yazdığımı okuyabilsem kâfi benim için.
devamını gör...

sözlük başlıklarının deep web'i içinde* fellik fellik yaptığım ara(n)malar sonucu fark edip de haberdar olabildiğim teknik aksaklıkların bir an önce giderilip, gelecek hafta gümbür gümbür başlaması temenni edilen yayın.

edit: buraya da bir nazar boncuğu şart.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gizlice whatsapp profiline falan bakılacak kişiyi kaydetme şekli.

genelde ilk a büyük olur ve profile bakılır bakılmaz numara silinir. z kuşağının yarısı yapmıştır bunu, net söylüyorum. ben de yaptım da, ben cc diye kaydetmiştim. *
devamını gör...

ben her zaman herkesin anonim kalmasından yanayım. yoldaş benjamin’in de söylediği gibi maske kullanılabilir bence.
maksat büyüsü kaçmasın
devamını gör...

savaşa gözlükle katılan mürekkep yalamış askerdir. fark etmeden savaşın seyrini değiştirmiştir.

en hararetli yerde, herkes biribirini biçip doğrarken, iç taraflardan mahçubiyetten içine kaçmış cılız bir ses yükselir:

"beylerr!! az dursanıza bi! beni dinleyin bi!"

o sırada komutanlar, kurmaylar bu sese dikkat kesilir ve elleriyle dur işareti yaparak "asker dur!" diyerek kendi bölüğünü durdurur. yerde debelenenler, birbirinin boğazına bıçak dayayanlar, birbirine karşı koymaya çalışanlar, kalkanı hasar alanlar, kılıcı yamulanların hepsi savaşı tekrar başa almamak ve haksızlığa sebep olmamak için olduğu şekilde kalakalırlar.

"ne oldu asker neden durdurdun savaşı?"
"gözlüğüm düştü komutanım!"

karşı milletin komutanı araya girer:

"hah! hah! bir de bu hanımevlatları ile savaşa giriyoruz biz! peh! bıraksak kendi kendini biçer bunlar."

karşı milletin askeri gülüşür.

"bizi düşmanlarımıza madara ettin asker! savaş bitsin, seninle görüşeceğiz. sana komutanın olarak gazi olmamanı şiddetle tavsiye ederim.. neyse bul şu lanet gözlüğünü!"

askerlerin yardımıyla gözlük bulunur. bu sefer de taraflar arasında baştan mı başlayalım yoksa kaldığımız yerden devam mı edelim tartışması başlar. hangisinin daha adil ve savaş kurallarına uygun olduğunda bir türlü hemfikir olamazlar. sonunda diplomatik olarak çözmek için masaya otururlar. nasıl olduysa masaya oturmuşken "biz napıyoruz lan? ne gerek var şimdi?" diyerek ateşkes kararı almışlardır.

şimdilik...
devamını gör...

bir gün allah'a ; 'n'olur al içimden bu acıyı' diye yalvarırken burada yazdıklarınızı hatırlayın.
devamını gör...

birincisi, akademi ödülü kazanmış 15 haziran 1994 yılında gösterime giren walt disney pictures yapımı bir animasyon filmidir.

walt disney animasyon klasiklerin 32. filmidir.

hikâye, william shakespeare in hamlet oyununun, afrika'da insansı hayvanların krallık yerinde geçen, hem hüzünlü hem heyecanlı maceralaralarına evrilmesidir. komik diyaloglar, neşeli şarkılar ile daha da keyifli hale getirilmiştir.

1995 yılında ortaokullu olan erkek kardeşimle sinemada izlemiştim. daha sonra cdsini aldık, 4 yaşında iken oğlumla izledik defalarca. çoğu sahneyi ezbere bilirim. simba'nın babası öldüğü zaman oğlum çok ağlamıştı.

filmde aklımdan çıkmayan hakuna matata şarkısı arada dilime dolanır.
hakuna matata geçmez bu moda
üzülme sakın her şeye hayatta
dertsizlik demek bu felsefe
hakuna matata


film çocuk filmi diye bilinir ama içeriği yetişkinlerin yaşadığı hayat ile doludur.
hasis akrabalar, suçluluk yaşayan ergen, eş seçimi vb.

suçluluk psikolojisi üzerine bakışı ile babasının ihtişamı ile mücadele edemeyen çözümü tüm hayatından kaçmakta bulan ergenlerin de kendini arayabileceği ve çıkışı bulabileceği bir animasyon filmidir.

arkadaşlığın nelere kadir olabileceğinin sese görüntüye bürünmüş halidir.

hayatın nefes aldıkça mücadeleye değer olduğunun keyifli kanıtıdır.

alanında hatta tüm alanlarda en iyi olan animasyondur.

psikolojiye iyi eden filmler kategorisinde en başta yer alabilecek filmdir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dün rüyamda sayıkladığım serzeniştir.

bana da madalya verin lan.
ayrıca geçmişte yazdığımız madalya hak eden tanımların madalyasını nasıl verecekler merak ediyorum. benim tanımlar biraz fazla çok uğraştıracaktır.
neyse madalya verin lan bana.
devamını gör...

esasen roland barthes’e ait denemedir. yazarın ölümü ifadesiyle metin ve okur odaklı bir bakış açısına işaret edilmektedir. yazar odaklı değil metin ve metni okuyan okuyucunun yorumu esastır burada. metin onu kaleme alandan bağımsızlaşır, okurla buluştuğu sürece var olur ve anlam kazanır.
(bkz: postmodernizm)
devamını gör...

attilâ ilhan'ın 'ben sana mecburum' kitabındaki 'imkansız aşk' bölümünde yer alan şiir:

***
asıl büyük sarhoş benim
uzaktaki
ben ki tek damla şarap içmedim
ekmeğin beyaz, zeytinin siyah olduğunu biliyorum
asıl büyük sarhoş benim
uzaktaki
benim kusturucu sarhoşluğum
yoksulluğum

yüzüme bakmasan da
yağmura düşürsen de gözlerini
gözlerime bakmasan da ne kadar
o kadar aydınlığın gökyüzüme uzanıyor
uykularımda nefesinin sıcaklığı
o kadar
hangi akşam kapımı çalan sen değilsin
sen değil misin gizli bir kıvılcım gibi
gözbebeklerimde duran
umutsuzlandığım her akşam
senin rüzgârın almıyor mu
uğultulu yorgunluğumu
yoksulluğun eşiğinde kapaklandığım zaman
ellerimden sımsıkı tutmuyor mu
senin
iyimserliğin

ben bu tezgâhı kurdumsa senin için kurdum
senin için dokuduğum basma ve pazen
denizin yeşilinden süzdüğüm balık
göğün mavisinden çaldığım kuş
senin için
felsefe okudumsa
iktisat okudumsa gece yarıları
boğazım kurumuş, içim bir kalabalık
sıcacık mısralar okudumsa yunus'tan
senin için okudum
geceyarıları

sen beyaz bir kadınsın
uzaktaki
gözlerin aklımdan çıkmıyor
sen beyaz bir kadınsın
karanlıkları dinleyen
uzaktaki
sarmaşıkları duyuyor musun rüzgârda
yorgun başını
üşümüş yastığına koyuyor musun
uyuyor musun
***

ekleme: şair şiiri hakkında şöyle diyor:

alışılmış toplumcu théme'lerini* bir aşk şiirine yedirme deneyi. dikkati çeken, toplumcu sanatçının sevgilisini kendinden uzakta, handiyse* erişilmez gibi görmesi. onu içinde duyuyor ama bir ve beraber değiller, belki bir ve beraber olmalarının olanağı da yok
devamını gör...

bunun en önemli sebebinin toplum baskısı olduğunu düşünmekteyim. y ve z kuşağına göre iletişim olanakları daha kısıtlı olan x kuşağının büyük bir çoğunluğunun tek bir kişiyi sevip onunla evlenmek gayesinde olduğu apaçık ortada. bunun yanı sıra dinin de etkisiyle 'ömrünün sonuna kadar eşine bağlı kalma' sözü verildiğinden sebep insanlar evlilikleri ruhen bitse bile fiziki olarak sürdürmeye devam ediyorlar. onların kafa yapılarında bizim kuşaklardaki gibi 'olmazsa zorlamayalım, zorla güzellik olmaz.' anlayışı yok çünkü. bu konuda oldukça ketum ve kararlı bir yapıya sahipler. sebebi budur.
devamını gör...

evet yolsuzluk yolunda ama.
devamını gör...

tanımlarını okudum.
işin gerçeği gözlerime, gördüklerime ve okuduklarıma inanamadım.
karşımda nasıl bir insan var yaaaa....
diyerek, hayretler içinde kaldım.
kafa sözlükte böyle insanlarda varmıymış diyerek, kendisiyle aynı ortamda birlikte olmaktan ötürü kıvanç duydum.

bilgi makinası...
başka bir terim gelmiyor aklıma.

ayrıca saygılı, efendi, hayatın imbiğinden geçmiş bir insan.

mutluluklar onunla olsun...
allah yolunu açık etsin, inşallah, amin.
devamını gör...

ermolettin-meriç kavgasında kazanan kim olur sorunsalı.



tanım: ilkokulda olsak açacağımız başlıkları paylaştığımız başlıktır.
devamını gör...

insan, bir başkasıyla kendini ne için, hangi durumda ve niye kıyaslama gereği duyar ki? böyle düşünmek psikolojik olarak beyni ve bedeni yorar, hasta eder, yıpratır. düşünen ve bilen insan, içinde yaşadığımız bu dünya da her kişilikten bir tane olduğunu ve herkesin ayrı ayrı hayat şartlarının olduğunu bilir.
devamını gör...

bütün hayal kırıklıklarımı topladım,
bütün can yakan sözlerini ve
boşvermişliklerini,
bencilliklerini,
susuşlarını,
işine geldiği gibi açılan algılarını ve
ansızın beliren duyarsızlıklarını,
ve hep yıkmaya çalıştığım o itina ile ördüğün lanet olasıca duvarlarını,

bir eşik vardı,
bir adım,
oradan sonrası sensizlik,
oradan sonrası sen sağ ben selamet
geçemedim...
atamadım o adımı,
seni ardımda bırakıp yoluma gidemedim,
sanki bin yıldır tuttuğum nefesimmişsin gibi bırakamadım seni,
aslında içten içe öldürüyorken beni,
oysa hiçbir zaman açılmayacağını bildiğim bir kapının önünde yüz yıl beklemek gibiydi senin değişmeni beklemek,
öyle boş, öyle nafile,
öyle ziyan edilmiş...
devamını gör...

düşük bütçeli gezme yöntemi. yalnız geri dönememe ihtimalini de barındırır.
devamını gör...

(bkz: astral seyahate çıkmak üzereyken odaya dalıp pişmaniye alır mısın abi iki kutu beş lira diyen adam) pişmaniye'den sonra hes kodu zorunluğu gelmiş.
devamını gör...

hep kötücül bakıyorsunuz duruma.
asla yürümez gitmez ilerlemez diye bir şey yok. eğer kişi aldatmak istiyorsa bunun yakın mesafe uzak mesafeyle bi ilgisi yoktur.
sevip sevmememe isteyip istememe ile alakası vardır.
yakın mesafe ilişkisi nedir ayrıca.
gözünün ucunda olmak mıdır.
aldattı mı acaba şuan kimle y.tıyor acaba dur bi bakim yakınım zaten demek mi.
siz olayı çok başka yere götürmüşşünüz dostlar
aşın bunu.
sevgi varsa eğer her şey vardır.
devamını gör...

farklı ağırlık ve yoğunluktaki yer kabuğu parçaları manto yüzeyinde yüzer durumdadır. bu yer kabukları, ağırlık ve yoğunluklarına göre az yada çok gömülerek dengede dururlar. bu dengeye izostatik denge denir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim