pankreas
hem ekzokrin (amilaz, lipaz, tripsin, kemotripsin vb.)
- karbonhidrat, yağ ve proteinleri parçalayan enzimler
hem endokrin bir salgı bezidir.
α-hücrelerinden: glukagon
ß-hücrelerinden: insülin
d hücrelerinden: somatostatin
f hücrelerinden: pankreatik polipeptid hormonu salgılanır.
- karbonhidrat, yağ ve proteinleri parçalayan enzimler
hem endokrin bir salgı bezidir.
α-hücrelerinden: glukagon
ß-hücrelerinden: insülin
d hücrelerinden: somatostatin
f hücrelerinden: pankreatik polipeptid hormonu salgılanır.
devamını gör...
hata üzerine hata yapmak
hata üzerine yanlış yapmak diye düzenlemek istediğim başlık. ilk yapılan hata, ikinci yapılan yanlış, üçüncüsü ise tercihdir felsefesine inanan biri olarak iki veya daha fazlasının kişinin kendi isteğiyle gerçekleştiğini düşündüğüm olay örgüleri.
devamını gör...
normal sözlük sermaye düşmanı yazarlar listesi
dahil olduğum liste.
şimdi merakla ve heyecanla yoldaş'tan gelecek olan "mars'cığım, hangi kitapları istemiştin?" mesajını beklemekteyim. kalan yazarlar acele edebilir mi lütfen? *
şimdi merakla ve heyecanla yoldaş'tan gelecek olan "mars'cığım, hangi kitapları istemiştin?" mesajını beklemekteyim. kalan yazarlar acele edebilir mi lütfen? *
devamını gör...
bir yakınını kaybetmek
her sabah yaşadığım endişe. 4 yıldır aileden uzakta yaşamaktayım. her akşam wassaptan konuşsak da iyi olduklarını bilsem de yakamı bırakmayan korku. bir yazı okumuştum:"birisiyle son defa konuşacak, son defa sarılacak ama bunun son olduğunu bilmeyeceksiniz." ne doğru diyordu. bu yüzden kimle isem sonmuş gibi yaşamaya, üzmemeye ve mutlu ayrılmaya çalışıyorum.
devamını gör...
filozofların en sevilen sözleri
size kimin hükmettiğini öğrenmek istiyorsanız, sadece kimi eleştirmeye izniniz olmadığını bulun.
voltaire
voltaire
devamını gör...
geyikli gece
turgut uyar'ın bu enfes şiirinin tamamı şöyledir:
halbuki korkulacak hiç bir şey yoktu ortalıkta
her şey naylondandı o kadar
ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı.
ama geyikli geceyi bulmadan önce
hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk
geyikli geceyi hep bilmelisiniz
yeşil ve yabani uzak ormanlarda
güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan
hepimizi vakitten kurtaracak
bir yandan toprağı sürdük
bir yandan kaybolduk
gladyatörlerden ve dişlilerden
ve büyük şehirlerden
gizleyerek yahut döğüşerek
geyikli geceyi kurtardık
evet kimsesizdik ama umudumuz vardı
üç ev görsek bir şehir sanıyorduk
üç güvercin görsek meksika geliyordu aklımıza
caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları
kadınların kocalarını aramasını seviyorduk
sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz
bilir bilmez geyikli gece yüzünden
"geyikli gecenin arkası ağaç
ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü
çatal boynuzlarında soğuk ayışığı"
ister istemez aşkları hatırlatır
eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş
şimdi de var biliyorum
bir seviniyorum düşündükçe bilseniz
dağlarda geyikli gecelerin en güzeli
hiçbir şey umurumda değil diyorum
aşktan ve umuttan başka
bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı
belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor
biliyorum gemiler götüremez
neonlar ve teoriler ısıtamaz yanını yöresini
örneğin manastır'da oturur içerdik iki kişi
ya da yatakta sevişirdik bir kadın bir erkek
öpüşlerimiz gitgide ısınırdı
koltukaltlarımız gitgide tatlı gelirdi
geyikli gecenin karanlığında
aldatıldığımız önemli değildi yoksa
herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak
gümüş semaverleri ve eski şeyleri
salt yadsımak için sevmiyorduk
kötüydük de ondan mi diyeceksiniz
ne iyiydik ne kötüydük
durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa
başta ve sonda ayrı ayrı olduğumuzdandı
ama ne varsa geyikli gecede idi
bir bilseniz avuçlarınız terlerdi heyecandan
bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda
kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında
büyük otellerin önünde garipsiyorduk
çaresizliğimiz böylesine kolaydı işte
hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız
örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk
yahut bir adam bıçaklasak
yahut sokaklara tükürsek
ama en iyisi çeker giderdik
gider geyikli gecede uyurduk
"geyiğin gözleri pırıl pırıl gecede
imdat ateşleri gibi ürkek telaşlı
sultan hançerleri gibi ayışığında
bir yanında üstüste üstüste kayalar
öbür yanında ben"
ama siz zavallısınız ben de zavallıyım
eskimiş şeylerle avunamıyoruz
domino taşları ve soğuk ikindiler
çiçekli elbiseleriyle yabancı kalabalık
gölgemiz tortop ayakucumuzda
sevinsek de sonunu biliyoruz
borçları kefilleri ve bonoları unutuyorum
ikramiyeler bensiz çekiliyor dünyada
daha ilk oturumda suçsuz çıkıyorum
oturup esmer bir kadını kendim için yıkıyorum
iyice kurulamıyorum saçlarını
bir bardak şarabı kendim için içiyorum
"halbuki geyikli gece ormanda
keskin mavi ve hışırtılı
geyikli geceye geçiyorum"
uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum.
halbuki korkulacak hiç bir şey yoktu ortalıkta
her şey naylondandı o kadar
ve ölünce beş on bin birden ölüyorduk güneşe karşı.
ama geyikli geceyi bulmadan önce
hepimiz çocuklar gibi korkuyorduk
geyikli geceyi hep bilmelisiniz
yeşil ve yabani uzak ormanlarda
güneşin asfalt sonlarında batmasıyla ağırdan
hepimizi vakitten kurtaracak
bir yandan toprağı sürdük
bir yandan kaybolduk
gladyatörlerden ve dişlilerden
ve büyük şehirlerden
gizleyerek yahut döğüşerek
geyikli geceyi kurtardık
evet kimsesizdik ama umudumuz vardı
üç ev görsek bir şehir sanıyorduk
üç güvercin görsek meksika geliyordu aklımıza
caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları
kadınların kocalarını aramasını seviyorduk
sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz
bilir bilmez geyikli gece yüzünden
"geyikli gecenin arkası ağaç
ayağının suya değdiği yerde bir gökyüzü
çatal boynuzlarında soğuk ayışığı"
ister istemez aşkları hatırlatır
eskiden güzel kadınlar ve aşklar olmuş
şimdi de var biliyorum
bir seviniyorum düşündükçe bilseniz
dağlarda geyikli gecelerin en güzeli
hiçbir şey umurumda değil diyorum
aşktan ve umuttan başka
bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı
belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor
biliyorum gemiler götüremez
neonlar ve teoriler ısıtamaz yanını yöresini
örneğin manastır'da oturur içerdik iki kişi
ya da yatakta sevişirdik bir kadın bir erkek
öpüşlerimiz gitgide ısınırdı
koltukaltlarımız gitgide tatlı gelirdi
geyikli gecenin karanlığında
aldatıldığımız önemli değildi yoksa
herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak
gümüş semaverleri ve eski şeyleri
salt yadsımak için sevmiyorduk
kötüydük de ondan mi diyeceksiniz
ne iyiydik ne kötüydük
durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa
başta ve sonda ayrı ayrı olduğumuzdandı
ama ne varsa geyikli gecede idi
bir bilseniz avuçlarınız terlerdi heyecandan
bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda
kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında
büyük otellerin önünde garipsiyorduk
çaresizliğimiz böylesine kolaydı işte
hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız
örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk
yahut bir adam bıçaklasak
yahut sokaklara tükürsek
ama en iyisi çeker giderdik
gider geyikli gecede uyurduk
"geyiğin gözleri pırıl pırıl gecede
imdat ateşleri gibi ürkek telaşlı
sultan hançerleri gibi ayışığında
bir yanında üstüste üstüste kayalar
öbür yanında ben"
ama siz zavallısınız ben de zavallıyım
eskimiş şeylerle avunamıyoruz
domino taşları ve soğuk ikindiler
çiçekli elbiseleriyle yabancı kalabalık
gölgemiz tortop ayakucumuzda
sevinsek de sonunu biliyoruz
borçları kefilleri ve bonoları unutuyorum
ikramiyeler bensiz çekiliyor dünyada
daha ilk oturumda suçsuz çıkıyorum
oturup esmer bir kadını kendim için yıkıyorum
iyice kurulamıyorum saçlarını
bir bardak şarabı kendim için içiyorum
"halbuki geyikli gece ormanda
keskin mavi ve hışırtılı
geyikli geceye geçiyorum"
uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum.
devamını gör...
oğuz atay
1934 kastamonu doğumlu, 43 yaşında beyin tümörü nedeniyle hayatını kaybetmiş olan yazar, mühendis.
post-modern türde eserler vermiştir. ayrıca ödüllü yazar füruzan da teyzesinin kızıdır.
ressam olmak ister,resim dersleri alır ancak babası resmin karın doyurmayacağını söyleyerek bu bahsi kapatır.
oğuz atay’ın içinde ukde olarak kalan ressamlık arzusu da yıllar sonra tutunamayanlar romanının karakteri selim’in ağzından açığa çıkar: “üç çeşit meslek varmış: mühendislik, doktorluk, bir de hukukçuluk. ben ressam olmak istiyordum. babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.”
post-modern türde eserler vermiştir. ayrıca ödüllü yazar füruzan da teyzesinin kızıdır.
ressam olmak ister,resim dersleri alır ancak babası resmin karın doyurmayacağını söyleyerek bu bahsi kapatır.
oğuz atay’ın içinde ukde olarak kalan ressamlık arzusu da yıllar sonra tutunamayanlar romanının karakteri selim’in ağzından açığa çıkar: “üç çeşit meslek varmış: mühendislik, doktorluk, bir de hukukçuluk. ben ressam olmak istiyordum. babam böyle bir meslek olmadığını söyledi.”
devamını gör...
7 şubat 2021 takvim gazetesi'nin alışveriş tavsiyeleri
365 günün 302 günü "emekliye zam müjdesi" veren gazete(!)nin yeni icraatı.
link
bu kadar çok zam alan emekli neden üzülecekmiş ki markete girerken?
link
bu kadar çok zam alan emekli neden üzülecekmiş ki markete girerken?
devamını gör...
lucifer (yazar)
iki gün sonra başka bir kullanıcı adıyla ortalığın anasını ağlatmaya devam edecek yazardır. üç tane * istedi diye değil 'sözlükte adam kayırıyorlar!' sesleri yükseldi diye göstermelik uçurulmuş yazardır. aykırı bir ses değil, ego mastürbasyonu yapıp pisliğini sözlüğe boşaltan bir yazardır.
'yavşak' kelimesini kullandım diye şikayet edilmiş, çok komiksiniz gerçekten. sırf tanıma konu vatandaşla ilgili yazım bir süre burada kalsın istediğim için düzenleme yapıyorum. bir süre sonra komedi halinizle minnoş minnoş takılırsınız.
'yavşak' kelimesini kullandım diye şikayet edilmiş, çok komiksiniz gerçekten. sırf tanıma konu vatandaşla ilgili yazım bir süre burada kalsın istediğim için düzenleme yapıyorum. bir süre sonra komedi halinizle minnoş minnoş takılırsınız.
devamını gör...
kız yurdunda yaşanan tuhaf olaylar
saç düzleştiricimi ödünç alan oda arkadaşımın ortadan kaybolması. ciddi.. bir hafta ortada yoktu. sonra geldi düzleştiricim yoktu.* zorla getirttirdik bir yerden neredeyse uzak yoldan geldi sanırım. o son oldu kimseye bir şeyimi vermedim.
ojelerim çalındı.. tuhaf olan tarafı cüzdanım araklanan yerin yanındaydı. alan kişi en güzel iki, üç rengi seçmiş eli paraya gitmemiş takdire şayan bir durum. içten içe hayranlık duydum kendisine. dolabımın üzerine yazı yazdım. güle güle kullan diye.
lezbiyen dedikoduları.. oda da yıkanmak için birbirini bekleyen üç, dört kişi. en az üç kişi olmadan yıkanmaya gitmiyorduk. etrafa kuşkulu bakışlarımız.. kantin sırasında bile o dönem sosyal mesafeyi koruyorduk o derece.
üç harfliler.. bu kız yurdunun olmazsa olmazı. biri gelir ayakları ters dönmüş hikayesini anlatır. hele o yakın bir arkadaşınızsa eyvahlar olsun. yok yanlış görmüşsündür, eve uzun süredir gitmedin hadi git, hep sınav stresinden bunlar... ama yok kendi gibi size de hayatı zindan ettirir. gece yatmadan önce bütün bildiğin duaları okursun. gördüğünü iddia ettiği şu eli ayağı ayrı oynayan kızı bulma çalışmaları. hayır bulsan ne yapacaksın..
sinir krizleri. bunu çözemedim. oda arkadaşların dönüşümlü olarak girer. sevgilisi için bütün sinirlerini feda eder lakin bir hafta sonra başka bir arkadaş edinir. benim için tuhaf bir olay. gece vakti uykularım çığlıklarla bölünürdü.
ojelerim çalındı.. tuhaf olan tarafı cüzdanım araklanan yerin yanındaydı. alan kişi en güzel iki, üç rengi seçmiş eli paraya gitmemiş takdire şayan bir durum. içten içe hayranlık duydum kendisine. dolabımın üzerine yazı yazdım. güle güle kullan diye.
lezbiyen dedikoduları.. oda da yıkanmak için birbirini bekleyen üç, dört kişi. en az üç kişi olmadan yıkanmaya gitmiyorduk. etrafa kuşkulu bakışlarımız.. kantin sırasında bile o dönem sosyal mesafeyi koruyorduk o derece.
üç harfliler.. bu kız yurdunun olmazsa olmazı. biri gelir ayakları ters dönmüş hikayesini anlatır. hele o yakın bir arkadaşınızsa eyvahlar olsun. yok yanlış görmüşsündür, eve uzun süredir gitmedin hadi git, hep sınav stresinden bunlar... ama yok kendi gibi size de hayatı zindan ettirir. gece yatmadan önce bütün bildiğin duaları okursun. gördüğünü iddia ettiği şu eli ayağı ayrı oynayan kızı bulma çalışmaları. hayır bulsan ne yapacaksın..
sinir krizleri. bunu çözemedim. oda arkadaşların dönüşümlü olarak girer. sevgilisi için bütün sinirlerini feda eder lakin bir hafta sonra başka bir arkadaş edinir. benim için tuhaf bir olay. gece vakti uykularım çığlıklarla bölünürdü.
devamını gör...
tarihte bugün
12 nisan 1961 - 60 yıl önce bugün sovyetler birliği kozmonotu yuri gagarin uzaya çıkan ilk insan oldu. dünya yörüngesindeki yolculuğu 108 dakika sürdü.
devamını gör...
atlantik
sözlüğe yeni katılmış olmasına rağmen kısa sürede kendini göstermiş ve dikkatimi çekmiş yazar. tanımlarına aşırı derecede katılıyorum ve takip ediyorum. sözlükte başarılar diliyorum.
edit: ayni zamanda nickaltı açılışını yaptığım için mutlu olduğum yazar. ileride buralar değerlenir, demedi demeyin dostlar.
edit: ayni zamanda nickaltı açılışını yaptığım için mutlu olduğum yazar. ileride buralar değerlenir, demedi demeyin dostlar.
devamını gör...
4 kritere uyup puanları toplayan il normalleşecek
t.c. simülasyonu diyip duruyorduk gerçek oldu. hadi bakalım başlayalım oyuna.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hobileri
çok eski tarihlerde yazılmış ansiklopedileri bulup okumak. özellikle tarihle ilgili olanları.
devamını gör...
van gogh alive
(bkz: vincent van gogh)'un hayatının son 10 yılını tabloları ve alıntılarıyla sunan, müziğin ve van gogh'un sanatının dört duvarda gösterilerek sizi sarmaladığı, çerçevesiz dijital sanat sergisi. şimdiye kadar dünyada 50 şehri dolaşan gezici sergi, 2012'de istanbul ve ankara'ya uğramış. ben kraków'da denk gelmiştim. gördüğüm en yaratıcı ve ilginç sergidir.
merak edenler için buradan
merak edenler için buradan
devamını gör...
rte'yi sevmeyip köprüsünü tünelini kullanan tip
kendi verdiğim vergi ile yapılan her şeyi severek kullanırım. malum şahıs tutup cebinden mi vermiş de böyle saçma başlık açılmış.
devamını gör...
iş hayatından tiksindiren şeyler
insanların mevki hırsı yüzünden yaptıklarını görmektir. zira makamını yükseltmek uğruna karakterini alçaltmaktadır.
devamını gör...
artıkparlamayanyıldız
aaaa bana sözlükten laf atar olmuş bu yazar kişisi.* atara atar, gidere gider koçumm!!11!1!1
oy oy çen bana kırıldın mı tatlım benimmm..
bir telefon uzağındayım oysa.
neyse dur arıyorum. kişisel meselelerimizi sözlüğe taşımayalım lütfeğnnn!*
edit: küsmüş açmıyor.*
üşenmeyip yarın evine gideceğim. affetmeli bence.*
edit2: küsmemiş yemek yiyormuş bu saatte. kıyamaz bana.*
oy oy çen bana kırıldın mı tatlım benimmm..
bir telefon uzağındayım oysa.
neyse dur arıyorum. kişisel meselelerimizi sözlüğe taşımayalım lütfeğnnn!*
edit: küsmüş açmıyor.*
üşenmeyip yarın evine gideceğim. affetmeli bence.*
edit2: küsmemiş yemek yiyormuş bu saatte. kıyamaz bana.*
devamını gör...
pişmanlık
adanalı beyefendinin söyleyemediği sözün sahibi nazım hikmet'tir.
"pişman değilim yaşadıklarımdan, öfkem belki de yaşayamadıklarımdan.."
"pişman değilim yaşadıklarımdan, öfkem belki de yaşayamadıklarımdan.."
devamını gör...
