artık duygularınız minimum seviye de mantık maximum seviye de oluyor.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kafa sözlüğün incelmesidir. forma dönmek iyidir hem. fit fit gezeriz işte canım aa.
devamını gör...

valla koltuk boşken bile doları ve enflasyonu düşürecektir, benim oyum koltuğa.
devamını gör...

başka erkekleri hayal etmem.

asıl soru şu ki siz neden başka erkekleri hayal ediyorsunuz?

edit: baycerrah bey başlığı bana bırakıp kaçtı.
devamını gör...

aşağıdaki sözün sahibi filozof.


baktığına herkes bakar ama senin gördüğünü herkes görmez. herkes aşık olabilir ama hiç kimse senin gibi seveemz. tek fark sensin, seni özel kılan da sevdiğin değil, sevgin."
devamını gör...

19. yy civarinda eliphas levi tarafinda resmedilmis tapinak sovalyelerinin simgesidir.
bir eli yukari bir eli asagi bakar, yukari bakan el sevgi ve merhameti temsil ederken, asagi bakan el yargiyi temsil eder. cizime baktigimizda, sag el beyaz merhamet ayina isaret eder, sol ise siyah yargi ayina isaret eder. bu yargi ve merhametin harmonisidir.
baphomet`in boynuzlari, zekayi ve akli temsil eder, cikan alevler ise evrendeki denge isigini temsil eder.
devamını gör...

1998 yapımı bir filmin sanki geleceğin habercisi gibi olan harika bir film.
hayatının her anı takipte olan karakteri harika canlandıran bir jim carrey görüyoruz.

empati kurmak gerekirse kim böyle bir şeyi isterdi acaba diye sormak isterdim ama şu anki çağda herkesin göz önünde, ilgi odağında olmak istemesiyle çok da fazla şikayet etmeyecek gibi bir hal-i vaziyet mevcut.

aslında bir yönden bakılırsa ünlülerin ünlü olduktan sonraki rahat edememelerini de bu filmden sonra hissetmek mümkün gibi geliyor.

beni çok etkiledi ben o durumda olsam anlayabilir mıydım bilemiyorum ancak anlasaydım daha da mı kötü olurdu buda tartışılır.

tekrar tekrar izlenebilecek harika filmlerden birisi, keyifli seyirler.
devamını gör...

devamını gör...

normal nickaltı. öven, gömen, tanımlarını beğendiğim için teşekkür eden tanımlar var.
devamını gör...

aralık ayı güneşi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

babamın iflası ile istanbul' a geldik.
ıstanbul bana mersin'den sonra vahşi hayvanlarla dolu bir orman gibiydi...

mersin'deki kolejden, başka bir şehirin fakir semtindeki ilköğretim okuluna gelmek ayrı travmayken; o varlıklı hayattan bu görülmemiş yokluğa düşmenin ağırlığı daha da zordu. beslenmeme koyacak ekmeği zor bulduğumuz zamanlardı.

8 yaşındaydım, ilk gün okula üstümde kolej üniformasıyla gittim. öğretmen 'yarın önlükle gel' dedi.

annemler o akşam bir komşumuzun çocuğunun eskimiş önlüğünü yakası olmadan, başka başka düğmeler dikerek bana uydurdular. tabi yeni olduğum yetmiyormuş gibi bir de fakir olunca dikkatler üstüme yöneldi. zaten yaşca hepsinden iki yaş küçüktüm. doktor raporu ile ıq'su yüksek denilerek 5,5 yaşında birinci sınıfa başlamıştım.

sınıfta her beslenme saati, beslenmemi alıp çöpe ya da yere atan bir çocuk vardı. teneffüste "önümüze gelene bin tekme" ayağına bahçede duvara sıkıştırıp döverlerdi. hatta okulun merdivenlerinden ikinci kattan attıkları bile oldu. olaydan sonra aylarca kaburgalarım ağrıdı. gece yatağımda sessizce ağlardım. annem dayak yediğimi duyarsa buna kızıp döver korkusuyla, bu ağrılı süreci kendi başıma yaşadım. çünkü annem, dayak yedim diye dayak atardı.

okulda dövenlere ek bir de komşumzun 11 yaşındaki kızı döverdi beni. onlar 4 kardeşti en küçüğü benimle yaşıttı. ona gelinceye kadar, yolüstü 14-15 yaşlarında bir oğlan çocuğu önüme geçer bana sarılmaya çalışırdı. o sapık olan çocuğu babam fark edip ağız burun dağıttı ama diğerlerini bertaraf edemedim.
ıki sene boyunca okuldakiler, komsunun kızı, üstüne bir de annem döverdi cift dikiş olurdu dayaklarım.
bu sebeple okul yıllarında yaşananlar kaç yıl olursa olsun insanın benliğinde iz bırakıyor. *
devamını gör...

adaletin elini kolunu bağlayanlar, basınında ağzını, gözünü bağladı. görmeyeceksin, duymayacaksın, duyurmayacaksın diyorlar.
üstelik sadece basın da değil, sivil halka da aynı muamele çekiliyor. artık algoritma öyle bir hale geldi ki; bırakın isim yer olay vereni, sıradan bir atasözü yazanı bile bizi mi ima ettin diye içeri tıkıyorlar.
tacizcisinden tecavüzcüsüne, katilinden teröristine sokaklarda cirit atan memlekette hiçbir sabıkası olmayan, sadece bir tivit attı diye kendisini mahkemede bulan insanlar var. fişliyorlar, sicillerini kirletiyorlar.
basını susturma aşamasını çoktan geçtik. yangın tek bir yerde değil ki aman diğerleri görmeden susturalım diyebilesin. enflasyonundan ahlaki çöküşüne dek ülkenin her yerinde çeşitli yangınlar eşzamanlı halde.
demek istediğim mesela aldığın mülteci sokakta çırılçıplak mı yürümüş, nerde olmuş maraş’ta, sen buna basın yasağı getir aman istanbul’daki duymasın diye; o esnada başka bir tanesi esenyurtta yürüyor oluyor zaten, onu ne yapacaksın?
mesela bir çocuğu mu taciz etmişler bursa’da, aynı gün burada küçükçekmece’de aynısı oldu onu nasıl duymamı engelleyeceksin?
yaptığınız yolsuzlukları siz örtbas etseniz tivitterdan bir muhalif siyasetçi yazıyor, onu sustursanız sedat peker youtube’da yayınlıyor, onu engelleseniz biri instagram’da canlı yayın açıyor.
ülkenin her yerinde şahsi aracından taksisine, minibüsüne 30 liradan yakıt alınıyor. ekmek bile 5 lirayı geçmiş en ücra köyde dahi, kimi neyle kandıracaksınız.
herkes her an benzer şeyleri yaşıyor. ülkeyi şirinler köyü gibi gösteremezsiniz. truva’nın duvarları çoktan düştü, dumanlar yükseliyor bardakla su dökerek bu yangın dinmez.
devamını gör...

aferin en türk sensin sal artık şu siteyi
devamını gör...

leydiiz en centılmın burada tartışma fitili ateşlemek gibi bi niyetim yok ama sözüm erkekler geç olgunlaşır diyenlere..
allah aşkına kendiniz ya da partneriniz, bir kadın olarak hararetli bir tartışmada ne kadar olgun kalabilir. ya da bütün kadınlar cidden her konuda dört dörtlük ama sadece erkekler mi çocuk kaldı. elbette kainatta en politik varlık kadın. bu da onları olgun gösteriyor çünkü her hamleleri stratejik. iyi ama "olmaktan" kastımız politika ve strateji mi?
haaaaayııııııır.
biraz daha karşılıklı anlayış belki?
o da mı olmadı.
bence kadınlar kendilerine göre olunmadığı sürece olgun yerine çocuk demeye devam eder aga. orası kesin.
şu da bir gerçek ki hayatı ve kadınları öğrenmeye hala devam ediyoruz. ve bu eğitim bitmeyecek gibi.
artık bu şehir efsanesi de kadına söylenen "elinin hamuruyla sen karışma" cümlesi kadar bayağılaştı.
edit: yine attık oltayı bakalım.
edidit: olamadık
devamını gör...

aşk seks uyuşturucu diyor. açtım sözlüğü bulgur pilavı yiyorum. he aşk seks amokachi. bulgur pilavı yerken aşk seks uyuşturucu dedikodu kazanında dönüyorum.
devamını gör...

kızıl nelson isyanıdır.
ama katılmadığım başlıktır.
bende renkli olmasını seviyorum ne olacak kızıl nelson ?
ilerleyen dönemlerde bunu yazara bırakacaklardır mutlaka.
devamını gör...

öğrenciler tüm gün evde ve tüm gün masanın başında derse odaklanmak o kadar zor ki. ilk birkaç ders takip etmeye çalışsan bile özellikle eğitim dili ingilizceyse muhakkak bir yerden sonra kopuyor. bilmediğin birkaç kelime çıksa onu araştırayım derken ders kaçıyor. odaklanmayı kaybediyorsun ve dersi takip edemiyorsun. tembellikle alakası yok yani. ha bir de aile faktörü var. pandemiden dolayı aile bireylerinin çoğu evde olduğu için ister istemez ses oluyor.

biraz da öğrencilerin psikolojilerini düşünmek gerek. dışarıda mükemmel bir doğa var fakat dışarı çıkamıyorlar, sosyalleşmek desen zaten 0 çünkü okul yok.
devamını gör...

hormonal formüldür.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tek tanrılı dinlerde özellikle kendine yer bulan ve dünyada kendini fani zevklere kaptıran ve söz dinlemeyen insanların cayır cayır yanacağı müjdelenen bir yerdir.

dante'nin cehennemine hepimiz aşinayız. yanmak için en ideal yer olmayabilir ama en güzel tasvir edilenlerden biridir. ancak dante dışında da birçok insanın kaleminden cehennem tasviri dökülmüş ve kendi içinde bir cazibe merkezi haline gelmiştir cehennem.

jean paul sartre'ın söylediği gibi belki kendi başımıza kalsak cehennem fikrinden az gidip uz giderek uzaklaşacağız ama bizi bir türlü yalnız bırakmıyor diğer insanlar. o yüzden;

cehennem başkalarıdır.

cehennem fikrini yanlış anlamış da olabiliriz. yani aslında hayali bir cehennem fikrine hiç ihtiyacımız yoktur. belki de cehennem bize o kadar uzak değildir. belki korkulacak bir şey yoktur. belki de aldous huxley haklıdır:

belki bu dünya başka bir gezegenin cehennemidir.

aslında cehennem gerçekten var olan bir yer de olabilir. belki gerçekten cayır cayır yanan öyle bir yer vardır ama yine de korkulacak bir şey yoktur. biz bu dünyada yaşadıktan sonra cehennem bize harika bir yer gibi gelecek. william shakespeare haklı olabilir:

cehennem bomboş, bütün şeytanlar burda.

ya da cehennem tamamen zamanla alakalı bir şeydir. çocukken bize her şey güzel ve eğlenceli gelirken büyüdükçe içimizde bir bulantı duymaktan başka şey hissedemedik yaşamaya karşı. o zaman da h.p. lovecraft haklı çıkar:

yetişkinlik cehennemdir.

yine soyut ama bambaşka boyutta bir şey de olabilir cehennem. bizim için bütün kötülüklerin, en azından en can yalanların kaynağı zihnimizdir. herkes kendi cehennemini zihninde taşır. bu sefer de john calvin'e kulak vereceğiz:

kötü bir bilincin işkencesi yaşayan ruhun cehennemidir.

yine fazla uzattım. o yüzden son bir cümle ile bitireceğim tanımı. modern zaman filozolarından biri olan jim carrey'den bir tasvir alacağım ve belki de en doğrusu bu:

belki de gerçekten cehennem diye bir yer yoktur. belki de cehennem büyükanne ve babamızın sandviç yerken burunlarından soluk alıp verişini dinlemek zorunda kalmaktır sadece.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim