör...
braindead
braindead (bazı yerlerde dead alive olarak da geçer) 1992 yapımı korku-komedi tadında, bol kanlı bir peter jackson filmi. midesi hassas olanlar bu filme hiç bulaşmasın, çünkü aşırı derecede gore sahne mevcut. kanın, yağmur gibi yağdığı o son yarım saatlik kısım sebebiyle bir ara "dünyanın en kanlı filmleri" listelerinde zirveye oynamışlığı vardır. sadece, peter jackson'un (bkz: lotr)'dan önce ne kadar manyak bir herif olduğunu görmek için bile izleyebilirsiniz.
imdb
imdb
devamını gör...
aken
çileklerin üzerinde noktalar halinde olarak gördüğümüz, tek tohumlu kuru meyvedir.
bir çilekte yaklaşık 200 aken bulunurmuş. çatlamazlar. olgunlaştıktan sonra kendiliğinden açılırlar.
sakın çileğin çekirdeğini akenler olarak düşünmeyin. çekirdekler, akenlerin içindeki tohumdurlar.
akenler açıldıktan sonra çileğin hali:

*
bir çilekte yaklaşık 200 aken bulunurmuş. çatlamazlar. olgunlaştıktan sonra kendiliğinden açılırlar.
sakın çileğin çekirdeğini akenler olarak düşünmeyin. çekirdekler, akenlerin içindeki tohumdurlar.
akenler açıldıktan sonra çileğin hali:

*
devamını gör...
eurovision saati radyo yayını
ülkemizin eurovision şarkı yarışması için en doğru seçiminin şebnem paker olduğunu bir kere daha görüyoruz. twelvepointsgoesto her şarkıyı kim bilir kaç kez dinleyerek seçiyor her seferinde, sunduğu ilginç bilgiler ise cabası. çok teşekkür etmek isterim kendisine, bu programın ardında ciddi bir emek var çünkü.*
devamını gör...
günümüz gençlerinin siyasi tepkisizliği
80’lerdeki gibi çıkıp sokakta ülkücü, komünist taraftarlar oluşturup birbirimizin belinde sopalar kırmıyoruz diye apolitik ilan ediliyoruz şaka gibi.
mevcut siyasi ortamda z kuşağı çıkıp sokakta anayasal hakkının getirdiği yanlışı eleştirme hakkını dahi kullansa ters kelepçeyle hapse tıkılacağını biliyor. böyle bir ortamda sesini çıkaranlara kimsenin destek dahi olmayacağını biliyor. ben 19 yaşındayım. çok konuştum, çok uğraştım ama değmez. gerek yok. kimse de konuşmasın artık. yapabileceğimin en iyisi; beynimi yoran, zihnimi körelten bu düzenden kurtulup hayatımı kurtarmak olabilir.
x, y, boomer bilmem ne kuşaklarının bizi sürüklediği felaketi temizlemek bize kalmadı. kim yaptıysa o düzeltsin. ben hayatımın en verimli yıllarını siyaset denen çukurda heba edemem hiç kusura bakmayın.
mevcut siyasi ortamda z kuşağı çıkıp sokakta anayasal hakkının getirdiği yanlışı eleştirme hakkını dahi kullansa ters kelepçeyle hapse tıkılacağını biliyor. böyle bir ortamda sesini çıkaranlara kimsenin destek dahi olmayacağını biliyor. ben 19 yaşındayım. çok konuştum, çok uğraştım ama değmez. gerek yok. kimse de konuşmasın artık. yapabileceğimin en iyisi; beynimi yoran, zihnimi körelten bu düzenden kurtulup hayatımı kurtarmak olabilir.
x, y, boomer bilmem ne kuşaklarının bizi sürüklediği felaketi temizlemek bize kalmadı. kim yaptıysa o düzeltsin. ben hayatımın en verimli yıllarını siyaset denen çukurda heba edemem hiç kusura bakmayın.
devamını gör...
işçiyi öğretmeni aşılamadan libya'ya aşı bağışlayan ülke
türkiye.
devamını gör...
başlık açayım derken çığır açmak
herkesin başına gelmesi gereken durum.
ekşi'de eskiden mesela öyleydi, herhangi bir başlık pat diye patlardı, aynı gün google'da 1. sırada gündem olurdu. önemli bir özelliktir. gücü bir yüzüğün içinde sihirli şekilde taşımak gibidir.
ekşi'de eskiden mesela öyleydi, herhangi bir başlık pat diye patlardı, aynı gün google'da 1. sırada gündem olurdu. önemli bir özelliktir. gücü bir yüzüğün içinde sihirli şekilde taşımak gibidir.
devamını gör...


