fakirliğini tek cümleyle anlat
tüm mal varlığım cebimde olan.
devamını gör...
kaç kere aşık olunabilir sorunsalı
bence insan sadece bir kere aşık olmaz. farklı zihin durumlarında, tekrar ve tekrar aşık olunabilir. yani bu, şu demek; sevdiğiniz bir insanı başka bir insanın yerine koyamazsınız. ya da birini sevdiğinizi düşündüğünüz zamanlardaki gibi bir başkasını sevemezsiniz. yaşanan ânâ güzelliğini veren daha önce yaşanmış olmasından çok, bir daha yaşanmayacak olmasıdır. böyle düşününce aşkın/aşık olmanın tek seferlik olmadığını biliriz. tamamiyle zihin durumunuzla alakalıdır.
devamını gör...
deniz üstü köpürür
devamını gör...
ivan vasileviç işini değiştiriyor
leonid gayday'ın 1973 yapımı, bilim kurgu/komedi türündeki sovyet çıkışlı filmidir. leonid kuravlyov, yury yakovlev, aleksandr demyanenko ve natalya selezneva başrollerde oynar.
olaylar şurik adlı bir bilim insanının evinde başlar. kendisi bir zaman makinası yapmaktadır ve bu süreçte bina yöneticisi olan ivan vasileviç'in sınırlarını zorlamaktadır. binanın elektiriği konusunda sorun yarattığı için kurumlara karşı büyük bir korku besleyen vasileviç, şurik'i uyarmak için evine gelir. o anda şurik makinasını çalıştırır ve yan dairede soygun yapan hırsızı, miloslavski'yi açtığı duvar sayesinde evine alır. miloslavski kendini soygun yaptığı evin sahibinin arkadaşı olarak tanıtır ve kendini bu anlaşılamayan durumdan kurtarır. ancak makinasının işe yaradığını gören şurik, bir kere daha çalıştırarak ıv. ivan'ın olduğu zamana gider. yaşanan bir karmaşa sonucu, vasileviç ve miloslavski, ıv. ivan ile yer değiştirirler.
büyük karmaşalar sonucu vasileviç, çar koltuğuna korkunç ivan olarak yerleşir, miloslavski de kendisini prens olarak tanıtıp sarayda kalır. ıv. ivan ise şurik'in hayatına dahil olmak zorundadır.
ayrıca filmin ilk ve son sahnesi siyah beyaz olarak çekilmiştir. her şeyin başladığını ve bittiğini, şurik'in gerçek hayatına döndüğümüzü gösterir bu çekim tekniği. renkli çekilen tüm filmin asıl konusu olan hikaye, şurik'in fantezisinden başka bir şey değildir.
olaylar şurik adlı bir bilim insanının evinde başlar. kendisi bir zaman makinası yapmaktadır ve bu süreçte bina yöneticisi olan ivan vasileviç'in sınırlarını zorlamaktadır. binanın elektiriği konusunda sorun yarattığı için kurumlara karşı büyük bir korku besleyen vasileviç, şurik'i uyarmak için evine gelir. o anda şurik makinasını çalıştırır ve yan dairede soygun yapan hırsızı, miloslavski'yi açtığı duvar sayesinde evine alır. miloslavski kendini soygun yaptığı evin sahibinin arkadaşı olarak tanıtır ve kendini bu anlaşılamayan durumdan kurtarır. ancak makinasının işe yaradığını gören şurik, bir kere daha çalıştırarak ıv. ivan'ın olduğu zamana gider. yaşanan bir karmaşa sonucu, vasileviç ve miloslavski, ıv. ivan ile yer değiştirirler.
büyük karmaşalar sonucu vasileviç, çar koltuğuna korkunç ivan olarak yerleşir, miloslavski de kendisini prens olarak tanıtıp sarayda kalır. ıv. ivan ise şurik'in hayatına dahil olmak zorundadır.
ayrıca filmin ilk ve son sahnesi siyah beyaz olarak çekilmiştir. her şeyin başladığını ve bittiğini, şurik'in gerçek hayatına döndüğümüzü gösterir bu çekim tekniği. renkli çekilen tüm filmin asıl konusu olan hikaye, şurik'in fantezisinden başka bir şey değildir.
devamını gör...
yarı iletken
yalıtkan olduğu halde geçici etkiler sonucunda iletken hale gelen ve bu etkiler ortadan kalktığında tekrar yalıtkan olan malzeme. elektronik devrelerde sıklıkla kullanlırlar. germanyum ve silisyum, en meşhur örnekleridir.
devamını gör...
yağmur
en çok otlara yakışan hava olayı.

an itibariyle otlar da şu şarkıyı söylesin hatta.
resul dindar
yağarsa yağmur yağar

an itibariyle otlar da şu şarkıyı söylesin hatta.
resul dindar
yağarsa yağmur yağar
devamını gör...
cushing sendromu
kortikosteroidlerin artmış düzeyi ile karakterize durumdur.
acth bağımlı veya bağımsız olabilir.
acth'a bağımlı olanlar arasında cushing hastalığı ve ektopik cushing sendromu varken;
acth'dan bağımsız olanlarda iyatrojenik cushing sendromu ve sürrenale bağlı cushing sendromu vardır.
en sık neden iyatrojenik yani ilaç kullanımına bağlıdır.
klinik bulgular arasında santral obezite,aydede yüzü,buffalo hörgücü,ciltte incelme,erguvani stria(çizgilenmeler),osteoporoz,psikoz vardı.
tarama olarak kullanılan testler
düşük doz deksametazon supresyon testi
24 saatlik idrar serbest kortizol
gece yarısı serum kortizolü
gece yarısı tükürük kortizolü bakılır.
ayırıcı tanı olarak acth bağımlı olup olmadığını anlamak için plazma acth düzeyine bakılarak yüksek ise acth bağımlı düşük ise acth bağımsız fishing sendromu düşünülür.
ektopik cushing-cushing hastalığı ayırıcı tanısında ise yüksek doz deksametazon testi,crh stimülasyon testi yapılabilir.
ancak en değerli test inferior petrosal venöz sinüs örneklemesidir.
tedavide ilk seçenek cerrahidir.
cerrahi başarısızlık durumunda bilateral sürrenalektomi( böbrek üstü bezi çıkarılması) yapılır.
kullanilabilen ilaçlar arasında
pasireotid
ketokonazol
trilostan gibi acth sentezini azaltan ilaçlar kullanılabilir.
acth bağımlı veya bağımsız olabilir.
acth'a bağımlı olanlar arasında cushing hastalığı ve ektopik cushing sendromu varken;
acth'dan bağımsız olanlarda iyatrojenik cushing sendromu ve sürrenale bağlı cushing sendromu vardır.
en sık neden iyatrojenik yani ilaç kullanımına bağlıdır.
klinik bulgular arasında santral obezite,aydede yüzü,buffalo hörgücü,ciltte incelme,erguvani stria(çizgilenmeler),osteoporoz,psikoz vardı.
tarama olarak kullanılan testler
düşük doz deksametazon supresyon testi
24 saatlik idrar serbest kortizol
gece yarısı serum kortizolü
gece yarısı tükürük kortizolü bakılır.
ayırıcı tanı olarak acth bağımlı olup olmadığını anlamak için plazma acth düzeyine bakılarak yüksek ise acth bağımlı düşük ise acth bağımsız fishing sendromu düşünülür.
ektopik cushing-cushing hastalığı ayırıcı tanısında ise yüksek doz deksametazon testi,crh stimülasyon testi yapılabilir.
ancak en değerli test inferior petrosal venöz sinüs örneklemesidir.
tedavide ilk seçenek cerrahidir.
cerrahi başarısızlık durumunda bilateral sürrenalektomi( böbrek üstü bezi çıkarılması) yapılır.
kullanilabilen ilaçlar arasında
pasireotid
ketokonazol
trilostan gibi acth sentezini azaltan ilaçlar kullanılabilir.
devamını gör...
imanınızı kaybetmek istemiyorsanız felsefeden uzak durun
düsünmeyin ki hocalar canları çektikçe sizi badelesin, mercedeslere binsinler diyor yani.
devamını gör...
sevilmediğini anlamak
farkında olmadığı halde kalbinde sevgiyi barındıran ama gösteremeyen insanın, sevgisizlikle cezalandırıldığında hissettiği yürek sızısıdır. bazen ise sevdiğimizi sandığımız yanılgısını yüzümüze vuran bir tokattır. sevdiğimizi düşünürken sırf sevilmeye lâyık ve onu farklı kılan özelliklerinden dolayı değil de aslında karşılık bekleyerek bencilce davrandığımızı, sevginin, emek, fedâkârlık ve vefâ gibi değerler olmadan birtakım yapmacık söz, merâsim ve seramonilerle var olduğu zehâbına kapıldığımızı, aslında sevilmediğimizi anladığımız kişi veya kişileri bizim de gerçek anlamda sevmediğimizi gösteren çarpıcı bir tespittir.
devamını gör...
jackson carey frank
1960'lı yıllarda çıkış yapmış zamanında kitlelere ulaşamamış amerikan folk müzisyeni, kariyeri de hayatı gibi trajik. on bir yaşındayken okulda çıkan bir yangında çocukluk aşkı da dahil olmak üzere 10'dan fazla arkadaşını kaybeder. aynı yangında vücudunun büyük bölümü yanar ve hastanede yatarken müzik öğretmeni tarafından hediye edilen gitar ile müzikle tanışır. yaşadığı travma ve taşıdığı yanık izleri sebebiyle son derece içe kapanık ve utangaç bir karaktere sahiptir.
ev arkadaşı paul simon'ın desteği ile ingiltere'deyken ilk albümünü çıkarır. kısa süreli bir başarının ardından yaşadığı kişisel bunalımlar, çocukluk travmaları ile birlikte psikolojisi iyice bozulur ve kariyerine ara vermek zorunda kalır. bir kaç yıl sonra evlenir ancak oğlunun kistik fibrozis sebebiyle ölmesi onu tamamen yıkar ve akıl hastanesine kaldırılır.
sonrasında eski arkadaşı paul simon'a ulaşmak için new york'a gider ancak bir türlü ulaşamaz ve sokaklarda yaşamaya başlar. 90'lı yıllarda bir kendisini sokaklardan kurtarabilecek bir arkadaşına ulaşır, arkadaşı onu ailesinin evine götürmeye ikna eder, yolculuğa çıkacağı gün parkta beklerken havalı tüfek ile sol gözünden vurulur. polisin tahmini çevrede oynayan çocuklar tarafından vurulduğudur, gözünü kaybeder. arkadaşının yardımı ile sonrasında eski parçalarına ait yeni demo kayıtları alınır, 99' da zatürreden ölür.
efenim kendisi nick drake, jason molina gibi acıların çocuğu tadında güzel eserler bırakmıştır. akustik gitar, folk veya depresif şarkılardan hoşlanıyorsanız kendisi bu konularda ilahlar arasındadır.
blues runs the game
milk and honey
i want to be alone
marlene
my name is carnival
ev arkadaşı paul simon'ın desteği ile ingiltere'deyken ilk albümünü çıkarır. kısa süreli bir başarının ardından yaşadığı kişisel bunalımlar, çocukluk travmaları ile birlikte psikolojisi iyice bozulur ve kariyerine ara vermek zorunda kalır. bir kaç yıl sonra evlenir ancak oğlunun kistik fibrozis sebebiyle ölmesi onu tamamen yıkar ve akıl hastanesine kaldırılır.
sonrasında eski arkadaşı paul simon'a ulaşmak için new york'a gider ancak bir türlü ulaşamaz ve sokaklarda yaşamaya başlar. 90'lı yıllarda bir kendisini sokaklardan kurtarabilecek bir arkadaşına ulaşır, arkadaşı onu ailesinin evine götürmeye ikna eder, yolculuğa çıkacağı gün parkta beklerken havalı tüfek ile sol gözünden vurulur. polisin tahmini çevrede oynayan çocuklar tarafından vurulduğudur, gözünü kaybeder. arkadaşının yardımı ile sonrasında eski parçalarına ait yeni demo kayıtları alınır, 99' da zatürreden ölür.
efenim kendisi nick drake, jason molina gibi acıların çocuğu tadında güzel eserler bırakmıştır. akustik gitar, folk veya depresif şarkılardan hoşlanıyorsanız kendisi bu konularda ilahlar arasındadır.
blues runs the game
milk and honey
i want to be alone
marlene
my name is carnival
devamını gör...
serendipçe
aramıyorken bulunan, mutluluk veren tesadüf anlamındadır.
devamını gör...
cezve
sadece kahve pişirmek için değil su kaynatmak veya çay demlemek için de kullanılan mutfak eşyasıdır.
hakiki bakır olanı makbuldür.
hakiki bakır olanı makbuldür.
devamını gör...
yoksunluk sendromu
bağımlı olunan her hangi bişeyin olmaması durumunda yaşanan sendrom.
bu bir eylemde olabilir,alkolde
uyuşturucu da olabilir,sevgili de
kimisinde psikolojik ve atlatılması kolay yaşanabilirken kimisinde fiziksel ve yıkıcı bir şekilde yaşanır.
psikolojik ve tıbbi destek alınmalıdır.
bu bir eylemde olabilir,alkolde
uyuşturucu da olabilir,sevgili de
kimisinde psikolojik ve atlatılması kolay yaşanabilirken kimisinde fiziksel ve yıkıcı bir şekilde yaşanır.
psikolojik ve tıbbi destek alınmalıdır.
devamını gör...
adana demirspor
göztepe dışında başka bir yere kolay kolay bakmadığım futbol arenasında ayrı bir sempati duyduğum güzel takım.
umarım bu sene süper lige çıkarlar da seneye şöyle şeyleri uzun adam yerine bol bol görürüz.
umarım bu sene süper lige çıkarlar da seneye şöyle şeyleri uzun adam yerine bol bol görürüz.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
evde ekmek varmış. fırına gitmeme gerek kalmadı.
edit: cigaram bitmiş bakkala gitmek için çıktım. yarım mutluluk sayılsın.
edit: cigaram bitmiş bakkala gitmek için çıktım. yarım mutluluk sayılsın.
devamını gör...
radikal şıkların sayımı
giacomo papi romanı.
distopyaları sevmediğini öne süren beni, yanıltmış bir eser. esma fethiye güçlü tarafından tercüme edilmiş. *
her his ilk kez ve en çok bizde yaşanmış gibi gelir. oysa insan o kadar da karmaşık bir ruh değil. mutlu cahiller tugayı bir kurguda ya da türkiye'de. ne de çok benziyoruz. okuyunca ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. ama cahillik mutluluk derler ya, işte biraz o. kitapta bir tık daha üstte cehalet övgüsü ama sadece bir üst kademede. çünkü realitede de örgütlerin kana susamışlığı ve onların yaptıklarını görmezden gelen yöneticiler ile halk benzer.
profesör'ün katili* ya da öldürülen diğer entelektüellerin katili herkes olabileceği gibi kimse olmayabilir de. çünkü onu öldürenler kadar bunun oluşuna seyirci olanlar da aynı oranda suçludur olivia'ya göre. *
kelimelerin gücüne bunca inanan benim içinse kitap bu açıdan da ayrı bir yere sahip oldu. anlatmak ve anlamak ihtiyacı... aslında işin özü buymuş. insan diğerlerinin de kendininkine benzer hislerinin olduğunu anlama çabasındaymış ve de entelektüellik bunun kaynağıymış. okudukça başkalarının da bizim gibi olduğunu görmek ve de okumamak sonucunda yalnız hissetmek. yalnız kalmak için, okumamak.
söz; öyle büyük bir güçtür ki küçücük, görünmez gövdesiyle korkuyu dindirmek, acıyı yok etmek, neşeyi arttırmak, merhamet uyandırmak gibi büyük işler başarır.
en yakın hissettiğim karakter meun (memur editör ugo nucci) idi, nereye kayboldu?
italyan dilinin sadeleştirmesinden sorumlu daire başkanlığı bence o da sizden hoşlanmıyor.
son bir alıntı bitsin bu tanım.
öldüğümde,
ve belki tekrar dirildiğimde,
kemiklerimin balıklara ve martılara verilmesini dilerim,
eğer yapabilirsem biz insanların günahlarını affettirmek için.
distopyaları sevmediğini öne süren beni, yanıltmış bir eser. esma fethiye güçlü tarafından tercüme edilmiş. *
her his ilk kez ve en çok bizde yaşanmış gibi gelir. oysa insan o kadar da karmaşık bir ruh değil. mutlu cahiller tugayı bir kurguda ya da türkiye'de. ne de çok benziyoruz. okuyunca ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. ama cahillik mutluluk derler ya, işte biraz o. kitapta bir tık daha üstte cehalet övgüsü ama sadece bir üst kademede. çünkü realitede de örgütlerin kana susamışlığı ve onların yaptıklarını görmezden gelen yöneticiler ile halk benzer.
profesör'ün katili* ya da öldürülen diğer entelektüellerin katili herkes olabileceği gibi kimse olmayabilir de. çünkü onu öldürenler kadar bunun oluşuna seyirci olanlar da aynı oranda suçludur olivia'ya göre. *
kelimelerin gücüne bunca inanan benim içinse kitap bu açıdan da ayrı bir yere sahip oldu. anlatmak ve anlamak ihtiyacı... aslında işin özü buymuş. insan diğerlerinin de kendininkine benzer hislerinin olduğunu anlama çabasındaymış ve de entelektüellik bunun kaynağıymış. okudukça başkalarının da bizim gibi olduğunu görmek ve de okumamak sonucunda yalnız hissetmek. yalnız kalmak için, okumamak.
söz; öyle büyük bir güçtür ki küçücük, görünmez gövdesiyle korkuyu dindirmek, acıyı yok etmek, neşeyi arttırmak, merhamet uyandırmak gibi büyük işler başarır.
en yakın hissettiğim karakter meun (memur editör ugo nucci) idi, nereye kayboldu?
italyan dilinin sadeleştirmesinden sorumlu daire başkanlığı bence o da sizden hoşlanmıyor.
son bir alıntı bitsin bu tanım.
öldüğümde,
ve belki tekrar dirildiğimde,
kemiklerimin balıklara ve martılara verilmesini dilerim,
eğer yapabilirsem biz insanların günahlarını affettirmek için.
devamını gör...
kafa sözlük
iyi güzel de biraz tatsız gibi sanki. böyle bi yavanlık var, bi kasvet var. atıyorum; geyik yaparsak herkes ayıplayacakmış gibi bir ortam var. küfür de edemiyoruz. bir tek pipi demek serbestmiş.
sinirlendim bak yine... kaka, kıç, pipi, meme! üff.
sinirlendim bak yine... kaka, kıç, pipi, meme! üff.
devamını gör...

