herkes şu günler biraz oblomovdur. hayattan bir beklenti olmaması, hiçbir şey yapmak istememek, minicik zorluğu kocaman bir iç sıkıntısı haline getirmek...
bazı günler siz de yüzünüzü yıkamak için yataktan saatler sonra çıkmıyor musunuz?
devamını gör...

az önce bir başlıkta da gördüm, onun üzerine bu konuya dikkat çekme gereği duydum.

böyle bir güdü, böyle bir içgüdüsel tavır söz konusu insanlarda.

din ile, inanç ile ilgili ne söylersen söyle, hata veya eksik veya yanlış büyük oranda din'de olmayıp, insan'da olan durum.

bir tabu adeta bu.
din konuşulmaz, din'de eksik veya fazla olmaz, olsa olsa insandır hatalı olan .

eyvallah,
peki bunu bilen insan neden doğru ve güzel dinin gereklerini yerine getirmek, olması gerektiği gibi olmak için çaba göstermez hiç, neden bunu bile bile hata yapmaya devam eder ?

mesela islamiyet, 1400 yıldır varolan bir din, bu durumda birileri çıkıp,
'müslümanlar 1400 yıldır taptıkları din'i öğrenemediler ' derse, bu doğru bir tespit olmaz mı ?

din doğru, eyvallah,
peki sen neden dindar görünüp sürekli hata yapıyorsun?

o zaman sorun senin dindarlığında,
ama sen buna da söz söyletmiyorsun...

şeklinde içinden çıkılamayan bir ikilemler silsilesi böyle devam edip gitmesi durumu...

edit: aşağıda bir yazar suçun bireyselligine vurgu yapmış.
ben aksini iddia etmedim zaten,
ancak suçu işleyen kişinin suç işlediğini kabul etmediğine, yani dindarlığına da söz soyletmedigine vurgu yaptım

bir diğeri, 1400 yıl üzerinden bir gönderme yapabilmiş sadece, tüm yazıyı geçmiş buraya takılmış.
tarih öyle söylüyor, en azından bizim okudugumuz tarih.
haa, sizin okuduğunuz tarih başka rakamlar veriyorsa, keşke paylaşsaydınız da bir şeyler ogrenseydik bizler de..
( mesaj alımları kapalı, o sebeple açıklamaları bu şekilde yapmak zorunda kaldığım durum.)

edit: herkes aynı şeyi tekrarlıyor,
adam dindarım diyor, dindarlığına da söz söyletmiyor , bunu ne yapacağız diyorum arkadaşlar.

adam ne dine, ne de dindarlığına söz soyletmiyorsa , sorunu nerde arıycaz.

benimki bir tespit, birşeyleri yermek eleştirmek değil.
sıkça karşılaşılan bu durumun adını koymak adına açtığım bir başlık bu.
yine körü körüne savunma moduna girmeye gerek yok .
devamını gör...

bugün tuvaletteyken düşündüm;
bu kafa sözlük sunucuları nerede acaba?
ahh düşünmez olaydım.
bir domuz barbekü restoranının içindeymiş.
önce buradan ip adresini aldım
104.26.2.18 bunu.
sonra buradan kordinatları aldım
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
39.0438 -77.4874 bu koordinatlar çıktı.
google mapsten bu koordinatlara gittiğimde acı gerçekle karşılaştım.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
carolina brothers pit barbeque restoranı karşıma çıktı.
ilk etapta sıradan bir restoran sandım fakat öyle olmadığını kısa sürede anladım.
restoranın street view görselleri mevcuttu.
içeri daldım.
her taraf domuz fotolarıyla kaynıyordu.
allahım sen affet.
içerdeki iki günahkar da büyük bir zevkle domuzları mideye gömüyordu.
beynimden vurulmuşa döndüm.
inanmıyorsanız siz de bakın;
buradan
tanım: günaha sokan sunucudur.
devamını gör...

şunu söylemeliyim ki stefan zweig'ın birçok okuduğum eserine bayılmıştım. onlardan biri bilinmeyen bir kadının mektubu dur. içselleştirmelere doyamadığım, hatıralarıyla birlikte ring caddesi'nde dolaştığım, dönemin siyasetini ve erkek-kadın ilişkilerini en iyi kurguya döken yazarlardan biri: stefan zweig.
zweig, novellalarında tezatlıkları seviyor. ulaşılmak istenen taraf bazen bir kişi olsa bile bazen bir kalp oluyor bazen de bir hedef oluyor fakat o hedefte her daim bir umursamazlık hakim. anlatıcı karakterlerin bitmek bilmeyen çabası bu kitapta da en çok göze batan çabalardan biri. kürk mantolu madonna'nın raif bey'i gibi kapıda beklemelerden tutun da amelie filmindeki gibi amaçlanmış kişiden başka kişilerin asla ve asla anlatıcıya tam olarak ulaşamadığı, kitapta esintileri olan konulardan. deneyimsizlik, sevgi konusundaki saflık, herhangi bir şeyden habersiz olması, manevi yöndeki eksiklikler bu kızı oluşturan parçalar.
bu kitapta hiçbir cümle boş değil, her cümle o kadar samimi ki bilinmeyen bir kadının sevdiği adam keşke siz olaymışsınız da bu mektubu size yazsaymış diyesiniz geliyor. 1920 yılında bir gün, postacı gelip de kapınıza böyle bir mektup bıraksa sizin de eliniz ayağınız düğümlenirdi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"yanyana toplanan milyonlarca sıfır bir etmez. her şey bireyin kalitesine bağlıdır." der carl gustav jung. keşfedilmemiş benlik eserinde.

peki sayın jung?

0! sıfır faktöriyel kaç eder?
ya da 3 üzeri sıfır
128 milyar üzeri sıfır

kaç eder?
cevap veriyorum bir eder.
4! yani 4x3x2x1 = 24
3! yani 3x2x1 = 6
2! yani 2x1 =2
1! =1
0!=1

çok saçma değil mi?
cevap veriyorum değil.

3x0 = 0 iken
0! neden bir etsin?

ya da

5x0 = 0 iken
5 üzeri 0 neden?
bir

5 üzeri 3 demek beşi 3 defa kendisi ile çarpmak demek

5x5x5 = 125
5x0=0
ama 5 üzeri 0 eşittir 1
128 milyar üzeri sıfır da 1
3 üzeri sıfır da 1

kafalar karıştı farkındayım. ama ilginç bir mesele. ve gayet mantıklı bir açıklaması var.

açıklama:

matematikte ikili bir işlem yapıyorsak yaptığımız işlemin bir etkisiz elamanı varsa hiç tane sayıyı o işleme sokmak etkisiz elamanı verir.

5 üzeri 0 bu yüzden bire eşit
5 sayısını hiç kere işleme sokuyoruz. sonucu da tanıma uygun olarak etkisiz eleman olmalı

çarpmanın etkisiz elamanı nedir?
1
o yüzden 5 üzeri 0 birdir.

7x0 sıfır iken
hiç tane 7'nin hiç tane7 ile çarpımı birdir.

bu kulağa hala saçma geliyor ise

0+0= 0 işlemine bakalım.

hiç tane sayıyı hiç tane sayı ile topluyoruz.
sonuç doğal olarak toplamanın etkisiz elamanı olan sıfırı verir.

sözelciler için etkisiz eleman ne demek onu da açıklayım.
etkisiz eleman işlemde hiç birşeyi değiştirmeyen demek.

5 +0 = 5 dir.
bu işlemde sıfır tamda olması gerektiği gibi varlığı ile yokluğu birdir. yani etkisiz eleman

çarpma da ise işler biraz değişik

5x1 = 5 iken
5x0 = 0 dır.

bu yüzden çarpmada varlığı ve yokluğu bir olan hiç olan sıfır değil birdir.

0! = 0 değil 0! = 1 olması işte tam bu yüzden.

3 üzeri sıfır = sıfır değil bir olması da aynı sebepten.
çarpmanın etkisiz elemanı 0 değil de 1 olduğu için.

rollo may
sevginin karşıtı nefret değil kayıtsızlıktır der

bende şunu söyleyim

varlığın karşıtı yokluk değil
etkisizliktir.

yok olun ama etkisiz olmayın.
0! = birdir çünkü
devamını gör...

senin çocuğun da senin gibi olur inşallah o zaman anlarsın beni.
devamını gör...

eski dilde kullanılan bir sözcük olup
iki yanında sıralanmış ağaçlar veya yeşil çit bulunan oldukça geniş yola verilen isim.
gezinti yolu olarak da kullanıldığı gibi bir bahçe, orman veya parka giriş yolu olarak da kullanılır.
devamını gör...

ağlarken kendi göz yaşını silmek..
devamını gör...

tedavülden kalkmış para gibi hissettiriyor hayat bazen insana;
adın var ama değerin yok,
senden bir şey olmuyor, yetkili merci dışında imha da edilemiyorsun.
olsa olsa nostaljik bir hatıra diye saklanırsın, bin yılda bir yüzüne bakılır.
o da eski liralar, delikli kuruşlar gibi itibar bekleme yani,
gereksiz bir gereklilik gibi...
devamını gör...

şu ana kadar 9 adet ''en iyi kapak fotoğrafı bendedir" iddiası ortaya atılmış olup, sayının gittikçe artacağından endişe edilmektedir.
devamını gör...

din sömürgenleri.
devamını gör...

gereksiz uygulamadir. japonya'da yapılıyor olması bu üniversitelerin mantıklı olduğu anlamına gelmiyor. norveç'te de olsa mantıksız olurdu. şöyle ki;

japon anayasasına göre kadın-erkek eşitliği var ancak olaya sosyolojik açıdan baktığımızda, budizm inancında, kadınlar her problemin kaynağı olarak görülmekte. hatta nirvana'ya ulaşabilmek için bir kadın önce erkeğe dönüşmelidir. kiz çocuklarınin erkeklerden daha farklı muamele gördükleri de söyleniyor.

3 yaşımdan beri erkekler ile birlikte okula gidiyorum. yani bu zamana kadar kötü ya da rahatsız edici bir şey yaşamadım. hatta sanırım sadece kızlar ile okusaydım kafayı yiyebilirdim.

edit: nikiforenko adlı değerli yazar bazı ilginç eklemelerde bulundu. ekstra bilgi olarak buraya da eklemek istedim. japonya'da budizm yaygın olsa da resmi din şintoizm olarak geçmekteymis. budizmin kutsal kitapları içerik itibariyle de birden fazlaymış ve benim bahsettiğim nirvana kısmı pitakalar'da yer alıyormuş. pitaka'da kullanılan dilin sembolik olduğunu, erkek ve kadından ziyade, benliğin çiftli yapısına gönderme yaptığından bahsetmistir.
devamını gör...

55 yıldır sözlük yazarıyım. kendi kardeşinin sevgilisine nick altında övgü yazdığı için yazar hesabı kapatan admin gördüm. her türlü hilenin hurdanın döndüğü yerdir sözlükler. çok da beklentiye girmeden yazın. vakit geçiriyoruz işte. sözlük alt tarafı.

(bkz: sözlük bana karı bul lan allahlı)
devamını gör...

bazen kaçtığın bazen de kaçındığın o tuhaf his. sahi, tarif edecek olsak ne renk olurdu acaba? ne kadar büyüklükte yahut küçüklükte olurdu? yanımızda kim olurdu? başlangıcı ve sonu neresi olurdu? nereye, kime benzerdi? bu his nasıl bir his ki tarifi bu kadar imkansızken bir o kadar da anlamlı ve göreceli?
devamını gör...

orangutan değildir. insandır. misal; ben de insan olsam kendi fotimi koyarım.
devamını gör...

entelektüel kelimesi yerine münevver veya aydın kelimelerini kullanırsanız daha bilgili gözükürsünüz.
alaycı kelimesi yerine müstehzi kelimesini kullanırsanız daha bilgili görünürsünüz.

benim aklıma gelenler bunlar.
daha bilgili gözükmek için böyle şeylere başvuruyorsanız sizden zaten bir bok olmayacağı için pek bir şey fark etmeyecektir. yine de kulağınıza küpe olsun.
devamını gör...

kitab-ı mukaddes'te (özel olarak (gbkz: incil)'de, daha da özelinde yuhanna incili'nde) yer alan, isa peygambere atfedilen söz. bir kadının zina suçundan yargılanması sırasında herkesin günahkar olduğunu vurgulamak adına söylenir. olay, kimsenin kadını suçlayamaması ve isa'nın kadını affetmesiyle sonuçlanır.
devamını gör...

bu bir thedansözkiller ukdesidir.

kırkpare olarak ta ifade edilir.

fakirliğin gözü kör olsun efenim, fakirin, fukaranın elbiselerini uzun zaman giymeleri üzerine elbiselerde yırtılır. peki elbiseler atılır mı? tabi ki hayır ... ''yama'' adında elbiselerin ömrünü uzatan metod kullanılır. sevgili dostlar bu ''yama'' ev ekonomisi dehaları olan kadınların aklına ''ulan ben bunu birleştirirsem harika battaniye olur'' düşüncesini doğurur. bu birleştirilen kumaşların, görsel olarak harika bir desen oluşturması ise ''kırkyama sanatı''nın doğmasına sebep olur.
çeşitli ''küçük'' kumaşların birleştirilerek farklı şekillerde dikilmesi ile elde edilen bir sanata kırkyama denir.
mesele burada ''arta kalan'' kumaşların rastgele dikilmesi değildir; onu ''sanat'' yapan şey yaratılan desenlerdir.
örtü, giyim, battaniye, çanta, şapka, nevresim, yastık, yatak örtüsü hatta mobilya döşemelerinde kullanılmaktadır.

yoksulluğun var olduğu tüm yıllarda var olan yama işi, özellikle 1929 buhranıyla birlikte artış gösterdi.
sevgili dostlar, 1929- 1939 yılında yoksul kadınların un çuvallarından çocuklarına elbise diktiğini fark eden bazı un fabrikaları çiçekli çuvallar ürettiler. bunu yoksulluğun boyutunu anlayabilmeniz için yazıyorum.
''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''

''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''

özellikle büyük savaşlardan sonra artış gösteren kırkyama, ikinci dünya savaşı sonlarında artık bir moda akımı haline gelecektir.
adına da patchwork deniliyor.
inanmayacaksınız romare bearden diye bir adam var ve 1970'te yaptığı kırkyama, new york modern sanatlar müzesinde sergilenmektedir.
ahanda şu;
''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''

bitti mi? bir çok alanda uygulanmaya başlamıştır kırkyama...
bunlardan en önemlisi kırkyamayı seramik sanatına uygulayanzoe hillyard'tır.
kim derdi ki, yokluğun, yoksulluğun sembolü olan ''yama'' müzelerde milyonlar ödenen bir sanat akımı olacak...
hey gidi hey...

''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''
devamını gör...

duruma göre değişir. eğer başka bir mecradan kendi tanımınızı (ç)alıyorsanız, bu kopyalamaya/hırsızlığa girmez. sorun oluşturmaz. oldu ki başkasının kocca paragrafını kopyaladığınız o zaman yazar haklıdır, en azından bir "alıntı" kelimesi iliştirilmelidir entrynin köşesine. emek hırsızlığıdır ve kanunen başınız derde girebilir.

not: yine yargı dağıtıyorum. *
(bkz: son feci mars the yargı machine)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim