ağlayarak günlüğe yazmak
ponçik kalpli muhallebi çocuklarının gün sonu aktivitesi.
çünkü neden olmasın?
çünkü neden olmasın?
devamını gör...
dünyanın en muhteşem üçlüleri
tahin pekmez ekmek
devamını gör...
kadınların abi diyeyim de yavşamasın mantığı
- güç kalkanları devrede mi?
- devrede.
- devrede.
devamını gör...
kitaba çay dökmek
koşarken sehpanın kenarına serçe parmağını vurmakla aynı ölçüde acı verir.
devamını gör...
değersizlik hissi
değersizlik hissi, onu yaşayan için de üzerine konuşmak için ele alan kişi için de can sıkıcıdır. empati yapılması zordur, yaşadığı şey değersizlik olmayıp da "değersiz hissediyorum" diyenlere karşı hissettiğimiz acımayı bir yana bırakırsak, sevdiklerini anlamak adına, gerçekten empati kurmak isteyenler için kara delik gibi; hissetmeye çalışırsanız boşluğa düşeceğiniz bir histir, bu yüzden ancak yaşayanlar bilir.
bir insan değersiz hissediyorsa, ya gerçekten değersizdir ki bu işin en acı kısmıdır; ya da değer görmek istediği kişi/kişiler onu önemsemiyordur. insan öyle bir canlı ki tüm arzusunu bir yere odaklayabilir, tek bir kumara tüm maddi manevi sermayesini yatırabilir. kaybettiğinde de tüm şiirini tüketmiş hisseder, genellikle değersizlik hissi de bundan kaynaklıdır. çünkü gerçekten değersiz bir insan, öyle ya da böyle bunun farkına varacak ve kendisinin işe yaramaz bir insan olduğunu kabullenecektir. dolayısıyla bundan sitem eden insanlar, değer görecek biri olduğuna inanan insanlardır.
bir insan tüm sevgisini, umutlarını ve hayallerini bir insan üzerine kanalize ettiği zaman, bu duyguyu yaşaması çok yüksek ihtimaldir. zira herkesin hayatında ona değer veren, onu merak eden en kötü bir tane insan vardır. işte bu insana veya insanlara yüklediğimiz anlam azalmışsa, eğer onların paylarını da bir başka insana aktarmışsak; ki genellikle sağlam bir aşık bunu yapar, o halde değerli hissetmemiz tek bir insanın elindedir. bununla alakalı dostoyevski babamızın, yeraltından notlar kitabında harika bir sözü vardır: "aşık olmak, aşık olduğumuz insana üzerimizde her türlü kötülüğü yapma yetkisi vermektir"
o halde, kendi başına değersiz bir budaladan başka bir şey olmadığını düşünen insan dışında, değer görmeyi belirli bir insanın ya da insanların ellerine bırakanlar bundan dolayı sitem edemezler. kendi kazdıkları kuyuyu öncelikle kendileri doldurmaları gerekir. bunun bir türlü farkına varamayan bu dostlarımız, esasında hiçbir şekilde sevgilerini istemedikleri ama bir şekilde içlerini dökecek samimiyeti buldukları insanlara dert yanarlar: "değersiz hissediyorum, kimse beni sevmiyor, içim içimi kemiriyor" hatta ve hatta "yaşamanın pek anlamı yok"
hepimiz zaman zaman kendimizi değersiz hissederiz. bu his genellikle yanıltıcıdır, sana bakış açını değiştirmen gerektiğini söyleyen bir uyarıdır. değersiz hissettiğimiz vakitlerde mutlaka çayımızı içerken üç dört metre uzağımızda annemiz ya da babamız bizi sevgiyle süzmektedir, bunaldığımızı hissettiği için güzel bir kabak tatlısı yapmanın planlarını yapmaktadır. biz bunu ısrlarla görmezden geliriz ya da görmek istemeyiz; çünkü ya bir kalbe sığıntı olmak için yanıp tutuşuyoruzdur ya da ait olmadığımız bir zümreye yaranmanın planlarını yapıyoruzdur.
değersiz hissediyorum diyene, bunu ima edene iyi bir kalple yaklaşan insanların bilmeleri gereken önemli konulardan biriyle ilgili birkaç kelam edip konuyu kapatacağım. bu, insanın içinde olan, konu başlıklarından bağımsız her daim görebileceğiniz, potansiyel nankörlüğüdür. ben bir konuyla alakalı "hep verdim hep verdim, sonra yüzüme sıçtılar, yazıklar olsun" diyen insanları hiç sevmem. dolayısıyla buradan bir drama çıkarmayalım. mesele, iyi bir yaklaşımın, her değer görmüyorum diyene yöneltilmemesi gerektiği, insanın aldatılmış hissine kapılabileceğini bilmektir. değersizlik hissi, empatisi zor, dolayısıyla belirlemesi de zordur ve bunu bir ego tatmini için potansiyel nankör mü kullanıyor yoksa gerçekten değersiz hisseden bir gariban mı iyi anlamak gerekir.
son paragrafı yazmamın sebebi de insanları önemsemenin; yirmi birinci yüzyıldaki en önemli ve değerli edimlerden biri olmasıdır. kısıtlı bir kaynaktır ve güvensizliğin bu denli yaygın olduğu bir dönemde, bunu harcamakta dikkatli olmak gerekir. sonra buz gibi, duygusuz, kayıtsız bir insan olup çıkarsınız ya da bununla itham edilirsiniz.
bir insan değersiz hissediyorsa, ya gerçekten değersizdir ki bu işin en acı kısmıdır; ya da değer görmek istediği kişi/kişiler onu önemsemiyordur. insan öyle bir canlı ki tüm arzusunu bir yere odaklayabilir, tek bir kumara tüm maddi manevi sermayesini yatırabilir. kaybettiğinde de tüm şiirini tüketmiş hisseder, genellikle değersizlik hissi de bundan kaynaklıdır. çünkü gerçekten değersiz bir insan, öyle ya da böyle bunun farkına varacak ve kendisinin işe yaramaz bir insan olduğunu kabullenecektir. dolayısıyla bundan sitem eden insanlar, değer görecek biri olduğuna inanan insanlardır.
bir insan tüm sevgisini, umutlarını ve hayallerini bir insan üzerine kanalize ettiği zaman, bu duyguyu yaşaması çok yüksek ihtimaldir. zira herkesin hayatında ona değer veren, onu merak eden en kötü bir tane insan vardır. işte bu insana veya insanlara yüklediğimiz anlam azalmışsa, eğer onların paylarını da bir başka insana aktarmışsak; ki genellikle sağlam bir aşık bunu yapar, o halde değerli hissetmemiz tek bir insanın elindedir. bununla alakalı dostoyevski babamızın, yeraltından notlar kitabında harika bir sözü vardır: "aşık olmak, aşık olduğumuz insana üzerimizde her türlü kötülüğü yapma yetkisi vermektir"
o halde, kendi başına değersiz bir budaladan başka bir şey olmadığını düşünen insan dışında, değer görmeyi belirli bir insanın ya da insanların ellerine bırakanlar bundan dolayı sitem edemezler. kendi kazdıkları kuyuyu öncelikle kendileri doldurmaları gerekir. bunun bir türlü farkına varamayan bu dostlarımız, esasında hiçbir şekilde sevgilerini istemedikleri ama bir şekilde içlerini dökecek samimiyeti buldukları insanlara dert yanarlar: "değersiz hissediyorum, kimse beni sevmiyor, içim içimi kemiriyor" hatta ve hatta "yaşamanın pek anlamı yok"
hepimiz zaman zaman kendimizi değersiz hissederiz. bu his genellikle yanıltıcıdır, sana bakış açını değiştirmen gerektiğini söyleyen bir uyarıdır. değersiz hissettiğimiz vakitlerde mutlaka çayımızı içerken üç dört metre uzağımızda annemiz ya da babamız bizi sevgiyle süzmektedir, bunaldığımızı hissettiği için güzel bir kabak tatlısı yapmanın planlarını yapmaktadır. biz bunu ısrlarla görmezden geliriz ya da görmek istemeyiz; çünkü ya bir kalbe sığıntı olmak için yanıp tutuşuyoruzdur ya da ait olmadığımız bir zümreye yaranmanın planlarını yapıyoruzdur.
değersiz hissediyorum diyene, bunu ima edene iyi bir kalple yaklaşan insanların bilmeleri gereken önemli konulardan biriyle ilgili birkaç kelam edip konuyu kapatacağım. bu, insanın içinde olan, konu başlıklarından bağımsız her daim görebileceğiniz, potansiyel nankörlüğüdür. ben bir konuyla alakalı "hep verdim hep verdim, sonra yüzüme sıçtılar, yazıklar olsun" diyen insanları hiç sevmem. dolayısıyla buradan bir drama çıkarmayalım. mesele, iyi bir yaklaşımın, her değer görmüyorum diyene yöneltilmemesi gerektiği, insanın aldatılmış hissine kapılabileceğini bilmektir. değersizlik hissi, empatisi zor, dolayısıyla belirlemesi de zordur ve bunu bir ego tatmini için potansiyel nankör mü kullanıyor yoksa gerçekten değersiz hisseden bir gariban mı iyi anlamak gerekir.
son paragrafı yazmamın sebebi de insanları önemsemenin; yirmi birinci yüzyıldaki en önemli ve değerli edimlerden biri olmasıdır. kısıtlı bir kaynaktır ve güvensizliğin bu denli yaygın olduğu bir dönemde, bunu harcamakta dikkatli olmak gerekir. sonra buz gibi, duygusuz, kayıtsız bir insan olup çıkarsınız ya da bununla itham edilirsiniz.
devamını gör...
dûrendiş
dûrendiş, farsça uzak anlamına gelen dûr ve düşünen anlamına gelen endiş kelimelerinden oluşur. dûrendiş; ileriyi gören, bir iş yaparken ölçüp biçen, temkinli olan kişilere denir. dûrendiş, öngörülü olandır ve muhakeme edebilendir.
devamını gör...
tartolet
özel bir hamurla hazırlanan, içine krema ve çeşitli meyveler eklenerek servis edilen yiyecektir.
devamını gör...
tutankamonun laneti
firavun olan tutankamon'u tarihçiler ve arkeologlara, lanetini de müze hırsızları ve definecilere havale edeyim.
kafa sözlük'ün 2021 kış sezonu transferlerinden çiçeği burnunda bir yazar. rumuzuna bakıp da mesafe belirlemeyin. ne tutankamon gibi firavun ruhlu, ne de lanetli bir yazar. aksine güzel ruhlu ve pozitif enerjili bir yazar.
kafa sözlük'ün 2021 kış sezonu transferlerinden çiçeği burnunda bir yazar. rumuzuna bakıp da mesafe belirlemeyin. ne tutankamon gibi firavun ruhlu, ne de lanetli bir yazar. aksine güzel ruhlu ve pozitif enerjili bir yazar.
devamını gör...
otostopçunun galaksi rehberi
başımdan geçen son derece normal bir kaç olayın anlatıldığı kitap.
devamını gör...
you
herkesin hayatında bir joe ya da herkesin içinde bir joe vardır diyebilirim. beck bence love 'dan daha güzel desem linç yiyebilirim. yeni sezon için spoi verebilirim.
devamını gör...
bülbülü öldürmek
henuz okumadiysaniz okuyacağınız en iyi kitaplardan biri olacağını söylemek isterim. filmini de izleyin sonra o da ayrı bir harika.
devamını gör...
akdeniz iklimi
uzun bir güneşlenme süresi, mavi gökyüzü, sıcak bir deniz, kışı yağışlı ve ılık, yazı da kurak geçen bir yaz mevsimi, hakim olduğu sahillerde de deniz turizminin önünü açmasında rol oynamıştır.
devamını gör...
güneş saati kadranı
diğer ismiyle gnomon, güneş saatinde gölgeyi tabana yansıtan kısımdır. anaksimandros tarafından icat edilmiştir.
güneş gökyüzünde ilerledikçe çubuğun ucunun saat üzerinde bıraktığı gölge, farklı saat çizgilerine denk gelecek şekilde hareket eder. bulutlu günlerde bu saat türü kullanışsız olur.
güneş gökyüzünde ilerledikçe çubuğun ucunun saat üzerinde bıraktığı gölge, farklı saat çizgilerine denk gelecek şekilde hareket eder. bulutlu günlerde bu saat türü kullanışsız olur.
devamını gör...
dalkavuknâme
samsatlı lukianos tarafından yunanca kaleme alınan ve asıl adı peri parasitou (asalak hakkında) olan bu eser kaynaklarda çok az geçmektedir. ingilizce çevirisi the prasite olan bu eser türkçe'ye vasilaki vuka tarafından dalkavuknâme adıyla çevrilmiştir. esere ayrıca tercüme-i letâfet âsâr der ta'rif-i san'at-ı dalkavukân-ı şöhret-şiâr adı da verilmiştir.
kitabın birçok ismi arasında çok fazla kaybolmadan içeriğine geçersek hiciv ustamız loukianous dalkavukluğu bir dalkavuğun dilinden övgüler ile anlatıyor. kitap,kahramanlarımız kârdan ve firuz arasındaki diyaloglardan oluşuyor. yazar, dalkavukluk sanatının önemini ve inceliklerini açıklıyor. överek ince mesajlarla yeriyor aslında.
kitaptaki firuz karakteri olan dalkavuk lokionos'un sözcüsü konumunda yer alıyor ve felsefecilere ve hatiplere yönelik sert eleştirilerini dile getiriyor.
eser, aslında 2. yy da yaşayan lokianous'un çok bilinmeyen bir eseri. o dönemde yazılan bu eser ancak osmanlı devleti zamanında tercüme edilmiş ve tercüme edilme süreci de bir hayli tuhaf. eseri tercüme ederken yazarın üslubunu bozmamaya çalışarak bazı noktalar islam milletine uymadığı gerekçesi ile çıkarılmış ve değiştirilmiş.
mesela mübâriz* ve bahadır, harp aletleri olmaksızın, tüccar sermayesiz, ağaç meyvesiz ve alameti güzellik olan sevgili süssüz haliyle eksiktir. aynı şekilde ikbâl sahibinin de dairesinde dalkavukları olmadıkça yücelik ve haşmette kusur ve noksanı var demektir. ve o dairenin süsten ve gösterişten uzak olacağı bellidir.
kitabın birçok ismi arasında çok fazla kaybolmadan içeriğine geçersek hiciv ustamız loukianous dalkavukluğu bir dalkavuğun dilinden övgüler ile anlatıyor. kitap,kahramanlarımız kârdan ve firuz arasındaki diyaloglardan oluşuyor. yazar, dalkavukluk sanatının önemini ve inceliklerini açıklıyor. överek ince mesajlarla yeriyor aslında.
kitaptaki firuz karakteri olan dalkavuk lokionos'un sözcüsü konumunda yer alıyor ve felsefecilere ve hatiplere yönelik sert eleştirilerini dile getiriyor.
eser, aslında 2. yy da yaşayan lokianous'un çok bilinmeyen bir eseri. o dönemde yazılan bu eser ancak osmanlı devleti zamanında tercüme edilmiş ve tercüme edilme süreci de bir hayli tuhaf. eseri tercüme ederken yazarın üslubunu bozmamaya çalışarak bazı noktalar islam milletine uymadığı gerekçesi ile çıkarılmış ve değiştirilmiş.
mesela mübâriz* ve bahadır, harp aletleri olmaksızın, tüccar sermayesiz, ağaç meyvesiz ve alameti güzellik olan sevgili süssüz haliyle eksiktir. aynı şekilde ikbâl sahibinin de dairesinde dalkavukları olmadıkça yücelik ve haşmette kusur ve noksanı var demektir. ve o dairenin süsten ve gösterişten uzak olacağı bellidir.
devamını gör...
doğal sakinleştiriciler
kitaplıktaki bütün kitapları kaldırıp, tek tek silip, kitaplığı da silip geri dizmek.
devamını gör...
ahmet uluçay
belgeselini izlemiştim.çok sevdiğim bu başlığı açan yazar dostum sayesinde tanıdıgım güzel insan ruhu şad olsun..
devamını gör...
körlük
-bence biz kör olmadık, biz zaten kördük.
+gören körler mi?
-gördüğü halde göremeyen körler.
kitabın ana fikriydi bu cümleler.
+gören körler mi?
-gördüğü halde göremeyen körler.
kitabın ana fikriydi bu cümleler.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en büyük zaafları
sevilmek. sevilince süt dökmüş kedi oluyorum, sevmeyin beni.
devamını gör...

