çay içmeye fırsat olmayabilir ama; ilk girişte kolonya döndürüldüğü için o sekmez
devamını gör...

abd'de 11 eylül 2001 tarihinde gerçekleşen terör saldırısının düzenlendiği ikiz kulelerin bulunduğu kompleksin adıdır.
devamını gör...

takvim gazetesinden müzik seti
akşam gazetesinden 37 ekran tv
sabah gazetesinden çakma nes oyun konsolu (90 kupona)
arcopal yemek takımı
ana britanica ansiklopedi seti ama yarım kaldı.
daha neler neler. bir zamanlar online alışveriş gibi birşeydi :)
devamını gör...

türk sinema tarihinin en efsane senarist ve yönetmenlerinden biridir.

şener şen özellikle son zamanlar da sadece onunla çalışıyor.

5-6 yılda bir senaryo yazıyor ama filmi ses getiriyor.
devamını gör...

girlevik şelalesi, erzincan şehir merkezine yaklaşık 35 kilometre mesafede, çağlayan bucağı, girlevik köyü'nde bulunmaktadır.

şelale; doğal güzellikleri, bitki örtüsü, ağaçları, serin havası ve dinlenme yerleriyle erzincan' ın en çok tercih edilen mesire yeridir.

yüksekliği yaklaşık 30 metre olan, üç katlı birçok koldan akan girlevik şelalesi'ne, yerli ve yabancı turistlerin ilgisi her geçen yıl daha da artmaktadır.

özellikle bahar aylarında açan papatyalar, rengarenk küpe çiçekleri ve daha birçok farklı bitki türü görsel bir şölen sunmaktadır.

şelaleyi ziyarete gelen misafirler, iğde ağaçlarının gölgesinden piknik yapmakta ve serinlemektedir.

kış aylarında hava sıcaklığının sıfırın altına düşmesi, girlevik şelalesi'nin donmasına neden olmaktadır. şelalenin bu hali, oldukça ilgi çekicidir. donmayla birlikte oluşan buz sarkıtları, buz tırmanıcılığı sporu için elverişli bir ortam sağlamaktadır.

kış aylarında bu spora gönül verenler, donmuş şelalede gösteri yapmaktadır.

kaynak.
devamını gör...

aysel git başımdan - bağzıları

şarkı:

şiir:

aysel git başımdan

aysel git başımdan ben sana göre değilim
ölümüm birden olacak seziyorum
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
aysel git başımdan istemiyorum
benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
dağıtır gecelerim sarışınlığını
uykularımı uyusan nasıl korkarsın
hiçbir dakikamı yaşayamazsın
aysel git başımdan ben sana göre değilim
benim için kirletme aydınlığını
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

ıslığımı denesen hemen düşürürsün
gözlerim hızlandırır tenhalığını
yanlış şehirlere götürür trenlerim
ya ölmek ustalığını kazanırsın
ya korku biriktirmek yetisini
acılarım iyice bol gelir sana
sevincim bir türlü tutmaz sevincini
aysel git başımdan ben sana göre değilim
ümitsizliğimi olsun anlasana
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

sevindiğim anda sen üzülürsün
sonbahar uğultusu duymamışsın ki
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş
uzak yalnızlık limanlarına
aykırı bir yolcuyum dünya geniş
büyük bir kulak çınlıyor içimdeki
çetrefil yolculuğum kesinleşmiş
sakın başka bir şey getirme aklına
aysel git başımdan ben sana göre değilim
ölümüm birden olacak seziyorum
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
aysel git başımdan seni seviyorum.

atilla ilhan

devamını gör...

mağaza nedir diye girdim baktım, takipçi görme özelliğini fark ettim. sonra usulca karma puanıma bakıp mağazadan çıktım. ben daha banacak ekmeği bile alamıyorum. size afiyet olsun.
devamını gör...

her okuduğumda ecinnileri başıma toplayan bir charles baudelaire şiiri.

saplantı

ormanlar! katedraller gibi ürkütüyorsunuz;
uluyorsunuz org gibi; ve kargınmış kalplerde,
ihtiyar hırıltıların titreştiği, o sonsuz
yas odaları, dualarınızı perde perde

yansıtıyor. okyanus, nefret ediyorum senden!
uğultundan, köpüğünden; hıçkıran, horlanmış ve
yenilmiş insanın acı gülüşünü yeniden
buluyor zihnim, kendinde, denizin gülüşünde.

ne çok severdim seni, ey gece! olmasaydı bak,
ışığı bildik dili konuşan şu yıldızların!
çünkü bütün aradığım; boşluk, kara ve çıplak!

ama, yıldızlar gibidir yoğun karanlıklar da,
tanıdık bakışlardan uzaklaşmış varlıkların
binlercesi, fışkırıp gözlerimden yaşar orda.


obsession

grands bois, vous m'effrayez comme des cathédrales;
vous hurlez comme l'orgue; et dans nos coeurs maudits,
chambres d'éternel deuil où vibrent de vieux râles,
répondent les échos de vos de profundis.

je te hais, océan! tes bonds et tes tumultes,
mon esprit les retrouve en lui; ce rire amer
de l'homme vaincu, plein de sanglots et d'insultes,
je l'entends dans le rire énorme de la mer

comme tu me plairais, ô nuit! sans ces étoiles
dont la lumière parle un langage connu!
car je cherche le vide, et le noir, et le nu!

mais les ténèbres sont elles-mêmes des toiles
où vivent, jaillissant de mon oeil par milliers,
des êtres disparus aux regards familiers.


(bkz: les fleurs du mal)
devamını gör...

13 şubat 2000 tarihinde doğmuş rus müzisyen. sesi de kendisi de çok güzel.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

benimdir. ironi yaptığımı belli etmeyi sevmem anlayan anlar zaten.
devamını gör...

1756 ile 1763 yılları arasında ingiltere ve fransa arasında gerçekleşen ve ingiltere'nin kazandığı savaş.
devamını gör...

ağlamanın dramını daha çok arttıran durumdur.
devamını gör...

bağcılar'da trap dinleyen kekolardan daha akıllı olduğu kesin olan kişidir.
devamını gör...

cem yılmaz’ın hem arog hem de hokkabaz filmlerinde kullandığı repliktir.

genelde cem yılmaz bir filminde kullandığı bir cümleyi başka filmlerinde de kullanma işini çok yapar. mesela herkes komutan logar mı onun ben… diye başlayıp sözlük formatına takılan cümlesinin hem gora’da hem de yahşi batı’da geçtiğini bilir. ya da tahta tabii zoruna mı gitti sözü de hem gora’da hem arog’da geçer.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
babam mı sözü ise önce hokkabaz filminde iskender ile maradona, iskender’in babası ile birlikte karavanı da alarak çanakkale’ye doğru giderlerken emekli üsteğmen olan babasının paraşüt ile karavandan atlamasının ardından söylenir. babasının ölüp ölmediğine emin olamayan iskender maradona’ya sorar bu soruyu iki kere.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
daha sonra arog filminden arif ışık kaya’nın babasını almak için kuleye çıkıp indiğinde kimin kuleden indiğine bakmak için herkes toplanır. bu sahnede de kaya, karga’ya sorar aynı soruyu, aynı tonlama ile ve yine iki kere.

bu sadece benim aklımda mı kaldı bilmiyorum ama daha önce kimse yazmamış sanırım. bu tanımı kim yazdı, babam mı?
devamını gör...

su üzerinde olan viyadüklere akedük denir. burada ake, latince "aqua=su" kelimesinden, ductus "ileten, nakleden"kelimelerinden gelir. ayrıca (bkz: viyadük)


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kışın ortasında direnen, açmak için baharın gelmesini bekleyen bir fidan gibiyim.
devamını gör...

ortaokul ve lise yıllarımda çok fazla başıma gelen durumdur.

hatta artık bıkmıştım ve yanımda eşofman taşımaya başlamıştım. bir süre sonra da 'başlarım len müdürüne de kıyafetine de' deyip pantolon giymeyi bırakmış ve eşofmanla okula gitmeye başlamıştım. biraz da kilolu olduğum için kimse fark etmemişti neyse ki.
devamını gör...

arthur conan doyle tarafından yazılmış ve asperger sendromunun ilk örneğini veren nefis karakterdir kendisi. yani şerlok bildiğimiz kadarıyla tarihin ilk asperger sendromlu kurgu karakteridir.

niyedir böyle düşünüyorum?

- ağzından çok kolay laf alınamayan bir karakterdir kendisi ama yardımcısı dr. john h. watson hayallerinin etkisi altındayken çok konuşkan ve heyecanlı biri olduğunu belirtmiştir.

- empatiden son derece uzaktır ve her zaman deneysel takılır. mesela bitkisel bir ilacın yan etkilerini öğrenmek için arkadaşına avuç avuç içirir.

- şöhret için hiçbir şey yapmaz. merak ve takıntıları için bu işleri yapar.

- bazı zamanlar aşırı içine kapanık olması ve kimseyle konuşmaması. bunun yanında çoğu yönüyle son derece çocuksu olması.

- uyuma ve uyanma saatinden tut, kahvaltı sonrası yürüyüş saatine kadar belli bir rutine sahip olması.

buraya yazmaya üşendiğim birkaç detayı ile birlikte aslında otizmli bir karakter olduğu kitap serisinde çok detaylı bir şekilde açıklanmıştır. ancak dizi ve filmlerinde kendisi yüksek işlevli bir sosyopat olarak tanımlanır ki o da karakterin özüne büyük haksızlık etmektir. bu nedenle kitaplarının okunmadan dizilerine ve filmlerine sarmamak gerekiyor. bence öyle..
devamını gör...

çok öfkeliyim bugün. karmaşıklığı sevmiyorum. hayat küçük sürprizlerle güzel olabilir ama kaos ortamı beni rahatsız ediyor. yılın başından beri her şeye hazırlıklı olun, demekten sıkıldım. okul açılabilir de açılmayabilir de... sınavlar olabilir de olmayabilir de... performans ödevleri bunlar; yapın, yollayın, hazırda olsun çünkü notları girebiliriz de girmeyebiliriz de...
derse gelen öğrencilerimin motivasyonu düşmesin diye ara ara ama bıkmadan şu konuşmaları yapmaktan da sıkıldım.
haaa siz mi? dersime sürekli gelen, çalışan kuzular elbette derse girmeyenlerle aynı kefeye konulmayacaksınız çünkü emeğiniz var. sabahın köründe diğerleri sıcak yatağında uyurken siz sorumluluklarınızı yerine getiriyorsunuz. tabii ki sizin notunuz olacak, yüksek olacak. kendiniz için geleceğiniz için gayret edin, sabredin, fedakarlık edin...
peki ya derse girmeyenler. ailesi cahil diye, eğitime önem vermiyor diye bilinçsiz olan. bir senelik öğretimi kaçıran belki hiç toparlayamayacak olanlar.

peki biz? seneye bir sınıfta,;öğretime devam etmiş, biraz devam etmiş, hiç uğramamış onca öğrenciyi nasıl toplıycaz?
gecenin on ikisinde ders programı geldi. sabahki dersler için. el insaf... bu kadar da plansız olmaz ki! bu kadar karambole çarklar dönmez ki!
yarın mı? dyk için yarın belki okula giderim belki gitmem çünkü bilmiyorum. çünkü açıklamalara göre plan yapacaklarından henüz elimize ulaşmadı. belki de cumartesi. kısmet...
devamını gör...


1966 fransa - isveç ortak yapımı dramatik filmdir. özgün adı au hasard balthazar olan film mayıs 1971'de türk sinematek derneği'nde özgün adıyla gösterildi. vikipedi





bir eşeğin bir insanla kesişen ve benzeşen yaşam öyküsüdür konusu. eşeğin çektiklerini izledikçe bir ağlama tutturmuşumdur film boyunca. bir sahne vardır ki unutulmaz; eşek inatçıdır tabiatı gereği, bu bilinir. çoğu filmde olduğu gibi arzı endam eden filmin korkunç kötü oğlanı onun inadını kırmak için kuyruğunu tutuşturup araziye salar. o günden sonra hiç inat etmez bizim eşek.

benim ana karakter ile kurduğum özdeşim gereğince ki bu zorunlu değil ya, filmleri film lan bu ne ağlıyorsun diyerek izleyen, çıtasını "hızlı ve öfkeli"serisinden yukarıya çıkarmamışlara daima öykünürüm. yaşamım boyunca sanıyorum iki-üç yaşlarımdan itibaren benim de inadımı kıran pek çok olay, durum ve maaselef bir kısmı bilinçli olan kötülük görmüşümdür.sonuç itibarıyla halen bir miktar inadım kaldı ve başıma geleceği bildiğimden yani sonumu hazırladığımı bildiğimden yapacağımı yapıp ettikten sonra kollarımı kimseye zahmet olmasin diyerek bizzat ben zincirlerim. sonra da her sade kul gibi canımı canla donatan güce yalvarırım, duymaz da, vakti saati der biri. herhalde bir teyzedir, adını hatırlayamam ve yeme içmesi kesilmeyince onu ekler. sarı perde kapanır. beyaz perdeyi yanımdaki 9 numaralı koltukta oturan ve o da benim gibi film boyunca ağlayan kadına vermiş olmalılardır. belli ki temizlik hastasıdır. inadını böyle kırar. hepimizin yöntemleri ayrıdır. kimseye zahmet olmasındır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim