bir şeyler yerken sürekli düşündüğüm soru.

- yoğurt yapmak kimin aklına geldi
- zeytinin, ay çiçeğinin vb yağını çıkarıp yemekte kullanmak peki?
- kakao çekirdeklerinden çikolata yapmak?
- bilimum yaprakları haşlayarak çay yapmak?
- soğanı, domatesi yemeklerde kullanma fikri?
- peki yediğimiz onca meyveyi , ilk önce yemeyi kabul eden o cesur insan kim?
- mayalı ekmeği nasıl yaptılar, nereden düşündüler, tesadüfse bu nasıl bir tesadüf?

sorular çok efendim. bildiğim tek şey, atalarımız bu kadar cesur olmasaydı, eminim ki çok az yenecek şeylerle idare ederdik.
devamını gör...

yine hiç şaşırmadığımız bir olay. durmak yok yola devam...
devamını gör...

ahlak olarak çöktüğümüzün göstergesidir.
devamını gör...

sevdiğim yazarlardan olan orsalesta anafor’un açtığı başlığı görünce ben de tanım yazmak istedim. okumak, yaşamak ve dert sahibi olmak çok önemli bence de. karanliktakimum’un yaptığı yetenek eklemesi de oldukça yerinde.

ben de ekleme yapmalıyım. görüyor ve artırıyorum.

ben çok küçük yaşta öykü yazmaya başladım ama hepsi çocuksu şeylerdi. ciddi ciddi öyküler yazmaya başladığım ilk zamanlar adeta minyatür bir kafka idim. onun gibi cümleler kurmak için kan ter içinde çabalıyordum.

çok okudum, deliler gibi, hayatım yokmuş gibi okudum ve bu bana ciddi bir birikim sağladı. yaşadım da. en dibi gördüğüm çok oldu, tekrar yükselip tekrar düştüm. harcayamayacağım kadar çok paramın olduğu zamanlarım oldu, metro çıkışında metro kartı dilendiğim zamanlarım da. ve içimde tutamadığım onlarca derdim oldu, hala var ve görüyorum ki olmaya devam edecek. yetenek konusunda emin değilim ama bence az da olsa bir yazı kabiliyeti var bünyemde. bazen nerde olduğunu bulamasam da varlığını hissediyorum.

ama minyatür kafka olmaktan kurtulup gerçekten yazmaya başlamam kendi tarzımı bulmamla oldu. kafka gibi değil, kafka hayranı bir insanolunbiraz gibi yazmaya başladığımda kendi sesimi de bulmuş oldum. ne yazarsam yazayım kendi tavrımla yazmaya başladım o günden sonra.

haklı bütün ön koşullara ek olarak bence insanın kendi sözcüklerini bulmasını da ekleyebiliriz. yani ben eklemek isterim. sanırım ekledim de.
devamını gör...

matematik bizi kandırıyor hocam.
(bkz: kendimi kendimden çıkarsam sıfır kalmaz.)
devamını gör...

içten içe öldüğümü hissediyorum..
devamını gör...

azimli, taşı bile delebilecek sivrisinektir. asansörle mi gelmiştir yoksa 5'er kat çıkıp dinlenerek mi bilinmez.
devamını gör...

tecumseh shawnee kabilesinin, panter koluna mensuptur. shawnee'lerin bu kolu savaş konusunda ciddi bir tecrübeye sahiptir. kendilerini shawnee'lerin askeri gücü olarak tanımlayabiliriz.

sciota nehri kıyısında, savaştan önceki gece yıkanarak arınırlar, savaş boyalarını sürerken, kutsal ruha zafer için yakarırlardı.

babası pukeshinwah bir savaş reisiydi ve panter klanının önemli savaşçılardan birisi olarak gösteriliyordu. point pleasant savaşı'nda oğlu henüz 6 yaşındayken öldürüldü.

babasını küçük yaşta kaybeden tecumseh'i ağabeyi chiksika ve shawnee'lerin ruhani lideri ''kara balık'' yetiştirdi.

kabilesine yapılan onlarca baskını küçük bir çocuğun gözlerinden gördü. kabilesiyle birlikte defalarca yer değiştirmek zorunda kaldı. çocukluğundan gençliğine kadar geçen dönem onun için ölüm ve sürgün demekti.

tabi bu dönem onun fikirlerinin oluşmasında da önemli bir evre olmuştur. küçük husumetler yüzünden birbirleriyle savaşan kabilelerin beyaz adam tarafından kolayca alt edilebildiğini gördüğü için, birlik fikri kafasında gençlik yıllarında yeşermeye başlamıştır.

katıldığı savaşlarda başlarda gözcülük görevini yerine getirmiş, sonrasında ise savaşlarda aktif olarak yer almaya başlamıştır.

tecumseh'in siyasi birlik fikri, katıldığı savaşlar sonrasında iyice pekişmiş ve neredeyse tüm kızılderili kabilelerini gezerek, onlara birliğin şart olduğunu anlatmaya çalışmıştır.

ona göre; ata toprakları bir bütündür. tüm kuzey amerika yerlilerine aittir. hiç bir kabile diğerlerini yok sayarak, topraklarını elden çıkaramaz veya terk edemez, bu sebeple tüm kabileler tarafından topluca müdafaa edilmelidir.

tecumseh'in bu fikirleri özellikle genç kızılderililer arasında hızla yayılmaya başladı. diğer kabilelerin reisleri, genç savaşçılardan gelen talepleri görmezden gelemediler ve kabilelerin ortak kararı ile bir kurultay toplanmasına karar verildi.

tecumseh bu toplantıda, yılanın kutsal toprakları sinsice dolaştığını, toprakların satılması konusunda kabileleri sincice soktuğunu söyleyerek, etkileyici bir konuşmaya imza attı.

yine bu konuşmasında ilk kez ''beyaz şeytan'' tabirini kullanarak, kızılderililer arasında bu tabirin yaygınlaşmasına sebep olmuştur.

birlik fikri çığ gibi büyüyordu...

her ne kadar karşıt görüşler ortaya çıkmış olsa da, ezici bir çoğunluk tecumseh'in arkasındaydı.

bu fikir ''beyaz şeytan''a da iletildi. tecumseh bu talebin kabul edilmeyeceğini bilse dahi, yine de meselenin barışçıl bir yolla çözülebilmesi için elinden geleni yapmıştır.

elde bir avuç kalan ata topraklarının kızılderili kanı akıtılmadan korunabilmesini sağlamak için eşsiz bir diplomasi mücadelesi vermiştir.

''beyaz şeytan''ın bitmez tükenmez açgözlülüğü ve acımasızlığı karşısında savaşmak zorunda oldukları kesinleştiğinde, tecumseh atalarının savaş boyalarını sürdü. ''gökyüzündeki panter'' artık savaş alanındaydı...

beyaz şeytan'ı defalarca küçük muharebelerde yenmiş olsa da, bu durum asla yeterli olmuyordu. yeni bir yol düşünmeliydi. tekrar diplomasiyi devreye soktu ve ingilizlerden siyasi ve lojistik destek alarak savaşmaya devam etti.

5 ekim 1813 günü ''thames river'' savaşında ingilizler savaş alanını terk edince, beraberindeki kızılderililerle birlikte yalnız başına kaldı.

çekilmeyi düşünmediler. son ana kadar savaştılar.

savaş alanında düşen sadece tecumseh'in bedeni değildi...

birlik hayali ve kabilelerin özgürlük isteği de orada toprağa karıştı.

bu büyük adamın, bedeni asla kabilesine iade edilmedi. ''beyaz şeytan'' onun ölüsünden bile korkmuştu. ölüm haberi, küçük çaplı direnişlerinde bir süre durmasına neden oldu.

''babam ! benim babam güneştir. benim annem topraktır; onun bağrına yatacağım! ''diyen ''gökyüzündeki panter'' her ne kadar onun bağrına düşmüş olsa da, bedeninin yerinin bilinmemesi kabilesi arasında büyük bir acıya sebep olmuştur.

derler ki, geriye kalan bir avuç shawnee, ne zaman başını göğe çevirse, usulca onun adını fısıldarmış...

dibine not: başlığı açan değerli yazar arkadaşımın söylediği gibi tecumseh'e dair türkçe'ye çevrilmiş bir kitap yok. bu cidden büyük eksiklik. yabancı kaynaklardan okumak isteyenler james laxer'ın ya da john sugden'ın onunla ilgili yazdığı kitapları okuyabilirler. her ikiside tecumseh'i ve mücadelesini ayrıntılarıyla anlatmıştır.

dibine not 2: başlığı açan değerli yazar arkadaşıma ayrıca teşekkürü bir borç bilirim. zira kendisi bu alanda, sözlükteki boşluğu doldurmaya gayret ediyor. meşguliyetler trenimden her inişimde kendisine katkı sağlamaya çalışacağım. var olsun.
devamını gör...

incecik ekmekler ile yapıp çevirdikten sonra üzerine kaşar peyniri koyup başka bir yumurtalı ekmek dilimini de onun üzerine koyarak nirvanaya ulaştırabileceğiniz yiyecek.
adını yumurtalı ekmek tostu koydum.
devamını gör...

sözlükte çevrimdışı takılmak.

siz sevgilim olduğunu düşünüp,sevgilimle vakit geçirdiğimi zannederken, ben o sırada anın fotoğrafı başlığında nöbet tutacağım. el ele tutuşmuş,bol aşko'lu çiçekli böcekli, hediyeli fotoğraflarınızı yönetime şikayet edeceğim.
yalnızlar tayfa alarm kurun o gün sözlükte moderasyon ekibini çok yoracağız *
devamını gör...

''taze, yeni'' anlamına gelen sözcüktür. genellikle iç anadolu bölgesinde kullanılır.


aynı zamanda tayvan kökenli bir bilgisayar ve donanım üreticisi şirketin ismidir.
devamını gör...

kadınların ve kuaförlerin bilebileceği bu rengi tarif etmesi de biraz zor açıkçası. rus kızının saçının sarısı desek uymaz, viking sarısı desen o da uymaz. bu sarı, doğal olan, abartısız ve fazla parlak olmayan bir sarı.
devamını gör...

galiba fes dolayısıyla isim almamıştır, çünkü fes 1800'lerde kullanılmaya başlandı ama bu adalar 1500'lerde keşfedildi.
ama uzun külah üzerine sarık bağlanmış gibi görünüyor. belki adamlar ona benzetmişlerdir.
devamını gör...

en sevimsiz iletişim şekli.
sadece 1.derece yakınlarım ile yaparım.
devamını gör...

metal müzik efsanesi ingiliz heavy metal grubu.

beşiktaş inönü stadındaki konserde hallowed be thy name çalmayarak beni üzmüşlerdir.
devamını gör...

öldürmüyor. bunu iliklerine kadar hissedip, yaşamış ve yaşıyor olan biri olarak söylüyorum. aksine kimseden görmediğiniz sevgiyi siz etrafınıza saçıyorsunuz. döke saça topluyorsunuz o siyah sevgisizliğe karşı renklerinizi. gülüp, mutlu oluyorsunuz. dimdik duruyorsunuz. tabii ben bunları kendi özelimde söyledim, herkeste böyle olmayabilir.
devamını gör...

hem çalıp hem söyleyen türk halk müziği sanatçısı.
1981 ankara doğumlu kocamaz 99 senesinde aktif müzik yaşamına başlamıştır.eğitimini ankara üniversitesi dil tarih coğrafya fakültesi halkbilim bölümünde tamamlamış olan sanatçı 2013 yılında ilk solo albümü olan leyla’ya misal albümünü çıkarttı.
ardından 2015 tarihli muhabbeti duy isimli koro albüm çalışmasında yer alan kocamaz 2016 yılında çıkarttığı adanmış ve 2018 yılında yayınladığı olida albümleriyle müzik yaşamına devam etmiştir.
türkü ve deyişleri albümlerinde seslendirmenin yanısıra video paylaşım sitelerinde de amatör ve profesyonel kayıtlarını dinleyicileriyle paylaşan sanatçının bir de sitemi var ; “bazı anonim türküleri ve deyişleri birileri hasbelkader albümlerinde oku diye o eserler onların tapulu malı olmuyor , biz okumak , dillendirmek istiyoruz telif hakkı ihlali diyorlar , yayından kalkıyor videolarımız , bazen de hayatta olmayan sanatçıların varisleri telif yolluyor. bazı eserler herkesindir.”
günümüzde almanya’da yaşayan sanatçı , türkiye’de olduğu gibi yurt dışında da konserlerine ve sivil toplum kuruluşları organizasyonlarına devam etmektedir.

kendisi güçlü , etkileyici ama aynı zamanda yumuşacık olan sesi , bağlama konusundaki yeteneği ile şahsımı yaptığı işe aşık etmiştir. özellikle alevi-bektaşi müziğine olan ilgisi ve bu konudaki yüksek başarısı ile dikkat çekmektedir ve genç yaşına rağmen hayranları kendisine ‘dede’ diye hitap etmektedir.
albümlerinin yanı sıra youtube üzerinden amatör kayıtlar da paylaşan bu pos bıyıklı abimiz söylediği her türkü ve deyişin hakkını fazlasıyla vermekte.

birkaç örnek ver bakalım kebapçığım diyenlere ;
çok evvel oldu - aşık davut sulari
sevgi kuşun kanadında- hasret gültekin
naz etme sevdiğim - perişan güzel
devamını gör...

yaklaşık 1 haftadır sözlüğe girmediğimden dolayı "acaba neler yazmış, neler kaçırmışım?" diyerek hunharca profilinde gezerken aniden "bu yazara yakın zamanda çok fazla favorilediğiniz için favoriniz kaydedilmedi." uyarısını ilk defa gördüren yazardır kendisi.
daha fazla söze gerek yok sanırsam.*
devamını gör...

sözlükteki bir garip grup yazarların mottosu olan söylem. buluşma noktaları köşedeki park değil, discord, bildiğin discord hee.

şaşıyorum cidden şaşıyorum. gece 1 sularında başlayıp sabah 9'a kadar acaba ne konuşuluyor oralarda. bunlar android mi nedir?

uyku uyumazlar mı? arkadaşları yok mu? sosyal hayatları elinde laptop yatak odasından mutfağa gitmek mi?

bulunur oldum dün gece, kara zarf içinde gelen bir davetiyeyle. üstünde ya özür dilersin ya hedeftesin yazıyordu. herkesi almıyorlar çünkü. özür dilemek için gruplara giriyorsun misyonun bu, gece gece ne oldum diyorsun.

sonra senin için başlık açıyorlar falan bunlar hedefe koyup duymak istediklerini duyamayınca.. komik cidden. mikrofonu kapatıp, arkada breh öhöm srrreh gibi değişik şekillerde gülesi geliyor insanın, tutamıyorsun.

anlatıyorsun derdini.. saygı duyuyorlar o an. fakat gittiğin gibi arkandan cin ali görseliyle kağıtlara çizilmiş planlar dökülüyor masaya.

o değil uyumuyor bunlar.. demiş miydim? uyumuyorlar ulan, elleri klavyede hak bekliyorlar, özür bekliyorlar.. alana kadar vazgeçmeyecekler. planları ferfena..

değişik kafalar, değişik gurebalar..
devamını gör...

karma puan çılgınlığı ve sözlük yönetiminin ekonomi yaklaşımı üzerine bir inceleme

geçtiğimiz günlerde yapılan ''kafa store'' indirim günleri hepinizin dikkatini çekmiştir. sözlük yazarlarını acımasızca ve fütursuzca başlık altlarında çalıştıran, girdikleri tanımlardan nemalanan sözlük yönetimi, bu emeğin karşısında yazarlarına asgari ücretin bile altında bir karma puan ödemesi yapıyor. oysa pazar çok pahalı. bir çok sözlük yazarı, indirime rağmen temel ihtiyaç malzemelerini temin edemiyor. sözlükte bir çok yazar ''millet aç aç!'' nidaları atarken, yoldaş ve ekibi yaşanan ekonomik krizi görmezden geliyor.
bu konu ile ilgili yaptığı açıklamalar ise yazarların yaşadığı ekonomik dar boğazı umursamadığını gözler önüne seriyor. açıklamayı kaçıran değerli sözlük yazarları için aynen buraya aktarıyoruz.

''bana kimse bu sözlük içerisinde insanlar karma puana muhtaç dedirtemezsiniz. değiller. abartılı işler bunlar. muhaliflerin hakkımızdaki karalama kampanyalarından yalnızca birisi. bakın ben yine de yüce gönüllülüğümü gösterdim. iko'ya talimatı verdim. çöz şu sıkıntıları dedim. fiyatları indir. rozet lobisine, kişisel ileti lobisine geçit verme dedim. o da sağ olsun halletti. şu anda sözlükte karma puan sıkıntısı çeken, istediğini alamayan yazar yok. hatta bazıları üç rozet aldı. bunları biliyoruz. kulağımıza geliyor. ekonomik durum kötü olsa bunu yapabilirler mi ? yapamazlar. herkesin bir eli yağda bir eli balda, oturdukları yerden bize nasıl kara çalacaklarını düşünüyorlar. tek bir yazar dahi yatağa karma puansız girmedi/girmiyor.''

bu açıklamalardan sonra pek çok sözlük yazarı ile görüştük. kime dokunsak bin ah işittik. karma puan kredisi çekip ödeyemeyen, başlıklarına ve tanımlarına haciz gelen yazarlar olduğu gibi. 3-5 karma puan için mendil açıp dilenmeye başlayan yazarlar olduğunu da üzülerek gördük. hele bir yazarın başlık altında, ''indirim bitmeden bana borç verin borç'' diyerek kendini yakma girişiminde bulunması halen gözlerimizin önünde.

bazı yazarlar bu mevzuda acıyı bal eylerken, vur patlasın çal oynasın tarzında ''karma puan harcaması'' yapan yazarlarda var. peki bu yazarlar içinde bulunduğumuz ekonomik krizde nasıl oluyor da bu kadar rahat harcama yapabiliyorlar ? bu önemli sorunun cevabına da yine derin araştırmalarımız sonucunda ulaştık.

sözlük ekonomisinden sorumlu kaynağımızın söyledikleri şu şekilde;

''bazı başlıklarda ihaleye çıkıyoruz. tutacak başlıklar için yaptığımız bir uygulama bu. tabi ihaleyi elin adamına verecek değiliz. bize yakın olana veriyoruz. bunda yadırganacak bir şey olduğunu düşünmüyorum. bu başlıkları alanların karma puanının fazla olması gayet doğal. bunda kızacak kıskanacak bir şey yok. bize yakın olanların rahat etmesini sağlamamız lazım. bu bir gönül işi. bizim tarafımızda duracak gönüllere/gönüllülere ihtiyacımız var. bu en doğal hakkımızdır diye düşünüyoruz. hem onca şey yaptık. bilmem kaç şeritli kategori bölümü açtık. gece modu yapıldı. profillere onlarca özellik ekledik. hepsini bir kenara bırakın, radyo açtık radyo! bunlar hep bu arkadaşların sayesinde oluyor. bırakında karma puanları sizden çok olsun!''

evet değerli okurlar bu konuda bizim söyleyeceğimiz hiç bir şey kalmadı. ateş düştüğü yeri yakıyor. en doğru değerlendirmeyi sizin yapacağınızı biliyor ve bu konu ile ilgili tüm muhasebeyi vicdanlarınızda yapacağınıza sonuna kadar inanıyoruz.

sözlük yönetiminin yeni düşman algısı ve oglalalakota'nın bu algı oyunları içerisindeki yeri!

değerli sözlük müdavimleri, önceki bültenimizde sözlükte yaşanan kalkışma kıvılcımlarını ve yönetimin bu kıvılcımlara nasıl karşılık verdiğini yazmıştık. özellikle ''jön kafacılar'' teşkilatına yönelik yapılan baskınlar ve mellisho üzerinde yaratılan algı sonrasında yönetim bu işten kârlı çıkmış gözüküyor. sizlerde taktir edersiniz ki, mellisho'nun mesaj kutusunda bulunan şiirsel metinden sonra, kendisinin tutumunda bir nebze yumuşama görüldü. sanki kurda, kuzu postu giydirilmiş gibi bir durum söz konusu. içinde yanan devrim ateşi bir şekilde söndürülmüş ve hizaya çekilmiş gibi görünüyor. durumla ilgili kendisinden bilgi almak istediğimizde, evi temizleteceğim röportaj verecek vaktim yok diyerek, röportaj talebimizi geri çevirmesi de, kuşkularımızı arttıran önemli bir etken oldu.

tüm bu kuşkular ışığında kulağımıza gelen yeni bir olayı sizlerle paylaşmak istiyoruz. ''jön kafacılar'' kalkışması sonrasında, yönetim korku dağlarının zirvesinde dolaşmaya başladı. her şeyden nem kapar hale geldiler. ve tamda bu sebepten mütevellit oglalalakota adlı yazar hedef tahtasına oturtuldu. peki nedir bu olayın aslı astarı? yönetimdeki kaynaklarımızdan aldığımız bilgileri kelimesi kelimesine sizlerle paylaşıyoruz.

''yoldaş, oglalalakota'nın paylaşımlarından ciddi anlamda rahatsız. alttan alta sözlük yönetimini hedefe oturttuğunu düşünüyor. yazarın sürekli kızılderili katliamlarını gündeme getirmesi, baskıcı yönetimlerle ve insan hakları ihlalleri ile ilgili yaptığı paylaşımların, sözlük yönetimine yönelik alttan alta bir eleştiri olduğunu düşünüyor. bu sebeple de yazarın tüm hareketleri izlemeye alındı.

ayrıca yazarın sürekli hayalet dansından bahsediyor olması da bizim açımızdan bir kalkışma alâmeti olarak nitelenmekte. durup durup bu konuyu açmanın hikmeti harbiyesi nedir ? bilgisini vermişsin halen neyin peşindesin? diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz.

bunların dışında büyük bir sorun daha yaşıyoruz. bazı yazarlar kendisinin paylaşımları yüzünden bize duman yoluyla ulaşmaya çalışıyor. mesaj kutusu kullanmayı bıraktılar ve bu durum moderasyon açısından büyük bir sıkıntı oluşturmaya başladı. duman altında kaldık resmen. boğuluyoruz!

böyle giderse kendisi için sözlükte bir rezervasyon alanı oluşturacağız. bu iş başka türlü çözüme ulaşacak gibi gözükmüyor.''


evet değerli okurlar. sözlük yönetimi ayakta kalabilmek ve iktidarını devam ettirebilmek adına sürekli yeni düşmanlar yaratmak suretiyle, sözlüğü baskı ve korku ile yönetmeye devam ediyor. beyaz şeytana karşı şef oglalalakota'nın sonuna kadar yanında olduğumuzu bilmenizi isteriz. tek derdi insanlarla barış çubuğu tüttürmek olan bu güzel adama yapılan zulmü kabul etmiyoruz ve yüksek sesle haykırıyoruz; ''oglala lakota'yı rahat bırakın!''

kimsesizlerinkimiraikkonen pistlere veda mı ediyor ?

sözlüğün pek çok alanında hız düşürmeden sürüş yeteneklerini sergileyen değerli pilotu kimsesizlerinkimiraikkonen ile ilgili kulağımıza bazı söylentiler geldi. özellikle şiir başlıklarında harika bir iş çıkarmakta olan kimi'nin son günlerde gözlerinde bazı problemler oluştuğu ve bu yüzden sıkça pilotaj hatası yaptığından bahsediliyor. kendisine bu mevzu ile ilgili yönelttiğimiz sorulara pistlerdeki gururumuz kimi şöyle yanıt verdi;

kimi hakkında çıkarılan iddialarla ilgili yarışseverlere ne söylemek istersin ?

''aslında kafa sözlük sezonu benim için harika başlamıştı. sıralama turlarında çok iyi iş çıkardığımı düşünüyorum. damalı bayrağı her görüşümde içimde kelebekler uçuşuyor. fakat son zamanlarda formumda bir düşüş olduğunun bende farkındayım. bunun en büyük sebebi sözlükte açılan şiir başlıklarında, şiirlerin boşluk bırakılmadan paylaşılması. hepsini okuyacağım derken gözlerimi bozdum. her dizeyi okuyabilmek için tabiri caizse tampon tampona mücadele veriyorum. tam şiiri okudum, anladım derken de, gözlerimde bir bulanıklaşma oluşuyor ve şiir pistinden çıkıyorum.''

peki bu durum kalıcı mı ?

''kalıcı olduğunu zannetmiyorum. bu sıkıntıyı gece yarısı yaptığım test sürüşlerinde daha sık yaşıyorum. ama kendimi toparlayacağıma inanıyorum. beni sevenler ve beni takip edenlerden ricam şu; şiir paylaşırken lütfen arada boşluk bırakınız. gerçekten görüş alanımı kaybediyor ve sürüş hakimiyetimi yitiriyorum. ayrton senna'nın başına gelenlerin benim başıma gelmesinden de açıkçası çekiniyorum. hep birlikte şampanya patlatmak varken beni dört kolluya bindirmek niyetinde olan arkadaşları da sizin aracılığınız ile esefle kınıyorum.''

açık, mert, korkusuz kafa sözlük haber ajansını okudunuz. keyifli sözlükler dileriz.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim