çevreye duyarlı insanları pasifleştiren, yaptıkları pasif eylemlerle kapitalistlerin yaptıklarından vazgeçeceğini sananların grubu.
devamını gör...

pentatonix grubunun beatboxçısı olan über kişi.

muhteşem bir çellist olmasının yanında ajanjör ve prodüktörlük de yapmaktadır.
devamını gör...

westworld dizisinden sonra düşündüğüm başlıktır.
devamını gör...

aramızda gezinen donanım haber ölücülerini ortaya çıkarabilecek olan başlık*
devamını gör...

amerika’ya gidiş için yasal olarak en kolay yollardan olan göçmenlik vizesi türü. başvurular her yıl sadece ekim kasım ayları arasında açılır ve mayıs ayı gibi sonuçlar açıklanır.
bilgi entrysi :
arkadaşlar öncelikle şu konuya bir açıklık getireyim. green card gerçekten de tamamen şans işidir. sizin ne iş yaptığınıza, kaç para kazandığınıza bakılmaz. o ankara’daki abd konsolosluğuna gelen tipleri bir görseniz ağzınız açık kalır. dediğim gibi tamamen şans. ilk seferde çıkan da çok kişi var, 10 yıldır düzenli olarak başvuran da. green card’a başvuru tamamen ücretsizdir ve amerika’nın kendi dışişleri sitesinden başvuru yapılabilir. başvuru yapmak da oldukça basittir. aracı herhangi bir kuruma ihtiyacınız yok. bedava para kaptırmayın. bu basit işlemleri yapabilecek bilgi ve beceriye sahip değilseniz de ne diyim gidin mezara girin.
başvuru için kesin istenen şartlar :
- eğitim olarak en az lise mezunu olmanız gerekiyor.
- geçerlilik süresi dolmamış bir pasaportunuzun olması gerekiyor.
- yüklenen fotoğrafın istenilen şartları sağlaması gerekiyor.
fotoğraf için ekstra bilgi :
- çektiğiniz fotoğraf 600x600 piksel formatında olmalı
- yüzünüzde herhangi bir ifade ( gülme,kızgınlık gibi) olmamalı
- kesinlikle gözlük, takı vs. olmamalı
- yüzünüzün tamamı ( çeneniz, kulaklarınız vs.) görünmeli.
- arka plan beyaz olmalı
- fotoğrafın tam ortasında olmalısınız.
green card’ın sağladığı ayrıcalıklar gerçekten inanılmaz
- abd de sınırsız oturum izni
- sınırsız çalışma izni
- abd nin istediğiniz herhangi bir eyaletine yerleşme, istediğiniz işte çalışabilme vs. gibi gibi gidiyor.
green card’ı kazandığınız taktirde size ankara’daki abd konsolosluğundan mülakat için bir tarih verilecek. o mülakatta komisyonun sorduğu soruları yanıtlamanız ve mülakatı geçmeniz gerekiyor.
para mevzusu :
“hesabımda kaç para olmalı” sorusuna gelirsek de bunun için aslında net “şu kadar” gibi bir meblağ yok. aslında bu para olayının özeti arkadaşlar “devlete yük olma”. siz oraya gittiğinizde belirli bir süre kendinizi idame ettirecek ( barınma, ulaşım, gıda vs.) kadar paranızın bulunması.
dediğim gibi green card çok büyük bir olay ve tamamen şansınıza. aman canım çıksada param yok zaten demeyin. para illa bir yerden bulunur ama bu fırsat ayağınıza sadece bir kere gelir.
herkese bol şans
- zippo.
devamını gör...

endometriyal kavite içine salin infüzyonu yapıldıktan sonra ultrasonografi yapılması işlemine verilen isimdir.
devamını gör...

vura vura dip ollldummmm ona buna dert oldummm
yana yana söndüm çelindi gönlüm yaşamadan öldümmm
devamını gör...

içimizdeki insan sevgisini sömüren insanlar vardır bilirsiniz. insana dair ön yargıların temelinde bu tecrübeler yatar. buna rağmen kadın düşmanı, troll, bağnaz gibi sıfatlara asla bürünmedim. toplumsal cinsiyet eşitliğini, bilgiyi ve aydınlanmayı destekledim. ki hala da destekliyorum. fakat görüyorum ki bazen yaptığım bu şeyler insanları rahatsız ediyor. "sonunda ben kötü oluyorum" dediğimiz bir durum ortaya çıkıyor. yaptıklarım birçok insan tarafından hoşa gitmeyen bir insan olmama yol açıyor. evet doğru olanı ben yaptım bunu hepiniz olmasanız da birçoğunuz biliyorsunuz. bu düşünce yüzünden meriç olduk, aptal olduk, duygu delisi olduk, ilgi manyağı veya deli olarak görüldük her türlü kötülüğe maruz kaldık. soruyorum size hassasiyetli olmak bu kadar zorlaştı mı?

hep hassasiyet içinde ılımlı davranmaya çalıştım. kibarlığım ve dürüstlüğümden ödün vermemeye çalıştım. kendine ait bir oda isimli kitabı hediye ettim, daha yeni tanıştığım insanlara şiir kitapları gönderdim, tavsiye verdim tavsiye aldım, bilginin rehberliği üzerine felsefenin önemini anlattım. fakat karşılaştığım ne oldu? hakaret, kötülük, acı ve yalnızlık. bazen diyorum artık kötü bir insan* olacağım ama affedin olamıyorum. vurdumduymaz biri olamıyorum. bazen intiharı düşünüyorum. toplum tarafından anlaşılamamaktan çok sıkıldım. bu yolda derbeder oldum gitti. saygı duyulası, sevilen bir insan olmak için troll mu olalım ya da kadın düşmanı? erkeği üstün mü görmeliyim? duygusuz mu olayım? kendimi mi sadece önemsemeliyim? boş yapıp eğlenceyi mi savunmalıyım?
ben de mi herkes gibi bencil olayım. takdir görmek için. siz söyleyin ben ne olayım kötü bir insan mı olayım?

içimi dökmem lazımdı bunu pek yapmam ama kusuruma bakmayın yazmak zorundaydım.
devamını gör...

kalabalıklar arasında vurdumduymaz kalarak bireyselliğin tadını almış yazar beyanı. akışı işgal edebilir, saçmalayabilir, alakalı alakasız tanımlar girebilir, her şey olabilir.
devamını gör...

bilime göre kadınla erkeğin arkadaş olarak kalabilmesi imkansız değil, ama çok kolay da değil.arkadaşlığın aynı cinsiyet arkadaşlıklarına kıyasla daha zor kurulduğunu, daha fazla iletişim ve şeffaflık istediğini söylüyorlar. evet olabilir yani herşey bizim elimizde.
devamını gör...

kötüsünün illet ettiren iyisinin çok çok iyi olduğu sırrı çözülemeyen ırk.
devamını gör...

körelmesine panzehir olarak sözlükte ve sözlük dışında gruplar var deneyiniz öyleyse. deneyenler dermanını buldu genelde.

malum sanal ya da gerçek çevre önemlidir bu hususta, davranışçı psikoloji de geçerliliğini koyuyan bir yaklaşım hâlâ.

salt burada takılmak da akışa bakıp "kitap okumak boş bir iş" gibi kıt bir anlayışa düşmekten öteye götürmez kanımca. kolay gelsin.
devamını gör...

gece bir çok şeyi örtüyor elbette. karanlık sayesinde bir çok şeyi görmüyoruz. saklanmak için daha kolay bir zaman belki de.
gözle görülenler kaybolabiliyor ya gözün aciz kaldıkları ?
insanın kendi karanlığı geceyi bekliyor hep.
gece olunca vakti geldiğini biliyor ve kimilerinin karanlığını daha da kara hale getiriyor.
dolayısıyla geceleri dost edinenler aydınlığın sevmedikleridir...
devamını gör...

duygularımı yavaş yavaş yitirdiğimi ve donuklaştığımı, hiçbir şeyden eskisi kadar zevk alamadığımı düşündüğüm yani hüzünlenmenin bile içimden gelmediği bir dönemde tanıştım zweig'in olağanüstü bir gece'si ile. içimde bir şeyler yapma isteği varsa bile, yani o ışık varsa bile bir türlü karanlığa süzülmeyi başaramamıştı. karşıma olağanüstü bir gece çıksın istiyordum, beni eski duygulu zamanlarıma götürmesi için. hiçbir şey hissetmemek öyle korkunç bir durumdu ki...

"bu olağanüstü gecenin ansızın karşıma çıkarttıkları, kapanıp kalmış ruhumun birdenbire açılması, geçmişimin en karanlık yanlarının, en gizli dürtülerimin şimdi apaçık karşımda duruyor olması tuhaftı." diyor kitap karakteri. kitabın başından itibaren o geceyi merak ediyorsunuz elbette. fakat o geceye kadar karakterimiz kendisinden bahsediyor. zweig'in psikolojik, nahif ve yerinde betimlemeleri o kadar kalbime dokundu ki. ve karakterle ortak yönlerimiz olduğunu görünce daha bir bağlandım kitaba.

kısa bir kitap olduğundan bir oturuşta bitecek olsa da sonrasında insanı düşünceler ve sorularla baş başa bırakıyor. bazen kısa kitaplar birçok uzun kitaptan daha uzun olabiliyor. olağanüstü bir gece tam olarak öyle bir kitap. bir insanın iç dünyasını bu kadar ayrıntılarıyla işleyip zihnimde müthiş bir canlandırma uyandırdığı için rahatlıkla önerebilirim.
devamını gör...

varoluşsal bir sancı hikayesi: nilgün marmara

istanbul’da kızıltoprak’taki evleri dönemin yalnızlık tutkunu şairlerinin buluşma mekanı haline gelmiştir. ece ayhan, cemal süreya, edip cansever, tomris uyar, ilhan berk, cezmi ersöz, orhan akkaya… bu buluşma akşamlarında arkadaşlarınca zenci gırtlağına sahip olduğu söylenen nilgün şarkılar söyleyip arkadaşlarını eğlendirmiştir. belki de bu buluşmalardaki neşeli halinden cemal süreya, onu amerikalı yazar f.scott fitzgerald’ın ele avuca sığmayan karısı zelda’ya benzetir ve ona “çılgın zelda” derdi. bu yazar ve şairlerle sıkı dostluğuna rağmen kimseye yazdığı yazılardan pek bahsetmezdi ancak intiharından hemen önce eşine bıraktığı veda mektubunda ölümünün ardından daktiloya çekilmiş şiirlerini insanlarla paylaşabileceğini yazmıştır.

bu yıkıcı ölümün ardından yakın dostlarından cemal süreya şu açıklamayı yaptı “nilgün ölmüş. beşinci kattaki evinin penceresinden kendini aşağı atarak canına kıymış. ece ayhan söyledi. çok değişik bir insandı zelda. akşamları belli bir saatten sonra kişilik hatta beden değiştiriyor gibi gelirdi bana. yüzü alarır, bakışlarına çok güzel ama ürkütücü bir parıltı eklenirdi. çok da gençti. sanırım, otuzuna değmemişti daha. ece ile gergedan için yaptığımız söyleşide ondan söz ettim: bu dünyayı başka bir hayatın bekleme salonu ya da vakit geçirme yeri olarak görüyordu. dönüp baktığımda bir acı da buluyorum nilgün’ün yüzünde. o zamanlar görememiştim. bugün ortaya çıkıyor.”
devamını gör...

çevremde de duyduklarımın üzerine kafa yoracak olursak bu 2 hastalık çok karıştırılıyor hatta bazen o kadar karıştırılıyor ki her psikolojik rahatsızlığı olana "deli" deniliyor bende bir şizofreni hastası olarak bu olayı açmak ve kafanızda farkların oturmasını isterim çoklu kişilik bozukluğunda (bölünmüş kişilik bozukluğu) birbirinden tamamen farklı kişilikler görülürken şizofrenide birbirinden tamamen farklı kişilikler görülmez. yaygın olan bu inanışın aksine, şizofrenide kişilerin gerçeklik algıları bozulur, var olmayan sesler duyarlar ve görüntüler görürler. genelde (ki buna bende dahilim ) zamanında hayatında olumlu yönü çok olan veya çok zarar vermiş kişilerin halüsinasyon olarak görülmesi veya hayali kişilerin kafaları içinde konuştuğu söylenir 2 si bir arada olabilir mi olabilir hem şizofreni hastalığı olan hem de kişilik bozukluğu olan arkadaşlarım oldu onlardan gözlemlediğim kadarıyla genelde bu kişilerin algılama seviyesi normal şizofreni hastalarından daha düşük bu durum kişinin hayal dünyası ile gerçek arasındaki farkı yok ettiği için olduğu söylenebilir ve bu durum karşısında istenmeyen olaylar yaşanır umarım bu yazıdan sonra bu 2 farklı hastalık arasında ki ayrımı anlamışsınızdır ve bende anlatabilmişimdir eğer kafanıza takılan bir soru varsa cevaplayabilirim iyi günler.

daha detaylı araştırmak isteyenler olursa diye bir kaç kaynak atıyorum okuyabilirsiniz:

şizofreni nedir ?

çoklu kişilik bozukluğu nedir ?

ikisi arasındaki farklar

not: herhangi bir dikkat çekme amacım yok şimdiden belirteyim bir de bunu anlamak istemeyen kişilerle uğraşmak istemiyorum dediğim gibi çokça karıştırılan ve beni üzen bir durum farkındalık oluşturalım lütfen

şizofreni dostları derneği
devamını gör...

yukarıdaki güzel cümlelerden sonra yazan her şeyin biraz eksik kalacağına inandığım başlık.
yanlıştan yüz çevirmek için önce belli merhalelerden geçiyoruz. ne yazık ki çoğu zaman yanlış olduğunu henüz yanlışı görmeden hissederiz ama içimizden bir ses kulağımiza sakinlestirici ve yüreklendirci bahaneler fisildar. o sesi susturup yanlışa hiç batmadan yola devam etmek varken (artık nefis mi denir kader mi yoksa karma mi kişiden kişiye değişmekle beraber ) çoğu zaman yavaş yavas , ucundan kıyısından yanlisa ilerlemeye başlarız. tam geri mi dönsem falan diye dusunurken zaman akar, gözün önündeki sis perdesi kalınlaşır ve biz o yanlisi üretmiş kişiden daha içinde buluruz kendimizi. yanlışın içinde olduğumuzu fark ettiğimizde "ben ne yaptım !!" çanları çalmaya başlar. bir el o çanları susturup ya "zaten oldu artık bir kere, bu saatten sonra değişmez bir şey" der. ya "tamam bu da son olsun bı daha olmaz" der. o ses hiç susmaz. kimi zaman cevrenizdekileri suclar kimi zaman yanlışın içindeki başarıları yüceltir. peki ama ne zamana kadar ? biz herhangi bir sebeple o yanlıştan bir müddet uzaklaştığımiz zamana kadar. işte o uzaklaşma anı yapılan yanlışın aslında o kadar da çekici olmadığını gösterir. hayatta ne kadar çok şeyi iskaladigimizi görürüz. işte bu yanlıştan yüz çevirmek için güzel bir firsat daha sunar bizlere.. ister bir bilgisayar oyunu için geçirilen boş vakit, ister kadehlerin arkasına sığınilan geceler, ister bir başkasının hakkını zaptederek kazanılmış para, isterse kırılmış bir kalp olsun. tövbe kapıları her zaman herkese açıktır. o affedebildigine göre insan kendisini sevebilmeli, affedebilmeli, hiçbir olgu, olay , düşünce, kişi için kendisinden vazgecmemelidir.
devamını gör...

"beraber eskilmek" güzeldir.

eksilmedikçe...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir rte sözü değildir.
sezai karakoç'un " sürgün ülkeden başkentler başkentine " şiirinden bir mısradır.

ey sevgili;

sevgili
en sevgili
ey sevgili
uzatma dünya sürgünümü benim,
ülkendeki kuşlardan ne haber vardır,
mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır,
aşk celladından ne çıkar, madem ki yar vardır,
yoktan da vardan da ötede bir var vardır,
hep suç bende değil, beni yakıp yıkan bir nazar vardır,
o şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır,
sakın kader deme, kaderin üstünde bir kader vardır,
ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır,
gün batsa ne olur, geceyi onaran bir mimar vardır,
yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır,
yenilgi yenilgi, büyüyen bir zafer vardır,
sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır,
göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır,
senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır,
sevgili
en sevgili
ey sevgili.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim