kafa kafaya radyo yayını
gün geçmiyor ki sevdiğim bir yazar yayın yapmasın! sesinin zippodan çıkan çın sesi kadar cool olduğunu düşündüğüm yazarımızın ve dostunun gerçekleştirdiği programı sabırsızlıkla bekliyorum. uzun zaman sonra radyoda canlı program takip etmeye başladım, emeği geçen herkesin eline sağlık.(bkz: swh)
devamını gör...
salda gölü'nün son hali
akp'nin salda gölünü imara açması sonucu mahvolmuş güzelim göldür. bu bıyıklarını sevdiklerim adeta doğal güzelliklere tepki olarak doğmuşlar. reziller.
link
link
devamını gör...
yalmavuz
türk toplumlarının anlatılarında bir tür dev ve cadı karışımı yaratık. insan kanı içtiğinden bahsedilir.
uygurlar arasında yalmavuz, özbeklerde yalmağız, kazaklarda calmavız ve kırgızlarda celmağuz şeklinde adlandırılır.
yedi başlıdır ve yarı insan yarı hayvan olarak tasvir edilmektedir. şekil değiştirme huyu vardır. genelde kurbanlarına ak saçlı bir nine olarak görünür ve onların güvenini kazanır. sonrasında ise cumburlop midesine indirir. kan emicilik en tipik özelliğidir.
abdulhakim mehmet ''çın tömür batur'' çalışmasında yalmavuz şu şekilde anlatılır;
yalmavuz, yaşlı bir nine kılığındadır ve kördür. duman tüten yerde, biçimsiz ve eski bir evde yaşar. ateşin sahibidir ve evine gelen mehtumsula adlı kıza ateş verir. kız onun “yedi başlı canavar” olduğunu anlar. yalmavuz, genç kıza bit ve sirke vererek bunları iki tarafına atarak yürümesini söyler. kız böyle yapınca sirke dökülen yanda dikenler, bit dökülen tarafta çalılar oluşur ve yalmavuz bu yoldan kızın evine varır. mehtumsula’yı saçlarından tavana asar ve onun ayak tabanlarını delip kanını içer. her gün bu şekilde gelir ve kan içer, mehtumsula’yı tehdit eder.
bir başka anlatısında ise şu hikayeye yer verir;
mehtum han adlı bir kız abisinin sözünü dinlemez ve ateş sönünce ateş bulmak için evden çıkar. bir dağ eteğinde yükselen bir duman görür ve ateş alabilmek için oraya gider. orada yaşlı bir nine görür. bu nine bir tencerede ak bit bir tencerede ise gök bit kaynatmaktadır. kız selam verip ninenin evine girer ve fark ettirmeden ateş alıp evine döner. bu nine aslında “yedi başlı yalmavuz”dur ve sık sık insan kanı içip keyif sürer. kızı gizlice takip eder, evine gelir, kıza iki tokat vurup onu bayıltır ve kızın kanını içer. bu anlatıda yalmavuz insan kokusunu alma kabiliyetine de sahiptir.
alimcan inayet ise yalmavuzu şu şekilde anlatmıştır;
yalmavuz ateşe sahiptir.. hilekârdır ve bir şekilde insanların ateşini söndürüp onları kendine muhtaç eder ve kahramanlar canları pahasına ateşi elde edebilmek için yalmavuz ile mücadele ederler. o ise ateş istemek için gelenleri yakalayıp onların kanları içer.
yalmavuz'un fiziksel özelliklerine bakarsak, batının vampir miti ile aralarında ciddi bir benzerlik olduğunu görürüz. -diğer benzerlik için (bkz: albastı)- yalmavuzun uzun sivri dişleri vardır ve bu dişler sayesinde avının kanını emer. şekil değiştiriyor olması da yine vampirlerle ortak özelliğidir.
daha önce albastı (albız) örneğinde de değindiğim üzere, türk mitolojisinde yer alan bu varlıklar dönemsel olarak, batı vampir mitlerinden önce gelir. ayrıca türk mitolojisinde bu özelliği haiz başka yaratıklar da vardır. yani çeşitlilik fazladır. mısır, eski yunan ve roma mitolojilerinde böyle varlıklardan bahsedilse de misal strigae gibi, vampir mitlerinden bahsedilirken türk mitolojisine hiç değinilmemesi cidden enteresandır. oysa bu mitosun kaynak olarak beslendiği en engin pınar türk mitolojisidir.
uygurlar arasında yalmavuz, özbeklerde yalmağız, kazaklarda calmavız ve kırgızlarda celmağuz şeklinde adlandırılır.
yedi başlıdır ve yarı insan yarı hayvan olarak tasvir edilmektedir. şekil değiştirme huyu vardır. genelde kurbanlarına ak saçlı bir nine olarak görünür ve onların güvenini kazanır. sonrasında ise cumburlop midesine indirir. kan emicilik en tipik özelliğidir.
abdulhakim mehmet ''çın tömür batur'' çalışmasında yalmavuz şu şekilde anlatılır;
yalmavuz, yaşlı bir nine kılığındadır ve kördür. duman tüten yerde, biçimsiz ve eski bir evde yaşar. ateşin sahibidir ve evine gelen mehtumsula adlı kıza ateş verir. kız onun “yedi başlı canavar” olduğunu anlar. yalmavuz, genç kıza bit ve sirke vererek bunları iki tarafına atarak yürümesini söyler. kız böyle yapınca sirke dökülen yanda dikenler, bit dökülen tarafta çalılar oluşur ve yalmavuz bu yoldan kızın evine varır. mehtumsula’yı saçlarından tavana asar ve onun ayak tabanlarını delip kanını içer. her gün bu şekilde gelir ve kan içer, mehtumsula’yı tehdit eder.
bir başka anlatısında ise şu hikayeye yer verir;
mehtum han adlı bir kız abisinin sözünü dinlemez ve ateş sönünce ateş bulmak için evden çıkar. bir dağ eteğinde yükselen bir duman görür ve ateş alabilmek için oraya gider. orada yaşlı bir nine görür. bu nine bir tencerede ak bit bir tencerede ise gök bit kaynatmaktadır. kız selam verip ninenin evine girer ve fark ettirmeden ateş alıp evine döner. bu nine aslında “yedi başlı yalmavuz”dur ve sık sık insan kanı içip keyif sürer. kızı gizlice takip eder, evine gelir, kıza iki tokat vurup onu bayıltır ve kızın kanını içer. bu anlatıda yalmavuz insan kokusunu alma kabiliyetine de sahiptir.
alimcan inayet ise yalmavuzu şu şekilde anlatmıştır;
yalmavuz ateşe sahiptir.. hilekârdır ve bir şekilde insanların ateşini söndürüp onları kendine muhtaç eder ve kahramanlar canları pahasına ateşi elde edebilmek için yalmavuz ile mücadele ederler. o ise ateş istemek için gelenleri yakalayıp onların kanları içer.
yalmavuz'un fiziksel özelliklerine bakarsak, batının vampir miti ile aralarında ciddi bir benzerlik olduğunu görürüz. -diğer benzerlik için (bkz: albastı)- yalmavuzun uzun sivri dişleri vardır ve bu dişler sayesinde avının kanını emer. şekil değiştiriyor olması da yine vampirlerle ortak özelliğidir.
daha önce albastı (albız) örneğinde de değindiğim üzere, türk mitolojisinde yer alan bu varlıklar dönemsel olarak, batı vampir mitlerinden önce gelir. ayrıca türk mitolojisinde bu özelliği haiz başka yaratıklar da vardır. yani çeşitlilik fazladır. mısır, eski yunan ve roma mitolojilerinde böyle varlıklardan bahsedilse de misal strigae gibi, vampir mitlerinden bahsedilirken türk mitolojisine hiç değinilmemesi cidden enteresandır. oysa bu mitosun kaynak olarak beslendiği en engin pınar türk mitolojisidir.
devamını gör...
sözlükteki enteresan sessizlik
evet dostlar arkadaş noluyor diyorum nereye gitti herkes? online listesine bakıyorum ortalık zebellak yazar çaylak gizemli cool şahıslar muhtemelen mit online. fakat sözlüğe baktığımda bir kanı çekilmişlik var. donanımhaber mi burası alooo izlemekle olmaz öyle! bugüne mi özel bilemedim.
devamını gör...
ali insan
2006 doğumlu 15 yaşındaki ali insan almanya'da yaşayan türk bir ailenin çocuğudur. anaokulunda müzikal yönünün güçlü olduğu keşfedilince tavsiye üzerine bir müzik okuluna gitmiştir. yaklaşık 8 yıldır keman çalan ali insan almanya'da birçok başarıya imza atmıştır. 54. jugend muzisiert yarışmasında birincilik elde etmiş ve mozart'ın "voi che sapete" adlı eserini seslendirmesiyle "wolfgang amadeus mozart" ödülüne layık görülen almanyadaki ilk yabancı olmuştur.
kargalar arasında ak bir güvercin gibisin ali. o huzurlu sesinle ve kemanınla kulaklarımızı ve ruhumuzu beslemeye devam etmeni dilerim, başarıların daim olsun.
zülfü livaneli'nin 'güneş topla benim için' şarkısını sevdalım hayat ekibi ile seslendirdiği konserine de buradan gidebilirsiniz.
kargalar arasında ak bir güvercin gibisin ali. o huzurlu sesinle ve kemanınla kulaklarımızı ve ruhumuzu beslemeye devam etmeni dilerim, başarıların daim olsun.
zülfü livaneli'nin 'güneş topla benim için' şarkısını sevdalım hayat ekibi ile seslendirdiği konserine de buradan gidebilirsiniz.
devamını gör...
domestic hıyar
biz gececi yazarlar birbirimize aşinayız, geceleri icat bulmuyoruz kafası geç geliyor diyelim.
dur kahvemi alıp geleyim, esprini tut, gülmeyi kaçırmayayım, kıvamında muhabbetler....
eee zaman zaman deniz fenerinde nöbet tutar, zaman zaman açık denizde yazar.
basmane'de kivi içip fatma sezen muhabbeti yapmak isteriz....
ben, en çok onunla minibüs yolculuğunu severim. sağ koltuğa kurulu, arkadan vermeyen kaldı mı? sorusunu sorarım. piston aşağı inse de, şoför mahallini terk etmez, yunan müziğinin sesini açar, sigarasını yakar ve böyle bir ölüm herkese nasip olmaz der. bütün bir minibüs dolusu insan ölmek ister.....
tamam belki bir minibüste ölmeyi göze alırız da, pembe kucaklar ana okuluöğrencileri değiliz ki!
sözlüğü yazma dersen asla dinlemem hocam! aklımızı kiraya vermedik, şükür.
her neyse, kendisi aynı zamanda ünlü bir insandır;
dur kahvemi alıp geleyim, esprini tut, gülmeyi kaçırmayayım, kıvamında muhabbetler....
eee zaman zaman deniz fenerinde nöbet tutar, zaman zaman açık denizde yazar.
basmane'de kivi içip fatma sezen muhabbeti yapmak isteriz....
ben, en çok onunla minibüs yolculuğunu severim. sağ koltuğa kurulu, arkadan vermeyen kaldı mı? sorusunu sorarım. piston aşağı inse de, şoför mahallini terk etmez, yunan müziğinin sesini açar, sigarasını yakar ve böyle bir ölüm herkese nasip olmaz der. bütün bir minibüs dolusu insan ölmek ister.....
tamam belki bir minibüste ölmeyi göze alırız da, pembe kucaklar ana okuluöğrencileri değiliz ki!
sözlüğü yazma dersen asla dinlemem hocam! aklımızı kiraya vermedik, şükür.
her neyse, kendisi aynı zamanda ünlü bir insandır;
devamını gör...
ayrılık konuşması yapmak
seviyorsanız ve karşıdaki kişinin iyiliği için yapıyorsanız bile sizi iyi görmeyecektir. o vicdan boru gibi gene bize girecektir. zor, çok çok zor.
devamını gör...
en yakındaki kitabın 17. sayfasının 3. cümlesi
"her şey, her şey güzeldi, gözyaşı, dünya, zaman..." **
devamını gör...
2023'te ay'a gidiyoruz
gerçekten gidiyorlar mı? tek yön değilmi geri gelmeyecekler.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
sanatölye burası senin için yanlış diyar
eksik kaldı zaten domestic hıyar
herkese gerekli itibar
bunun için atışmamız kibar kibar.
eksik kaldı zaten domestic hıyar
herkese gerekli itibar
bunun için atışmamız kibar kibar.
devamını gör...
sivas katliamı
insanoğlunun vahşiliğinin en büyük göstergelerinden birisidir.
kendinden olmayanı kendi gibi düşünmeyeni öldürecek kadar vahşileşenlerin yaşattıklarıdır.
acı tarafı ise bu zihniyet değişmedi. geçenlerde kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıda oradan bir kaç kişi “yakın la yakın” diyordu. kaç sene geçmiş üstünden hala aynı rezalet hala aynı cahillik devam ediyor.
kendinden olmayanı kendi gibi düşünmeyeni öldürecek kadar vahşileşenlerin yaşattıklarıdır.
acı tarafı ise bu zihniyet değişmedi. geçenlerde kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıda oradan bir kaç kişi “yakın la yakın” diyordu. kaç sene geçmiş üstünden hala aynı rezalet hala aynı cahillik devam ediyor.
devamını gör...
teşekkürler normal sözlük
sakin olun, bir şey yok, yalnızca teşekkür etmek istediğim için açtığım başlıktır.
teşekkürler.
teşekkürler.
devamını gör...
sex lies and videotape
90'ların bağımsız sinemasının öncülüğünü yapmış steven soderbergh filmi.
görünürde rahat bir hayat yaşayan, terapi gören ve başkalarının küçük diyebileceği dünya sorunlarına kafasını takmış ann, onu kız kardeşiyle aldatan kocası ve kocasının eski bir arkadaşının onları ziyarete gelmesi ile değişen hayatlarına şahit oluyoruz. film aslında konusu itibariyle karamsar ya da bunaltıcı olsa da görüntüler, ortam, hava epey renklidir. bu yüzden izlerken ayrı bir kitler insanı ekrana. bu karmaşıklaşan aile dinamiklerini seyrederken kardeşlik bağlarını, sevgiyi, cinselliği ya da ilişkileri sorgularken buluruz kendimizi. "erkekler çekici kadınları sevmeyi, kadınlarsa sevdikleri adamları çekici bulmayı öğrenirler" der kahramanımız graham. ve filmin hemen başında iktidarsız olduğunu itiraf etmesine karşın filmde gördüğümüz kadınları etrafına çeker garip bir şekilde. ayrıca film temelde seksle ilgili olsa da neredeyse hiç* seks sahnesi çıkarmaz karşımıza. çoğu filmde sonlar tatmin edici olmasa da bu filmde epey doyurur insanı, hem de açık bir kapı bırakmış olmasına rağmen. yağmur yağacak, yağıyor derken görmeyiz bile hiç yağdığını.* bilemeyiz de. ama ne bitiştir o ya.
james spader bu rolüyle cannes film festivalinde en iyi erkek oyuncu ödülünü almıştır. bu adam dengesiz, garip karakterleri nasıl bu kadar iyi oynayabiliyor ya. helal olsun.
görünürde rahat bir hayat yaşayan, terapi gören ve başkalarının küçük diyebileceği dünya sorunlarına kafasını takmış ann, onu kız kardeşiyle aldatan kocası ve kocasının eski bir arkadaşının onları ziyarete gelmesi ile değişen hayatlarına şahit oluyoruz. film aslında konusu itibariyle karamsar ya da bunaltıcı olsa da görüntüler, ortam, hava epey renklidir. bu yüzden izlerken ayrı bir kitler insanı ekrana. bu karmaşıklaşan aile dinamiklerini seyrederken kardeşlik bağlarını, sevgiyi, cinselliği ya da ilişkileri sorgularken buluruz kendimizi. "erkekler çekici kadınları sevmeyi, kadınlarsa sevdikleri adamları çekici bulmayı öğrenirler" der kahramanımız graham. ve filmin hemen başında iktidarsız olduğunu itiraf etmesine karşın filmde gördüğümüz kadınları etrafına çeker garip bir şekilde. ayrıca film temelde seksle ilgili olsa da neredeyse hiç* seks sahnesi çıkarmaz karşımıza. çoğu filmde sonlar tatmin edici olmasa da bu filmde epey doyurur insanı, hem de açık bir kapı bırakmış olmasına rağmen. yağmur yağacak, yağıyor derken görmeyiz bile hiç yağdığını.* bilemeyiz de. ama ne bitiştir o ya.
james spader bu rolüyle cannes film festivalinde en iyi erkek oyuncu ödülünü almıştır. bu adam dengesiz, garip karakterleri nasıl bu kadar iyi oynayabiliyor ya. helal olsun.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
ne çıkar yanımda olmasan
kalbim senden ibaret değil mi
uzaktan sevmek zor demişsin
etme sevdam
görmeden sevmek ibadet değil mi
|cemal süreya
kalbim senden ibaret değil mi
uzaktan sevmek zor demişsin
etme sevdam
görmeden sevmek ibadet değil mi
|cemal süreya
devamını gör...
bu yazara yakın zamanda çok fazla beğeni yaptığınız için oyunuz kaydedilmedi
eğer herhangi yardımcı algoritmalardan yararlanmadan, direkt belli bir zamana bağlı olarak işliyorsa çok büyük hata. hatta sözlüğü bildim bileli yapılan geliştirmeler arasında yarardan çok zarar getireceğini düşündüğüm tek yenilik. ve hatta bir gecede cahil kaldık.
zamanında bu konu hakkında bir iki kelâm etmiştim: #381985. kısaca şöyle demişim: "yeni keşfettiğim ya da hâlihazırda takip ettiğim yazarların ben yokken neler yazdığını açarım, (genelde muhteşem insanlar olduklarından ve muhteşem şeyler yazdıklarından) keyifle okurum ve doğal olarak da oylarım." mevzubahis alışkanlığımı da yitirmedim. hâlâ daha mürekkep yalamak adına yaptığım favori hobilerimden biri.
mesela, bu aralar sözlüğü okumaya pek vaktim olmuyor. başlıklar arasında gezinecek zamanım olmadığından, en azından takip ettiğim yazarları okumaya gayret gösteriyorum. var olsunlar, bu insanlar da genelde ürettikçe üreten bilgi ve deneyim fabrikaları oldukları için, yazdıkça yazmış oluyorlar. okuyorum, beğeniyorum ve hakkını vermek, oylamak istiyorum; ne yapacağım? yer imlerine kaydedip zamanın geçmesini mi bekleyeceğim? böyle saçmalık olur mu?
o yüzden, böyle bir sistem illa var olacaksa, girilerin uzunluğuna ve tahmini okunma sürelerine göre ayarlanabilir misal. eğer insanların okumadan oylamasından yakınıyorsak ve buna karşın önlem alıyorsak, okuyarak oylayan insanları da düşünmek gerek. ya da başlı başına oylama anonim kılınıp, yalnızca favoriler herkese açık görünebilir. böylece "çok oylayayım da millet de beni oylasın" düşüncesi geçerliliğini yitirir. ya da bunların dışında çeşitli yöntemler de geliştirilebilir elbette.
ama tahmin ettiğim gibi, örneğin "bir yazara 30 dakikada verilebilecek maksimum oy 5'tir" gibi basit bir sistemse, işte böylesi kolaya kaçmak olur ve sistemi hakkıyla kullanan insanları da olumsuz etkiler. zaten hakkıyla okuyup oylayan bir avuç insan var, onları da bu şekilde oylamaya küstürürsek, zaten pek de sağlıklı olmayan etkileşimi iyice mahvetmiş olmaz mıyız? herhalde oluruz.
zamanında bu konu hakkında bir iki kelâm etmiştim: #381985. kısaca şöyle demişim: "yeni keşfettiğim ya da hâlihazırda takip ettiğim yazarların ben yokken neler yazdığını açarım, (genelde muhteşem insanlar olduklarından ve muhteşem şeyler yazdıklarından) keyifle okurum ve doğal olarak da oylarım." mevzubahis alışkanlığımı da yitirmedim. hâlâ daha mürekkep yalamak adına yaptığım favori hobilerimden biri.
mesela, bu aralar sözlüğü okumaya pek vaktim olmuyor. başlıklar arasında gezinecek zamanım olmadığından, en azından takip ettiğim yazarları okumaya gayret gösteriyorum. var olsunlar, bu insanlar da genelde ürettikçe üreten bilgi ve deneyim fabrikaları oldukları için, yazdıkça yazmış oluyorlar. okuyorum, beğeniyorum ve hakkını vermek, oylamak istiyorum; ne yapacağım? yer imlerine kaydedip zamanın geçmesini mi bekleyeceğim? böyle saçmalık olur mu?
o yüzden, böyle bir sistem illa var olacaksa, girilerin uzunluğuna ve tahmini okunma sürelerine göre ayarlanabilir misal. eğer insanların okumadan oylamasından yakınıyorsak ve buna karşın önlem alıyorsak, okuyarak oylayan insanları da düşünmek gerek. ya da başlı başına oylama anonim kılınıp, yalnızca favoriler herkese açık görünebilir. böylece "çok oylayayım da millet de beni oylasın" düşüncesi geçerliliğini yitirir. ya da bunların dışında çeşitli yöntemler de geliştirilebilir elbette.
ama tahmin ettiğim gibi, örneğin "bir yazara 30 dakikada verilebilecek maksimum oy 5'tir" gibi basit bir sistemse, işte böylesi kolaya kaçmak olur ve sistemi hakkıyla kullanan insanları da olumsuz etkiler. zaten hakkıyla okuyup oylayan bir avuç insan var, onları da bu şekilde oylamaya küstürürsek, zaten pek de sağlıklı olmayan etkileşimi iyice mahvetmiş olmaz mıyız? herhalde oluruz.
devamını gör...
how i met your father
hilary duff'ın başrolünde olacağı ve hulu da yayınlanacak olan how ı met your mother ın spinoff dizisi. hayırlısı olsun.
edit: açıkça söylemek gerekirse dizinin hulu da olacak olması ve başrolde hilary duff ın olması(kadın daha 33 yaşındaymış, 40 larına geldi sanıyordum ben gerçi :) ) dizi için ben de düşük beklentiler uyandırıyor yani bi friends ve hımym beklemiyorum ben şuan.
edit: açıkça söylemek gerekirse dizinin hulu da olacak olması ve başrolde hilary duff ın olması(kadın daha 33 yaşındaymış, 40 larına geldi sanıyordum ben gerçi :) ) dizi için ben de düşük beklentiler uyandırıyor yani bi friends ve hımym beklemiyorum ben şuan.
devamını gör...
sakallı erkek
hamdolsun bugün de hacı dayılara benzediğimi öğrendiğim ibretlik tespitlere konu olan erkektir.*
devamını gör...
narsist anne
benim annem bizi kendi ailesi olarak da görmezdi, kendi ailesi için harcama yapardı, onları severdi. bencil olması bir yana babama ve onun ailesine karşı hissettiği aşağılık kompleksi ile hep bir kıskançlık hissederdim onda. iki yüzlüydü, bir tarafta köy çocuklarına acırken bir tarafta hiç durmadan insanlara tepeden bakar, fiziksel görünüşlerine çekinmeden saygısızlık eder beni de sadece başarısız olduğumda fark ederdi. başarılı olup kürsüde olduğumda hiç yanımda olmamış biri başarısız anlarımda bir anda ensemde belirirdi. doğrusu şimdi bu başlıktan sonra biraz daha iyi fark ettim.
devamını gör...

